Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Faydalı Bilgiler

Başlatan Tuğra, 14 Ocak 2008, 21:51:49

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

devran

Hastane sahibi işadamından sağlık sektörü ile ilgili şok açıklama: "Herkes devleti dolandırıyor"
Türkiye'de geçen yıl 24 milyar TL'nin harcandığı sağlık sektörüne ilişkin özel sektörden şok açıklamalar geldi. Özel Ethica İncirli Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Akdoğan, sağlıkta herkesin birbirini dolandırdığını iddia etti.  Zaman'da yer alan habere göre Herkesin devleti soyduğunu öne süren Akdoğan, "Bugün Türkiye'de ameliyatların yüzde 60'ı belki de yapılmaması gereken ameliyatlar." dedi. Halkın korkutulduğunu belirten Akdoğan, "Fıtığınız ağrıdığında, hastaneye gittiğinizde 'hemen keselim, yolda kalırsın, sakat kalır, ölürsün' diyorlar." ifadelerini kullandı.

Özel sigortaların dolandırıldığını, başkasının kartıyla başkasının muayene olduğunu dile getiren özel hastane patronu, şunları aktardı: "Sağlık hizmetlerinin yüzde 85'ini devlet veriyor. Yüzde 15'ini özel hastaneler, yapıyor. Özel hastaneler verdikleri hizmetin yüzde 70'ini de sosyal güvenceli hastalara veriyor. Yani hastaların yüzde 95'inin parasını devlet ödüyor. Devlet bu kadar hastaya hizmet veriyorsa bu para da devletten çıkıyor. Sağlık Bakanlığı bu konuda ciddi tedbirler almaya çalışıyor. Ama öyle bir düzen var ki..."

KRİZ OLMASAYDI ŞİRKET SAHİBİ OLAMAYACAKTIK

Aynı zamanda Baymak Yönetim Kurulu başkanlığını yapan Dr. Akdoğan, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANİSAD) tarafından düzenlenen toplantıya konuşmacı olarak katıldı. 'Şirketlerin Krize Karşı Bağışıklık Sisteminin Oluşturulması ve Kriz Yönetimi' konusunda bilgi veren Akdoğan, artık krize bağışıklık kazandıklarını vurguladı. Akdoğan, şöyle devam etti: "Bu krizlerde rakiplerinizden daha farklı olacaksınız ki, bu krizleri iyi değerlendirin. Kriz olmasaydı şirket sahibi olamayacaktık. Türkiye krizlerde kurtulamayacaktır. 3 yılda bir zaten kriz yaşıyoruz. Krize karşı aşı yaptırmalı ve hastalığa karşı tedbirli olmalıyız." Dünyanın en büyük kazan tesisini kurduklarını hatırlatan Baymak'ın genç patronu, yatırımların bununla da kalmayacağını bildirdi. Sıcak su üretimi konusunda dünyanın en büyüğü olma yolunda olduklarını ifade eden Akdoğan, güneş enerji sistemleriyle sıcak su üretilen dünyanın en modern tesislerini de kurmak üzere olduklarını aktardı. Üç yıl içinde dünyanın en büyük güneş kolektörü üreten şirketi olacaklarını kaydeden Akdoğan, son bir yılda 40 milyon dolarlık yatırımda bulunduklarını her yıl 20-25 milyon dolar yatırım yapacaklarını ifade etti. 2009'u 60 milyon dolar ihracat hedefiyle kapatmaya hazırlanan Baymak, 2010'da 150 milyon dolarlık ihracat planlıyor. 500 milyon dolar ciro hedefleyen firma, halen sağladığı 800 kişilik istihdamı da 2010'da 2 bine çıkaracak.

haberturk
Gün Olur devran döner.

devran

Türkiye'de arı denilince bal düşüldüğünü, arı sütü, polen ve propolis gibi diğer arı ürünlerinin fazla tanınmadığını belirten Feyzullah Konak, arı sütünün besleyici, organizmayı güçlendirici ve sağlığa pozitif etkisi olması nedeniyle önemli bir doğal destek gıdası olduğunu kaydetti.

Avrupa ve Amerika'da 30 yıldır arı sütünün içerdiği hayati maddeler nedeniyle insan ömrünü uzatan, sağlıklı ve dinç kalmasını sağlayan özel bir gıda olarak bilindiğini ifade eden Konak, arı sütünün özellikle kalp rahatsızlıklarından kansere kadar birçok hastalıkta vücudu güçlendirdiğini belirtti.

