Gönderen Konu: Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)  (Okunma sayısı 6930 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)
« : 08 Eylül 2009, 01:02:35 »

Mâlâyani ne demek?

Mâlâyani, "manası olmayan şey" demektir.

İnsan bir yolcu. Yolu belli, gideceği yer belli. Yola koyulup yolda olmak gerek.

Oyalanıp yolu uzatmak anlamsız. Unutup yoldan çıkmak bir felaket. Vaktin de bir sınırı var. Mühlet dolmadan menzile varmak lazım.

Yol kenarında şu bizi oyalayıp duran çarşı-pazarların, panayırların en güzelleri yolun sonunda kurulu. Dostlar, ahbaplar da orada, sohbet, muhabbet meclisleri de orada.

Yol kesicilere uymak, çığırtkanlara kulak vermek büyük zarar. Maksadı unutturacak, geri bıraktıracak, yolu uzatacak her şey boş ve anlamsız. Mâlâyani.

Boş işleri bırakıp, yol bilenlerin kervanına katılıp yol almalı.

Yoksa yol bitmeden ömür bitecek.

Bu dünyaya "Allah'a kulluk edelim" diye gönderildik. Fakat bazen bu en temel yükümlülüğümüzü ihmal ettiğimiz, zaruret de olsa bazı işleri gereğinden fazla önemseyip kulluk vazifemizin üstüne çıkardığımız, boş ve manasız meşguliyetlere kapıldığımız oluyor. İslâm terminolojisinde "mâlâyani" deniliyor bütün bunlara.

Mâlâyani bir nisyanın; yani insanın Allah'ı, kendisini ve vazifesini unutmasının, "kendini kaybetmesi"nin ilk işareti. Bu sebeple mâlâyani sayılan müşahhas (gözle görülür) tutum ve davranışlardan ziyade, mâlâyaninin zeminindeki "nisyan hali" daha tehlikeli.

Fakat mesele bir "kavram" olarak değil de, "sû-i misâl" olarak dondurulup kaynağından koparılarak anlaşıldığı için bu tehlikeyi yeterince ciddiye alamıyoruz.

Mâlâyaniyi bir de "kavram" olarak ele alıp kavramaya çalışalım.

Manasızlığı nasıl anlamalı?

"Manası olmayan şey" demiştik mâlâyani için. İnsanlar daha çok "maksadı" ve "faydası" olmayan tutum yahut davranışları "manasız" bulur. Tarifi biraz daha genişletip "manası, maksadı ve faydası olmayan fiiller" şeklinde ifade edebiliriz öyleyse.

İyi de, mâlâyani bile olsa hemen her davranış için pekala bir gerekçe bulunabilir. Size göre manasız olan bir şey başkaları için manalıdır. Hiçbir şey yapmamak, boş boş oturmak pekala birisinin maksadı olabilir. Diyelim ki sizin mâlâyani saydığınız bir televizyon programını bir başkası çok faydalı bulabilir.

Şu halde öncelikle mana, maksat ve fayda kavramları üzerinde anlaşmak gerekiyor. Hemen kısaca şunu söyleyelim: İman esaslarını referans almayan hiçbir fiilin, faili neyi iddia ederse etsin, manası, maksadı ve faydası yoktur.

Bir kişi küfür, şirk ve diğer kebairden salim olarak dahi dünyaya, "ahirette hasat edilecek bir ürünü ekmek üzere Allah tarafından kira gibi, geçici süreliğine bahşedilmiş bir tarla" manasından başka bir mana yüklerse, dünya o kişi için mâlâyani haline gelir. İnsanın maksadı Allah'ın rızasını ve ebedi hayattaki saadeti kazanmak olmalıdır.

Bu nihai maksada götürmek kaydıyla yoldaki menziller mesabesindeki ara hedefler de meşrudur. Nihai hedeften inhiraf (başka tarafa yönelme) zaten dalalettir. Dalalet kapsamına girmeyen ama rıza-yı ilâhiyi de gözetmeyen ve cenneti geciktiren emeller ise maksatsızlık yani mâlâyanidir.

Nihayet "fayda" dediğimiz, "ahiretteki hasenat hasılası"ndan başka bir şey değildir. Bu hasılatı çoğaltmaya matuf her şey faydalı, azaltan yahut daha da çoğaltma imkanı varken bunu kullandırtmayan her şey zararlıdır.

Bazen, "ben şu işi yapıyorum; tamam, bir faydası yok ama zararı da yok" türü savunmalara şahit oluruz. Müslüman mantığına uymayan bir gerekçedir bu. İslâm fayda ile zarar arasında orta bir noktayı kabul etmez. Bir şey ya faydalıdır, ya zararlı. "Ne zararı var?" sorusu yanlış bir sorudur. "Bir faydası var mı?" diye sormak gerekir. Faydası olmayan her şey zarar hanesinde yer alır.

Lehviyyat mâlâyanidir

Daha önce belirtildiği gibi mâlâyani hadislerden çıkarılan bir terimdir. Kur'an-ı Kerim'de geçmez. Kur'an'da "abes", "lağv", "la'b" ve "lehv" tabirleri kullanılır ki birbirine yakın bu kavramları birçok müfessir mâlâyani kapsamında düşünmüştür.

? Abes, "boş işlerle uğraşmak, lüzumsuzluk etmek, oyun oynamak" manasına gelir.

? Lağv ise daha çok sözle alakalıdır. Boş ve çirkin sözler, laf kalabalığı, seviyesiz konuşmalar, hep bir ağızdan bağırıp çağırmalar, rastgele yemin etme lağv'dır.

? La'b, alay etmek, dalga geçmek için oynanan oyunlar ile eğlenceyi ifade eder.

? Bunların içinde mâlâyaniyi tam olarak karşılayan tabir "lehv"dir ki temelde "hiçbir fayda sağlamayan meşguliyet, oyalanma, faydalı olandan alıkoyan veya vazgeçiren şey" demektir

Bilgi çağı değil mâlâyani çağı

Asr-ı Saadet'te insanları Rasullah s.a.v.'in tebliğ ve terbiyesinden uzak tutmak için müşriklerin değişik çarelere başvurduğu malum. Bu "müşrik çözümleri"nden biri de kitlelere hitap eden genç ve güzel cariyeler. Nadr b. Hâris'inki şarkı söylüyor, İbnü Hatal'ınki argo konuşmalar, fıkralarla, taklitlerle Kureyşlileri başına toplayıp eğlendiriyor, güldürüyor.

Bugün bizi hangi müşrik ya da fasığın cariyesi yahut televizyonu, bilgisayar oyunu, sineması, sporu, tatil eğlencesi, sun'i gündemi.. Peygamber s.a.v.'in tebliğinden uzak tutuyor dersiniz?

Evet, sayıp dökmeyelim. Ölçü şu: Zararsız, hatta zaruri gibi görünen ama bizi ibadetimizden, daha faydalı işlerden, ahiret için daha kârlı bir yatırımdan alıkoyan her şey mâlâyanidir.

Yaptığımız bir işin mâlâyani olup olmadığını anlamak için kitaplardan çok kalbimize bakalım bundan böyle. Bakalım o iş kalbimize Rabbini hatırlatıyor mu, unutturuyor mu ?

Ve ekliyorum günümüzün en büyük hastalıgı malayani

Alıntıdır.
« Son Düzenleme: 22 Mayıs 2013, 11:02:24 Gönderen: Mücteba »
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)
« Yanıtla #1 : 08 Eylül 2009, 03:37:39 »
İyi izah edilmiş.Teşekkürler Tuğra.

fasulye

  • Ziyaretçi
Ynt: Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)
« Yanıtla #2 : 08 Eylül 2009, 10:58:30 »
Günışığına çıkarmanız isabet oldu. İlk duyuyordum, sayenizde bir kavramı daha net öğrenmiş olduk.
Umarız hakiki gayeyi  hayata geçirmek nasip olurda, malayani meşgalelerden dezenfekte oluruz.
« Son Düzenleme: 08 Eylül 2009, 11:10:28 Gönderen: fasulye »

Çevrimdışı cennet_nuru

  • Cennet ucuz değil Cehennem dahi lüzumsuz değil...
  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 485
  • Her nefesimi SANA yönelmiş dualar eyle ...
    • sadakat.net
Ynt: Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)
« Yanıtla #3 : 10 Eylül 2009, 03:14:16 »
Rabbim cümlemize en kısa zamanda menzil'imize  varmayı nasip etsin inşaAllah
« Son Düzenleme: 10 Eylül 2009, 17:51:56 Gönderen: mystic »
O göremediğin koskoca derya gönlümdür...Gördüğün sahil ise dilim...Kıyılarıma vuran dalgalara şaşırma...!!Onlar aşktan gel-git'im...Beni kendinde,kendimde arama...Ben hem bende hem sende bir gizim...!!Beni Mecnun'dan Leyla'dan sorma...!!Ben sadece MEVLA'dan bir izim ... !!!

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7475
Ynt: Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)
« Yanıtla #4 : 24 Aralık 2009, 04:23:45 »

Teşekkürler Tuğra

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Ynt: Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)
« Yanıtla #5 : 11 Şubat 2010, 16:06:28 »
"Kişinin mâlâyânîyi (dînine ve dünyasına faydası olmayan şeyi) terk etmesi, dîninin güzelliğindendir."

(Hadîs-i Şerif—Tirmizî)

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)
« Yanıtla #6 : 16 Şubat 2010, 18:28:00 »
Teşekkürler Ay Işığı
*~*~* TUĞRA *~*~*

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)
« Yanıtla #7 : 08 Ekim 2011, 22:14:46 »
 Bir kimsenin müslümanlığının güzelliği, malayaniden kaçması ve lüzumlu şeyleri yapması ile anlaşılır.

İmam-ı Rabbani(H.Z.) Mektubat.1/157

Çevrimdışı lalegül

  • yazar
  • ****
  • İleti: 513
    • Sidre.net
Şu rahmete bakın ki,
insanlar bütün azalarıyla günah işlerken,
sadece diliyle yaptığı tövbeyle affolunuyor.

Aziz Mahmud Hüdai (k.s)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
“‘Allah Teâlâ’nın kuldan i’râzının (kulu sevmemesinin) alâmeti; onun, mâlâyani (mânâsız-faydasız-boş şeyler) ile meşgul olmasıdır.”

İslâm’ın temel hassasiyetlerinden birisi, dünya ve ahiret adına faydasız olan bir şeyi terk etmektir. Rasûlullah (s.a.v.) bu hususu bir hadislerinde şöyle ifade buyururlar: “Kişinin güzel Müslümanlığının alâmeti, gereksiz olan şeyleri terk etmesidir.” [Mâlik, Muvatta’, Husnü Huluk, 3]

“Mâlâyâni”, insanı hiçbir zaman alâkadar etmeyen, gereksiz ve onun ne bugünü ne de yarını için hiçbir faydası olmayan lüzumsuz şeylerle meşgul olması demektir. Öyle ki, meşgul olduğu şeylerin, ne şahsına, ne ailesine ne de milletine hiçbir faydası yoktur. İşte İslâmiyet'teki güzellikleri yakalayabilmiş biri, aynı zamanda lâubalilikten de uzaklaşmış demektir. Öyleyse bu hadîs, aynı zamanda insana, ne yapması gerektiğini de öğretmektedir. İnsan daima, yüce ve yüksek meselelerle meşgul olmalı… Uğraştığı her mesele ya doğrudan doğruya, ya da dolaylı olarak hem kendine, hem ailesine hem de cemiyete faydalı bulunmalıdır. Bir cihetle, ciddi insan olmanın tarifi de budur.

Henüz kendi çizgisini bulamamış ve frekansını tutturamamış bir insanın, o frekansta doğru bir şeyler yapması da düşünülemez. Mâlâyânilerle dolu olan bir insanın, her an “mâ ya’ni”ye açık olması da mümkün değildir. Evet kalbi ve kafası, sakat şeylerle dolu bir insan, nasıl ulvî ve sağlam şeylerle meşgul olabilir ki?!

Mâlâyâniyi terk etmek, büyük zatlara ait bir şiar sayılmıştır. Ve Rasûlullah (s.a.v.) bu durumu herkese özendirmiştir. Böylece kulluk adına büyük bir imtihandan geçtiğimizin farkına varılması sağlanmıştır.
Herkes kendi hayatına; ilgi duyup vakit ayırdığı aktivitelere bu gözle baktığında kendi muhasebesini yapabilir.

Burada bir gerçeği kaydedelim: Ömür sermayesi pek azdır. Kullukla alakalı lüzumlu işler, ibadet, taat ve hizmetler pek çoktur. Bunlar, birbiri içinde mütedâhil daireler gibidir. Mü’min, bunları bırakıp da mâlâyâni ile meşgul olmamalıdır.

İmâm-ı Rabbânî (k.s.) hazretleri, bağlılarından Molla Tâhir Bedahşî’ye yazdığı bir mektupta şu hadisi naklederler:
“Haberde geldi ki, ‘Allah Teâlâ’nın kuldan i’râzının (kulu sevmemesinin) alâmeti; onun, mâlâyani (mânâsız-faydasız-boş şeyler) ile meşgul olmasıdır.” [el-Mektubat, Fazilet Neşriyat, yyy., 1, 123]

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
"İster milli olsun, ister diğer maçlar olsun bunlar malayanidir."
« Yanıtla #10 : 05 Şubat 2016, 00:25:02 »
Bir hoca efendi "İster milli olsun, ister diğer maçlar olsun bunlar malayanidir." buyurmuş.

Ehli tasavvufun bu hususta çokkkk dikkatli olması lazım...

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mâlâyâni Konuşana, Sevgili Resülümüzün (A.S) Şaşma Sebebi
« Yanıtla #11 : 05 Şubat 2016, 00:27:13 »
Mâlâyâni Konuşana, Sevgili Resülümüzün (A.S) Şaşma Sebebi

Hadis-i Şerifte buyuruldu; "Âdem oğulcağızına şaşarım! Onun dili, azı dişleri üzerinde oturan iki meleğin kalemi, tükürüğü de mürekkepleri iken, nasıl olur da mâlayanî (dünya ve âhirette faydası olmayan sözlerle) konuşurlar." (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:120)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mektubât-ı Şerife - 1. Cild 133. Mektûbu Şerif

MEVZUU: Fırsatı ganimet bilmenin ve vakti zayi’ etmemenin (boşa geçirmemenin) beyanı hakkındadır....

***

İMAMI RABBANİ Hazretleri bu mektubu, Molla Muhammed Sıddık’a yazmıştır.

***
Gönderdiğiniz Mektubunuz geldi. Fırsatı ganimet bilmek ve vakti zayi etmemek lazımdır. Rüsum ve âdetlerden bir şey hâsıl olmaz (elde edilmez) ve Mazeret ve bahaneler hüsrandan (zarar ve ziyandan) başka bir şey ziyadeleştirmez (yani pişmanlığı ziyadeleştirir.)
Muhbiri Sadık (s.a.v) هلك المسوفون “Sevfeciler (ihmalkârlar;erteleyenler; ibadet ve tevbeyi geciktirenler) helak oldu” buyurdu. (Salatın etemmi ve selamın ekmeli Rasulullah efendimiz üzerine olsun)
Muhakkak mevcut olan ömür sermayesini Vehmi(hayali) işlere sarf etmek; mevhumu, mevcut için hıfs etmek(korumak) cidden kerihtir.(çirkindir) Çünkü vakit sermayesini daha mühim işlerde sarf etmek lazımdır.
Unutmak, geçici malayani, boş süsleri-zineti biriktirmeyi icap eder(davet eder)
Allahü Teâlâ bizi taleb lezzetinden bir zerre ile ve Masiva’ya Sükûndan (Karar kılmaktan) kurtuluş müyesser olana kadar Kararın ve sükûnun olmadığı bir zerre ile rızıklandırsın.
Kîl ve kâl(dedikodu)da hiçbir şey hâsıl olmaz elde edilmez. Muhakkak taleb olunan Kalb selametidir.(kurtuluşudur) İşin aslını tefekkür etmek ve malayaniden tamamen yüz çevirmek lazımdır.
 
Şiir
Hakkın sevgisi dışındaki her şey,
Velev ki şeker yemek olsun, öldürücü zehirdir.
 
Elçi üzerine düşen ancak tebliğ etmektir.


(1)   Sevfeciler: ihmalkârlar; ibadeti ve tevbeyi geçiktiren kişiler.

