Gönderen Konu: Hazır cevaplar  (Okunma sayısı 24669 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı duha

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #30 : 21 Nisan 2009, 19:49:51 »

Zaman Nedir?
Bir toplantı sırasında, o yörenin en bilge kişisine " Zaman nedir?" diye sorduklarında, ondan şu cevabı alırlar:
- Şimdi zamanı anlatacak kadar zamanım yok.
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #31 : 22 Nisan 2009, 11:27:21 »
ACAİP
Bir köylü şehre girerken köpekler hücum etmiş. Taş alıp köpekleri def etmek için kaldırım taşlarına sarılmış. Çıkaramayınca şöyle demiş: Burası ne acaip memleket! Taşları bağlayıp, köpekleri salıvermişler!


İSKENDER’E YAKIŞAN
Bir fakir, İskender’in önüne çıkar:
-Az bir şey olsun, ihsan etmez misiniz?
-Az şey vermek bana lâyık değildir!
-İyi o zaman, çok ihsan ediniz!
-O da sana lâyık değil!..


GÜBRE BÖCEKLERİ

Yakın tarihimizin önemli nüktedanlarından Sakallı Celal, oldukça sıska, bir deri bir kemik görünümündeki çocuklarını alarak, bir dostunu ziyarete gitmiş. Adam şakayla karışık sormuş:
-Sakallı, bu gübre böcekleri sizin mi?
Hazır cevap Celâl’in cevabı müthiş olur:
-Evet efendim! Kokunuza geldiler!


KAÇ ÇEŞİT DOST VAR?

“Söyler misiniz, kaç çeşit dost var?” şeklindeki soruya, Şâir Bâki şu cevabı verir: “Üç çeşit dost vardır: Bir dost vardır; gıda gibidir. Sen onu her zaman ararsın. Bir dost vardır; ilâç gibidir. Lâzım olduğunda ararsın. Bir dost daha vardır ki hastalık gibidir. O seni arar.”


“NEYSE, SİZ GELDİNİZ YA!”

Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, İstanbul’a gidecek olan nedimi Şâir Nihat Bey’den, gelirken getirmesi için beyaz renkli, çok iyi bir eşek ister. Fakat Nihat Bey, eşeği almayı unutur. Mısır’a geldiğinde ise paşa haklı olarak hemen sorar: “Nihat Bey! Bizim eşek nerede kaldı?” Şâir şaşkınlıkla şöyle der: “VAllahi unuttum paşam! Şimdi sizi gördüm de hatırıma geldi!” Paşa, aldığı cevaba hiç memnun olmaz ama yine de gülümseyerek şöyle der: “Neyse, siz geldiniz ya; artık lüzûmu kalmadı!”


YALANCI
 Asker, komutanının karşısına çıkıp izin ister:
 “Komutanım! Karım, çocuğumuzun çok hasta olduğunu yazmış da…”
 “Yalan söylüyorsun! Çünkü karından gelen mektubu ben de okudum; hiç öyle bir şeyden bahsetmiyordu.”
 Asker selâm verir. Tam kapıdan çıkarken döner ve samimiyetle: “Komutanım!” der, “İkimiz de yalancıyız anlaşılan; çünkü ben evli değilim!”


DOĞRUSU BU
 Adamın biri, İmam-ı Ebu Yusuf’a öğrenmek istediği bir şeyi sorar. İmam da, “Bilmiyorum” der.
 Adam, “Mademki bilmiyorsun, öyleyse ne diye devlet hazinesinden boşuna aylık alıyorsun?” deyince, İmam şu cevabı verir:
“Ben, bildiklerim için para alıyorum. Bilmediklerim için alsaydım, hazinede para kalmazdı.”


BAKIŞ FARKI!
[/color]
Adamın biri, Muhammed Bin Vâsi'nin bacağındaki yarayı görüp, "Sana acıyorum" dediğinde, ondan şu cevabı almış:
- Ben, aynı yaranın gözümde çıkmadığına şükrediyorum.


MUTLULUK

Tolstoy'a "nasıl mutlu oluyorsunuz?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
- Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı ise hiç düşünmeyerek


NEYZENİN NEZAKETİ!

Mehmet Âkif, elini yıkadıktan sonra, Neyzen Tevfik’in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce:
- Hayır, diye bağırmış. Elimi daha yeni yıkadım.


UYKU KARDEŞLİĞİ

Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
Yanındaki talebesi:
- Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
- Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.



« Son Düzenleme: 19 Mayıs 2009, 19:39:44 Gönderen: günbatımı »
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı duha

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #32 : 19 Mayıs 2009, 00:48:53 »
İlk Ameliyat

Hasta kendisini ameliyat edecek doktora titirek sesle -Doktor bey demiş biliyor musunuz bu benim ilk ameliyatım Doktor: -Farketmez diye cevap vermiş . Zaten benimde ilk ameliyatım bu olacak!

Meslek Sırrı

Yargıç, hırsıza şöyle sorar: "Söyle bakalım, soyduğun dükkana nasıl girdin?" Hırsız, biraz düşündükten sonra soruyu şöyle yanıtlar: "Efendim, biz buraya yargılanmaya mı, yoksa meslek sırrı vermeye mi geldik ." der

Dünyalar Kadar

Babama sordum: -Babacım beni ne kadar seviyorsun? Babam cevap verdi; -Oğlum,seni dünyalar kadar seviyorum. -Peki dedim, babacığım dünyanın değeri ne kadardır? -Beş para etmez oğlum..!
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı setre

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1146
  • Hâzâ Tezülü
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #33 : 01 Ağustos 2009, 20:59:46 »
Mansiyon ödülü

Hava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki adama kibarca gülümseyerek sordu:
- Yemek ister misiniz efendim?
Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:
- Seçeneklerim neler?
Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:
- Evet veya hayır.

***

3 üncü lük ödülü

Bir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk
reyonunda bir türlü
istediği kadar büyük bir tavuk bulamayınca, onu izleyen reyon görevlisine
söylendi:
- Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?
Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi:
- Mümkün değil teyze, onlar ölü.

***
2 nci lik ödülü

Kamyon sürücüsü 'dikkat, alçak köprü' ikaz levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti. Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi. Kurtarıcı işine başlarken polis desıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze girmiş olmak için sordu:
- Köprüye sıkıştınız, he?
Sürücü canı burnunda homurdandı:
- Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.

***
1 inci lik ödülü

Trafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun bir nöbetin sonunda
polis nihayet aşırı hız yapan bir aracı durdurdu. Sürücü camı açtı. Ruhsat ve ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden çıkarırken keyifle gülümsedi.
- Sizi bütün gün bekledim.
Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle çekeceğim rahatlığıyla, iç
çekerek cevap verdi.
- Anlıyorum memur bey. Elimden geldiği kadar hızlı gelmeye çalıştım ben de.
Polis, dakikalar süren gülmesi kesilmeyince adama eliyle git, git işareti yaptı ve adam cezadan kurtuldu.
« Son Düzenleme: 12 Eylül 2010, 00:30:49 Gönderen: moderatör »
Hep ertelediğim zaman,bir türlü varamadığım diyardı...

Çevrimdışı nirvana

  • yazar
  • ****
  • İleti: 516
  • "Nerede oLursanız oLun, Allah sizinLe beraberdir"
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #34 : 06 Ağustos 2009, 13:32:16 »
Kral ördek avında av uşakları çevredeki ördekleri kışkırtıp, kralın önüne getiriyorlar.
sonunda hazret önünden geçen bir ördeğe ateş ediyorheyecanla dalkovuğuna soruyor?
 nasıl vurdum mu? vurdum mu?
majesteleri zavallı ördeğin hayatını bağışlamak alicenaplığında bulundular
Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana

Çevrimdışı nirvana

  • yazar
  • ****
  • İleti: 516
  • "Nerede oLursanız oLun, Allah sizinLe beraberdir"
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #35 : 06 Ağustos 2009, 14:48:32 »
padişahın biri patlıcan yemeğini çok severmiş bir gün yemekte
- şu patlıcan ne güzel sebzedir demiş; dalkavuğu hemen :
- haklısınız sultanım. bu patlıcan öyle lezzetlidir ki kırk çeşit yemeği olur, turşuşu olur,yemeye doyamazsınız  diye methiyeler  düzer.
bir kaç gün sonra yemekte yine patlıcan varmış . padişahda o gün tersinden kalkmış
-ne bu yahu yine patlıcan , yine patlıcan bari bir şeyede benzese diye kükremiş.
dalkavuk da ele almış:
- yaa evet sultanım zaten kara kuru bir şey tadı yok. kekremsi , yemeği yemek değil tatlısı tatlı, turşusu turşu,
padişah da :
- sanada bir şeyler oluyor daha iki gün önce patlıcanı öve öve bitiremedin ,bu günde yerin dibinebatırdın diye , dalkavuk hemen atıldı :
- aman sultanım ben sizin dalkavuğunuzum , patlıcanın değil.
Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana

Çevrimdışı nirvana

  • yazar
  • ****
  • İleti: 516
  • "Nerede oLursanız oLun, Allah sizinLe beraberdir"
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #36 : 06 Ağustos 2009, 14:50:35 »
önemli mevkide bulunan devlet adamı dalkovuğun birine
- sıfır nedir?
diye sormuş. cevap tam beklenildiği gibi olmuş:
- sizin huzurunuzda  ben.
Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana

Çevrimdışı Hulûs-i kalb

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 207
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #37 : 23 Eylül 2009, 17:25:00 »
Birgün sümbül-i sînâ hazretleri talebeleriyle dersteiken Hizir(a.s.) ordan geciyormus.
-Hizir (a.s.) geciyor demis.
Bütün talebeleri dersi birakip Hizir(a.s.)´i yakalamaya gitmisler.
Sadece Merkez efendi kalmis.
-Sümbül-i Sînâ hazretleri evladim sen neden gitmedin?diye sorunca.
-Efendim benim Hizirim da hazirim da sizsiniz demis...
ISLAMI KURTARMAYA DEGIL; ISLAMLA KURTULMAYA CALISALIM...

Çevrimdışı Hulûs-i kalb

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 207
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #38 : 23 Eylül 2009, 17:37:04 »
CENNETİN YOLU
Hristiyan din adamlarından biri, Ülkemize gelerek küçük bir çocuktan kendisine o şehirdeki kiliseyi göstermesini ister. Kiliseye ulaştıklarında, papaz:
-Aferin çocuğum, der. Yarın buraya gel de, sana cennetin yolunu göstereyim.
Çocuk, papazın niyetini sezerek:
- Siz, kilisenin yolunu dahi bilmiyorsunuz. Cennetin yolunu nasıl bileceksiniz ki?


 ÇANAKKALE İÇİNDE
İngiliz garson, Türk müşteriye:
-Çanakkalede çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz deyince, bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış:
-Orada ne işiniz vardı?

BÖYLE KORUNUR
Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder.
Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:
-Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin!

« Son Düzenleme: 12 Eylül 2010, 00:29:36 Gönderen: moderatör »
ISLAMI KURTARMAYA DEGIL; ISLAMLA KURTULMAYA CALISALIM...

Çevrimdışı Hulûs-i kalb

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 207
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #39 : 23 Eylül 2009, 17:41:13 »
ANLADIĞININ İSPATI
Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfike göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
-İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
-Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.

BİRBİRİNE BAĞLI
Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför:
-Aman hakim bey, diye sızlanmış. Benim yaşayabilmem, şoförlük yapmama bağlı.
Hâkim cevap vermiş:
-Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı.

AKŞAM YEMEĞİ
Yahya Kemâl, dostlarından birine:
-Bu akşam yemeği benimle yer misin? Diye sorunca, arkadaşı:
-Hay hay! Der. Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok!
Yahya Kemal gülümseyerek karşılık verir:
-İyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.


 HZ. ADEMİN MİRASI
Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
-Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci:
-İkimiz de Hazreti Ademin çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz.
Sultan Fatih:
-Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.

GÖNLÜMÜ FETHETTİĞİ İÇİN
Fatihe sorarlar:
-İstanbulu niçin fethettin?
Cevap verir:
-Önce o benim gönlümü fethettiği için!

DÜŞMANIN CANI
Şair Nefi bir toplantıda konuşurken, düşmanlarından biri içeri girmiş, fakat herkese selam verdiği halde kendisine:
-Merhaba canım! demiş.
Nefi durur mu? Hemen cevabı yapıştırmış:
-Derhal çıkıyorum.

