Gönderen Konu: Camiler kiliseye mi dönüşüyor!  (Okunma sayısı 29819 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ücharfbeşnokta

  • Tarih öğrenmek farzdır...
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 180
  • Kabı ayrı olanın Tadıda ayrı olur
    • zat-ı muhterem
Camiler kiliseye mi dönüşüyor!
« : 19 Kasım 2009, 07:15:52 »

Koltuk değnekleriyle camiye gelen bir engelli vatandaşı görüyorum. Cami merdivenlerinden zorla çıkarak kendini içeriye zar-zor atıyor. Namaz kılmak için oturacağı bir sandalye arıyor. Çok geçmeden cami kenarında dizilmiş sandalyelere gözü ilişiyor ve oraya yönelerek bir sandalye çekip oturuyor.

Bir yandan, engelli olmasına rağmen ibadet gayretine imrenip ona gıpta ile bakarken diğer yandan “bu camide ne kadar da çok sandalye varmış” diyorum. Camiye ve cemaate gelmek onlar için gerekli olmasa da (çünkü evlerinde kılmaya ruhsat var) keşke diyorum engelli kardeşlerimize çok daha rahat hareket edecekleri güzel mekanlar ve imkanlar sunulsa diye içimden temennilerde bulunuyorum.

Az ötede bastonunu ters çevirip halılara bastırarak gelen bir başka müslümanı görüyorum. Onun da gözü oturacağı sandalyeyi arıyor. Sonuçta aynı yerden bir sandalye de o çekerek duvar kenarında yerini alıyor. “İhtiyarlık bu, kolay değil!” diyorum ve cemaat sayısını artırdığı için yaşlı amcaya da minnetle bakıyorum. Onlar da olmasa camiler boş kalacak diyorum.

Gözüm orta yaşlı bir başka kişiye takılıyor. O da ne?! Normal yürüyen ve hiçbir şeyden destek almadan gelen bu kişinin de sandalyelerin bulunduğu tarafa doğru yöneldiğini görüyorum. Önce “galiba diyorum, engelli veya yaşlı bir müslümana yardım etmek istiyor!” diye düşünürken tahminim boşa çıkıyor. Bu kişinin de oradaki sandalyelerden birini altına çekerek güzelce oturduğunu şaşkınlıkla izliyorum.

Yarım yüzyılı çoktan devirmiş yaşımla maziye kısa bir yolculuk yapıyorum. Önceki yıllara göre çok fazla miktarda camilerde sandalye sayısının son zamanlarda hayli arttığını fark ediyorum. Hatta, camilerde sandalye, tabure, koltuk ve benzeri oturakların hiç mevcut olmadığı zamanları da düşünerek bugünleri görünce yarınlardan endişe edip “acaba, camilerimiz giderek kiliseye mi dönüşüyor?!” diyor, korku ve endişe arası bir düşünceye kapılıyorum!

Bu düşünceler beni Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ateşli tartışmalara götürüyor. Camileri modernleştirme adına mecliste yapılan konuşmalarda bazı mebusların “camilere kiliselerdeki gibi masa sandalye koyalım, müslümanlar ibadetlerini oturarak yapsınlar!” şeklinde teklifler sundukları dönem aklımıza geliyor. O dönemde şiddetle reddedilen bu teklifi acaba biz cami cemaati olarak kendi ellerimizle hayata geçirmenin adımlarını mı atıyoruz?.

Camilerde sandalye sayısı o kadar çok arttı ki, korkum bu gidişle cemaat safları sandalyelerle dolacak!. O sandalyelerin sahipleri de belli olduğu için yerinden kaldırılmayacak olan o sandalyeler, camilerin sedirleri gibi oturma mekanları haline gelecek!

Oysa, ne engelliler ne de yaşlılar için dinen böyle bir uygulamaya hiç ihtiyaç yok! Hz.Peygamber efendimiz (a.s) döneminde engelli yok muydu? Yaşlı mevcut değil miydi? Hem de fazlasıyla. Doğuştan engelliler, savaş mağdurları, gaziler, ihtiyarlar ve sakatlar için, ne asr-ı saadette nede sonraki halifeler ve mezhep imamları dönemlerinde böyle oturaklı bir uygulamaya gidilmemiştir!

