Gönderen Konu: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri  (Okunma sayısı 21559 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1939
    • http://www.sadakat.net
Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« : 12 Şubat 2006, 15:11:14 »



Çoğumuz bir futbol takımını tutuyoruz ve taraftarlar arasından bazıları maçlara sürekli olarak gidiyor. Maçlarda seyircilerin oyuna tezahürat yapmak, takımlarını desteklemek dışında herhangi bir katkıları yok. Hakemin kararlarını değiştirmeleri mümkün değil. Bu açıdan bakıldığında futbol demokratik bir oyun değil, çünkü çoğunluğun istediği sonuçlar ortaya çıkmıyor. Bu durumda hakemin özel hayatı ile ilgili yorumlar yapmaya başlanıyor, hakemin yanlış karar verdiği düşünüldüğünde.

Böylece yöneten ve yönetilenin var olduğu bir durumda, seyirciler yada taraftarlar farkına varılmadan yönetilmekte. Antrenör ve yöneticilerin ise oyuna aktif bir katkıları yok. Bir savaş mantığı içinde düzenlenen futbol oyununda antrenör oyuncularını savaşa hazırlar gibi antrenman yaptırıyor ve onların en güçlü hali ile ve taktiği en iyi uygulayacakları şekilde sahaya çıkarıyor. Yöneticiler ise kolayca galip gelmek için yetenekli ve meşhur futbolcuları, antrenöründe isteği doğrultusunda takımlarına dahil etmek için para temin etmeye çalışıyor.

Böylece bakıldığında futbolcular başarıları ölçüsünde büyük transfer ücretleri alıyor. Antrenörler de maddi olarak önemli paralar kazanıyor. Yöneticiler ise yönettikleri takımın taraftar sayısına bağlı olarak prestij ve ün sahibi oluyor. Hakemlerinde maçları yönettiği için kazandığı paralar var. Taraftarlar ve seyirciler ise maçları izlemek için para ödemek durumundalar. Aynı şekilde yapılan naklen yayınlar içinde izleyiciler para ödemekteler.

O halde neden takım tutuyoruz? Sonuçta maddi olarak başkalarına kazanç sağlayan bir durumdan biz ne kazanıyoruz?

İnsanlar genellikle ait olma duygusu ile, futbolcuların hayatına duyduğumuz özlem dolayısı ile ya da hayatındaki boşlukları doldurmak için takım tutmakta... Bunun karşılığında ise çeşitli duygusal durumları maç seyrederken ve maçtan sonra yaşıyoruz. Çünkü galibiyetin karşılığı başarı, mağlubiyet ise başarısızlık olarak algılanıyor kendimiz tarafından ve hiçbir katkımız olmamasına rağmen.

Toplumsal olarak ise başarıya ihtiyacımız inanılmaz. Kendi hayatımızla ilgili verilen yanlış kararlara hiç tepki göstermezken, takımımız için verilen yanlış kararlara büyük tepkiler gösteriyor ve maç bittikten sonra da olay çıkarmaya devam ediyoruz.

Topun kendi kalemizden içeri girmesi bizi yaralıyor ve acı veriyor, rakip kaleye girmesi ise bizi mutlu ediyor. Oyun sırasında futbolcularım yaptığı hareketlerin güzelliği veya yanlışlığı hakkında hemen karar veriyor ve yorumluyoruz. Böylece rakip kaleye giren gol kendimizi aslan gibi hissetmemizi ve kendi kalemize giren gol ise kuzu gibi hissetmemizi sağlıyor. O zaman Pascal'ın sözünü şöyle değiştirebiliriz buna hiç katılmasam da. 'İnsan Maç Seyreden Hayvandır'. 'İnsan Maç Yapan Hayvandır'.

Kalemiz korunmak zorunda ve hayatta da koruduğumuz değerlerle özdeşleştiriyoruz kaleyi farkında olmadan. 'Top rakip kaleden içeri girdi' demek yerine 'Geçirdik' dememiz bundan kaynaklanıyor ama bunu söylediğimiz için top bizim kalemize girildiğinde kendimizi tecavüz edilmiş gibi hissetmemiz bu yüzden. Kale ile namus özdeşleşmiş durumda görünüyor.

