Gönderen Konu: Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler  (Okunma sayısı 39814 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ucuz lenslerdeki büyük tehlike
« Yanıtla #45 : 21 Aralık 2010, 00:53:58 »

Ucuz lenslerdeki büyük tehlike
 
Uzakdoğu, Hindistan ve Nepal'de inanılmaz koşullarda üretilin lensler tehlike saçıyor...   

Arabanızın markasını biliyorsunuz, kıyafetlerinizin markasını seçiyorsunuz, yediğiniz içtiğinizin markasına dikkat ediyorsunuz, peki sağlığınızın markasını biliyor musunuz? Sağlığınız için hayati önem taşıyan tıbbi malzemelerin çoğu merdiven altında üretilebiliyor. Bu ürünler Pakistan, Nepal, Hindistan ya da Uzakdoğu'dan Türk pazarına giriyor. Çoğu yeteri kadar kaliteli değil, sterilliği bile tartışılıyor.

Ancak ucuz olduğu kesin, bu nedenle tercih ediliyorlar. Avrupa Onay Belgesi CE'yi almaları bunların Türkiye'de kullanılması için yeterli oluyor. Ve kolaylıkla CE alabiliyorlar. İşte hayatımıza giren gözümüzün içine takılan, kalbimize konulan, yüzümüze uygulanan bu maddelerin markalarıyla ilgili yaşanan sorunlar. Sağlığınızın markasını sorun.

Merdiven altında üretilip CE belgesi alan göz içine yerleştirilen lensler Türkiye'ye giriyor. Hindistan,Pakistanya da Uzakdoğu'da üretilen ucuz lensler Türkiye'de de hastanelerde doktor tarafından kullanılıyor. Ucuz lensler nedeniyle pek çok göz hasar görürken bu lenslerin kullanımını engelleyen hiçbir yasak bulunmuyor. Katarakt ameliyatı olan binlerce kişi gözüne hangi lensin takıldığını bile bilmiyor.

Hastaneler bu lenslerin kimlik kartlarını özel olarak vermek istemiyorlar. Pakistan, Hindistan veya Uzakdoğu'da üretilen bu lensler CE belgesi alıp Türkiye'de kullanılabiliyorlar.

Türkiye'de göz içine yerleştirilen lensler için yalnızca CE belgesi sorgulanırken Amerika'da AmerikanSağlık BakanlığıFDA onayı da isteniyor. Bazı hastaneler CE onayını yeterli bulup ucuz lens kullanırken bazıları Amerikan Sağlık Bakanlığı FDA onaylı lensleri tercih ediyorlar.

Ancak aralarında büyük fiyat farkı bulunuyor. Kalitesiz lenslerin fiyatları 20 TL'den başlarken FDA onaylı olanları 300 TL'yi buluyor. SGK katarakt ameliyatlarında 400 TL fiyat belirlediği için hastaneler ucuz lensi tercih edebiliyor. Uzmanlara göre göz içine takılan kalitesiz lensler gözün görüntüsünü bozuyor ikinci hatta üçüncü ameliyat şart hale geliyor. Hastalar zarar görüyor bu nedenle davalar açılıyor.

UZAKDOĞU LENSİ BENİ KÖR ETTİ

Ünal Bal: 65 yaşındayım. Geçen yıl namaz çıkışı caminin önüne bir araba yanaştı ve göz taraması yapıldığını duyurdu. Eşime, oğluma kimseye haber veremeden katarakt ameliyatı oldum. Basit bir şey zannettim. İki gün sonra açıldığında çok az görüyordu. Oğlumla birlikte hastaneye gittik, Uzakdoğu'dan gelen kalitesiz lensler kullandıkları için gözüm hasar görmüş.

Gözümün yeniden görebilmesi için ona yakın ameliyat oldum. Çok büyük acılar çektim, büyük masraflar yaptım.Ankara10'uncu İdare Mahkemesi'nde 2010'a 1236 esas sayılı dosyanın mahkemesi hala sürüyor. Benim davam sonuçlanmadan benzer duruma başka insanlar düştü.

DÜNYAM BİR ANDA KARARDI

Mehmet Soydemir: Gözümde katarakt teşhis edildi. Evime yakın diye bir özel hastaneye gittim ve ameliyat oldum. Muayene için 10 TL aldılar, ameliyat için hiç para istemediler. SGK'dan alacaklarını söylediler. Kontrole gittiğimde gözüm hiçbir şey görmüyordu. Dünyam kararmıştı. Başka hastaneye gittim. Bana takılan lensin Uzakdoğu'dan getirilen ucuz lens olduğunu söylediler. Dünyamı kararttılar. Sağ gözüm artık çok az görüyor.

Doktorlar da dert yanıyor

Kongrelerde bile kalitesiz lens pazarlanıyor

Prof. Dr. Kazım Devran (Dünya Göz Hastanesi): Bize de mümessiller getirip bu kalitesiz lensleri satmaya çalışıyor. Tıbbi kongrelerde bile bu lensler pazarlanmak isteniyor. Ancak bunları taktıran hastaların gözleri zarar görüyor, sonra tedavi etmek zorunda kalıyoruz. Özellikle bazı küçük göz merkezleri kalitesiz ama ucuz bu lensleri tercih ediyorlar. Çünkü bu lensler dışarıdan bakılınca tıpkı diğer kaliteli göz içi lensler gibi duruyorlar, hastalar bunlardan bir şey anlamıyor. Her hastanın gözüne hangi lensin takıldığını bilmesi lazım. Lensin kimlik kartı hastaya muhakkak verilmeli. FDA onaylı lensleri tercih etmesi gerekli.

Gözlerde yeniden katarkt oluyor

Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu (Florence Nightingale Hastanesi): Türkiye'de kalitesiz lens kullanıldığı için gözünde tekrar katarakt olan pek çok hastayı ameliyat ettik. Hastalar lensin markasını bilmediklerinden madur oluyor.

Buzlu cam gibi lensleri bile kullanıyoruz

Devlet Hastanesi Göz Profesörü: Hasta bize lensin kalitesini sorsa da sormasa da bir şey değişmez. Lensler için ihale yapılıyor ve ona göre getiriliyor. Bizim de bir yetkimiz yok. Belirli bir kalite belirlenir. Ona göre alınır ama bu da Sağlık Bakanlığı'nın işi. "Şöyle şöyle olacak" diyerek kalite standardı getirmeleri gerekiyor. Biz farklı bir şey yapsak, "Bu özel uygulama" diyor, bakanlık bize kızıyor. Bu ucuz ve kalitesiz lensler buzlu cam gibi oluyor. Görme kalitesini bozuyor. O yüzden Bakanlık belli bir kalite standardı getirmeli, uygulamalı ve takip etmeli.

(Sabah)
 

*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı GöNüLDeN

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 18
  • Kûn Fe Yekûn...
Ynt: Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler
« Yanıtla #46 : 21 Aralık 2010, 10:40:43 »
teşekkürler..
Madem ki her nefes Hak'tan Hediye, Dünya için Hakk'ı unutmak ne Diye...!

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7473
Çıplak gözle kara bakmayın
« Yanıtla #47 : 03 Şubat 2011, 02:53:36 »
Karlı günlerin en yoğun hissedildiği şu günlerde uzmanlar, karlı havalarda güneş gözlüğü takmadan dışarıya çıkmanın ve koruyucu gözlük olmadan kar sporları yapmanın 'kar körlüğüne' davetiye çıkardığını söylüyor.

Dünyagöz Ataköy Hastanesi'nden Opr. Dr. Haluk Talu, güneşten gelen ultraviyole ışınlarının kar ya da buzla kaplı alanlarda yansıması sonucu göze zarar verdiğini ve kar körlüğünün oluştuğunu ifade ediyor. Opr. Dr. Haluk Talu, hastalığın en büyük belirtisinin gözde kuruma olduğuna dikkat çekiyor. Talu, "Gözde ışığa karşı hassaslaşma 8 ile 12 saat sonra başlıyor. İlk belirtisi gözde kurumadır. Zaman ilerledikçe kişide gözünün içinde kum tanesi varmış hissi oluşuyor. Gözler ışığa karşı aşırı derecede hassaslaşıyor." diyor.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Göz Tansiyonu Tedavisinde Yeni Umut!
« Yanıtla #48 : 17 Ağustos 2011, 01:35:38 »
Göz Tansiyonu Tedavisinde Yeni Umut!

