Gönderen Konu: Bebek Bakımı-Sağlığı  (Okunma sayısı 20193 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kabristan

  • okur
  • *
  • İleti: 85
Ynt: Bebeği uyuturken hızlı sallamak zararlı
« Yanıtla #15 : 27 Temmuz 2009, 13:00:27 »

biz sallamaıyoruz çalışan arabanın motor sesi uyku getirmeye birebir  :(
Kabristan etrafında kara taştan bir duvar.
Duvar dışında kalan mahpuslara haber var..

Çevrimdışı nirvana

  • yazar
  • ****
  • İleti: 516
  • "Nerede oLursanız oLun, Allah sizinLe beraberdir"
Ynt: Bebeği uyuturken hızlı sallamak zararlı
« Yanıtla #16 : 27 Temmuz 2009, 14:59:08 »
o doktorlarda aynı yöntemle büyümüştür sanırım :)
başlarda her anne baba sallamıyor ama zamanla   yada hastalandıkça bebeklerin düzeni bozuluyor  doğal olarakda babadan anadan kalma yöntemlere müracaat ediliyor
araba güzel yöntem de kendiniz uykusuz kalacaksınız:)
Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7475
Bebeğinizi nasıl mışıl mışıl uyutursunuz?
« Yanıtla #17 : 15 Ağustos 2009, 04:31:16 »
Bebeğiniz doğduğundan beri iyi bir gece uykusu uyumadıysanız, yalnız değilsiniz.

Uykusuz geceler birçok yeni anne-baba için geçiş dönemidir. Umutsuzluğa düşmeyin, uykuya dalması için bebeğinize yardımcı olmaya çalışın. Mayo Clinic'in web sitesinde yer alan habere göre, bebeğinizin gece boyunca uyumasına yardımcı olmak için şunlara dikkat etmelisiniz:

Düzen oluşturun: Yeni doğan bebekler gün boyunca 16 saatten fazla uyurlar. Ancak, her iki saatte bir karınları acıktığı için uyanırlar. Bu durum başlangıçta düzensiz olmasına rağmen, bebeğinizin sinir sistemi geliştikçe ve beslenme aralarındaki süre uzadıkça daha tutarlı bir uyku programı aniden ortaya çıkacaktır. 3 aya kadar, birçok bebek, geceleri her seferinde en az 5 saat uyurken, 6 aylık olduğunda ise gece uykusu aralıksız 9 ile 12 saate kadar çıkabilir.

Uyku alışkanlığı kazandırın: İlk birkaç ay için, gece yarısı beslenmeleri ailelerin ve bebeklerin uykusunu bölüyor. Fakat bebeğinize iyi bir uyku alışkanlığı kazandırarak buna yardımcı olabilirsiniz.

Gün boyu çocuğunuzun hareket halinde olmasını sağlayın. Bebeğiniz uyanıkken bebeğinizle konuşarak, şarkı söyleyerek ve oyun oynayarak oyalanmasını sağlayın. Bebeğinizin yanında ışık açın ve evde gürültü olmasına özen gösterin. Bebeğinizi kendi odasında soyutlamayın. Gün boyunca süren uyarımlar bebeğinizin gece daha rahat uyumasını sağlar.

Bebeğinizin uyukladığı zamanları gözlemleyin. Düzenli uyuklamalar önemlidir, fakat gün boyunca uzun süren uykular bebeğinizin gece uyanık kalmasına neden olur.

Tutarlı uyku rutini izleyin. Banyo, şarkı söylemek, kitap okumak ya da sarılmak gibi rahatlatıcı yöntemler deneyin. Yakında bebeğiniz bu yöntemlerle uyumaya alışacaktır. Eğer bebeğinizi uyuturken müzik çalacaksanız, bebeğinizi beşiğine koyun ve her seferinde aynı müziği çalın.

Bebeğinizi mayıştığında uyanıkken yatağına koyun. Bu bebeğinizin uykuya dalma süreciyle yatak arasında ilişki kurmasına yardımcı olacaktır. Bebeğinizi sırt üstü, başı yana gelecek şekilde yatırın ve yatağında boğulmasına neden olacak battaniye, tülbent gibi yumuşak nesneler bulundurmayın.

Bebeğinize yatışması için biraz zaman verin. Bebeğiniz uykuya dalmak için en rahat pozisyonu bulmadan önce sızlanabilir ya da ağlayabilir. Ağlaması durmazsa, bebeğinizle sakin sakin konuşun ve sırtını sıvazlayın.

Emzik vermeyi deneyebilirsiniz. Eğer bebeğiniz sakinleşmekte zorluk çekiyorsa, emzik bebeğinizi oyalayabilir. Gerçekte, uyku boyunca emzik kullanmak ani bebek ölümü riskini azaltabiliyor. Fakat, burada gizli tehlikeler de var. Eğer bebeğiniz uyumak için emzik kullanıyorsa, gece yarısı emzik ağzından düştüğünde ağlayabilir.

Bebekler uykusunda sık sık sallanabilir, kıvranabilir ve bacaklarını karnına çekebilir. Bunlar gürültülü de olabilir. Bazen mızıklama ya da ağlama yatışma belirtisi olabilir. Bebeğinizin aç ya da rahatsız olmadığından eminseniz, birkaç dakika ne olacağını bekleyin.

Bebeğinizin gece boyunca ilgiye ve beslenmeye ihtiyacı olduğunda, loş bir ışıkta, yumuşak bir ses tonuyla ve sakin hareketlerle bunu yapın. Bu şekilde davranmanız, çocuğunuza oyun değil, uyku zamanı olduğunu anlatır.

Bebeğinizi uyurken asla yatağınıza almayın. Bu bebeğinizin kendi kendine uykuya dalmasını zorlaştırır ve ani bebek ölümü riskini artırabilir.

Bazı bebekler, uzun süre aralıksız uyuyabilir, sadece karınları acıkınca uyanırlar. Diğerleri ise tekrar uykuya dalmakta zorluk çeker. Bebeğinizin uyku düzenini ve iletişim şeklini anlamak biraz zaman alabilir.

Eğer bebeğinizin uyku alışkanlığı hakkında endişeleniyorsanız, bir çocuk doktorunun önerilerini dinleyebilirsiniz. Bebeğinizin gece boyunca uyuması, anne-babanın yeteneklerini göstermez. Bu sizin çalışarak, farklı yöntemleri deneyerek öğreneceğiniz basit bir süreçtir. Her şey yoluna girdiğinde herkes için iyi bir gece uykusu olacaktır.

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Bebeğe karşı anne-baba rekabeti...
« Yanıtla #18 : 21 Ağustos 2009, 12:24:14 »



Değişen babalık yaklaşımı ile birlikte, annelerin babalara bebek bakımına ne zaman dahil olacaklarını söyleme işi sona ermiştir. Artık babaların çoğu, bebek bakımına katılmayı kendiliklerinden istemekte ve yoğun yaşamları içinde çocuklarına vakit ayırmak için kendiliklerinden güçlü bir motivasyon hissetmektedir.

Bu dönemde ailelerde yaşanan sorun daha çok ebeveynler arası rekabetten ve hatta bazen de annenin bebeği babadan uzak tutma çabasından kaynaklanmaktadır.  Bunlar, bir çocuğa bakan tüm yetişkinlerde görülen evrensel duygulardır.  Bir çocuğa ne kadar çok bakarsanız onun o kadar çok size ait olmasını istersiniz. Çok doğal olan bu sahiplenme duygusu ebeveynleri bilinçaltından birbirine rakip haline getirebilir. Her bir ebeveyn yeni rolünü öğrenmeye çalışırken diğerinin yaptığı hataları görür.

Ebeveyn olmayı öğrenmek genelde başarılarımızdan çok hatalarımızdan ders çıkarmayı gerektirmektedir. Bu zorlu işte, ebeveynler birbirleriyle özdeşlemeyi ve birbirlerini desteklemeyi benimsediklerinde çocuk için pek çok kazanım gerçekleşir. Kişinin kendi hatalarını kabul etmesi diğer ebeveynin yaptığı hatalara toleranslı olabilmeyi kolaylaştırır.

Çocukların her konuda anlaşan ve her şeyi aynı şekilde yapan ebeveynlere ihtiyacı yoktur. Bebekler çok erken dönemlerden itibaren anneden ve babadan farklı şeyler beklemeyi öğrenirler.  Yine de eğer ebeveynler bilinçli şekilde birbirlerinin ayağını kaydırmaya çalışıyorsa bu durum çocuklar için kafa karıştırıcı olur.   

Bebeklerin ihtiyacı olan şey her iki ebeveynin de kendini adaması ve etrafta sakinliğin hüküm sürmesidir. Bebekle ilgili konularda rekabete girmek, derin bir anlaşamazlığın değil yoğun bir bakım verme duygusunun işaretidir.

