Gönderen Konu: Tuhaf bir bilgi yarışması  (Okunma sayısı 13404 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı aşk hamalı

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
Tuhaf bir bilgi yarışması
« : 08 Şubat 2009, 20:22:43 »

24 Ocak 2009 Cumartesi 10:43
Yarışmanın amacı kısaca Kur"an"ı Kerim"i anlayarak okumayı teşvik etmek. Buna bağlı olarak da davranış ve bakış açımızı Allah"ın emirlerine göre düzenlemeye çalışmak.

Yarışmanın sitesinde organizasyonun hiçbir kişi ve kurumun himayesinde gerçekleştirilmediği özellikle belirtiliyor ki bu noktada söylemlerinden de ileri giderek pek rastlayamadığımız çoğunlukda dernek ve vakfın desteğiyle bu hareketin başlatıldığını görüyoruz. İlim Yayma Vakfı, Akabe Vakfı, Önder, Özgür der TGTV bu harekete katılan kurumların sadece birkaçı.

 
Nasıl katılırsın?!

Yarışmaya katılım konusunda herhangi bir sınırlama yok; yani her yaştan insan katılabilir. Sadece toplam kişi sınırı 5000 kişi olarak belirlenmiş. Sınav çokdan seçmeli 100 sorudan oluşuyor. Sorular Kur"an-ı Kerim"de geçen kavramların manalarına yönelik değil Kur"an"daki ayetlerin manası ile ilgili. Örnek sorular organizasyonun sitesinde mevcut.

Yarışma için son başvuru tarihi 10 Nisan 2009.
Yarışma tarihi ise 26 Nisan 2009.
Yarışmanın ödül töreni ise 29 Mayıs 2009 günü gerçekleşecek.

Ödüller!
Kur"an"ı anlamayı teşvik etmek üzere düzenlenen organizasyonun, teşvik için koyduğu ödüller ise şunlar;
•   Birinciye: 5000 TL ve Dizüstü Bilgisayar
•   İkinciye: 4000 TL ve Dizüstü Bilgisayar
•   Üçüncüye: 3000 TL ve Dizüstü Bilgisayar
•   Dördüncüye: İki kişilik Umre gezisi
•   Beşinciye : İki kişilik Kudüs gezisi
•   Altıncıya: 500 TL ve Dizüstü Bilgisayar
•   Yedinceye: 500 TL ve Dizüstü Bilgisayar
•   Sekizinciye: 500 TL ve Dizüstü Bilgisayar
•   Dokuzuncuya : 500 TL ve Dizüstü Bilgisayar
•   Onuncuya : 500 TL ve Dizüstü Bilgisayar
•   11. den 20.ye kadar : Dizüstü Bilgisayar
Son olarak, birçok yönü ile dikkat çekici bu organizasyonun, doğabilecek muhtemel bir tartışmaya da kapı aralayabileceğini eklemeden edemeyeceğim. Özellikle tanıtım metninde geçen “Arapça bilmeyen insanların Allah"ın emirlerini anlama konusunda hataya düşme korkusuna kapılmalarının yanlış olduğunu ve herkesin Kur'an"ı anadilinde okuyarak, Arapça bilen birisi kadar Kur'an"a vâkıf olabileceğini idrak etmelerine katkıda bulunmak” kısmının en azından benim açımdan bir muğlaklık oluşturduğunu ve bu muğlaklığın giderilmesinin de sonucunda rahmet doğacak tartışmalar neticesinde olabileceğini düşünüyorum.





« Son Düzenleme: 28 Nisan 2009, 13:57:21 Gönderen: fatihan »

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #1 : 09 Nisan 2009, 10:46:46 »

İş iyice ayağa düştü. Daha doğrusu düşürüldü. Fakat kimsenin bundan haberi yok. Hatta çok kimse hizmet yaptığını, dinin öğrenilmesine vasıta olduğunu zannediyor. Bunun için de hatırı sayılır maddi destekte de bulunuyor. Farkında olmadan, İslam düşmanlarının sinsi dini yıkma faaliyetlerine katkıda bulunduğundan, düşman safında yer aldığından haberi yok.

Neden bahsettiğimi herhalde merak ettiniz; açıklayayım: Geçen gün, oturduğum sitedeki bloka girdiğimde, girişteki bütün posta kutularına bırakılmış, ofset baskı gayet güzel hazırlanmış bir broşür gördüm. Hatta bazıları da yere düşmüş ayak altında dolaşıyordu.

Neyin nesi diye merak edip alıp inceledim. Baktım içinde birçok âyeti kerime meali var. Broşürün konusu da buymuş zaten. Son yılların modası olan bilmem ne platformunun düzenlediği, Kur’anı Anlama Bilgi Yarışması imiş.

Otuza yakın kuruluş da buna destek veriyormuş. Test usulü, meal anlama yarışması yapılacakmış. Bu âyetten ne anlıyorsun, Cenab-ı Hak bu ayet ile bize ne mesajı vermek istiyor .. gibi sorular var. Yarışmada dereceye girenlere para, dizüstü bilgisayar, umre gezisi… gibi ödüller vadediliyor.

Yarışmanın gerekçesinde de şu açıklamaya yer verilmiş: “Yaratıcı, insanlık tarihi boyunca, her devirde insanları yalnız bırakmamış, mutlaka bir semavi kitap göndermiş. Bu kitapları okuyup anlayan, tatbik eden kurtulur. Bunun için bize gönderilen Kur’an-ı kerimi doğru okuyup anlamamız kaçınılmaz bir sorumluluktur. Bu gaye ile böyle bir yarışmayı düzenliyoruz.”

Ancak Bektaşinin yaptığı gibi, konunun başını almış sonunu görmemezlikten gelmiş. Evet, her devirde semavi bir kitap vardı. Fakat, bu kitabı ümmetine açıklayan, ilahi mesajı yani murad-ı ilahiyenin ne olduğu bildiren peygamberler de vardı. Sadece kitap kafi gelseydi, herkes kitaptan okuyup anlayabilseydi, sayıları yüz yirmi dört binden fazla olan peygamberin gönderilmesi luzumsuz olurdu. 

Cenab-ı Hakkın gönderdiği kitapların birinci derece muhatabı peygamberlerdir. Dolayısıyla, onların kitaptan ne anladıkları önemlidir; insanların değil. Bunu görmemezlikten gelip, herkesin Kur’an-ı kerimi anlamasını istemek, dolaylı yollarla buna zorlamak, bunu bir marifetmiş gibi sunmak insanlara zulümdür, peygamberin görevini gasbetmektir.

İşin bu vahametini düşünemeyenlere sesleniyorum: Lütfen ne yaptığınızın farkına varın. Yüzyıldır, İngilizlerin; fıkıh kitaplarını, alimleri, mezhepleri bertaraf edip, doğrudan Kur’ana yönlendirme ve bu şekilde dinden uzaklaştırma ve soğutma, projesine destek olmayın!

Kur’anı kerimin manasını anlayabilmek için, imam-ı a’zam hazretleri gibi müctehid olmak lazımdır. Müctehid olmayan mukallidlerin, mealden anladığı ile değil bağlı olduğu mezhebin bildirdiği hükümlerle amel etmesi lazımdır.

Kur’an-ı kerim mealini herkesin okuyup anlamasının gerekli olduğunu söyleyenler, Yusuf suresinin, “Biz Kur'anı Arapça olarak indirdik, umulur ki, siz onu anlarsınız” mealindeki 2. âyet-i kerimesini öne sürüyorlar. “Ey Resulüm, Kur'an-ı kerimi insanlara açıklaman için indirdik”  (Nahl 44), mealindeki âyet-i kerimeyi görmemezlikten geliyorlar. Yukarıdaki ayeti kerime tefsirlerde özet olarak şöyle açıklanıyor:

“Biz Kur'an-ı kerimi herhangi bir lisan ile değil, en geniş, en açık, en ahenktâr olan Arap lügatı üzere indirdik. Eğer akıllıca düşünürseniz, bu Kitabın ulviyetini, kendisinin bir şaheser, hükümlerinin, tesirli sözlerinin, bütün insanlığa hitap ettiğini anlar, müslüman olmayı en büyük bir vazife, en yüksek bir saadet telakki edersiniz.

Ey Araplar, Kur'an-ı kerim, sizin lisanınızla indi. Bugüne kadar birçok edebiyatçının, şairin sözünü dinlediniz. Hiçbirisine benzemiyor. Bunun insan sözü olmadığını, İlahi bir kelam olduğunu düşünürseniz, anlarsınız. “

Demek ki âyetteki anlamak, bunun ilahi kelam olduğunu anlamaktır. Yoksa ahkamını anlamak değildir. Eğer öyle olsaydı, “Açıklaman için indirdik” buyurulmazdı.

Kur'an-ı kerimi anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır. Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Bu bakımdan Peygamber efendimiz, İslam’a, Kur'ana tâbi olmak isteyenin bir âlime, bir mezhebe bağlanmasını; bunun fıkıh kitabı ile amel etmesini emrediyor. “Âlimlere tâbi olun!” (Deylemi) buyuruyor. 14 asırdır din bize bu yol ile geldi. Bundan sonrası da bu yoldan gitmeye bağlı. Farklı yol tutan, yolda kalır;  kurda kuşa yem olur.

Mehmet Oruç
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Meallerdeki gizli ve sinsi emeller!
« Yanıtla #2 : 09 Nisan 2009, 11:19:15 »

Meallerdeki gizli ve sinsi emeller!

Dün, otuza yakın kuruluşun desteği ile bir platformun düzenlediği “Kur’an-ı kerim mealini doğru anlama” yarışmasından; böyle bir yarışmanın, anlayışın  zararlarından bahsetmiştik.  Broşürdeki, yarışmaya katılım şartlarına bakıyoruz: Tefsir, hadis-i şerif ilimlerinde uzman olma şartı yok, arapça bilmek, ilahiyat okumuş olmak da gerekmiyor. Okuma yazma bilmek kafi.

İşin ne kadar basite, ayağa düşürüldüğünün resmi bu. Kur’an-ı kerime değer veriyor görüntüsü altında, bilerek veya bilmeyerek Kur’an-ı kerimi ne hale düşürüldüğünün, oyuncak haline getirildiğinin göstergesi. 

Halbuki İslam büyükleri, Kur’an-ı kerimi anlayabilmek için, dindeki yirmi ana ilmi, iyi öğrenmek gerekir. Ana ilimlerden biri, tefsir ilmidir. Bu yirmi ana ilmin kolları, seksen ilimdir, demişlerdir.

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: “Üç kimse, Kur'an-ı kerimin manasını anlayamaz: 1- Arabiyi ve tefsir ilmini iyi bilmeyen. 2- Büyük günaha devam eden fasık. 3- Bid'at sahibi olan, Eh-i sünnet itikadında olmayan.

Herkes haddini bildiği için, asırlardır bu şartlara haiz olmayan kimseler böyle bir teşübbüste bulunmamışlardır.

Bu aklı evveller acaba “Anayasayı Anlama Platformu” oluşturup, anayasayı kim daha iyi anlıyor, yarışması da düzenlemeyi düşünüyorlar mı? Böyle bir şey akıllarına bile gelmez. Gelmiş olsa bile, başta hukukçular hemen karşı çıkar:

“Anayasa, herkesin anlayamayacağı bir metindir, hukukçu olmayan rastgele kimseler anayasaya yorum getiremez. Hatta her hukukçunun yorumu bile geçerli olmaz. Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin yorumu geçerlidir” deyip, böyle bir patavatsızlıkta bulunanlara hadlerini bildirirler.

Bugün dinin, gerçek sahibi olmadığı için, Kur’an-ı kerimi anlama yarışmasına, patavaksızlığına mani olacak merci de yoktur. Atış serbest, herkes istediği gibi yorumluyor. Zaten, 150 sene öncesinden planlanan da buydu. Dinde kargaşa çıksın, her kafadan bir ses gelsin, din tartışılır hale getirilsin; böylece dinde sorgulamalar başlasın, herkes kendine uygun bir yol tutsun…

Kur’an-ı kerim bilgileri üç kısımdır:

Birincisi: Cenab-ı Hakkın mahluklarından hiç kimseye bildirmediği ilimdir. Bu konuda konuşup fikir ileri sürmek, açıklama yapmaya yeltenmek, kimse için câiz değildir.

İkincisi: Cenab-ı Hakkın, Kur’an-ı kerimden, ancak peygamberine bildirmiş olduğu sırlar.  Bu mevzuda, Resulullahtan yahut onun izin verdiği ehl-i irfandan başkasının konuşması doğru olamaz.

Üçüncüsü: Rabbimizin Peygamberine öğretmiş olduğu, ümmetine öğretmesini istediği bilgiler.

Bugün bu bilgilere sahip kimse kalmamıştır. Yapılan mealler, tefsirler, daha çok kendi yarım yamalak bilgisine göre yapılmaktadır. Dünyalık menfaat için, şan, şöhret için yapılmaktadır. En tehlikelisi de; dine hizmet adı altında, dini yıkmak için; sinsi yorumlarla, tercümelerle dinin emirleri hakkında halkı şüpheye düşürmek

 Bugün mealciler arasında; tesettür farz mı değil mi, namaz üç vakit mi beş vakit mi gibi tartışmaları yapılmıyor mu? Bu kadar açık olan şeyler tartışılabiliyorsa gerisini artık siz düşünün!

Zaten, ilk Kur’an tercümesini Zeki Megamiz adlı bir Hıristiyan Arabın yapmış olması, daha sonra, Cihan Kütüphanesi sahibi Ermeni Mihran Efendi’nin bunu sürdürmesi  yine, Türkiye’de Lions Kuluplerinin örgütlenmesini yapan Osman Nebioğlu’nun 1943 yılında kurduğu Nebioğlu Yayınevi  tarafından “Türkçe Kur’an-ı kerim”  adı ile meal bastırması bu işte art niyetlilerin de olduğunun açık göstergesidir.

Son devrin büyük din âlimlerinden Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi, “Mes’eletü Tercümeti’l-Kur’an” adlı eserinde, Kur’an tercümesi modasının arkasındaki gizli ve sinsi emelleri ve dinimizi içten yıkma plânlarını açıklamaktadır. Bu kitap, Bedir Yayınevi tarafından bastırılmıştır.

Bütün bunlar, meal okumanın, okutmanın hele bunu seviyesiz bir şekilde “Bilgi yarışması” şekline sokmanın ne kadar tehlikeli ve veballi bir teşübbüs olduğunu  göstermektedir.

Mehmet Oruç
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #3 : 12 Nisan 2009, 22:18:43 »
Destek veren kuruluşlardan birkaçı özellikle dikkat çekiyor.

Ödüllerde iyi.Bu kaynaklar nerden sağlanıyor acaba? Kimler sağlıyor, nasıl temin ediliyor?

SOn yıllarda özellikle ehli sünnet inancını bertaraf etmek için çok önemli fonlar ayrılıyor söylentisi boşuna değil.Milyarlarca liraya tefsirler yazdırılıyor, yarışmalar vs....

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Hizmet adı altında hezimete uğratma siyaseti
« Yanıtla #4 : 16 Nisan 2009, 10:16:14 »
Geçen hafta, önümüzdeki günlerde yapılmasını planlanan “Meal Yarışması” sebebiyle kaleme aldığım; meallerden din öğrenilemiyeceği; dinin ancak fıkıh, ilmihal kitaplarından öğrenilebileceği yazım üzerine, bazı art niyetlilerin veya bunların dolduruşuna gelenlerin tepkileri ile karşılaştım.

Nereden nereye! Bir asır önce bunun bırakın tartışılması mealden din öğrenmek kimsenin aklına bile gelmezdi. Müslümanlar dini bir mesele ile karşılaştığında, İbni Abidin, Mülteka, Hindiye, Mebsut, Fethül kadir, İnaye, Dürer, Hidaye, Halebi-i Kebir ve Sagir… gibi meşhur fıkıh kitapları akıllarına gelir, ilk müracaat adresleri buralar oldurdu; kimse Kur’anda ne yazıyor, hadislerde nasıl geçiyor bir bakayım demezdi, diyemezdi. Çünkü herkes haddini bilirdi. Bu iki asıl kaynağın, halk için olmayıp İmam-ı a’zam, İmam-ı Şafii gibi mezhep sahibi müctehidler için olduğunu bilirdi.

YAPAR GÖRÜNEREK YIKMAK!