Gözdeki yüksek tansiyon nedeniyle sinsice ilerleyen ve görme bozukluğuna yol açan glokom (sarı nokta) hastalığının tedavisi ve oluşan görme bozukluğunun geriletilmesi amacıyla geliştirilen bir göz damlası, deneme aşamasında.
 
İtalyan araştırmacıların, körlüğün başlıca nedenlerinden biri olarak bilinen hastalığın tedavisini sağlayabilecek olan göz damlasının denemeleri sırasında, 3 hastada, görmede iyileşme sağlandığı kaydedildi.
 
Kendisini belli etmeden ilerleyen, gözdeki yüksek tansiyon nedeniyle ortaya çıkan ve gözün görme sinirlerinde bozulmaya yol açan hastalığın ilerlemesi tedavi sonucu durdurulabiliyor ancak yol açtığı görme bozukluğu giderilemiyordu.
 
Roma Üniversitesi oftamoloji kürsüsünden Alessandro Lambiase başkanlığındaki araştırmacılarının çalışmalarına, ABD'de yayımlanan, "Proceedings of the National Academy of Science" adlı bilimsel derginin yarın çıkacak olan sayısında yer verildi.
 
Farelerde denenen damla, başarılı olduğu gözlenince, insanlarda da denenmeye başlandı. Damladaki etken maddenin bir protein olduğu bildirildi. Sinirleri geliştirici etken maddenin, merkezi sinir sisteminin, hastalık veya yaralanma sonucu tahrip olmuş bölümlerinin iyileşmesine katkı sağladığı anlaşıldı. Damlanın, glokom hastalığına sahip farelerin sinirlerindeki bozulmayı engellediği anlaşılınca, ilacın insanlar üzerinde de denenmesi kararlaştırıldı.
 
Görme yeteneklerinde ilerleme sağlanan hastaların 2 kadın ve 1 erkek olduğu, 60'lı ve 70'li yaşlarında bulundukları, içlerinde, bu hastalığı 20 yıldır taşıyan birinin de olduğu kaydedildi. Tedavi 3 ay sürdü ve sonuçta her 3 hastada da görme keskinliğinde ve kontrast tespit yeteneğinde artış belirlendi. 3 hastadan ikisinin görme alanlarında da ilerleme belirlenirken, üçüncüsünde bu sorunun, eskisine göre daha istikrarlı bir hale getirildiği ifade edildi.
 
hastane.com
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Göz şikayetlerini ciddiye alın!
« Yanıtla #49 : 23 Ekim 2011, 01:40:42 »
Göz şikayetlerini ciddiye alın!

Sabahları belirginleşen baş ve göz çevresi ağrısı, zaman zaman bulanık görme, televizyon izlerken baş ağrısı ve ışıkların etrafında halkalar görme. Fazla önemsenmeyen bu şikayetler, görme kaybına yol açan sinsi hastalık glokomun habercisi olabilir.

Göz tansiyonu, yani glokom, ağırlıklı olarak 40 yaş üstü kişilerde görülmekle beraber bilinenin aksine yeni doğan bebekler dahil her yaştan insanı tehdit ediyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Can Üstündağ, glokomun erken tedavi edilmediği takdirde ciddi görme kayıplarına yol açtığını ifade ederek artan göz içi basıncın gözdeki sinir hücrelerine zarar vermesiyle hastalığın oluştuğuna dikkat çekiyor. Prof. Üstündağ, hastalığa ilişkin şu bilgileri veriyor:
 
“Glokom gözde yavaşca kendini hissettirmeden başlar ve ilerler. Belirtiler ortaya çıktığında ise hızlı seyrederek görme sinirlerinde onarılması mümkün olmayan tahribata ve sonunda geri dönüşümü olmayan görme kaybına yol açar. Sıklıkla 40 yaş üstünde görülen bir hastalık olmasına rağmen yeni doğan bebekler dahil her yaşta görülebiliyor.”
 
KİMLER RİSK ALTINDA?

