Gönderen Konu: Hangi Alimi Soruyoruz?  (Okunma sayısı 21731 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sekkaki

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 22
  • İlim ilim bilmektir,ilim kendini bilmektir...!
Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
« Yanıtla #45 : 12 Mart 2008, 18:42:00 »

Ebül-Leys Semerkandi hazretleridir...

Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerini Merv'de ilk tedvin eden (toplayan) alim olarak dikkat çekmiş, Kitab-üz-Zühd ver-Rekaik, El-Müsned, Kitab-ül-Cihad, Es-Sünen-fil-Fıkh, Kitab-üt-Tefsir, Kitab-üt-Tarih, Kitab-ül-Erbain isimli eserleri bulunan ve Tabiinin büyüklerinden olup devrinin en büyük hadis ve fıkıh alimlerinden olan alim kimdir?
Emsile evlek evlek
Binâ yağlı börek
Maksûd karış-kuruş
‘İzzî’ de kırıldı kiriş

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
« Yanıtla #46 : 13 Mart 2008, 11:31:05 »
ABDULLAH BİN MÜBÂREK


Tebe-i tâbiînin büyüklerinden. İsmi Abdullah ibni Mübârek bin Vâdıh Hanzalî Temîmî; künyesi, Ebû Abdurrahmân'dır. Hadîs, fıkıh âlimi, mücâhid ve zâhid idi. Tâbiînin, Peygamberimizi sallAllahü aleyhi ve sellem görenlerin sohbetinde yetişti. Din düşmanları ile muhârebelerde bulundu. Dünyâya ve dünyâlığa rağbet etmezdi. Emevî halîfelerinden Hişâm bin Abdülmelik devrinde 736 (H.118) yılında Merv'de doğdu. 797 (H.181) senesi bir gazâ dönüşü, Bağdâd yakınlarındaki Hît adlı yerde vefât etti. Türk asıllıdır.

İlk tahsîlini, Merv'de yapan Abdullah ibni Mübârek tahsîl için Bağdâd, Basra, Hicaz, Yemen, Mısır, Şam gibi ilim merkezlerine gitti. Bağdâd'da büyük âlimler ve evliyâ ile görüştü. Onların ders ve sohbetlerinden faydalandı. Hammâd bin Zeyd, Evzâî, Süfyân-ı Sevrî, Süfyân bin Uyeyne, Mâlik bin Enes gibi âlimlerden hadîs-i şerîf okudu. Dört bin kişiden hadîs-i şerîf dinledi. Bunlardan yalnız birinden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Kendisinden de büyük âlimler rivâyette bulundular. Hocalarının önde gelenleri arasında İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe rahmetullahi aleyh de vardı. Fıkıh ilmini ondan öğrendi. İmâm-ı A'zam vefât edince, İmâm-ı Mâlik'in derslerine devam etti ve ilimde yüksek bir dereceye ulaştı.

İlim tahsîlinden sonra tekrar Merv'e döndü. İlmi, edebi çok olup, az konuşmak âdeti idi. Geceleri ibâdet ile geçirirdi. Sözü senetti. Emânete pek riâyet ederdi. Şam'da birinden aldığı kalemi unutup veremeden Merv'e gelmişti. Kalemi sâhibine vermek için Merv'den tekrar Şam'a gitti. Eshâb-ı kirâm (radıyAllahü anhüm) ile onları gören Tâbiînin hâllerini anlatan eserleri okurken çok ağlar kendinden geçerdi. Peygamber efendimizi sallAllahü aleyhi ve sellem görüp sohbetlerinde bulunma şerefine kavuştukları için Eshâb-ı kirâmın üstünlüğünü anlatır ve:

"Muâviye'nin radıyAllahü anh, Resûlullah'ın yanında giderken, bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülazîz'den bin defâ üstündür." buyururdu.

Evinde hadîs-i şerîflerle çok meşgûl olduğundan; "Yalnızlıktan rahatsız olmuyor musun?" diye sorulduğunda; "Peygamber efendimiz ve Eshâbı radıyAllahü anhüm ile berâber olunca insan hiç yalnızlık duyar mı?" karşılığını verirdi.