100-150 yıllık İngiliz propagandası ile zihinler bozuldu, kafalar karıştı; âlimlere ve bunların fıkıh kitaplarına şüphe gözü ile bakılır hale gelindi. Halbuki, Resulullah efendimiz, “Her şeyin dayandığı bir direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir.” buyurmuştur. Temel direk sarsıntı geçirince, bütün bina zarar gördü. 

Yanlış, kasıtlı yönlendirmelerle, halk fıkıhtan soğutuldu, fıkıh neredeyse unutuldu. Sadece okuma yazması olan adam bile, ”Dediğine baktım mealde göremedim, bana Kur’andan yerini göster” diyor. Çokları bu meal okuma ve dağıtma işini dine hizmet olarak görüyor. İşte İngiliz oyunu bu: Hizmet adı altında hezimete uğratma siyaseti; yapar görünerek yıkmak!

Tehlike fıkıhla da kalmadı; iman sınırına dayandı. Çünkü fıkıh bilinmeyince, sağlıklı ibadet olmaz, ibadet olmayınca da iman kalmaz. İman, muma benzer, ibadetler mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de, İslamiyettir. Fener olmazsa, mum çabuk söner. İmansız İslam olmaz, İslam olmayınca, iman kalmaz. Zaten nihai maksat da bu.

İslam düşmanları, âlimsiz, fıkıhsız bir yere varılamayacağını, İslam dininin 14 asırdır ancak bu yol ile bozulmadan bugüne gelebildiğini araştırmaları sonucunda anlamışlardı. Bunun için nereden vuracaklarını çok iyi biliyorlardı. Fıkıhsız, kuralsız, âlimsiz içi boş bir İslam olsun istiyorlardı.

İslam âlimlerinin büyüklerinden “kutbu Şarani” adı ile meşhur, İmam-ı Şarani hazretleri (1493- 1565) Mizan-ül-kübra kitabında günümüzün bu ana yoldan ayrılmış, çarpık düşüncelerine bakınız asırlar önce nasıl cevap veriyor:

“Din kardeşim iyi düşün! Resulullah, Kur'an-ı kerimde mücmel (kısa ve kapalı) olarak bildirilenleri açıklamasaydı, Kur'an-ı kerim kapalı kalırdı. Resulullahın varisleri olan mezhep imamlarımız hadisi şeriflerde kapalı olarak bildirilenleri açıklamasalardı, sünneti nebeviyye kapalı kalırdı. Her asırda gelen âlimler, Resulullaha ta'bi olarak, mücmel olanı açıklamışlardır.

Nahl suresinin kırkdördüncü ayetinde mealen, “İnsanlara indirdiğimi onlara beyan edesin” buyuruldu. Beyan etmek, Allahü tealadan gelen ayetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Ümmetin âlimleri de, ayetleri beyan edebilselerdi ve kapalı olanları açıklıyabilselerdi ve Kur'an-ı kerimden ahkam çıkarabilselerdi, Allahü teala Peygamberine, sana vahy olunanları teblig et derdi. Beyan etmesini, açıklamasını emir etmezdi.

RESULULLAH EFENDİMİZ BİLDİRMESEYDİ…

Resulullah efendimiz, Kur'an-ı kerimde mücmel olarak bildirilenleri açıklamasaydı ve mezhep imamlarının açıklamaları olmasaydı; nasıl abdest alacağımızı Kur'an-ı kerimden çıkaramazdık. Namazların kaç rekat oldukları ve orucun, haccın, zekatın hükümleri ve keyfiyetleri ve nisab miktarları ve şartları ve farzları ve sünnetleri, Kur'an-ı kerimden çıkarılamazdı.

Doğrudan Kur’ana, hadislere müracaat etmek, din âlimleri ile mücadele etmek, onları red etmek demektir. Alimlerle karşı olmak, onların ictihadlarının çürük olduklarını göstermeğe kalkışmak, Resulullahla cidal etmek demektir.

Çünkü, âlimler, Resulullahın varisleridir. Resulullahın getirdiklerinin hepsine, hikmetlerini, delillerini anlamasak bile, iman ve tasdik etmemiz lazım olduğu gibi, mezhep imamlarımızdan gelen bilgilere de, kelamlarına da, delillerini anlamasak bile, İslamiyete muhalif olmadıkları için iman ve tasdik etmemiz lazımdır.