Bütün bunların gösterdiği futbolun altında derin anlamlar olduğu ve toplumsal olarak insanların daha kolay yönetilmesini sağladığı yönündeki düşüncemi belirtmeden geçemeyeceğim.

Futbol takımı tuttuğumuzda doğal olarak daha farklı sonuçlarda hayatımıza farkında olmadan aktarılıyor. Takım tutuyorsanız, arkadaş tutuyorsunuz, eleman tutuyorsunuz, kebapçı tutuyorsunuz, parti tutuyorsunuz, lider tutuyorsunuz. Çünkü farkında olmadan bir içerikteki durumu benzer bütün içeriklere taşıyoruz.

Bu konuda benim önerebileceğim bir tek bir şey var o da takım tutmaktan vazgeçmeniz ve istediğiniz anda istediğiniz takımı tutar veya bırakır hale gelmeniz maç seyrederken.

Eğer takımınızın aldığı sonuçtan dolayı 1 dakika bile üzülüyorsanız vücuduna inanılmaz şekilde zarar verdiğinizi unutmayın.

[ALINTIDIR]

« Son Düzenleme: 13 Mayıs 2012, 17:32:28 Gönderen: Miftahulkuluub »
İncemeseleler.com :|: Sadakat.Net :|: Sadakatforum.com  :|:Herkonudan.com


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #1 : 06 Temmuz 2011, 00:06:37 »
Futbol ve Din

Dinin dışlandığı dönemlerde, din dışı kutsallar üretildi.
Tabiat boşluk kabul etmediğinden, bu kaçınılmazdı. Futbol ise üretilen din dışı kutsalların ilk safında yer alır. Kurgusu ve estetiği açısından da geniş toplum kitlelerini cezbetme gücüne sâhip.
 
Futbol fenomenine sosyolojinin penceresinden baktığımızda, "futbol sahaları modern dünyanın mâbedleri, futbol yıldızları da o mâbedlerin canlı ikonları olarak tavzif edilmiştir" diyebiliriz. Medyaya da bu futbol fenomenini daha fazla kitleselleştirmek üzere çağdaş baş büyücü rölü düşmüştür. Efsunlama seanslarını gâyet başarılı yürüttüğünü söyleyebiliriz.
 
Bu girişi, futbolun yukarıda anlattığım kurgusunun çatlamaya başladığını söylemek için yaptım. Belli bir süredir futbol sahalarında, futbol ikonlarının özel yaşantılarında kendisini gösteren dinin inkâr edilemez etkisi bu değişimi zorlamaktadır.
Futbol olgusu bazı dindar futbolcu ve seyirciler vasıtasıyla epeydir seküler formunu dönüşüme zorluyor. Bunu gören yetkililer de gelişmelerden tedirgin...
 
Küresel dünyanın futbol ikonları kendilerinden beklenen “seküler azizler” rolünü oynamak yerine, dinî değerlere teslimiyetlerini ifade ediyorlar.
 
Gol attıktan sonra secdeye kapanan Müslüman oyuncular, gâlibiyet sonrası Allah’a şükürlerini ifade etmek üzere topluca secdeye giden takım görüntüleri dikkatlerinizden kaçmıyordur sanırım.
 
Hıristiyan âleminde sahaya çıkmadan önce dua eden, gol attıktan sonra Haç çıkaran, bir şekilde Hz. İsa’yı tebcil eden nice futbolcu var artık.
 
Bunlara benzer dinî hissiyatı ve sembolleri ifade eden farklı ritüeller farklı dinlere müntesip futbolcular tarafından kamereların önünde açıkça icra ediliyor.  
 
Futbolu din dışı kurgulayan sistem bu yaşananlar karşısında memnun değil elbette. Dinden kurtarılmış bir bölgenin, hatta ona alternatif kılınmış bir kitle ayininin lâ dinî kalıbını zorlaması olacak iş mi yani!
Bugünlerde “futbol ve din ilişkisi” bu zeminde yeniden tartışılmaya açıldı. Sebebi de Brezilya Millî Takımı’nın FIFA, Konfederasyon Kupası'nın final maçı sonrasında orta sahada el ele tutuşarak toplu duada bulunması ve oyuncuların formalarının altına giydikleri "İsa'yı seviyoruz", “İsa’ya aitim” yazılı tişörtlerini teşhir etmeleriydi.
"Yobaz sambacılar" FIFA tarafından ciddi bir şekilde uyarıldı. Sambacıların başını da 65 milyon Euro karşılığında Real Madrid'e transfer olan Kaka çekiyor.
 
Oyunculara bir uyarı gönderen FIFA, "Futbolcuların kişisel, dinî ya da politik konuları futbol sahasına taşıması yasaktır" açıklamasında bulundu.
 
Her ne kadar maç sırasında veya sahaya girerken oyuncuların dua etmesini veya haç çıkarmasına izin verse de FIFA, bu son olaydan rahatsızlığını da açıkça beyan etmiştir.
 
Birçok yıldız futbolcu futbol alanında dine getirilen sınırlamalara karşı çıkıyor, ceza alacağını bilmesine rağmen oyun sahasında başarısını inacıyla irtibatlandırarak bu inancını kitleselleştirmeyi tercih ediyor. Bunların başında da Kaka geliyor.  
 
Kaka’nın dindar bir Katolik olduğu biliniyor. Brezilyalı yıldız, sık sık formasının altına “İsa’ya aitim” yazılı tişörtler giyerek kitlelere mesaj veriyor. Kendisiyle yapılan bir röportajda, “Futbolu bıraktıktan sonra ne yapmayı planlıyorsun?” sorusuna; “İlahiyat okuyacağım, Hıristiyanlık teolojisini öğreneceğim” demişti. “Kız arkadaşın var mı?” sorusuna da tepki göstererek, “Ben hâlâ bâkirim” diyerek dindar bir kişinin hayatında zinaya yer olmadığını dillendirmişti.
 
Futboldaki bu değişim ne Brezilya’ya has bir durum, ne de çok marjinal bir olgu artık. Bu değişimin tetiklediği tartışmalar ülkemizde de yaşanmaktadır.

Namaz kılan futbolcuların varlığı az mı tartışıldı medyada! Dinî tercihlerinden dolayı az mı linç edilmek istendiler! Başarıları binbir teville görmezden gelinmedi mi!?..
 
Bu değişimi normal görüyorum. Toplumlar dinle ilişkilerini yeniden keşfediyorlar. Dinle kurulan bağların da toplumsal her alanda kendisini hissettirmesi kaçınılmazdır. Kitlesel gücü tartışmasız olan futbol alanı da nasibine düşeni almaktadır.
 
Neticede futbol da toplumsal değişim trendine ayak uyduruyor. Zira oyuncular içinden çıktıkları toplumun değer yargılarına lâkayd kalamazlar..

[ALINTIDIR]

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #2 : 06 Temmuz 2011, 01:37:05 »
İş hayatında yada özel hayatta futbol takımı tutan, sürekli futboldan, oyuncudan, hakemden, başkandan, yorumcudan konuşan insanlarla karşılaşıyoruz. Doğal olarak bizi de sohbete dahil etmek istiyorlar. İlk soru "hangi takımı tutuyorsun?" oluyor.  "Bende takım tutacak göz var mı?" diyorum şakayla. "Futbol Saçmalıktır" deyince irkiliyorlar.

Büyük bir şirketi yada bir holdingi tutan birini gördünüz mü? Tabi ki Hayır. Ancak bir şirketin yada holdingin hisse senedini almış olan kişiler o şirkete yada holdinge sempati duyarlar. Çünkü iktisadi bir birliktelikleri vardır.
Peki borsada hisse senetleri satılan holdingleşmiş futbol takımlarını tutan insanlara ne diyeceksiniz?
Ha Koç Holdingi tutmuşsunuz, ha Fenerbahçe Spor Kulübünü,
ha Sabancı Holdingi tutmuşsunuz, ha Galatasaray Spor Kulübünü,
ha Doğan Holdingi tutmuşsunuz, ha Beşiktaş Spor Kulübünü bence hiçbir farkı yok.

