Gönderen Konu: BÜYÜK GÜNAHLAR  (Okunma sayısı 4763 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı TAFTAZANİ

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 8
BÜYÜK GÜNAHLAR
« : 27 Mart 2004, 10:38:38 »

Büyük Günahlar      

           

Büyük günahlar

“Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçarsanız sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere girdiririz”En-Nisa31

KEBAİR:Allah ve Rasülü’nün Kitap ve Sünnet’te,Selef-i Salihin’in eserlerde nehyettiği,Ahiret’te ceza,azab ve Allah’ın gazabı,tehdidi olan yada peygamberimizin dili ile lanetlediği büyük günahlardır.

1-Allah’a şirk koşmak

2-Adam öldürmek

3-Sihir

4-Namazı terk

5-Zekatı terk

6-Özürsüz ramazan orucunu tutmamak

7-Kudreti olmakla beraber haccı terketmek

8-Ana-babaya karşı gelmek

9-Akraba ile bağı kesmek

10-Zina

11-Livata

12-Faiz

13-Yetim malı yemek

14-Allah ve Rasülü adına yalan uydurmak

15-Savaş alanından kaçmak

16-Devlet başkanının teb’asına zulmü

17-Kibir

18-Yalancı şahitlik

19-İçki içmek

20-Kumar

21-Namuslu müslüman kadına zina iftirasında bulunmak

22-Ganimetten çalma

23-Hırsızlık

24-Yol kesmek

25-Yalan yere yemin etmek(Yemin-i Kamus)

26-Zulüm

27-Öşür toplandıktan sonra devlet görevlisi gibi öşür toplamak

28-Haram yeme

29-İntihar

30-Sözünün çoğunda yalan söylemek

31-Kötü Kadı

32-Rüşvet almak

33-Kadınların erkeklere,Erkeklerin kadınlara benzemesi

34-Ailesini başkası için süsleyen deyyus

35-Hulle yaptıran yapan

36-İdrardan sakınmamak

37-Gösteriş

38-Dünyalık için ilim öğrenmek

39-Hıyanet

40-Başa kakmak

41-Lian (Lanetleşmek)

42-Allah’a ve kullara verdiği ahdi bozmak

43-Kahin ve sihirbazları tasdik etmek

44-Kadının kocasına karşı gelmesi

45-İnsan ve hayvan sureti  yapan

46-Yüze tokat vurma, elbisesini yırtarcasına ağıt

47-Terör,azgınlık

48-Başkalarını küçük görüp büyüklenmek

49-Komşuya eziyet vermek

50-Müslümanlara eziyet verme ve kınama

51-Büyüklük taslayarak Allah’ın kullarına eziyet

52-Kibirlenmek için elbisenin eteklerini yerde sürüyerek yürümek

53-Erkeklerin ipekli giymeleri

54-Kölenin efendisinden kaçması

55-Allah’tan başkası adına boğazlamada bulun-

mak

56-Babasından başkasının babası olduğunu iddia etmek

57-Tartışma,gösteriş,amansız kin ve düşmanlık

58-Su yolunu keserek suyun kullanımını engel-

lemek

59-Tartı ve ölçüde eksiltme

60-Allah’ın azabından emin olmak

61-Allah’ın rahmetinden ümit kesmek

62-İslam cemaatini terketmek

63-Cuma namazını terkte ısrar etme

64-Yazılmış vasiyete zarar vermek

65-Hile ve aldatma

66-Müslümanların gizli sırlarını yayma

67-Sahabe-i güzin’den birine sövme

68-Kaderi yalanlamak

69-İnsanların gizli sırlarını dinlemek

70-Laf getirip götürmek
.   Dünya sevgisi bir karanlıktır;Takva da Onun aydınlığıdır.

2.   Günah karanlıktır;Tevbe Onun aydınlığıdır.

3.   Kabir karanlıktır;Kelime-i şehadet de Onun aydınlığıdır.

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
BÜYÜK GÜNAHLAR
« Yanıtla #1 : 14 Mayıs 2006, 00:38:17 »
BÜYÜK GÜNAHLARDAN BAZILARI
" Allah'a şirk koşmak, içki içmek, kumar oynamak " (el-Bakara, 2/219);

haram aylarda harbetmek (el-Bakara, 2/217);

 bakmakla yükümlü olduğu yetimin malınıkendi malına katarak O'nun rızası olmaksızın yemek (en-Nisa, 4/2; Isra, 17/34);

fakirlik korkusuyla kendi çocuğunu öldürmek (Isra, 17/31);

insanlar arasında fitne çıkarmak (el Bakara 2/217);

 faiz yemek (el-Bakara, 2/275);

 Allah'tan başkasına ibadet etmek (Isra,17/23);

ana-babaya isyan etmek (Isra,17/23),

akrabaya miras hakkını vermemek (en-Nisa, 4/7, 13; Isra, 17/26);

 malı gereksiz yere israf etmek (Isra, 17/27);

zina yapmak (Isra 17/32; en-Nisa, 4/15-16);

haksız yere adam öldürmek (Isra, 17/33);

 ölçü ve tartıyı tam yapmamak (Isra, 17/35);

kibirlenmek (Isra, 17/37);

iffetli kadına zina isnat etmek (en-Nisa, 4/23);

 tesettüre riayet etmemek (en-Nur, 24/31 );

yalan yere yemin; Peygamber'e (s.a.s.) yalan hadis uydurmak (Peygamber'e yalan yere hadis uydurmak, büyük günah olmanın ötesinde, küfür sayılabilir. Çünkü şerîat'ın temel kaynaklarından ikincisi "sünnettir". Sünnete yalan isnat etmek; bazı konularda Islâm'ı temelinden yıkabılir);

 insanları diliyle çekiştirmek; kaş göz hareketleriyle alay etmek (Hümeze, 104/1 ).
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7472
BÜYÜK GÜNAHLAR
« Yanıtla #2 : 14 Mayıs 2006, 06:56:43 »
hatırlattığınız için Allahrazı olsun :x

Çevrimdışı hy120

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 125
BÜYÜK GÜNAHLAR
« Yanıtla #3 : 14 Mayıs 2006, 23:12:03 »
unutmayalım ki her günahta küfre giden yol vardır.
yyühe’l-aziz! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri madud ve herşeyin fanidir. Öyleyse, şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın.

Çevrimdışı şüheda

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 18
BÜYÜK GÜNAHLAR
« Yanıtla #4 : 14 Mayıs 2006, 23:23:08 »
ŞİMDİ BU YAZIYI OKURKEN DÜŞÜNDÜM.ACABA ŞU GÜNAHI YAPTIM MI ,BU GÜNAHI YAPTIMMI DİYE.BUNLAR BANA ÇOK UZAK GELDİ.AMA DEVAMLI İŞLENEN KÜÇÜK GÜNAHLAR BÜYÜK GÜNAH SAYILIR HADİSİ AKLIMA GELİNCE KENDİMİ BURDAN ÇIKARAMADIM.SUREYİ MÜMİNÜNDEKİ ŞU AYET AKLIMA GELDİ;
VE BEDA LEHÜM MİNAllahİ MA LEM YEKÜNÜ YAHTESİBÜÜN.......
İNSANLAR İÇİN,DÜNYADA HESABA KATMADIKLARI,GÜNAHTAN SAYMADIKLARI ŞEY,O GÜN AÇIĞA ÇIKMIŞTIR.....
AllahIM BİLEREK VEYA BİLMEYEREK İŞLEDİĞİMİZ GÜNAHLARIMIZI AFFET. :cry:  :cry:  :cry:  :cry:
Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı aşamaz."

Çevrimdışı armonya

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 473
BÜYÜK GÜNAHLAR
« Yanıtla #5 : 15 Mayıs 2006, 11:41:32 »
Aminn.
Ne azap ne sitem yalnızlıktan...Kime ne; aşılmaz duvar bendedir...Süslenmiş gemiler geçer açıktan, Sanırım, gittiği diyar bendedir. Yaram var...Havanlar dövemez merhem, Yüküm var... Bulamaz pazarlar dirhem, Ne çıkar; Yollar ki, Allaha çıkar, bendedir...

Çevrimdışı seval_1985

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 169
BÜYÜK GÜNAHLAR
« Yanıtla #6 : 15 Mayıs 2006, 13:03:04 »
yeterki bunları bilelin ona göre hareket edelim bilmesek sınırda bilemeyiz

Çevrimdışı antepli

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 496
BÜYÜK GÜNAHLAR
« Yanıtla #7 : 15 Mayıs 2006, 17:40:00 »
Alıntı yapılan: "feri-han"
SUREYİ MÜMİNÜNDEKİ ŞU AYET AKLIMA GELDİ;
VE BEDA LEHÜM MİNAllahİ MA LEM YEKÜNÜ YAHTESİBÜÜN.......
İNSANLAR İÇİN,DÜNYADA HESABA KATMADIKLARI,GÜNAHTAN SAYMADIKLARI ŞEY,O GÜN AÇIĞA ÇIKMIŞTIR.....
AllahIM BİLEREK VEYA BİLMEYEREK İŞLEDİĞİMİZ GÜNAHLARIMIZI AFFET. :cry:  :cry:  :cry:  :cry:
AMİN.Allah(a.c.)razı olsun kardeşim.
Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez.gafil olmayın ilme çalışın geçen günler geri gelmez...