Peki bu insanlar namazlarını nasıl kılacaklar? Bunun da cevabı fıkıh kitaplarında etraflıca verilmiştir. Ayakta durabilecek kadar gücü olanlar ayakta başlayarak, buna gücü yetmeyenler de yere çöküp oturduğu yerden güçleri nereye kadar yetiyorsa oraya kadar namaz rükünlerini yerine getirerek namaz kılacakları bütün ilmihal kitaplarında anltılır. İma (ki vücut ve baş eğerek yapılan hareketler) ile namaz kılmak bile mümkün olduğuna göre camilere sandalye koymaya, bunları çoğaltmaya gerek var mı?

Hele hele çarşıda pazarda rahatça dolaşıp camiye yürüyerek gelen bir müslümanın sandalyeye oturarak namaz kılması, kabul edilebilir bir durum olmasa

M Emin Parlaktürk
 

« Son Düzenleme: 29 Ocak 2011, 09:04:51 Gönderen: Fatihan »
İhmal ihanete eşittir...

Tarih yazılırken okunmaz, yazıldıktan sonra okunur...

Çevrimdışı tefhim

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 360
Ynt: Camiler kiliseye mi dönüşüyor!
« Yanıtla #1 : 19 Kasım 2009, 10:47:27 »
Mühim bir konu.İmamlara çok iş düşüyor.
Bedeel islemü gariben feseyeudü gariben fetuba lilgurabai.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Camiler kiliseye mi dönüşüyor!
« Yanıtla #2 : 20 Kasım 2009, 08:35:07 »
Önemli bir konu.Teşekkürler

Çevrimdışı ücharfbeşnokta

  • Tarih öğrenmek farzdır...
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 180
  • Kabı ayrı olanın Tadıda ayrı olur
    • zat-ı muhterem
Ynt: Camiler kiliseye mi dönüşüyor!
« Yanıtla #3 : 23 Kasım 2009, 08:27:36 »
Bizde teşkkür ederiz efendim.
İhmal ihanete eşittir...

Tarih yazılırken okunmaz, yazıldıktan sonra okunur...

Çevrimdışı 33.yıldız

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 343
Camilerdeki Sandalya Bid'ati
« Yanıtla #4 : 27 Haziran 2010, 20:50:43 »
EHL-İ SÜNNET hassasiyetine sahip icazetli hocalarımızdan muhterem Enver Baytan Efendiyi "Yakın tarihte, İslam dünyasında ve dolayısıyla yurdumuzda baş gösteren SANDALYADA NAMAZ meselesi" adlı hacmi küçük, önemi büyük kitabından dolayı candan tebrik ediyorum. Bu faydalı kitabı basan ve ücretsiz dağıtan Vakit gazetesine teşekkürler.

Baytan hocamız emekli imam ve hatiptir, halen İstanbul fahrî vaizlerindendir. Cuma namazlarından önce, Küçükayasofya camiinde vaaz ve nasihat etmektedir.

Son yıllarda camilere sandalyalar konulmaya başlandı. Bir iki değil, bazı camilerin arka tarafında bir sıra sandalya görülüyor.

İmamın birine camiye bol miktarda sandalya koyacaksın diye emir verilmiş, imam efendi üç taburemiz var yetmez mi cevabını verince senin bu işe aklın ermez, bir sıra sandalya olacak diye emir te'kid edilmiş.

Bundan 82 yıl önce o zamanın Vakit gazetesinde şöyle bir haber yayınlanmıştı:

Dinimizde yeni hayata, ilerlemeye uygun olarak yapılacak yenilikler, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi profesörlerinden oluşan bir heyet tarafından şöyle ifade edilmiştir: Din de, diğer sosyal teşekküller gibi hayatın akışına uymalıdır. Din eski şekillere bağlı kalamaz. Camilerimiz kullanılır hale getirilmeli, sıralar konmalı, içeriye ayakkabı ile girilmeli. İbadet dili Türkçe olmalı, hutbeler Türkçe okunmalıdır. Camilere müzik aletleri konulmalıdır.