İnanın milyar dolarların döndüğü bir sektörü Anadolu'nun saf insanlarına bırakmazlar.
Son zamanlarda çıkan şike haberleri buzdağının görünen yüzü mesabesinde.
Bu pislik düzenin Anadolu'nun saf insanlarına biçtiği rol bellidir.O da modern kolezyumlar olan stadyumları hıncahınç doldurmak; birbirleriyle yolda, işte, evde, okulda cebri ve fikri boyutta çarpışıp durmaktır. Bu iş milleti birbirine kırdırmak değilde nedir?

Bu açıdan bakılınca "Futbol Saçmalıktır" sözüm hafif kalıyor. Biraz araştırınca futbolun sadece spordan ibaret olmayan pislik bir düzen olduğunu her akıllı insan görebilir.

Futboldan konuşan avâmdan insanları görünce acımıyorum. Uyarılarım bir kulaklarından girip diğerinden çıkıyor. Şeytan yada nefsi emmarenin etkisinde daha kötü işler de yapabilir.  Fakat havasstan birini futboldan konuşurken görünce inanın acıyorum.

Mevlânâ Ebû Yezîd (k.s) hazretleri şöyle buyuruyor:  Avâm(halk tabakası) için günahtan kaçmak nasıl vâcib ise, havâs(yüksek tabaka) için de gafletten kaçmak öyle vâcibdir. Avâm, nasıl günahlardan sorguya çekilirse, havâss da gafletten suçlandırılır”

Gâfilâne bir hayat; çocuklukta oyun, gençlikte şehvet, erginlikte gaflet, ihtiyarlıkta elden gidenlere hasret ve binbir türlü çırpınış ve nedâmetten ibârettir.

Allahü zül celal vel kemal ve tekaddes hazretleri saldırgan küfre ve onun zehirli oklarına karşı Ümmedi Muhammed'in yâr ve yardımcısı olsun.


Mücteba
Sadakat.net
04 Temmuz 2011 Pazartesi

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #3 : 09 Temmuz 2011, 02:09:32 »
Setri Avret Üzerinden Futbolun Hükmü

"Göbek diz arasını göstermek erkek erkeğe de haramsa erkeklerin -futbolcuların dizlerinin yukarısının açık olduğu- futbol karşılaşmalarını izlemesi caiz mi? Birçok dindar erkek futbol maçlarını izliyor. Bunu uyarmamak çok büyük bir vebal değil mi?"


Yukarıdaki soruya cevap olarak, "Evet, erkeklerin göbekle diz kapağı arasında kalan bölgeyi açması (zaruret halleri müstesna olmak üzere) haramdır. Burası erkeklerin avret mahallidir. Futbolcuların giydikleri şortlar da diz kapağına kadar uzanmadığı için kısa şortla oynanan futbol maçlarını izlemek caiz değildir" diyebilirdim. Meseleyi böyle kısa bir cevapla geçiştirebilirdim. Ancak bence "futbol"dan bahsederken bundan daha fazlasını konuşmak durumundayız. Zira mesele oldukça farklı boyutlara sahip.

Her şeyden önce altını çizmemiz gereken bir nokta var:
Futbol, toplum hayatında oldukça fazla yer işgal ediyor. Bir yanda dev bütçeleri, öyle her isteyenin iştirak edemediği, karmaşık ilişkilerin yön verdiği yönetim yapıları, diğer yanda alabildiğine büyük rakamların telaffuz edildiği transfer ücretleriyle, "renkli" hayatları ve oldukça genç yaşta ulaştıkları sosyal statüleriyle futbolcular… Ve nihayet hayatının oldukça önemli bir bölümünü bunlarla dolduran "taraftar"lar!...

Futbol takımlarıyla ve futbolcularla ilgili –burada detaylı olarak tadad etmeye gerek görmediğim– her türü bilgiyi hafızada tutmak, bunlara hayatında bu kadar büyük bir yer ayırmak, ancak zamanın büyük bir kısmını bunlara ayırmakla mümkün olabileceğinden, futbolla "seyirci" seviyesinde bile iştigal etmenin bize neye mal olduğunu sadece bu nokta üzerinde durarak dahi fehmedebiliriz. Yani bize emanet edilmiş olan zaman, enerji, hafıza vb. şeylerin heba edilmesi, işin bir yönünü oluşturuyor.

