Gönderen Konu: 'Huy' Sandığımız 'Takıntı'larımız  (Okunma sayısı 19450 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: 'Huy' Sandığımız 'Takıntı'larımız
« Yanıtla #15 : 14 Ekim 2009, 10:37:48 »

Halk arasında 'takıntı' olarak bilinen 'Obsesif Kompulsif' bozukluklar günlük hayatı cehenneme çevirebiliyor.

Örnekleri okudum da:  e56)) Çevirmez mi hiç?  Psikolojik hastalıklardan hep ürkmüşümdür. Tedavileri çok uzun süreli oluyor, her zaman olumlu sonuç vermeyebiliyor. Üstelik çevreyi, yakınları da çok çok etkiliyor. Örneklerdeki takıntılara sahip biriyle yaşadığımızı düşündüğümüzde (ki, hepimizde az-çok vardır bu tarz takıntılar), hayat gerçekten cehennem benzeri olur.

Fiziksel rahatsızlıklar öyle mi ama? İlacını, merhemini vs. kullanırsın, biraz da moral... İyileşirsin Allah'ın izniyle. Kötünün iyisi gibi birşey...

Teşekkürler, favorilerime ekledim bu konuyu...


Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Evham Kadınlar da Daha Fazla Olur
« Yanıtla #16 : 20 Ekim 2009, 08:48:28 »
 
Psikolog Tülay Durlanık Evham hastalığı hakkında sunduğu bilgilendirem toplantısında, Evham özellikle bayanların mustarip olduğu bir hastalık ve titizlik ile şüphe hastalığın en belirgin özellikleri dedi.

Hamburg`da düzenlenen Evham konulu etkinlikte Psikolog Tülay Durlanık, Takıntı ve takıntının hastalık boyutu olan Evham hastalığını ele aldı. Hamburg Türk Kadınları Kültür Derneği binasında düzenlenen toplantıda konuşan Dr. Durlanık, Evham hastalığı özellikle bayanların yakalandığı ve kişilere hayatı zehir eden bir hastalıktır.

Tedavi edilmemesi durumunda kronik bir hastalığa da dönüşebilir dedi.

Hastalığın genelde takıntı boyutuyla başladığına dikkat çeken Dr. Durlanık, Aşırı titizlik, şüphe ve vesvese hastalığın en çok görülen belirtileri.

Toplumun baskısı sonucu sürekli `çok temzi ve titiz` olması gerektiğini düşünen kadın zamanla ne kadar temizlik yapsa da yeterli olmadığını düşünüyor. Kadının başka sorunları da varsa bu düşünceler evham boyutuyla kişiyi hasta ediyor dedi.

Evhamlı insanın ailesini de huzursuz ettiğini ifade eden Dr. Durlanık, Kişi evde düzenin bozulacağından ya da her yerin kirleneceğinden korkarak aile bireylerinin hareketlerini kısıtlıyor. Kişi ocağın altını açık bıraktığı ya da kapıyı kilitlemediği kuruntularıyla evden çıkamıyor. Çocuklarının yardımı olmadan evden çıkamayanlar da var dedi.

HERŞEYİN AŞIRISI ZARARDIR

Hastalığın şüphe boyutunda hastanın sürekli aile fertlerine bir şey olmasından korktuğunu belirten Dr. Durlanık, Kişi sürekli çocuğunu, akrabalarını arayarak iyi olup olmadığını sorar, sürekli bir korku içinde yaşar. Bu da ailevi ilişkilerini zedeleyebilir.

Davranışların dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. Zira her şeyin aşırısı zararlıdır dedi. Dindar insanların arasında da evham hastalığının yaygın olduğunu belirten Dr. Durlanık, Dini gereklerini yerine getirirken kuralları yeterince uygulamadığını düşünen kişi sürekli hocalara ve din adamlarına kuralların uygulanması hakkında sorular sorarak şüphelerini gidermek ihtiyacı hissediyorlar dedi.

