Gönderen Konu: Bal ve Faydaları  (Okunma sayısı 18667 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evfacan

  • Moderatör
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 441
Bal ve Faydaları
« : 20 Mart 2005, 23:03:33 »


Selamünaleyküm kardeslerim

Cenab-i Hakk, Kur´an-i kerimde mealen: "Rabbin bal arisina da söyle ilham etti. Daglardan, agaclardan ve (insanlarin kuracaklari) cardaklardan göz göz evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de rabbinin müyesser kildigi yollara koy iclerinden renkleri muhtelif bir icecek cikar ki onda insanlar icin bir sifa vardir. Süphesiz ki bunda tefekkür eden bir kavim icin elbette bir ibret vardir." buyurmustur. (Sure-i Nahl, 68-69)

Bal, eski caglardan itibaren kuvvetlendirici, tedavi edici ve tadlandirici olarak kullanila gelmistir. Niketim Hipokrat, balin kesiklere, cipanlara, apselere, yaniklara iyi geldigini söylemistir.

Balin bazi faydalari:

* Bal, soguk suyla karistirilip icilirse ishali durdurur.

* Sicak suyla karistirilip icilirse kabizligi giderir.

* Bal sicak icildigi zaman 7, soguk icildigi zaman 20 dakikada kana karisir, kani temizler, vücuda enerji verir. Ihtiva ettigi serbest sekerlerden dolayi beynin calismasini kolaylastirir.

* Beslenmeden dogan bazi eksikliklerde, kemik hastaliklarinin tedavisinde cok faydalidir.

* Soguktan gelen bütün hastaliklara karsi sifadir.

* Altini islatan cocuklarin 1-2 ay bal yemege devam etmesi faydalidir.

* Cocuklarda kusma, öksürük, bronsit gibi hastaliklarda kaynatilmis arpa suyuyla karistirilip icilirse, hastalik tedavi edilmis olur.

* Bal, sabah ve aksam devamli yenirse, sariligin kisa zamanda tedavisine yardimci olur.

* Bir miktar tuzla karistirilip alinmaya devam edilirse balgam söktürür.

* Bal, karin agrilarini keser. Mideye ferahlik verir. Mide ve bagirsaklardaki yaralari tedavi eder.

Bu bilgilerim ile bir kardesime yardimci olduysam ne mutlu bana

( kaynak: Fazilet takvimi, 2 Aralik 2005 )
« Son Düzenleme: 29 Ağustos 2009, 12:45:43 Gönderen: Nefer »
Yiğit yaralı olur - Yine dağ gibi durur

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
<< BAL VE FAYDALARI >>
« Yanıtla #1 : 21 Mart 2005, 00:21:02 »
Lütfen balin faidelerinin alindigi kaynagida yazarsaniz arastirmamiza yardimci olursunuz.
verdiginiz bilgilerden dolayi tesekkür ederiz.

Selam hidayete tabi olanlara olsun.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: << BAL VE FAYDALARI >>
« Yanıtla #2 : 09 Aralık 2007, 00:44:23 »
BAL MUCIZESI
Allah'in küçücük bir hayvan araciligiyla insanlara sundugu balin ne denli büyük bir besin kaynagi oldugunu biliyor
musunuz?
Bal, fruktoz ve glukoz gibi sekerlerin yanisira magnezyum, potasyum, kalsiyum, sodyum klorür, kükürt, demir ve fosfor
gibi minerallere sahiptir. Nektar ve polen kaynaklarinin niteliklerine göre degismekle birlikte, balda B1, B2, C, B6, B5 ve
B3 vitaminleri bulunmaktadir. Ayrica bakir, iyot, demir ve çinko da az miktarlarda bulunur. Balin içeriginde bunlarin disinda
bazi hormonlar da vardir.
Bal, Kuran ayetinde vurgulandigi gibi, "insanlara sifa" olma özelligi tasimaktadir. 20-26 Eylül'den Çin'de yapilan Dünya
Aricilik Kongresi'nde bilim adamlarinin bal hakkindaki yorumlari da bunu dogruluyor: "Kongre'de, ari ürünleri ile tedavi
konusu agirlik kazandi. Özellikle ABD'li bilimadamlari bal, ari sütü, polen ve ari reçinasinin (propolis) birçok hastaligi
tedavi ettigini bildirdiler. Romanyali bir doktor bali katarakt hastalari üzerinde denedigini ve 2094 hastadan 2002'sinin (%
95) bal sayesinde tam olarak iyilestigini açikladi. Polonyali doktorlar ise ari reçinasinin hemoroid, deri hastaliklari, kadin
hastaliklari gibi birçok hastaliga iyi geldigini tespit ettiklerini bildirdiler." (Hürriyet, 19 Ekim 1993)
Bilimde en ön siralari alan ülkelerde aricilik ve ari ürünleri artik baslibasina bir arastirma dali durumunda. Balin diger
yararlari ise söyle siralanabilir:
Kolayca sindirilir: Içindeki sekerlerin bir baska cins sekere (fruktozun glikoza) dönüsebilme özelligi sayesinde bal, yüksek
miktarda asit içermesine ragmen en hassas mideler tarafindan bile kolaylikla sindirilir. Ayni zamanda bagirsaklarin ve
böbreklerin daha iyi çalismasina yardimci olur.
Düsük kalorilidir: Balin bir diger özelligi de, ayni oranda sekerle karsilastirildiginda oldukça tatli olmasina ragmen, vücuda
yaklasik % 40 oraninda daha az kalori saglamasidir. Vücuda yogun enerji vermesine ragmen, kilo yapmamasi bali üstün
nitelikli bir besin kaynagi yapmaya yeter.
Süratle kana karisir: Bal ilik suyla karistirildiginda 7 dakika içinde kana karisir. Içerdigi serbest sekerlerden dolayi beynin
çalismasi kolaylasir...
Kan yapimina destek olur: Bal, kan yapimi için vücudun gereksinim duydugu enerjinin önemli bir bölümünü karsilar. Ayrica
kanin temizlenmesine de yardimci olur. Kan dolasimini hem düzenleyici, hem de kolaylastirici yönde etkisi vardir. Damar
sertligine karsi önemli bir koruyucudur.
Içinde bakteri barinamaz: Balin bakteri barinmasina olanak tanimayan özelligi "inhibine etki" olarak adlandirilir. Yapilan
deneyler sulandirilmis balin bakteri öldürücü özelliginin saf bala göre iki kat arttigini göstermistir. Isin ilginci, ari kolonisine
yeni dahil olacak kurtçuklarin, kendilerine bakmakla görevli arilarca—sulandirilmis balin bu özelligini
bilirmiscesine—sulandirilmis balla beslenmesidir.
Ari Sütü: Ari sütü, kovandaki isçi arilarin ürettigi bir maddedir. Çok besleyici olan ari sütünde seker, protein, yag ve birçok
vitamin bulunur. Vücudun kuvvetsiz düstügü durumlarda ve doku yaslanmalarindan ileri gelen bozukluklarda kullanilir.
Arilarin ihtiyaçlarindan çok fazla ürettikleri bali, insanlar için ve insanlara uygun olarak yaptiklari açiktir. Bu inanilmaz
görevi "kendi baslarina" yapamayacaklari da...
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı kenz

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1129
Ynt: << bal ve faydalari >>
« Yanıtla #3 : 09 Aralık 2007, 12:19:53 »
 Ebu Sa'idi'l-Hudri radıyAllahu anh anlatıyor: "Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek: "Kardeşim ishal oldu (ne yapayım?)" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Ona bal (şerbeti) içir!" ferman buyurdu. Adam içirdi. Bilahare aynı şahıs tekrar gelip: "Ben bal (şerbeti) içirdim. Ancak, bu onun ishalini artırmadan başka bir şeye yaramadı" dedi. (Adam bu gidip gelmeleri) üç kere tekrar etti. Sonunda Aleyhissalatu vesselam: "Allah doğru söyledi. Kardeşinin karnı yalan söyledi (hata etti)" buyurdu. Sonra bir kere daha içirdi. Bu sefer kardeşi iyileşti."

Buhari, Tıbb 4, 24; Müslim, Selam 91, (2217); Tirmizi, Tıbb 31, (2083).



İbnu Abbas radıyAllahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Şifa üç şeydedir:

- Bal şerbeti.

- Kan aldırma.

- Ateşle dağlama.

Ancak ümmetimi dağlamaktan menediyorum."

Bir rivayette: "Balda, hacamat olmada şifa vardır." denmiştir."

Buhari, Tıbb 3.



Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Her ay üç sabah bal yalayan kimseye büyük bir bela (hastalık) gelmez."



Abdullah (İbnu Mes'ud) radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Size şu iki şifayı tavsiye ederim: "Bal ve Kur'an."



Ebu Übey İbnu Ümmi Haram radıyAllahu anhüma arılatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sinameki ve sennüt (yani tereyağı tulumuna konulan bal veya dereotu) yemenizi tavsiye ederim. Çünkü bu iki şeyde sâm'dan başka her hastalığa karşı şifa vardır."

"Ey Allah'ın Resülü sâm nedir?" diye sorulmuştu. "Ölüm!" buyurdular."

Râvi Amr dedi ki: "İbnu Ebî Able'nin söylediğine göre, sennüt dereotudur, bazı başka alimler de "Bilakis, yağ tulumuna konan baldır, şairin şu beytinde sennüt bu mânadadır" demiştir.

"Onlar tereyağı tulumundaki bal ile tereyağı gibidirler, aralarında hıyanet yoktur. Onlar komşularına hile yapılmasına da mâni olurlar."


İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Ynt: << Bal ve Faydaları >>
« Yanıtla #4 : 22 Nisan 2008, 02:01:57 »
Mucize bir besin: Bal!

Bu harika görünümlü altın sıvı, bal arılarının mucizevi ürünüdür ve beyaz şekere alternatif doğal lezzetlidir. Sene boyunca ulaşılabilir olsa da yazın ve sonbaharda yeni toplandığında ve en taze halindeyken tüketmek ayrıca bir zevktir.

Balın büyüleyici yapım süreci, arıların çiçeklerden ziyafet çekip çiçek nektarlarını ağızlarında toplamalarıyla başlar. Daha sonra bu nektar arının salyasındaki özel enzimlerle karışır bu, nektarı bala dönüştüren bir simya sürecidir. Arılar balı duvarlarındaki hücrelere bıraktıkları kovanlarına geri taşırlar. Kanatlarını çırpmaları onu tüketime hazır hale getiren nem içeriğini azaltmak için gerekli havalandırmayı sağlar.

Doğanın besleyici tatlandırıcısı olarak bilinen şöhretine ek olarak araştırmalar, ayrıca balın kendine özgü bileşiminin onu antimikrobiyotik bir ajan ve antioksidan olarak da kullanışlı hale getirdiğini gösteriyor. Antibakteriyel özelliği olduğundan balın içinde bakteri üreyemiyor.

Yara iyileştirici özelliği var

Balın sağlığa yararları bütün besinlerde olduğu gibi kalitesine bağlı. Ancak bal söz konusu olunca durum daha da önem kazanıyor çünkü arıların çiçekten çiçeğe dolaşırken bacaklarında toplanan polenlerin ne kadar sağlıklı olduğu o bitkiler kadar muhtelif. Ayrıca balın işlenişi, genelde ham balın kovanda bulunduğu halindeki fitobesinlerin çoğunu çıkarıyor. Örneğin ham bal propoliste bulunan reçinenin aynısından küçük miktarda içeriyor. Bazen “arı yapışkanı” olarak da adlandırılan propolis, bal arılarının kovanlarını mühürlemek ve onu bakteri ve diğer mikro organizmalardan korumak için kullandıkları reçine ve başka maddelerden oluşan bir karışım.

Bal arıları propolisi bitki reçineleriyle kendi salgılarını birleştirerek yapıyorlar. Ham bal işlendikçe ve ısıtıldıktan sonra bunun gibi fitobesinlerin yararları önemli ölçüde elimine edilmiş oluyor.
Balın ayrıca atletik performansı artırıcı ve yara iyileştirici özelliği olduğu düşünülüyor. Yakın zamanda yapılan araştırmalar günlük bal tüketiminin, sporcuların en iyi performansı göstermeleri için iyi bir seçim olduğunu gösteriyor. Ayrıca düzenli tüketimi, kandaki koruyucu antioksidan seviyesini de yükseltebiliyor. Yarım kilo ham bal nektarı için 900 arının yarım gün çalışması gerekiyor.

Karbonhidrat yemek daha hızlı düşünmenizi sağlar

Yapılan bir araştırmaya göre düşük karbonhidratlı ve yüksek yağlı diyet ile yüksek karbonhidratlı ve düşük yağlı diyetler kilo kaybına yardımcı oluyor, duygu durumu daha iyi hale getiriyor ve düşünceyi hızlandırıyor. Bu araştırmaya göre düşük ve yüksek karbonhidratlı diyet arasındaki fark bilişsel süreçle ilgili. Düşük karbonhidratlı diyetin bilişsel süreç açısından faydaları daha az. Yüksek karbonhidrat daha iyi düşünmeyi sağlayabilir sonucuna varılıyor.

Testleri hızlı çözdüler

Avustralya’da yapılan araştırmada 24 - 64 yaş arasında fazla kilolu veya obez, ancak diğer açılardan sağlıklı katılımcılara sekiz haftadan uzun bir süreyle iki diyetten biri uygulandı. İki diyet de kalori ve makrobesinsel içerik açısından benzerdi. Düşük karbonhidratlı diyette yüzde 35 total protein, yüzde 61 total yağ (yüzde 20 doymuş yağ) ve yüzde 4 total karbonhidrat vardı.
Yüksek karbonhidratlı diyet ise yüzde 24 total protein, yüzde 30 total yağ (yüzde 8’den az doymuş yağ) ve yüzde 46 total karbonhidrat içeriyordu. Araştırmacılar 93 katılımcıda araştırma süresince herhangi bir duygu durum değişikliği gözlemlemediler. Ancak yüksek karbonhidratlı diyetle beslenenlerin, zeka ve mantık testlerini çözmede hızlandıkları görüldü.

Her gün bir tatlı kaşığı bal

Eğer dengeli beslenip spor yapıyorsanız ve kilo probleminiz yoksa her gün bir tatlı kaşığı bal tüketebilirsiniz.
Kilo probleminiz varsa bal tüketimini günlük bir çay kaşığı ile sınırlayabilirsiniz.
Kalori hesabı yapıyorsanız bir meyve yerine diyete bir çay kaşığı bal ilave edebilirsiniz.
Meyve tatlısı yaparken şeker ilave etmeyip bal ile tatlandırabilirsiniz.
Keklerde ve pastalarda şeker yerine bal tercih edebilirsiniz.
Su içmekte zorlanıyorsanız biraz bal, limon ve naneyle tatlandırabilirsiniz. Ancak 100 gram balın 315 kalori olduğunu unutmayın ve tüketim miktarlarında kontrollü olun.

Milliyet

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Balınız sahteyse buzdolabına koyduğunuzda anlayabilirsiniz
« Yanıtla #5 : 06 Haziran 2008, 22:10:23 »


Balınız sahteyse buzdolabına koyduğunuzda anlayabilirsiniz

Samsun Arıcılar Birliği Başkanı Halit Kukula, bir süre buzdolabında bekletilen balın sahte olup olmadığının anlaşılabileceğini söyledi.

Kukula, dolapta bir ay bekleyen balın krem ya da tereyağ kıvamına gelmesinin balın hakiki olduğunu gösterdiğini anlattı: "Balda şeker var deniliyor. Keşke şeker olsa. Merdiven altı üreticiler genetiğiyle oynanmış mısırın sapından ürettikleri şekerle bal yapıyorlar. Sahte bal almaktansa sağlıklarını korumak için reçel alsınlar daha iyi."

Samsun, aa
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Balın lezzeti özünde saklı
« Yanıtla #6 : 18 Mayıs 2009, 20:23:45 »
Halk arasında genellikle çam ve çiçek türlerinin bilinmesine karşın, Türkiye florasının zenginliği bal türlerine de yansıyor.

Balın narenciyeden kevenine, ıhlamurdan kestanesine kadar onlarca türü bulunuyor.

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ulviye Kumova, bal konusunda tüketicilerin bilinçli olmadığını belirterek, "Türkiye'de bal lüks bir gıda maddesi olarak değerlendiriliyor. Oysa herkes güne başlamadan 3 kaşık bal yemeli. Kahvaltıdan önce yenilen bu bal, kişiyi zinde tutar, enerji verir" dedi.

Balın "apiterapi" denilen ve tıpta çoğu hastalığın tedavisinde de kullanılan özel bir gıda olduğunu söyleyen Kumova, şöyle konuştu:

"Balın tüketiminin artırılması için ise mutlaka bilinçlendirici yayınlar yapılmalı. Bal, vücut tarafından çabuk ve kolay bir şekilde özümlenir. Bal, kan şekeri düzeyini yükseltmek için en uygun gıdadır. Fiziksel ve zihinsel yorgunluğun çabuk giderilmesini sağlar.

Balın gebelikte çocuk sağlığında, yaşlılıkta, karaciğer ve sarılıkta, dolaşım, kalp, solunum, hazım bozukluklarında, zehirlenme, tansiyon, damar böbrek ve salgı bezleri rahatsızlıklarında, astım sinüzit gibi birçok rahatsızlığın giderilmesinde büyük faydası bulunmaktadır. Balın göz kataraktlarını azalttığı, birçok kornea hastalığını iyileştirdiği bilinmektedir. Alkol zehirlenmesinin tedavisine yardımcı olan bal, karaciğeri de korur."

Tıme Turk
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Adana'da ilk portakal balı hasadı
« Yanıtla #7 : 30 Mayıs 2009, 23:34:15 »
Adana'da C vitamini ve aroması sebebiyle özel bir ürün olan portakal balı hasadı yapıldı.

Anadolu Arı Çiftliği Genel Koordinatörü Hasan Özkan, narenciye balının 2009 yılı hasadının gerçekleştirildiğini belirterek, "Tüketici bu yıl balı oldukça ucuza yiyecek." dedi. Arı ürünleri, polen ve narenciye balını, geniş kitlelere tanıtmak için Çukurova'yı bal merkezi yapmaya çalıştıklarını anlatan Özkan, Adana'da ilk portakal balı hasadının yapıldığını söyledi.

Adana'nın her tarafının narenciye bahçesi olduğunu hatırlatan ve bu durumun arıcılık açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Özkan, "Türkiye arıcılarının üçte biri arısını bizim bölgemizde yetiştiriyor. Narenciye balının en erkenci hasadını Adana'da gerçekleştiriyoruz. Bu bal C vitamini ve aroması itibariyle çok özel bir bal. En doğal haliyle tüketiciye sunuluyor." şeklinde konuştu.

Balın besin değerinin çok yüksek olduğunu, mutlaka bütün mutfaklarda bulunması gerektiğini vurgulayan Özkan, bal sayesinde sağlık harcamalarının da önüne geçtiğini ifade etti. Özkan, "Türkiye'de sadece geleneksel bal biliniyor. Balın yanı sıra arı sütü, polen, propolis, arı zehri gibi ürünleri bulunuyor. Ayrıca arı sütü kansere iyi geliyor. Kansere harcanan sağlık masraflarının azalmasına neden oluyor." diye konuştu.

Tüketicinin piyasada satılan etiketsiz balları almamasını tavsiye eden Özkan, etiketli balların Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından düzenli bir şekilde denetlendiğini, bu nedenle tüketicinin etiketli bal almasını önerdi.

Adana'da bin 700 civarında kayıtlı arı yetiştiricisi ve bal üreticisi olduğunu anlatan Özkan, "Kentimiz, arıların kış bakımının yapılması ve yetiştirilmesi açısından en önemli yerlerden biri durumunda. Arıcılık, balcılık ve fuarcılık anlamında kentimizi geliştirmek istiyoruz.

Adana'da kurulu bal paketleme fabrikaları, bal fiyatlarının belirlenmesinde etkin bir rol oynuyor. Bal, Adana ekonomisine de büyük katkı sağlıyor." ifadesini kullandı.

Özkan, Türkiye'nin bal üretiminden yılda yaklaşık 150 ila 300 milyon dolar arasında gelir elde ettiğini kaydetti.

Haber Aktüel
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Bal alırken bunlara dikkat!
« Yanıtla #8 : 14 Haziran 2009, 15:11:34 »
Son yıllarda önemli bal üretim merkezlerinden biri haline gelen Konya'da bu yıl, şeker katkısız bal miktarının fazla olacağı belirtilirken, yetkililer tüketicileri bir konuda uyarıyor.

AA muhabirinin, Konya Tarım İl Müdürlüğü yetkililerinden aldığı bilgiye göre, arıların yararlanabileceği türdeki bitki florası açısından önemli bir zenginliğe sahip olan Konya Ovası, burada yapılan ayçiçeği, yonca, kabak ve meyve üretimiyle de arıcılık yapanlar için önemli bir potansiyel barındırıyor.

Konya ve çevresinde sabit noktalarda arıcılık yapan çiftçiler dışında, her yıl bahar aylarıyla birlikte özellikle Muğla'dan gelen 200'e yakın gezgin arıcı da, buradaki bitki florasından arılarını yararlandırarak peteklerini dolduruyor ve bölgelerinde daha düşük fiyattan satılan çam balı yerine, Konya Ovası'nda çiçek balı üretme imkanı buluyor.

Konya'ya ilkbahar ve yaz aylarında başka kentlerden gelen kovan sayısı, yaklaşık 20 bini buluyor. Bu yıl yağışların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle bugünlerde bal sağımına başlayan arıcılar, verimden son derece memnun. Son 2 yıldır yaşanan kuraklık nedeniyle yeterli verime ulaşamayan arıcıların, bu yıl yüzü gülüyor.

-TÜKETİCİ KATKISIZ BALI NASIL ANLAYACAK?-

Konya bölgesinde Tarım İl Müdürlüğünün bilgisi dahilinde arıcılık yapan kişilerin arılara hiç bir şekilde şeker vermediğini, zaten bu yıl arıların şekere de ihtiyaç duymadıklarını ifade eden yetkililer, şunları kaydetti:

''Konya'da üretilen ballar, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın güvenle satın alınıp yenilebilir. Peki tüketici kaliteli ve katkısız çiçek balı nasıl anlayacak? Bunun, tüketiciler tarafından anlaşılabilmesi çok zordur. Bir balın, katkısız ve gerçek bal olduğu ancak, Türkiye'de az sayıdaki laboratuvarlarda gerçekleştirilecek analizle anlaşılabilir. Çünkü çok teferruatlı bir tahlil gerekiyor. Geçen yıl üreticilerimiz balın kilogramını toptan 8-9 liraya sattı. Bu yıl ise fiyat tam olarak oluşmadı. Tüketicilerimizin gerçek ve katkısız bala kolayca ulaşabilmeleri için en önemli kriter, balın fiyatıdır. Gerçek bal yemek isteyenler, perakende fiyatı 10 liradan daha ucuza bal satın almasınlar. Bu fiyatın altında satılan balların gerçek bal özelliği taşıması ihtimali azdır.''

Haber Aktüel

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Bal Alırken Dikkat!
« Yanıtla #9 : 29 Ağustos 2009, 10:59:47 »

Tüketicileri bal konusunda uyaran uzmanlar, iyi balın tat ve lezzetinden de rahatlıkla ayırt edilebileceğini belirtiyor.

