Gönderen Konu: Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler  (Okunma sayısı 38483 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Gözleriniz için faydalı bilgiler
« Yanıtla #30 : 29 Mayıs 2009, 22:50:45 »

Balık ve havuç gözlere iyi geliyor, arpacığa sarımsak sürmemek gerekiyor...

Balık tüketimi ile alınan omega-3 yağ asitlerinin; görmeyi tehdit eden “yaşa bağlı sarı nokta hastalığı” ve kadınlarda “göz kuruluğu” riskini azaltıyor.

Besinler, göz sağlığımız için büyük önem taşıyor. Çoğumuz balık veya havuç yemenin gözlere iyi geldiğini duymuşuzdur. Veya göz kapağımızda arpacık çıktığında; çay ile kompres veya sarımsak sürmek gibi uygulamaları çoğumuz denemişizdir. Peki bunlar gerçekten doğru uygulamalar mı?

Acıbadem Göz Sağlığı Merkezi'nden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar göz sağlığımıza besinlerin etkileriyle ilgili halk arasında mit haline gelmiş 8 konu ile ilgili bilgi verdi:

1. Balıktaki Omega 3'ü Vücut Daha Kolay Kullanıyor

Balık tüketimi ile alınan omega-3 yağ asitlerinin; görmeyi tehdit eden “yaşa bağlı sarı nokta hastalığı” ve kadınlarda “göz kuruluğu” riskini azalttığını gösteren bazı veriler mevcut. Omega-3'ten zengin balıklar arasında ton balığı, somon, uskumru, ringa, alabalık ve sardunya yer alıyor. Balık yağı hapları da, balık tüketiminin yerine geçiyor. Omega-3 yağ asitlerini bol içeren diğer besinler ise keten tohumu, ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzeler. Ancak, balıktaki omega-3'ün vücut tarafından kullanımı daha kolay oluyor.

2. Havuç, Göz Sinirlerine İyi Geliyor

Havucun gözlere faydalı olduğu ve gece görüşünü artırdığı yönünde yaygın bir inanç vardır. Gerçekten de havucun içindeki beta-karoten (A vitamini), gözün retina (sinir) tabakasında ışığı algılayan hücreler için gereklidir. “Rod” ve “kon” ismi verilen bu ışık algılayıcılar, ciddi A vitamini eksikliğinde fonksiyon görmez ve gece körlüğü oluşur.

3. Arpacığa Sarımsak Sürmeyin, Ilık Su Kompresi Yapın

Arpacık ve şalazyon (yağ kisti), göz kapağında şişlik yapan ve birbiri ile karıştırılan hastalıklar. Her iki hastalıkta da kirpik diplerindeki yağ bezlerinin kanal ağzı tıkanıyor.

Ancak şalazyonda sadece tıkanıklık oluyor; arpacıkta ise tıkanıklığa ek olarak, mikrobik iltihaplanma söz konusu.

Arpacığın tedavisi sıcak pansuman, antibiyotikli damla ve pomad ile yapılıyor. Şalazyonda ise bu tedaviye kortizonlu damlalar da ekleniyor.

Sarımsağın içindeki sülfid bileşenlerinden “alisin”in antibakteriyel etkisi biliniyor. Ancak günümüzde pek çok antibiyotikli/kortizonlu damla ve pomad varken, sarımsak sürmek tavsiye edilen bir uygulama değil.

Çayla kompres ise, çay yüzünden değil, sıcak etkisi ile arpacığa ve şalazyona iyi geliyor. Hiç çay kullanmadan, sadece sıcak su ile kompres yapın.

4. Salatalık Şişen Gözlere İyi Geliyor

Göz altı torbaları, göz çevresindeki yağ torbalarından kaynaklanıyor. Yaş ilerledikçe, bu yağ torbalarını geride tutan zar gevşiyor ve yağlar öne doğru gelip, iyice belirginleşiyor. Ancak kimilerinde genç yaşlarda da yapısal olarak bu yağ torbaları belirgin olabiliyor. Sabahları, göz altları daha şiş oluyor. Bunun nedeni yatarken kan dolaşımı dağılımının değişmesi ve yerçekimi etkisi ile göz çevresinde sıvı birikmesi.

Salatalık, cilde uygulandığında hafif “astringent” yani sıkılaştırıcı/büzüştürücü özellik gösteriyor. Bunun nedeni içindeki askorbik asit (C vitamini) ve kafeik asit. Salatalığın yapısının çoğunu ise su oluşturuyor.

Bu da buzdolabından çıkarıldığında yarattığı soğutucu etkiyi sağlıyor. Salatalık hem içindeki “su tutucu etkiyi azaltan maddeler”, hem de “soğuk” etkisi ile göz kapaklarının üstüne konduğunda sabah şişliğini gerçekten azaltıyor.

Ve eğer böyle bir uygulama yapmak istiyorsanız, -salatalık alerjiniz olmadığı müddetçe-, göz sağlığınız açısından bir sakıncası yok.

Ancak göz altı şişliklerini azaltmak için en etkin yol sabahları doğrudan soğuk kompres yapmak: Bunun için, buz veya eczaneden aldığınız soğutucu jel poşetlerini kullanabilirsiniz. Soğuk kompres, göz çevresindeki damarları büzerek göz altında biriken ödemin (şişliğin) azalmasını sağlıyor. Ama tabii göz altı torbaları çok belirginse, kalıcı çözüm ancak “blefaroplasti” denen operasyonla sağlanabiliyor.

5. Badem Yağı Kirpikleri Uzatmıyor

Badem yağı (“almond oil”) içerdiği antioksidanlar nedeni ile pek çok göz çevresi kreminin ve makyaj temizleyicinin içinde bulunuyor. Ancak badem yağının kirpikleri uzattığını gösteren bilimsel bir çalışma yok. Kirpikleri gürleştirdiği bilinen tek madde, bazı göz tansiyonu ilaçlarının içinde bulunan “prostaglandin anologları”. Ama göz tansiyonu hastası değilseniz, sakın bu göz damlalarını kullanmayın çünkü kontrolsüz göz damlası kullanımının istenmeyen başka yan etkileri de var.

6. Parlak Gözler İçin Sakın Limon Sıkmayın

Asla böyle bir uygulama yapmayın. Limonun gözleri parlatan bir etkisi yoktur. Aksine limonun içindeki sitrik asit ve düşük pH yüzünden gözleriniz kızarır, yanar ve tahriş olur.