Dr. Durlanık, domuz gribi hastalığının evham hastalarının sayısını artırdığını belirterek, Kişi ellerini yıkamayı hastalık boyuna taşıyabiliyor dedi.

Dr. Durlanık hastalığa daha az yakalanma riski olan erkeklerde belirtilerin daha farklı olduğunu ifade ederek, Türkler arasında bu hastalığa yakalananların oranı yüzde 3 civarında.

Takıntı tedavi edilmezse 7-8 yıl içinde kronikleşerek evham hastalığına dönüşebiliyor. Evham hastalığı psikiyatrik ilaç tedavisi ve psikoterapi ile tedavi edilmesi gerekir dedi.

Post Gazetesi 
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7473
'Takıntılı' bir halimiz var!
« Yanıtla #17 : 01 Kasım 2009, 03:21:51 »
Kimi tırnaklarını yer, kimi evden çıktığında defalarca geri dönüp kapıyı kilitleyip kilitlemediğini kontrol eder, kimi ikide bir koltukları düzeltir, kimi sürekli ellerini yıkar, kimi saçlarını koparır, kimi kopardığı saçlarını yer...

Anormal bu davranışlar, insan hayatını mahvetmenin yanı sıra ciddi rahatsızlıklara yol açabiliyor. Nasıl yanlış beslenmeden dolayı midemiz ve iç organlarımız hasta oluyorsa, yanlış düşünce sebebiyle de beynimiz hastalanıyor. Bizim 'takıntı' olarak bildiğimiz bu hastalığın psikoloji bilimindeki adı obsesif kompülsif bozukluk. Ülkemizde takıntılı insanların oranı yüzde 2,5-3 civarında.

İnsanlar en çok temizliği takıntı haline getiriyor. Pek çoğumuzun çevresinde ikide bir elini yıkayan insanlar buna en bariz örnek. 'Kapıyı bacayı kapattım mı? Cebimden para mı düşürdüm? Ütünün fişini çektim mi?' tarzı şüpheli takıntılar, ikinci sırada. Hastalık takıntıları hemen akabinde geliyor ki, kişi sürekli hasta olduğundan yakınıp doktor doktor geziyor. Eşyaların düzenli ve simetrik olmamasından rahatsız olma, eğrileri düzeltme ve çizgileri eşitleme düzen ve simetri takıntıları arasına giriyor. 'Eşimi yemek yerken bıçaklar mıyım? Çocuğumu balkondan atar mıyım?' gibi saldırganlık takıntılarının yanı sıra, olmadık zamanlarda akla erotik takıntıların gelmesi gibi cinsel takıntılar da oluyor maalesef.

'Takıntı' konusunda uzun süre çalışan psikiyatrist Oğuz Tan bizim yine takıntı olarak bildiğimiz 'Takıntıya Akraba hastalıklar'ı da 'Dürtü kontrol bozukluğu' olarak adlandırıyor. Bu takıntılar ise düşünceden ziyade fizikî olarak gerçekleştiriliyor.

Toplumumuzda yaygın olan tırnak yeme bu gruba giriyor. Saç ve kıl koparma, kıl yutma, dudak koparma, 30-40 kiloya düştüğü halde hâlâ kendini şişman görme (anorexia) ve zayıflama isteği, iflasın eşiğine gelecek kadar alışveriş yapma, çirkin olmadığı halde dış görünüşünün anormal şekilde kötü olduğunu düşünme dürtü kontrol bozukluğu hastalıklarından sadece birkaçı.

Ne enteresandır ki bu gruba girenlerin yüzde 90'ını kadınlar oluşturuyor. Erkeklerin çoğu ise vicdan azabı ve suçluluk duygusu hissetmelerine rağmen seks bağımlısı ya da hayattaki her şeylerini kaybetmelerine rağmen kumarbaz olabiliyor. İhtiyaç duymadıkları ve kâr maksadı olmadığı halde hırsızlık yapma hastalığı da yine bu grubun içine giriyor.