Sinop Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı İlyas Çolak, tüketicilerde bal alırken dikkat etmeleri gereken konuları anlattı. İlyas Çolak, tüketicilerin bal alırken dikkat edeceği bir takım temel unsurlar olduğunu belirterek, kaliteli balın çekildiğinde uzadığını, özellikle hemen kopan ve düşen balın alınmaması gerektiğini söyledi.



Çolak, "Kaliteli bal sıcak su içinde hemen dağılmaz, kendine has bir aroması, kokusu ve damak tadı vardır. Balı kaşıkla alıp yere döktüğümüzde sahte bal uzayıp resmen örümcek ağı gibi havada uçar. Balın yoğunluğu çok, akışkanlığı sürekli olmalıdır. Bunu bir kaşıkla üsten aşağı tekrar dökmekle anlayabiliyoruz" dedi.

aktif haber
« Son Düzenleme: 29 Ağustos 2009, 12:43:38 Gönderen: Nefer »
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Balı bilinçli tüketelim...
« Yanıtla #10 : 29 Ekim 2009, 18:02:18 »

''Domuz gribi'' ile birlikte birçok hastalık için vücut direncinin artırılması için beslenme uzmanları tarafından tavsiye edilen, yüzyıllardır şifa kaynağı olarak gösterilen balın nasıl tüketileceği de önem taşıyor.



Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Güler, balın 43 derecenin üzerinde ısıya maruz kalması halinde besin değerini yitirdiğini, bu derecenin üzerinde süt veya çaya konulan balın tatlandırıcıdan öteye geçmeyeceğini söyledi.

Uzun yıllardır arıcılık üzerine araştırmalarını sürdüren Doç. Dr. Ahmet Güler, balın besin değeri korunarak tüketilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı.

İçinde yararlı enzimler, proteinler, asitler, vitamin ve mineraller bulunduran balın besin değerinin son derece yüksek olduğunun altını çizen Güler, balın adeta bir enerji ve şifa kaynağı olduğunu hatırlattı. Balın yüksek derece ısıda besin değerini yitirdiğine işaret eden Güler, şu bilgileri verdi:

''Bal 43 derecenin üzerinde sıcaklığa maruz kaldığında besin değerini yitirir, bu derecenin üzerinde süt veya çaya konulan bal tatlandırıcıdan öteye geçmez. Ilık süt, su veya meyve suyuna, çaya konulabilir. Balın kaynatılması ise bütün besin değerini yitirmesine neden olur. Bal yüksek ısıda kaynatıldıktan sonra tüketiciye sunulduğunda buna kesinlikle bal diyemeyiz.''

''KRİSTALLEŞEN BAL KALİTELİDİR''

Doç. Dr. Ahmet Güler, balın kristalleşmesinin ise halk arasında sanıldığı gibi şekerleşmediğini, bunun ''Bal üretiminde şeker kullanıldığını göstermediğini söyledi. ''Kristalleşen bal kalitelidir'' diyen Güler, balın kristalleşmesinin üretilen bitki çeşidine ve üretim yapılan yerin rakımına bağlı olduğunu kaydetti.

Balın buzdolabına konulmaması uyarısında da bulunan Doç. Dr. Güler, buzdolabında balın yapısının bozulacağını hatırlatarak, en iyi saklama koşulunun oda sıcaklığında güneş almayan bir yer olduğunu sözlerine ekledi.

İyibilgi
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Aldığınız Gerçekten Bal mı?
« Yanıtla #11 : 18 Aralık 2009, 09:32:54 »

Marketlerde satılan balların üçte birinin sahte olduğunu belirten Altıparmak, bunların gerçekleriyle içiçe olduğunu belirtti.



Bal Paketleyicileri İhracatçıları ve Sanayicileri Derneği Başkanı Özen Altıparmak, hileli bal pazarına dikkat çekti. Özen, bunların marketlerde gerçek ballarla içiiçe olduğunu söyledi.

Türkiye'de bal pazarı 50 bin ton ile 300 milyon dolarlık bir hacme sahip. Bal tüketiminin bu üretilenden çok fazla olduğunu belirten Bal Paketleyicileri İhracatçıları ve Sanayicileri Derneği Başkanı Özen Altıparmak, bu tonaja ulaşmalarının pek mümkün olmadığını,

bu nedenle de hileli bal pazarının varlığını sürdürdüğünü ifade ediyor. Aynı zamanda Balparmak Yönetim Kurulu başkanı olan Altıparmak'ın konuyailişkin çok ciddi bir iddiası da var: Şu anda bal diye satın alınan ürünlerin üçte biri gerçek bal değil, hileli. Bunlar marketlerde gerçek ballarla iç içe duruyor.

Önceleri çiçeği, ağacı bol olan memleketlerden gelirdi petek ballar. Sonra market raflarında sıralanmaya başladı süzme bal kavanozları. Bazıları petek bala dokunmazken, altın sarısından kestane rengine kadar değişen lezzet dolu kavanozlar bal tüketiminin artmasına da sebep oldu. Çok değil bir süre önce akrabalardan gelen kehribar sarısı petek ballar yerlerini kavanozdaki ballara kolayca bıraktılar. "Bal tutan parmağını yalar" söyleminden midir nedir, Balparmak markasını yabancılık çekmeden hemen benimsedik.

Ancak bu bizim bildiğimiz bal-parmak ilişkisinin bir hikâyesi varmış. Markanın 'bal' kısmı üründen, 'parmak' kısmı ise Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak'ın soyadından geliyormuş.

"Arı biziz bal bizdedir" adı verilen kurumsal kitap çalışmasında ülkemizdeki arıyla ilgili tüm bilgi, birikim, basılı malzeme ve fotoğrafı toplayan Özen Altıparmak, bu kitapta kendi hikâyesini de şöyle anlatıyor: "ODTÜ İşletme Fakültesi'nden mezun olduğumda tek güvencem diplomamdı. O yıl Öğretmenler Ban-kası'nın açtığı bilgisayar programcılığı sınavını birincilikle kazandım.