Özellikle yoğun antibiyotik kullanan radyoterapi ve kemoterapi tedavisi gören hastalarda muhtemel karaciğer ve böbrek zararlarını önlemekte fonksiyonları koruduğunu ifade eden Konak, "Arı sütü göğüste şiddetli ağrı ve nefes daralmasına neden olduğu ani nöbetler, karaciğer yağlanması, eklem hastalıkları, yorgunluk, zayıflık ve kuvvetsizlik hallerinde kullanılır. Arı sütü ayrıca biyolojik dayanıklılığı artırarak, ani heyecan, ruhi gerginlik halini azaltıcı, rahatlatıcı, iştah açıcı ve zindelik kazandırıcı özelliklere sahiptir. Bunun yanı sıra sinirsel ve fiziksel yorgunluk halleri, mide bağırsak hastalıkları, yaşlılık ve seksüel zayıflık hallerinde de yaygın olarak kullanılır" diye konuştu.

Arı sütünün bala oranla damar genişletici özelliğinin 100 kat daha fazla olduğunu dile getiren Konak, "Yine arı sütünün bala oranla 20 kez daha fazla karaciğer yağlanmasını önlediği, tansiyon düşürücü etkisi olduğu, kalp atışını düzenlediği bilinmektedir. Lösemi, bazı kötü huylu tümörler, karaciğer ve böbrek bozuklukları, yüksek kolesterol ve çeşitli iltihaplı hastalıklar ile mide bağırsak, astım, bronşit, grip, göz hastalıkları ve bozukluklarında kullanılır. Arı sütünün apiterapik ve tıbbi kullanım alanlarının yanında kozmetik sanayinde doku ve cildi yenileyici, deriyi gerdirici, derinin yağ sekrasyonunu düzenleyici etkisi vardır" şeklinde konuştu.




(İHA)

Gün Olur devran döner.

İsra

Kitap okumak ve hatta örgü örmek gibi beyni meşgul eden faaliyetlerin hafızayı güçlendirerek ileriki yaşlarda hafıza kaybının önüne geçtiği tespit edildi.

Webmd.com adlı sitede yer alan haberde, yeni yapılan araştırmaya göre, orta yaşlarda dergi okumak, örgü örmek, dikiş dikmek ve sosyal aktivitelere katılmak 70'li ve 80'li yılarda hafıza kaybı oluşumu riskini 3'te bir oranında düşürüyor.

Amerikan Nöroloji Akademisi'nin yıllık toplantısında sunulan çalışmada, 70 ila 89 yaşlarında, hatırlama sorunu yaşayan yaklaşık 200 kişi, bu sorunu yaşamayan bir grupla karşılaştırıldı. Araştırmacılar, katılımcılara son bir yıl içinde günlük faaliyetleri ve 50 ile 65 yaş arasında zihinsel olarak ne kadar aktif oldukları hakkında sorular sordu.

Orta yaşta okuyan, oyun oynayan veya dikiş dikmek, örgü örmek gibi el sanatı ile uğraşanlarda hafıza kaybı riskinin yüzde 40 oranında azaldığı belirlendi. İlerleyen yaşlarda ise aynı faaliyetlerin bu riski yüzde 30 ila yüzde 50 oranında azalttığı sonucuna varıldı.

Mayo Clinic nöropsikiyatristi Yonas Geda ise, "70-80 yaşlarında olsanız bile bu beyin egzersizlerinden faydalanmakta geç kalmış sayılmazsınız" dedi. Geda, bu bulguların doğruluğunun onaylanması için daha fazla araştırma gerektiğini de sözlerine ekledi.

enfa

Osteoporoz, özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde görülen kemiklerin güçsüzleştiği, eridiği, hatta kolayca kırılabildiği bir hastalık. Ancak bu rahatsızlığın etkisini en aza indirmek elinizde. Ulusal Kadın Sağlığı Bilgi Merkezi, osteoporozdan korunmak için önerilerde bulundu...

www.healthday.com isimli haber sitesinde yer alan habere göre, Ulusal Kadın Sağlığı Bilgi Merkezi, osteoporozdan korunmaya yardımcı öneriler sunuyor:

1. Yediğiniz yiyecek ve içecekler ile bol miktarda kalsiyum alın ya da doktorunuzun tavsiye edeceği ilaçlarla kalsiyum takviye edin.

2. Süt ürünleri tüketerek ya da ilaçlarla yeterince D vitamini alın. Güneş kremi sürdükten sonra doğrudan güneş ışığına çıkarak,

3. Vitamin ve protein bakımından zengin gıdalar tüketin.

4. Yeterince egzersiz yapın.

5. Sigara ve alkolden uzak durun.

6. Kemik kaybını önlemeye yardımcı olmak ya da tedavi etmek için doktorunuzun önereceği ilaçları kullanın.

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Tuğra


Diyet ve vücut geliştirme hapı Hydroxycut'a toplatılma kararı



Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Türkiye’de de kullanılan Kanada yapımı Hydroxycut adlı ilacın karaciğere zarar verdiğini belirterek toplatma kararı aldı

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) vücut geliştirmek için kullanılan Kanada yapımı Hydroxycut isimli ilaç yüzünden bir kişinin hayatını kaybetmesinin ardından ülke genelinde bu ilacın toplatılmasına karar verdi. FDA’dan yapılan açıklamada, diyet ve vücut geliştirme amaçlı kullanılan ve Amerika’da yılda 9 milyon adet satılan ilacın karaciğere çok önemli zarar verdiğini ve bu yüzden piyasada bulunan aynı marka 15 ürünü yasakladığını bildirdi. Kanadalı üretici firma da ABD genelindeki ürünlerini geri çağırdı.

ABD’de yılda 9 milyon satıyordu

Hydroxycut, ABD’de yaptığı reklam kampanyalarında kilo vermek isteyenlerin yüzde 90’ının kendi ürünlerini kullandığını ve yılda 9 milyon adet ürün sattıklarını ifade etti. İçinde kimyasal bir madde bulunmayan ve sadece doğal bileşenlerden elde edilen Hydroxycut, FDA’dan onay almadan Amerikan pazarına girmişti. Aynı ilaç Türkiye’de de zayıflama ve vücut geliştirme amaçlı olarak yaygın şekilde kullanılıyor.

Haber3
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Belki gündelik yaşamımızda en çok rastlanan olaylardan birisidir sabahları işe yetişmek için alelacele kahvaltı yapmadan evden çıkmak.

Bu böyle olunca öğle saatlerinde karnımız acıktığında ise yemek masasında yemek yeme işini de oldukça abartırız. Bu durum akşam yemeği için de geçerlidir. Bazen bütün günün acısını akşamları çıkartırırız.

Peki hiç düşündünüz mü yemeklerden sonra niçin uykumuz gelir?

İşte bu konunun bilimsel cevabı:

Dolu bir mide, sindirim sistemi organlarına oksijen sağlamaya ve sindirilmiş besinleri aktarmaya yardım etmek için kanı karındaki damarlara doğru yönlendiriyor. Bu beyine giden kan akışını azaltıyor ve bu durum da uykunuzu getiriyor.

Büyük bir yemek ziyafeti çektiğimiz zaman, sindirim sistemimiz vücut enerjimizin çoğunu kullandığı için yemeğin ardından işyerindeki koltuğumuzda veya evimizdeki kanepemizde uyuyup kalmamıza sebep oluyor.

Haber Aktüel
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Prof. Dr. Gülçin Gülşen, bilinçsizce seçilen spor aletlerinin bazen önemli sağlık problemlerine yol açabileceğini belirterek, "Spor aletleri yarar yerine, zarar verebilir" dedi.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülçin Gülşen, spor merkezlerinde, evdeki koşu bantlarında yanlış spor sonrası kas ve iskelet sistemi sorunları yaşayan hastaların kendilerine müracaat ettiğini belirterek, bu aletlerin bilinçsizce kullanılmasının yarar yerine zarar getirebildiğini söyledi.

Özellikle evlere spor aleti almak cazip geldiği için son yıllarda koşu bantları çok tercih edildiğini söyleyen Gülşen, genellikle yanlış seçimlerin yapıldığını söyledi. Koşu bantları alırken yumuşatıcı sisteminin olup olmadığına bakmak gerektiğini ifade eden Gülşen "Koşu bantlarında tartan dediğimiz yumuşatıcı sistemin olması gerekiyor.

Yumuşatıcısı olmayan koşu bantlarında kalça, diz ve ayak bileği eklemine fazla yük biniyor. Örneğin çim sahalar yumuşatılmıştır, çim sahalarda direkt ayak bileğine yük binmez. Oysa beton zeminde koşarken yük vücutta eşit dağılmaz.

Aynı mantık koşu bantları için de geçerlidir. Yumuşatıcısı olmayan koşu bantları nedeniyle sakatlanan çok hasta ile karşılaşıyoruz Spor merkezlerinde de yanlış uygulamalar yapıldığını görüyoruz. Spor merkezlerinde kişiye yönelik egzersiz programları verildiği söyleniyor Bunu düzenleyen kişiler egzersizi bilen spor akademisi mezunu kişilerdir ancak hastalığı ve ona uygun hangi egzersizin verileceğini bilmiyorlar.