Bir kişide birden fazla takıntı olabiliyor

Oğuz Tan'a göre bu hastalıklardan herhangi biri ailede bir kişide varsa diğerlerinde de olma olasılığı yüksek. (Aynı takıntı veya değişik bir takıntı oluşuyor). Genelde ergenlik döneminde başlayıp 20 yaş civarında belirginleşiyor ve bir kişinin birden fazla takıntısı aynı anda baş gösterebiliyor.

Birçok psikolojik rahatsızlık gibi takıntıların da tedavisi uzun sürüyor. İlaç ve psikoterapi şeklinde iki tür tedavi uygulanıyor. Özellikle obsesif kompülsif bozukluk grubuna giren takıntılarda ilaç oldukça etkili ve hastaların en az yarısında iyileşme gözleniyor. Dürtü kontrol bozukluklarında ise psikoterapi daha iyi sonuçlar veriyor. Ama Tan'a göre en etkin tedavi ikisini bir arada uygulamak. Şayet bir kişinin takıntısı uzun yıllar tedavi edilmezse kronikleşebiliyor ve ömrünün sonuna kadar devam edebiliyor.

Tırnaklar apandisit, saçlar mide taşı oluşturuyor

Cem Yılmaz'ın da senelerdir engel olamadığı bu dürtü kontrol bozukluğu, daha çok çocukluk döneminde başlıyor. Memorial Etiler Tıp Merkezi Dahiliye Uzmanı Dr. Murat Görgülü, tırnak yemenin pek çok zararı olduğunu vurguluyor. En başta da tırnağın içinde ve arkasındaki kirler ile mikroorganizmaları yemek bağırsak parazitlerine yol açıyor.

Zaman

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Şüphe Takıntısı
« Yanıtla #18 : 17 Kasım 2010, 21:49:52 »
Şüphe Takıntısı

Bu takıntı türü sağlıklı insanların birçoğunda hafif düzeyde görülür. Şüphe takıntısı hastalığı olan kişi, yaptığı bir eylemi yapıp yapmadığından bir türlü emin olamaz. Hatırlamaya çalışır, ama içinde bir ses yapmadığını ve gidip kontrol etmesi gerektiğini söyler. O da içindeki sese kulak verir ve gidip kontrol eder.

Boşuna kaygılandığını görüp içi rahat eder ve geri döner. “Ya iyi bakamadıysam” diye yeniden içine bir kurt düşer. Tekrar kontrol eder, yanıldığını anlayarak geri döner ama içindeki şüphe tekrar geri gelir ve huzursuzlaşır. Bir kez daha kontrol eder. Bu durum defalarca tekrarlanır.

Şüphe takıntısı olan birey, çeşmeleri kapatıp kapatmadığını, lambaları söndürüp söndürmediğini, ütü fişini prizden çekip çekmediğini, kapıyı ve pencereleri iyice kapatıp kapatmadığını defalarca kontrol eder ve buna rağmen içini kemiren şüphelerden kendini alıkoyamaz. Uzun bir süreliğine bir yere gidecekse, saatlerce evden çıkamaz;

çünkü her şeyi tekrar tekrar kontrol eder. Gittiği yerde içi yine rahat etmez; “acaba kapıyı iyice kilitledim mi, pencereleri sıkıca kapattım mı, ütü fişini prizden çektim mi, muslukları sıkıca kapattım mı? Ya eve hırsız girmişse, ya yağmur yağıp içeri suyla dolduysa, ya ütüden dolayı evde yangın çıkarsa...” vb. düşünceler yüzünden ya daha yolda, ya gittiği yerde ya da planlanan zamandan önce geri döner. Eve varır varmaz kuşkularının gerçek olmadığını görünce içi rahat eder, derin bir oh çeker.

