Gönderen Konu: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları  (Okunma sayısı 481691 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9213
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
“İlim Rütbesi En Yüce Rütbedir”
« Yanıtla #2235 : 17 Ocak 2017, 16:58:25 »

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

قَالَ اللهُ تَعَالَى: يَرْفَعِ اللهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ
(سورة المجادلة, 11)


Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen):
“…Allah sizden îman edenleri yükseltir. Kendilerine ilim verilen (âlim)leri ise derecelerle yükseltir.”
(Mücâdele sûresi, âyet 11)



10
Ocak Salı 2017

AYIN SAFHASI


Rûmî: 28 Kânûn-ı Evvel 1432 Hicrî: 12 Rebîulâhir 1438

“İlim Rütbesi En Yüce Rütbedir”

Allâme Teftâzânî merhum bir gün talebeleriyle bir su kenarında çadır kurmuş, onlara ders okutuyordu. Devrin padişahı, âcil bir iş için has adamlarından birini atla bir yere ulak (postacı) olarak gönderdi. İşin ehemmiyetinden dolayı ona: “Yolda atın yorulduğu zaman, kimin atını bulursan, emrimi söyle, atını al, yola devam et!” diye emretti.

Ulak yola çıktı. Allâme Teftâzânî’nin talebeleriyle oturdukları yere yaklaştığında atı yorgunluktan çatladı. Heybesini omuzuna atıp yürümeye başladı.

Yüzü gözü toz içinde olduğu halde Allâme’nin konduğu su kenarına erişti. Geniş bir çadır kurulmuş, yanında da kuvvetli bir atın bağlanmış durduğunu gördü. Ulak atı almak için davranınca Allâme’nin talebeleri ona nazikçe: “Hocamıza hürmet eyle, Sultan’ın hatırını saydığı kimsedir. Birazcık burada sabreyle, elbette gelen geçen eksik olmaz, onlardan al” dediler.

Adam tezcanlı olduğundan hemen almak istedi, onlar güzellikle söyledikçe o aksilik etti. Nihayet talebelerden bir kısmıyla döğüşmeye başlayınca diğer talebeler de geldi ve onu öyle dövdüler ki vücudu darb izlerinden morardı, mürekkeb dökülmüş kâğıda döndü.

Ulak yoldan döndü, Sultan’ın yakın adamlarından olduğu için doğrudan huzura varıp feryad etti, gömleğini yırttı, darb izlerini gösterdi ve olanları anlattı.

Sultan tahtından inip onun yüzünü gözünü öptü ve:

“Gel bu şikâyetini bana bağışla. Ondan bunun intikâmını almaya benim gücüm yetmez. O benden ulu padişahtır.

Benim hükmüm ancak ülkem içinde geçer. Amma onun tasnif ettiği kitaplar yedi iklimde okunur. Devletimin bekâsı da onlara riâyetim ve hürmetim sebebiyledir. Benim rızamı istersen git, öfke ile üzerlerine vardığından dolayı ondan özür dile” dedi ve rütbesinden birkaç mertebe yüksek makam vererek onu razı eyledi, ayrıca bolca ihsanda bulundu.

(Hadîkatü ’s-Selâtîn, Celalzâde Salih Çelebi)



Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9213
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Her İşittiğini Söyleyen Yalancıdır
« Yanıtla #2236 : 17 Ocak 2017, 17:14:22 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كَفَى بِالْمَرْءِ كَذِبًا أَنْ يُحَدِّثَ بِكُلِّ مَا سَمِعَ
(م)


Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“Duyduğu her şeyi söylemesi, kişiye yalan olarak yeter.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)



11
Ocak Çarşamba 2017

AYIN SAFHASI


Rûmî: 29 Kânûn-ı Evvel 1432 Hicrî: 13 Rebîulâhir 1438

Haliç'in donması (1755) • Şiddetli soğuklar • Enerji Tasarrufu Haftası (2. hafta)


Her İşittiğini Söyleyen Yalancıdır

Ebü’l-Leys Semerkandî Hazretleri buyurdular:

Sana bir kimse gelip ‘filan kimse senin hakkında şöyle dedi veya yaptı’ diye bir haber getirirse şu altı şeye dikkat etmen gerekir:

1- Onu hemen tasdik etme. Zîrâ koğuculuk yapan kimsenin şâhitliği makbul değildir. Nitekim Allâhü Teâlâ (meâlen): “Ey îmân edenler! Eğer size bir fâsık bir haber getirirse (hemen inanıp kapılmayın), onu tahkik edin ki bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz” (Hucurât sûresi, âyet 6) buyurmuştur.

2- Ona böyle işler yapmamasını tenbih et, hatırlat.

Çünkü münkerden (dine, kitap ve sünnete aykırı şeylerden) sakındırmak vaciptir. Zîrâ Allâhü Teâlâ (meâlen)

“Siz (ey ümmet-i Muhammed), insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olmak üzere geldiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten nehyedersiniz.” (Âl-i İmrân sûresi, âyet 110) buyurmuştur.

3- Ona (bir menfaat için değil, ancak) Allâhü Teâlâ için buğzetmelisin. Çünkü o Allâhü Teâlâ’ya isyan etmiştir.

İsyan edene buğz etmek, onu sevmemek vaciptir. Muhakkak Allâhü Teâlâ ona buğzeder.

4- Hakkında koğuculuk yapılan kimseye sû-i zanda bulunma. Çünkü Müslüman hakkında sû-i zan etmek, kötü zanda bulunmak haramdır. Âyet-i kerîmede (meâlen) “Çünkü zannın bazısı vebaldir, ağır günahtır.” (Hucurât sûresi, âyet 12) buyurulmuştur.

5- Müslüman kardeşinin ayıplarını, kusurlarını bulmak için câsus gibi inceden inceye yoklayıp araştırma. Allâhü Teâlâ (meâlen) “Tecessüs etmeyin” (Hucurât sûresi, âyet 12) buyurmuştur.

6- Bu koğucunun yaptığı ve hoşuna gitmeyen şeyleri sen de yapma. Yani sana gelen bir haberi hemen başkasına bildirme. (Tenbîhü ’l-Gâfilîn)


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9213
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Dört Mezhepten Biri İle Amel Etmek Lazımdır
« Yanıtla #2237 : 17 Ocak 2017, 17:30:10 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلشِّتَاءُ رَبِيعُ الْمُؤْمِنِ قَصُرَ نَهَارُهُ فَصَامَ وَطَالَ لَيْلُهُ فَقَامَ
(هب)


Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“Kış müminin baharıdır. Gündüzleri kısa olur oruç tutar, geceleri uzun olur (teheccüd ve zikirle) ihya eder.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)



12
Ocak Perşembe 2017

AYIN SAFHASI


Rûmî: 30 Kânûn-ı Evvel 1432 Hicrî: 14 Rebîulâhir 1438

Osmanlı Meclis-i Mebûsanı'nın İstanbul'daki son devre toplantılarının başlaması (1920)


Dört Mezhepten Biri İle Amel Etmek Lazımdır

Sahâbe-i Kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîn (radıyAllahü anhüm) zamanında mezhepler pek çoktu. Onların hiç birisini ve mezheblerini kötülemek câiz değildir.

Ashâb-ı Kirâm’ı ve mezheb imamlarından hiç birisini, kavrayamadığımız ictihâdları ve işledikleri amelleri sebebiyle kötülememeliyiz.

Zîrâ müctehidin, ictihâdı ile amel etmesi farzdır.

Kötüleyenin günahı kendi üzerinedir. Âyet-i celîlede (meâlen):

“O, bir ümmet idi, geldi geçti: Ona kendi kazandığı, size de kendi kazandığınız vardır. Siz onların amellerinden sorulacak değilsiniz.” (Bakara sûresi, âyet 134) buyurulmuştur.

Bugün amelde Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheblerinden başka bir mezhebi taklîd câiz değildir. Bu, Ashâb ve Tâbiîn’in mezheblerindeki bir noksanlıktan yahut dört mezhebin onlara üstün olduğundan değildir. Zîrâ Ashâb-ı Kirâm ve Tâbiîn’in içinde bütün ümmetin en üstünü olan Hulefâyı Râşidîn (dört halîfe) vardır. Onların mezhebleri bize tevâtür yolu ile ulaşıp yazılmadığından, bizim, o imamların verdikleri hüküm ve fetvaların şartlarını ve kayıtlarını bilmediğimizdendir.

Eğer tevâtür yolu ile ulaşsa idi taklîdi caiz olurdu. Lâkin böyle olmamıştır.

İmâmü’l-Harameyn el-Cüveynî: “Hükümlerinin tamamı tedvîn (yazılıp kayd) edilmiş olmadığı için dört mezhepten başka bir mezhebi taklîd câiz olmaz.” buyurmuştur. Zîrâ dört mezhebin esasları ve teferruâtı yazılmış, yayılmış ve herkesin malumu olmuştur. İbn-i Nüceym (r.h.) buyurdular ki:

“Muhakkak hükümlerinin zabt (kayd) edilmiş bulunması ve tâbilerinin (uyanlarının) çok olması sebebiyle dört mezhepten başka bir mezheble amel olunamayacağında icmâ vardır.”

Celâleddîn el-Mahallî der ki: “Avâmın veya müctehid âlimlerden olmayan herkesin dört mezheb âlimlerinden bir müctehidi taklîd etmesi lazımdır. Zîrâ Allâhü Teâlâ: -meâlen-“İmdi, eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.” (Nahl sûresi, âyet 43) buyurmuştur. Muhammed Mustafâ’nın (s.a.v.) dini ile amel etmek, ancak bu dört mezhepten birine uymak ile mümkündür. Bundan başka yol yoktur.
(Hulâsatü ’t-tahkîk fî-hükmi ’t-taklîd ve’t-telfîk, Abdülganî Nablûsî)


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9213
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Abdullâh Bin Selâm (Radıyallâhü Anh)
« Yanıtla #2238 : 11 Şubat 2017, 21:46:58 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا أَرَدْتَ أَمْرًا فَتَدَبَّرْ عَاقِبَتَهُ فَإِنْ كَانَ خَيْرًا فَأَمْضِهِ وَإِنْ كَانَ شَرًّا فَانْتَهِ
(فيض)


Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“Bir iş yapacağın zaman (istişâre ve istihâre yaparak) âkıbetini iyi düşün. Hayırlı (meşrû ve faydalı) ise yap, şer ise terk et.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzu’l-Kadîr)



13
Ocak Cuma 2017

AYIN SAFHASI


Rûmî: 31 Kânûn-ı Evvel 1432 Hicrî: 15 Rebîulâhir 1438

Medîne Müdâfii Fahreddin Paşa teslim oldu (1919) • İstanbul'da Dârulfünûn açıldı (1863)


Abdullâh Bin Selâm (Radıyallâhü Anh)

Ashâb-ı Kirâm’dan Abdullah bin Selâm (radıyallâhü anh) Hazretleri, İsrailoğullarından ve Yûsuf Aleyhisselâm’ın neslindendir. Gerek kendisi gerek babası Selâm ibn-i Hâris, Yahûdîlerin büyük âlimlerindendi. Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) Medîne’ye hicret ettiklerinde Müslüman olmuştur.

Abdullah bin Selâm (r.a.) şöyle anlattı: “Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) Medîne’yi teşriflerinde kendisinden ilk işittiğim söz şu idi: “Selâmı yayınız, yemeği yediriniz, sıla-i rahim yapınız, insanlar uykuda iken geceleri namaz kılınız ki cennete selâmetle girebilesiniz.”