Bu rekabet hislerinin aranızda kızgınlığa yol açmasına izin vermeyin. Aksine, bu rekabet duygusunu kimin hangi işi yapacağını netleştirmek için kullanın. Her iki tarafın da yapacağı fazlaca iş bulunmaktadır. Rekabet, her iki ebeveynin de elinden gelenin en iyisini yapması konusunda güçlü bir motivasyon oluşturabilir.

Benim tavsiyem bu rekabeti hissettiğinizde birlikte oturup bu konuyu tartışmanız. Böylece rekabetin ve anlaşmazlığın gücü zayıflayacaktır.


Psikolog Sinem Olcay 
 

Çevrimdışı Himmet

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 847
Ynt: Bebeğe karşı anne-baba rekabeti...
« Yanıtla #19 : 21 Ağustos 2009, 13:17:59 »
Babaların rekabeti daha bebekleri dünyaya gelmeden önce başlıyor."O benim bebeğim sen aradan çekil, "bana arkanı dönme, çocuğumla irtibatımız kesiliyor", "çocuğumla aramıza girme" gibi komik hadiseler yaşıyorlar.Hanımı su istese "eyvah! çocuğumu hararet bastı" diye mutfağa koşarken ortalığı devirirler.

Fazla kapılıp kırıcı olunmadığı sürece bunlar olması gereken hoş rekabetler.
hz.Allah herkeze hayırlı, sağlıklı ve uzun ömürlü evlatlar nasib eylesin.
Zatının, Sıfatının,Esmasının, Efalinin hudutsuzluğunca Şükürler olsun Ya RABBİİM..

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
İşte C vitamini eksikliğinin bebeğinizin üzerindeki etkisi
« Yanıtla #20 : 24 Eylül 2009, 20:24:35 »
C vitamini eksikliğinin yeni doğan bebeklerin zihinsel gelişimini etkilediğini ortaya çıkarıldı.

American Journal of Clinical Nutrition isimli tıp dergisinde yayınlanan ve Kopenhag Üniversitesi Yaşam Bilimleri Fakültesi'nde gerçekleştirilen çalışma, C vitamini eksikliği olan kobayların hipokampüsle ilgili nöronlarının yüzde 30 daha az olduğunu ve hafızalarının daha kötü olduğunu gösterdi.

Kobaylar gibi insanların da beslenmelerinde C vitamini almak zorunda olduklarını söyleyen araştırmacılar, hamilelikte ya da emziren annedeki C vitamini eksikliğinin anne karnındaki ve yeni doğan bebeğin zihinsel gelişimini etkilediğini belirtiyorlar. C vitamini nakli olmayan fetüslerde ciddi beyin hasarı oluştuğunu açıkladılar.

C vitaminin beyin aktivitesinde oldukça önemli olduğunu ve dünyada bazı bölgelerde, C vitamini eksikliğinin oldukça yaygın olduğunu belirten araştırmacılar, Brezilya ve Meksika'daki nüfus araştırmaları hamile kadınların yüzde 30-40'ının C vitamini seviyelerinin düşük olduğunu ve aynı şekilde fetüslerde, yeni doğan bebeklerde de düşük seviyede olduğunu ortaya çıkardı.

Kaynak: Zaman
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7475

Küçük bebeği olan kadınların en çok sorun yaşadığı zamanlardan biri beslenme saatleridir. Bebeğini hem sağlıklı hem lezzetli gıdalarla beslemek için uğraşan anne, yemek konusunu sadece bebeğin keyfine ve beğenisine bırakmak istemez.

Acıktığını düşündüğü veya fark ettiği her an onu beslemeye çalışır. Hele bir de bebek iştahsız ise annenin işi daha da zorlaşır. Bebeğin dikkatini yemeğe toplamak ve etrafı döküp saçmadan karnını doyurabilmek için birçok anne televizyonda çizgi film ve reklamları izletiyor. Televizyona odaklanan bebek ise doyduğunu fark etmeden verilen her şeyi kabul ediyor.

Bebeğini beslemede sorun yaşayan Neslihan Genç de televizyonu kurtuluş olarak gören annelerden biri. Bir buçuk yaşındaki kızına özellikle misafirliğe gittiğinde yemek yedirirken çok zorlandığını söyleyen Neslihan Hanım, bu yüzden ancak reklamlara daldığında onu doyurabildiğini söylüyor. Bebeğinin iştahsız olduğunu belirten Genç, "Sağlıklı bir yol olmadığını biliyorum ama başka türlü kızıma yemek yediremiyorum, kilosunun düşmesinden korkuyorum." diyor.

Bu uygulamanın çocukta beslenme kültürünün oluşması açısından zararlı olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, sonunun obeziteye varabileceğini belirtiyor. Ayrıca Gürhan, bebek yemeği dalarak yediği için, özellikle bir buçuk yaşından önce kusma ve boğazına takılma gibi tehlikeler doğurabileceğini dile getiriyor. Gürhan, "O yüzden hep püre yediriyor anneler, sağlıklı bir beslenme alışkanlığı oluşmuyor." diyor.

Abur cubur yedirip iştahını kapatmayın

İki yaşından önce televizyonun önerilmediğinin altını çizen Gürhan, dikkat eksikliği ve gelişme problemi gibi başka birtakım sorunların da oluşabileceğini belirtiyor. Annelere tavsiyesi ise, bebek bu alışkanlığında vazgeçene kadar soğukkanlı olmaları, bebeği aile sofrasına alıştırmaya çalışmaları ve yemek yemiyor diye endişelenmemeleri. Pedagog Sevil Gümüş de, sürekli bir şeylerle oyalayıp yemeği sadece bir eğlence haline dönüştürmenin bebeğin sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazanmasına engel olacağını vurguluyor.

Gümüş, "Bebek her yemek yediğinde bir şeylerle oyalanmak istiyor. Sanki yemek sevimsiz bir şeymiş gibi onu sevimli hale getirmeye çalışıyor." diyor. Çocuğun yavaş yavaş her yemeği tatması gerektiğini dile getiren Gümüş, avuçlayarak ya da döke saça olsa da kendi başına yemeği öğrenmesi gerektiğini söylüyor.

Ailelere tutarlı olmaları, bebeğin iştahı yoksa yediği kadarla kalmaları tavsiyesinde bulunan Sevil Gümüş, "Bizim toplumumuzda sağlıklı olmasının kilolu olmasına bağlı olduğu düşünülüyor. Bebek azıcık kilo verdiğinde anneler telaş yapıyor ve zorla yemek yedirmeye çalışıyor." diyor: "Yemek istemiyorsa bu şekilde zorla yedirmemek gerek. Gelmiyorsa da tamam sen bilirsin demeli. Arada abur cubur veriliyor. Bakkal dükkanı gibi dolaplar oluyor. Çocuk orada bisküvi çikolatanın olduğunu biliyor ve acıktığında yemek saatini beklemeden oradan yiyor ve iştahı kesiliyor."

zaman

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Anne-Baba: Yeni doğan bebeği annesinin yanında mı tutmalı? Yoksa bebek odalarına mı götürmeli?

Dr. Sefa Saygılı: Bazı doğumevlerinde bebekler, hastalık kapmasınlar diye, annelerinden uzak, bebek odalarında tutulurlar. Oysa bunun tam tersi doğrudur. Bebek, annesinden aldığı antikorlarla dışarıdan gelecek mikroplara karşı savaşmanın yanında, bebek odalarında bulamayacağı özel ilgi ve sevgiyi annesinden görür.

Annesinin yanında yatan bebek, vücut ısısını, metabolizmasını, hormon ve enzim seviyesini, kalp ritmini ve nefes alış verişini dengeler. Anne ve bebeğin birbirinden ayrılması fiziksel yoksunluklara ve duygusal boşluğa sebep olur.

Çünkü anne-bebek ilişkisi karşılıklı, iç içe ve büyülüdür. Bebeğin ağlaması, yeryüzünde bebekler için en iyi besin olan anne sütünü tetikler. Doğumdan sonra emzirmek, plasentanın atılmasına yardımcı olur. Ayrıca bebeğin bakışları ve dokunuşu annelik için gerekli duygu ve melekelerin oluşmasını sağlar.

Bebekler, annelerinin sesini duymalı, kokusunu hissetmeli, uyku düzenini ve yüz ifadelerini öğrenmelidir. Annelerinin iyi ve sağlıklı olduğunu, yanında bulunduğunu görünce kendine güvenleri artar, daha huzurlu ve mutlu olurlar.

Gülistan Dergisi
« Son Düzenleme: 09 Aralık 2009, 01:21:16 Gönderen: Lika »
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Bebek Bakımı-Sağlığı
« Yanıtla #23 : 09 Aralık 2009, 01:23:16 »
Anne-Baba: 3 yaşındaki oğlum yeni doğan kardeşine vurmaya kalktı. Nasıl davranmalıyım?