***
بسم الله الرحمن الرحيم
المكتوب الثالث والثلاثون والمائة Mektup.133
Kime dir?
إلى الملا محمد صديق أيضاMolla Muhammed Sıddık’a dır Yine
Ne Hakkındadır?
فى بيان اغتنام الفرصةFırsatı ganimet bilmenin beyanı
Daha?
وعدم تضييع الوقت Vakti zayi’ etmemenin(boşa geçirmemenin)beyanı hakkındadır.
قد وصل المكتوبTahkik mektubunuz Ulaştı geldi
الذىOl mektup ki
أرسلتهGönderdiğin
ينبغىLazım gelir
Ne?
اغتنام الفرصة Fırsatı ganimet bilmek
Daha?
وعدم تضييع الوقتVakti zayi’ etmemek
ولا يحصلHasıl olmaz (elde edilmez)
Ne?
شئHiç bir şey
Neden?
من الرسوم والعاداتRusüm(şekiller) ve adetlerden Daha?
ولا يزيدZait olmaz
Ne?
شئ Hiç bir şey
Neden?
من التمحل والتعللMazeretten ve bahanelerden
غير الخسارة Husrandan(zarar-ziyandan) başka
وقد قال المخبر الصادق
Tahkık Muhbiri sadık olan Peygamberimiz buyurdu
عليه Muhbiri sadık üzerine olsun
من الصلوات أـمها Salatın en etemmi
ومن التسليمات أكملها Selamın en ekmeli
هلك المسوفون
Sevfeciler(ihmalkarlar-ibadet ve tevbeyi geçiktiren) helak oldu
وصرفSarf etmek
Neyi?
نقد العمرÖmür sermeyasini
Öyle ömür ki?
المحقق الموجودMuhakkak mevcut olan
Neye sarf etmek?
إلى الأمر الموهومVehmi(hayali) işlere
Daha?
وحفظ الموهومMevhümü hıfs etmek(korumak)
Niçin?
للموجودMevcut için
مستكره جدا Cidden kerihtir(çirkindir)
فإن نقد الوقتÇünkü vakit(ömür)sermayesi
ينبغىLazımdır
Ne lazımdır?
أن يصرفSarf etmek
Nerede?
فى الأمر الأهم Daha mühim işlerde
والنسيةUnutmak
تستدعى İcab(davet) eder
Neyi?
أن تدخرBiriktirmeyi
لما لا يعنىMalayaniyi
Neden?
من المزخرفاتGeçici süslerinden
رزقنا الله سبحانهSübhan olan Hz. Allah bizi rızıklandırsın
Ne ile?
ذرة من لذة الطلب İsteme lezzetinden bir zerre ile
Daha ne ile rızıklandırsın?
وعدم القرار والسكونة Kararın ve sukunun olmadığı bir zerre ile
حتى تتيسر النجاةKurtuluş müyesser olana kadar
Neden?
من السكون إلى ما سواه تعالى MasivAllaha Sukundan (kakar kılmaktan)
ولا حاصلHasıl olmaz
Nerede?
فى القيل والقالKıl ve kal hakkında (Dedikodu)
وإنما المطلوبMuhakkak taleb olunan
Nedir?
سلامة القلبKalbin selametidir
ينبغىLazım gelir
Ne?
الفكرDüşünmek
Neyi?
فى الأصلMeselenin aslını
والإعراض Yüz çevirmek lazım gelir
Neden?
عما لا يعنىMalaya’niden
بالتمام Tamamıyla
( شعر ) .
كلماHer şey
دون هوى الحقHakkın sevgisi dışında
ولو*** أكل قند Velevki şeker yemek olsun
فهو سم قاتلO Öldürücü zehirdir
وما على الرسول Elçi üzerine düşen
إلا البلاغ .Ancak tebliğdir.
[/color]

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mektubât-ı Şerife – 1. Cild 143. Mektûbu Şerif

MEVZUU: Gençlik mevsimini ganimet bilip onu lüzumsuz olan oyun oyuncak işlere harcamamanın beyanı…

***

İMAMI RABBANİ Hazretleri bu mektubu, Molla Şemseddin'e yazmıştır.

***

Fukara dostu Mevlâna Şemseddin, gençlik mevsimini ganimet bilip onda başarılı olmaktadır. Oyuna oyuncağa sarfetmiyor. Onu, cevizle muzla değiştirmiyor.
Anlatılanın aksi yapıldığı takdirde, sonu nedamet ve esef olur. Elde hâsıl olan bir şey olmaz. Haberleşmek şarttır.

***

Beş vakit namazını, cemaatle kılmak uygun düşer.
Helâli, haramdan ayırd etmelidir.
Ahiret necatının yolu, Sahib-i Şeriat Resulûllah'a tabi olmaya bağlıdır.
Ona ve âline salâtlar ve selâmlar..
Fani lezzetlere, öldürücü nimetlere bakılmamalıdır.
Sübhan Allah, hayırlı işlerde başarı ihsan eder.