FİKİR YAKALAMAK
Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim'e:
-Üç günden beri zihnimde önemli bir fikir saklıyorum, dediğinde, Ahmet Haşim, onun fikir üretmedeki kısırlığını ima ederek şöyle demiş:
-Günahtır yahu, salıver gitsin şu fikri. Zavallıcık günlerden beri tek başına kim bilir ne kadar sıkılmıştır?
ISLAMI KURTARMAYA DEGIL; ISLAMLA KURTULMAYA CALISALIM...

Çevrimdışı hakikatli

  • okur
  • *
  • İleti: 58
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #40 : 07 Şubat 2010, 00:57:47 »
Şair fuzuli ile şair ruhi'nin beraber geçtiği sokağın köşesinde bir köpek yatıyur,Bunu gören ruhi;üstadım,bu köpeğin burda olması,yatması fuzulidir aslında!Fuzuli'nin cevabı hazırdır;mademki,onun burda yatması fuzuli,vur tekmeyi kıçına,çıksın ruhi.!
Öyle bir devim'ki ben,hakikatte pireyim,bir delik gösterinde utancımdan gireyim...

Çevrimdışı ruy-ı zemin

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1109
  • Seher vakti bereket vakti...
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #41 : 31 Mayıs 2010, 10:31:06 »

YEMESİ KOLAY OLSUN DİYE

Timur'un hesaplarıyla ilgilenen memur hesaplarda yanlışlık yaptığı anlaşılınca;Timur yanlışlık yapılan kağıtları önce memura yedirmiş daha sonra yerine Nasrettin hocayı getirmiş.Hoca göreve geldikten sonra hesapları yufkaların üzerine yapmaya başlamış.Bunu gören Timur şaşkınlıkla hocaya sormuş:
“Neden hesapları yufkaların ezerine yapıyorsun?”
Hoca,şöyle karşılık vermiş Timur’a;
“Neden olacak,yemesi kolay olsun diye....”


İMAM ŞAMİL

Tarihimizde “Kafkas kartalı” diye geçmiş bulunan  İmam Şamil  yüz binlerce Rus ordularını birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştıran kahramandır.Üstat  Şeyh Celaleddin Efendinin dizi dibinde Tarik-ı Nakşibendiyyenin âb-ı hayat pınarından kana kana içmek suretiyle menaviyatın zirvesine yükselirken, sol eliyle kullandığı kılıcıyla tek başına ordulara  göğüs germek gibi bu dünyanın en büyük zevklerine de tatmaktan geri durmamıştır. Az bir kuvvetle uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini, esaretinden sonra aynı şekilde devam ettirmiştir. Ruslara esir düştüğünde;
Yemek esnasında, İmam Şamil’in iştahlı iştahlı yemek yediğini gören çar’ın:
“kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum” demesi üzerine etrafındakilerin kahkahaya boğuşları uzun sürmemiş Kafkas Kartalı:
 “Çar hazretleri kaygılanmayınız. Ben elhamdülillah müslümanım ve domuz eti yemem haramdır.”


BEN KİMİM

Büyük bir zat, makamı yüksek olan amire karşı hürmet etmeyince, Amir;
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun? der.
O büyük zat şu cevabı verir:
-Başı pislik(meni), sonu leş olan, ikisi arasında bir hamalsın!


ZİKİR

Nasrettin hoca kurnazlığıyla, aklıyla, hazır cevaplılığıyla tanınan bir simadır. Muhatabının sözünün altında kalmaz, ona en mükemmel cevap vermesiyle de meşhurdur. İşte size bir örnek:
 Nasrettin hoca bir iş işin şehre iner. İşi uzun sürdüğü için bir gün daha kalmak zorunda kalır. Geceyi geçirmek için, başka yerde kalacak bir mekan bulamadığı için, virane bir Han’da geceyi geçirmek üzere gider.
Sabah olunca Nasrettin hoca, han sahibinin yanına gider:
-“Yahu gece sabaha kadar yatamadım.”  der.Hancı;
-“Hayrola hoca efendi, niçin yatamadınız?” Nasrettin hoca;
-“Sabaha kadar duvarlar gıcırdadı, korktum ya... Ve sesten yatamadım.”
Hancı uyanık, şöyle cevap verir:
-“Yahu Hoca, sen bize canlı, cansız her şey Allah’ı  zikreder diye söylememiş miydin?”
Hoca:
-E evet!
Hancı:
-“İşte senin de bize bahsettiğin gibi, sabaha kadar duyduğun o gıcırdama sesleri duvarın Allah’ı zikretmesinin sesidir.” der.
Bu uyanık cevap üzerine Hoca şu cevabı verir:
-“Tamam ya işte, ben de zikirden coşup duvarın secdeye gitmesinden korktum”.