Camilere, kiliselerdeki gibi sıra veya sandalya koyamamışlardı ama (bendeniz hatırlıyorum) Ankara'da Hacıbayram camiinde, yerden beş santim yükseklikte, üzerleri muşamba kaplı secde yerleri konulmuştu. 1950'li yıllarda bunlar kaldırılmıştı.

Şimdi de bazı reformcu, yenilikçi, değişimci, Fazlurrahmancı, Afganici, şucu bucu ilahiyatçılar aşağıda sayacağım yenilikleri istiyor ve yapıyorlar:

1. Cuma namazından sonra sünnet ve ahir zuhur namazı kılınmasını istemiyorlar. Bu konuda yurdun birçok yerinde tartışmalar olmuştur.

2. Camilere lüzumundan fazla sandalya koyduruyorlar ve secde edebilen yaşlı kimselerin secdesiz namaz kılmasını teşvik ediyorlar. Halbuki secdesiz namaz olmaz.

3. Mardin'de Kasımiye medresesinde Dinlerarası Diyalog yapıldı, buna Süryani papazları, Katolik papazları, Protestan papazları, bir de sarıklı cüppeli Diyanet müftüsü katıldı. Hayli Diyalog yapıldıktan sonra çanlar çalmaya, aynı anda ezanlar okunmaya başlandı ve cüppeli papazlar, cüppeli ve sarıklı Diyanet müftüsü çan ve ezan sesleri içinde medresenin havuzu üzerinde yapılmış salaş köprüden merasimle geçtiler. Böylece üç ibrahimî din mensuplarının hepsinin cümbür cemaat Cennete girecekleri tiyatrosu oynanmış oldu.

4. Büyük bir vilayetimizde genç Kur'ân kursu kadın öğretmenlerinden ve yine genç vaizelerden oluşan bir dinî tasavvuf korosu kuruldu ve erkeklere konserler verildi. Halbuki mukaddes şeriatımız böyle bir şeyi yasaklamıştır.

5. Reformcu ilahiyat profesörlerinden biri Diyalog lehindeki kitabında "Kur'ân Yahudileri İslama çağırmıyor...Kur'an Hıristiyanları İslama çağırmıyor..." diye açıkça yazdı.

Muhterem Enver Baytan hocamız, yukarıda ismini verdiğim gerçekten değerli ve uyarıcı kitabına son derece önemli ve hayatî bilgiler koymuştur. Her uyanık ve şuurlu Müslümanın bu kitabı edinmesi, dikkatle okuması gerekir.

Mehmet Şevket Eygi
Ortak paydamız, İbrahimi dinler değil! EHLİ SÜNNET, EHLİ SÜNNET...

Çevrimiçi Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Camilerdeki Sandalya Bid'ati
« Yanıtla #5 : 28 Haziran 2010, 03:35:46 »
Allah razı olsun.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı fatihs

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 23
Ynt: Camiler kiliseye mi dönüşüyor!
« Yanıtla #6 : 28 Haziran 2010, 09:22:26 »
Gerçekten güzel gözlemlemişsiniz. Allah razı olsun.
Gönlü ve sözü bir olmayan kişinin yüz dili bile olsa, o gene dilsiz sayılır.
                                     ~Hz. Mevlâna ~

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: Camilerdeki Sandalya Bid'ati
« Yanıtla #7 : 28 Haziran 2010, 10:46:28 »
Allah razı olsun

Çevrimdışı piskotrop

  • okur
  • *
  • İleti: 60
Ynt: Camilerdeki Sandalya Bid'ati
« Yanıtla #8 : 29 Haziran 2010, 02:38:21 »
s.a ben dizimden atroskopi ameliyatı olduğumda namazlarımı iki taburede kıldım birinde secdeye vardığımdaki oturuşu temsilen diğerinede secdemi yapıyordum,tabi bu bir ihtiyaç idi. fakat şimdi mazereti olmadan böyle şeyler yapılması elbetteki kabul edilemez doğrusu.
ne diyelim Allah hidayet etsin inşAllah.
Beni bir NOKTA gibi KÜÇÜK görenler unutmamalıdırki... Her cümlenin sonunda bana ihtiyaç duyacaklardır...

Çevrimdışı 33.yıldız

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 343
Camilere Sandalye Dolduruyorlar
« Yanıtla #9 : 20 Temmuz 2010, 23:51:07 »
1400 yıllık İslam tarihinde görülmemiş bir hadise ile karşı karşıyayız. Konu şudur: Camilerin arka tarafına haddinden fazla sandalyalar konulmuştur ve yaşlı kimselerin bir kısmının sandalyada oturarak namaz kılması istenmektedir. Bu sandalya işi kendi kendine oluşmamıştır. Bazı imamlara baskı yapılmış, sandalya sayısını çoğaltmaları istenmiştir.Ne lüzumu var efendim diyenler, üstü kapalı bir şekilde tehdit edilmiştir.

Müslüman 80 yaşında... Yaş icabı dizlerinde biraz kireçlenme var ama rükua, secdeye varabiliyor. Bu zat namaz kılarken secde etmelidir. Etmezse namazı sahih olmaz.

Dizlerindeki romatizma secde etmesine imkan vermeyecek derecededir. Bu taktirde yere oturarak namaz kılar.

Birileri, bir zihniyet camilerimizi kiliselere benzetmek istiyor! Bir başka zihniyet, Cuma namazından sonra sünnet ve âhir zuhur namazının kılınmasını istemiyor.

Bunlar BOP'çu mudur?

Dinimizde reform yapılmak isteniyor.

Camilerde eskiden olduğu gibi bir iki tabure olabilir. Kasıtlı olarak koydurulan fazla tabureler ve sandalyeler kaldırılmalıdır.

Ehl-i Kitab da cennetliktir diyenler camilerimize karışmasınlar. Fıkıh kitaplarımızda, camilere sandalye konulmaz diye bir hüküm yoktur diyen çok bilmişlere kanmayınız.

Resulullahı, Kur'anı, İslam'ı inkar ve tekzib eden Yahudiler ve Hıristiyanlar da ehl-i necat ve ehl-i Cennettir diyenlerin imamlık yapması caiz olamaz.

Böyle kişilerin kıldıkları namaz, itikatlarındaki büyük bozukluk dolayısıyla sahih değildir.Böyle kimselerin ardında namaz kılınmaz. Kılındıysa, o namazların iadesi gerekir.

Fiziken secde edemeyecek derecede hasta ve mâlül kişiler dışındakiler secde ederek namaz kılmalıdır.

İslam dini tek hak dindir, onda reform, yenilik, değişiklik yapılamaz.

Fazlurrahman'ın tâtiliye mezhebi sapık bir mezheptir.

Genç Kur'an kursu kadın öğretmenlerinden ve vâizelerinden müteşekkil bir koro kurup bunun erkeklere konser vermesi haramdır.Böyle şeylerŞeriat-ı Garra-i Ahmediyyeye aykırıdır.

Mardin'in Kasımiyye medresesinde papazlarla bir müftünün toplanıp diyalog yapmaları, çan ve ezan sesleri içinde havuz üzerindeki (sözde Sıratmış!) köprüden geçmeler hep bâtıldır, sapıklıktır.

Ehl-i Sünnet dünyasının büyük müftülerine, ulema ve fukahasına soralım: Böyle tiyatrolar İslam dinine uygun mudur, yoksa küfre kadar giden hokkabazlıklar mıdır?

Bütün dindar ve şuurlu Müslümanların dikkatini, bu anlattığım konulara çekmek istiyorum.

Dinî kültürü, ilmihal ve fıkıh bilgisi yetersiz olan kimselerin sandalyede namaz kılmalarını teşvik etmek bir zulümdür, bir aldatmacadır.

Cuma namazlarından sonra zuhr-i âhir namazının kılınmasına engel olmak zulümdür. Çünkü, cumanın şartlarının hepsi bu devirde var mıdır konusunda ihtilaf vardır, dindar halkın zuhr-i âhir kılması nur üzerine nurdur. Ey zalimler!.. Halkın namaz kılmasına niçin mani oluyorsunuz?

