Gönderen Konu: Bebek Bakımı-Sağlığı  (Okunma sayısı 18674 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Bebeklerde D vitamini önemi
« Yanıtla #30 : 10 Mayıs 2010, 17:12:27 »

Hayatın ilk haftasından itibaren beslenme tarzı ne olursa olsun (formüla veya anne sütü fark etmez) tüm bebeklere en az bir yaşına kadar, tercihen 3 yaşına kadar günde 3 damla D vitamini uygulanmalıdır.

D vitamini eksikliği ülkemiz açısından önemli bir problem. Bu eksikliğin oluşmaması için kampanyaların düzenleniyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Özen, “Hayatın ilk haftasından itibaren beslenme tarzı ne olursa olsun (Formüla veya anne sütü fark etmez) tüm bebeklere en az bir yaşına kadar, tercihen 3 yaşına kadar 400 ünite/gün D vitamini (günde 3 damla D vitamini) uygulanmalıdır.” diyerek D vitamininin önemini vurguluyor.

Bebeklere hangi aydan itibaren D vitamini verilmelidir?

Ülkemizde maternal D vitamini eksikliği önemli bir problemdir. Bu nedenle hayatın ilk haftasından itibaren beslenme tarzı ne olursa olsun (Formüla veya anne sütü fark etmez) tüm bebeklere en az bir yaşına kadar, tercihen 3 yaşına kadar 400 ünite/gün D vitamini (günde 3 damla D vitamini) uygulanmalıdır. Bu dozdaki D vitamini günde bir kez 3 damla olmak üzere yıl boyunca sürekli verilmelidir.

Neden D vitamini vermek gerekmektedir?

Sütçocuğu döneminde bebeklerin ana besin kaynağı anne sütüdür. anne sütünün 1 litresinde 12-60 IU D vitamini bulunmakta ve bu miktar bebeklerin günlük 400 IU olan gereksiniminı karşılamamaktadır. Benzer şekilde bu dönemdeki bebeklerin aldığı diğer besinlerde de D vitamini yetersizdir. Bu durumda bebeklik döneminden itibaren güneş ışınları yoluyla D vitamin sentezi veya dışarıdan D vitamini desteği en önemli D vitamini kaynağı olmaktadır.

D Vitamini eksikliği neden olur?

Bebeklerde D vitamini kaynakları plasental geçiş, anne sütü ve güneş ışığı yoluyla derideki sentezdir. Yaşamın ilk sekiz haftasında bebeklerin D vitamini düzeyleri annelerinki ile paralellik göstermekte, sonraki aylarda ise güneş ışığı daha belirleyici olmaktadır. Erken bebeklik dönemindeki D vitamini yetersizliği açısından en önemli risk faktörü annede D vitamini yetersizliği olmasıdır. Bebeklerin bir diğer D vitamini kaynağı olan anne sütünde bulunan D vitamini miktarı bebeklerin günlük gereksinimini karşılamamaktadır.

Bu durumda bebeklik döneminden itibaren güneş ışınları yoluyla vücutta D vitamini sentezi veya dışarıdan D vitamini desteği verilmesi en önemli D vitamini kaynağı olmaktadır. Ülkemizdeki gözlemler de ailelerin özellikle kışın çocuklarını ev dışına çıkarmaması ve kundak gibi güneş ışıklarıyla karşılaşmayı önleyen giyim şeklini tercih ettiğini ve bunun da D vitamini eksikliği riskini artırdığını göstermektedir. Güneş ışığıyla yetersiz karşılaşmanın yanında, beslenme yetersizliği, prematürite (miadından önce doğum), çok uzun süre anne sütü verilmesi, beslenme desteğinin yetersiz olması, düşük sosyoekonomik düzey ve annenin eğitim yetersizliği bebeklik döneminde D vitamini yetersizliği için risk oluşturmaktadır.

D vitamini eksikliğinin yol açtığı komplikasyonlar nelerdir?