Öte yandan "seyirci" bakımından futbol dünyasıyla doğrudan ilişkili önemli bir olgu da maddî alanda kendini gösteriyor. "Taraftar"ın, gerektiğinde aile efradının rızkından kısarak futbol uğruna yaptığı harcamaların, türlü isimler altında oynatılan "resmî" kumarların yaptığı ciroların yanında esamesi bile okunmaz!..

Yazılı ve görsel basında futbolun kendisine ne kadar temel bir yer edindiğini anlamak için gazete ve televizyonların "spor" başlığı altında verdiği haberlere ve yazıp söylediklerine bir bakmak fazlasıyla yeterli. Çoğu zaman bu başlık altında izleyiciye/okuyucuya sunulan şeyin sadece "futbol" olması sizce ne ifade ediyor?

Belki bütün bunlardan öte kendimize şunu sormalıyız:
Ulusal ve uluslar arası alanda "spor" dendiğinde ilk akla gelen etkinliklerin hemen tamamının, kuralları Batılılar tarafından belirlenmiş, kurumları Batılılar tarafından oluşturulmuş Batı kaynaklı etkinlikler olması hakkında ne düşünmeliyiz? Futboldan basketbola, hentboldan tenise kadar pek çok "spor" dalının aslında "emperyal" bir fonksiyon icra ettiğini söylemek abartı olur mu? Gerek bu "spor" dallarının, gerekse onlar etrafında oluşmuş bulunan kültürün, kimliğimiz üzerinde doğrudan ya da dolaylı ne türlü "dönüştürücü" etkiler yaptığını yeterince düşündüğümüzü söyleyebilir miyiz?

Futboldan bize yansıyanın, futbolcuların diz kapaklarından yukarısını görmenin günahından ibaret olmadığını acilen fark etmek durumundayız…

E.Bekir SifiL

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #4 : 16 Ağustos 2011, 02:27:55 »
'Futbol çok kirli' dedi 24'ünde bıraktı

La Liga'da Gijon forması giyen Javi Poves, 24 yaşında futbolu bırakma kararı alarak herkesi şaşırttı.

Sporting Gijon'un 24 yaşındaki oyuncusu Javi Poves, futbol dünyasındaki paraya dayalı düzenden bıktığını söyleyerek futbolu bıraktığını açıkladı.

Konuyla ilgili El Pais'e açıklamalarda bulunan genç oyuncu, futbol dünyasında her şeyin paraya ve kapitalizme dayalı olduğunu ve bu durumun midesini bulandırdığını söylerken, "Futbolun içinde kalmaya başladıkça her şeyin parayla ilgili olduğunu görüyorsunuz. Bu çok acı bir şey. Profesyonel futbol para ve sahtekarlık üzerine kurulu. Kapitalizm ölüm demektir." şeklinde konuştu.

Takımdan ayrılmadan önce kendisine ödenmesi gereken son maaşını almayı reddeden ve kulüp tarafından tesis edilen otomobili de kabul etmeyen Poves, "Afrika'daki, Amerika'daki, Asya'daki insanların ölümleri üzerinden para kazanılan bir sistemin parçası olmak istemiyorum." dedi.

2008'den itibaren Sporting Gijon forması giymeye başlayan Javi Poyes, Tarih dalında aldığı eğitime devam edeceğini sözlerine ekledi.

tumspor

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #5 : 16 Ağustos 2011, 07:55:40 »

Alıntı
"Bende takım tutacak göz var mı?" diyorum şakayla. "Futbol Saçmalıktır" deyince irkiliyorlar.


Güzel bir cevap...
İş yerinde seneler önce, Fenerbahce'nin şampiyon olduğu zaman, bir arkadaşım Bağdat caddesine gitmek ve orada şampiyonluğu kutlamak,İnsanların"Kabe'ye" gitmesi gibidir,demişti de, çok şaşırmıştım.Benzetmeye bakarmısınız...

Yine ünlü bir spor yazarımız,Ali Samiyen stadı için futbol'un mabedi kelimesini kullanmıştı...
Bu misalleri çoğaltabliriz...
Yukarıda da izahlarıyla açıklandığı gibi,futbol milleti uyuşturup meselelerden ve dinden uzaklaştırma aracıdır...