İmam-ı Şafii, teslim olmak, imanın yarısıdır buyurdu. Rebi hazretleri bunu işitince, hayır, imanın hepsidir dedi. Bugünkü teslimiyete(!) bakınca işin vahameti, içler acısı hali daha iyi anlaşılıyor!

Mehemet Oruç
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Fıkıh öğrenmenin önemi ve zarureti
« Yanıtla #5 : 16 Nisan 2009, 23:03:43 »
Fıkıh, İslamiyeti bilmek, anlamak demektir. Fıkıh ilmi, insanların yapması ve yapmaması lazım olan işleri bildirir. Hadis-i şeriflerde, “Allah indinde en üstün kimse fakihtir.”, “İbadetlerin en kıymetlisi fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.”, “Âlimlerin en hayırlısı fıkıh âlimleridir.” buyuruldu.

Fıkıh bilgileri, Kur'an-ı kerimden, hadisi şeriflerden, icma-ı ümmetten ve kıyasdan meydana gelmektedir. Kur'an-ı kerimin hakiki manasını anlamak, öğrenmek isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam ve fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalıdır.

Bu kitapların hepsi, Kur'an-ı kerimden ve hadisi şeriflerden alınmış ve yazılmıştır. Kuran tercümesi diye yazılan kitaplar, doğru mana veremez. Okuyanları, bunları yazanların fikirlerine, düşüncelerine ve maksatlarına esir eder ve dinden ayrılmalarına sebep olur.

EKMEK, SU GİBİ LAZIM

İbni Abidin’de buyuruyor ki: “Fıkıh bilgisi, ekmek, su gibi, herkese lazımdır. Bu bilginin tohumunu eken, Abdüllah ibni Mesud  olup, Eshabı kiramın yükseklerinden ve en âlimlerinden idi. Bunun talebesi Alkama bu tohumu sulayarak, ekin haline getirmiş ve bunun talebesinden olan İbrahim Nehai, bu ekini biçmiş, yani bu bilgileri bir araya toplamıştır.

Hammad-ı Kufi, bunu harman yapmış ve bunun talebesi olan İmam-ı azam Ebu Hanife ve talebeleri öğütmüş, hamur yapmış ve pişirmişlerdir. Böylece hazırlanan lokmaları, insanlar yemektedir. Bu bilgileri öğrenip dünya ve ahiret seadetine kavuşmaktadırlar.

Ahmed Tahtavi hazretleri buyuruyor ki: Fıkıh âlimlerinden bir karış ayrılan dalalete düşer. Sivad-ı a'zam, fıkıh âlimlerinin yoludur. Fıkıh âlimlerinin yolu da, Resulullah efendimizin ve Hulefa-i raşidinin yoludur. Kurtuluş, Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasındadır. Fırka-i naciyye, bugün dört mezhepte toplanmıştır. Bu zamanda bu dört hak mezhepten birine uymayan, bid'at ehlidir.

Muhammed Hadimi hazretleri buyurdu ki: “Dindeki dört delil, müctehid âlimler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü biz, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Bunun için, mezhebimizin bir hükmü, âyet ve hadise uymuyor gibi görünse de, mezhebimizin hükmüne uyulur.

Yahut başka bir âyet veya hadisle değişmiştir, yahut tevil edilmesi gerekir. Bunları da ancak müctehid âlimler anlar. Bunun için tefsir ve hadis değil, âlimlerin kitaplarını okumak gerekir.”

Dört mezhebin kelam kitapları aynı olup, fıkıh kitapları başka başkadır. Herkesin bilmesi, inanması ve yapması gereken kelam (yani iman) ve ahlak ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan kitaplara “İlmi hal” kitapları denir.

Dinini bilen ve seven ve kayıran mübarek insanların ilmi hal kitaplarını alıp, çoluğuna ve çocuğuna öğretmek, her Müslümanın birinci vazifesidir. Kendilerine din adamı ismini ve süsünü veren cahil ve sapık kimselerin sözlerinden ve yazılarından din öğrenmeğe kalkışmak, kendini Cehenneme atmaktır.

