Gönderen Konu: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru  (Okunma sayısı 17757 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı yakuti

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 24
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #30 : 28 Şubat 2015, 11:55:53 »

Mehdi Aleyhisselâm konusu tasavvufi bir mevzu değildir beyim ! Said-i Nursi yakın tariihin büyük zatlarından birisidir. Buna dair en büyük beyyine de bizzat yaşadığı hayattır. "Zaman tarikat zamanı değildir." sözü her ne kadar ona atfedilse de gerçekten de ona ait olup-olmadığı halen tartışılmaktadır ! Çünkü, Risalelerin Türkçeleştirilmesini yapan çevrelerin gerçek risalelere bir sürü uydurma pasaj-paragraf ilâve etmişlerdir. Örneğin, bizim bildiğimiz bir uydurma da şudur:
Müslümanların oylarının eski partilerden Adalet Partisine akmasını sağlamak için güyâ Said-i Nursi "Ispartadan bir adam çıkacak, memleketi o yönetecek !" demişmiş !

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #31 : 01 Mart 2015, 01:07:17 »
Kafadan konuşmaya devam ediyorsunuz. Hani muteber kaynaklardan delil getirip ilmimizi donanımımızı arttıracaktınız, ne oldu?

Çevrimdışı yakuti

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 24
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #32 : 03 Mart 2015, 00:24:47 »

..Anlamak istediğiniz velinin yazdıklarını nakletmeye  Devam ediyoruz
İmam-ı Rabbânî -kuddise sırruh- Hazretleri bu hususa işaret ederek buyurur ki:

"Bilesin ki, her yüz başında bir müceddid gelip geçti. Ne var ki, yüz senelerin başında gelen müceddid ile, bin senenin başında gelen müceddid bir değildir. Bunların arasındaki fark, bin ile yüz arasındaki fark gibidir. Hatta daha da fazla...

Müceddid o zâttır ki: O müddet içinde ümmete her ne gibi feyz varidatı gelirse onun vasıtası ile gelir. İsterse o vaktin kutupları, evtadı, ebdali ve nücebası bulunsun." ("Mektûbât"; 317. Mektup)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #33 : 03 Mart 2015, 00:43:39 »

..Anlamak istediğiniz velinin yazdıklarını nakletmeye  Devam ediyoruz
İmam-ı Rabbânî -kuddise sırruh- Hazretleri bu hususa işaret ederek buyurur ki:

"Bilesin ki, her yüz başında bir müceddid gelip geçti. Ne var ki, yüz senelerin başında gelen müceddid ile, bin senenin başında gelen müceddid bir değildir. Bunların arasındaki fark, bin ile yüz arasındaki fark gibidir. Hatta daha da fazla...

Müceddid o zâttır ki: O müddet içinde ümmete her ne gibi feyz varidatı gelirse onun vasıtası ile gelir. İsterse o vaktin kutupları, evtadı, ebdali ve nücebası bulunsun." ("Mektûbât"; 317. Mektup)


Zikredilenlere göre Said Nursi'nin vazifesi tam olarak ne oluyor?

Çevrimdışı azizistanbul

  • yazar
  • ****
  • İleti: 677
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #34 : 03 Mart 2015, 11:53:54 »


Zikredilenlere göre Said Nursi'nin vazifesi tam olarak ne oluyor?

Ulu hakan Abdulhamid Han'a karşı cihat  oluyor heralde hocam.
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #35 : 03 Mart 2015, 12:24:46 »


Zikredilenlere göre Said Nursi'nin vazifesi tam olarak ne oluyor?

Ulu hakan Abdulhamid Han'a karşı cihat  oluyor heralde hocam.

Peki hocam, Peygamberlerin "İsmet Sıfatı" vardır yani masumdurlar, günah işlemekten beridirler. Mürşid-i Kamil'ler ise Peygamber Efendimizin varisleridirler ve bizzat Peygamber Efendimiz tarafından seçilen zatlardır. Miftahulkuluup'tan öyle anlıyoruz. Mürşid-i Kamil'lerin bu husustaki vasıfları var mıdır?