Dolayısıyla kişinin anatomik yapısına uygun egzersiz ve varsa hastalığına (boyun, bel fıtığı, kireçlenme, kemik erimesi, menüsküs ve bağ yaralanmaları, kas problemleri) yönelik uygun egzersiz programı düzenlenmemiş oluyor.

Başkasının ilacını kullanan kişi örneği gibi kendine uygun olmayan egzersizleri yapan kişiler de yarar yerine zarar görüyor. Ağırlıklarla çalışmalar da yanlış verildiği zaman eklemlerde aşınma, kaslarda ve bağlarda yırtılmalara sebep olabiliyor.

Belediyeler tarafından parklara ve açık alanlara yerleştirilen spor aletlerinin dikkatli kullanılması durumunda sorun olmayacağını belirten Gülşen "Spor alışkanlığı olmayan biri bilinçsiz kullanırsa sakatlanabilir.

Mesela açık alanlara konulan spor aletleri arasında bulunan bel çevirme hareketinin çok tercih edildiğini görüyorum. Oysa bu hareket fizik tedavi uzmanlarının kesinlikle önermediği, disk kaymalarına yol açabilecek son derece zararlı bir hareket. Bizim toplumumuzda çocukluktan itibaren spor yapma alışkanlığı yok.

Yetişkin bir kişi de hiçbir kontrolden geçmeden aletlerle spor yapmaya başladığında bildiği ya da bilmediği rahatsızlıkları sıkıntı oluşturabiliyor. Bunun için mutlaka hekim kontrolünden geçerek spora başlanmalıdır.

Kişinin öncelikle kalp-damar sistemi yönünden kardiyoloji uzmanınca değerlendirilmesi, spora başlaması uygun ise, kas iskelet sistemi için fizik tedavi uzmanının değerlendirmesinden sonra belirlediği uygun egzersiz programı tercih edilmelidir" uyarısında bulundu.

Tıme Turk
〰〰〰〰🐠

Tuğra

 
Çocukları da etkisi altına alan bahar yorgunluğuna karşı beslenme programında değişiklik yapılması önerildi.

Diyetisyen Yeşim Çelik, "Yorgunluğu ortadan kaldırmak için C vitamini çok etkilidir. Baharda çocuklara pasta ya da bisküvi yerine taze meyve ve sebzeler yedirilmelidir" dedi.

GEÇ SAATTE PİLAV YASAK

Ayran, süt ve taze sıkılmış meyve sularının da çocuklara enerji katacağını vurgulayan Yeşim Çelik, şu tavsiyelerde bulundu: "Yetişkinler gibi minikler de rafine edilmiş besinler yerine tam buğday, çavdar ve kepek gibi rafine edilmemiş tahıllar yemelidir. Geç saatte acıkan çocuklara ise kesinlikle pilav-makarna türü yağlı karbonhidratlar vermeyin. Yatmadan önce yenen makarna ya da pilav, çocuğu tembelleştirir."

Tıme Turk
〰〰〰〰🐠

devran

Bilim insanları, AIDS hastalarının da tıpkı şeker hastaları gibi evlerinde kandan ölçüm yapabilecekleri bir cihaz geliştirdi

Yakında hastaların kullanımına sunulmasını bekleyen yüksek teknoloji ürünü cihaz, HIV seviyesini ölçerek doktorlarına görünüp görünmemeleri gerektiği konusunda hastaları uyarıyor. İngiltere Milli Sağlık Hizmeti Kurumu danışmanlarından Dr. Anna-Maria Goretti, böylece HIV’lilerin sağlık durumunu yakından takip edip tedavilerinin de buna göre sürdürülmesini sağlayabileceklerini söylüyor. Böylece hastalar belli periyotlarla doktora gitmek yerine bir şeyler ters gittiğinde doktora görünebilecek.

AA
Gün Olur devran döner.

Tuğra

B6 vitamini, potasyum ve folik asit (B9 vitamini) bakımında çok zengin bir besin olan muzda B1, B2, C, D, E ve P vitaminleri ile magnezyum, bakır, demir ve fosfor mineralleri de bulunur.



Muz özellikle mideye çok faydalıdır. Mideyi güçlendirir ve korur. Ülser ve gastrit rahatsızlığı olanlara çok iyi gelir.

Kabızlığı giderir. Böbrek iltihabı ve bağırsak hastalıklarında yararlıdır. Kandaki kolesterol oranını düşüren muz, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Stresi azaltır ve tansiyonu düşürür. Adet sancılarını azaltır.

Vücudun ve beynin yorgunluğunu giderir. Enerji verir. Hastaların iyileşmesini hızlandırır. Kemik gelişimini destekler. Krampları engeller. Öksürüğe ve göğüs ağrılarına iyi gelir.

Muz taze olarak yenmesinin yanında, yüz ve cilt bakımında da sıklıkla kullanılır. Cildi besler ve temizler. Muz, limon suyu ile merhem haline getirilip egzama üzerine sürülürse faydası görülür. Tam olgunlaşmamış olan muzun hazmı biraz zor oluğundan muzu olgun olarak yemek gerekir.

Tıme Turk
〰〰〰〰🐠

Tuğra

İşte size alerjinizi tetikleyebilecek şartları azaltamanın yolları...

Bahar gelince ilk aklımıza gelen ağaçların çiçek açması geliyor. Bahar alerjisi olan milyonlarca insan için ise bahar demek, nezle, burun akıntısı, tıkanıklık ve diğer belirtiler demektir. Bahar aylarının başlarında, alerjiye neden olan en büyük suçlu ağaçların yaydığı polenlerdir.

MayoClinic'te yer alan habere göre, plastik çiçek ve yapay çim almadan önce, bu basit ve etkili yöntemleri deneyebilirsiniz.

İşte size alerjinizi tetikleyebilecek şartları azaltamanın yolları:

- Polenlere karşı dikkatli olun: Rüzgarlı havalarda sokağa çıkmayın, dışarı çıkmak için en iyi zaman güzel bir yağmur sonrasıdır. Çünkü yağmur, polenlerin temizlenmesine yardım eder.

- Çimleri kendiniz biçmeyin, bahçenizdeki otları yolmayın ve alerjinizi artıracak diğer bahçe işlerini başkasına devredin.

- Giydiğiniz giysileri dışarı çıkartın ve silkeleyin, aynı zamanda cildinizdeki ve saçınızdaki polenleri uzaklaştırmak için banyo yapmak isteyebilirsiniz.

- Evcil hayvanınız varsa yatağınızdan ya da kanepenizden uzak tutun.

- Çamaşırlarınızı dışarıya asmayın, polenler örtülere ya da havlulara yapışabilir. Maddi imkanınız varsa çamaşır kurutma makinesi edinebilirsiniz.

- Bahçe işi yapacaksanız, toz maskesi takın.

- Polen sayısı arttığında kendinize daha çok dikkat edin.

Mevsimsel alerji ve belirtileri polen sayısı arttığında şiddetlenebilir. Bu adımlar sizin polenlerden etkilenmemeniz için yardımcı olacak:

- Öğrenebileceğiniz herhangi bir bilgi kaynağınız varsa mevcut polen seviyesini kontrol edin.

- Eğer yüksek polen oranı olacaksa, belirtileriniz başlamadan alerji ilaçlarınızı içiniz.

- Kapı ve pencereleri geceleri ya da polenlerin sayısının yüksek olduğu herhangi bir zamanda kapatın.

- Polenleri en üst seviyede olduğu sabahın erken saatlerinde dışarıda egzersiz yapmaktan sakının.

Evinizdeki havayı temiz tutun

Evinizdeki havadan tüm alerjenleri ortadan kaldırabilecek bir ürün henüz yok, fakat bunlar size yardım edebilir:

Evinizde ve arabanızda klimayı çalıştırın.

Serinletici sisteminizde mikron alerji etkili filtre kullanın.

İçerdeki havayı kurutucu aracılığıyla kuru tutun.

Yatak odanızda yüksek etkili partikül hava filtresini kullanın.

Küçük partikül aparatı ya da HEPA filtresi olan elektrikli süpürgeyle evinizi süpürün.

Haber Aktüel
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Fazla gülmek ya da ağlamanın hasta edebileceği ortaya çıktı.

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Tabakoğlu, ''Fazla gülmek ve ağlamak astım krizine neden olabiliyor'' dedi.

Tabakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, astımın her yaştan bireyi etkileyebilen, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen, tedavi edilmediğinde ise günlük aktiviteleri ciddi olarak kısıtlayan kronik bir hastalık olduğunu söyledi.

Türkiye'de bu hastalığın tedavisi ile ilgili gereken her türlü ilaç ve tedavinin bulunduğunu ifade eden Tabakoğlu, ancak buna rağmen Türkiye'de astımlı hastaların yalnızca yüzde 1,25'inde bir yıl boyunca tam kontrol sağlanabilirken bu oranın batı Avrupa'da yüzde 5,3 olduğunu belirtti.