Glokomun ortaya çıkma nedenleri arasında ilk sırada genetik yatkınlık geliyor. Ailesinde glokom öyküsü olan kişilerde hastalığın görülme riski de artıyor. Yanı sıra hastalığı tetikleyen pek çok faktör bulunuyor.

Prof. Dr. Üstündağ bu faktörleri şöyle özetliyor: “40 yaş üstünde olanlar, şeker ve tansiyon hastaları, yüksek miyop ya da hipermetrop hastalar ve migreni olan kişiler risk grupları arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra göz yaralanmaları, uzun süreli kortizon tedavisi de hastalığı tetikleyen unsurlar arasında.”
 
YILDA BİR KEZ GÖZ TANSİYONU ÖLÇÜLMELİ

Erken ve özel tetkiklerle yapılan doğru teşhisin hastalığın tedavisi için büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Üstündağ, tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor: “Hastalığın erken teşhisi önemli.

Bu nedenle herhangi bir belirti olmasa da yılda bir kere göz tansiyonunun ölçülmesi gerektiği konusunda hastalarımızı uyarıyoruz. Glokom, üç yolla tedavi edilebilir. Öncelikle hastanın göz tansiyonu gözdeki sıvının üretimi kısılarak ya da çıkışı artırılarak düşürülür. Bu iki yöntem için kullanılan ilaçlar vardır.

Bu ilaçlar, her gün belirli aralıklarla alınan ve de hayat boyu kullanılan ilaçlardır. İlaç tedavisine rağmen hastanın, göz tansiyonu düşmüyor ve görme alanı daralıyorsa; uygulanacak tedavi yöntemi ameliyattır.

Ameliyat sonrası çoğunlukla glokom hastalığı ortadan kalkar. Göz tansiyonu tedavisinde lazer ışını çeşitli amaçlarla kullanılabilir. Lazerin göz tansiyonu tedavisindeki bir diğer kullanım alanı ise gözün dış kısmındaki, renkli kısmın çevresindeki beyaz bölgeye yapılan lazer uygulamasıdır. Glokom tedavi edilmediği taktirde körlükle sonuçlanabilir.” 

iyilikgüzellik
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Göz Kuruluğuna Dikkat
« Yanıtla #50 : 01 Aralık 2011, 21:24:54 »

Göz Kuruluğuna Dikkat!!!

Gözlerde batma, yanma, kaşıntı ve yabancı bir madde bulunması hissi… Rüzgar ve dumana karşı aşırı hassasiyet… Okuma sonucu, göz yorgunluğu… Kontakt lens kullanmada güçlük…Göz içi ve çevresinde “sekresyon”adı verilen ip benzeri oluşumlar…

Tüm bu belirtiler, göz kuruluğuna işaret ediyor olabilir.
 
Kuru göz, gözyaşının yetersizliği durumudur. Kişide, gözün rahat etmesini sağlayacak ölçüde gözyaşı salgısı olmamaktadır veya gözyaşının yeterli salgısı olmasına rağmen gözyaşında kalite bozukluğu vardır. Gözyaşı tabakasında bulunan; mukus tabaka, ortada sulu (aköz) tabaka ve en dışta yağlı (lipid) tabakanın herhangi birinin eksikliği veya bozukluğu, kuru göz şikayetlerine neden olur.
 
Gözyaşı, gözün şeffaf ön yüzeyi olan korneanın sinirlerinin tahriş olmasını engeller. Gözyaşı bezlerinizden gelen sıvıların üretiminde azalma, gözyaşı zarının sağlamlığını bozarak; hızla parçalanmasına ve korneanın üzerinde, tahrişe ve görüş azalmasına neden olan kuru noktaların oluşmasına yol açar. Gözyaşının eksikliği, gözde uzun vadede ciddi problemlere; hatta nadir de olsa körlüğe yol açabilir. Şikayetler ortaya çıktığında mutlaka bir göz doktoruna başvurulması gereklidir.
 
Gözyaşı salgısı, ilerleyen yaşla birlikte azalır. Göz kuruluğu hem erkekleri hem de kadınları her yaşta etkileyebilir. Menopoz sonrası kadınlarda, hormonal dengelerin bozulmasına bağlı olarak; vücutta sıvı salgılayan bezlerin de azalması ile birlikte, kuru göz şikayetlerinde artış görülür.