بسم الله الرحمن الرحيم
المكتوب الثالث والأربعون والمائة
Yüz kırk üçünçü mektup kimedir?
Molla şemsüddinedir إلى الملا شمس الدين
Ne hakkında?
Ganimet bilmek hakkında فى بيان اغتنام
Neyi ganimet bilmek?
Gençlik mevsimini موسم الشباب
Daha?
Gençliği sarfetmemenin beyanı وعدم صرفه
Nereye sarf?
Malayaniye إلى ما لا يعنى
Neden malayani?
Oyun ve eğlenceden من اللهو واللعب
Şu gençleri seven fakir olsun كان محب الفقراء
Kimdir o fakir?
Mevlana Şemsüddin مولانا شمس الدين
Nedir olsun?
Muvafık olsun موفقا
Daha nedir olsun?
Gençlik mevsimini ganimet bilici ومغتنما لموسم الشباب
Sakınıcı olsun ممتنعا
Neden sakınıcı?
Gençliği saretmekten من صرفه
Nereye sarfetmekten?
Oyuna فى اللهو
Daha?
Eğlenceye واللعب
Daha ne olsun?
Gençliği Çeviz ve Badem ve mukabil şeylerle değiştirici وتعويضه بالجوز والموز
Böyle olmazsa وإلا
Sonunda hiç birşey hasıl olmaz لا يحصل شئ أخيرا
Pişmanlık ve Teessüften başka غير الندامة والتأسف
Hiç bir şeyde faide vermez ولا يجدى شيئا
Şart والشرط
Haber vermektir الإخبار
Lazım gelir وينبغى
Ne lazım gelir?
Beş vakit namazı eda أداء الصلوات الخمس
Ne ile eda?
Cemaatle بالجماعة
Daha?
Helali ayırmak وتمييز الحلال
Neden ayırmak?
Haramdan من الحرام
Kurtuluş yolu وطريق النجاة
Öyle kurtuluş yolu ki;
Uhrevi olan الأخروية
Bu kurtuluş yolu nedir? هو
Şeriat sahibine Tabi olmaktır متابعة صاحب الشريعة
Onun (şeriat sahibinin) üzerine olsun عليه
Daha?
Onun âli üzerine olsun وعلى آله
Salat ve teslimat الصلوات والتسليمات
Lazım gelir وينبغى
Ne lazım gelir?
Olmaması lazım gelir أن لا تكون
Ne olmaması?
Fani olan lezzetlerin التلذذات الفانية
Daha?
Nimetlerin olmaması والتنعمات
Helak edici الهالكة
Nedir olsun?
Bakılan dikilen göz olsun منظورا
Nereye?
Kendisine إليها
Muhakkak subhan olan Hz Allah والله سبحانه
Hayırlı olan şeylere muvaffak kılıcıdır الموفق للخيرات


TOPLU MANASI

Yüz kırk üçüncü Mektup Gençliğin kıymetini bilmek ve gençlik mevsimini ganimet bilip oyun ve eğlenceden olan maleyaniye sarfetmemenin beyanı hakkında Molla Şemseddün’edir.
Fakîrleri seven mevlânâ Şemseddîn Gençlik zamanının kıymetini bilici Gençliğini oyun ve eğlenceye sarf etmekten sakınıcı olsun. Ceviz ve Bademe mukabil şeylerle ğençliği değiştirmenin sonunda pişmanlık ve teessüften başka hiçbir faide hasıl olmaz.

Hiçbir yerde faide vermez. Haber vermek şarttır. Beş vakit namazı cemaatle kılmak helali haramdan ayırmak lazım gelir. Uhrevi olan kurtuluş yolu şeriat sahibine tabi olmaktadır. Salat ve teslimat şeriat sahibi ve onun âli Üzerine olsun. Fani olan lezzetlere helak edici nimetlerin kendisine dikilen göz olmaması lazım gelir.

Hz Allah hayırlı olan şeylere muvaffak kılmıştır…

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mektubât-ı Şerife – 1. Cild 123. Mektûbu Şerif

MEVZUU: Farzlardan bir farzın kaçmasını istilzam eden gerektiren(vesile olan) nafile ibadet, hac bile olsa o nafilenin edasının malayaniye dâhil olduğunu beyan hakkındadır.

***

İMAMI RABBANİ Hazretleri bu mektubu, Molla Tahir Bedahşî'ye yazmıştır.

