Çocuklar Hakkında

Başlatan nedesemki, 14 Eylül 2004, 17:31:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

nedesemki

Çocuğun Davranışlarını Kabul Etmek

Aynı sosyal ortam içinde yer alan kişiler, birbirlerine sözlü yada sözsüz iletiler gönderirler. "Kabul etme"yi sözsüz iletme; bir şey yaparken çocuğa karışmamak ve bir sorununu anlatırken hiçbir şey söylemeden, edilgin dinleyerek gösterilebilir.
Oyuncaklarıyla ev yapmaya çalışan bir çocuğu ele alalım. Anne çocuğun yaptığına karışmıyorsa onun kendi özel evini yaratmasına izin veriyorsa ona sözsüz bir kabul iletisi göndermektedir. Çocuk, "Yaptığım şey doğru", "Annem yaptığım şeyi kabul ediyor" diye düşünecektir.
Oysa ana-babaların çoğu onları kendi haline bırakmazlar, işlerine karışarak, denetleyerek, yardım ederek onlara kabul edilmedikleri duygusunu yaşatırlar. Çocukların çabuk ve doğru öğrenmesini isterler: "İşte ev böyle olur." Çocukları yanlış yapınca rahatsız olurlar: "Alttaki tahtaları düzgün koy. Yoksa ev yıkılır." Çocuklarının başarılarıyla gururlanmak isterler: "Ali'nin yaptığı eve bakın." Çocuklara yetişkinlerin doğru ve yanlışlarını zorla kabul ettirirler: "Kapıların pencereden büyük olması gerekir." Başkalarının çocuklarıyla ilgili düşüncelerinden endişelenirler: "Sen bundan daha iyisini yapabilirdin." Çocuklarının kendilerine ihtiyaç duyduğunu hissetmek isterler: "Bırak sana yardım edeyim." vb.
Çocuk bir şeylerle uğraşırken ona karışmamak ana-babaların kabul ettiğini açıkça gösterir. Ne yazık ki, ana-babalar çocukların kendi uğraşlarında yeterince yalnız kalmalarına izin vermiyorlar.
Hiçbir şey söylememek de kabul ettiğimizi gösterir. Edilgin dinleme (sessizlik) güçlü bir sözsüz iletidir. Örneğin, çocuk okulda öğretmenin kendisini müdüre şikayet ettiğini söyler. Anne sessiz kalarak "anlıyorum", "ya?", "hı!" gibi ifadelerle çocuğun olanları anlatmasını sağlayabilir. Çocuk anlatırken niçin cezalandırıldığını, kızgınlığını, kişisel davranmasının sonuçlarını düşünebilir. Duygularını ifade edebilir, kendi kendine sorun çözme sürecine girebilir, yapıcı çözüm bulabilir. Oysa anneler genellikle "Aman tanrım! Ne yaptın?", "Bu sana ders olsun!", "Öğretmenin iyi bir insan", "Bu öğretmenlere alışsan iyi olur" gibi ifadelerle iletişimi keser ve onun gelişimine katkıda bulunma şansını kaçırırlar. Tüm bu iletiler çocuklara yalnızca kabul edilmediklerini iletmez, aynı zamanda konuşmanın sürmesini ve sorunu çözmeyi engeller. Bu nedenle hiçbir şey söylememek yada yapmamak çocuğu kabul ettiğini gösterir. Kabul etme, yapıcı bir büyüme ve değişime yardım eder.


Ne Kadar Sakarsın...

Hafta sonu bir arkadaşıma oturmaya gitmiştim. Sohbet sırasında bir anlık dikkatsizlikle çay bardağımı masaya devirdim. Çok utanmıştım. Tabii ki isteyerek yapmamıştım. Yine de keşke daha dikkatli olsaydım diye düşünürken arkadaşım “Üzülme kaza oldu, önemli değil” diyerek beni rahatlattı. Bunun üzerine arkadaşımın sekiz yaşındaki kızı annesine “Niçin bana böyle davranmıyorsun? Geçen gün sütümü masaya döktüğümde ‘Ne kadar sakarsın, dikkatli olsana! Her yeri kirlettin’ diye kızdın” dedi.

O zaman ana babaların iki dil kullandığını fark ettim. Biri büyükler,diğeri çocuklar için. Birçok ana baba çocuklarıyla olan ilişkilerini, diğer insanlarla olan ilişkilerinden farklı görüyorlar. Onların gözünde çocuklar,diğer insanlar gibi “insan” değil.

Ana babaların çoğu, yetişkinlere kırıcı iletiler gönderildiğinde onların kırılacağını ve ilişkinin zedeleneceğini çok iyi biliyorlar. Ancak aynı şeyi çocuklarına yapınca, her nedense onların kırılacaklarına ve ilişkinin bozulacağına inanmıyorlar.

Çoğu, çocukların eleştirilmesi gerektiğini, üstüne üstlük bunun “çocukların iyiliği için” olduğunu savunuyorlar. Oysa ana-baba-çocuk ilişkisi, diğer insan ilişkilerinden (karı-koca, öğretmen-öğrenci, arkadaş-arkadaş) farklı değil. Çocuklarımızın davranışlarının, karşılıklı ilişki biçimlerine bağlı olduğunu unutmamalıyız. Çocuklarımızı “birey” olarak görmeli, karşılıklı saygı ve eşitlik ilkelerini hayata geçirmeliyiz.


Bir Saatini Alabilir miyim?

Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu. Çocuk babasına, "Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun" diye sordu... Zaten yorgun gelen adam, "Bu senin işin değil" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk "Babacım lütfen, bilmek istiyorum" diye üsteledi. Adam "İllâ da bilmek istiyorsan 20 milyon" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk "Peki bana 10 milyon borç verir misin" diye sordu. Adam iyice sinirlenip, "Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat" dedi. Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı. Adam sinirli sinirli "Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder." diye düşündü.

Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, "Belki de gerçekten lazımdı"... Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı... Yatağında olan çocuğa, "Uyuyor musun" diye sordu. Çocuk "Hayır" diye cevap verdi... "Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" dedi... Çocuk sevinçle haykırdı, "Teşekkürler babacığım"... Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı. Bunu gören adam iyice sinirlenerek, "Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?... Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" diye kızdı... Çocuk "Param vardı ama yeterince yoktu " dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı; "İşte 20 milyon... Şimdi bir saatini alabilir miyim babacım?.."


Altın Renkli Boş Kutu

...Bir süre önce bir arkadaşım, üç yaşındaki kızını, bir rulo altın renkli kaplama kağıdını  ziyan ettiği için cezalandırmıştı.  Durumları iyi değildi ve kızının, kâğıtları ağacın altına koyacağı bir kutuyu süslemeye harcaması  onu çok sinirlendirmişti.
Buna rağmen küçük kız, ertesi sabah hediyeyi babasına getirdi ve "Bu senin için babacığım." dedi. Arkadaşım, gösterdiği tepki için kendini suçlu hissetti ama kutunun boş olduğunu görünce için için sinirlenmekten de kendini alamadı. Kızına bağırdı:

"Birine bir hediye verdiğin zaman içinin dolu olması gerektiğini bilmiyor musun?”. Küçük kız babasına yaşlı gözlerle baktı ve şöyle dedi:  "Ama babacığım, kutu boş değil ki. Ben kutunun içine öpücüklerimi üflemiştim. Hepsi senin için babacığım."

Babanın içi paramparça olmuştu; kızını kucakladı ve onu affetmesi için yalvardı.

Arkadaşım, bu altın renkli kutuyu yatağının baş ucunda yıllarca sakladığını anlattı bana. Ne zaman cesaretini kaybetse, kutunun içinden hayali bir öpücük çıkarıyor ve onu oraya koyan çocuğunun sevgisini hatırlıyordu.

Gerçek anlamda bakmak gerekirse, hepimiz, arkadaşlarımız ve ailelerimiz tarafından bize sunulan, karşılıksız sevgi ve  öpücüklerle dolu altın renkli kutulara sahibiz.

Dünyada sahip olabileceğimiz daha değerli bir şey olamaz. Hayata iyi bakın...

Abi-hayat

Hayata iyi bakın...
Çocuklardan öğrenecek çok şeyimiz var....



:x cok dogru....
.

AngeL_

Bu zamandaki çocukların şanssız olduğunu düşünüyorum...onlara ne kadar vakit ayırabiliyor aileler ?yada ayırabiliyoruz? :roll:
Yıkanlar hatır-ı naşadımı Ya Rab Şâd olsun
Benimçin Nâmurad olsun diyenler Bermurâd olsun

Serche

Bir dostum anlatmıştı; Bir tanıdıklarının evlerinde televizyon ariza
yapmış, tamirci gelip TV'nin arkasını açmış ki bir sürü ekmek
kırıntısı... Tabi kimin yaptığını hemen anlamışlar. Evin dört yaşındaki
yaramaz kızı. Bu hangi ailemizde gerçekleşirse gerçekleşsin ilk
göstereceğimiz tepki genellikle öfkeli bir davranıştır. Tamircinin
yanında bağırır aşırı gidenlerimiz çocuğu orda döver. Fakat anne öyle
yapmamış, çocuğuyla konuşmayı denemiş ve öğrendiklerinden sonra hüngür
hüngür ağlamaya başlamış. Çocuk ekranda Afrika'daki aç çocukları
gördükçe mutfaktan ekmek alıp TV'nin açık bulduğu tek yerinden,
arkasındaki ızgaralardan içeri atıyormuş...

((alıntı//bosyok.com))
    " HER İNSAN ÖLECEK YAŞTADIR! "  

Abi-hayat

Elimizden geldigince izlememeye gayret gostermek en guzeli televizyonu..
.

İsra

ders alınması gereken bir hikaye paylaşım için teşekkürler

ay-yüzlüm

elinize sağlık daha öncede okumuştum çok etkilenmiştim

çocuk deyip geçmemek lazım kuruyor yazıyor..
Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider.
Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider.
Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye,
Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.

Fatihan

Alıntı yapılan: "isra"ders alınması gereken bir hikaye paylaşım için teşekkürler
:(

Ahi

Alıntı yapılan: "isra"ders alınması gereken bir hikaye paylaşım için teşekkürler
[glow=yellow,2,300]Herhangi bir insan vaktini nasıl geçireceğini, üstün bir insan ise vaktini nasıl tasarruf edeceğini düşünür. – Schopenhaver[/glow]

muhacir

Alıntı yapılan: "isra"ders alınması gereken bir hikaye paylaşım için teşekkürler

Allahın emanetlerini kaç ana baba hakkıyla yetiştirebiliyor?
amâ ve hırsa uyup nefs ile mahkûr olma,
Rahatın zâil olur,nâmı meşhur olma,
Sohbet-i Arif-i Billah'a eriş, dûr olma,
Saltanat-ı Mesned-i Dünya ile mağrur olma.