Çevrimdışı azizistanbul

  • yazar
  • ****
  • İleti: 677
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #36 : 03 Mart 2015, 13:45:36 »
Hocam kesinlikle evliyaullahın günah işlemekten beri olmak gibi bir sıfatları yoktur. Kesinlikle böyle bir görüşe sahip olmamak gerekir. Bu görüş hristiyanlarda eleştirdiğmiz papaların günahsızlığı ve hatasızlığı görüşüne götürür.

Ancak evliyaullah bulundukları  manevi makam ve bulundukları maddi ortamlar, takva seviyeleri ile günah işlemekten mahfuz olabilirler. Yani normal müminlerden biraz daha muhafazalı ama kesinlikle günah işlemezler şeklindeki ısmet sıfatı evliyaullaha nispet edilemez.
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #37 : 04 Mart 2015, 00:02:58 »
Peki hocam,

“… Ben bu ittihadın efradındanım (bireylerindenim) ve bu ittihadın tezahürüne (meydana gelmesine) teşebbüs edenlerdenim. Yoksa, sebebi iftirak (ayrılık sebebi) olan fırkalardan değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o Kürtleri ikaz etti. Onlar da ona biat etti. Şimdiki Kürtler o zamanki Kürtlerdir. Bu meselede seleflerim (benden önce aynı düşüncede olanlar) Cemaleddin Efgânî, Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, Ali Süavî, Hoca Tahsin Efendilerle Kemal Bey (Namık Kemal) ve Sultan Selim’dir.”

Peygamber Efendimiz “Kâmil mü’minin firâsetinden sakınınız. Çünkü o, Hz. Allâh’ın nûru ile görür.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî) buyuruyorken Hakiki Mürşid-i Kamil  bidat ehlinin arkasından gidecek kadar gaflete düşer mi? Bu kadar firasetten yoksun olabilir mi?

“Asıl Şeriat’ın Malik-i Hakikisi (gerçek sahibi) hakikat ve Meşrutiyet’tir. Demek Meşrutiyet’i şer’i delillerle kabul ettim. Başka müzebzibler (şaşkınlar) gibi taklîdî ve hilaf-ı Şeriat kabul etmedim… İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve Şeriattır. Padişah ne vakit Peygamberimizin emrine itaat etse ve yolunda gitse halifedir. Biz de ona, itaat edeceğiz. Yoksa zulmedenler, padişah da olsa hayduttur.”

diyerek İslam Halifesine isyan bayrağı açan biri için hüküm nedir?
Velev ki manevi bir makamı olsun bundan sonra tevbe etse bile aynı makamını elde edebilir mi?

Çevrimdışı yakuti

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 24
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #38 : 05 Mart 2015, 21:56:18 »
İmâm-ı Rabbânî -kuddise sırruh- Hazretleri "Mektûbat" adlı eserinin "260. Mektub"unda, irşad kutbu olarak gönderilecek zâttan bahsederek şöyle buyurmuştur:
"Onun hidayet ve irşad nurları bütün âleme yayılır.
Tâ arşın çevresinden yerin zeminine kadar; kendisine irşad, hidayet, iman ve mârifet gelen herkes, elde edeceğini ancak onun yolu ile elde eder, ondan istifadesini yapar, herkes ondan feyz alır. Arada o olmadan, onun tavassutu olmadan kimse bu nimete kavuşamaz, böyle bir devlet kimseye müyesser olmaz. Onun hidayetinin nurları bahr-ı muhid gibi bütün âlemi sarmıştır. O deryâ donup kalmış buz denizi gibidir, hiç dalgalanmaz." ("Mektûbât" 260. Mektup)

Çevrimdışı yakuti

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 24
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #39 : 06 Mart 2015, 20:31:40 »

234. Mektub'tan...

Bu ümmetin âlimlerine Beniisraiiin peygamberlerine verilen mertebe; verildi: peygamberlerin varlığı yerine ulemanın varlığı ile yetinildi.

Her yüz sene başında bu ümmetin uleması arasından bir muceddid gelecek ve şeriatı ihya edecektir. Bilhassa, aradan bin sene geçdikten sonra.. Zira, böyle aradan bin senenin geçtiği vakit, geçen ümmetlerde ülülazm bir peygamberin geldiği vakittir. Ama, bu aralarda hangi peygamber olsa iktifa edilirdi.

