Gönderen Konu: Uğurlama Duâsı  (Okunma sayısı 3402 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Uğurlama Duâsı
« : 04 Kasım 2008, 01:44:50 »


Abdullah (İbni Yezîd) el-Hatmî radıyAllahu anh şöyle demektedir:

Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem asker uğurlarken, onlarla vedâlaşmak istediği zaman şöyle buyururdu: “Estevdiullahe dîneküm ve emâneteküm ve havâtime a’mâliküm = Sizin dininizi, emânetlerinizi ve amellerinizin  sonuçlarını Allah’a emânet ediyorum.”(1)

Hadis kitaplarımızda “Vedâ anında söylenecek söz (veya yapılacak dua)” gibi başlıklar altında yer verilen hadisimizin Abdullah İbn Ömer ve Ebû Hüreyre radıyAllahu anhümâ’dan da rivayetleri bulunmaktadır. Aşağıda yerlerine işaret ettiğimiz rivayetlerde sadece asker uğurlarken değil, normal zamanlarda özellikle yolculuğa çıkacak kimselerle vedâlaşırken de Hz. Peygamber’in vedâ etmek istediği müslümanın elini tuttuğu ve karşısındaki bırakmadan mübârek elini çekmediği ve “Estevdiu’llahe dîneke ve emâneteke ve havâtîme amelike = Senin dinini, emânetlerini ve amelinin sonuçlarının Allah’a havâle ederim”(2) diye dua buyurduğu kaydedilmektedir.

Peygamber Efendimizin böyle davranmasının gerekçesini bir başka hadîs-i şerifte bulmaktayız. O sallAllahu aleyhi ve selem Lokman Hakîm’e atfen onun şöyle dediğini haber verir: “İnnellahe azze ve celle ize’stüvdi’a şey’en hafizahu = Azîz ve celîl olan Allah’a bir şey emânet edildiği zaman onu mutlaka korur.”(3)

Diğer taraftan, senedinde zayıf bir râvi olarak bilinen İbn Lehia’nın bulunduğu bir rivayette Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’ın şöyle dediği yer almaktadır: Resûlullah sallAllahu aleyhi ve selem bir kere beni uğurladı ve bana “Estevdiukellahellezi lâ tadîu vedâiuhu = Seni, kendisine ısmarlanan şeyler zâyi olmayan Allah’a emânet ediyorum” dedi.(4)

İslâm Edebi

İslâm toplumunda bütün beşerî ilişkiler, birer ibâdet niteliği içinde ele alınmaktadır. Günlük hayatın bütün sahnelerinin, İslâm’ın getirdiği inanç esaslarının İslâm dünya görüşünün birer yansıması olarak yaşanması temel ilke olarak benimsenmektedir. Bunun böyle olduğunu Sevgili Peygamberimizin sünnet-i seniyyelerinde, temiz yaşayışlarında görmekteyiz.

İki müslümanın birbiriyle karşılaştıklarında selâmlaşarak söze başlayıp tokalaşmaları, vedâlaşırken de yine selâmlaşarak ve hadisimizdeki şekliyle birbirlerini Allah’a ısmarlayıp emânet ederek ayrılmaları, “Benim namazım, öteki ibâdetlerim, hayatım, ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi olan Allah içindir”(5) âyetinde belirtildiği gibi, “buluşmamız da ayrılmamız da Allah içindir” dercesine bir tavır sergilemek demektir. Bunun anlamı da hayatın her anının ilâhî bir ikram ve lütuf olduğunu kabul ve itiraf etmektir. Bu davranış günlük işleri “İslâm edebi” ile şekillendirmek ve hayatı teslimiyet terbiyesiyle yaşamaya çalışmaktır. Çok hareketli ve karmaşık ilişkiler ve gerçekten baş döndürücü hız ve gürültü içinde akıp giden saatler ve günler herhalde ancak İslâm muâşeretinin öğrettiği güzel sözcükler, hatırlatmalar, selamlaşmalar ve vedâlaşmalar ile büyük ölçüde denetim altında tutulabilir. Her şeyin yaratıcısı olan Allah Teâlâ, her konumda en büyük güç, kuvvet, rahmet kaynağı, teselli ve teslimiyet odağıdır. Onun ruhlara inşirah, gönüllere ferahlık veren güzel isimleri, sonsuz rahmeti ve sınırsız himâyesi sayesinde ancak, hayatın yükünü çekmek, günü huzurla geçirmek mümkün olabilir.

Üç Konu

Askerlik ve sefer gibi uzun süreli ayrılıklar, hem gidenler hem de kalanlar için bir çok bakımdan bazı endişe ve sorumlulukları gündeme getirir. Hadisimizde Peygamber Efendimiz, bu endişe ve sorumluluk noktalarını dile getirerek tümünü Allah’a havâle ve emânet etmekte, böylece olayı tam bir iman, ikaz, dua, teslimiyet ve güven havasına büründürmektedir.

Müslümanın her hâl ü kârda korumak ve sahip çıkmak zorunda olduğu en büyük emânet, dinidir. Harp ve sefer gibi kendine has zorluk ve sıkıntıları olan hallerde insanın dinini koruması onun çerçevesinden ayrılmaması büyük önem arz eder. Hatta işin ucunda, düşman eline geçip canı ile dini arasında tercih yapmak zorunda kalma tehlikesi de vardır. Bütün bunlar dikkate alındığı zaman Hz. Peygamber’in, uğurlama sırasında “Dininizi Allah’a emânet ederim” buyurması hem en önemli noktaya dikkat çekmek hem de aynı konuda muhataba çok büyük bir mânevi destek vermektir.

Hadisimizdeki “emânetler” ise, askere giden veya yolculuğa çıkan kimselerin geride bıraktıkları aile efradı ve malı mülkü gibi değerlerdir. Tabiî, yanlarına alıp götürdükleri birtakım şeyler de emânettir. Peygamber Efendimiz, savaşa giden veya yolculuğa çıkan kimselerin endişe odaklarını teşkil eden bu maddî emânetlerin korunmasını da Allah’a havâle etmenin en emin yol olduğunu öğretmektedir. Allah Teâlâ’nın dilerse her türlü emâneti en iyi şekilde koruyacağı muhakkaktır. O halde bu noktanın asla unutulmaması gerekmektedir.

Bir mücâhidin veya yolculuğa çıkmış bir müslümanın geride bıraktıklarının Allah’a havâle edilmesi, onların Müslüman toplumun koruma sorumluluğuna tevdi edilmiş “Allah emânetleri” olduğu anlamına gelir. Bu sebeple bu emânetlere yönelik, cephe gerisi emniyetini ihlal mânasına gelecek herhangi bir saygısızlık büyük bir suçtur ve fevkalâde ağır şekilde cezalandırılır.(6)

Hadisimizde üçüncü olarak “amellerin sonuçları”nın da Allah’a emânet edildiğini görmekteyiz. Gerçekten –bir başka hadiste belirtildiği gibi- “Amellerin asıl değeri sonuçlarında yatar”(7) Allah Teâlâ’nın, yapılacak güzel amellerin sonuçlarını zâyi etmemesini dilemek, kötü sonuçlar verecek amellere ve işlere sevk etmemesini, insanı şaşırtmamasını da istemek demektir. Zor zamanlarda ve ağır şartlarda insanların nasıl davranacaklarını, neler yapacaklarını kestirmek pek kolay olmadığı gibi, çok güzel hareketlerden pek yanlış neticelerin doğması da muhtemeldir. Bu sebeple yapılan amellerin sonuçlarının Allah’ın hıfz u emânına havâle edilip ısmarlanması, tam bir garanti temennisi ve dileğidir.

Peygamber Efendimizin, yolculuğa veya cihada çıkan Müslümanlara vedâ ederken söylediği bu sözler ve yaptığı bu dua, özellikle ordu mensupları için bu üç değerin korunmasının ayrı bir önem taşıdığını göstermektedir. Efendimiz bu duasıyla, onlara en çok lazım olacak gerçekleri bir kez daha hatırlatmış ve en çok ihtiyaç duydukları garantinin de nereden istenmesi gerektiğini öğretmiştir. Hiç kuşkusuz bu hadisler, aynı zamanda bütün toplumu bu konuda büyük bir sorumluluk bilincine sahip olmaya davet etmek anlamına gelmektedir.

Her türlü vedâ ve uğurlamalarda söylenebilecek bundan daha anlamlı, kapsamlı, yönlendirici, moral verici ve rahatlatıcı başka bir söz bulunamaz. O halde uğurladığımız veya bundan sonra uğurlayacağımız asker ve yolculara, hatta mezun edip göreve gönderdiğimiz öğrencilere hadisimizle dua etmeliyiz

“Sizin dininizi, emânetlerinizi ve amellerinizin  sonuçlarını Allah’a emânet ediyorum.”


Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan
--------------------------------------------------------------------------------

Dipnotlar: 1) Ebû Davud, Cihad 73; Tirmizî, Deavât 43; İbn Mâce, Cihad 24; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II,7,25,38,136,358. 2) Ebû Davud, Cihad 73; İbn Mâce, Cihad 24. 3) Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 87. 4) Bk.  İbn Mâce, Cihad 24 (Hadis No: 2825). 5) En’âm sûresi (6), 162. 6) Bk. Ebû Davud, Cihad 17; İbn Mâce, Cihad 5; Dârimî, Cihad 25. 7) Bk. Buhârî, kader 5, Rikak 33; Tirmizî, Kader 4; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 335.



Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ynt: Uğurlama Duâsı
« Yanıtla #1 : 30 Aralık 2010, 22:17:05 »
Teşekkür ederiz
〰〰〰〰🐠