Gönderen Konu: Anne  (Okunma sayısı 9311 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı GEZGİN

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 353
Anne
« Yanıtla #15 : 13 Ekim 2005, 01:47:29 »

Alıntı yapılan: "sami"
Anne sen sandım; sevgiliyi- affet beni...


EWET Bİ DE BÖYLE ALDANIŞLAR VAR...
ANNE İLE KARŞILAŞTIRMA.... BİLEMİYORUM...DOĞRU DEĞİL BENCE...
ANNE GİBİ KİMSE OLAMAZ...
An oluyor bir garip hisse kapılıyorum...
Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?'..........

Çevrimdışı dihancioglu

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 244
Anne
« Yanıtla #16 : 13 Ekim 2005, 01:55:53 »
Tabiki anne olamaz ama o anneyle aynı seviyede sevgi verdiği kişide bir gün bir başka çocuğun annesi olucaktır :wink:
Of eşrafından 80 yıllık bir M E K T U P

Çevrimdışı GEZGİN

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 353
Anne
« Yanıtla #17 : 13 Ekim 2005, 02:17:46 »
DOĞRU...GELECEĞİN ANNESİ...
An oluyor bir garip hisse kapılıyorum...
Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?'..........

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Anne
« Yanıtla #18 : 20 Kasım 2007, 12:44:57 »
Anne Olarak Kadın'ın Değer ve Mevkii

Cenab-ı Hak buyuruyor:
".... Anaya iyi davranın ......." (Nisa Suresi / 36)
"... Anaya iyilik edin" (Enam Suresi /151)
". Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.  Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et." (Isra Suresi 23-24)
" Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. Önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur...." (Lokman Suresi / 14)
"Biz insana, ana-babasına iyiliketmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et ...." (Ahkaf Suresi / 15
Bir gün Resulullah'a bir kimse gelir ve sorar:
- Benim kendisine hizmet ve ülfet etmeme, insanlar içinde en layık ve en haklı olan kimdir? Resulullah efendimiz:
- Anandır.
- Sonra kimdir?
- Sonra anandır.
- Sonra kimdir?
- Sonra anandır, buyurdular. O zat gene :
- sonra kimdir, deyince Peygamber Efendimiz buyururlar:
- Sonra babandır.
Bu hadiste, anaya ihsanın üç kere tekrar olunması, ananın evlat üzerinde, babanın üç misli iyilik ve ihsan hakkı oılduğunu ifade eder. Bunlar, hamilelik yorguluğu, doğurma eziyeti, ve emzirme ye karşı sayılabilinir.

Anne'ye günah olan bir şeyi emretmedikçe itaat etmek vacipdir. Hatta onun iznini almadan gönüllü olarak cihada katılmak bile caiz değildir. Hatta Resulullah bu durumda olanları geri çevirmiş izin almalarını istemiştir.
Oğul nafile namaz kılarken, annesi kendisine seslense, ona eziyet vermemek için namazı bozması gerekir. Hatta bazı Şafii alimleri, farz olsun nafile olsun mutlaka namazı bozmak gerektiğini genel bir kaide olarak kabul etmişlerdir.


Resulullah efendimiz, Beni İsrail zamanında yaşayan Cüreyc isimli bir rahibin kıssasını anlatarak bu konuda ümmetine ders vermiştir.
Cureyc namazda iken, annesi ona seslenmişti. Cureyc bir müddet namazı bozup, bozmamak hususunda tereddütten sonra namazını kılmaya devam etmişti. Annesi bir kaç kere seslenmesine karşın cevap alamayışından eza duymuş, oğluna beddua etmişti. Daha sonra Cüreyc bu bedduaya aynı aynına uğradı.
Ebu Hureyre'nin annesine bağlılığı ve ondan hiç ayrılmaması sebebi ile, annesi vefat edinceye kadar hac etmediği bir ibret vesikasıdır.
İslam'a göre, ana kafir olsa bile, mümin olan evladının iman ve itikadına ilişmedikçe, ona ihsan ve güzellikle muamele etmesi evladı üzerine vaciptir.
Nitekim, Hz.Ebubekir r.a. kızı Hz.Esma'ya müşrike olan annesi Kuteyle ziyarete gelmişti. Ona ikram edip  etmeme husususunda tereddüte düşen  Hz.Esma r.a. durumu Resulullah'tan sormuş. O'da "Evet, anana sıla ve iltifat et" diye buyurmuşlardı.
Anne hukukunun yüksekliği hususunda en meşhur hadis-i  şerif şudur.
"CENNET ANNELERIN AYAGI ALTINDADIR"
İşte bütün bu ayet ve hadislerden anlaşılacağı üzere, İslamiyet anne olmak haysiyetiyle kadına en büyük, en muhterem bir mevkii vermiştir.



Kaynaklar:
1) Kur'an-ı Kerim Meali
2) Müslim
3) İslamda Kadın Hakları, Mehmet Dikmen

mazhar

  • Ziyaretçi
Annem
« Yanıtla #19 : 27 Ekim 2013, 09:38:12 »
Annem
 
Malum: Bir öğretmen, iki aylık çocuğunu eve kilitleyip tatile çıkmış. Dokuz gün sonra döndüğünde ise bebeğinin açlık ve susuzluktan öldüğünü görmüş…
“Öğretmen anne” gözaltına alınmış, sorgulanıyor…
Altından nasıl bir dram çıkacak, şimdiden bilemem. Ama son zamanlarda evladını öldüren anne-babalarla, anne babalarını katleden evlatlara ilişkin haberler gazetelerde sıkça yer almaya başladı.
Bunu bir uyarı olarak kabul edip iş işten geçmeden çocuk yetiştirme konusuna hassasiyet ve ciddiyetle eğilmemiz lâzım.
Nasıl bu hale geldiğimizi sorgulamamız gerekiyor.

Bir annenin, üstelik öğretmen bir annenin canavarlaşmasına giden yolun nasıl açıldığını irdelemez ve tedbir almazsak, bu tür haberlerle daha çok karşılaşırız.
Gazetelerde “canavar anne” başlığını gördüğümde ürperdim. Sarsıldım. Kanım dondu…
Hiçbir zaman yan yana gelmemesi gereken bu iki kelimeyi yan yana getiren sebepleri bulmaya çalıştım.
Meleklikten canavarlığa giden yolun nasıl açıldığını kara kara düşündüm. Düşünürken, aklıma annem geldi.
Kurban bayramında birkaç günlüğüne memleketim Rize’ye gitmiştim. Annemin mezar taşını öptüm. Bayramını kutladım. Halleştim, dertleştim.
Yaşasaydı yüz küsür yaşında olacaktı. Yaşasaydı ne eğlenirdik ama… Yaşımın geçkince oluşuna bakmadan başımı kucağına koyar, parmaklarından saçlarıma sevgi damlatmasını keyifle izlerdim… Çocukluğumda yaptığı gibi tıptı…
Hayata en küstüğüm zamanları fark eder, başımı kucağına alırdı. Saçlarımın arasında dolaşan parmakları tüm dertlerimi alır götürürdü.
Mezar taşına sarılırken, “Artık ağlamıyorum anne” diyerek gülümsedim, “bak büyüdüm, kocaman adam oldum, olura olmaza ağlamıyorum artık.”
Hâlbuki gizli gizli ağladığım anlar vardı: Üzülmesin diye söylemedim.
Yüzümü mezar taşına dayadım: Yanağımda mezar taşının soğukluğunu hissederken, ruhuma ana yüreğinin sıcaklığı doldu. Anladım ki anneler ölmez.
Ona hasretimi fısıldadım, dakikalarca…
“Her halinle yüreğimde tütüyorsun, her halini özledim annem” dedim…
“Sana sarılmayı, seni koklamayı, sana şımarmayı, yüreğini okumayı özledim anam! Seni satır satır okumayı özledim!”
Geçen Eylül’de de hasretin doruğunda gelmiştim ona. Fakat bu gelişim daha bir özlem kokuluydu. Salt ona gelmiş olmamdan o da etkilendi sanırım.
Topraktan eli uzanacak, saçlarımda parmakları dolaşacak diye bekledim bir müddet… Böyle bir şey olmayacağını biliyordum elbette; bilmeme rağmen neden bunu beklediğimi kestiremedim.
Özlem böyle bir şeydir demek ki, imkânsızı mümkün gösterebiliyor.
Toprağını severken, dudaklarıma tüm sevgi sözcükleri takıldı.
Kendimi yetim ve yalnız hissettim.
Eminim o an ruhu ruhuma sarıldı, “Seni seviyorum” diye fısıldadığını hissettim.
Ama şimdi sevmeyen, sevemeyen anneler var…
Sahi oradan buraya nasıl geldik?
Habervaktim.com.yavuzbahadıroğlu.26 Ekim 2013 Cumartesi 08:20

Çevrimdışı Soneraydas76

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 1
  • Sadakat Forum "Seviyeli İslami Forumunuz.."
Ynt: Anne
« Yanıtla #20 : 26 Kasım 2015, 04:36:11 »
Şimdi sen iyi güzel bi hikâye anlattın bende başımdaki bi sıkıntıyı sana anlatiyim belki bi yardimin dokunur. Büyüklerimiz güzel bi laf etmis. Cahil dostun olucagina akıllı düşmanın olsun. Benim bi annem var çok cahil. Okadar çok cahilki beni bunaltti çok ustume geliyo ve düşmanlarımin yapacağı şeyleri yapıyo bana sonra diyoki ben bisey yapmadim. Çok ve gereksiz konusuyo tabiri caizse dırdır edip kafa sisirmekten başka bi işe yaramıyor. Onun yerinde başkası olsa sabah akşam doverim ama annem olduğu için yapamiyorum. Şimdi siz benim yerimde olsanız bagrinizami basardiniz yoksa uzakmi durursunuz. Cahil dostun olucagina akıllı düşmanın olsun daha iyi diye boşuna DEMEMİŞLER. Annemde olsa cehaletine bogunmu egiyim yoksa uzakmi durayim. Laftan Anlamıyo. Bir şeyi surekli bile soyleseniz bir kulagindan girip diğerinden cikiyo. Kendinizi benim yerime köyün ne yapardiniz.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Şimdi sen iyi güzel bi hikâye anlattın bende başımdaki bi sıkıntıyı sana anlatiyim belki bi yardimin dokunur. Büyüklerimiz güzel bi laf etmis. Cahil dostun olucagina akıllı düşmanın olsun. Benim bi annem var çok cahil. Okadar çok cahilki beni bunaltti çok ustume geliyo ve düşmanlarımin yapacağı şeyleri yapıyo bana sonra diyoki ben bisey yapmadim. Çok ve gereksiz konusuyo tabiri caizse dırdır edip kafa sisirmekten başka bi işe yaramıyor. Onun yerinde başkası olsa sabah akşam doverim ama annem olduğu için yapamiyorum. Şimdi siz benim yerimde olsanız bagrinizami basardiniz yoksa uzakmi durursunuz. Cahil dostun olucagina akıllı düşmanın olsun daha iyi diye boşuna DEMEMİŞLER. Annemde olsa cehaletine bogunmu egiyim yoksa uzakmi durayim. Laftan Anlamıyo. Bir şeyi surekli bile soyleseniz bir kulagindan girip diğerinden cikiyo. Kendinizi benim yerime köyün ne yapardiniz.


Bir kimsenin ana-babası zalim olsalar dahî, onlara karşı gelmek, onlara sert konuşmak caiz değildir:


Ana-babasını razı eden kimse için, cennette iki kapı açılır. Bir kimsenin ana-babası zalim olsalar dahî, onlara karşı gelmek, onlara sert konuşmak caiz değildir. Çeşitli vesilelerle, onların elleri öpülüp, duâları alınmalı, haklarını helâl ettirmelidir.

Kandillerde, bayramlarda, ana-babaya çeşitli hediyeler almalı, uzakta olanların bayramları tebrik edilerek, hakları helâl ettirilmeli, duâları alınmalıdır. Arada kırgınlıklar varsa, bu vesile ile giderilmelidir. Allahü teâlâ buyurdu ki:

- Ya Musa, günahlar içinde bir günah vardır ki, benim indimde çok ağır ve büyüktür. O da, ana-baba evladını çağırdığı zaman, emrini dinlememesidir.

Ana-baba, kızıp birşey söylediği zaman onlara karşılık vermemelidir. Emrettikleri şeyleri bir an önce yapıp onların duâsını almalıdır. Onların üzülüp bedduâ etmelerinden korkmalıdır. Yanlış bir iş yapıp onları üzünce, hemen ellerine sarılıp özür dilemelidir. İnsanın saadeti ve felaketi, onların kalblerinden gelen ve ağızlarından çıkacak olan sözdedir. Atılan ok tekrar geri gelmez. Onlar hayatta iken kıymetini bilip, hayır duâlarını almak lazımdır. Vefatlarından sonraki pişmanlık fayda vermez. Onlar hayatta iken ne yapıp yapıp, onları memnun etmelidir.

Çaresi Olmayan Dert

Yaşlılık hallerine düçar olmak kimsenin elinde değildir. Yaşı uzun olan her insan için kaçınılmaz bir gerçektir. Yaşlanmamaya çare yoktur. Nitekim Peygamber efendimiz, “Ey Allahın kulları! Biri hariç Allah hiçbir dert vermemiştir ki, onun devasını ve şifasını da vermiş olmasın” Sahabenin, ‘Nedir çaresi olmayan şey” diye sorması üzerine Peygamber efendimiz, “Yaşlılıktır” cevabını vermiştir.

Yaşlılık halleri sıkıntılıdır; Bunun için Peygamberimiz, “Allah’ım! Ömrün en sıkıntılı günlerine kadar yaşamaktan sana sığınırım.”, “Allah’ım! Tembellikten, düşkünlük derecesinde yaşlılıktan sana sığınırım.” diye dua etmiştir.

İnsanlar yaşlandıkça çocuklaşır. Bunun için bize karşı bazı sıkıntıları, yanlış tutum ve davranışları olabilir. Bunları anlayışla karşılamalıyız... Unutmayalım ki, onlar bizim gençlik halimizi yaşamayacaklar fakat biz onların halini yaşayacağız!.. Bugünün yarını da var...

Mehmet Oruç



Mevzu ile alakalı olarak aşağıdaki konuları incelemeniz faydalı olur:

http://www.sadakatforum.com/annebabasinin-yasliligina-ulasip-t2767.0.html

http://www.sadakatforum.com/ana-hakki-ve-alkamanin-sonu-t24877.0.html;msg160940#msg160940

http://www.sadakatforum.com/ana-baba-hakki-t5854.0.html;msg51966#msg51966

http://www.sadakatforum.com/anne-baba-hakki-t8640.0.html