Kur'an-ı kerim, İslâmiyetin temel kitabıdır, anayasasıdır. Bunu, Resulullahın, müctehid imamların ve diğer âlimlerin sözleri açıklar, tatbikini sağlar. Kur'an-ı kerimden başkasını kabul etmemek, bir devletin anayasasının dışındaki bütün kanunlarını, tüzüklerini, yönetmeliklerini, genelgelerini kabul etmemek, onları yok saymak gibidir.

Bugün biri çıkıp böyle bir iddiada bulunsa, ben anayasadan başka birşey tanımam dese, bu konuşması iyiye alamet görülmeyip hemen akıl hastanesinde tedaviye alınır.

GERÇEK MÜSLÜMAN OLMAK İÇİN

Fıkhı öğrenmek her Müslümana farz-ı ayndır. Fıkıh âliminin Müslümanlara sağladığı faydanın sevabı, cihad sevabından çoktur. Ehl-i sünnet itikadını ve farzları, haramları öğrenmek farzdır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından öğrenilir. Fıkıh, âyet ve hadislerden çıkarılmıştır.

Hadis-i şerifte, “Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.” buyuruldu. İmam-ı Malik hazretleri, “Fıkıh öğrenmeyip, tesavvuf ile uğraşan, dinden çıkar, “zındık” olur. Fıkıh öğrenip tesavvufdan haberi olmayan “Bid’at sahibi”  olur. Her ikisini edinen, hakikate varır gerçek müslüman olur, buyurdu.

Fıkıh, salih kimselerin yazdığı ilmihallerden öğrenilir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetli eserlerinden derlenerek hazırlanan eserleri okumalıdır.

Mehmet Oruç
« Son Düzenleme: 16 Nisan 2009, 23:45:39 Gönderen: fatihan »
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı HAYATIN TADI

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 43
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #6 : 19 Nisan 2009, 15:17:34 »
Allah razı olsun.mevlam bızı bu yoldan,dogruluktan,hızmetten ayırmasın.ummetı muhammedın evladına da dogru yolu gostersın ıns.boyle dusmanlarada fırsat vermesın rabbım.AMIN...

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3890
    • Herkonudan.com
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #7 : 25 Nisan 2009, 04:18:49 »
Alıntı
İşin bu vahametini düşünemeyenlere sesleniyorum: Lütfen ne yaptığınızın farkına varın. Yüzyıldır, İngilizlerin; fıkıh kitaplarını, alimleri, mezhepleri bertaraf edip, doğrudan Kur’ana yönlendirme ve bu şekilde dinden uzaklaştırma ve soğutma, projesine destek olmayın!
Kur’anı kerimin manasını anlayabilmek için, imam-ı a’zam hazretleri gibi müctehid olmak lazımdır. Müctehid olmayan mukallidlerin, mealden anladığı ile değil bağlı olduğu mezhebin bildirdiği hükümlerle amel etmesi lazımdır.

Kur’an-ı kerim mealini herkesin okuyup anlamasının gerekli olduğunu söyleyenler, Yusuf suresinin, “Biz Kur'anı Arapça olarak indirdik, umulur ki, siz onu anlarsınız” mealindeki 2. âyet-i kerimesini öne sürüyorlar. “Ey Resulüm, Kur'an-ı kerimi insanlara açıklaman için indirdik”  (Nahl 44), mealindeki âyet-i kerimeyi görmemezlikten geliyorlar.


Allah razı olsun. Gündemden hiç düşmemesi, her zaman hatırlatılması gereken bir konu. Belki yarışma ile gündeme yeniden geldi ama maalesef bu konuda çok müslümanlar yara aldı hala da devam ediyor...
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı ilahiyat çı

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 2
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #8 : 01 Mayıs 2009, 16:11:58 »
merhaba arkadaşlar
sanırım birkaç yanlış anlaşılma var yarışma hakkında. yarışmada dediğiniz gibi ayet verilip hiçbir hadis fıkıh bilgisi olmayan insanlardan bunun hakkına yorum yapması istenmiyor; bu gerçekten dediğiniz gibi ilme zulüm olurdu. yarışma ayetlerin türkçesini bilmeye yönelik ya da felak suresinde neden bahsetiğini bilmek gibi şeylere yöneliktir. oldukçada gereklidir.
Kuran'ı Kerim o muhteşem ahengiyle orjinalinden okunduğunda burda Allah cc. bize ne diyor diye düşünmememiz haddimizi bilmemizden değil cahilliğimizdendir.
« Son Düzenleme: 01 Mayıs 2009, 16:14:34 Gönderen: ilahiyat çı »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #9 : 27 Ocak 2010, 10:39:27 »
"KUR'AN araştırmaları platformu" ve "KUR'AN araştırmaları grubu" adları altında internet siteleri ve facebook grubları bulunuyor.
Patolojik bir durum olduğu açık ama Muhteviyatı tam olarak nedir acaba?