Vaktiyle Mısır'da Fâtımîler zamanında teravih namazını cemaatle kılmak yasak edilmişti diye okumuştum. Bugünün Türkiyesinde cumanın sünnetinin ve âhir zuhur namazının kılınmasının engellenmesi de böyle bir zulüm ve aşırılıktır.

Zaten kılmayan kılmıyor, kılanlardan ne istiyorsunuz?

Camilerdeki sandalyeler konusunda bir kitapçık yazan muhterem Enver Baytan hocaefendiyi, bu kitapçığı yayınlayan Vakit gazetesini tekrar tekrar tebrik ediyorum.

Sinsi metotlarla camileri kiliselere benzetmek isteyenlere teessüf ediyorum.

Müslümanlar uyumayınız.

Mehmet Şevket Eygi-19 TEMMUZ 2010
Ortak paydamız, İbrahimi dinler değil! EHLİ SÜNNET, EHLİ SÜNNET...

Çevrimdışı duha

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Ynt: Camiler kiliseye mi dönüşüyor!
« Yanıtla #10 : 21 Temmuz 2010, 00:25:37 »
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimiçi Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Camiler kiliseye mi dönüşüyor!
« Yanıtla #11 : 21 Temmuz 2010, 19:40:07 »
Allah razı olsun.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı 33.yıldız

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 343
Bazı Camilerin Sandalyelerle Doldurulması Mâsum Bir İş Değildir
« Yanıtla #12 : 03 Ağustos 2010, 16:25:43 »
Tepeden inme emirlerle, baskılarla, görevlileri tehdit ederek bazı camilerin arka taraflarına gerekenden çok fazla tabure veya sandalye konulması mâsum ve plansız bir iş değildir.

Bu bid'atin arkasında (1) Diyalogçular (2) Reformcular (3) BOP'çular vardır.

Camilerimizi kiliselere benzetmek istiyorlar.

Secde edemeyecek kadar ârızalı birkaç vatandaş, eskiden olduğu gibi yere oturarak namaz kılabilirler.

Bu sandalye işi ne zaman çıktı, nereden çıktı? Kimler tarafından çıkartıldı?

Bozuk mezhepler camileri, Diyanet teşkilatını ele geçirmek için seferber olmuştur.

Tevhidi, Resulullahı, Kur'anı, İslam'ı inkar eden kafirler de Cennetliktir diyen kimselerin ardında namaz kılınmaz. Onların namazı sahih değildir. İmam zâmindir.

Diyanet'te neler döndüğünü anlamak için (Abdülkadir Sezgin Diyanet) kelimeleriyle internette arama yapmanızı tavsiye ederim.

Pakistanlı matrut ve merdut Fazlurrahman'ın Tâtiliye mezhebi mensupları sinsice Diyanet'i ele geçirmek istiyorlar.

Diyanet'te şu anda halkın bilmediği çok şiddetli kadrolaşma, teşkilatı ele geçirme savaşları verilmektedir.

Dinî bir cemaat Diyanet'i ele geçirmek için var gücüyle çalışmaktadır.

Bir yanda Ehl-i Sünnet ve Cemaat mensubu hocalar; öbür tarafta bilumum reformcular, yenilikçiler, değişimciler, ılımlı İslamcılar, BOP'çular, Kefere de Cennetliktir diyenler, şunlar bunlar...

Kendisine müctehidlerin müctehidi denilen (dedirtilen) bir kimse yeni bir bid'at mezhep kurmuştur ve Diyanet kadrolarını ele geçirmek için sinsi ve devamlı çalışmaktadır.

Camileri sandalye ve tabure sıralarıyla doldurduktan sonra başka reformlar da yapacaklardır.

Reformculara yekun olarak milyonlarca dolar telif ücreti dağıtılmakta ve palazlanmaları sağlanmaktadır.

İmanın temel şartlarından olan kader inkar edilmektedir.

Şefaat inkar edilmektedir.

Kitabullaha, Sünnet-i Resule, icmâ-i Ümmete aykırı bir sürü saçma sapan ictihad yapılmakta, zırva fetvalar verilmektedir.