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
En Büyük Günah ve En Büyük Cinayet: ŞİRK
« Yanıtla #8 : 31 Aralık 2015, 14:30:29 »
BÜYÜK GÜNAHLAR’DAN
ŞİRK

(Allah'a Ortak Koşmak…)

En büyük günah...
Akıllıya yakışan; şerrinden sakınmak ve bu cinayetten uzak kalmaktır.
Taş, tunç ve topraktan yapılmış cansız cisim ve ve şekilden ne umulur?!


Âyet-i Celîle:

اِنَّ اللَّهَ لاَ يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ  لِمَنْ يَشَاۤءُ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا
“Şüphesiz Allahü Teâlâ kendisine eş koşanı affetmez. Şirkten başka dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, muhakkak (hak yoldan)  uzak dalâlet ve sapıklığa düşmüştür.” (Nisâ Sûresi, âyet 116)

Sebeb-i Nüzul :

Denilir ki:
Yaşlı bir kimse Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi. Ve dedi ki:
-"Ben yaşlı bir kimseyim! Ben günah işlemeye daldım... Fakat Allâhü Teâlâ hazretlerini tanıdığımdan bu yana ona iman ettim ve Allâhü Teâlâ hazretlerinden başka dost edinmedim. Ve ona karşı cür'et ederek masiyetlere dalmadım. Göz açıp kırpıcaya kadar (bir an bile) kaçarak Allâhü Teâlâ hazretlerini âciz bırakacağımı düşünmedim. Ben işlemiş olduğum günahlara pişmanım. Tevbe ediyorum! Sen Allâhü Teâlâ hazretlerinin katında benim halimi nasıl ve nice görüyorsun?" dedi. Bu yaşlı adamın sorusu üzerine bu âyet-i kerime indi:
"Doğrusu Allah, kendine şirk koşulmasını mağfiret buyurmaz. Ondan berisini ise, dilediğine mağfiret buyurur. Kim de Allah'a şirk koşarsa, hakikatte pek uzak bir dalâle sapmıştır!" buyuruldu.
Şirk bağışlanmaz. Ancak (iman ve tevhid ile) şirkten tevbe edilirse bağışlanır. Şirk (ve küfrün) dışında kalan bütün günahlar bağışlanır. İster sahibi tevbe etsin ve isterse tevbe etmesin... Lakin bu günahların bağışlanması herkes için değildir. Allâhü Teâlâ hazretlerinin mağfiretini dilediği kişiler içindir..
"Kim de Allah'a şirk koşarsa, hakikatte pek uzak bir dalâle sapmıştır."
Haktan sapıtmıştır ve uzaktır. Çünkü şirk dalâlet çeşitlerinin en büyüğüdür. Doğruluktan istikâmetten en çok uzak olan sap¬madır. 

Hadis-i Kudsî:

“Benimle başkasını ortak edip amel işleyenin ameli bana değil, ortak ettiğine âittir. Ve ben ondan berîyim.” (Sahih-i Müslim)

(Tüyler ürperten şu ilâhî tehditler tesir etmezse insan aceb ne ile ikâz edilir?!.)


Hadis-i Şerif:

“Allahü Teâlâ kıyâmet günü (bâzı) insanların Cennet'e götürülmelerini emreder. Onlar Cennet'e yaklaşıp kokusunu koklar, Cennet'in saraylarını ve Allah'ın ehl-i cennet için hazırladıklarını görürler. O anda ‘Onları geri çevirin, çünkü onların Cennet'ten nasipleri yoktur!’ denilir. Onlar, öyle bir hasret ve nedâmetle dönerler ki, ne geçmiş ne de gelecekte, kimse böyle bir nedâmet ve hasretle dönmemişdir.
Onlar, ‘Allahım! Dostların için hazırladığın nimetleri göstermeden bizi Cehennem'e koysaydın bu kadar acı duymazdık’ derler. Cenâb-ı Hak da: ‘Siz yalnız kaldığınızda kibirlenir bana başkaldırırdınız. İnsanlarla karşılaştığınız zaman itâatkâr görünür, halktan korkardınız. Hak'tan korkmayanlara saygı gösterir de bana tâzim etmezdiniz. İnsanların hatırı için bazı şeylerden vazgeçer de benim için günahları terk etmezdiniz. Ben de sizi bu büyük mükâfâttan mahrum bıraktım da bu acı azabı tattırdım.’ buyurur.”
(Taberânî)

( Kitâbü'l – Kebâir, İmam Zehebi )

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
"ŞİRK" Nedir?
« Yanıtla #9 : 31 Aralık 2015, 14:36:10 »
"ŞİRK" NEDİR?