Çevrimdışı hakikatli

  • okur
  • *
  • İleti: 58
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #10 : 07 Şubat 2010, 21:57:49 »
Konu çok önemli...    Konu ile ilgili arştırma içerisinde olan kardeşlerimizin yardımına(konunun uzmanları) bilenlerin,müdahil olması gerekir kanısındayim.
Öyle bir devim'ki ben,hakikatte pireyim,bir delik gösterinde utancımdan gireyim...

Çevrimdışı gülçiçek

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #11 : 13 Şubat 2010, 22:20:25 »
Allah razı olsun.mevlam bızı bu yoldan,dogruluktan,hızmetten ayırmasın.ummetı muhammedın evladına da dogru yolu gostersın ıns.boyle dusmanlarada fırsat vermesın rabbım.AMIN...
mum  olmak kolay değildir, ışık saçmak için evvela yanmak gerek.

Çevrimdışı Kut

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 14
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması ' el cevap
« Yanıtla #12 : 09 Haziran 2010, 16:12:29 »
 Esselamü Aleyküm ve Rahmetüllahi ve Beraketühu;
önce bir tersten okuma yapalım bakalım Kardeşlerim haram neden haram olmuştur? bazı ulemaya göre zararı faydasından daha galib geldiğinden fazla olduğundan olmuştur.şimdi bu mantık çerçevesinden bakarak bu bil yarışmasının faydasmı daha elzem dir zararı mı ? cevabı ağır ağır eleştiren kardeşler aklı selim ile bir daha düşünsünler düşünelim derim. g2)) Kureyşi risalesinde derki bir mslüman kardeşinizin 99 kusuru olsa 1 iyi işi olsa o 99 a o biri tercih edin. Müslümanlar olarak bibirimizle iletişemiyorsak bunun nedeni ve dahi asrın birçok sorununun dahi nedeni ve'tesimü bi hablillahi cemiav vele teferragu ayetinde gizli bunu bize kur'anı kerim okumaya ilk geçtiğimizde ezberleten hocalardan Allah cc razi olsun.Allah cc ye emanet olunuz.
Gussadan Mahlas dilersen Ey GÖNÜL
Adını Divan-ı AŞK'a Yazdır...

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #13 : 09 Haziran 2010, 16:39:34 »
Kusur bulmak değil müslüman kardeşinin yanlışını düzeltmek olarak da bakılabilir.
« Son Düzenleme: 09 Haziran 2010, 23:54:48 Gönderen: Tuğra »

Çevrimdışı azizistanbul

  • yazar
  • ****
  • İleti: 677
Ynt: Tuhaf bir bilgi yarışması
« Yanıtla #14 : 09 Haziran 2010, 23:33:21 »
müslüman kardeşinin 99 kötü tarafını değil de 1 iyi tarafını görmek konusunda hemfikirriz.

ancak görmezlikten geldiğimiz 99 kötü yü aklamak gerekmiyor. o fiiller kötüyse kötüdür emri bilmaruf nehyi anilmünker icabı bu kötülüklerle mücadele gereklidir.

yanlış ve kötü işler ayrı o işleri işleyen kardeşlerirmizin durumu ayrıdır. ikisini birbirine karıştırmamak lazımdır.


zina eden birisi zina ettiği için meclisimizden koparıp silip süpürüp atarsak o kardeşimiz boşluğa düşerek iyice günahın içine dalabilir.o kardeşimizin iyi bir yönünü buularak elinden tutmak ve günahlarından uzaklaştırmaya çalışmak lazımdır


ancak bu yapılanlar zina fiiline göz yummak anlamına gelmez.
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