Aktif D vitaminin temel görevi barsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimini sağlayarak vücudun kalsiyum/fosfor dengesini korumaktır. D Vitamini yetersizliği çocuklarda raşitizme erişkinlerde ise osteomalaziye yol açmaktadır. Raşitizme yol açacak kadar şiddetli olmayan D vitamini yetersizliğinde aktif raşitizm bulguları olmasa bile bu yetersizliğin olumsuz sonuçları oluşmaktadır. Bu durumda kemik yapım-yıkım hızında artma, osteoporoz, hafif osteomalazi ve kalça veya diğer kemiklerdeki kırık olasılığında artma gibi bulgular gözlenebilmektedir. Bütün bunların yanı sıra, son yıllarda D vitamini yetersizliğinin şeker hastalığı, koroner kalp hastalığı ve tüberküloz için hazırlayıcı risk faktörü olabileceği ileri sürülmektedir.

Dışarıdan D vitamini almaksızın sadece güneş ışığından faydalanmak mümkün müdür?

Hiç kuşku yok ki D vitamini yetersizliğini önlemenin en fizyolojik yolu anne ve bebeklerin yeterli güneş görmesidir. Bununla birlikte dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Örneğin güneş koruyucu kremlerin D vitamini sentezini %97 oranında azalttığı ve camdan geçerek gelen güneş ışınlarının sentez için uygun olmadığı bilinmektedir. Düşük D vitamini düzeyine sahip annelerin yaşam şekilleri (ev içinde daha çok zaman geçirmek, kültürel nedenlerle çocukların ev dışına çıkarılmaması, evlerin balkonsuz olması veya güneş ışınlarını engelleyen sık apartmanlı mahallelerde yaşamak gibi) bebeklerinin de yetersiz güneş görmesine neden olmaktadır. Bu faktörlere kentsel hava kirliliği nedeniyle yeryüzüne ulaşan ultraviyole ışınlarının D vitamini sentezini sağlayacak dalga boyunda olmaması eklenmektedir.

Ülkemizdeki gözlemler de ailelerin özellikle kışın çocuklarını ev dışına çıkarmaması ve güneş ışınlarıyla karşılaşmayı önleyen giyim şeklini tercih etmesinin rikets riskini artırdığını göstermektedir.Bu nedenle bütün bebeklere yaşamın ilk haftasından itibaren D vitamini verilmelidir. Ayrıca yeterli güneş görmeyen veya D vitamini yetersizliği bakımından riskli bir yaşam şekli olan annelere gebeliklerinin son üç ayında D vitamini verilmelidir.

Güneşten en iyi faydayı sağlamak için ne yapmak gerekir?

Bütün hamile kadınların ve bebeklerin günde 10-15 dakika süre ile öğle saatleri dışında güneşe çıkartılması desteklenmelidir. Çocuklar güneşlendirilirken doğrudan güneş ışınlarına temas etmesi gereklidir ve camdan geçerek gelen ışığın D vitamini sentezi bakımından bir yararı olmadığı bilinmektedir. Güneşlendirme sırasında çocuğun başında şapka olması ve kol-bacakların çıplak olması gereklidir.


Prof.Dr.Tanju YILDÖN
İç Hastalıkları Uzmanı

haber7
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı gülçiçek

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
Ynt: Bebek Bakımı-Sağlığı
« Yanıtla #31 : 10 Mayıs 2010, 17:53:21 »
teşekkürler
mum  olmak kolay değildir, ışık saçmak için evvela yanmak gerek.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7470
Bebeğin ilk 6 yılı hayatını belirler
« Yanıtla #32 : 12 Haziran 2010, 03:16:34 »
0-6 yaş arası, çocuk gelişiminin hızla yönlendiği kritik yıllardır. Bu dönemde anne-babaya düşen ilk görev, çocuğu kendine özgü dünyası olan bir birey olarak kabul edebilmektir.

Çocuğunuzla günde 4 kere her biri 20 dakika sürecek şekilde bire bir iletişim kurmanız gelişimi açısından çok önemlidir.

Çocukların ilk 6 yılı çok önemlidir. Temel bilgi ve becerileri bu yıllarda kazanırlar, birey olarak gelişmeye bu dönemde başlarlar. Böyle bir dönemde anne-babaya düşen ilk görev, çocuğu kendine özgü dünyası olan ve kendine ait gelişim basamaklarına sahip bir birey olarak kabul edebilmektir.

Özellikle çocuklar yaşamlarının ilk 2 yılında çok hızlı büyürler. Motor gelişim, kaba ve ince motor olarak ikiye ayrılır. Kaba motor gelişim, vücudun gövde, kol ve bacak hareketlerini kontrol eden büyük kaslarının işlevsellik kazanması anlamına gelir. İnce motor gelişimi ise el ve parmak hareketleri gibi daha küçük ve ince hareketleri içerir. Kaba motor gelişiminde ilk kontrol etmeye başladıkları organ başları olur ve gelişim ayaklara doğru devam eder. Bu sıralama asla değişmese de kaba motor gelişiminin başlangıcı çocuktan çocuğa farklılık gösterir.

Bebeğiniz büyürken dikkat etmeniz gerekenler

Yenidoğan bebek, görme alanındaki parlak cisimleri fark eder, gözleri ışığa duyarlıdır, sesleri duyar.

1 aylık bir bebeğin yüze odaklanması, göz teması kurması önemlidir.

1-2 ay arasında gülümseyecek ve agulayacaktır.

3 aylık bir bebeğin artık baş kontrolü tam olmalıdır, yüzükoyun pozisyonda iken başını 90 derecelik açı oluşturacak şekilde kaldırabilir, mutlu bir şekilde gözlerinin içi parlayarak gülümsemeye ve onu kucakladığınızda cıvıldamaya benzer sesler çıkarmaya başlar.

Göz hizasında 15 cm uzaklıkta ve hareket halindeki objeyi takip etmesi gerekir.

4-6 ay arasında çıngırak tutacak, sonra elden ele aktarabilecek ve dönmeye başlayacaktır.

6. ayında destekli, 7. ayında ise desteksiz oturmalıdır. Zamanında doğan bir bebek 3. ayda başını tutamıyor ya da 9. ayda desteksiz oturamıyorsa ayrıntılı değerlendirme gerektirir.

Motor gelişim çocuktan çocuğa farklı zamanlarda ve farklı biçimlerde görülebilir. Birçok bebek elleri ve dizlerini sırayla hareket ettirerek emeklerken, bazı çocuklar sadece kollarını kullanarak, bazıları yarı oturur pozisyonda ilerler. Hatta bazı çocuklar hiç emeklemeden doğrudan sıralamaya başlarlar.

Yardımsız yürüme 10-18. aylarda olmaktadır. Eğer 18. ayda çocuğunuz hâlâ yürümüyorsa değerlendirilmesi gerekir. Dil gelişimi bilişsel gelişiminin bir parçasıdır.

Yeni doğan bebeğin başlıca sesli iletişimi ağlamadır. Agulamadan sonra 4-8. aylarda basit heceler söylemeye başlarlar: ma, de, bo gibi heceler... 6. ayda aynı heceyi tekrar ederek anlamsız sesler çıkarırlar: dedede gibi. Çocuğunuz 1 yaşında iken ilk adımlarını atmaya başladığında ilk sözcüklerini de söyleyecektir.

2 yaşında 2 kelimeli cümle kurması beklenir, 2,5-3 yaşında konuşmuyorsa mutlaka tetkik edilmelidir.

Doğumdan itibaren çocuğunuzla günde 4 kere her biri 20 dakika sürecek şekilde bire bir iletişim kurmanız gelişimi açısından çok önemlidir.

Yenidoğan, nesneleri içgüdüsel olarak parmaklarıyla kavrasa da 4. aya kadar istemli bir şekilde nesneleri tutması neredeyse imkânsızdır.

Emeklemeyi öğrenen çocuğunuzun ince motor becerileri de gelişir ve pekişir.

Bebeğiniz zamanla eşyaları parmaklarını kullanarak kavrar. 1. yaşındaki bir bebek parmağıyla işaret edebilir, nesneleri tutup kaldırabilir, kendi isteğiyle bırakabilir.