Merv'de bir yıl ticâretle uğraşır, kazancının hepsini fakirlere dağıtırdı. İkinci yıl İslâmiyet'i yaymak için cihâda, düşmanla harbe giderdi. O, medresede müderris, hoca; câmide vâiz, şehirde tüccâr; harbde büyük bir kahramandı. Kılıç ve kalem sâhibi idi. Kalemiyle cihâda dâir eser yazdı, kılıcıyla da dillere destan olan kahramanlıklar gösterdi.

Abbâsîler devrinde Bizanslılarla yapılan harplerden birine katılmıştı. Abbâsî ordusu sessiz, sâkin ve aydınlık bir gecede Tarsus'un kuzeyinde karargâh kurmuştu. Tarsus'un sırtlarında İslâm ve Bizans orduları görünüyordu. İki taraf da kendilerini kuvvetli göstermek için alevleri göklere yükselen ateşler yakmışlardı. Bu ateş ocaklarından birinin etrafında tepeden tırnağa silâhlı askerler hilâl şeklinde oturmuşlar, ortalarında ise ince yapılı, nûrânî yüzlü bir zat onlara ders anlatıyordu. Kimse vaktin nasıl geçtiğinin farkına varmamıştı. Sözü kesip, duâsını yapınca istirahate çekildiler.

Sabah namazı kılındıktan sonra, harp hazırlıkları başladı. İki ordu karşı karşıya geldi. Bizans ordusundan iri yapılı, kendisi ve atı zırhlara bürünmüş biri kılıç sallayarak ortaya çıktı. Döğüşmek için müslümanlardan er istedi. Müslüman saflarından bir kahraman onun karşısına çıktı. Fakat, şehîd düştü. Bu hâl müslümanların gayretine dokundu, ikinci bir yiğit daha çıktı. O da şehîd oldu. Sonra birkaç er daha şehîdlik şerbetini içti. Rum ordusunda sevinç çığlıkları yükselirken, müslüman ordusunda tekbir ve Allah Allah sesleri ortalığı çınlatıyordu. Bu sırada müslüman askerlerin arasından, atının üzerinde heybetli birinin meydana çıktığı görüldü. Tamâmen zırhlara bürünmüştü. Fakat kimse tanımıyordu. Rum'un karşısında dimdik durdu. Herkes son derece heyecanlı idi. Çarpışma başladığı gibi, çevik bir hareketle kılıcını Rum'un göğsüne sapladı. Müslüman saflarında tekbîr sadâları yükseliyordu. Rum tarafı ise şaşkına döndü. İkinci çıkan er de birincinin âkibetine uğradı. Sonra birkaç kişiyi daha öldürdü. Müslümanlar son derece sevinçliydi. Müslüman er yerine dönünce bu kahramanın Abdullah bin Mübârek hazretleri olduğunu görüp hayret ettiler.

Eserleri:

1) Kitab-üz-Zühd ver-Rekâik: Peygamber efendimizin sallAllahü aleyhi ve sellem, Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiîn'in ibâdet, tevekkül, tevâzû ve kanâata dâir sözlerinden meydana gelmiştir. 2) Kitâb-ül-Cihâd: Cihad ile ilgili hadîs-i şerîfleri ihtivâ eder. Keşf-üz-Zunûn'da bu ikisinin onun ilk eserleri olduğu zikredilmektedir. 3) Müsned, 4) Kitab-ül-Birri-Ves-Sıla, 5) Kitâb-üt-Tefsîr, 6) Kitabüt-Târîh, 7) Es-Sünen fil Fıkh.


soru.cenabu hak ahirette fakirlere kimi örnek göstwerecektir
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
« Yanıtla #47 : 25 Mart 2008, 03:03:08 »
Alıntı
soru.cenabu hak ahirette fakirlere kimi örnek göstwerecektir

Sorusunun yanıtı yok sanırım.Hocam yanıtı sizden alabilir miyiz?
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
« Yanıtla #48 : 01 Nisan 2009, 23:44:59 »
Alıntı
soru.cenabu hak ahirette fakirlere kimi örnek göstwerecektir

Sorusunun yanıtı yok sanırım.Hocam yanıtı sizden alabilir miyiz?

El-cevap: Isa aleyhisselami
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik