Kur'an-ı Kerim'de üzerine yemin edilenlere hürmet nasıl olmalıdır?

Başlatan Lika, 31 Mart 2008, 17:39:06

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Lika

Kur'an-ı Kerim'de üzerine yemin edilen kalem,incir,zeytin vs gibi nesnelerin yere düşmesi halinde mutlaka yerden alınması gerektiğine dair yıllar evvel bir bilgi edinmiştik.Zira bu gibi Kur'an-ı Kerim'de üzerine yemin edilenler,diğer nesnelerden ayrı bir öneme haizdir, bu nedenle hürmet göstermek gerekir denmişti.O günden bu yana nerede yere düşmüş bir kalem görsek alma ihtiyacı duyarız :) Bu konun dinen sıhhati ne şekildedir?
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

suhup

Cenab-ı Hakk Kalem Sûresi'nde Kalem'e ve yazdığı satırlara yemin ediyor. “ن وَالقَلَمِ وَما يَسْطُرُون" Kalem  mübarektir. Zira bütün kainatın mukadderatını çizen de Kalem-i A'la'dır. Tabi kalemin yazmasına vesile olan mürekkebi daha mübarek...

“Şehidin kanıyla alimlerin mürekkebi mizanda tartılacak, alimin mürekkebi şehidin kanından daha ağır gelecek” buyuruyor Rasülullah Efendimiz. İmam-ı Rabbani Hz. Bir keresinde abdest bozmak için aceleyle helaya girer ve hemen geri çıkar. Hemen su ile parmağının sürtmeye başlar. “Efendim, çok sıkışmış olmalısınız ki koşarak girdiniz; fakat hemen geri çıktınız, şimdi de parmağınızı yıkıyorsunuz sebebi nedir", diye sorduklarında; "Girer girmez fark ettim ki, kalemim yazıyor mu diye parmağıma denemişim. O noktanın, o mürekkep izinin parmağımda olmasıyla helada oturmayı kendime yakıştıramadım, ve çıktım" buyurmuşlar.

Kalemler ilimleri yazmamız için bir araçtır. Elbette ki bir hürmet ifadesi olarak yerde gördüğümüz bir kalemi alma ihtiyacı duymalıyız.
Kişiye sadakat yakışır görse de ikrah;doğruların yardımcısıdır Hazreti Allah.

Lika

Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim