Gönderen Konu: Hz.Allah'ı Unutmanın İlk Alameti (Mâlâyani)  (Okunma sayısı 6791 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mâlâyaniyi (Faydasız Şeyleri) Terk Etmek
« Yanıtla #15 : 05 Şubat 2016, 00:51:16 »

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ. (خ)

“Hakiki Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların selâmette kaldığı (zarar görmediği) kimsedir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)




Mâlâyaniyi (Faydasız Şeyleri) Terk Etmek

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

 “Allâhü Teâlâ’nın bir kuldan razı olmadığının alameti, onun mâlâyânî (dîni ve dünyası için zarûrî olmayan şey) ile meşgul olmasıdır.”

Yani her kim faydasız, boş şeyler ile meşgul olursa Allâhü Teâlâ ona gazab eder, duâsını kabul etmez, böyle kula ihsân nazarıyla bakmaz.

Her kim de mâlâyaniyi terk edip vakitlerini kulluk vazifeleriyle ve ibadetlerle ihyâ ve îmar ederse Allâhü Teâlâ da onun güzel amellerini kabul eder, günahlarını affeder, duâsını kabul ederek ona iltifât eder.

Ömrünün pek az bir anını dahi yaratıldığı gâyenin haricinde geçiren kimse kıyâmette o an için nihayetsiz pişmanlık çeker. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Muhakkak cennet ehli aslâ pişman olmazlar. Ancak dünyada Allâhü Teâlâ’yı zikretmeden geçirdikleri saatler için pişmanlıklar çekerler.”

Akıllı kimseye layık olan vakitlerinin en ufak bir kısmını dahi geçici zevklerle zayi etmemektir.

Lokman Hakîm bir kardeşine şöyle yazmış idi:

“Ey kardeşim, gününü faydasız şeylerle meşgul ederek zayi ettirmek için ziyaretine gelen dostlarından sakın. Zira dünya ve âhiret saadetine o gününde işleyeceğin hayırlı amellerle nâil olursun. Günlerini hayırlı ameller işlemeden zayi edersen dünya ve âhirette ziyana uğrarsın.”

Hazret-i Ali kerremallâhü vecheh buyurdular:

“Kendi ayıplarını ıslâh etmek (düzeltmek) için işlediği ameli, insanların ayıplarını araştırmaktan alıkoyan kimseye müjdeler olsun.

Evinde oturup, helâlinden azığını yiyen, ibadetlerle meşgul olup günahlarına ağlayan kimseye de müjdeler olsun.

Bu kimse kendi nefsini ıslâh ile meşgul iken insanlar da ondan dolayı rahat ve huzurlu olurlar.” (Hâdimî, Eyyühe’l-Veled Şerhi)


(16 Kasım 2015 Pazartesi, Fazilet Takvimi Arkası)


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
“Mürîd İbnül Vakt Olmalıdır”
« Yanıtla #16 : 05 Şubat 2016, 00:52:52 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

(قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ اَلصِّحَّةُ وَالْفَرَاغُ. (خ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“İki nimet var ki, insanların ekserisi onda aldanmıştır; sıhhat ve boş vakit.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)



31
Aralık Perşembe 2015

Ayın Safhaları


Rûmî: 18 Kânûn-ı Evvel 1431 Hicrî: 20 Rebîulevvel 1437

Sultan Beşinci Murad'ın Hal'edilip İkinci Abdülhamîd Han'ın Tahta Çıkışı (1876)


En Kıymetli Sermâye: Ömür

İnsanın ömrü en kıymetli sermayesidir. Ne kazanacaksa onunla kazanacaktır. Hattâ insanın ömrü, içinde bulunduğu andan ibaret gibidir. Kârsız geçen her an, o kıymetli sermayeden heder edilen bir ziyan, bir hüsrandır.

İnsan ömrünün son bir anında da olsa kendisine ebedî cenneti kazandıracak salih bir iş yapmağa muvaffak olabilirse geçen bütün zayiatı telâfî ederek o husrandan kurtulmuş olur. Bu sayede insan ömrünün içinde bulunduğu her lâhzasını (anını) fırsat bilmeli, geçirmiş olduğu fırsatları telâfî için bir vâsıta kılmalıdır.

Böyle vaktinin kıymetini bilmek manasına tasavvufda “mürîd ibnül vakt olmalıdır.” Yani ömrünün ve bilhassa içinde bulunduğu vakit ve hâlin kıymetini bilmeli ve onunla yarın âhıreti için ne kâr, ne hayır edebilmek mümkün ise onu kazanmağa çalışmalıdır, demişlerdir.

İşte vakit böyle bir fırsat ve ömür bütün anlarıyla -kâr ve zarar eden- bir sermayedir ve Allâhü Teâlâ’nın bize en büyük nimetlerindendir.