Öküz Ahmet Paşa

Osmanlı paşalarından, Öküz Ahmet paşa lakaplı bir paşa vardır. Bir gün bütün paşaların bulunduğu bir çadırda toplantıda bulunurken, çayırda otlayan münasebetsiz bir öküz, çadırın içerisine başını sokar;
            -“Mööö, möööö,” der.
Çadırda bulunan bütün paşalar bıyık altından gülmeye başlar. Paşaların kendine malum lakaptan güldüğünü fark edince, paşalara dönerek;
- Paşalar! Az önce içeri giren öküz ne dedi biliyor musunuz.? O öküz bana dedi ki;
-   “Yahu, hadi sen bizdensin...Peki bu Eşeklerin içinde ne işin var”


Cevaba bak 

Necip fazıl kısakürek, sakal bırakmaya karar verir ve bırakır. Sakallı halini görenler şaşırırlar. Hatta bazıları hakaret etmek bile ister. Fakat üstad bu. Hiç lafın altında kalır mı? Adama laik olduğu cevabı verir. Üstadın sakallı halini gören biri, üstada hakaret etmek için karşısına geçip sakallı halini kasderek;
-“Yahu Maymuna dönmüşsün!” der. 
Bu söz üzerine üstad adama haddini bildirir:
-“Öylemiii, peki o zaman arkamı döneyim!.."


"Üstüne etme!"

Başka bir gün, Necip Fazıl hoşlanmadığı birisiyle yemek yemek zorunda kalmış.Yemek için bir lokantaya gidip, normal bir masaya oturmuşlar. Garson siparişleri almak üzere masalarına gelip;
-Hoş geldiniz efendim, ne alırsınız, ne arzu etmiştiniz? diye sorar.
Necip Fazıl ile yemeğe gelen adam siparişini verir;
-Pilavın üstüne et!
Bunun üzerine garson Necip Fazıl dönerek siparişini sorar; Üstad da şöyle der;
-Benim, pilavın üstüne etme!

پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

zaman_1453

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #42 : 11 Eylül 2010, 23:41:13 »
   MEZARTAŞI YAZISI
    Behlül Dânâ'ya biri sorar:
    - Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım?
    Behlül Dânâ şu cevabı verir:
    - Şunu yazdır: "Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter."
  
 HAYAT NE ZAMAN BAŞLAR?
    - Hayat kırkından sonra başlar, diyen bir kişiye Said Turhan şu karşılığı vermiş:
    - Eğer otuz beşinde ölmezsen!..
 
 ÖLÜM NEDİR?

    Talebelerinden biri, Konfüçyüs'e:
    - "Ölüm nedir?" diye sorduğunda, Konfüçyüz'ün cevabı şu olmuş:
    - Hayat hakkında ne biliyorsun   ki, sana ölümden bahsedeyim.
  
  ORUÇ NASIL ŞİŞMANLATIR?
    Hekimoğlu İsmail'e, "Ramazan olmasına rağmen biraz kilo almışsınız?" dediklerinde:
    - Maalesef öyle oldu, demiş. Çünkü iki kişilik yemek yiyor, bir kişilik oruç tutuyorum.
  