Bu içinde bulunduğumuz vakte gelince., marifette tamam bir arifin ve âlimin gelmesi gerekir ki; geçen ümmetlerde gelen ülülazm bir peygamberin makamına kaim olabilsin.

Bir şiir:

Alsaydı ruhül-kudüsten yardımını;
İsa'nın gayrı, yapardı yaptığını..

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #40 : 06 Mart 2015, 23:44:26 »
Hocam kesinlikle evliyaullahın günah işlemekten beri olmak gibi bir sıfatları yoktur. Kesinlikle böyle bir görüşe sahip olmamak gerekir. Bu görüş hristiyanlarda eleştirdiğmiz papaların günahsızlığı ve hatasızlığı görüşüne götürür.

Ancak evliyaullah bulundukları  manevi makam ve bulundukları maddi ortamlar, takva seviyeleri ile günah işlemekten mahfuz olabilirler. Yani normal müminlerden biraz daha muhafazalı ama kesinlikle günah işlemezler şeklindeki ısmet sıfatı evliyaullaha nispet edilemez.


Tasavvuf hakkında bilgisi olmasına rağmen, o balı anlatmasına rağmen tatmamış, hem hal olmamış, bir mürşidi kamil olarak etrafına feyiz ve nur dağıtma yetkisi kendisine verilmemiş, ya da tasavvuf ehli olsa da sadece bir mürid olarak bu müessesede yer almış, bu silsilei saadatın devamı şeklinde olarak kendisinden önceki mürşid-i kamilden emaneti teslim almamış, zamanında yapmış olduğu hatalara her ne kadar tövbe etse de “O mürşidi kamiller ki günah işlemekten mahfuzdurlar” kaidesine uymayan bir evliyaya; gösterdiği birkaç keramet ve yazdığı etkileyici kitaplardan esinlenerek; “-bu kadar muhteşem bir zat ancak zamanın sahibidir.” diye sadece aklı kullanarak yorum yapmak, o zata olan bir saygısızlık ve aynı zamanda akılla anlaşılamayacak olan tasavvuf müessesine, zamanın gerçek sahibine, hakiki mürşide, kendisine bu asrın veraset-i tammesi verilmiş zata  karşı olan bir nasipsizliktir.

Çünkü ilim erbabı bir zat bilir ki; denizde yürümek, hava da uçmak, kılık değiştirmek, binlerce kitabı kısa zamanda ezberlemek, zamanındaki alimlerin hepsini mağlup etmek gibi kerameti evliyalar bu manevi yolda çok basit ve oyuncak mesabesindeki hallerdir. İmam-ı Rabbani Hazretlerinin de mektubatta ifade ettiği gibi, bu kerametlere kendisini kaptırmak tıfılların işidir. Asıl keramet müminlerin kalbine nuru ilahiyi tutuşturabilmek ve akıtabilmektir.



Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #41 : 06 Mart 2015, 23:52:15 »

234. Mektub'tan...

Bu ümmetin âlimlerine Beniisraiiin peygamberlerine verilen mertebe; verildi: peygamberlerin varlığı yerine ulemanın varlığı ile yetinildi.

Her yüz sene başında bu ümmetin uleması arasından bir muceddid gelecek ve şeriatı ihya edecektir. Bilhassa, aradan bin sene geçdikten sonra.. Zira, böyle aradan bin senenin geçtiği vakit, geçen ümmetlerde ülülazm bir peygamberin geldiği vakittir. Ama, bu aralarda hangi peygamber olsa iktifa edilirdi.

Bu içinde bulunduğumuz vakte gelince., marifette tamam bir arifin ve âlimin gelmesi gerekir ki; geçen ümmetlerde gelen ülülazm bir peygamberin makamına kaim olabilsin.

Bir şiir:

Alsaydı ruhül-kudüsten yardımını;
İsa'nın gayrı, yapardı yaptığını..