Para sayma ile ilgili bir işte çalışan takıntı hastası, parayı defalarca sayar ve saydırır, yine de içinde bir kuşku kalır. Para üstünü veren veznedar/kasiyer, para üstünü tekrar tekrar saydığı halde, “ya para üstünü fazla verdiysem,” diye kaygılanır. Kimi cebindeki parayı eliyle sımsıkı tutar, iki de bir çıkarıp sayar, cebine koyunca, “cebime koyarken ya içinde birkaç banknot düştüyse,” diye düşünerek parayı yeniden çıkarıp sayar.

Yazı ve hesap-kitap işiyle uğraşan takıntı hastası, yaptığı hesabı yüzlerce kez kontrol eder, rakamları tek tek sayar. Bu tür hastalar işlerinde gerekli performansı gösteremediklerinden dolayı işlerini kaybetmeyle daha çok karşı karşıya kalırlar.

Kimi de bir şeyi defalarca tekrar eder; arkadaşıyla saat sekizde buluşacak olan biri, buluşma saatini defalarca tekrar eder, eve geldiğinde bu defa arkadaşını telefonla arar ve randevu saatini hatırlatır, yine olmaz bir süre sonra tekrar arar ve saati tekrar söyler.

Şüphe takıntısı olan öğrenci, sınavlarda bazı şeyleri devamlı kontrol etmekten dolayı daha iki soruyu cevaplamadan sınav süresi biter. Üniversite ve işe alınma gibi sınavlara katılan takıntı hastası, sınavda soruların tümünü cevapladığı ve bütün sıralamaları onlarca kez kontrol ettiği halde, sınav sonucu açıklanıncaya kadar içini kemiren yüzlerce düşünce aklından geçer:

 “Soru kitapçığından doğru cevap şıklarını cevap anahtarına aktarırken mutlaka kaydırma yaptım”, “adım gibi eminim ki, soru kitapçığının türünü yanlış işaretledim,” “şıkları iyice karalamadığım için sıfır alacağım” vb.

İbadet eden birinde şüphe takıntısı olduğunda günün büyük bir bölümünü abdest almakla ve ibadet etmekle geçirir. Abdest aldıktan sonra aklına ilk şüphe gelir: “Acaba kollarımı yıkadım mı?” Kollarına bakar, ıslak olduğunu görür; ama aklına ikinci şüphe takılır: “İki defa mı, yoksa üç defa mı yıkadım?” biraz düşünür tatmin olmaz yeniden abdest almaya başlar.

 Ağzına ve burnuna su alırken ve diğer uzuvlarını yıkarken çok dikkatlice sayar, tam abdesti bitirirken yeni bir vesvese yüreğine saplanır. Yüzümü yıkarken ya belirtilen yerlere kadar ıslatmadıysam...” tekrar başa döner. Namazın kılınma vakti biter; ama takıntılının abdesti bitmez ve üstü başı sırılsıklam olur.

Kimi abdestinden emin olmak için başkasının kendisini takip etmesini ister. Abdest aldığından emin olduktan sonra namaz kılacağı yere geldiğinde aklına başka bir kuşku gelir: “Acaba yolda abdestim bozuldu mu?”Aynı tekrarlar namaz kılarken devam eder. Aslında İslam dininde bu durumlar için kolaylıklar getirilmiş ve kişinin bu takıntısını kolayca kurtulmasını sağlar.

Çetin Özbey
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı s_e_v_a

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 4
Ynt: 'Huy' Sandığımız 'Takıntı'larımız
« Yanıtla #19 : 13 Nisan 2011, 17:39:12 »
Merhaba acaba yemek yiyenlerden rahatsız olanlar şapur şapur yeme gibi yaklaşımlarda olan insanlarda mı takıntı grubuna giriyor mesela bir insan  şapur şapur yemesi rahatsız edicidir ama istemedende yese hoş karşılanması gerekmez mi o insanın karşıdaki kişiyi rahatsız etmemek için ya yanından uzaklaşıyor yada rahatsız etmemek için yemiyor seyrediyor bu gibi sorunlarda ailenin kopukluğuna sebep oluyor yani bu gibi durumlara ne gibi önerileriniz var

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: 'Huy' Sandığımız 'Takıntı'larımız
« Yanıtla #20 : 13 Nisan 2011, 19:14:23 »
Sofra ve yemek yeme adabını öğrenmesini tavsiye ederiz, düzelmeyecek bir durum değil fiziksel bir engel yoksa.
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Arabayı Vurma Takıntısı
« Yanıtla #21 : 23 Ekim 2011, 22:10:17 »
Arabayı Vurma Takıntısı
 
Yine başka saplantılar zarar verme veya zarar görme şeklinde görülebilir. Araba ile birine vurursam saplantısı bir süre sonra ya vurduysama dönüşür. Ve kişi araba kullandığı yola dönüp birine vurup vurmadığını kontrol eder. Bir süre sonra bu kontroller de kendisine yetmez, hatta hastaneleri de kontrol etmeye başlar.

Bir süre sonra arabasını kullanamaz, bir süre sonra arabalara binemez, bir süre sonra evinden çıkamaz, bir süre sonra odasından, yatağından çıkamaz hale gelir. Çünkü kaçındığı durumla karşı karşıya gelmemek ister.

Böyle bir durumla karşı karşıya gelmemenin en iyi yolu ise hiçbir şey yapmamaktır. Hiçbir şey yapmamak onu hem depresyona iter hem de daha fazla mutsuz ve izole eder.

Tedavisi Kolay
 
Obsesif bozukluklar, devamlılığı olan ve inatçı hastalıklardır. Bu durumlar kişinin kontrolü dışında artar. Bu artışlar kişiyi işini yapamaz hale getirir.

Bu rahatsızlık sıklık olarak depresyon ve panik ataktan sonra üçüncü sırada görülür. Bu rahatsızlık genellikle kadınlarda daha sık görülmektedir.

Tedavide psikoterapi ile ilaç tedavisi birlikte kullanılır. Bu tür hastalıklar tedaviden oldukça yarar görmektedirler.

sağlıkveyaşam dergisi
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı tk1978

  • IZLEMCI
  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 456
Ynt: 'Huy' Sandığımız 'Takıntı'larımız
« Yanıtla #22 : 23 Ekim 2011, 23:25:11 »
Merhaba acaba yemek yiyenlerden rahatsız olanlar şapur şapur yeme gibi yaklaşımlarda olan insanlarda mı takıntı grubuna giriyor mesela bir insan  şapur şapur yemesi rahatsız edicidir ama istemedende yese hoş karşılanması gerekmez mi o insanın karşıdaki kişiyi rahatsız etmemek için ya yanından uzaklaşıyor yada rahatsız etmemek için yemiyor seyrediyor bu gibi sorunlarda ailenin kopukluğuna sebep oluyor yani bu gibi durumlara ne gibi önerileriniz var

Ortodontiste(Almancasi=Kieferorthopäde) gitmeniz´de fayda var. Yemek yeme adaplari elbette önemli, ancak bu gibi durumlar Cene yapisi veya dis yapisindan geliyor. Sayet burda bir sorun yoksa, cene, agiz ve dis kullanimini gelistirme teknikleri var. Mutlaka cözülür bir durum. Hele hele yasi ufaksa, aman cocukdur dememek lazim. Agir hasara yol acabilir bu durum. Dis hekimlerimiz malesef bu konu´da az bilgi veriyorlar.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Takıntılar Hayatınızı Kabusa Çevirmesin!
« Yanıtla #23 : 07 Mayıs 2012, 01:28:12 »
‘’Ellerimi yıkamadan duramam, kıyafetlerimi temiz olduğuna inana kadar yıkıyorum, bulaşık makinesi benden iyi temizleyemez, kapı kollarına dokunamam, başkasının evinde tuvalete giremem’’ gibi takıntılarınız mı var?