7. Göze Özel Vitamin, Sarı Nokta Hastalığına Faydalı

Gözler için özel olarak üretilmiş vitamin hapları mevcut. Bu vitamin kombinasyonları, yaşa bağlı sarı nokta hastalığının ileri evreye geçme riskini %25 oranında azaltıyor. Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı, yaşlılıkta görme kaybına en sık yol açan hastalıklardan biri. Sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatıcı etkiye sahip formulasyon şöyle:

C vitamini 500 mg
E vitamini 400 IU
Beta-karoten 15 mg
Çinko oksit 80 mg
Kuprik oksit 2 mg

Şimdilik herkese değil, sadece yaşa bağlı sarı nokta hastalığı olanlara göz için ekstra vitamin kullanımı tavsiye ediliyor.

8. Haftada 2 Balık, Fındık, Sebze-Meyve Gözlere İyi Gelir

Göz sağlığı için beslenmenizde şu basit değişiklikleri yapmak faydalı:

1. Omega-6 yağ asitlerinden zengin pişirme yağları yerine daha az omega-6 içeren zeytinyağını tercih edin. (Balıkta bol bulunan omega-3 yağ asitlerinin aksine, omega-6 yağ asitleri sağlıklı değil.)

2.Bolca balık, meyve ve sebze tüketin.

3.Doymuş yağlar ve margarinden kaçının.

4.Kızartılmış besinlerden kaçının.

Özetle, bolca yeşil yapraklı sebze, haftada 2 porsiyon balık, fındık, sarı/turuncu meyve ve sebze tüketimi; vücut sağlığınız için olduğu gibi göz sağlığınız için de yararlı...

Haber Aktüel
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Besin Ögeleri ve Göz Sağlığımız
« Yanıtla #31 : 07 Haziran 2009, 08:32:49 »
A vitamini

Gözlerimizin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım eder. Gelişmekte olan ülkelerde A vitamini yetersizliği, çocukluk çağında körlüğün en önemli sebeplerinden biridir. 251 milyon çocukta vitamin A yetersizliği görülmekte iken 10 milyon ise xerophthalmia veya kuru göz ( gözyaşı miktarındaki azalma, göz yaşının kornea ve konjonktiva yüzeyindeki dağılımındaki bozukluk, korneayı ıslatmasındaki bozukluk ), kornea epitelindeki düzensizlik veya göz yaşı lipidlerinde ki anomalilere bağlı olarak bazı olumsuz durumlara sebep olmaktadır. 500 bini geri dönüşümsüz körlük ve 3 milyonunda ise A vitamini yetersizliğine bağlı hastalıklar görülmektedir.

A vitamini yetersizliğinde gözün üç bölümü etkilenir; retina, konjontiva ve kornea. Retinadaki rod hücreleri A vitamini yetersizliğine karşı hassastır. Dolayısıyla görme etkilenir. Yetersizliğin devamı konjonktiva ve korneada kuruluğa “ kserosiz” neden olur. Konjonktival kuruma “ Bitot lekesi” ile beraber görülür. Bu şartlarda lokal irritasyon ve travma oluşur.

Korneadaki kuruluk kserozis erken devrelerde çocuklarda geri dönüşümlü olabilir. Korneal ülserasyon “keratomalasi” tamamen veya kısmen görme kaybına yol açar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ne göre kseroftalmi (xerophtlamia) deyimi A vitamini yetersizliğine bağlı gözdeki çeşitli problemleri kapsar. Şehir yaşayan Nepalli 1401 hamile kadın üzerinde yapılan çalışmada, gece görüş eşiği testleri sonucunda anlaşılmıştır ki A vitamini serumunun düşük olduğu zamanlarda gece görüş eşiği testi sonucunda negatif çıkmıştır.

A vitamininin görme için önemli olduğu bilinmektedir. Yetersizlik durumunda gece körlüğü ve diğer göz sorunları, bitot lekesi, Korneal Sklerosis, Keratomalasia görülür.
Antioksidan vitamin olan A vitamininin yeterli alımı katarakt riskini azaltır.

Organizmamız A vitaminini mutlaka göz sağlığımız amaçlı beslenme kaynaklı almalıdır. Kaynaklarında; hayvansal kaynaklı karaciğer, balık yağı, yumurta başta gelmektedir.

Karotenoidler

Sarıdan kırmızıya renk veren yağda eriyen pigmentlerdir. Genellikle lipid materyalde klorofil ile birlikte bulunur. Kayısı, kantolop kavunu, mango, havuç, kırmızı ve yeşil biber ve tatlı patates ile birlikte koyu yeşil renkli olmalarına rağmen brokoli, marul ve ıspanak gibi sebzelerde karoten içerirmektedirler. Bu sebzelerin bileşimindeki sarı ve turuncu renkli karoten, yapraklardaki klorofilin koyu yeşil rengi tarafından baskılanır.

Dünyadaki tüm bitkilerin bileşimde 500’den fazla karotenoid olduğu bilinmektedir. Bunlardan besinlerde bulunan 50 tanesi A vitaminine çevrilebilmektedir. Sebze ve meyvelerde bulunan karotenoidlerden sadece birkaç tanesi analiz edilebilmiştir.

Bunlar alfa karoten, beta karoten, gama karoten, laykopen, lutein ve zeaksantindir. Majör bir karoten olan laykopen, domates ve ürünlerinde, pembe greyfurt ve karpuzda esas olarak bulunur. Bunun dışında kuru kayısı, palmiye yağı ve kuşburnu püresinde de bulunmaktadır. Bütün karotenler arasında oksijen ile en yüksek doyma oranına sahiptir ve plazma seviyesi β karotenden daha yüksektir.

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, laykopen normal lensin antioksidan savunma mekanizmasını önemli bir biçimde geliştirir. Laykopenin besin şeklinde tüketimi sadece kataraktın değil aynı zamanda diğer hastalıkların da başlangıcı ve ilerlemesinde koruyucu etki gösterir.

Lutein – Zeaksantin

A vitamini aktivitesi göstermeyen karotenoidlerdir. Vücutta en yoğun bulundukları dokular, gözle ilgili dokulardır. Retina ve makülada 500 kat fazla bulunurlar. Karaciğer dokuları, adrenal, adipoz pankreas ve böbrek diğer bulundukları dokulardır.

Lutein ve Zeaksantin güçlü antioksidan etki göstererek;

Retina ve makulada yüksek frekanslı ışığa bağlı olarak oksidasyon fazladır. Lutein ve zeaksantin retina ve makülada ışığa bağlı oksidasyonu azaltır. Yaşa Bağlı Maküler Dejenerasyon (AMD) riskini azaltır.

Diğer retina dejenerasyonları riskini azaltır.