1 yaşındaki bir çocuğun işaret dilini kullanmaması ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Bu yaştaki bir çocuk nesneleri birbirine vurmaktan ve kapların içine koyup çıkarmaktan hoşlanır. 2 yaşındaki çocuklar elleriyle bir şeyler yaratmaktan hoşlanırlar, bir yerleri karalarlar, oyuncaklarla kule yaparlar.

Oyuncaklar çocukların yeni beceriler öğrenmesine ve geliştirmesine yardımcı olur, ama gelişimin diğer bağlantılarını da unutmamak gerekir. Bir oyuncak tek başına çocuğunuzu geliştirmez. Hiçbir oyuncak, çocuklarla ebeveynlerin birlikte kaliteli zaman geçirmelerinin yerini tutamaz.
 
Memorial Hastanesi

Uz.Dr. Dicle İnanç

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7470
Anne şefkati, hayata bedel
« Yanıtla #33 : 27 Temmuz 2010, 23:39:51 »
Annenin doğumdan sonraki ilk aylarda bebeğine gösterdiği şefkat, bebeğin yetişkin hale geldiğinde sorunlarla daha iyi başa çıkmasını sağlıyor, stres ve hastalıklardan koruyor.

ABD'nin Rhode Island eyaletinde bilim adamları 482 anne ve 8 aylık bebekleri arasındaki bağı araştırdı ve bebekken araştırmaya katılanlar 34 yaşına geldiğinde testlerle bu bağın etkilerini inceledi.

Anne ve 8 aylık bebek arasındaki bağın niteliği psikolog tarafından "olumsuz-aşırı" ölçeğinde değerlendirildi.

10 anne-bebek çiftinden yaklaşık birinde psikolog, annenin bebeğine gösterdiği şefkati "az", çiftlerin yüzde 85'inde "normal", yüzde 6'sında "fazla" buldu.

Bebekken araştırmaya katılanlar, 34 yaşına geldiğinde tekrar teste tabi tutuldu. 8 aylıkken annesinin fazla şefkat gösterdiği kişilerin kaygı, stres ve saldırganlık düzeyinin diğerlerinden az olduğu görüldü. Ayrıca bu kişilerin kalp-damar hastalıklarına daha az yakalandığı ve hayatla daha iyi mücadele edebildiği belirlendi.

Hayattaki ilk deneyimlerin bile yetişkinlik dönemini etkileyebildiğini doğrulayan bilim adamları, hatırlanmayan bebeklik anılarının ileride kişiyi hayata karşı daha dayanıklı ya da hassas hale getirebildiğini vurguladı.

Bilim adamları, bu konuda yapılan diğer araştırmalardan farklı olarak, araştırmanın çocukluk anılarını değil, bebeğin hayattaki ilk anlarını temel aldığına dikkati çekti.

aa

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7470
Bebeklerle bebekçe konuşmayın!
« Yanıtla #34 : 16 Ekim 2010, 02:28:36 »
Bazı çocuklar çok geç konuşmaya başlar, bazıları erkenden bülbül gibi şakır. Bu dönemlerde kelimeleri tam çıkaramadıkları için bebekçe bir şeyler anlatmaya gayret ederler.

Ebeveynler ise bebeklerine karşı hissettikleri sevgiyi ifade ederken onlarla bebek gibi konuşmayı yeğler. Ancak uzmanlar, bunun doğru olmadığını söylüyor.

Ebeveynler bebeklerine karşı hissettikleri sevgiyi ifade ederken bazen bebeksi konuşmayı yeğlerler. Çocuğunuzla bebeksi konuşmak yerine onunla doğal şekilde konuşmaya özen gösterin.

Onun çıkardığı sesleri taklit edin. Bebeğinizin söylediği "ba ba" "de de" gibi sesleri içeren cümleler kurun; "Ba-ba seni seviyor", "De-de geldi" gibi. Çocuğunuzun "anne" yerine "ani", "baba" yerine "papa" gibi eksik söylediği kelimeleri aynen tekrarlamak yerine, bu temel kelimeleri doğru telaffuz ederek ona model olun.

