Gönderen Konu: Ahirete İntikal Etmiş Bazı Zevât-ı Kiramın Vefatlarından Sonra ...  (Okunma sayısı 1833 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı MAVERA02

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 128

Ahirete İntikal Etmiş Bazı Zevât-ı Kiramın Vefatlarından Sonra Da Tasarruflarının Devam Edeceğine Dair Bazı Malumat

Tasavvufta, Mürşid-i Kiram iki kısımdır: Biri, vefatıyla tasarrufu nihayete eren mürşid, diğeri ise irtihalinden sonra da irşad ve selâhiyeti devam eden mürşid-i kamildir. Eğer vefat eden mürşid, kendisinden sonra irşad yetkisinin devretmediğini, kendisiyle beraber devam edeceğini bildirirse, o mürşid vefatından sonra da tasarruf sahibidir.
Bazı zevâtın kabirlerinde de irşad ve hidayet vazifelerini sürdürüp, selâhiyetlerinin devam edeceğine dair rivayetlere tasavvuf kitaplarının pek çok yerinde rastlamak mümkündür. Bunlardan bazılarını nakletmek icabederse:

 

Başta Fahr-i Kâinat Efendimizin şu hadis-i şeriflerini zikredebiliriz. "Dünya işlerinde şaşırıp, hayrete düştüğünüz zaman kabir ehlinden yardım isteyiniz" (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, c.1, s.85) Bu hadis-i şerife binaen ve başka şer'i delillerden de anlaşılacağı üzere nebiler ve onların varisleri olan veliler, hayatlarında oldukları gibi vefatlarından sonra da himmet istenildiği zaman himmet ederler.
 

Nitekim bütün tasavvuf ve tabakât kitaplarında mezkurdur ki, Ebu Hasan el-Harkâni Hz.leri, Beyazid-i Bestami (k.s) Hz.lerinin ruhu ile terbiye görmüştür. Halbuki tevellüdü Beyazid-i Bestami'nin vefatından sonradır. Hasan Harkâni onun kabr-i şeriflerine giderek tefeyyüz etmiş ve seyr-i sülûkünü (mânevi seyrini) tamamlamış. Ondan sonra irşada ehil bir mürşid olarak silsile-i sadatın 6. Halkasını teşkil etmiştir.
 

Keza Şah-ı Nakşibend Hz.lerinin, Abdülhâlik-ı Guncdüvâni Hz.leri ile aralarında beş vasıta olmasına rağmen onun rûhaniyetinden feyz almıştır. Bunun gibi her zaman ve asırda ahirete irtihal eden salihlerden faidelenilmiştir.
 

Hanefi İmamlarından Ahmed b. Muhammed el-Hamevi, "Nefahatü'l-Kurb" isimli eserinde buyurur ki: "Evliyâullah, rûhaniyetlerinin cismâniyetlerine galip olması sebebiyle bir çok suretlerde görünebilirler. Onların tasarruf ve kerametleri, hayatlarında olduğu gibi mematlarından sonra da devam eder."
 

Yine Hanefi büyüklerinden Allame Seyyid Şerif Cürcâni (k.s) "Şerhü'l-Mevakıf" isimli eserinde: "Mürid ve saliklere, evliya suretlerinin zuhuru ve o suret vasıtasıyla, mürşidin hayat ve ölümü halinde feyiz verildiğini" bildirir.

Ehlüllahın vefatından sonra irşad ve tasarruflarının devamına aklen delil ise şudur ki; Resulullah Efendimiz vefat ettikleri zamanda İslamla şereflenenler mahdud ve belli bir sayıda idi. Vefatından sonra fütuhatlar neticesidir ki, İslam bir çığ gibi büyümüş ve tüm cihana yayılmıştır. Eğer irtihalleriyle irşad ve selâhiyetleri münkati olsaydı,(kesilseydi) o güne kadar iman edenlerde dinden çıkarlardı. Resulullahın muktedir olamadığına, ondan sonrakilerinin güçlerinin hiç yetmemesi lazım gelirdi. İrşad ve selâhiyetlerinin devam etmesinin neticesidir ki, İslam 14 asırdır günbegün inkişaf etmiş ve etmektedir. Bu durum şüphesiz onun varisleri içinde geçerlidir. Bütün bunlar irşad ve tasarruflarının, ahirete intikallerinden sonra da kemaliyle ve tamamıyla devam ettiğinin apaçık göstergesidir.

Hatta şu da bir gerçektir ki, vefat eden kişinin ruhu cesed kafesinden kurtulduğu için çok daha müessir ve süratli olmaktadır. Hanefi İmamlarından İbni Kemal el-Vezir buyurmuşlardır ki: "Dünyada bulunan ruh, kınındaki kılıca benzer. Ölümünden sonra ise, cismâni alâkalardan soyulduğu için kınından çıkmış kılıç gibi olur.
Fatih Sultan Mehmed Han Hz.lerinin hem hocası, hem de şeyhi Akşemseddin-i Veli Hz.lerinin bu mevzuda güzel bir beyti var.

Dû cihanda tasarruf ehlidir rûh-u veli
 Dime kim mürdedir, bundan nice derman ola
 Ruh şimşir-i Hüdadır, ten gılâf olmuş ona
 Dahi âla kâr eyler, bir tığ ki, üryan ola...

(Evliyâullah, iki cihanda tasarruf ehlidir. Bu ölüdür, bundan nasıl derman olur deme. O Mevlâ'nın kılıncıdır, vücudu ona kılıf olmuştur. Bir kılıç ki, kınından çıkıp çıplak olduğu zaman daha fazla tesir eder.) (Mecmuatü'l-Cevahir)

Keza Fahruddin Râzi (r.a) "Metalib-i Aliye" isimli eserinde, ölüleri ve kabirleri ziyaret ederek onların rûhâniyetinden faydalanma şeklini özetledikten sonra: "Bedenlerden ayrılan ruhlar bazı yönlerden bedenlerle alâkalı ruhlardan daha kuvvetlidir" buyurmuş ve orada bunu izah etmiştir.

Hülasa olarak diyebiliriz ki, Ehlüllâhın vefatında ve ahiret diyârına intikallerinde dünyaya iltifat ve irtibatları kalmaz şeklinde düşünce yanlıştır. Zira böyle bir kanaat ve itikad, Evliyâullah'ın vefatından sonraki tasarrufunu inkardır. Bu tasarruf, Resulullahtan intikal etmesi bakımından, bu inkârın ona da sirâyet etmesi ihtimali vardır ki, çok büyük dalalet ve hatadır. Bu gibi düşüncelerden Allah'a (c.c.) sığınırız.

İşte Süleyman Efendi Hz. leri de (İmam-ı Rabbani Hz. gibi) vefatından sonra tasarrufu devam eden Allah dostlarındandır. Bunun en büyük ispatı, hizmetlerinin her geçen gün tüm dünyaya hızla yayılmaya devam etmesidir.

« Son Düzenleme: 30 Eylül 2013, 11:29:25 Gönderen: Mücteba »
Doğru olsam ok gibi, yabana atarlar beni
Eğri olsam yay gibi, elde tutarlar beni

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9204
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."