« Son Düzenleme: 12 Eylül 2010, 00:25:33 Gönderen: moderatör »

Çevrimdışı omur

  • ömür
  • yazar
  • ****
  • İleti: 649
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #43 : 01 Ekim 2010, 02:25:43 »
Adam, kitapçı dükkanındaki bayan tezgahtarla dalga geçmek için sormuş: Hanımefendi 'Evin Reisi Erkektir' adlı kitap var mı..?
Tezgahtar bayan gülümseyerek "Malesef beyefendi masal kitabı satmıyoruz.." :):)

Çevrimdışı ıssızada

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 107
Ynt: Hazır cevaplar
« Yanıtla #44 : 03 Şubat 2012, 09:58:51 »
                                                       BRAVO..

Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini Victor Hugoya okuduktan sonra: -Üstad, diye sormuş. Şiirlerimi nasıl buldunuz? Victor Hugo: -Vezinsiz, kafiyesiz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak olmuşsunuz, demiş. Bravo doğrusu

SUSTURUCU TEDAVİ

Zamane gençlerinden biri,bir toplantıda Akifi küçük düşürmeye çalışıp:
- Siz baytardınız, değil mi? Demiş.
Akif, istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
- Evet,bir yeriniz mi ağrıyordu?

NE ALIRSINIZ?

Yahya Kemal bir yokuşu çıkıncaya kadar nefes nefese kalır. Yokuşun sonundaki lokantadan bir garson seslenir:
-Buyrun beyim ne alırsınız?
Yahya Kemal tebessümle:
-Evlat,müsaade edersen bir nefes alacağım.

  SIR SAKLAMAK

 Yavuz Sultan Selim, bir çok Osmanlı Padişahı gibi devletin selameti için sefer hazırlıklarını gizli tutarmış. Bir keresinde vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- Sen sır saklamasını bilir misin? diye sormuş.
Vezir, Yavuzdan cevap alacağı ümidiyle:
-Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Sultan Yavuz cevabı yapıştırmış:
-Ben de bilirim.

CENNETİN YOLU

Hristiyan din adamlarından biri, Ülkemize gelerek küçük bir çocuktan kendisine o şehirdeki kiliseyi göstermesini ister. Kiliseye ulaştıklarında, papaz:
-Aferin çocuğum, der. Yarın buraya gel de, sana cennetin yolunu göstereyim.
Çocuk, papazın niyetini sezerek:
- Siz, kilisenin yolunu dahi bilmiyorsunuz, diye cevap verir. Cennetin yolunu nasıl bileceksiniz ki?

 ÇANAKKALE İÇİNDE
İngiliz garson, Türk müşteriye:
-Çanakkalede çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz deyince, bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış:
-Orada ne işiniz vardı?

                    HASTANIN YEMEĞİ
Lokman Hekime:
-Hastamıza ne yedirelim? diye sorduklarında, şu cevabı vermiş:
-Acı söz yedirmeyin de, ne yese olur.

                    NEYZENİN NEZAKETİ!
Mehmet Âkif, elini yıkadıktan sonra, Neyzen Tevfik'in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce:
-Hayır, diye bağırmış. Elimi daha yeni yıkadım.

                      GÖNÜLSÜZ GÖNÜL
Abdülhak Hâmidin evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamide döner ve:
-Efendim, gönül kocamaz! der.
Hamid cevap verir:
-Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.

BİRBİRİNE BAĞLI
Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför:
-Aman hakim bey, diye sızlanmış. Benim yaşayabilmem, şoförlük yapmama bağlı.
Hâkim cevap vermiş:
-Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı.

          AKŞAM YEMEĞİ
 Yahya Kemâl, dostlarından birine:
-Bu akşam yemeği benimle yer misin? Diye sorunca, arkadaşı:
-Hay hay! Der. Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok!
Yahya Kemal gülümseyerek karşılık verir:
-İyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.

HAKLI ÖLÜM Sokrat ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
-Haksız yere öldürüyorsunuz, diye ağlamaya başlayınca,
Sokrat:
-Ne yani, demiş. Bir de haklı yere mi öldürseydim?

          HZ. ADEMİN MİRASI
Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
-Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci:
-İkimiz de Hazreti Ademin çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz.
Sultan Fatih:
-Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.
« Son Düzenleme: 03 Şubat 2012, 12:58:19 Gönderen: Tuğra »
'' Hudâ yardımcıdır ehl-i hüdaya ,

   Sizi ısmarladım hıfz-ı Hudâ'ya ''