Dr. Sefa Saygılı: Bebeğe vurmasının, asla izin verilmeyerek bir davranış olduğunu ısrarla ona anlatalım. Bebeğin canını acıttığını, ailede başka hiç kimsenin böyle yapmadığını söyleyelim. Çok ciddi olduğumuzu belli edelim, fakat sakinliği elden bırakmayalım. Ancak böyle kararlı, sert bir tavır takınırsak şiddet olayları sona erer.

Çocuğumuzun bu şiddet dolu davranışlarındaki amacı dikkatimizi çekmektir. Bu sebeple “Tamam, seni anlıyorum, sinirlendin demek. Gel, seninle oynayalım” şeklinde bir tepki gösterirsek, bu tip davranışlarını teşvik etmiş oluruz.

Ona sevgi ve özen gösterelim, ama daha sonra.

Gülistan Dergisi
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7475
Yenidoğan bebeğiniz sürekli ağlıyor, gaz sancısı nedeniyle sıkıntılı anlar yaşıyor ve kilo alamıyorsa onun bu durumunu durup değerlendirmeniz gerekiyor.

Çünkü bebeklerin hemen hemen hepsinde görülebilen bu belirtiler bazen süt alerjisinin göstergesi olabiliyor. Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünden Uz. Dr. Gökçe Günbey, anne sütü alan bebeklerde de inek sütü alerjisi görülebileceğini söyledi.

Gökçe Günbey alerjinin, anne sütü ile beslenen bebeklerde annenin tükettiği süt ve süt ürünlerinin emzirme yolu ile bebeğe geçerek alerjiye yol açtığını belirtti. Ayrıca çoğu hazır mamanın inek sütü proteinlerini içermesi de alerjiye yol açabilir.

Anne, sütlü gıdalardan uzak durmalı

Annelerin bebeklerinin bu rahatsızlıkları sırasında anne sütünü vermeye devam etmeleri gerektiğini ifade eden Günbey, yalnız annelerin süt ve sütlü ürünlerle beslenmeyi kesmelerini istedi. Bu durumda anne, kalsiyum eksikliğinden korunmak için medikal destek almalı.

İnek sütü alerjisi olan bebeklerde soya proteini ve keçi sütü alerjisi de birlikte olabileceğinden annenin diyetinden bu grup ürünler de çıkarılmalı. Süt birçok hazır gıda maddesinde bulunduğundan satın alınırken ürün etiketi dikkatlice okunmalı. İçinde kazein, kazeinat, sodyum ve/veya kalsiyum kazeinat ve laktalbumin olan gıdalardan uzak durulmalı.

Belirtiler bazen daha geç çıkabilir

Süt alerjisinin belirtileri bebeğe ve alerjinin ağırlık derecesine göre değişkenlik gösterir. Klinik bulgular genellikle ilk 6 ayda başlamakla birlikte, bazen daha geç yaşlarda da ortaya çıkabilmekte. Belli başlı belirtiler şunlardır:

İlk aylarda aşırı ağlama ve ciddi gaz sancısı.

Beslenme sonrası kusmalar ve buna bağlı olarak kilo alamama.

Kanlı ve sümüksü dışkılama ve bazen de kabızlık.

Ciltte egzama tarzında kızarık ve kaşıntılı deri döküntüleri.

Geçmeyen bir hırıltı, öksürük, burun tıkanıklığı.

Tekrar eden bronşit ve/veya bronşiolit atakları.

Anafilaksi (çok nadirdir, inek sütü proteini alımından hemen sonra (en geç ilk 1 saat içinde) gelişir. Deri döküntüsü, yüzde, dil ve ağızda şişme, solunum yollarında gelişen ödeme bağlı olarak ortaya çıkan nefes almada güçlük ve tansiyonda düşme ile birlikte görülen bir şok tablosudur. Tedavi edilmediğinde ölümcüldür.)

zaman

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Bebeğiniz üstün zekalı olabilir!
« Yanıtla #25 : 20 Şubat 2010, 18:48:25 »
Eğer bebeğiniz atak, az uyuyor ise endişe etmeyin. Çünkü bebeğiniz üstün zekalı olabilir...