Göz kuruluğunun nedenleri:

 -Göz kırpma refleksinde bozulma,
 -Duman, güneş, rüzgar, nem düşüklüğü, kapalı mekanlarda ısıtma yöntemleri gibi çevresel faktörler,
 -Göz damlalarına ve merhemlerine karşı allerji,
 -Bilgisayar kullanırken, okurken ya da dikkatli bir şekilde bir yere bakarken, iki göz kırpma arasında geçen sürenin az olması,
 -Blefarit ( Göz kapaginda görülen iltihabi bir hastalık)
 -Entropion (Göz kapağının içe döndüğü bir rahatsızlık)
 -Ektropion (Göz kapağının göz yuvarlağından sarktığı bir rahatsızlık) olarak sıralanabilir.
 
Bunun dışında; tansiyon ilaçları, idrar söktürücü, anti-allerjik ve anti-depresan ilaçlar, uyku ilaçları ve aşırı sigara ve alkol tüketimi de göz kuruluğuna neden olabilir.
 
Göz doktoru tarafından yapılacak göz muayenesi ile kuru göz tanısı rahatlıkla konulur. Gözyaşının özel boyalarla boyanması olarak tanımlanabilecek “fluorescein gözyaşı testi” veya “lissameine green streep gözyaşı şeritleri” ile gözyaşı miktarının ölçümü de yapılabilir.
 
Göz kuruluğu tedavisi, gözyaşını artırmak esasına dayanır
 
Gözü nemli tutabilmek için, suni gözyaşı damlası ve jeli kullanılır. Günde 4-5 kereden daha sık kullanımlık ya da tek kullanıma uygun preparatlar da önerilir. Fakat bu önlemler, ileri derecedeki kuruluklarda yeterli olmayabilir. Gözyaşı kaybını azaltmak için; gözyaşı boşalma kanallarına geçici tıkaç uygulaması ya da aynı bölgenin kalıcı olarak lazer ile kapatılması uygun olabilir.

Öneriler:

 -Belirli aralıklarla bilinçli olarak göz kırpın.
 -Gözyaşlarının havaya maruz kalarak buharlaşmasını yavaşlatmak için; klima, pervane ve saç kurutma makinesi gibi aletlerden gözlerinize direkt hava üflemesinden kaçının.
 -Rüzgarlı havalarda dışarı çıkacaksanız, gözlerin etrafını saran gözlükler takın.
 -Gözlerinizi ovuşturmayın.
 
sağlık ve yaşam dergisi -  Op. Dr. Bülent Ayan
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Gözde CIA ve NASA Teknolojisi
« Yanıtla #51 : 10 Mayıs 2012, 13:26:29 »
Miyop, hipermetrop,astiğmat gibi görme kusurlarında son 10 yıldır sıklıkla uygulanan lazer tedavileri, her geçen gün gelişen teknikler sayesinde daha fazla göz kusurunun iyileştirilmesinde yeni olanaklar sunuyor.
 
Artık göz yapısına uygun özel lazer tedavisiyle 10 – 15 dakikalık bir müdehale sonrası gözlük ve lenssiz günlük işlerini yapacak hale gelebilmek mümkün.
 
Kişiye Özel Tedavi nedir?
 
Lazer cihazlarının teknolojileri ilerledikçe hakimlere, hastaların gözlük ya da lensle elde ettikleri görüntüden daha kaliteli bir görüş sağlama imkanı doğdu. Kısa bir sure öncesine kadar her miyop, hipermetrop ya da astiğmat olan göz , standart bir lazer programıyla tedavi edilebiliyordu. Özel göz yapısına sahip olan birçok hasta, lazere uygun bulunmadığı için elenmekteydi.Bugün artık kullanılan teknolojiler sayesinde her kişinin kendi göz yapısına özel – kişiye özel lazer – tedavisi yapılmaktadır. Wafefront, Custom Vue, Topolaser, Q Value ve Intralese losik kişiye özel tedavilerin çeşitleri.
 