Zaman geçtikçe insanın ömrü eksilir. Nitekim “Ve’l-asr” Sûresinin tefsîrinde şöyle denilmiştir:

O acîb olan asra, zamana iyi dikkat ediniz. Çünkü o geçtikçe insan büyüyorum çoğalıyorum, yaşıyorum zanniyle sevinir. Hâlbuki o asır hep onun ömrünü yemekte, o geçen gece ve gündüzler vücudunu kemirmekte ve bu suretle o her dem hüsran içinde kalmaktadır. Ancak îmân edip de güzel ameller yapanlar müstesnadır.

Bir de bir takım kimseler gördükleri fenalıkları, çektikleri hüsranları hep zamandan bilerek şikâyet ederler, zamanların uğursuzluğundan bahsederler. Hakikatte ise zamanın aybı, kabahati, zararı yoktur. O değerli bir ni’mettir. İnsanlardan zamanın kadrini bilip de salâha çalışmayanlar hüsranda, ziyandadır. Allah böylelerinin cezalarını verir.



Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mâlâyâni (Faydasız Şeyler)i Terketmek
« Yanıtla #17 : 05 Şubat 2016, 00:55:32 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym

"Kişinin mâlâyaniyi (din ve dünyasına faydasız şeyleri) terk etmesi müslümanlığının güzelliğindendir."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)




02
Ağustos Cumartesi 2014

Hicrî: 6 Şevval 1435 - Rûmî: 20 Temmuz 1430

Birinci Cihan Harbi'nde Seferberlik İlanı (1914) • Irak'ın Kuveyt'i İşgali (1990)


Mâlâyâni (Faydasız Şeyler)i Terketmek

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Malayaniyi terk etmesi kişinin İslâm'ının güzelliğindendir." buyurdular. Yani, Kur'ân-ı Kerîm'i ses ile güzelleştirmek gerektiği gibi İslâm'ı da malayaniyi; faydasız söz ve işleri terk ederek güzelleştirmek lazımdır.

Hasan-ı Basrî (rh.) "Allâhü Teâlâ'nın bir kuldan rahmetini uzaklaştırdığının alameti onu mâlâyânî ile meşgul kılmasıdır" demiştir. Mâlâyânî, konuşmada daha çok olur.

Resûlullâh Efendimiz aleyhisselâm şöyle buyurdu:

"Ey Ebû Hüreyre! Kalemin senin hatalarını yazmamasını istersen Allâhü Teâlâ'nın farz kıldıklarını eda et (vaktinde yerine getir), faydasız hiçbir sözü ağzına alma."

Hz. Ebubekr-i Sıddîk (r.a.) "Ne olaydı dilsiz olsaydım ve Allâh'ı zikretmekten başka bir söz söyleyemiyeydim" buyurmuş idi. Kişiye faydası olan söz ve iş; dîn ve dünya işleri için gerekli olan yemek, içmek, giyecek ve mesken gibi ihtiyaçlarını görmek için yapacağı işler ve konuşmalar fuzûlî değildir. Bundan başkası mâlâyanidir; faydasızdır. Zira insanın bu dünyaya gönderilip ona ruh verilmesi, kemâlât (manevi faziletleri) elde etmek, kazanmak içindir. Bunun şuurunda olan kimse sözünü uzatmaz, kendi işiyle meşgul olur ve işi bittiğinde hemen Allâh'ı zikreder. Çünkü zikir, saâdet hazinelerinden bir hazinedir.

Atâ bin Rebâh (rh.) buyurdu: "Sizden öncekiler -Ashâb-ı Kirâm aleyhimü'r-rıdvân- çok konuşmayı hoş görmezlerdi."

Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.): "Dilini faydasız söz söylemekten tutana ve malından fazlasını -Allâh için- harcayana müjdeler olsun" buyurdular.

Faydasız söz söyleyen vaktini boşa geçirmiş olur. Halbuki o vakitten hesaba çekilecektir. Bunun için "Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesâba çekiniz." emrine uyarak ömür sermayesini ziyan etmemek lazımdır.



Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Faydasız Söz Söylemek | Sâlihlerin Ahlâkı
« Yanıtla #18 : 05 Şubat 2016, 00:57:32 »

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kıyâmet günü mü’minin terâzisinde güzel ahlâktan daha ağır hiçbir şey yoktur. Allâhü Teâlâ, çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyen kimseyi sevmez.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî) 



07
Mayıs Pazartesi 2012

Hicrî: 16 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 24 Nisan 1428


Osmanlı-Amerikan Ticaret ve Dostluk Antlaşmasının İmzalanması (1830)


FAYDASIZ SÖZ SÖYLEMEMEK

Allâhü Teâlâ, Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) buyurdu:

Yâ Muhammed! (s.a.v.) Şüpheli şeylerden sakınmak dinin başı ve sonudur. Susmak âdetin olsun. Zira faydasız söz söylemeyenlerin gönlünü ma'mûr ederim. Lüzumsuz konuşanların gönlünü, çok söylemek ve çok konuşmak yüzünden harap ederim.

Yâ Muhammed! (s.a.v.) İbâdet on kısımdır: Dokuzu helâl yemektir, biri de susmaktır.
Bir kişi oruç tutsa ve mâlâyânî (dünyaya ve âhirete faydası olmayan şeyler) konuşmasa onun karşılığı nedir, bilir misin? Faydasız söz söylemeden tutulan oruç kişiyi hikmet sahibi yapar. Hikmetin mirası marifettir. Marifet sahibi de bana yakındır.