***

Rüşd manasında pek ileri kardeşimin mektubu vâsıl oldu. Kadehi, taallukat kirlerinden daima temiz kalsın.
Ey kardeş.
Bir haberde şöyle rivayet edildi:
— «Allah-ü Taâla'nın kulundan irazına alâmet odur ki: Onu, kendisine lâzım olmayan işlerle meşgul eder..»
Nafile ibadetlerden herhangi biri ile meşgul olmak; hem de farzlar arasından bir farzdan iraz etmek sureti ile lüzumsuz işlere dahildir.
Halini teftiş etmelisin. Ta ki bilesin: İştigalin nedir? Farz mıdır; yoksa nafile mi? Nice mahzurlar vardır ki, nafile haccın edasında İşlenir.
Uygun olan odur ki: Yeniden düşünüp mülâhaza edesin.
Aklı başında olana bir işaret yeter.
Selâm size ve arkadaşlarınıza.

بسم الله الرحمن الرحيم
المكتوب الثالث والعشرون والمائة123.Mektup
Kimedir?
إلى الملا طاهر البدخشى أيضا
Önceki mektupta olduğu gibi Molla Tahir Bedahşiye yazılmıştır
Ne hakkında?
فى بيان أن أداء النفل
Muhakkak nafile ibdetin edasının olduğuna beyan
وإن كان حجاVelevki hac ibadeti olsun
Nedir?
داخل فيما لا يعنىMalaya’niye dahildir
Ne zaman?
إذا استلزم
İstilzam ettiği,gerektirdiği zaman
Neyi?
فوت فرض من الفرائضFarzlardan bir farzın kaçmasını
قد وصلTahkık ulaştı
Ne?
مكتوب أخى الأرشدRaşit olan kardeşimin
لازال Daimi olsun
Ne?
كأسه طاهراTemiz olarak kasesi
Neden?
عن دنس التعلقاتDünya alakalarının kirlerden
أيها الأخEy Kardeşim
قد ورد فى الخبرHaberi Sadıkta varid oldu ki,
علامة إعراض الله تعالى عن العبد
Allahü Tealanın kulundan yüz çevirdiğinin alameti
Nedir?
اشتغاله بما لا يعنيه
Kulun malayani ile meşgul olmasıdır
والاشتغال بنفل من النوافل
Nafilelerden bir nafile ile meşgul olmak
Ne ile?
مع الإعراض عن فرض من الفرائض
Farzlardan bir farzdan yüz çevirmek ile beraber
Nedir?
داخل فيما لا يعنىMalayaniye dahildir
فلزمكVaziyet böyle oluca sana lazım gelir
Ne?
تفتيش أحوالكAhvalini kontrol etmen
Niçin?
لتعلم Bilmen için
أن اشتغالك بأى شئSenin meşguliyetin hangi şeydir
بنفل أو يفرضNafilemi veya farzmı
وكم من محظور يرتكب Nice mahzurlar işlenmektedir
Nerede?
فى أداء الحج النفلNafile haccın edasında
فينبغىlazım gelir Ohalde
Ne?
أن تلاحظ ملاحظة جيدةİyi bir mulahaza ile düşünmek
العاقل تكفيه الإشارةAkıllı olana işaret kafidir
والسلام عليكم وعلى رفقائكم .
Size ve doslarınıza selamlar.

TOPLU MANASI

123.Mektup Molla Bedahşiye yazılmıştır.
Farzlardan bir farzın kaçmasını istilzam eden gerektiren(vesile olan) nafile ibadet, hac bile olsa o nafilenin edasının malayaniye dâhil olduğunu beyan hakkındadır.
Raşit (doğru yolda) olan kardeşimin mektubu ulaştı. Kâsesi Dünya alakalarının kirlerinden temiz olarak daimi olsun.
Ey Kardeşim, Haberi sadıkta varid olmuştur ki,
Allahü Tealanın Kulundan yüz çevirdiğinin alameti Kulun malayani ile meşgul olmasıdır. Farzlardan bir farzdan yüz çevirmek ile beraber nafilelerden bir nafile ile meşgul olmak malayaniye dâhildir.
O halde Meşguliyenin nafile mi farz mı hangi şey olduğunu bilmen için hallerini kontrol etmen lazımdır.
Nafile haccın edasında nice mahzurlar işlenmektedir.
O halde İyi bir mülahaza ile mütalaa etmen düşünmen lazımdır. Akıllı olana işaret yeter.
Size ve dostlarınıza selam ederim.