"Şirk", kelime olarak 'şerike' fiilinin mastarıdır, ortak olma demektir. Şirket de aynı kelimeden müştaktır/türemiştir.

Dinî anlamda şirk, Allah'a eş ve ortak koşma manasına gelir.

Bu fiilin dört harfli "if'âl" babındaki şekli "eşrake"dir ve ortak tanıma, ortak koşma demektir. Bu babın ismi faili olan "müşrik" de, ortak koşan kimseye ad olmuştur. (el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'an, Mısır 1961, II, 259, "şe-ri-ke" md.)

Şirk, aynı kökten gelen kelimelerle birlikte, Kur'an'da yüzelliyi aşkın yerde geçmektedir.

Kur'an-ı Kerim'i incelediğimiz zaman, şirke düşen insanların şeytana, şeytanlaşmış ins ve cinlere, nefislerine tabi olarak tevhide karşı çıkmalarının neticesinde bu duruma düştüklerini görüyoruz. Bütün müşrik toplumlarda, genellikle ahlaksızlık, nefsanî duygular, zulüm, hırs, azgınlık, taşkınlık ve menfaatperestlik hâkimdir.

Şirkin temeli, insanların Allah'a tam manasıyle inanmamaları, O'nun emir ve yasaklarına gerektiği gibi uymamaları ve ondan sonra yukarıda arzedilen süfli/aşağılık bir duruma düşmelerine dayanır. Bu husus birçok âyette dile getirilmiştir (Bkz. el-A'raf, 7/80, 81, 85-86; Yusuf, 12/23, 25, 28-29-30-31, 35; el-Hicr, 15/3 vb).

Kur'an âyetlerinden başka, çeşitli hadislerde ve ilmî eserlerde de şirk mevzuuna geniş yer verilmiştir.

Allah'ın varlığına-birliğine ortak kabul etmek şirk olduğu gibi, kudret ve tasarrufunda mesela yaratmasında, yaşatmasında, rızıklandırmasında, ibadet edilmeye layık tek varlık olmasında eşi ve benzeri olduğuna inanmak, O'na ortak kabul etmek de şirktir.

Şirk'in diğer bir çeşidi de, yalnız Allah'tan beklenmesi gereken sonuçları, Allah'tan başka güç ve kişilerden beklemektir. Mesela hastalığını tedavi için sebeplere başvurup şifanın da doktor ve ilaçlardan olduğuna inanmak... Oysa onlar sadece sebep. Asıl şifayı veren, tedaviyi neticelendiren Allah Teâla’dır.

Şirk'in zıddı tevhiddir. Bir kalpte tevhid varsa şirk yoktur, şirk varsa da tevhid ve iman yok demektir.

Tevhid, Allah'ın varlığını ve birliğini kabul etmekle beraber, O'nun tasarruflarında-yaptıklarında tek kudret sahibi olduğunu, hüküm ve irâdesinin her şeyin üstünde bulunduğunu kabul etmektir.

İslâm dininde tevhid esastır... Hemen hemen bütün ibâdetlerin ana gayesi çeşitli mevzularda Müslümanların arasında birliği sağlamaktır. Dünyanın her yerindeki Müslümanların aynı ezanı okumaları, ibadetlerinde aynı kıbleye dönmeleri, tevhidin birer nişanesi/göstergesidir.

Şirk bunun tam zıddıdır. Tevhid'in ana gayesi ve esas hedefi olan Allah'ın birliği hususundaki inancı zedelemek, O'na ortak kabul etmek, şirk ve büyük günahların en büyüğü kabul edilmiştir.

Cenab-ı Hak insanoğlunun bazı organlarını çift yaratmış; fakat tevhidin-imanın merkezi olan kalbi tek olarak halk etmiştir. "Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmadı" [el-Ahzâb: 4] ilahi beyanıyla, bir kalpte iki ayrı inanç istemediğini bildirmiştir.

Allah'a inandığını söyleyen bir kişi, herhangi bir şeyi veya şahsı mâbutlaştırırsa, kalbindeki iman nurunu söndürmüş olur. Böyle bir girdâba/anafora düşen kimse, bedeni veya malı ile ne gibi ameller/işler yaparsa yapsın, o işten kimler faydalanırsa faydalansın, ahiret hayatında kendisi bunlardan istifade edemez. Nitekim hadis-i kudside şöyle buyrulmuştur: "Ben ortağın hayırlısıyım. Kim (inancında-amelinde-ibadetinde) benimle birlikte bir ortak tanırsa, yaptığı her şey o ortağım içindir." [Hafız el-Münziri, et-Terğîb, 1, 55]

İşte bu derece tehlikeli, büyük bir zulüm, büyük günahların en büyüğü olan şirkten korunmak için, Rasûlullah Efendimizden (s.a.v.) rivayet edilen şu duayı sıkça okumak lazım.