Atatürk Üniversitesi‘nden Doç. Dr. Hüseyin Kotaman zeka testlerinden 120- 130 ve yukarı puan alan çocuklara üstün zekalı denildiğini ifade ederek, "Bu çocuklar bebeklik döneminde alışılmışın dışında duyarlı, atak, uykuya az ihtiyaç duyan ve hızlı öğrenen özelliklere sahip oluyor" dedi. Bu çocukların gözlem, anne-baba bilgileri, görüşmeler, akran bilgileri ve standart testler ile belirlendiğini anlatan Kotaman, "Bu çocuklar yüksek amaç ve ideallere sahipler. Eğitilmedikleri takdirde zararlı hale de gelebilirler" şeklinde konuştu.

Kaynak: Bugün
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7475
Bebeğinize bu işkenceleri yapmayın
« Yanıtla #26 : 12 Mart 2010, 19:35:36 »
İleride teri kokmasın diye yeni doğan bebeği tuzlu su ile yıkamak, sarılık olmasın diye sarı giydirmek, göbek kordonunu evde saklamak, gözü tok olsun diye yarı kırkında yumurta ve soğan dağıtmak, çocuğun ilk tırnağının baba tarafından kesilmesi ve nazar değmesin diye türlü şeyler yapmak... Bir kısmı kültür tarihinin güzel birer unsuru olsa da birçok gelenek bebeklerin sağlığını tehlikeye atıyor.

Bebeklere dair o kadar çok geleneğimiz var ki...Kültür tarihinin birer öğesi olan bu geleneklerin birçoğu bebek sağlığını olumsuz etkiliyor. Çoğunluğu din ile bağdaştırılan bu geleneklere ilahiyatçılar temkinli yaklaşıyor. Prof. Dr. Nebi Bozkurt, çocuklar için nazar değmesin, ömrü uzun olsun, zeki olsun, bahtı açık olsun diye yapılan birçok davranışın İslam diniyle ilgisi olmadığını söylüyor. Prof. Dr. Nejat Narlı ise birçok âdetin bebek sağlığını olumsuz etkilediğini vurguluyor. Çukurova Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı bölümü hocası Narlı, bu konudan oldukça muzdarip. Çünkü "ileride kokmasın" diye tuzlandığı için birçok bebeğin ölümüne tanık olmuş. Tuzlama, bebeklerin sıvı kaybetmesine ve hatta beyin kanaması geçirmesine sebep oluyormuş.

Bir başka yaygın inanış ise sarı giydirilirse çocukların sarılık olmayacağı. Sarı giydirmekten medet umulduğu için bebekler doktora geç götürülüyor. Geç kalınması çoğu zaman tedavisi imkansız kalıcı hasarlara sebep oluyor. Narlı, bu yanlış kabulün değişmesi gerektiğini söylüyor.

Narlı bu duruma şöyle bir açıklama getiriyor: "Eskiden çocukların önemli bir kısmı yenidoğan döneminde daha bir ayına gelmeden kaybediliyordu. İşte insanlar ölümlere ve yenidoğan dönemindeki hastalıklara karşı yüzyıllardır kendilerine göre mücadele yöntemleri geliştirmiş, şifa aramış. Ama artık tıbbî yöntemler gelişti. Bebek ölümleri azaldı. Bu batıl inanışları bırakmaları gerekiyor." Sanıldığının aksine bu gelenekler sırf Anadolu'da uygulanmıyor. Şehirde yaşayanlar, üst gelir seviyesindekiler, hatta üniversite bitirmiş olanlar bile adettendir deyip batıl inançlardan medet umuyor.

Dinle bir alakası yok

Bebeğin göbeğini toprağa gömmemek, sırtı sağlam olsun, ömrü uzun olsun diye sırtını un çuvalına dayamak ve saçını unlamak, gözü tok olsun diye yarı kırkında yumurta ve soğan dağıtmak, çocuğun ilk tırnağının baba tarafından kesilmesi, bebeğe atleti ters giydirilirse nazar değmeyeceğini düşünmek, bebek beşiğini boşken sallamamak gibi inanışların birçoğu İslam diniyle ilişkilendiriliyor. Hadis bilimci Prof. Dr. Nebi Bozkurt, bunların dinle ilgisinin olmadığını söylüyor. Bozkurt, böyle düşünülmesinin sebebinin Müslüman toplumlarda tüm referanslarını İslam'dan almak isteği olduğunu düşünüyor.

Yaygın olan geleneklerden biri olan tahnik (Yenidoğan bebeğin damağına tatlı bir şeyler, özellikle hurma sürmek) aslında bir sünnet. İmam Malik'in El-Muvatta eserinde Hz. Peygamber'in yeni doğan bir bebeğin ağzına hurma sürdüğünü yazıyor. Bozkurt sahih kaynaklarda geçmeyen ve İslam dinine atfedilen birçok geleneğin hurafeden ibaret olduğunu söylüyor. Bebeğin başına soğan koymak, doğumun 20. gününde soğan dağıtmak gibi. Bunların ayırımının iyi yapılması gerektiğini belirtiyor.