Dikkat, aşırı temizlik düşkünlüğü hastalık belirtisi… Halk arasında temizlik hastalığı olarak bilinen Obsesif Kompulsif kişilik bozukluğu hem kişiyi hem de çevresindekileri hasta ediyor.
 
Temizlik Hastalığı Nedir?
 
Temizlik hastalığı olarak adlandırılan bu hastalık aslında Obsesif Kompulsif bozukluklardan bir tanesidir. Takıntılı şekilde temizlik tutkunluğu, her şeyin kirli olduğu hissine inanma ve her şeyi sürekli yıkama silme gibi eylemlerin sürekli tekrarlanması temizlik hastalığı olarak adlandırılır.

Bunun altında yatan sebep anksiyete bozukluğu, şüphecilik ve emin olamama hissi, saplantılı düşüncelerdir. Diğer tüm takıntılarda olduğu gibi aynı süreci izler. Kişi bu bozuklukların mantık dışı olduğunu bildiği halde kendi davranışlarını engelleyemez. İstem dışı davranışlarını sürekli tekrarlayarak engellemeye çalışır.

Saplantılı düşünceden kurtulmaya ve unutmaya çaba gösterir. Fakat başarılı olamaz. Örneğin elini yıkadığı halde emin olamadığı için tekrar yıkayabilir. Bu hastalık tedavi edilebilir bir hastalıktır. Fakat tedavi edilmediğinde ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabilir.
 
Temizlik hastalığının belirtileri nelerdir?
 
— Kişi sürekli ellerini yıkar,
 
— Evi temizler,
 
— Eve gelen bir misafirin ardından kullandığı her şeyi temizleyebilir.
 
— Zamanın çoğunu temizlik yaparak harcar.
 
— Kirli olduğunu düşündüğü her nesneyi yıkar ve temizlemeden kullanamaz.
 
Temizlik hastalığına etki eden faktörler nelerdir?
 
Aslında takıntılara sebep olabilecek pek çok neden öne sürülmekteyse de kesin olarak nedeni bilinmemektedir. Biyolojik, psikolojik, çevresel faktörler neden olabilir.

Ailesi çok düzenli ve titiz ya da aşırı kuralcı olan bir çocukta bu tür saplantılı düşünceler ve buna bağlı olarak saplantılı davranış biçimleri gelişebilir. Örneğin annesi çok titiz olan bir çocuk ileride temizlik hastalığına yakalanabilir.

Aynı zamanda yakın bir dönemde yaşadığı acı bir olay da takıntılara sebep verebilir. Örneğin vefat, iflas, boşanma gibi yaşanan zor süreçlerden sonra Obsesif Kompulsif düşünceler ve eylemler görülebilir.
 
Temizlik hastalığı gibi takıntılı kişilik durumları bireyin yaşamını nasıl etkiler?
 
Öncelikle kişinin sosyal ve iş yaşantısı bozulur. Aşırı temizlik tutkusundan ötürü çevresindeki arkadaşları evine gelmek istemeyebilir. Kendisini bu durum karşısında mutsuz hisseder. Aynı zamanda bu tarz hastalıklarda kişi en çok kendisine zarar verir. Zamanın çoğunu temizliğe ayırdığı için zaman kaybı yaşar diğer yapması gereken hiçbir şeye konsantre olamaz.

Gerek ev ve sosyal çevresiyle gerekse iş ortamı ile ilişkileri bozulur. İş performansı önemli derecede olumsuz etkilenir. Evli ise eşi ve çocuğu ile iletişim bozukluğu yaşar. Kendisini temizlik yaparak sürekli hırpalar, günün sonunda yorgun ve bitkin düşer.