"Allâhümme innî eûzü bike min en üşrike bike şey'en ve ene a'lemü ve mâ lâ a'lemü inneke ente'l-allâmu'l-ğuyûb." [Hâfız, el-Münzirî, et-Terğîb ve't-Terhîb, 1, 79; Benzer bir dua için bkz. A.g.e., Terc., Riyâ, 1, 95, Hadis no: 33]

Manası: “Allah'ım! Muhakkak ki ben, herhangi bir şeyi Sana şirk/ortak koşmaktan, Sana sığınırım. Ve benim bildiğim, bilmediğim (idrâkim dâhilinde idrakim dışında olan, gizli-açık her türlü şirkten Sana sığınırım.) Şüphesiz Sen, (Rabbim) Sen, bütün bilinmeyenleri bilensin."
Bu çok önemli duayı okumaya devam etmeli...

Şirkten Kurtulmanın Yolu:
“Eşhedü enlâilâhe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhû ve Rasülûh.” demektir. Haberde geldi ki; Kul, “Eşhedü enlâ ilâhe illAllah” dediği zaman, Allah-ü Teâlâ meleklerine buyururki: “Kulum benden başka Rab olmadığını bildi, şahid olun ki; ben onu mağfiret ettim.” Kul saygı ile uzatarak: “Lâ ilâhe illAllah Muhammedün Rasülüllah” dediği vakit; dörtbin büyük günahı bağışlanır. Eğer dört bin günâhı yoksa aile efradından ve komşularından günahkâr olanların bağışlanır. (Mişkât’ül-Envar)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
"Muhakak Şirk En Büyük Zulümdür"
« Yanıtla #10 : 31 Aralık 2015, 14:39:20 »
"Ve zulüm etmiş olanlara meyil etmeyiniz. Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allâhü Teâlâ'dan başka yardımcılarınız yoktur. Sonra (dokunacak ateşten) kendinizi kurtaramazsınız."
(Hûd Sûresi, âyet 113)



"Muhakak Şirk En Büyük Zulümdür"

İnsanlar dünya menfaati için zalimlere muhabbet göstermemelidir. Allâhü Teâlâ'nın "Zalimlere meylederseniz ilâhî azaba uğrarsınız." ikazını düşünerek onlar ile oturup kalkmamalı, onların hareketlerini doğru görmemeli, onların yollarına gitmemelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Zulüm üç nevidir.

1- Bir zulüm vardır ki, onu Cenâb-ı Hak asla mağfiret buyurmaz. Bu şirkten ibarettir. Allâhü Teâlâ "Şirk, büyük bir zulümdür." (Lokman S. âyet 13) diye buyurmuştur.

2- Bir zulüm de vardır ki, onu Allâhü Teâlâ dilerse mağfiret buyurur. Bu kulların kendileriyle Rab'leri arasındaki hususlarda kendi nefislerine yaptıkları zulümdür.

3- Bir zulüm de vardır ki, onu affetmez. Bu kullardan bazılarının bazıları hakkında yaptıkları zulümdür ki, bunlardan bazıları, bazılarından haklarını almadıkça bunları bağışlamaz."

İnsan, şirke düşüren, küfre götüren şeylerden son derece sakınması lâzımdır. Allâh'tan başka ilahlara inanıp şirk üzere ölenler cehennemde ebedî azap olunacaklardır. Bu ceza, Allâhü Teâlâ'nın zatının inkar neticesidir.

Hak Teâlâ hazretlerine karşı mükellef olduğumuz vazifeleri yapmayan mü'minler de nefislerine zulmetmiş, Allâhü Teâlâ'ya karşı nankörlük yapmış olacaklarından azab olunurlar. Şu kadar var ki, bunların azabı ebedî değildir. Cenâb-ı Hak bunların bir kısmını bir müddet azap ettikten sonra affeder. Bir kısmını da hiç azap etmeden mağfiret buyurur. Fakat hiçbir insan, kendi hakkında ne yolda muamele olunacağını bilemediği için kulluk vazifelerinde kusur etmemeye çalışmalıdır.

İslâmiyet, herkesin malına, canına, hürriyetine, namusuna riayet edilmesini katî surette emretmektedir. Güzel bir terbiyeye ve itikada sahip olan, Allâhü Teâlâ'nın azabından korkan, ahiret gününe iman eden, ilâhi adaletin muhakkak tecelli edeceğine inanan bir insan, kul hakkına asla cür'et edemez. Şayet kendisinden böyle bir hareket zuhur etse hemen pişman olur ve tevbe eder.

( 29 Ocak 2014 Çarşamba, Fazilet Takvimi Arkası )


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Yahudilerin ve Hristiyanların Şirke Girmeleri
« Yanıtla #11 : 01 Ocak 2016, 00:51:45 »
Yahudilerin Şirke Girmeleri

Süddîve Kelbî (r.h.) buyurdular:
Uzeyr Aleyhisselâm, kavmine döndüğünde, hakikaten Buhtunnası Tevrat'ı yakmış idi. Allâhü Teâlâ hazretleri tarafından insanlar, üzerinde bir ahid (ilâhî bir kitap) yok idi. Uzeyr Aleyhisselâm, Tevrâtın üzerine ağladı. Allâhü Teâlâ hazretleri, Uzeyr Aleyhisseiâm'a bir melek gönderdi. Meleğin elinde içi su ile dolu bir kap vardı. Melek o sudan Uzeyr Aleyhisseiâm'a içirdi. O anda Tevrat, Uzeyr Aleyhisselâm'ın içinde temsil ve teşkil etti. Uzeyr Aleyhisselâm, İsrail oğullarına;
“Ey kavmim! Allâhü Teâlâ hazretleri, beni size Tevrâtınızı yenilemem için gönderdi!” dedi.
İsrail oğulları;
“Öyleyse bize Tevrat'ı yazdır!” dediler.
Uzeyr Aleyhisselâm, kalbinden (ezbere) okuyarak; onlara Tevrat yazdırdı.
Sonra bir adam;
“Gerçekten babam, dedemden rivayet etmişti. Tevrat'ı bir sandığa koyup falanca bağın içine gömdüler!” dedi.
Onunla beraber anlatılan yere gittiler. Oradan Tevratı çıkarttılar. Uzeyr Aleyhisselâm'ın kendilerine yazdırmış olduğu Tevrat ile karşılaştırdılar. Kendisinde hiçbir harf bile eksiklik görmediler.
Bunun üzerine Yahudiler;
“Muhakkak ki Alfâhü Teâlâ hazretleri, Tevratı eksiksiz olarak ancak ve ancak kendi oğlu olan bir kişinin kalbine koyar!” dediler.
İşte bu hadise üzerine eski Yahudiler;
“Uzeyr Allah'ın oğlu” dediler. Ve böylece müşrik oldular.


Hıristiyanların Şirke Girmeleri

“Nasrâniler de, “Mesîh Allah'ın oğlu.” dediler.”
Bu da yine bazı Hıristiyanların sözüdür. Hıristiyanlar bu sözü, bir çocuğun babasız olarak dünyaya gelmesini imkansız ve muhal gördükleri için İsa Aleyhisselâmın babasız olarak doğmasından dolayı söylediler.
Veya Isa Aleyhisselâmın yapmış olduğu işlerden; Isa Aleyhisselâmın;
1- Anadan doğma körleri iyileştirmesi.
2- Abraş hastalığına yakalanan insanların şifâsına vesile olması.
3- Allanın izniyle ölüleri diriltmesinden dolayı söylediler.
İlâh olmayan böyle bir şey yapamaz düşüncesine kapıldılar.

(Ruhü’l Beyan Tefsiri Tercümesi)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
"RİYA, KÜÇÜK ŞİRKTİR"
« Yanıtla #12 : 01 Ocak 2016, 00:54:48 »
"RİYA, KÜÇÜK ŞİRKTİR"

Hadis-i Şerif'te Buyuruldu:
"(Ey ümmet ve ashabım! Sizin üzerinize korktuklarımın (içinde) en korktuğum şey, küçük şirktir."
(Sahabeler) sordular:
-"Yâ Rasûlallâh! Küçük şirk nedir?"

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
- "(Küçük şirk) riya (gösteriş)tir. Allâhü Teâlâ hazretleri, kullara amellerinin karşılığını vereceği günde, onlara (riyakârlık yapanlara) şöyle der: "Dünyada gösteriş yaptığınız kimselere gidin. Bakın hele onların yanımda bir mükâfat bulacak mısınız?" (Hâfız el-Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, 1, 69.)

(Ruhü’l Beyan Tercümesi C:3 S:150)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Hikâye (Halkın Sevgisi ve Şirk)
« Yanıtla #13 : 01 Ocak 2016, 00:58:05 »
Hikâye (Halkın Sevgisi ve Şirk)

Zinnûn-i Misrî (k.s.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdular:
Ben bazı dağlarda iken, dağda kıyamda olup namaz kılan bir kişi gördüm. Çevresine yırtıcı hayvanlar (aslan ve kaplanlar) kuşatıp çömelmişlerdi. Ben o kişinin tarafına yöneldiğimde; yırtıcı hayvanlar, kaçtılar. Namazını kısa keserek adam:
Ey Ebu'l-Feyz! Eğer sen saf ve arınmış olsaydın; elbette yırtıcı hayvanlar, (yaklaşmak için) seni talep edecek ve dağlar senin için inleyeceklerdir." dedi. Ben ona;
Senin saf ve arınmak sözünün manâsı nedir?" diye sordum. O:
Sen sadece ve sadece Allâhü Teâlâ hazretlerine hâlis olacaksın ve hatta senin muradın ve arzun o olacaktır!" dedi. Ben ona sordum:
Buna nasıl vâsıl olunur?" 0:
Sen, kalbinden şirki çıkarttığın gibi, halkın sevgisini de çıkartmadıkça bu makama vâsıl olamazsın!" dedi. Ben ona,
VAllahi! Bu iş bana çok zordur!" dedim. O kişi:
Bu ariflerin üzerine en kolay olan işlerdendir!" dedi.
Mutlak olarak halkın dostluğu, dalâlete sebep olduğu zaman, peki şeytanların dostluğu hakkında senin zannın nedir?
Bu şeytanlar ister insan şeytanları olsun ve isterse cin şeytanları olsun... 

(İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri, Cild 8, Sayfa 455.)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mektubât-ı Şerife, 453. Mektûbu Şerif
« Yanıtla #14 : 01 Ocak 2016, 00:59:34 »
Mektubât-ı Şerife - 453. Mektûbu Şerif

MEVZUU: Kadınlar için zaruri olan nasihatler.

NOT: İmam-ı Rabbani Hz. bu mektubu, saliha hanımlardan birine yazmıştır.

***

Önce bir ayet-i kerime meali:
Allahü Teâla şöyle buyurdu:
"Ey Nebi, iman eden kadınlar sana: Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ayakları arasında iftira düzmemek, herhangi bir iyilikte sana asi olmamak üzere, biat için sana geldikleri zaman; onlarla biat et. Onlar için, Allah'tan bağış talebinde bulun. Çünkü: Allah Gafur Rahim'dir."(60/12).

Mekke'nin fethi günü, Resulullah (sav) Efendimiz, erkeklerle olan biati tamamladıktan sonra; kadınlarla biat etmeye başladı.
Kadınlarla olan biat, yalnız sözlü idi; Resulullah (sav) Efendimizin eli, biat eden kadınların ellerine hiç değmedi.
Kötü ve düşük huylar, erkeklerden çok kadınlarda bulunduğundan; erkeklerin biatına göre kadınların biatında fazladan şartlar beyan buyurdu. Yüce Allah'ın emrine imtisal ederek, o vakitte kadınları o kötü huylardan men etti.
O şartlardan birincisi şuydu: Allah'a şirk koşmamak... Koşulan sirk, yüce Hakkın ne vücub vücubunda, ne de ibadet istihkakında olacaktır.
Bir kimsenin ameli; riyadan, süm'adan, (Görsünler ve işitsinler diye yapılmaktan), Allahu Teâla’nın gayrından; sözde ve övmekle olsa dahi ecir talebinden beri olmaz ise, o amel şirk dairesinin dışında değildir. O ameli yapan dahi, halis bir muvahhid olmaz. Resulullah (sav) Efendimiz bu manada şöyle buyurdu:
"Ümmetimde şirk, karanlık gecede kara taşın üzerinde yürüyen karıncanın ayak izinden daha gizlidir."

Bir şiir:
Şirksiz olma sözü incedir karınca izinden;
Karanlık gecede bir kara taş üstündekinden...


Resulullah (sav) Efendimiz, bir başka hadis-i şerifinde şöyle buyurdu: "En küçük şirkten sakınınız." Sordular: -En küçük şirk nedir ya RasulAllah? "Riyadır..."