Bazı çocuklar iletişim kurarken konuşmak yerine beden dilini kullanmayı tercih ederler. Örneğin su içmek isteyen bir çocuk "su" demek yerine parmağınla bardağı işaret eder. Anne-babalar ise onların beden dilini ustaca çözerek isteklerini yerine getirirler. Bu durumda çocuk konuşmak için çaba göstermekten vazgeçer.

0-2 yaş arasındaki çocuğun dil gelişimini desteklemek için neler yapılmalı?

Bebeğinizin gözlerinin içine bakarak ve gülümseyerek onunla konuşun. Onu ismi ile çağırın. Yatağın üzerine bebeğin göz teması kurabileceği, renkli, farklı sesler çıkaran hareketli oyuncaklar asın. Seslere yönelmesi, hareketleri izlemesi için yönlendirin. Dördüncü aydan sonra oyuncağa uzanması ve dokunması için destekleyin. 3-4. aydan itibaren bebeğinizi kucağınıza alarak ayna karşısına geçin.

Ona ismi ile seslenin, çıkardığı sesleri tekrar ederek sizinle iletişim kurmasına fırsat verin. Bebeğinizi olabildiğince çok aile görüşmelerine dahil edin. Akşam yemeğinde masada diğerlerinin konuşmalarını dinleyerek çok sayıda kelime öğrenir. 12. aydan itibaren çocuğunuzun eline orta büyüklükte kırılmayan çelik ayna vererek, "Bak benim burnum burada, senin burnun nerede?" şeklinde oyun oynayabilirsiniz.

İlk 2 yıl çocuğunuzu televizyondan uzak tutun. Yapılan araştırmalar 2 yaş öncesinde televizyon izleyen çocukların bilişsel gelişimlerinin olumsuz olarak etkilendiğini, dil gelişimlerinin geciktiğini gösteriyor. Bu dönemde aşırı televizyon izleme ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve otizm arasında ilişki olduğunu gösteren pek çok araştırma bulunuyor. Bu nedenle Amerikan Pediatri Akademisi önlem olarak 0-2 yaş çocuklarının televizyon ekranlarından uzak durmaları gerektiğini vurguluyor. Resimli kitaplar okuyun. Sayfaları çevirmesi için fırsat yaratın.

Okuduğunuz hikâyeler hakkında basit sorular sorun. Resim göstererek "Bu ne?" diye sorun. Masal, çocuk şarkıları, ninni dinletin. Radyonuzu açın ve programları değiştirin. Müzik ve haberler bebeğinizin değişik tonlu sesler duymasını sağlayacak, duyduklarına tepki verecektir. Altını değiştirirken yumuşak sesle şarkılar söyleyin. Günlük hayatınızda neler yaptığınız hakkında, bebeğinizin hayatında olan kişiler; abla, abi, büyükanne ve/ veya ev hayvanlarına ilişkin şarkılar yaratarak söylemeyi deneyebilirsiniz.

Bir yaşından itibaren bebeğinize çevresini keşfetmesi için fırsat tanıyın. Etrafındaki insanlara, çocuklara tepki göstermesi için onu cesaretlendirin; gülümsemek, baş baş yapmak gibi... Yaşıtlarıyla zaman geçireceği ortamlarda bulunmasını sağlayın, örneğin oyun alanları gibi. 1,5 yaşından itibaren bebeğinize resim kâğıdı ve boyalar vererek resim yapması için destekleyin. 2 yaşından itibaren bebekler gözledikleri olayları taklit etmeye başlarlar. Bu dönemde çocuğunuzla birlikte günlük yaşantıyla ilgili oyunlar oynayabilirsiniz. Örneğin bebeği yıkama, uyutma, yemek yedirme vb.

Bebekler ilk aylarda doğal sesler çıkarır

Dil gelişimi doğumla başlayan ve yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Çocuklar dünyaya geldikleri günden itibaren çevrelerindeki sesleri algılamaya, sesler çıkarmaya ve anadilin temel yapısını kazanmaya başlar. Bebek ilk bir ayda ağlama, öksürme, hapşırma gibi doğal sesler çıkarır. Birinci ayın sonunda ağlamaları çeşitli durumlara göre farklılaşır. İkinci ve üçüncü aylarda güler, "k" ve "g" gibi ünsüz ve "a", "e", "o" gibi ünsüz harfleri çıkarır. 4-6 aylar arasında ünlü ve ünsüz seslerin sayısında artış gözlenir, altıncı ayın sonuna doğru ünsüz ile ünlü sesleri birleştirir.

Örneğin; -ba, -da, -ma vb. 7-12 aylar arasında ma-ma gibi hece tekrarları gözlenir. Yetişkin konuşmasına benzeyen ancak anlaşılmayan diziler meydana getirir. 11. aydan itibaren anlaşılmayan sesler arasına tek heceli sözcükler yerleştirir. İlk anlamlı sözcükleri telaffuz etmeye başlar. 12-18 aylarda sözcükleri amaçlı olarak kullanır. 3-50 sözcükten oluşan sözcük dağarcığı vardır. Nesneleri ve vücut bölümlerini gösterir. 18-24 aylar arasında basit yönergeleri yerine getirir, nesneleri ve resimleri isimlendirir. Sözcük dağarcığı 50-70 sözcük içerir.

İki yaş sorgu çağıdır

İki yaş çocuğun yürümeye, konuşmaya, kendi benliğini fark etmeye başladığı bir dönemdir. Yaşamın ikinci yılındaki hızlı gelişim çocuğu pek çok açıdan bağımsız hale getirir. Motor yeteneklerle dil becerisinin kazanılmasının çocuğun bağımsızlığındaki etkisi büyüktür. Koşar, tutunarak merdivenleri inip, çıkar. Bu dönemde bildiği 70 veya daha fazla sözcüğü kullanır, iki sözcükten oluşan basit cümleler kurar. Bu evrede çocuk nasıl ve niçin sorularını ısrarla sorar.

Dr. Melda Alantar

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Ynt: Bebek Bakımı-Sağlığı
« Yanıtla #35 : 31 Ekim 2010, 01:54:51 »
Faideli paylaşımlar teşekkürler...

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Bebek Bakımı-Sağlığı
« Yanıtla #36 : 23 Temmuz 2012, 17:55:44 »
Milupa bakterili bebek mamasını toplatıyor

Almanya'nın en büyük bebek maması üreticilerinden Milupa rutin kontroller sırasında içinde bakteri olduğu belirlenen bir mamasını toplatma kararı aldı.
Şirketten yapılan açıklamada son kullanma tarihi "11.01.2014" olan "Aptamil pre" adlı bebek sütü serisinde "Cronbacter sakazakii" bakterisine rastlandığı belirtildi. Bakteriye bu mamaların "02.14-05.00" saatleri arasında üretilen bölümünde rastlandığını belirten şirket yetkilileri, ellerindeki verilere göre söz konusu seriden şu ana kadar sadece iki kutu satıldığını belirlediklerini ifade etti.

Milupa'dan yapılan açıklamanın devamında ise halen satışı süren serideki mamaların talimatnameye uygun olarak hazırlanması halinde bebeklerin sağlığına zarar vermeyeceği belirtildi. Ancak pişirme talimatnamesine uymadan hazırlanan mamaların dört ila sekiz haftalık bebeklerde çeşitli enfeksiyon ve iltihaplanmalara yol açabileceğine dikkat çekildi. Bu nedenle serideki bütün kutuların toplatılacağını duyuran Milupa yetkilileri, elinde bu mamalardan bulunan ailelerin ürünü aldıkları yere iade etmeleri halinde satış bedelini geri alabileceğini kaydetti.

Fransız gıda devi Danone bünyesinde yer alan Milupa son olarak bu yılın başında bir ürününü toplatmak zorunda kalmıştı. Toplatılan mamaların ambalajında aksi belirtildiği halde, içeriğinde nişasta ve hububat proteini (gluten) tespit edilmişti. Gluten içeren gıda ürünleri bu maddeye karşı hassasiyeti olan bebeklerde, bir tür sindirim sistemi rahatsızlığı olan çölyak hastalığına sebep olabiliyor.

CİHAN.Haber Vaktim.com