Günümüzde standart lasik ygulanma şansı olmayan hastalara sözü geçen bu alternative lazer yöntemleri ile tedavi olabilmekte.
 
İleri Kişiye Özel Tedavi: Advanced Custom Vue
 
Son dönemde Custom Vue yöntemi en çok tercih edilen yöntemler arasındaki yerini alıyor.İleri kişiye özel tedavi olarak da adlandırılan Advanced Custom Vue™ ; gözde daha başarılı bir tedavi imkanı sağlıyor. Advanced Custom Vue™ ; halk arasında ‘kişiye özel, parmak izi, terzi dikimi veya kartal gözü’gibi terimlerle kullanılan ‘’Wavefront’’ yönteminin bir çok yenilikler eklenerek mükemmelleştirilmesi  Bu yöntem ancak bazı lazer cihazlarında patently olarak kullanılmakta.
 
Standart lasik tedavisi gözdeki numaraların doctor tarafından bilgisayara girilmesiyle uygulanabiliyor.
 
Wavefront ‘ta ise göze gönderilen bir ışık fundus tabakasına kadar değişikliklere uğruyor; buradan tekrar yansıyarak aberometre denilen çok hassas cihazlar tarafından kopyalanıyor; sanki parmak izi gibi. Dijital bir karta yazılan bu bilgiler ışığında korneada yeni şekillendirme yapılıyor.İleri kişiye özel tedavide gözün haritası çok daha kapsamlı bir biçimde çıkarılıyor.Fourier analizi denilen bu özellik çok daha hassas bir sonuç alınmasını sağlamakta
 
CIA ve NASA’nın Kullandığı Teknoloji
 
Advanced CustomVue’nun getirdiği yeniliklerden bir diğeri irisi tanıma yöntemi ki bu başarıyı artıran en önemli etkenlerden biri. CIA ve NASA’nın kullandığı çok özel bir teknolojiyle; bilinen göz takip sistemlerinden (eye traker) farklı olarak gözün kendi eksenietrafındaki  hareketleri takip ediliyor. Bir numaranın  üzerindeki astiğmatlarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir.

Çünkü astigmatik tedavide operasyon sırasında kafa pozisyonu, gözün kendi ekseni etrafındaki hareketleri özellikle tedavinin başarısını etkiliyor.Yapılan araştırmalar tedavi sırasında çok hafif bir dönme hareketinin bile sonucu olumsuz etkilediğini gösteriyor.
 
Bu yöntemleri  uygularken daha çok intralese yöntemi ercih edilir.Gözün flep kısmının kaldırılma aşamasını lazerle gerçekleştiren yöntem keratom adını alan bıçaklı yönteme oranla daha güvenilir. Keratom, ynai bıçakla flebin kaldırılması cerrahi bir yöntem olduğundan belli oranda komplikasyon riskine sahip.Intralese’de ise flebin kaldırılması tamamen lazerle yapılıyor.

Gözlük ve lense oranla daha iyi görüş sağlayan kişiye özel lazer yöntemleri sayesinde kartal görüşü sağlamak artık hiç uzak değil.Lazerde amaç konfor. O halde yapılan ameliyatta her şeyden önce güven olmalı ve dünya teknolojilerinin en üst seviyesi kullanılarak mükemmel sonuç hedeflenmeli.
 
Kimler Lazer Olabilir?
 
Miyop, hipermetrop, astiğmat sorunu olan 18 yaşın üzerinde, -8 (maximum - 10 ) dioptriye kadar miyoplar, 4 (maximum 6) dioptriye kadar astiğmatlar, +4(maximum 6)dioptriye kadar hipermetroplar lazerle tedavi edilebilmektedir. Ön muayene ve tetkiklerle kornea yapısı ve kalınlığı uygun bulunan, sistemik hastalığı olmayan kiiler bu tedavilere adaydır.

Romatizma ve diyabeti olanlarda, hamilelerde, gözünde katarakt ya da glokom gibi başka göz hastalıkları olanlarda, kretokonuslu gözlerde lasik tedavisi kesinlikle önerilmez.Lazere uygun bulunmayan bazı hastalarımız örneğin derecesi çok yüksek, korneası ince olanlar yine göz yapıları uygunsa göz içine mercek yerleştirme ameliyatıyla gözlük ve lensten kurtulabilmekte.