O halde; zamanın sahibine kavuşma yolunda olan bir mümin, her zaman bu nimete mazhar olabilmek için bol bol dua ve iltica etmeli ve Cenab-ı Allaha yalvarmalıdır. Abdülkadir Geylani (k.s.) Hazretleri bir sohbetinde dinleyenlerine şöyle der;

“Salih zatların peşine takıl.Kimin Salih kimin münafık olduğunu bilemediğin için gece kalk; iki rekat namaz kıl ve ardından şöyle dua et:
- Ya Rabbi! Bana Salih kullarını göster.Beni sana getirecek klavuzu göster. Gözümü sana yakınlık nuru ile nurlandırarak mükemmelleştir.Bana başkalarının gördüklerini anlatan değil, bizzat gördüklerini haber verecek bir klavuzu bildir.”


Bu tür halis muhlis bir niyetle, zamanın sahibi zata bağlanıyorum niyetiyle başka birisine intisap etse bile bir kişi, zamanının sahibinden feyz alacağını İmam-ı Rabbani Hazretleri Mektubatında  haber vermektedir.

Yeter ki tasarruf sahibi zat incitilmesin. Beyazid-i Bestami hazretlerinin de söylediği gibi “Hakikat yolu aramakla bulunmaz ama bulanlarda arayanlardır” sözünü de unutmayarak bu aşkından şevkinden hiçbir zaman sapmamalıdır. Ne mutlu tasarruf sahibi zatı bulup o devletten istifade edenlere, müjdeler olsun Peygamberimizin sünnetinden zerre miktarı sapmadan İslamı yaşayabilenlere....


Miftahulkuluub
12.03.2006


Çevrimdışı yakuti

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 24
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #42 : 09 Mart 2015, 17:46:02 »
İmam-ı Rabbani Hz.leri bu beytinde neden bahsediyor acaba ?..

Alsaydı ruhül-kudüsten yardımını;
İsa'nın gayrı, yapardı yaptığını...

Ne demek istemiş çözebilen var mı?

Çevrimdışı azizistanbul

  • yazar
  • ****
  • İleti: 677
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #43 : 10 Mart 2015, 13:29:14 »

Bu vakit, öyle bir vakittir ki geçmişte gelen ümmetlerin zulümle dolu vakti gibidir ve böylesine bir vakitte ülül’azm peygamberlerden biri gönderilirdi. Ta ki: Gelsin; şeriatı ihya edip yenilesin.
Bu ümmete gelince, ümmetlerin hayırlısıdır; peygamberlerin dahi Hatem’ür-rüsül’dür. (Resullerin sonuncusudur.) Ona ve aline salatlar ve selamlar.
Bu ümmetin alimlerine Beni israilin Peygamberlerine verilen mertebe verildi: Peygamberlerin varlığı yerine ulemanın varlığı ile yetinildi.
Her yüz sene başında bu ümmetin uleması arasından bir müceddid gelecek ve şeriatı ihya edecektir. Bilhassa, aradan bin sene geçdikten sonra. Zira, böyle aradan bin senenin geçtiği vakit, geçen ümmetlerde ülülazm bir peygamberin geldiği vakittir. Ama, bu aralarda hangi peygamber olsa iktifa edilirdi.
Bu içinde bulunduğumuz vakte gelince, marifette tamam bir arifin ve alimin gelmesi gerekir ki geçen ümmetlerde gelen ülülazm bir peygamberin makamına kaim olabilsin. (Onun yerinde olup Onun işini yapabilsin)
Bir şiir:

Alsaydı ruhül-kudüsten yardımını;
İsa’nın gayrı, yapardı yaptığını.


Yani kendi döneminden bahsediyor. Dolayısıyla kendisni ima ediyor aslında. Hadi sonraki dönemleri kastetti diyelim. bundan sen başkasını anlarsın ben başkasını anlarım. Ne sana delil olur ne bana
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

Çevrimdışı azizistanbul

  • yazar
  • ****
  • İleti: 677
Ynt: İmam-ı Rabbani Hazretlerini Anlamaya Doğru
« Yanıtla #44 : 10 Mart 2015, 13:31:36 »
siz imalı sözlerle öyle dolmuşsunuz ki tüm imalı işaretleri kendi dünyanızdaki büyüğünüze atfetiğinizi zannediyorum.  Bir şeyleri ispatlamak üzere getirdiğiniz deliller ( neyi veya kimi ispatlamaya çalıştığınızı da açıkça söylemiyorsunuz. ) tamamen imalı ifadelerdir.
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