Ama aklım ticaret yapmaktan yanaydı. Ticaret de İstanbul'da yapılırdı. Bavulumu topladım ve İstanbul'a geldim. Bir şirkette istihsal pazarlama şefliğinden kısa sürede müdür vekilliğine kadar yükseldim. Maaşım da artmıştı ama benim aklım kendi başıma ticaret yapmaktı.

Bir küçük kamyon alıp Derman Baharatları'nı dağıtmaya başladım. O yıllarda kardeşim de mezun olmuştu, birlikte çalışmaya başladık. Babam Köy Enstitülü bir öğretmendi ve balcılık yapan arkadaşı İlyas Pınarbaşı'nı zaman zaman ziyaret ederdim. Bana kendi ballarını da dağıtabileceğimi söyledi. Markasının adını soyadından da esinlenerek Balpınar koymuştu.

Öyle zamanlar oldu ki bal dağıtımımız rekor seviyelere geldi. Ben ise bu kadar çok ürünü bir arada dağıtmak yerine bir konuya uzmanlaşmanın doğru olacağı kanaatindeydim. Askere gidip geldiğimde kardeşim Özgür Altıparmak'ın kamyonun tonajıyla birlikte işleri de büyüttüğünü gördüm. Birlikte bal alıp satmaya karar verdik ve İlyas amcanın katkısıyla markamıza soyadımızdan da esinlenerek Balparmak adını verdik. O gece rüyamda Balparmak'ın büyük bir marka olduğunu gördüm."

Bugün bal pazarının lider markası Balparmak. Gelişmiş bir laboratuvarda çok özenli bir araştırma sonucunda satın alınan ballar yine aynı özenle paketleniyor. Bütün bu süreçlerde ballara hiç el değmiyor. Altıparmak, süzme balların temizliği ve kalitesi konusunda çok dikkatli davranırken "Petek balı kesinlikle tüketmemelisiniz." diyor. 'Peki, neden tüketmemeliyiz?' soruma ise, "Petekler balın kabıdır. Siz yediğiniz çikolatanın kabını yer misiniz?" diye karşı bir soruyla cevap veriyor.

Ayrıca, "Bal tüm toz toprağı ve doğadaki kimyasalları emen bir ürün. Bu nedenle de menşeini bilmediğiniz balların naftalinden tarımda kullanılan tüm zehirli kimyasallara kadar içinde barındırma riski var. Diğer yandan çok doğal gördüğümüz bu ballarda arıcının arılarını hastalıklardan korumak için bilinçsizce verdiği antibiyotikler de var. Doğal bal yiyorum derken pek çok tehlike ile karşı karşıya kalınıyor." diyor.

Balparmak'ın yaklaşık 3 milyon Euro yatırım yaparak kurduğu, sektörde benzerinin olmadığı bir araştırma ve analiz laboratuvarı var. Balın nereden geldiğinden içindeki çiçeğe kadar her şeyi gören bu laboratuvar sebebiyle yüzde 25 oranında bal kabul edilmeyip geri çevriliyormuş. 65 parametrede milyarda bir hassasiyetle bakılan bal örneklerinden yüzde 75'inin kabul edilmesi bile büyük oran diye düşünüyorum. Özen Altıparmak övündüğü laboratuvarını gezdiriyor el değmeden insansız çalışan hassas ölçüm aletleri gerçekten tek bir poleni bile tespit ediyor.

Antalya'daki otellerde hileli bal servis ediliyor

Balda iki sıkıntılı durum var; katkılı hileli bal, yani yapma bal ile kalıntılı bal. Arıya mısır şurubu verdiğinizde, şurubun içeriği gereği hemen kursağından geçiriyor ve hileli bal üretiyor. İki bölümlü kursağını doğru biçimde kullanamamaktan dolayı da birkaç nesil sonra mutasyona uğruyor ve bunun sonucu da arı sayısı giderek azalıyor.

Katkılı balda ise antibiyotik dozu en önemli sorun olarak ortaya çıkıyor. Kaliteli bal servis edildiğinde ciddi bir maliyet oluşturduğunu belirten Altıparmak, ürünlerini 3 kategoride fiyatlandırdıklarını söylüyor. Binbirçiçek markasını da bünyesine katan Balparmak, güneydeki otellerde hileli bal servis edildiğini iddia ediyor.

Ülkemiz bal pazarı 50 bin ton ile 300 milyon dolarlık bir hacimde. Buna arıcılar da dahil. Ülkemizdeki bal tüketiminin bu üretilenden çok fazla olduğunu dile getiren Altıparmak, bu tonaja ulaşmalarının pek mümkün olmadığını, bu nedenle de hileli bal pazarının varlığını sürdürdüğünü ifade ediyor. Altıparmak'ın konuya ilişkin çok ciddi bir iddiası da var; şu anda bal diye satın alınan ürünlerin üçte biri gerçek bal değil, hileli. Bunlar marketlerde gerçek ballarla iç içe duruyor.

Arıcılar Birliği de bu bal üreticileriyle mahkemelik ama bal aromalı ürünler raflarda satılmakta. Peki, bunun kanun nezdinde bir yaptırımı cezası yok mu? Gıda Kanunu'ndaki açıklardan ötürü bir yaptırımı da yok! Peki biz tüketiciler ne yapmalıyız? Bal diye satın aldığımız ürünün üstünde "bal aromalı" ibaresini gördüğümüzde gerçek bal olmadığını anlamalıyız. Özellikle çocukların sağlıkları açısından sıkıntılı bir durum oluşturan antibiyotikli ballar, hasta olmadan antibiyotik alınmasına sebep oluyor.

"Biz bal ülkesiyiz ama vatandaşımız yılda 600 gram bal yerken Avrupalı 1500 gram yiyor. Tüketimi artırmak için daha gidilecek çok yol var çünkü bal çok faydalı bir ürün. Ayrıca biz bir yaş altındaki çocuklarda binde bir oranında risk içermesi açısından yenmesini sakıncalı buluyoruz.