Abdullah bin Selâm’ın (r.a.) câhiliyye devrindeki ismi Husayn idi, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ‘Abdullah’ olarak değiştirdiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onun cennetlik olduğunu haber vermişlerdir.

Abdullah bin Selam (radıyallâhü anh) anlattı: “Bir rüya görmüş ve onu Resûlullâh’a arzetmiştim. (Şöyle ki:)

Rüyamda kendimi sanki bir bahçede gördüm, dedi ve o bahçenin genişliğini, yeşilliğini anlattı. O bahçenin ortasında kökü yerin derinliklerinde, gövdesi göklere uzanan demir bir direk vardı. Yukarısında da tutunacak bir kulp, bir çember vardı. Bana, ‘Haydi bu direğe çık!’ denildi. ‘Gücüm yetmez!’ dedim. Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi geldi ve sırtımdan elbisemi çıkardı. Bunun üzerine direğin ta tepesine kadar çıktım ve kulpu yakaladım. Bana: ‘Halkayı iyi tut, bırakma!’ diye tenbîh edildi. Bunun üzerine direğin kulpu elimde olarak uyandım ve bu rüyamı Peygamber Efendimize arzettim. Resûlullah (s.a.v.) (ta‘bîr ederek):

“Gördüğün bahçe İslam dînidir. Direk de İslam dîninin direği ‘Tevhîd’dir. O kulp da çok sağlam olan îmandır. Sen ölünceye kadar İslam dîni üzerine yaşayacaksın, (cennetlik olacaksın!) buyurdular.”

Birâderzâdeleri Mühâcir ve Seleme’yi İslâm’a davet etmiş ve “Şu muhakkak ma‘lûmunuzdur ki Allâhü Teâlâ Tevrât’ta, ‘Ben İsmâîl Aleyhisselam evlâdından Ahmed isminde bir Peygamber göndereceğim, ona îmân eden hidâyet ve rüşde erecektir. Îmân etmeyen de mel‘ûndur’ buyurdu” deyince Seleme îmân etmiş idi.

Abdullâh bin Selâm Hazretleri hicretin 43. senesinde vefat etti.


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9213
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Bir Kötü Ahlak: Hased | Beyit
« Yanıtla #2239 : 11 Şubat 2017, 21:53:40 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا لَمْ يَتَحَاسَدُوا
(مجمع)


Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“İnsanlar birbirlerine hased etmedikçe dâimâ hayırda ve iyilikte olurlar.”
(Hadîs-i Şerîf, Mecmau’z-Zevâid)



14
Ocak Cumartesi 2017

AYIN SAFHASI


Rûmî: 01 Kânûn-ı Sânî 1432 Hicrî: 16 Rebîulâhir 1438

Dünyâda ilk telefon İngiliz Sarayı'na çekildi (1878) Aksaray-Topkapı tramvay hattı (2.600 m) hizmete girdi (1873) • Fırtına


Bir Kötü Ahlak: Hased

Hased: Başkasındaki bir nimetin yok olmasını yahut onun başına bir musibet gelmesini istemektir. Hasedin sebebi kibir, düşmanlık gibi nefsin kötü huylarıdır.

Gıbta ise başkasındaki bir nimeti, onun elinden çıkmasını arzu etmeden istemektir ve câizdir. Fakat haramda kullanılan bir nimetin, sahibinin elinden çıkmasını istemek câizdir. Bu hakîkatte günahın sona ermesini istemektir.

Bilerek ve isteyerek hased edip sonra zâhirde de bunun icabı olan şeyleri yapmak haramdır. Zâhirde bir şey yapılmazsa bu affolunmuştur. Nitekim Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki:

“Muhakkak Allâhü Teâlâ, söylemedikçe ve yapmadıkça ümmetimin nefisleri tarafından kalplerine getirilen kötü düşünceleri bağışlamıştır.”

“Bir kimseye karşı kalbine bir hased gelirse söz ve fiilinle bunu açığa çıkarma.”


Hasan-ı Basrî (rahimehullâh): “Hased, üstü kapalı bir şeydir. Onu açığa çıkarmadıkça sana zarar vermez” buyurmuştur.

El-hasûd, lâ yesûd, yani hasedçi asla mesud olamaz. Hasedi ancak kendisine zarar verir, devamlı gam, keder, hüzün içindedir, hep geçim darlığı çeker.

Hased ettiği kimseye zarar değil, bilakis fayda verir. Hasedçi düşmanına taş atıp da sonra o taş sekip kendi gözünü kör eden gibidir. Hasedcinin her sözü ve fiili, ateşin ekinleri yaktığı gibi amelini yakar, tüketir. Nitekim hadîs-i şerifte: “Ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi hased de hasenâtı (sevapları) yer bitirir” buyurulmuştur. (Hâdimî, Eyyühe’l-Veled Şerhi)

Beyit:
Az belâ sanma efendi, hasedi
Mahv eder hâsidi kendi hasedi
                                        Nâcî (Muallim Ömer)


(Hasedi az bela sanma efendi, hasetçiyi kendi hasedi mahveder.)


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9213
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
İhlasla Yapılan Duânın Tesiri | Mutfağımız: Sebze Çorbası
« Yanıtla #2240 : 11 Şubat 2017, 21:57:45 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا نَهَيْتُكُمْ عَنْهُ فَاجْتَنِبُوهُ وَمَا أَمَرْتُكُمْ بِهِ فَافْعَلُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ
(م)


Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“Size yasakladığım şeylerden kaçının, emrettiğim şeyleri de gücünüz yettiği kadar işleyin.”
(Hadîs-i şerîf, Sahîh-i Müslim)



15
Ocak Pazar 2017

AYIN SAFHASI


Rûmî: 02 Kânûn-ı Sânî 1432 Hicrî: 17 Rebîulâhir 1438

Akşemseddin (k.s.) Hazretlerinin vefâtı (1459) • British Museum'un halka açık ilk müze olarak Londra'da Montegu Evi'nde açılışı (1759)


İhlasla Yapılan Duânın Tesiri

İmâm Hâfız Fahruddîn Osman bin Muhammed Tûrîzî anlattı: Mekke-i Mükerreme’de Şeyh Takıyyüddin el-Havrânî’den Tefsîr, Hadîs, Fıkıh gibi ilimleri okuyordum. Bir gün ders için oturduğumuz sırada bir akrep gördük. Şeyh onu eline aldı, evirip çevirmeye başladı. Ben hayretimden elimden kitabı bıraktım. Bana:

“Dersini okumaya devam et” dedi.

“Bu sırrı bana öğrettikten sonra okuyayım” dedim.

“Bu esasında hepinizin bildiği bir şeydir” dedi.

“O nedir?” dedim,

“Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şu hadîs-i şeriflerinde öğrettikleri duâdır:

“Kim sabah ve akşam: ‘Bismillâhillezî lâ-yedurru measmihî şey’ün fi’l-arzı velâ-fi’s-semâi vehüve’s-semî‘u’l-alîm’ duâsını okursa ona hiçbir şey zarar vermez.”

Ben bu sabah bu duâyı okumuş idim” dedi.

(Tercümesi: İsm-i şerîfi ile beraber yerde ve gökte hiçbir şey zarar vermeyen Allâh’ın adı ile. O (Allah ki) semî ve alîm (her şeyi işiten ve her şeyi bilen)dir. (Hayâtü'l-Hayevân)


Mutfağımız: Sebze Çorbası

Malzemeler: 2 adet patates, 1 adet kabak, 2 adet havuç, 1 adet kereviz (yeşil yaprakları ile birlikte), 1 adet soğan, yarım demet maydanoz, 4 diş sarımsak, yarım çay bardağı zeytinyağı, 1 çay kaşığı tuz, 3 çorba kaşığı un, 1 çay bardağı yoğurt, 1 adet yumurta, 1 çorba kaşığı tereyağı, toz biber, kuru nane, 7 bardak su.