« Son Düzenleme: 16 Ağustos 2011, 11:52:19 Gönderen: Tuğra »

Çevrimdışı efsanef

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 283
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #6 : 16 Ağustos 2011, 23:01:18 »
 :D çok güzel bir yazı dizisi her şey ayan beyan açıklanmış ama işte milletimize nasıl anlatacağız

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #7 : 12 Mayıs 2012, 22:53:03 »
:D çok güzel bir yazı dizisi her şey ayan beyan açıklanmış ama işte milletimize nasıl anlatacağız

Avamı bir şekilde anlıyorsunuz da havass'ı anlamak mümkin değil.

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #8 : 12 Mayıs 2012, 23:08:24 »
Şimdi sizin bu yazıyı paylaşmanız çok iyi oldu. Bu akşam,Televizyon da gösterilen görüntüleri görünce hayret ettim. Bu bir  futbol maçı değil sanki savaş, haber türk kanalında gördüğüm görüntülere inanamadım benzin istasyonun da devrilmiş iki polis aracı biri ters yatırılmış bir de poz verip cep telefonuyla resim çekiyorlar. Batılıların biz Müslümanlara vermiş olduğu iyi bir uyutma ilaçı FUTBOL.

Malesef yöneticilerimiz de futbol'u teşvik ediyorlar. Erkekleri,gençleri uyuttukları yetmedi şimdi de,bayanlara el attılar.bir kaç yıl bedava yapıp ondan sonra nasılsa gitmekten vazgeçmezler deyip,paralı hale çevirecekler.

Allah'tan hidayet dilemekten başka yapacak bir şeyimiz yok...

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #9 : 13 Mayıs 2012, 11:04:19 »
ABD polisi saldırganları vurabiliyor, bizim polislerede aynı yetki verilmeli..
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #10 : 13 Mayıs 2012, 17:52:00 »
Hiçbir maçı kaçırmayan (TV başında da olsa), 90 dk. gözünü ayırmadan izleyenler malum. İyi de benim bir türlü anlayamadığım ve anlamak istemediğim, o kadar yorumu neden izliyorsunuz? Kendiniz yorum yapamıyor musunuz?

O maç yorumlarına harcanan saatler ve enerji, memleket meselelerine harcansa her şey güllük gülistanlık olurdu.
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #11 : 13 Mayıs 2012, 23:01:34 »
Ağzı olan konuşuyor,Parası olan konuşuyor,TV.'si olan konuşuyor. Malesef yüzlerce kanal da yüzlerce kişi bir şey yaptığını  düşünerek gece gündüz konuşuyor.

 Bu gevezeliklere sözde kendini İslami sanan Televizyonlar da aynı şekilde katılıyor.

Çevrimdışı Hâsıl-ı Kelam

  • Moderatör
  • yazar
  • *****
  • İleti: 678
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #12 : 14 Mayıs 2012, 13:00:46 »
Yalnız şu da var; bu ülkede insan sadece duyguları ile hareket edecek olsa Fenerlilerin büyük çoğunluğundaki tutumdan dolayı takım tutmasa dahi ya GS'yi yada Beşiktaş'ı tutmaya başlardı. Yine aynı şekilde Kemalist yada CHP zihniyetlilerin tutumlarından dolayı insan AKP'li olmasa bile AKP'yi sevecek hale gelebilir.Şahsen bana bu kadar itici geliyorlar.
Nefsinle değil, kalbinle düşün ve karar ver!

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Futbol ve Hayatimizdaki Etkileri
« Yanıtla #13 : 14 Mayıs 2012, 23:48:52 »
Alıntı
Kemalist yada CHP zihniyetlilerin tutumlarından dolayı insan AKP'li olmasa bile AKP'yi sevecek hale gelebilir.Şahsen bana bu kadar itici geliyorlar.
 


Yağmurdan kaçarken doluya tutulmaya benzedi..!

« Son Düzenleme: 15 Mayıs 2012, 01:20:45 Gönderen: Tuğra »

Çevrimdışı Hâsıl-ı Kelam

  • Moderatör
  • yazar
  • *****
  • İleti: 678
Futbol bir din ya da kimlik midir?
« Yanıtla #14 : 15 Mayıs 2012, 09:14:24 »
Futbol bir din ya da kimlik midir?

Futbolla ilgili ne zaman böyle yorumlar yapılsa tepki gösterirdim. Ancak bugün bunlara hak vermeye başladığımı itiraf etmeliyim.

Şikeyle ilgili yazdığım yazılara aldığım tepkiler, futbolla toplumun ilişkisini yeniden ve daha güçlü biçimde sorgulamama neden oldu. Çok eskilerden beri tanıdığımız, dindar bir kimliğe sahip insanlar olarak bildiğimiz dostların bile ağza alınmayacak tepkiler göstermesini anlamak hakikaten çok zor.

Futbolun çok önemli bir toplumsal dinamizm olduğu, topluma aksiyon kattığı aşikâr bir durum! Futbolun sosyolojik temellerinin bulunduğu, kitlelere dinamizm getirdiği muhakkak! Ama takım taraftarlığının, din gibi, milliyet gibi bir aidiyet haline dönüşmesi hakikaten ürkütücü görünüyor. O zaman futbolun birleştiriciliği ve aksiyonu ortadan kalkıyor, bu spor yeni bir toplumsal tefrikaya dönüşüyor.

Ne kadar sosyolojik arka planı olursa olsun, futbol neticede bir oyun ve sahadaki 22 kişinin topu üç direk arasına atmasından başka bir şey değil. Bugün dindar insanlar bile takımlarıyla kendilerini bire bir özleştiriyorlarsa, takımına söylenen sözleri kendilerine söylenmiş gibi görüyor, takımının düştüğü durumu kendi durumuymuş gibi algılıyorlarsa burada yanlış bir şeyler var demektir. İnsanlar tuttuğu takımı kayıtsız şartsız destekliyor, her türlü yanlışını içselleştirip kabul ediyor ve o yanlışlara bile tarafgir oluyorsa, diğer takımın en küçük meselesine müsamaha göstermeyip bunu kavga için bir gerekçeye dönüştürüyorsa burada hastalıklı bir durum söz konusu demektir.

Futbolun bir keyif aracı olduğu dönemlerde, takımlarla ilgili birtakım meseleler dostlar arasında birbirlerine takılma vesilesi ve latife sebebi olarak görülüyordu. Ancak her geçen gün takım tutmanın bir kimlik ya da bir aidiyet sebebi haline gelmesi, futbol anlayışını tehlikeli bir sürece dönüştürdü.

Oysa taraftar olarak büyük anlamlar yüklenilen futbolcular ve yöneticiler hep kazanmaya bakıyorlar. Oyuncuların hiçbirisi parasız oyun oynamıyor, karın tokluğuna gönül verdiği formaya hizmet etmiyor. Kulüp yöneticileri ya da futbolun renklerini yönetenler bu işleri bir ideal uğruna yapmıyor. Bilakis bu sektördeki büyük büyük paraları, büyük bir keyifle yönetiyorlar. Yani sadece hizmet veya iyilik güdüsüyle kimse bu işlerle uğraşmıyor. Bu sektördeki insanların kendileri söz konusu olduğunda, her birinin profesyonel olduğuyla ilgili cümleler duyuyoruz. Bunların kınanacak bir durumu yok tabiî ki. Yanlış olan, böylesine bir oyuna yüklenen olağan dışı anlamlar ve bu anlamların bize kimlik olarak dönmesidir.

Hep birlikte futbolla ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmemizde fayda var. Futbolu dünyevi bir din ya da bir kimlik haline dönüştürmek, bizi ve toplumu büyük bir yanlışla karşı karşıya getiriyor. Takım taraftarlığının bir kimlik haline dönüşmesi, hakkı ve hukuku çiğneyenlerin de cesaretini artırıyor.

Unutmayalım, futbol sadece bir oyun. Keyif alınacak, stres atılacak ve atılan stresten sonra da unutulup işimize bakılacak bir oyun...

Mehmet KAMIŞ
Nefsinle değil, kalbinle düşün ve karar ver!