Kim benim rızâma uygun hareket ederse ona üç şey veririm:
1. Asla aklından çıkmayacak bir ilim,
2. Asla unutmayacağı bir zikir,
3. Benden başkasını sevmeyeceği bir muhabbet. Beni sevdiğinde ben de onu severim, halka dahi sevdiririm.


SÂLİHLERİN AHLÂKI

Bir gün (İmâmı Azam hazretlerinin talebelerinden) Ebû Yusuf (rh.) Harun Reşid'in (rh.) huzuruna girdi. Harun Reşid ona 'Ebû Hanife'nin ahlâkını bana anlat.' dedi. Ebû Yusuf (rh.) 'Vallâhi o, Allâh’ın haramlarından şiddetle kaçınır, dünyaya kıymet verenlerle oturup kalkmaz, çoğu zaman susardı; Devamlı tefekkür ederdi. Ağzından mâlâyâni laflar çıkmaz, boş konuşmazdı. Kendisine bir sual sorulduğu zaman, biliyorsa cevap verirdi.
Ey mü’minlerin Emiri! Ben onu hep kendini ve dinini koruyan, insanların ayıpları ile değil de kendisiyle meşgul olan biri olarak bildim. Hiç kimse hakkında hayırdan başka bir şey söylemezdi.'


Harun Reşid (rh.) ‘Bu sâlihlerin ahlâkıdır.’ dedi.


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Fudayl bin Iyaz rahimehullah buyurdular ki:
« Yanıtla #19 : 05 Şubat 2016, 01:00:31 »
Fudayl bin Iyaz rahimehullah buyurdular ki: “Şunları yapan kimse mürüvvete nail olur:

1.   Ana babasına iyilik yapan,
2.   Akrabalarını ziyaret edip gözeten,
3.   Kardeşlerine ikramda bulunan,
4.   Ailesine, çocuklarına ve hizmetçilerine karşı ahlâkı güzel olan,
5.   Dinini yaşayıp muhafaza eden,
6.   Malını haramdan koruyan ve malının zekâtını veren,
7.   Dilini kötü sözlerden koruyan,
8.   Evini ihmal etmeyen,
9.   Mâlâyânî (dünyâ ve âhirete faydasız şeyler) ile uğraşanlarla oturup kalkmayan.”


---

Mürüvvet:

İnsanlığa uygun olan, güzel görülen şeyleri yapmak, yerilmeyi gerektiren hallerden kaçınmak demektir. Bunun zıddı, namerdliktir. Açıkça yapılmasından utanılacak bir işi, gizlice yapmamak ve yapılan bir iyiliği unutmamak ve fırsat düştükçe karşılığında iyilik yapmak da bir mürüvvettir. (17 Temmuz 2015 Cuma, Fazilet Takvimi Arkası)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Zamanın Ehemmiyeti : “86400 Saniye”
« Yanıtla #20 : 05 Şubat 2016, 01:03:41 »
86400 Saniye



 Bankada bir hesap sahibi olduğunu düşün, hesabına her sabah 86.400 dolar para yatırılıyor, fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasın, ertesi güne transfer edilemez. Paranı kullansan da kullanmasan da hesap her akşam sıfırlanıyor. Ne yaparsın? Tabii ki hepsini harcamaya çalışırsın; Hepimiz, Zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz;

 Her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz; yarına transfer edilemez, Her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır. Geri dönüş yok, saniyelerini şu anı yaşayarak harca, en iyisi bunlarla yatırım yap.
Mutluluk, sağlık ve başarı için. Zaman kaçıyor. Her gün için en iyisini yap.

 Bir senenin değerini anlamak için sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.

 Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bir bebek doğuran anneye sor.

 Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir çilekeşe,

 Bir saatin değerini anlamak için, kavuşmayı bekleyen sevgililere sor.

 Bir dakikanın değerini anlamak için, trenin kaçıran yolcuya sor.

 Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.

 Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor.

 Her anını değerlendir, her dakikanı çok özel biriyle paylaş. Zamanına ortak edebileceğin kadar özel biriyle.
 Unutma! Zaman hiç kimse için durmaz. Geçmiş zaman tarihtir. Gelecek zaman sırlar, meçhullerle dolu.
   Sadece şu an sana verilen gerçek bir armağandır.
 Bu hafta dostluk haftası olsun. Arkadaşlar bulunmaz mücevherlerdir. Bizi üzerler, cesaretlendirirler ve zaman zaman avuturlar. Kalplerini bize açarlar. Arkadaşlarına, onları sevdiğini göster.
 Arkadaşlık mesajını herkese gönder, cevap alırsan bütün hayatın için bir dostun bulunduğunu anlarsın.
 Onlara ne kadar çok ihtiyacın olduğunu ve senin için ne kadar önemli olduklarını dikkatle denersen görürsün....

Ahmet Kabaklı hocanın Türkiye Gazetesindeki köşesinden alınmıştır...