Hazırlanışı: Sebzeler yıkandıktan sonra yemeklik doğranıp bir tencerede yeteri kadar su ile 10 dk. haşlanır. Başka bir tencerenin içinde terbiye hazırlanır: Yağ ve un konup kavrulur, su (tercihan et suyu) ilave edilir. Kaynayınca çırpma teli ile çırpılarak hazırlanan yoğurt ve yumurta ilave edilir. Kaynayınca suyu ile beraber haşlanmış sebzeler ilave edilir. Çorba tanesiz isteniyorsa bu esnada karıştırıcı ile inceltilir. Ezilmiş sarımsak, kuru nane ve kıyılmış maydanoz konur. Tereyağı eritilip toz biber dökülerek ikram edilir.


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9213
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Âlim İlmiyle Amel Edendir | “Hepiniz Ailenizden Mes’ulsunuz”
« Yanıtla #2241 : 11 Şubat 2017, 22:02:31 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَيْسَ مِنَّا مَنْ وَسَّعَ اللهُ عَلَيْهِ ثُمَّ قَتَّرَ عَلَى عِيَالِهِ
(قضاعي)


Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“Allâhü Teâlâ kendisine bol rızık ve geniş imkân verdiği halde çoluk çocuğuna eli sıkı ve cimri davranan bizden değildir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Müsnedü’ş-Şihâb)



16
Ocak Pazartesi 2017

AYIN SAFHASI


Rûmî: 03 Kânûn-ı Sânî 1432 Hicrî: 18 Rebîulâhir 1438

Sultan Üçüncü Murad Han'ın vefâtı, Üçüncü Mehmed Han'ın tahta çıkışı (1595) İran'da Şahlığın yıkılması (1979) • Fırtına


Âlim İlmiyle Amel Edendir

Hz. Ali (radıyallâhü anh) buyurdular:
“Ey ilim sahibleri! Öğrendiğiniz ilimle amel ediniz. Muhakkak ki âlim, öğrendiği ilimle amel eden ve ameli ilmine muvafık düşendir. Öyle topluluklar gelecek ki ilmi öğrenecekler fakat boğazlarından aşağıya (inip kalplerine) geçmeyecektir. Amelleri ilimlerine, gizli yaptıkları aşikâr yaptıklarına aykırı olacaktır.” (Sünen-i Dârimi)


“Hepiniz Ailenizden Mes’ulsunuz”

Bir Müslüman, çoluk çocuğunun rızkını helâlden temin etmeli ve onlara bilmeleri icab eden ilmihâlini; farzları, haram ve helâli vesâir lüzumlu bilgilerini öğretmelidir. Bu ilimlerden çoluk çocuğunu câhil bırakmak büyük vebaldir.

Çocuğunu edepli yetiştirmek, baba için nâfile birçok ibâdetten daha hayırlıdır. Zîrâ baba, kıyâmet gününde çocuğundan mesul olacak ve onlar hakkındaki kusurlarından dolayı cezalandırılacaktır. Hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur:

“Kul, dağlar kadar sevapları olduğu halde mîzanda durdurulur. Ailesinin, çoluk çocuğunun haklarına riâyet edip onlara karşı vazifesini yapıp yapmadığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından suâle çekilir. Bunların hepsi amellerinin (sevabını) alıp yok eder, kendisine hiçbir sevap kalmayınca melekler şöyle nidâ eder:

‘Bu, daha dünyada iken çoluk çocuğu tarafından sevapları yiyip bitirilen kimsedir. Bu günde amelleri rehin alınmıştır.” “Kıyâmet gününde kişinin yakasına ilk yapışacak âilesi ve çocuklarıdır. Onu Allâhü Teâlâ’nın huzurunda durdururlar ve: “Ey Rabbimiz, ondan bizim hakkımızı al. Çünkü o bize bilmemiz gereken şeyleri öğretmedi. Bize haram lokma yedirdi. Hâlbuki biz haram olduğunu bilmiyorduk.” derler.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Hiç kimse çoluk çocuğunu câhil bırakmaktan daha büyük bir günahla Allâhü Teâlâ’ya kavuşmaz (onun huzuruna çıkmaz).”