Diyetle alınan Lutein ve Zeaksantinin %78’i sebzelerden gelmektedir. Ispanak (30 gramı 3659 mg lutein ve zeaksantin), semizotu, brokoli, mısır gibi sarı renkli sebzeler, portakal, kavun ve bu bitkisel kaynaklarla beslenen hayvanların ürünlerinde bulunur.( yumurta sarısı )

C Vitamini

C vitamini bir antioksidan olarak B karoten ve E vitamini ile benzer yolları izleyerek vücudumuzu zararlı maddelerden korur. C vitamininin en önemli farkı vücut sıvılarında serbest radikallere karşı savaşmasıdır. Yağ dokusunda aynı etkiyi göstermez fakat suda çözünebildiği için vücudumuzda farklı bölgelere koruyucu etki gösterebilme yeteneğine sahip olmaktadır.

Kaynakları genellikle yeşil sebzeler turunçgiller, çilek, domates, kuşburnu gibi yiyecekler olarak sıralanabilmektedir

Çinko

Çinko bir çok enzimin kofaktörüdür ve retina konsantrasyonunun içinde bulunur. Retina’daki rolü tam olarak açıklanmamıştır, belki de Superoksit dismutaz ve katalazın kofaktörü olan çinkonun antioksidan fonksiyonuyla ilgili olabileceği belirtilmiştir.

Çinko karanlığa adaptasyonda, kemik metobalizmasında, oksijen transportunda ve serbest radikal hasarına karşı korumada görev almaktadır.

Riboflavin

Aynı zamanda B2 vitamini olarak da adlandırılan, suda eriyen B kompleks vitaminlerden biridir. Işığa çok hassastır. Işık temasında vitamin özelliğini kaybeder. Riboflavin gözün ve derinin sağlığı için çok önemli bir vitamindir. Yetmezliğinde gözde yanma ve kaşınma, ışığa hassasiyet, korneada vaskülarizasyon (damarlanma), yaygın seboreik dermatit, keylozis ve glossit oluşur.

Riboflavinin en zengin kaynakları; et, süt, ve yumurta gibi hayvansal protein kaynağı yiyeceklerdir. Yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve maya da iyi kaynakları arasında yer almaktadır.

sdönmez.com
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Gözlere Dikkat
« Yanıtla #32 : 12 Haziran 2009, 09:54:59 »
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu hastalığında beslenme, uzmanlar tarafından, en önemli risk faktörü olarak nitelendiriliyor.
 
Halk dilinde "Sarı Nokta" olarak da bilinen görme yitisinin azalmasına neden olan "Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu" hastalığında beslenme, uzmanlar tarafından, en önemli ve "değiştirilebilir" tek risk faktörü olarak nitelendiriliyor.

Beyoğlu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Doç. Dr. Ziya Kapran, hızlı gelişen ve diğer gözde de oluşma ihtimali bulunan makula dejenerasyonunun ilerlemesini durdurulabileceğini söyledi.

Somon, morina ve ton balığı gibi deniz ürünlerinde bulunan Omega 3 ve ıspanak, brokoli, yeşil sebze ve sarı renkli meyvelerde bulunan Luteinin alınmasının hastalığın ilerlemesini yüzde 30 oranında azaltacağını kaydeden Doç. Dr. Kapran, "Bunun yanı sıra günlük olarak yeterli miktarda antioksidan içeren sebze, meyve, tahıl ve baklagiller ile tüketmek de çok yararlıdır" diye konuştu.

Kör edebilir

Makulanın, gözün makula ismi verilen ve keskin görmeden sorumlu bölümünün hasarlanması sonucu ortaya çıkan bir göz hastalığı olduğunu hatırlatan Kapran, hastalığın genelde 50 yaş ve üzerinde görüldüğünü kaydetti.

Bazı hastalarda şikayetler başladıktan hemen sonra hızlı bir görme kaybı meydana gelebileceğini ifade eden Kapran, "Görme kaybı yaşayan hastaların görememe oranı yüzde 100'e yaklaşır. Bu hastalıkta erken teşhis çok önemlidir" dedi.

Aktif Haber
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı enfa

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1542
Güneş, göz alerjilerini artırıyor
« Yanıtla #33 : 17 Haziran 2009, 12:34:39 »
Alerjik göz hastalıkları, deniz ve güneşin etkisiyle yazın daha çok görülüyor.

Çıplak gözle güneşe bakmak ise çok tehlikeli. Dünyagöz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Nursen Şen, "Ultraviyole ışınlar görünmezdir. Güneşli ya da bulutlu hava olmasına bakmaksızın her mevsim güneşten yayılan ultraviyole ışınlardan etkileniriz." dedi. Ultraviyole ışınların zararlı etkilerinin yıllar içinde birikme özelliğine sahip olduğunu ifade eden Nursen Şen, yaz aylarında dünyaya ulaşan ultraviyole ışın miktarı fazla ve gelen ışınlar daha dik olduğu için ultraviyole ışınlardan korunmanın önemli olduğunu söyledi.

ZAMAN

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Gözlük numaralarınıza dikkat !
« Yanıtla #34 : 01 Kasım 2009, 00:10:18 »
Gözlük numaralarınız sürekli ilerliyorsa ''keratokonus'' hastası olabilirsiniz...

Keratokonus, korneanın incelmesi ve sivrilmesiyle birlikte ciddi oranda görme kayıplarına neden olan önemli bir göz hastalığıdır. Herhangi ciddi bir belirti vermeden ilerleyen hastalık, detaylı bir göz muayenesinin yanında, ileri teknolojiye sahip bir dizi tetkik cihazları ile teşhis edilebilmektedir. Erken teşhis ve doğru zamanda doğru tedavi yönteminin planlanması, hastalığın tedavisinde başarı için son derece önemlidir.

Dünyagöz doktorlarından Op. Dr. Efekan Coşkunseven, “ Bazen hiçbir şikayeti olmayan sadece miyopi ve astigmat kusurunu lazer ile tedavi yaptırmak için gelen hastalara yapılan çok özel tetkikler sonucu keratokonus teşhisi konulabiliyor’’ diyor.

KİMLER RİSK TAŞIMAKTA
• Miyop ve astigmatınız sürekli ilerliyorsa
• Kullandığınız gözlük ve lensin numaraları sürekli değişiyorsa
• Hiç bir numaralı gözlük yada lensle kaliteli görüş sağlanamıyorsa
• Sıklıkla alerjik göz hastalıkları ile karşılaşı
• Ailenizde keratokonus var ise

Türkiye’nin ilk Keratokonus Merkezi Dünyagöz’de

Son yıllarda keratokonus hastalarında rahatsızlığın tedavi sürecinde takip edilmesi gerekliliğinden yola çıkılarak bir merkez oluşturmaya karar verdiklerini ifade eden Op. Dr. Efekan Coşkunseven, “Keratokonus Tanı ve Tedavi Merkezimiz kornea nakline kadar ilerleyebilen bu hastalığın erken teşhis, takip ve tedavisinin yapılması açısından büyük önem taşıyor. Erken teşhis ile birçok hastada kornea nakline gidiş engellenebilir ya da yavaşlatılabilir. Bu merkezde günümüzde dünyada uygulanan halka ve UV ışın tedavisi Crosslinking gibi bütün tedavi metodları uygulanabilmektedir.

Keratokonus Tedavisi Nasıl Yapılır?

Keratokonus hastalığını erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

UV Crosslinking, Işın  Tedavisi

Korneaya ,özel bir ilaç ile ultraviole ışın tedavisi uygulanır. Ağrı, acı hissedilmeden damla anestezi ile gerçekleştirilen  tedavinin  sonuçları son derece başarılı olup, hastalığın ilerlemesini ciddi oranda durdurmaktadır.

Kornea İçi Halka Uygulaması

UV ışın tedavisi için geç kalınmış kişilerde, kornea içine lazer ile açılan kanallara  halka yerleştirme işlemidir. Halka uygulaması ile korneada oluşan sivrilik düzeltilerek daha iyi görüş sağlanır.

Kornea Nakli:

Keratokonus tedavisi için en son aşamada başvurulan yöntem kornea naklidir. Kornea naki Halk arasında göz nakli olarak bilinen, aslında gözün sadece çeşitli hastalıklar sonucu bozulmuş olan en ön saydam tabakasının sağlıklı kornea dokusuyla değiştirildiği ameliyattır.

Haber3
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7472
Gözü sağlam olanlar için dinlendirici gözlük var mı?
« Yanıtla #35 : 10 Kasım 2009, 02:21:32 »
Göz sağlığı ve gözlük kullanımı ile ilgili en çok merak edilen soruları Dünyagöz doktorlarından Opr. Dr. Haluk Talu cevapladı.

1. Gözü sağlam, "dinlendirici gözlük" Takabilir mi?

Sağlam göz için dinlendirici gözlük yoktur. Ancak bazı astenopik dediğimiz durumlarda gözlüksüzlük sınırları olarak kabul edebileceğimiz 0,25-0,50 numaralı gözlükler bile hastanın göz yorgunluğu ve baş ağrıları şikâyetlerini azaltabilmekte. Gözü yakında çabuk yorulanlar ve sürekli göz şikâyeti hissedenlerde böyle gözlükler fayda edebilir.

2. TV ve bilgisayar ekranına yakından bakmak gözü bozar mı?

Bildiğimiz hiçbir davranış göz numarasını değiştirmez. Öyle olsaydı, gözü miyoplaştıran bir eylem hipermetroplar için kurtuluş olurdu. Bir şeylere sürekli yakından bakıyor olmak gözleri yorar, kurutur ve fazla göz yorgunluğu nedeniyle baş ve boyun ağrısı yapabilir.

3. Gözde hem miyop hem astigmat varsa gözlük camı nasıl olmalı?

Özellikle astigmatta camın çerçeveye tam aksında oturtulması ve çerçevenin de yüze ve burna tam sabit oturan ve cam merkezinin göz merkezine uygun yapılması gerekir. Burada optisyenin deneyimi ve cihazlarının teknolojisi önem taşır. Gözlük kullanıcısı işine, yaşına ve aktivitelerine uygun gözlüğü optisyenine danışarak yaptırmalıdır.

4. Numarasının ilerlemesi engellenebilir mi?

Maalesef. Gözün miyopluğu gözün arkaya doğru uzamasından, astigmatı ise korneanın bükülmesinden dolayı artar. Miyopinin artışı engellenemez. Astigmatın arttığı kişilerin detaylı kornea topografisi haritalarından geçirilmesi gerekir.

5. Ne kadar sıklıkta kontrole gitmek gerek?

Çocuklarda ilk göz muayenesi çocuk doktoru tarafından yapılır. Çocuklar en geç 1-2 yaşlarında mutlak bir göz muayenesinden geçirilmelidir. Gözlük ihtiyacı, tembellik ve şaşılık sorunu olanlar 6 ayda 1 muayene olmalılar. Herhangi bir sorunu olmayan gözlüklüler yılda 1, 40 yaş üstündekiler 2 yılda bir, diyabetliler 6 ayda 1 göz muayenesinden geçmeliler.

zaman

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Göz kapağına 24 ayar altın
« Yanıtla #36 : 17 Kasım 2009, 19:56:21 »

ZKÜ Tıp Fakültesi Plastik, Estetik Cerrahi Anabilim dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Eksal Kargı, gözü kapatan sinirin felciyle üst kapağın tam kapanmamasının gözde kurumaya yol açtığını anlattı.



Kuruma sonucu gözün en önündeki şeffaf tabakada yaralar açıldığını belirten Kargı, gözde delinme ve görme kaybı bile izlenebileceğini söyledi.

Yüz felcinin de yüz sinirinin hasarı sonucunda veya başka nedenlere bağlı olarak gelişebileceğini ifade eden Doç. Dr. Eksal Kargı, “Yüz siniri yüz kaslarını elektrik akımı gibi uyarır. Bu sinir ile gülme, ağlama gibi yüz ifadelerini yaparız.

Yüz siniri sadece yüz kaslarını değil gözyaşı bezi, tükürük bezi ve ortakulak kaslarını da uyarır. Aynı zamanda dilimizin ön kısımdan aldığımız tad duyusunu da beyne ulaştırır” dedi.

GÖZ KAPAĞINA 24 AYAR ALTIN

Yüz felcinde gözü korumaya yönelik yapılan işlemler arasında üst göz kapağına altın ağırlık uygulamasının hem fonksiyonel hem de estetik açıdan başarılı sonuçlar verdiğini anlatan Kargı, “Yüz felci sonrasında göz kapağı düzeltilmesinde ideal sonuç için uygulanacak yöntem, tüm bu tabloyu düzeltmeli, estetik olarak kabul edilebilir bir sonuç vermeli ve diğer göz kapağı ile simetriyi sağlamalıdır.

Yine bu amaçla uygulanan en popüler tedavi metotlarından biri de implant uygulamalarıdır.

Göz kapağı ağırlığı olarak değişik maddeler denenmişse de uygun rengi, yoğunluğu ve en az reaksiyon oluşturması nedeniyle altın tercih edilmektedir.

Hastalarda 24 ayar 0,8-1,5 gram ağırlığında eliptik, göz kapağı kurvaturuna uygun şekilde açılandırılarak hazırlatılmış altın implantlar kullanılır. İmplantların kalınlığı 1 milimetre, boyutları 5-8 milimetre x 10-15 milimetre arasında idi” diye konuştu.

Geri dönüşümlü işlem olması açısından geçici yüz felçlerinde bile altın implant uygulanabileceğini sözlerine ekleyen Doç. Dr. Kargı, şöyle devam etti:

“Göz kapağına altın implant uygulamaları 30 yılı aşkın süredir uygulanmakta ve geliştirilmektedir. Ayrıca bu uygulama göz kapağı fonksiyonlarını fizyolojisine yakın hale getirmesi, kolay uygulanabilmesi ve geri dönüşümlü bir yöntem olması yönleriyle de tercih sebeplerindendir.

Altın implant yerleştirilmesiyle birlikte geri dönen göz kapağı fonksiyonları sayesinde gözün şeffaf tabakasında koruma sağlanmaktadır. Bu yöntem basit ve etkili bir yöntemdir. Geri dönüşümlü bir işlem olması açısından geçici yüz felçlerinde bile altın implant uygulanabilir.

Üst göz kapağına implant yerleştirilmesi işlemi lokal anestezi altında 10-20 dakikada yapılabilir, sebebi ortadan kalkarsa implant lokal anestezi altında kolayca çıkartılabilir.”

İLERİ YAŞ UYGULAMALARI

İleri yaştaki hastalar için çok oturumlu ameliyatlar yerine basit bir girişimle olumlu sonuçlar alındığını dile getiren Doç. Dr. Eksal Kargı, altın ağırlık ile onarımın uygun bir seçenek olarak görüldüğünü söyledi.

Altın uygulamasının klasik yöntemlere göre daha başarılı bir sonuç verdiğini belirten Kargı, “Özellikle ileri yaştaki hastalar için komplike ve birden fazla oturumlu ameliyatlar yerine basit bir girişimle kabul edilebilir sonuçlar alındığından altın ağırlık ile onarım uygun bir seçenek gibi görünmektedir.

Fasial paralizili hastalarda üst göz kapağına altın ağırlık uygulanmasının, başarılı kozmetik ve fonksiyonel sonuçlar vermesi, düşük komplikasyon oranı ve uygulama kolaylığı nedeniyle iyi bir tedavi seçeneği olduğunu düşündürmektedir.

Üst göz kapağına altın ağırlık uygulaması, klasik yöntemlere göre daha başarılı kozmetik ve fonksiyonel sonuçlar vermesi, düşük komplikasyon oranı ve uygulama kolaylığı nedeniyle yararlı bir tekniktir” dedi.

Hastaların tedavi için İstanbul, Ankara gibi illerden Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’ne geldiğini söyleyen Kargı, uygulamanın klasik yöntemlere göre rağbet gördüğünü sözlerine ekledi.

mynet

*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Grip göz sağlığını etkiliyor
« Yanıtla #37 : 05 Aralık 2009, 09:51:21 »
Kış aylarında yakamızı bırakmayan grip gözlerimizi de yakından etkiliyor. Grip ile birlikte gözlerde konjonktivit adı verilen göz iltihabı oluşabiliyor

Dünyagöz Hastaneleri doktorlarından Op. Dr. Levent Akçay "Gribe bağlı olarak gelişen göz iltihabı ve tedavisi" hakkında bilgi verdi.

Bazı grip virus tipleri boğaz ve vücudumuzda hastalıklar yaratabileceği gibi göz dokularına bulaşarak da sorunlarınızı arttırabilir. Hastada grip ile birlikte gözlerde kızarma, yanma, batma hatta gözde akıntı görülebilir. Konjonktivit adı verilen bu rahatsızlık tedavi gerektirir. Tedavi göz doktoru tarafından uygun görülen göz damlaları ile gerçekleştirilmelidir.

Virüse bağlı gelişen keratit tüm aile için tehdit oluşturuyor! Gribe benzer önemli bir virüs hastalığı ise Adenovirüs enfeksiyonudur. Adenovirüs, boğaz enfeksiyonu olarak kendini gösterir.

Yanı sıra göze de yerleşerek kornea tabakasında kalıcı zararlara yol açabilecek ciddi bir virüstür. Adenoviral keratit adı verilen bu durumun acilen tedavisi ve uzun süreli kontrolü gerekir. Adenovirüs enfeksiyonu özellikle yuva ve okul çağındaki çocuklarda çok bulaşıcıdır.

Aynı anda tüm aileyi etkileyebilir. Bu hastalık gribin neden olduğu konjonktivitten farklı bir tedavi gerektirmektedir. Uzman hekim kontrolü ve takibi şarttır.

Gribe bağlı gelişen göz rahatsızlıklarının tedavisi Gribe bağlı konjonktivitlerde tedavi sadece göz ile sınırlı kalmamalıdır. Bilindiği gibi bakterileri öldüren antibiyotikler virüsler üzerinde etkisizdir.

Virüsleri doğal bağışıklığımızı arttırarak vücudumuzdan kaldırmaya çalışırız. Ama gözde ise durum farklıdır. Gözün ön yüzeyindeki konjonktiva, kornea (saydam tabaka) ve gözyaşı yollarının daha fazla etkilenmesini önlemek için bir takım antibiyotikli damlalar, antivirütik pomatlar kullanılabilir.

Adenoviral keratitte ise tedavi tamamen farklıdır. Çok sık kontrol gerektirir. Tedavide antibiyotikli damlalarla konjonktiva ve kornea tabakası korunduktan bir süre sonra virüs reaksiyonunun kornea tabakasında leke bırakmaması için bir süre steroid dediğimiz özel damlalar kullanılması gerekebilir.

En iyi korunma yöntemi vücudumuzun direncini kırmamak ve özellikle çocuklarda okul ve yurt gibi yerlerde hastalık ortaya çıktığında bulaşmaması için bir süre diğer hastayı evde dinlendirmektir.

internethaber
« Son Düzenleme: 05 Aralık 2009, 10:02:31 Gönderen: Tuğra »
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Göz tembelliği olanlar, dikkat
« Yanıtla #38 : 17 Aralık 2009, 20:02:30 »
Çocuklarda sık görülen göz tembelliği tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme bozukluklarına sebep olabiliyor.

Göz tembelliği, bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde görmeyi engelleyen veya görüntü kalitesini bozan bir durum. Çocuklarda görme potansiyeli gözlerini kullandıkça ortaya çıkıyor ve 9 yaşına kadar görme sistemi gelişimi tamamlanıyor.

Bu nedenle tedavide en önemli unsur; erken teşhis. Her yenidoğan bebeğin mutlaka bir çocuk doktoru tarafından son derece kolay bir test olan, kırmızı yansıma testine tabi tutulması ve bir anormallik halinde acilen göz doktoruna muayenesi gerekir.

Eğer ailede göz tembelliği veya şaşılık gibi bir göz probleminiz varsa, çocuğunuzda görülme riski daha fazla olabileceğinden, çocuğunuzu geciktirmeden göz muayenesinden geçirmeniz gerekir.

Eğer göz tembelliği teşhis edilip tedavi verilmişse, bu tedaviyi aynen uygulamanız, çocuğunuzun gelecekteki görme düzeyleri açısından oldukça belirleyici olacaktır. Göz tembelliği tedavi edilmezse çeşitli problemler görülebilir, ciddi ve kalıcı görme kusuru gelişebilir. Derinlik algılamasında kayıp olur.

Kaynak: Zaman


Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Lens kullananlar dikkat!
« Yanıtla #39 : 21 Ocak 2010, 18:24:43 »

Steril olmadığı belirlenen bu kontak lens solüsyonu piyasadan toplatılacak.Sağlık Bakanlığı, gözlerde kullanılan kontak lensi solüsyonunun bir serisinin, steril bulunmaması nedeniyle toplanmasına karar verdi.

AA  muhabirinin aldığı bilgiye göre, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü Piyasa Gözetim ve Denetleme Şubesi tarafından yapılan duyuruda, Neyy Kimya Medikal İlaç Kozmetik San. ve Tic. A.Ş. tarafından üretilen 12A1209 seri numaralı Optisol marka kontakt lens solüsyonlarının, Refik Saydam Hıfzıssıha Merkezi Başkanlığında yapılan testler sonucunda sterilite açısından uygun bulunmadığı bildirildi.

Duyuruda, bu nedenle 12A1209 seri numaralı Optisol marka kontakt lens solüsyonunun piyasaya arzının durdurulmasına ve piyasada bulunan ürünlerin ise üreticisi tarafından toplatılmasına karar verildiği belirtildi.

İllerin Sağlık Müdürlüklerine gönderilen resmi yazıda, ilaç depoları, eczaneler ve diğer sağlık kuruluşlarının ellerinde bulunan ilgili seri numaralı göz lensi solisyonlarını üretici firmaya iade etmeleri istendi.

AA
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
9 adımda daha iyi görün
« Yanıtla #40 : 30 Ocak 2010, 01:05:16 »

2010'da kendine bir iyilik yapmaya ne dersin? İşe göz sağlığından başlayabil sonra da hayata bakış açını gözden geçirebilirsin! İşte 9 adımda daha iyi görmek için yapabileceklerin

1. Göz kontrolünden geç: En son ne zaman göz doktoruna gittin? Eğer cevabın altı ay ve daha öncesiyse, hemen doktorundan randevu al ve bir göz bozukluğun olup olmadığını öğren. Eğer. miyop, hipermetrop gibi bir rahatsızlığın varsa, şu seçenekleri hemen gözden geçir: Renkli bir aksesuar olarak da kullanabileceğin gözlük modellerine göz at.

Eğer gözlük takmanın kendine yakışmayacağını düşünüyorsan, kontakt lens ve lazer tekniklerini araştır. Lens takmaya karar verdiysen, lens takan arkadaşlarından ve uzman bir doktordan öneriler al. Lasik tedavisi hakkında bilgi edin. Lasik kelimesi, Laser Assisted inSitu Keratomileusis kelimelerinin baş harflerinden elde edilmiş bir kısaltma. Bu tedavi ile göz kusurları yok ediliyor. Yani gözlük ya da lens kullanmana gerek kalmıyor. İşlem 2-3 dakika sürüyor. Yalnız, bu yöntem miyop ve astigmat sorunlarında başarılıyken, hipermetrop bozukluğunu belli bir ölçüye kadar düzeltebiliyor.

2. Kör noktayı es geçme: Gözümüzde retinanın arka kısmında bulunan en iyi görme alanına "sarı leke" (sarı nokta) adı veriliyor. Burası görüntüyle ilgili bilgileri beyne ileten reseptörlerin en yoğun olduğu yer. Ama gözümüzde bir de hiç reseptör bulunmayan bir bölge var. Bu bölgeye de "kör nokta" deniyor. Kör noktanın üzerine düşen hiçbir görüntüyü algılayamıyoruz. Hatta bazı trafik kazaları sırf bu kör nokta yüzünden meydana geliyor!

Hayatına uyarla: Nasıl gözümüzün kör noktası varsa, hayatımızda da bazen göremediğimiz şeyler oluyor, farkında olmadan annenin arkadaşının kalbini nasıl kırdığını göremiyor olabilirsin. Bu yüzden bazen bakış açını değiştirmeli ve hayata farklı bir yönden bakmayı denemelisin. Bunu başarmanın en etkili yolu ise, empati yapmak!

3. Uzaklara dikkatli bak: En sık rastlanan göz kusurlarından biri, miyop. Uzağı görememek anlamına geliyor. Miyop olan kişiler net görebilmek için gözlük veya lens kullanmak zorunda kalıyor.

Hayatına uyarla: Olacakları önceden görmemiz mümkün değil. Sen de gelecekte kendini nerede görmek istediğini şimdiden düşünmeli, planlamalı ve hedeflerine ulaşmak için gereken adımları atmaya başlamalısın. Paranı dikkatli harcaman, derslerine yeteri kadar özen göstermen de bu konuda yapabileceklerinden...

4. Yakını gör: Sınıfta tahtayı çok iyi görebiliyorsun diyelim, peki ya defterindeki yazıları? "Hipermetrop" adı verilen göz kusuru, miyopun aksine yakını görmemizi engelliyor.

Hayatına uyarla: Bazen herkesin ilişkisi hakkında yorum yapar, görüntüsünü eleştirir, kolayca herkesi yargılarız. Ama en yakımızdakileri göremeyiz! Sen de eline büyütecini al ve kendini bir incele! Acaba dışarıdan nasıl görünüyorsun?

5. Odaklanma sorununu çöz: "Astigmat", bulanık veya çift görmek anlamına geliyor, miyop veya hipermetrop ile birlikte de ortaya çıkabiliyor. Yakından uzağa ya da tam tersi uzaktan yakına baktığımızda gözlerimiz bulanarak bizi rahatsız ediyor.

6. Tembellik yapma: "Göz tembelliği"(Amblyopi) durumunda bir gözümüz iyi görürken, diğeri aynı diğeri aynı seviyede göremiyor. Tedavisi ise zayıf gören gözü daha fazla kullanmaya çalışmakla, gözlükler, damlalar ve çeşitli lenslerle yapılıyor. Önemli olan bu sorunun üzerine gitmek ve gözü daha çok çalıştırmak. Sende de göz tembelliği varsa, daha çok kitap okuyabilir, göz egzersizleri yapabilir ve gözlerini daha hızlı hareket ettirmeye çalışabilirsin.

Hayatına uyarla: Bazen bizi rahatsız eden sorunlarımızı görmezden gelir, üzerine gitmek yerine elimizin tersiyle iter, hiç yokmuş gibi davranırız. Sen de ailenle olan sorunlarını veya okulda yaşadığın problemleri çözmek yerine sürekli erteliyorsan, daha fazla tembellik etme ve sorunun neyse bir an önce çözmeye bak.

7. Kuruluk sorununu çöz: Gözyaşımız, gözümüzün sağlıklı kalmasını ve göz kırpma hareketini yaparken rahat hissetmemizi sağlıyor. Bazen gözyaşı üretimi azalıyor veya gözyaşı kalitesinde bozulma meydana geliyor. Bu durumda "Göz kuruluğu" ortaya çıkıyor. Kendini kaşınma, tahriş, ışığa duyarlılık, bulanık görme hatta aşırı gözyaşı üretimi ile belli ediyor. Lens, klima, yoğun bilgisayar kullanımı, göz tansiyonu gibi etmenler gözyaşı kuruluğuna davetiye çıkarıyor. Bu durum psikolojimiz üzerinde de olumsuz etki oluşturuyor. İşlerde verimliliğimiz azalıyor.

8. Tüm renkleri gör: Renkleri ayırt etme yeteneğinin bozukluğuna "renk körlüğü" deniyor. En çok karşılaşılan sorun kırmızı ile yeşilin ayırt edilememesi. Bazen de bütün renkler ayırt edilemiyor ve her şey siyah-beyaz görünüyor. Bu hastalık sinir sistemi hastalıklarına bağlı olarak ve genetik olarak ortaya çıkabiliyor. Genetik olanlar maalesef tedavi edilemiyor.

Hayatına uyarla: Hayatı bir renk skalası olarak düşünelim. Hayattan zevk alabilmemiz için bütün renkleri yaşamamız gerek. Eğer günlerin birbirinin aynısı gibi geçiyorsa, sürekli aynı pencereden bakıyorsan dünyaya, bazı renkler eksik olabilir! Kendine hep pahalı kıyafetler alıyorsan pazara da çıkmalı, yediklerine hep dikkat ediyorsan arada bir kocaman bir çikolata yemeli, farklı arkadaşlar edinmeli, sana farklı gelen insanlarla tanışmalısın.)

9. Bazen görmezden gel: Her şeyi görmek bazen işe yaramayabilir! Bazen de bazı şeyleri görmezden gelmemiz gerekir. Ama dikkat et! Hiç görmemek değil; görüp de görmemezliğe gelmek... bazen göz ardı edilmesi gereken şeyler!

ekolay
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Gözyaşı kanal tıkanıklığı artık lazerle tedavi edilecek
« Yanıtla #41 : 09 Mart 2010, 11:32:49 »

Özel Mirkelam Göz Lazer Göz Merkezi Başhekimi Dr. Hüseyin Mirkelam, halk arasında göz sulanması olarak bilinen gözyaşı kanal tıkanıklığını artık lazerle sorunsuz bir şekilde tedavi ettiklerini söyledi.

Yeni yöntemle ameliyatların yüz ve gözaltında iz bırakılmadan 10 dakikada yapıldığını belirten Mirkelam, 'Bölgede yoğun olarak görülen ve halk arasında göz sulanması olarak bilinen gözyaşı kanal tıkanıklığı gelişen yeni lazer teknolojisiyle çözüm oldu.

Eski yöntemlerle yapılan ameliyatlarda hasta uzun süre yapılan operasyonun yan etkilerinden kaynaklanan sıkıntılar yaşıyordu.' dedi.

Göz tıkanıklığı rahatsızlığının özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde, yaygın olarak görülüğü ifade eden Mirkelam, tıp dünyasında gözyaşı kanal tıkanıklığı olarak bilinen ve yeni geliştirilen multidiode lazer cerrahisiyle yapılan ameliyatlarla hastalar daha mutlu olduğunu dile getirdi.

Mirkelam şunları kaydetti: 'Gözyaşı kanalının tıkanma nedenleri doğumsal, travma sonrası, bazı göz kapak hastalıklarında ve ilerleyen yaşla birlikte görülen tıkanmadır. Gözyaşı kanal hastalığının tedavisi yaşa göre değişmektedir.

2 yaş altı çocuklarda burun köküne masajla veya ince mil yardımıyla gözyaşı kanalı genişletilerek kanal tedavi edilebilmektedir. 2 yaş üstü çocuk ve erişkinlerde tek tedavi cerrahidir. Bu cerrahi yöntemlerin başında klasik dsr (ciltten kesi ile yapılan gözyaşı kanalı ameliyatı) ameliyatı gelmektedir.

Bu yöntemin avantajları 2 yaş üstü tüm hastalara uygulanabilmesi, ağrısız olması, kanama olmaması, ameliyat süresinin kısalığı, hastanın ertesi gün işine gidebilmesi, dikiş atılmaması dolayısıyla iz bırakmaması ve yüzde 92-94 başarı şansının olmasıdır. Diğer bir özelliği ise daha önceden ameliyat olmuş hastalara da uygulanabilmesidir. Gözyaşı kanal tıkanıklığında, muldiode lazer hasta konforu ve başarı şansının yüksek olması ile yüz güldürücü bir tedavi yöntemidir.'

doktorsigortası.com
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Sarı Noktaya Kabak Çekirdeği
« Yanıtla #42 : 22 Mart 2010, 18:53:02 »

Uzmanlar, 'Kabak çekirdeği de sarı nokta hastalığının seyrini yavaşlatıyor' dedi.22 Mart 2010 Pazartesi 04:25Halk dilinde 'Sarı Nokta' olarak da bilinen görme yitisinin azalmasına neden olan 'Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu' hastalığında beslenmenin önemine dikkat çeken uzmanlar, "Kabak çekirdeği de sarı nokta hastalığının seyrini yavaşlatıyor" dedi. Görme fonksiyonunda bozulmalara yol açan 'Sarı Nokta' sıklıkla 60 yaşından sonra çıkıyor.

işi baktığı yerin ortasında bulanıklık olduğunu sanıyor. Baktığı yerdeki cisimler yamuluyor, satırlar eğri görülüyor. Hastalığın kuru ve yaş olmak üzere iki tipi bulunuyor. Yaş tipte oluşan damarlarda meydana gelen ani kanamalar ani merkezi görme kayıplarına neden olabiliyor. Uzmanlar hastalıkta beslenmenin 'değiştirilebilir' tek risk faktörü olduğuna dikkat çekip "Gözleriniz için sağlıklı beslenin" önerisinde bulunuyor.

NEDEN BESLENME ÖNEMLİ?

Sarı nokta hastalarının antioksidan içeren besinler, C vitamini içeriği zengin besinler ve omega-3 yağ asitlerinden zengin besinler tüketmesinin önemine dikkat çeken Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Abdulbaki Mudun, "Görmenizi korumak için öncelikle bol meyve ve sebze yiyerek işe başlayabilirsiniz.

Bazı besinler vitaminler ve antioksidanlar içerirler. Vücudumuzda hücrelere gelen oksijenin kullanımı sonrası oluşan ve hücrelere zarar veren bazı maddeler antioksidanlar tarafından ortamdan uzaklaştırılır. Böylece hücrelerin sağlam kalmasına yardımcı olurlar" dedi.

HASTALIĞIN SEYRİNİ YAVAŞLATANLAR

Çinkonun hastalığın seyrini yavaşlattığını belirten Dr. Mudun, "İstiridye, biftek, tavuk, sardunya, ceviz, kuru fasulye, kabak çekirdeği, susam ve süt ürünleri ile alınabilir" dedi. Balıklarda bulunan omega-3 yağ asitlerinin göz hastalığından koruduğunu anlatan Dr. Mudun, "Somon, uskumru, alabalık ve ton balığında vardır. Haftada 2 kez balık yiyebilir ya da balık yağı hapları kullanabilirsiniz" şeklinde konuştu.

Haber vitrini
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Yakın Gözlüklere 15 Saniyede Veda
« Yanıtla #43 : 28 Mart 2010, 11:30:02 »

''Intra-cor Presbiyopi'' yöntemiyle yakını görme kusurları 15 saniyelik bir operasyonla düzeltiliyor.Haberi Paylaş : Google Yahoo Facebook Digg Del.icio.us Reddit 

Aralarında Türk doktorların da bulunduğu bir ekip tarafından geliştirilen ''Intra-cor Presbiyopi'' yöntemi, uluslararası oftalmoloji (görme yolları hastalıkları ve cerrahisi) dünyası tarafından son 20 yılın en önemli buluşları arasında sayılıyor.

Yöntemin uygulayıcılarından Doç. Dr. Bozkurt Şener, korneanın ara tabakasına küçük bir müdahaleden oluşan yöntemin uzağı görme problemi gibi yan etkilere yol açmadan operasyondan sonra 1–2 saat içerisinde hastanın yakın görüşünü düzelttiğini kaydetti.

''Bu yöntem, diğer tüm yöntemlerden farklı olarak 15 saniye gibi kısa bir zamanda yakını görememe kusurunu ortadan kaldırıyor'' diyen Doç. Dr. Şener, uzun yıllar üzerinde çalışılan yaşa bağlı yakını görme kusurunun (presbiyopi) tedavisinde başarı oranı en yüksek tedavinin ''Intra-Cor Presbiyopi'' olduğunu vurguladı.

Doç. Dr. Şener, yöntemin uygulandığı cihazın modifiye edilmiş son haliyle hata riskinin çok azaldığını ve 40'lı yaşlardan itibaren pek çok kişinin yaşadığı yakını görememe sorununu tamamen ortadan kaldırdığını belirtti.

''Korneanın iç tabakasına işlem yapmak'' anlamına gelen Intra-cor tedavisinde diğer yöntemlerin aksine korneanın dış tabakasına kesi, flap kaldırma ya da tıraşlama gibi müdahaleler yapılmadığı için hastanın ağrı ya da enfeksiyon gibi yan etkileri yaşamadığını belirten Şener, yöntemin ayrıca hastanın multifokal (uzağı ve yakını gösteren) lens takılmış gibi uzağı ve yakını aynı anda net görmesini sağladığını da vurguladı.

Doç. Dr. Şener, ''Intra-cor presbiyopi'' uygulanmaya başlandığından bu yana önemli sonuçlar elde ettiklerini de ifade ederek, ''Presbiyobi gibi bu zamana kadar lazer cerrahisini bu kadar heyecanlandıran ve başarı oranı bu kadar yüksek bir yöntem yoktu. Yalnızca Femtosecond lazer cihazıyla yapılan bu yöntem, korneanın ara tabakalarına uygulanıyor.

Kornea dıştan kesilmediği için dokunun zamanla kendisini iyileştirmesi söz konusu olmuyor. Doku kendini iyileştirmediği için de eski haline dönme riski yok. Böylece yakını görememe problemi ileri dönemlerde tekrar etmeden kalıcı olarak ortadan kalkıyor'' diye konuştu.

Aktif Haber
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
En renkli görüş bozukluğu
« Yanıtla #44 : 31 Mart 2010, 12:46:00 »

Bu iki fotoğraf aslında aynı yeri gösteriyor, aralarındaki farksa bir hastalık!



Güneşli bir kır manzarasının 'Persistent Migraine Aura hastası gözlerle gördüğü, çiçek dürbününden bakan bir çift gözün önünde beliren görüntüye benziyor.

19 yaşındaki Danielle Burton tüm dünyayı böyle kaleydoskoptan bakar gibi görüyor. Dünyada bu hastalıktan mustarip 20 kişi daha olduğu sanılıyor. Hastalık nedeniyle ‘rengârenk bir görüş bozukluğu’ yaşayan Burton, baktığı noktalardan bazen anlamlı şekiller çıkarabiliyor...

Kısa süre öncesine kadar gözlerinde sorun olmayan Burton, 19. yaş gününden bir hafta sonra bu hastalığın pençesine düşmüş. Burton’ın, vakasının en kötüsü olduğu düşünülüyor zira parlak görüntüler, gözünü kapadığında da gitmiyor.

Bir çağrı merkezi çalışanı olan İngiliz genç kız geçen ekimde başlayan sorunu önce kötü migren krizlerinden biri sanmış:

“Birden sağ gözümdeki görüşü kaybettim ama kararma olmadı, mor ve mavi bulutlar çıktı karşıma” diyor. Tetkikler neticesinde sorunun Burton’ın gözlerinde olmadığı kanısına varılmış. Genç kız ekimden beri sadece bir kere, bir saatliğine ‘görebilmiş’ ama onda da görüntünün üstüne renkler yağmış gibi olduğunu söylüyor.

(The Daily Mail)
*~*~* TUĞRA *~*~*