Bir dönem sonra kişi bedensel olarak da belirli rahatsızlıklara zemin hazırlamış olur. Örneğin bel, kas eklem ağrıları bu dönemde ortaya çıkabilir. Aynı şekilde zamanında tedavi olunmazsa bireyde depresyon gibi psikolojik birçok rahatsızlık da ortaya çıkabilir.”
 
Diğer Obsesif Kompulsif bozukluklar nelerdir?
 
“Sürekli kontrol etme “ütünün fişini çekmiş miydim, kapıyı kilitlemiş miydim, ocağı kapatmış mıydım” gibi sorular sürekli sorulur. Kişide emin olamama durumu, simetrik olarak nesnelerin düzenli durmasını istemek, ihtiyaç olur düşüncesi ile eşya ve giysileri biriktirmek..
 
Obsesif-Kompulsif kişilik ile takıntılı kişilik arasındaki farklar nelerdir?
 
Toplum arasında Obsesif olarak adlandırılan her kişi takıntılı kişilik bozukluğu yaşıyor olarak değerlendirilmez. Takıntılı kişilikte birey tutucu, titiz, garantici, sorgulayıcı tavırlar gösterebilir fakat bu durumdan şikâyetçi değildir.

Bunu diğer kişilerden daha üstün bir özellik olarak adlandırabilir. Hatta bu kişiler çalıştıkları iş yerlerinde denetleyici özellikleri iyi olduğu için şef, müdür gibi konumlara getirilirler. Onlar davranışlarından şikâyet etmeyebilir fakat çevresindekiler bu özelliklerinden dolayı onlardan rahatsız olabilir.
 
Obsesif Kompulsif bozukluklarda ise tam tersi bir durum söz konusudur. Kişi kendisinde oluşan aşırı şüphecilik ve saplantılı davranışlarından rahatsız ve mutsuzdur.
 
Nasıl tedavi edilir?
 
Bazı araştırmacılar bu hastalarda beynin ön kısmı olan frontal kortex ile içyapılardan bazal ganglionlar arasında iletişim kopukluğu olduğunu ileri sürmektedir.  Tedavide amaç öncelikle var olan hastalığı tedavi etmek sonra da hastalığın tekrarlamasını önlemektir. Bu amaçla üç tedavi yöntemi kullanılmaktadır.

Seçici serotonin geri alım inhibitörleri kullanmak. (Antidepresan ilaçlar)Bilişsel davranışçı terapi uygulamalarıTMS (Transkranial Manyetik Stimülasyon) tedavide kullanılabilir.
 
OKB’ de tedavi oldukça zor ve uzun solukludur. Genellikle ilaçlar nispeten daha yüksek dozda ya da birkaç ilaç kombine şeklinde uygulanır. OKB, tedavisi zor olan bir süreçtir. Ancak yine de üstesinden gelinemeyecek bir hastalık değildir.

Son zamanlarda ilaç tedavisi ile birlikte uygulanan, TMS tedavisinin oldukça etkili olduğu görülmektedir. TMS, sağladığı manyetik vurular ile bir nevi resetleme yaparak, frontal korteks ile bazal ganglionlar arasında ki uyumsuzluğu ortadan kaldırabilir ve böylece çok etkili ve çarpıcı sonuçlar verebilir.
 
Ayrıca, Obsesif Kompulsif bozukluklar kaygı hastalığı olduğu için “Davranışçı Tedavi” olarak adlandırılan eğitimsel terapi yöntemleri fayda sağlayabilir. Hastanın kirli olduğunu düşündüğü nesne ile temas etmesi sağlanır.
 
Obsesif Kompulsif bozukluklar inatçı hastalıklardır. Yenilemeler ve gerilemeler görülebilir. Terapi, ilaç tedavisi birlikte uygulandığında daha iyi sonuçlar verebilir. Ailenin davranış şekli bu konuda çok önemlidir. Aile takıntılarından dolayı kişiyi suçlamamalı, bunun bir hastalık olduğunun bilincine vararak, kişiyi en kısa zamanda tedavi ettirmelidir.

Dr. Mehmet Yavuz
 Nöroloji Uzm.
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
‘Takıntı Hastalığı’na Dikkat!
« Yanıtla #24 : 22 Eylül 2012, 14:21:55 »
‘Takıntı Hastalığı’na Dikkat!

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) hastalığının az tanınan ve bilinen bir hastalıktır. Türkçe’ye “Saplantı Zorlantı Bozukluğu” diye tercüme edilen hastalığın halk arasında “takıntı hastalığı” “titizlik hastalığı” veya “evham hastalığı” terimleri ile adlandırılır.
 
Obsesif Kompulsif Bozukluğu’nun (OKB) en iyi tedavisinin genel olarak bilişsel davranışçı terapidir. “Antidepresanlar da zaman zaman terapi ile birlikte kullanılır, ancak ilaçlar, OKB belirtilerini azaltmada tek başına çok etkili değildir.
 
Çünkü hafif derecede belirtileri olan hastaların çoğu doktora başvurmamakta ve bir kısmı da hastalığını gizlemektedir. Ayrıca toplumumuzda bu davranışlar, ‘ne kadar titiz kadın’, ‘evini bal dök yala’ ‘ne kadar düzenli ve tertipli çocuk’ ‘ne kadar dikkatli adam’ diye desteklenmekte ve onaylanmaktadır.

Halbuki evine bal döküp yalamaya niyetlendiği kadının hemen her gün bütün gününü evini temizlemekle geçirdiğini, daha insanlar kapıdan girmeden alarma geçtiğini, çocuklarını her gün baştan ayağa temizlediğini, ellerini saatlerce sabunla yıkadığını bilmemekte; ızdıraplı hayatından haberdar olmamaktadır.

Ancak çocukluk dahil her yaşta başlayabilir. Fakat hastalığın tanınmasına ve psikiyatriste başvurusuna kadar geçen süre bayağı uzun olmakta, ortalama 7 yılı bulmaktadır. Hastalık cinsiyet ayırmamakta, kadın ve erkeklerde hemen hemen eşit oranda görülmektedir.

Bunlara kuram diyoruz çünkü henüz kesin bir tek neden ya da nedenler bulunamamıştır. Psikolojik olanlar psikanalitik kuram ve öğrenme kuramlarıdır. Beyinde hücreler arası iletiyi sağlayan serotonin ve dopamin gibi maddeler ve bunlardan oluşan sistemler de sorumlu tutulmaktadır. Ayrıca OKB hastalarının birinci derece akrabalarında yüzde 20-25 sıklığında hastalığın görülmesi biyolojik nedenin etkin olduğunu düşündürmektedir.
 
Hastalığın klinik özelliklerini ise obsesyonlar, yani takıntılı düşünceler; kompulsiyonlar yani obsesyonları ortadan kaldırmak için yapılan eylemler ve kaçma/kaçınmalardır.
 
Tedavisi

Tek başına ilaç, tek başına terapi ya da ikisinin kombinasyonu… Terapide üç unsur üzerinde durulmaktadır. Bilişsel terapi ile düşünce sistematiği ve bilgi işleme sürecine müdahale edilmekte (obsesyonlar), davranışçı terapi ile hastanın aşırı biçimde yaptığı davranışlar (kompulsiyonlar) azaltılmakta ve kaçma/kaçınma davranışı önlenerek hastanın kısıtladığı fonksiyonlar artırılmaya çalışılmaktadır. Unutulmaması gereken bu işlemlerin hastanın aktif katılımı ile yapıldığıdır. Yani terapi hastaya uygulanan değil hastayla birlikte uygulanan bir işlemdir.
 
sağlık ve yaşam dergisi- Doç. Dr. Erhan Kurt
*~*~* TUĞRA *~*~*