Bundan başka, şirk âdetlerine, küfür mevsimlerine tazim etmek şirkte sağlam bir basamaktır.
İki dini tasdik eden dahi, şirk ehlinden sayılır. İslâm hükümlerinin mecmuu ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden dahi müşterektir. Hâlbuki küfürden teberri etmek, şirk şaibelerinden sakınmak tevhiddir.
Marazların, hastalıkların defi için, asnamdan ve tağuttan (kâhin ve putlardan) yardım talep etmek aynen şirktir. Böyle şeyler, ehl-i İslâm'ın cahilleri arasında şayi olmaktadır.
Yontulmuş taşlardan hacet talep etmek dahi küfrün kendisi olup yüce Vacibü'l-Vücud zatı inkârdır.
Allahu Teâla, bazı dalâlet ehlinin halinden şikâyet ederek, şöyle buyurdu:
"Şu kimseleri görmez misin ki, onlar sana indirilen ve senden önce indirilene iman ettiklerini sanırlar; kâhini de hakem tutmak isterler. Hâlbuki ona küfretmek için emir almışlardır. Şeytan dahi, onları, derin bir sapıklıkla saptırmak ister."(4/60)
Kadınların pek çoğu, memnu olan bu yardım talebini yapmaya müptelâdırlar. Kendilerinde bulunan tam cehalet sebebi ise, müsemmadan hali olan bu isimlerden beliyyenin defini talep ederler... Şirk ehlinin ve şirkin merasimini edaya meftundurlar. Bilhassa, Hindistan kadınları sırasında:
-Setile... diye bilinen cederi (çiçek veya benzeri kabarcıklı bir hastalık) marazının arız olduğu vakitlerde.
Anlatılan fiil, o kadınların hayırlısında ve şerlisinde; bu zamanda müşahede edilip görülmektedir. O derecede ki, bu şirkin inceliklerinden geri kalan, onun âdetlerinden bir âdete gitmeyen tek kadın bulunamamaktadır. Meğer ki Allahu Teala'nın koruduğu biri ola...
Hinduların büyük bildikleri günlere tazim, Yahudilerce bilinen gün âdetlerine uymak küfrü icab ettirip şirki gerektirir.
Nitekim ehi-i islâm'ın cahilleri, bilhassa kadın kısımları küffarın belli günlerinde küfür merasimini icra etmektedirler. Bunları kendileri için de bayram kabul edip kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlara benzeyen hediyeler yollamaktadırlar. Zarflarını dahi küffar gibi o mevsimde boyarlar. Ayrıca onları kırmızı pirinçle doldurduktan sonra yollarlar. O mevsime de tam manası ile itina ederler.
Bütün bu anlatılanlar şirktir ve Allah'ın dinine karşı küfürdür. Bu manada, Allahu Teala, şöyle buyurdu:
"Onların pek çoğu, Allah'a iman etmez; meğerki müşrik halleri ile inanalar..."(12/106)
Kendilerine adak yapılmış olarak, meşayihin kabirlerinde, meşayih için adak olarak kesilen kurbanları dahi, fıkhi rivayetlerde fukaha şirke dâhil edip üzerinde sıkı durdular. Sonra bunu, şer'an men edilen cinne tapanların kestikleri cinse dâhil eylediler. Kendisinde şirk şaibesi olduğundan, bu amelden dahi sakınmak gerek. Zira adak yolları bunun dışında çoktur. Neden dolayı, öyle bir şekilde hayvan boğazlanıp da, cinne tapanların cin için kestiklerine benzetilip onlara katılmak olsun?
Kadınların, meşayih niyeti ile oruç tutmaları da böyledir. Bunların isimlerini ekseriyetle kendiliklerinden uydururlar; onların niyeti ile de oruç tutarlar. Her gününün iftarı için, hususi bir vaziyet tayin ederler. Oruç için de, günler tayin ederler. Taleplerini ve maksatlarını da bu oruçlara bağlı kılarlar. Bu oruçlar sebebi ile o meşayihten hacetlerinin yerine gelmesine talep ederler. Sanırlar ki, işlerinin yerine gelmesi onlardandır. Böyle bir fiil, Allah'ın ibadetinde başkasını ortak etmektir. Ona ibadet yolu ile hacetlerin talebini başkasından yapmaktır. Üstte anlatılan fiilin şenaatini bilmek gerek. Bir hadis-i kusdisede şöyle geldi: "Oruç benim içindir; onun mükâfatını ben veririm." Bunun daha açık manası şudur:
-Oruç bana mahsustur; oruçta başkasının bana ortaklığı olamaz. Her ne kadar yüce Hakka bütün ibadetlerde başkasını ortak etmek aciz olmasa dahi; bunun oruca mahsus görülmesi, ona önem verip ondan ortaklığı atmak içindir.
Bu şeni fiili izhar ettikleri zaman, bazı kadınlar der ki: -Biz, bu oruçları Allah için tutarız. Ancak, onun sevabını meşayihin ruhlarına hediye ederiz.
Böyle bir söz, onlardan gelen hile yoludur. Eğer bu sözlerinde doğru iseler; oruç için günlerin tayinine ne hacet? Hususi taam vermek, iftarda çeşitli şeni vaziyetlerin tayinine neden gerek duyulur?
Onlar, çok kere, iftar vaktinde haram işler irtikâb ederler. Haram olan bir şeyle de oruç açarlar. Hiç de muhtaç olmadıkları halde, dilenirler ve o dilenerek aldıkları ile oruç açarlar. Sanırlar ki, hacetlerinin yerine gelmesi, bu haramı irtikâbına bağlıdır.
Üstte anlatılan manada yapılan işler aynen dalâlet olup, şeytanın aldatmacalarıdır. Allah korusun.

…