Astım hastalarının yüzde 90'ının gündüz, yüzde 60'ının da geceleri daha fazla rahatsızlandığını anlatan Tabakoğlu, şunları kaydetti:

''Astımlıların yüzde 80'i günlük yaşamının bu hastalıktan etkilendiğini belirtmekte. Ancak yüzde 43 gibi yüksek bir oranı iyimser bir algılama sonucu hastalığının kontrol altında olduğunu düşünmektedir.

Bu hastalık erişkinlerde iş gücü, çocuklarda okul devamlılığında azalmaya neden olmaktadır. Aynı zamanda hasta iyi tedavi edilmezse fazla gülmek ve ağlamak astım krizine neden olabiliyor. Astım, gelip geçici bir hastalık değildir.

Bu nedenle hastalık belirtilerini tetikleyen faktörler kişiye özgü şekilde tanımlanmalı, bu faktörlere maruz kalmaktan kaçınması önerilmeli ve ilaç tedavisine uyulmalıdır.''

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Burun ameliyatlarından sürekli kaçmanın ya da ertelemenin en önemli nedeni olan tampon korkusu sona eriyor.

Burun ameliyatlarından sürekli kaçmanın ya da ertelemenin en önemli nedeni genellikle hastalardaki tampon korkusudur. Burunda olduğu süre içinde ve çıkarılırken hastaya büyük rahatsızlık veren hatta zaman zaman ızdıraba dönüşen tampon uygulaması artık sona eriyor.

Op. Dr. Pınar Korlu, tamponsuz burun ameliyatları hakkında bilgi verdi.

Burun ameliyatlarında tampon korkusu tarihe karışıyor

Burna konan dikişler ve doku yapıştırıcıları sayesinde kanama önlenerek, tampon ihtiyacı ortadan kalkıyor. Ameliyat sonrası hastanın yaşadığı; nefes alma zorluğu, ağrılar ve kanamalar da sona eriyor. Burunda şikayet oluşturan ve kişilerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren kemik eğriliği ve et problemleri cerrahi yollarla giderilebiliyor.

Ameliyat, kemik ve kıkırdak kısmın eğri bölümlerini düzeltmek ve etleri radyofrekans ile küçültmek şeklinde yapılıyor. Ameliyat sırasında burun içinden çalışıldığı için burnun dış kısmında herhangi bir şekil değişikliği ya da ameliyat izi olmuyor.

Sağlıklı Nefes Burun Yoluyla Alınır

Sağlıklı bir nefes için burundaki sorunların mutlaka giderilmesi gerekir. Çünkü özellikle burun kemiği eğrilikleri ve burun eti durumlarında burun tıkanıklığı oluşur. Burun tıkanıklığı geceleri daha fazla hissedilir. Ağız açık uyuma; horlama, boğaz kuruluğu ile uyanma, sabahları dinlenmiş bir şekilde uyanamama sorunlarını da beraberinde getirir.

En sağlıklı nefes, burun yolu ile alınır. Burnun solunumda çok önemli bir rolü vardır, nefesle çekilen hava burundan geçerken nemlenir, ısınır ve temizlenir. Burun kemiği eğriliği ya da burun eti olan kişiler ağız yoluyla solunum yapar. Bu da kuru havanın boğazdan geçerek, boğaz tahrişine neden olarak farenjit gelişimine zemin hazırlar. Burun kemiği eğriliği ve burun eti sorunları, sinüzitin de kolaylaşmasına neden olur.

Burun Ameliyatları Neden Korkutucu?

Burun ameliyatları öncesi hastanın en büyük endişeleri; ameliyat sonrası ağrı, işe dönüş süresinin belirsizliği, bunun içine konan tamponlar nedeniyle nefes almada güçlük çekme ve tampon çıkarımı sırasında yaşanan ağrılar ve kanamalardır. Hasta, ameliyat sonrası bir ıstıraba dönüşen tampon korkusu yüzünden ağrı ve nefes almada güçlük çekmemek için ameliyatlarını ertelemektedir.

Ameliyat Korkusu Sona Eriyor

Burun ameliyatları kişilerin çoğu zaman korku ile baktığı ve çoğunlukla rahatsızlıkları olduğu halde kaçtıkları ameliyat grubudur. Burun ameliyatlarından sürekli kaçmanın en önemli nedeni tampondur. Tamponlar burun içindeyken ve çıkarılırken, hastada rahatsızlık oluşturur. Burun ameliyatları artık tamponsuz olarak yapılmaktadır.