Bunu da ambalajımızda belirtiyoruz. Balın kalitesini korumak ve toplumu hileli, katkılı olanlardan korumak için devletin satış noktalarını çok sık denetlemesi gerekir. Turistik otellerin denetlendiğini zannetmiyorum çünkü "hepsi içinde" fiyat alan turist de çok ucuza kalıyor bu lüks otellerde. Üreticiler açısından yapılacak olanlar da var. Teknik arıcılık eğitimleri daha çok verilmeli.

Bugün bizde bir kovandan 17 kilo bal alınırken, Avrupa'dakilerden 60 kilo alınıyor. Oysaki dünya üzerindeki çiçek çeşidinin üçte biri bizde. Kovandan gerekli üretimi alamayan arıcı ürününü pahalı satsa da gerektiği kadar kazanamıyor. Biz gücümüz yettiğince bu yükü taşımaya çalışıyoruz ama biz de bir şirketiz.

Devlet arıcılara teşvik kredileri veriyorsa da beyana dayalı işlem yapıldığından kredilerin gerçek arıcılara yeterince ulaştığını zannetmiyorum." diyen Özen Altıparmak, tüketicilerin bal alırken dikkatli olması gerektiğini de sözlerine ekliyor. Fabrikasında, olaylara yaklaşımından, tutum ve davranışından hem mükemmeliyetçi hem de detaycı olduğu zaten gözüküyor. Özen Altıparmak'a bu tespitimi söylüyorum "evet" diyor.

Altıparmak'ın hayatının bütününü balı ve markası Balparmak kaplamış vaziyette. Duygusal bir insan olan işadamı, her şeyin daha mükemmel olabileceğine inancı olduğunu, kendisi için de uzun ve orta vadeli planlar yaparak geleceğe hazırlandığını söylüyor. "İşin detaylarına hakim olmak, işi daha iyi yapmama neden oluyor." diyor.

Saygısızlığa tahammülünün olmadığını da kabul eden Altıparmak, herkesin önce işine saygı duyması gerektiğini düşünenlerden. Kendisi de çok çalışkan olan işadamı tembellere, tembelliklere hiç katlanamıyor. Balcılık yapan şirketin çalışkanlık açısından arılardan etkilenmesi gerektiğini düşünüyor. Açık yöneticilerden biri olan Özen Altıparmak, kolay ulaşılır olmayı yönetim anlayışının bir gereği olduğunu da söylüyor.

Özen Altıparmak, mükemmeli bulma sürecinde arayışlarına gelecekte de devam edeceğini kaydediyor. Değişik ülkelere ihracatı da olan Balparmak'ın iç pazarda mutlak hakimiyeti söz konusu.

Ege'den çam, Güneydoğu'dan çiçek balı gelir

Sanki tersiymiş gibi düşünüyor insan. Ama dünya çam balı üretiminin yüzde 95'i Ege'deki çam ormanlarımızın üretimi. En değerli çiçek balları ise Güneydoğu Anadolu'dan geliyor. Eğer bir arıcı balının bölgesini yanlış söylerse Balparmak'ın laboratuvarı bunu da tespit edebiliyor. Balın üretim mevsimi var ama yeme mevsimi kısıtlaması yok.

Bugüne değin analiz edemediği için hiç petek bal satmayan Özen Altıparmak, balmumu yemenin insan sağlığına hiçbir katkısı olmadığını, bir gram petek yapma süresinde dört gram bal yapabildiğini, bu nedenle arıyı yormanın gereksiz olduğunu da sözlerine ekliyor. Balparmak'ın kendi damak tadı olduğunu, bu nedenle farklı bal harmanları yaptıklarını da söyleyen Özen Altıparmak, bunun tüketicilere bir marka taahhüdü olduğunu ifade ediyor.

İSO'DAN İNOVASYON ÖDÜLÜ ALDI

Son teknolojiyle donatılmış tesisleri ve Avru-pa'nın en büyük dört bal ihtisas laboratuvarından biri olan Ar-Ge ve Kalite Kontrol Laboratuvarı ile bal kalitesinde standartları yükselten Altıparmak Gıda, İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) 8. Sanayi Kongresi'nde 'İSO İnovasyon Özel Ödülü'nü kazandı. İSO Yönetim Başkanı Tanıl Küçük ve Meclis Başkanı Erdal Bahçıvan'ın takdim ettiği ödülü, Altıparmak adına Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak aldı.

Muğla'ya 15 milyon dolara bal kompleksi

Mimari tasarımını bir yarışmayla seçtiği Muğla'da inşa etmeyi planladığı bal kompleksi, Altıparmak'ın 30 yıllık büyük hayali. 15 milyon dolarlık bir yatırım yapılacağını söyleyen işadamı, bina temelinin Mart 2010'da atılacağını aktarıyor. 10 bin arıcının yaşadığı Ege'de, büyüklüğü ne olursa olsun üreticilerin ürünlerini götürebilecekleri bir yer inşa etme ihtiyacının doğduğunu bildiren Altıparmak, arıcıların ürünlerini her yanıyla değerlendirebilecekleri bir kompleksin yakın zamanda hazır edileceğini söylüyor.

Bunun da Bal Üreticileri Derneği başkanı olarak kendisinin sorumluluğu olduğunu düşünüyor. Özen Altıparmak ile yaptığım söyleşide içinde "bal" geçmeyen hiçbir cümle duymadım dersem abartmış olmam. Kendimi tutamayıp, aklınızı bal almış dediğimde gülüyor ve yine içinde bal geçen şu cümleyi söylüyor: "Balın her şeyini biliyorum ve bal adına ülkemizde yapmak istediklerim var."

aktif haber
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı günce

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 207
Ynt: Kur'an'ın Işığında Balın Faydaları
« Yanıtla #12 : 14 Ocak 2010, 16:43:46 »
Allah razı olsun. faydalarını biliyoduk ama bu kadarını değil.favorilerime ekledim. &))
İnmemeştir hele kuran   
bunu hakkıyla bilin 
ne mezarlıkta okunmak
ne de fal bakmak için.
            M.Akif Ersoy

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Bal güçlü bir virüs öldürücü
« Yanıtla #13 : 30 Eylül 2010, 23:57:47 »

Bilim adamları arıların kendi bağışıklık sistemlerinden gelen ve "Defensin-1" olarak bilinen proteinin güçlü virüs öldürücü etkiye sahip olduğunu tespit ettiler.

İnsanoğlu 4 bin yıldır enfeksiyonların tedavisi için bal kullanıyordu. Artık günümüz bilim adamları da balın nasıl antibakteriyal gibi görev yaptığını belirlediler.

BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, Amsterdam'da Akademik Tıp Merkezi'nin Medikal Mikrobiyoloji Bölümü'nde görevli araştırmacılar, arıların balın içine kendi bağışıklık sistemlerinden bir protein eklediklerini tespit ettiler.

Bu proteinin hastalığa yol açan patojenleri öldürme yeteneği bulunduğunu söyleyen araştırmacılar, bu keşfin yeni antibiyotiklerin geliştirilmesine liderlik edeceğini kaydettiler.

Araştırmacılar, tıbbi olarak sınıflandırılan balı mevcut antibiyotiklere dirençli bakteriler üzerinde test ettiler. Bunun sonucunda, arıların kendi bağışıklık sistemlerinden gelen ve "Defensin-1" olarak bilinen proteinin güçlü virüs öldürücü etkiye sahip olduğunu tespit ettiler.

Antibiyotiğe dirençli bakterilerin halk sağlığı için çok ciddi tehdit oluşturabileceğini söyleyen araştırmacılar, sadece sınırlı sayıda antibiyotiğin çeşitli patojenlere karşı etkili olduğunu açıkladılar. Yeni antibiyotiklerin gelişiminin uzun sürdüğünü belirten araştırmacılar, yeni antimikrobiyal ajanlar için acil antibiyotik ihtiyacı bulunduğunu ifade ettiler.

Ayrıca, araştırmanın son birkaç yıl içinde azalan arı popülasyonunun korunması bakımından da faydalı olacağı açıklandı.

iyilikgüzellik
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Balla ilgili ilginç gerçek!
« Yanıtla #14 : 26 Ekim 2010, 01:25:40 »


 
'Gerçek bal şekerlenmez' deyimi ya yanlışsa? Arıcılar Birliği'nden balla ilgili önemli bilgiler...

Eskişehir Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Gürbüz Turhan, polenlerin özelliğine göre balın bir gün ile bir yıl arasından mutlaka kristalize olduğunu söyledi.

Turhan, balın, arıların çiçeklerden ve çiçekli ağaçların yapraklarından salgılanan nektar ve salgıları toplayarak kovana getirirken kursaklarında kendilerinden bazı enzimleri katıp petek gözüne aktardığını belirterek, petek gözünde depolanan sıvı maddenin de bal olduğunu kaydetti.

Dışarıdan arıya glikoz, şeker ve buna benzer gıdalar verildiğinde balın hakiki olmayacağını ifade eden Turhan, şöyle konuştu:

''Balı arı yapar. Arının yaptığı gerçek bal kristalize olur. Halk deyimiyle şekerlenir. Bal çiçek balı ve salgı balı olmak üzere ikiye ayrılır. Çiçek balının içinde polen olduğundan dolayı kristallenir. Polenlerin özelliğine göre bal bir gün ile bir yıl arasından mutlaka kristalize olur. Salgı balları kristalize olmaz. Alındıkları gibi uzun yıllar berraklığını korur. Halk arasında çam balı olarak bildiğimiz bu çeşit, diğerlerine nazaran pek makbul değil. Balı kristalize eden en büyük etkenlerden biri de balın içindeki şekerdir. Balın yüzde 80'i şeker, yüzde 20'si de sudur. Şekerin de yüzde 3'ü de mutfaklarda kullandığımız, bilinen çay şekeri, diğer kısmı meyve ve üzüm şekeridir. Bir balda meyve şekeri fazlaysa o bal çok uzun süre sonra kristalize olur.''

''SAHTE BALCILARA DİKKAT''

Turhan, gerçek balın kristalize olduğunu, kristalize olmayan balın ya salgı ya da şekerden üretilmiş sahte bal olduğunu ifade ederek, vatandaşlarımızın kristalize olan bala rağbet etmesi gerekir. Balın kristalize olması aynı zamanda binlerce yıl bozulmadan kalabilmesi için kendisini korumaya alma işlemidir. Yani doğal bir olaydır. Kristalize olan bal özelliğinden ve lezzetinden hiçbir şey kaybetmez'' dedi.

Avrupa'da insanların kristalize olan balı tükettiğini vurgulayan Turhan, şunları belirtti:

''Bir de her bal alan tüketici tarafından (Bu bal şekerli mi? İçine ne kadar şeker kattınız? Bal aldım şekerlendi, bu bal sahteymiş) gibi sorularla karşılaşıyoruz. Tüketicimiz şunu iyi bilmelidir balı kristalize olmuş şekliyle tüketmek daha iyidir. Donmuş bal 42-45 dereceler arasında 8-10 saat su dolu bir kapta ısıtılarak çözdürülür. Tüketicimiz balını güvendiği yerlerden almalı. Piyasada glikoza bal esansı karıştırarak satan sahte balcılar var. Bunlara dikkat edilmesi gerekir.''

Turhan, Türkiye'nin kovan sayısı bakımından dünyanın ikinci büyük ülkesi olduğunu belirterek, ''Ancak, ülkemizde kişi başına bal tüketimi aylık ortalama 300 gram. Bu oldukça düşüktür. Avrupa'da ise kişi başına ayda 1-1,5 kilogram bal tüketiliyor. Biz genelde hasta olunca ya da biri tavsiye edince bal yeriz. Oysa bir kişi ayda en az bir kilo bal tüketmelidir. Bal karaciğeri yormadan kana karışıyor. Dinç ve genç kalmanın en büyük ilacıdır'' dedi.

iyilikgüzellik
*~*~* TUĞRA *~*~*