Op. Dr. Efekan Coşkunseven

Refraktif Cerrahı

*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7473
Uzmanlardan alışveriş merkezlerinde 'göz nezlesi' uyarısı
« Yanıtla #52 : 21 Kasım 2012, 05:49:03 »
Uzmanlar, kış aylarında vatandaşların ilgi odağı haline gelen alışveriş merkezlerinde göz nezlesi uyarısında bulundu. Soğuk hava, nemsiz kapalı alanlar ve havadaki virüsler, kış aylarında mikrobik göz hastalıklarının artmasına neden oluyor.

Göz hastalıkları uzmanı Dr. Bayram Yapıcı, iş yeri, okul, kreş, alışveriş merkezi gibi kapalı ve kalabalık mekanlarda gözlerin enfeksiyona açık hale geldiğini ve göz enfeksiyonlarının kolayca salgına dönüşebileceğini vurguladı.

Yapıcı, hastalık sürecini şöyle anlattı: "Kış aylarında düşen vücut direnci ile birlikte gözler de hastalıklara açık hale geliyor. Özellikle soğuk algınlıklarına ve boğaz enfeksiyonlarına neden olan adenovirüsler, göze kolayca bulaşıp enfeksiyona yol açabiliyor."

Okul, iş yeri, alışveriş merkezleri gibi kalabalık ortamlarda havada asılı kalan adenovirüslerin gözlerde adenovirüse bağlı konjoktivite neden olduğunu söyleyen Yapıcı, kış aylarında bu rahatsızlığın salgına dönüştüğünün altını çizdi.

Dr. Yapıcı, halk arasında 'göz nezlesi' olarak bilinen bu hastalığın gözlerde kızarıklık, sulanma, çapaklanma, sulu ve beyaz bir akıntı, ışıktan rahatsız olma şeklinde belirti verdiğini ifade etti.

Yapıcı, hastalıktan korunma yollarını şöyle anlattı: "Bu tür virüslerin en çabuk bulaştığı organ gözlerdir. Gözlerimizi sürekli oynayıp kaşımamak, havlu, yastık kılıfı, mendil gibi kişisel eşyalarımızı ayırmak ve başkalarının eşyalarını kullanmamak, hapşırıp öksürürken mendil kullanmak ve elleri sık sık yıkamak bizi göz enfeksiyonlarından korur. Ayrıca, bulunulan ortamın sık sık havalandırılması ve eğer klima kullanılıyorsa klimanın filtrelerinin değiştirilmesi de son derece önemlidir."

GÖZ NEZLESİ, ORTAK KULLANILAN RİMEL İLE DE BULAŞABİLİR

Bayram Yapıcı, gözlerde oldukça yoğun kızarıklık, ağrı, yanma, batma ve sulanma ile seyreden hastalığın yaklaşık 10 gün kadar sürebileceğin belirtti. Konjoktiviti olan hastaların dokunduğu yerlere dokunmanın bile hastalığı bulaştırabileceğini kaydeden Yapıcı, ortak kullanılan makyaj malzemelerinin salgının bulaşmasında etkili olduğunu hatırlattı ve sürekli el yıkamanın salgından korunmada önemli olduğunun altını çizdi.

Dr. Yapıcı, göz nezlesinin tedavisine ilişkin ise şu bilgileri verdi: "Viral konjoktivitlerde hastalık genellikle tek gözde başlar, daha sonra diğerine de bulaşır. Bazı tipleri kendi kendine de iyileşebilir ancak ağır seyreden knjoktivitlerde uygun antibiyotik tedavisiyle duruma el koymak daha sağlıklı zira viral konjoktivitlerin bazı tiplerinde korneada kalıcı hasarlar oluşabiliyor. Ancak antibiyotik tedavisinde tedaviyi yarım bırakmamak çok önemlidir. Genellikle hastalar 2-3 günde nasılsa iyileştim diyerek antibiyotik alımını kesiyor. Bu gibi durumlarda hastalık tam olarak iyileşmediği için tekrarlayabiliyor."

Cihan