Hastanemizde, ameliyatta burna konan dikişler ve doku yapıştırıcıları sayesinde kanama önlenmekte, böylece tampona ihtiyaç kalmamaktadır. Bu sayede burun ameliyatları zor ve korkunç olmaktan çıkarak, hasta için son derece rahat ve konforlu hale gelmiştir. Tamponsuz burun ameliyatı sonrası hasta, aynı gün günlük yaşantısına dönebilir, ağrı çekmez ve iyileşme süresine de ihtiyaç duymaz.

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠

Tuğra

İçinde bulunabilecek zararlı 'salmonella' mikrobu nedeniyle hastalıklara yol açabileceği belirtildi

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tülin Aksoy, çiğ yumurtanın faydalı olmadığını, aksine içinde bulunan 'salmonella' mikrobu nedeniyle zararlı olabileceğini söyledi.

Halk arasında yumurtayı çiğ tüketmenin daha faydalı olduğu yönünde yanlış bir inanış olduğunu belirten Doç Dr. Aksoy, salmonella mikrobunun bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ölümcül hastalıklara dahi neden olabileceğini vurguladı.

B7 VİTAMİNİ ENGELLİYOR

Çiğ yumurta tüketmenin iki sakıncasının bulunduğunu belirten Dr. Aksoy, "Birincisi salmonella denilen mikrobu alabilirsiniz. Bu mikrop bağışıklık sistemi güçlü olanlarda ishal olarak kendisini gösterir fakat bağışıklık sistemi düşük olanlarda daha fazla etkisi var. Amerika'da yaşlı ölümlerine neden oluyor. İkinci olarak da yumurtayı çiğ tüketirsek ?avidin' denilen madde yumurtanın içinde bulunan biyotini yani B7 vitaminini engelliyor. Bu nedenle yumurtanın pişirilerek yenmesi daha doğru" diye konuştu.

DÜNYANIN EN KALİTELİ GIDASI

Yumurtanın dünyanın en kaliteli gıdalarından biri olduğunu söyleyen Aksoy, "Türkiye'de demir eksikliği çok fazla. Yumurta demir eksikliği için en faydalı gıda. Bir yumurtanın proteininde 60 gram ete eşdeğer protein var. 60 gram et ortalama 1 TL, bir yumurta ise 20 kuruş. Fiyatı ekonomik olan tavuk eti de protein açısından çok zengin. Özellikle yaşlılar için çok uygun. Ayrıca kalorisi çok düşük. Bu nedenle kalp hastalarına bile haftada 2 yumurta yemeleri öneriliyor" dedi.

YILDA 300 YUMURTA TÜKETMELİYİZ

Kırmızı ette bulunan demir, fosfor, protein, vitaminler ve yağ asitlerinin tavuk ve yumurtadan da alınabileceğini kaydeden Aksoy, "Türkiye'de tavuk eti ve yumurta sektörü çok gelişmiş olmasına rağmen yeterince yumurta tüketmiyoruz. Türkiye'de yılda kişi başına 140 yumurta tüketilirken, Amerika ve Avrupa'da 200-250 yumurta tüketiliyor. Üstelik Amerikalılar ve Avrupalılar bizden çok daha fazla et tüketiyor. Bu nedenle bizim kişi başına yumurta tüketimimizin 300'e çıkması gerekiyor" dedi.

ORGANİK YUMURTA REVAÇTA

Son zamanlarda özellikle Avrupalıların organik yumurtaları ve tavuk etini tercih ettiğini belirten Doç. Dr. Aksoy, "Organik yumurta ve normal yumurta arasındaki fark, lezzeti ve hayvan refahı. Organik tavuk eti üretiminde hayvan serbest yetiştiriliyor ve hayvanlar daha az stresli oluyor. Normal üretimde bir tavuk 5-6 haftada kesilirken organik üretimde 81 günde kesiliyor. Bu nedenle organik yumurtaların fiyatı daha fazla. Normal yumurta 20 Ykr'dan satılırken organik yumurta 4-5 katı daha fiyatlı satılıyor" şeklinde konuştu.

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Yaygın bir hastalık olan egzama, sıcak havalarda daha sık görülüyor.

Kaşıntı, kızarıklık, su dolu kabarcıklar egzama hastalarının en önemli şikayetleri arasında sayılıyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Rukiye Kaymaz, egzama hakkında kapsamlı bilgi veriyor ve en çok merak edilen soruları yanıtladı.

Egzama terimi tahriş olmuş deriyi tanımlayan genel bir kavramdır. Akut egzama kırmızı, su dolu kabarcıklar şeklinde ve sızıntılı, kronik egzama kabuklu, kalın ve kahverengimsi olabilir. Egzama genellikle kaşıntılıdır. İritan kontakt egzama, alerjik kontakt egzama, nummuler egzama, atopik egzama gibi birçok formu görülebilir. Burada daha çok, sıklığı modern yaşam koşulları nedeniyle giderek artan ve bebeklikten itibaren rastladığımız atoopik dermatitten bahsetmek gerekir.