“Allâhü Teâlâ kendisine bol rızık ve geniş imkân verdiği halde çoluk çocuğuna eli sıkı ve cimri davranan bizden değildir.”
(İhyâu Ulûmiddin - Şir’atü’l-İslam)


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9213
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Gusül Abdesti | Sağlığımız: C Vitamini
« Yanıtla #2242 : 11 Şubat 2017, 22:09:40 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ‏ لِكُلِّ شَيْءٍ زَكَاةٌ وَزَكَاةُ الْجَسَدِ اَلصَّوْمُ
(هـ)


Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtı da oruçtur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)



17
Ocak Salı 2017

AYIN SAFHASI


Rûmî: 04 Kânûn-ı Sânî 1432 Hicrî: 19 Rebîulâhir 1438

Ankara'da ekmek vesîkaya bağlandı (1942) • (Irak) Körfez Savaşı başladı (1991)


Gusül Abdesti

Gusül abdesti, ağız, burun ve bütün vücudun yıkanmasından ibarettir. Cünüplükten, hayızdan ve nifastan dolayı gusül (boy) abdesti farzdır.

Gusül abdestinin sünnet veya müstehap olduğu bazı yerler:

1- Cuma, Ramazan ve Kurban bayramı namazları için.

2- Hac ve umre için ihrama girerken, Arefe günü vakfe için.

3- Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’ye girmek için.

4- Müzdelife ve Mina’da bulunmak için.

5- Günahtan tevbe için.

6- Husûf (ay tutulduğu), küsûf (güneş tutulduğu) zaman ve yağmur duâsı için.

7- Kan aldıran, ölü yıkayan ve baygınlıktan ayılan için.

8- Seferden, yolculuktan gelen veya yeni elbise giyen için.

9- Berat ve Kadir gecesinde gusül almak müstehaptır.

Bir gayr-i müslim erkek cünüp iken, bir kadın hayız veya nifas iken Müslüman olduğunda onlara gusül etmek vaciptir.

Fakat Müslüman olduğunda cünüp değilse gusül etmesi müstehaptır.

SAĞLIĞIMIZ: C vitamini

C vitamininin vücudumuza birçok faydaları vardır: Muafiyeti (bağışıklığı) güçlendirir, vücudu enfeksiyonlara karşı korur, damarları takviye eder. Demir, kalsiyum, A, E ve B vitaminleri olmak üzere diğer bazı vitaminlerin vücuda faydalı olmalarını sağlar. Kalp hastalığı riskini azaltır, karaciğeri korur.

C vitamini, suda çözülür ve vücutta depolanmadığından her gün yeniden C vitaminine ihtiyaç vardır. Vücut bu ihtiyacını C vitamini bulunan gıdalardan karşılar.

C Vitamini:
Kuşburnu, maydanoz, yeşil biber, kırmızı biber, lahana, karnabahar, ıspanak, brokoli, kivi, çilek, portakal, limon, mandalina, kavun gibi sebze ve meyvelerde bulunur.

Sebze ve meyveler kesildikten veya pişirildikten sonra vitamini hızla azalacağından bekletilmeden yenilmelidir. C vitamini bulunan sebzelerin pişirildiği su atılmamalıdır. C vitamininden istifade edebilmek için, sebzeleri ancak pişirilecekleri zaman ayıklayıp kesmeli, az suyla ve çok az pişirerek suyu ile birlikte yemelidir. Vitamin zayi olmamasi için sebze ve meyveler çiğ veya çok az pişirilerek yenilmelidir.