Din psikoloğu Prof. Dr. Ali Köse ise birçok geleneği bir kalemde silmenin çok doğru olmadığını düşünüyor. Çünkü rasyonellik adına reddettiğimiz birçok şeyin sonradan doğru olduğunun fark edildiğini vurguluyor. Köse, birçok geleneğin ise yanlış algılama ve aktarma sebebiyle farklı şekiller aldığını ifade ediyor.

Gülizar Baki

Çevrimdışı fediş

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 34
Ynt: Bebek Bakımı-Sağlığı
« Yanıtla #27 : 12 Mart 2010, 21:04:27 »
minik mi minik  elleri var
Tatlı mı tatlı çehresi var
Güzel mi güzel gözleri var
Minik kuşum benim Bebeğim
Dünyaya bir geldin
Benim minik Bebeğim
Heyecandan uçtum
Nasıl uçtuğumu bilemezsin

Benim Minik Bebeğim Canımın Bir Parçasısın.
« Son Düzenleme: 14 Mart 2010, 06:40:23 Gönderen: Lika »

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7475
'Uykusu gelince zaten yatar' demeyin
« Yanıtla #28 : 05 Nisan 2010, 22:47:50 »
Vakit gece yarısı, ancak çocuğunuz hâlâ zinde. Yaramazlığını da yapıyor, oyununu da oynuyor. Bu gece uyumayacağı konusunda ısrarlı.

Onun yatağa gitmesini sağlayıcı yöntemler denemek yerine 'Uykusu gelince yatar.' diyen anne babalardansanız yanılıyorsunuz demektir.

Unutmayın ki, uykusuz çocuk mutsuz çocuktur. Anne-baba olarak çocuğunuzu uykuya ikna edecek yöntemleri denemeniz ve bu konuda sabırlı olmanız gerekir. Uyku yalnızca bir dinlenme aracı değildir. Beyin başta olmak üzere tüm organların faaliyetlerini sürdürmesi için çok önemlidir. Uyku esnasında stres hormonları azalırken, büyüme hormonu salınımı artar. Bu sayede uyku sırasında vücut kendini onarır, yeniden yapılandırır, protein sentezi artar ve vücut kendini yeni güne hazırlar.

Düzenli uyuyan çocuğun hafızası güçlenir: Uyku zamanı, sizin dört gözle beklediğiniz soluklanma zamanı olurken, çocuklar için çok daha büyük bir öneme sahiptir. Çocuk uyku sırasında büyümektedir. Ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku ihtiyacı da o kadar fazladır. Düzenli uyuyan çocukta büyüme daha hızlıdır. Yine bu çocuklarda öğrenmenin daha net, hafızanın daha güçlü olduğu ortaya konmuştur. Yetersiz uyuyan çocuklarda durum tam tersidir. Yeterince uyuyamayan çocuklarda obezitenin daha sık olduğu saptanmıştır. Bu çocuklarda abur cubur yeme, fazla kalorili içecekler içme ve televizyon ya da bilgisayar karşısında geçirilen süre daha fazladır.

Hiperaktivite ve depresyon riski de en aza iniyor: Bilimsel araştırmalar, okulöncesi çocuklarda düzenli uykunun hiperaktivite, anksiyete ve depresyonu azalttığını göstermiştir. Yine bir haftalık süre içinde 3-4 gün ve fazlası uykunun (bu da gün başına en az 11-12 saat uyku demektir) çocuklar için gerekli olduğunu göstermiştir.

Ergenlik döneminde uyku zamanı genellikle gece yarısından sonraya sarkar ve çocuk az uykuyla yetinmeye başlar. Günlük 7-7,5 saat uykuyla yetinen çocuklarda depresyon eğiliminin daha fazla olduğu kanıtlanmıştır. Bu çocuklarda depresyon sıklığının gece 22.00'den önce yatağa giren çocuklara göre yüzde 42 daha fazla olduğu belirlenmiştir. Ergenlik döneminde ideal uyku zamanı 9 saattir.

Çocuğunuz kendi kendine uykuya dalmayı öğrenmeli: Çocuk; temasla, anne göğsünde beslenerek ya da sallanarak uykuya dalmaya alışmışsa şartlı refleks oluşacaktır. Her uyandığında uyumak için zorunlu hale gelen bu şartların varlığını isteyecektir. Böylece anne ya da bakıcı için uykusuz geceler başlayacaktır. Bu nedenle bebeklik döneminde geliştirilen uyku alışkanlığı konusunda ailenin, çocukları ve kendi çıkarları açısından çocukların bağımsız uykuya dalabilme alışkanlığını oturtmaları gerekir. Çocuklarda genellikle ayrılık anksiyetesi söz konusudur. Çocuklar gece uyandıklarında gerçek ile rüya arasındaki ayrımı kavrayabilmek için daha uzun süreye ihtiyaç duyar.

Beslenme alışkanlığı uyku düzenini etkiler: Uyku üzerinde beslenme ile ilgili bazı etkenler de söz konusudur. Gece yarısı kan şekerinin düşmesi uyanmaya yol açacaktır. Bu açıdan uyku saatine yakın karbonhidrattan zengin gıdalardan (unlu ve şekerli) kaçınmak gerekir. Gıda alerjileri de kaşıntı, astım ve sindirim problemlerine yol açarak uyku kalitesini bozacaktır. İnek sütü alerjisi olan çocukta inek sütünün diyetten çıkarılması uyku kalitesinde düzelmeler sağlamaktadır.

Ayrıca gıda alerjileri çocuklarda bademcik ve geniz etinin büyümesine yol açarak uyku problemlerine neden olur. Kalsiyum, magnezyum ve B vitaminlerinin (özellikle B6) az alınması gece uyanmalarını artırır. Yatmadan önce alınan kafeinli gıdalar (birçok içecek ve çikolatada boldur) uyarıcı etkisi sebebiyle uykusuzluğa neden olabilir.

Masal ve masaj rahatlatıcı etki yapar: Düzenli bir uyku saati, uyku öncesi masal ve rahatlatıcı bir müzik, gün içerisinde bedensel aktivite için fırsat sağlanması, uyandığında onu bekleyen cazip aktivite ve sürprizler listesi sunmak, çocuğu güven objesi ile baş başa bırakmak (seveceği bir battaniye ya da oyuncağı), badem yağı, papatya ya da lavanta yağı ile masaj yapmak uykuyu çocuk için sevimli hale getirilebilir. Uyumaya gitme zamanı hakkında aile ile çocuk arasında savaş değil barış ortamı yaratmak belki de problemlerin çözümünü sağlayacaktır.

Yatma vakti: 22.00: Tüm çocukluk boyunca uykuya yatma zamanının mutlaka gece 22.00'den önce olması sağlanmalıdır. Bunu sağlamak her zaman çok kolay olmayabilir. Sağlıklı uyku alışkanlığının oturtulması erken bebeklik döneminden itibaren başlatılmalıdır.

zaman

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7475
Ağlayan bebekleri bekleyen büyük tehlike
« Yanıtla #29 : 27 Nisan 2010, 02:06:08 »
Çocuk bakım uzmanı, çok fazla ağlayan sıkıntılı bebeklerin ilerleyen yıllarda daha çok problemle karşılaşma riski bulunduğunu söyledi.

The Telegraph'ta yayınlanan habere göre, "Your Baby And Child: From Birth To Age Five" isimli kitabın yazarı Dr. Penelope Leach, uzun süren ağlama periyotlarının bebeğin gelişen beynine zarar verebileceğini ve ileride çocuğun öğrenme problemleriyle karşılaşacağını belirtti.

Doktorun teorisi bebeklerin 20 dakikaya kadar ağlamasına izin veren popüler çocuk yetiştirme inancına zıt bir düşüncedir. Uzun süre ağlamaya bırakılan bebeğin en sonunda uyuyacağını söyleyen Leach, "Bebek tek başına mutlu bir şekilde uyumayı öğrenmeyecek. Ağlamaktan bitkin düştüğü ve yardım geleceği umudunu kaybettiği için uyuyacak" dedi.

Ayrıca, uzun süren ağlamanın stres hormonu olan kortizolun üretimini artıracağını belirten Dr. Leach, fazla kortizolun bebeğin beynine zarar verebileceğini kaydetti.

Leach, bunun bebeğin asla ağlamayacağı anlamına gelmediğini ifade ederek, "Tüm bebekler ağlar, hatta bazen diğer bebeklerden daha fazla ağlar. Ancak bebeğiniz ağladığında onun yanına gidin, tepkisiz kalmayın" diye konuştu.

zaman