Atopik Dermatit veya Atopik Egzama

Atopi kelimesi deri, göz, burun ve akciğer mukozalarının alerjik hastalıklara eğilimini tanımlayan genel bir kavramdır. Genetik aktarım mevcuttur. Atopik ailelerde saman nezlesi, astım gibi alerjik olaylar sıktır. Ayrıca atopik dermatitit olarak adlandırılan döküntüler ve deri hassasiyeti mevcuttur. Hastaların %20’sinde aileden bir bireyde de bu durum mevcut olabilir.

Atopik dermatit tüm dünyada giderek yaygınlaşmaktadır. Hastalık tüm yaş guruplarında görülmekle birlikte en çok bebekler ve çocuklarda görülür. Deri döküntüleri kaşıntılıdır, vücutta yaygın veya belli bölgelerde sınırlanmış olabilir.

Atopik dermatit şiddeti sıklıkla çocukluk döneminden sonra azalır; ancak deri kuruluğu ve hassas deri özellikleri yaşam boyu devam eder.

Hastalık; bebeklik döneminde başladığında infantil egzama olarak adlandırılır. En çok saçlı deride ve yanaklarda görülür; fakat vücudun her yerinde de görülebilir. Kaşıntı nedeniyle çocuk başını, yanaklarını ve diğer alanları elleriyle, yastık ya da başka bir şey ile ovuşturur. Pek çok bebek 2 yaşından önce düzelir. Uygun tedaviler problem gerileyinceye kadar yardımcı olur.

Bebeklikten sonra lezyonlar hafifler; ancak kuru, kabuklu kronik egzama görünümünü alır. Ergenlik dönemi ve genç erişkinlerde, el ve ayak egzaması formunda sebat edebilir. Diğer sık görülen alanlar dirsek büklümü, diz büklümü, bilekler, yüz, boyun ve üst göğüs bölgesidir.

Atopik dermatit tanı ve tedavisi

Deri ve mukozalara ait çeşitli yakınma ve bulguların aile öyküsüyle bir arada bulunması tanı koydurur. Uygun, erken ve düzenli tedavi hastaları rahatlatır, hastalığın süresi ve şiddetini azaltır.

Atopik egzama klasik şekillerin dışında avuç içi, el sırt ve parmaklar ve ayaklarda kabuklanma, sızıntı, kalınlaşma şeklinde de görülebilir.

Bu durum alerjikse yiyeceklerin rolü nedir?

Kişiden kişiye değişmekle birlikte bazı gıdalar özellikle de astımlı bebek ve çocuklarda yakınmaları arttırır. Gıdaları denetlemek faydalı olabilir. Ani reaksiyonlara neden olan gıdalardan uzak durulmalıdır.

Çevresel faktörler önemli midir ve nasıl önlem alınabilir?

Temas alerjenleri (ör: sabun, metal) veya havayoluyla gelen alerjenlerin (ev tozu akarı, polen) uzaklaştırılması fayda sağlayabilir. Bazen toz taşıyan eşyalar (tüylü yastık, örtü, boyun atkısı, yatak örtüleri, yorgan, battaniye, halı, kilim, kumaş perde, yün ve diğer kumaşlı eşyalar) atopik egzamayı arttırabilir.

Aşı yöntemi saman nezlesindeki gibi faydalı mıdır?

Deri şikayetlerini arttırabilir.

Bu durumun tedavisi için ne yapılması gerekir?

Bir deri hastalıkları uzmanına başvurmanız gereklidir. Doktorunuz size alerjen ve tahriş edici maddelerden korunmada yol gösterecek ve doğru ürünlerle banyo alınması ve cilde uygun nemlendirici kullanımını tavsiye edecektir. Kış aylarında nemin azalması, kuruluğun artması nedeniyle atopik dermatit alevlenebilir. Yaz aylarında ise ani sıcaklık değişimleri, terleme artışı atopik egzamayı tetikleyebilir.

Her iki durumda da doktorunuz size çeşitli tedavi seçenekleri ve bakım önerileri sunacaktır. Atopik dermatit sık karşılaşılan bir dermatolojik tablodur. Tedavi edilmediği takdirde yaşam kalitesini azalttığı gibi, bebeğin büyüme gelişimini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle egzama durumunda mutlaka bir dermatoloji uzmanından destek almanız gerektiğini unutmayın.

Haber3
〰〰〰〰🐠