Müslümanlar!.. Uyumayınız.

Cuma namazından sonra cumanın 4 rekat son sünnetini 4 rekat âhir zuhur namazını ve vaktin 2 rekat sünnetini kıldırtmayan reformcuları protesto ediniz. Bu protesto işini, fitne ve fesat çıkartmadan yasal sınırlar içinde yapınız.

Camileri kiliselere, havralara benzetmek isteyen BOP'cularla mücadele ediniz.

Kâfirler de Cennetliktir diyen bozuk ve sapık kişilerin ardında namaz kılmayınız.

Kaderi inkarın küfür olduğunu biliniz.

Zaruriyat ı diniyede müsamaha (tolerans) olmaz. Tolerans, esasa, temele, usûle taalluk etmeyen muhtelefün fih ayrıntılarda olur.

Bid'atler, dini bozma, reformculuk sektöründe ne büyük rakamlar döndüğünü biliyor musunuz?

Beş ciltlik tefsirin ilk baskısı niçin toplatıldı, biliyor musunuz?

Büyük bir ilimizin baş fetvacısının "Pırıl pırıl Avrupalı gayr-i müslim gençler niçin Cennet'e girmeyecekmiş, o pırıl pırıl gençlerin Cehennemde yanmasını, sizin vicdanınız kabul eder mi?" deyip durduğunu biliyor musunuz?

İslam dini ile Kemalizmi birbiriyle telif etmeye, uzlaştırmaya çalışan kişilerde hayır yoktur.

Azılı Farmason Afganî'yi Müslümanları kurtaracak imam ve önder olarak gösterenlerde hayır yoktur.

Uyanın uyanın uyanın!..

Mehmet Şevket Eygi-29 TEMMUZ 2010
Ortak paydamız, İbrahimi dinler değil! EHLİ SÜNNET, EHLİ SÜNNET...

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7470
Taburelerin, sandalyelerin, sıraların işgalindeki camilerimiz!
« Yanıtla #13 : 17 Ağustos 2010, 03:48:54 »
Ramazan ayı dolayısıyla camilerimiz dolup taşıyor. Bu aşırı sıcaklara rağmen dinin temeli olan namaz için camilere koşuluyor. Maalesef birileri de sinsice bu namaz ibadetini boşa çıkartmak için uğraşıyor. Nasıl mı? Dinde yeri olmayan; taburede, sandalyede, sırada namaz kıldırarak... Çok şükür birçok meslektaşımız bu oyunun farkında. Tepkilerini de çok güzel bir şekilde yerine getiriyorlar:

“Camilerimizde öyle görüntüler yayılıyor ki, dışarıdan bakanlar, cemaatin bir bölümünün harp gazisi, ya da ortopedik sorunlar başta olmak üzere çeşitli dertlerden muzdarip hastalıklı kişiden oluştuğunu sanabilir.

Tatil vesilesi ile muhtelif yerlerde seyahat halinde iken, birçok camide daha önce bu kadarına rastlamadığım bir görüntü ile karşılaştım. Bartın’ın 3 bin nüfuslu bir beldesinde, en fazla 200 kişinin namaz kılabildiği bir camide tabureye oturarak namaz kılan en az 30 kişilik bir grubu fotoğraflama imkânı buldum. Bu kadar az sayıda cemaatin arasında bu kadar çok tabureli insanın bulunması ne derece normal bilemiyorum. Harpten çıkmış bir ülkenin gazileri ile dolu bir cami gibi his oluşuyor insanın içinde.

Yine Zonguldak Ulucami’de, sağlı sollu 20’şerli oturma grubu halinde 40 kişilik oturma düzeni gördüm. Biz namaza yetişemeyip kendimiz kıldığımız için, sordum, bu oturaklar namaz sırasında yetmiyor bile dediler. Aynı gün ikindi namazının son rekatına yetişebildiğimiz Zonguldak İHL önündeki camide 7 kişi hocanın arkasında saf tutmuş namaz kılarken, 5 kişinin en arkada kendileri için ayrılmış uzun bankta oturarak namaz kıldıklarına şahit oldum. (Prof. Dr. Osman Özsoy)

OYUNA MI GELİYORUZ

“Son birkaç senedir; yürüye yürüye câmiye gelebilen, câmi ve apartmanlarda merdivenleri çıkabilen, pikniğe gidip bağdaş kurup oturabilen, evinde bir bacağını altına alıp koltukta ve sandalyede oturabilen nice kimseler câmide namazlarını sandalyede kılıyorlar.

Onları gören bazıları da “Demek ki böyle de olabiliyormuş. Benim ağrım-sızım var” diyerek bir sandalye ediniveriyor. Bazı câmilerde namaz kılmak için sâbit oturma yerleri bile yapılıyor. Hatta bazı yerlerde sıralar konulmaya başlanmış.

Câmilerde sandalye ve sandalyeyle namaz kılanlar niye habire çoğalıyor? Sebebi sandalye hastalığı(!)nın çoğalması mıdır, yoksa câmi cemaati olarak bir oyuna mı geliyoruz?

İnsanın hareketine engel olan romatizma, bel ağrısı, baş dönmesi gibi hastalıklar yeni değil eskiden beri var. Sandalye de eskiden beri var. Ama sandalyede namaz eskiden beri yok; yeni bir şey...

Bir arkadaşım geçen ay Lübnan’a gidip geldi. Diyor ki: “Bir câmiye girdim, cemaatin üçte biri namazını sandalyede kılıyor.”

Türkiye buna doğru mu gidiyor veya götürülüyor? Oyuna mı geliyoruz? Ve bu neyin nesi?..

Hangi hasta olursa olsun, hepsinin cevabı fıkıhta yerini aldığı halde, 1400 seneden sonra, (eski köye yeni âdet, kadîm fıkha nevzuhur bir madde eklercesine) namazı sandalyeye bağlamanın ve câmileri sandalyeyle doldurarak mâbedlerimizin kiliseye benzemesine bîgâne kalmanın mazereti olabilir mi? (Ali Eren)


KİLİSE ÖZENTİSİ

“1400 yıllık İslam tarihinde görülmemiş bir hadise ile karşı karşıyayız. Konu şudur: Camilerin arka tarafına haddinden fazla sandalyeler konulmuştur ve yaşlı kimselerin bir kısmının sandalyede oturarak namaz kılması istenmektedir. Bu sandalye işi kendi kendine oluşmamıştır. Bazı imamlara baskı yapılmış, sandalye sayısını çoğaltmaları istenmiştir. Ne lüzumu var efendim diyenler, üstü kapalı bir şekilde tehdit edilmiştir.

Birileri, bir zihniyet camilerimizi kiliselere benzetmek istiyor! Ehl-i Kitab da cennetliktir diyenler camilerimize karışmasınlar. Fıkıh kitaplarımızda, camilere sandalye konulmaz diye bir hüküm yoktur diyen çok bilmişlere kanmayınız.

Dinî kültürü, ilmihal ve fıkıh bilgisi yetersiz olan kimselerin sandalyede namaz kılmalarını teşvik etmek bir zulümdür, bir aldatmacadır. Sinsi metotlarla camileri kiliselere benzetmek isteyenlere teessüf ediyorum. (Mehmet Şevket Eygi)

Acaba Diyanet bu garabete ne diyor? Dahlim yok diyerek bu işten sıyrılamaz; camilerimizi bu çirkin görünümden kurtarmak için dahli kaçınılmazdır!

Mehmet Oruç

Çevrimdışı tevhid41

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 20
  • αѕℓαηℓαяα ѕöz νєя∂ιм, ¢αкαℓℓαяα уєм σℓмαм!!!
Ynt: Taburelerin, sandalyelerin, sıraların işgalindeki camilerimiz!
« Yanıtla #14 : 17 Ağustos 2010, 19:51:12 »
hz Allah elbette  izin vermez ama sonumuz akibetimiz iyi olmasa gerek cahillik yüzünden herkesi aldatip istedikleri gibi oyuna getiriyorlar!!!mevla yardimcimiz olsun!
Dalimizi koparanin agacini kökünden Sökeriz!!!