Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Bal

Başlatan Evfacan, 03 Aralık 2008, 16:09:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Evfacan

Bal
Bal

Fruktoz, glikoz ve suyun bileşiğidir; sindirimi gerektirmediği için kolayca kana geçer. Bu sebeple zayıf ve iştahsız kimselerin enerji ihtiyaçlarını karşılamada iyi bir yiyecektir. Yağlar vücudun önemli kaynağıdır.

Normal şartlarda enerji üretmek için yağ ve şekerler birlikte yakılır ve böyle daha verimli bir enerji meydana gelir. Şeker olmadığı zaman yağlar daha verimsiz bir biçimde yakılır ve kolaylıkla yorgunluk meydana gelir. Bu sebeple yeterince tabiî şeker de alınma¬lıdır. Glikoz ve früktoz denen iki tabiî şeker özellikle balda boldur.

Rafine edilmiş beyaz şekerde, vitamin, mineral ve protein bulunmaz. Şeker ihtiyacını sebze, meyve,bal gibi yiyecekler yiyerek karşılayabiliriz. Böylece öbür faydalı cevherleri de sağlamış oluruz.

Bu sebeple rafine beyaz şeker hiç yenmezse, sıhhat açısından daha iyi olur. Keskin tadıyla boğaz tıkayıcı, iştahı kesici beyaz şeker vitamin ve proteinli öbür besinlerin yeterince yenmesini önleyerek ve dişleri çürüterek de zarar verir.

Dişlere bulaşan rafine şekerle beslenen asidofilus isimli bakteri, sakkarozu laktik aside çevirerek, diş çürümesine yol açmaktadır. Eğer tatlı yemek, ağzınızı tatlandırmak istiyorsanız, çeşitli tad, koku ve renkteki tabii balları yiyebiliriz.

Vücut, bir makinedir ve bir otomobil nasıl benzin isterse, onun da devamlı yakıta ihtiyacı vardır. Bir insan uyurken de kalbi çalışır ve bağırsaklar, sıkışıp sıkışıp açılmaktadır. Karaciğer, böbrekler ve diğer organlar  da faaliyetlerini sürdürmektedirler.

Bu, sadece motoru çalıştırılan, henüz yola çıkmamış bir arabaya benzer.Bir insan uyandığı, kalkıp dolaştığı, çalıştığı, koştuğu zaman, hareket halindeki araba gibi daha fazla yakıt harcar. Bir çocuğun her gün aldığı besinin çoğu, çocuk hızla büyümekte olsa bile, yakıt olarak harcanır. Vücudun en ideal yakıtı da baldır.

1937'de Alman araştırmacılar, balın zararlı bakterileri öldürücü tesire sahip olduğunu keşfettiler. 1962'de Amerikan Tarım Bakanlığından White; baldaki "glikoz oksidaz" enziminin bakteri öldürücü olduğunu tesbit etti.

Arı sütü, pensilin ve klortetrasiklinin tesirine benzer tesir gösterir. Bal tabii asittir, bu durumuyla birçok bakteri için zararlıdır. Balın tifo, dizanteri gibi on çeşit hastalık mikrobunu öldürdüğü ispatlanmış bir gerçektir.

Bal, kalsiyum ve fosforca da zengindir. Bunların tesirleri, kuvvetli ve enerjik olmak isteyenlerce iyi anlaşılmalıdır. Daha çok kemik ve dişlerde sertliği sağlamak işine yararlar. Büyüme çağında alınan kalsiyum ve fosfor yeterli değilse, kemik ve dişler sağlam olmayıp, ince, dayanıksız ve gözenekli olurlar.

Alınmaması, çocukların gelişmesi ve boy uzamasını da kötü yönde etkiler. Çoğu kez kısa boylu ve cılız çocukların ana ve babalaları da çocukluk çağlarında kötü beslenmiş ve iyi gelişmemişlerdir. Çok küçük parçacıklar şeklindeki kalsi-yum, sinirde uyarıların iletilmesine yarar.

Yeterli miktarda kalsiyum, sinir sisteminin dengeli çalışmasını, sakin olmasını sağlar. Oysa kalsiyum eksikliğinde sinirler gergin ve aşırı hassastır. Az kalsiyum alan yetişkinler, sık sık sinirlenir, kaslarını gerer ve çabucak yorulurlar. Kalsiyum eksikliği rahat uyumayı güçleştirir. Aynı zamanda, kaslarda kramplara sebeb olur. Kadınların aylık kanaması sırasında karın bölgesinde görülen kramplar da çoğu kez kalsiyum (Ca) azalmasından dolayıdır.

Kanın pıhtılaşması için Ca gereklidir. Bir ameliyat,kaza, diş çekilmesi sırasında önemli kanamalar olabilmektedir. Bal bütün bu arazların giderilmesinde mühim bir ilaçtır. Kansızlığın önemli bir sebebi demir eksikliğidir. Balın kansızlığın önlenmesine katkısı da bilinmesi gerekli bir gerçektir.
C vitamini eksikliğinde skorbüt denilen bir hastalık olur.

Bağ ve kemik dokuda bozukluklar görülür. Kemikler ve dişlerde harabiyet olur. Kilo kaybı, iştahsızlık, eklemlerde şişme, diş etlerinde kanamalar görülür, ödemler, kansızlık, soluklar ve çocuklarda C vitamini noksanlığı sonucu felçler olur. Bazı kimselerde mikrobik hastalıklar müşahede edilebilir. Kalb yetersizliği, böbrek ve karaciğer hastalıkları, hazım sistemi bozuklukları, hormon sistemi bozuklukları görülür.

O halde, arının balı verirken yapmış olduğu o kadar çaba boşuna değil. Arı, küçücük beyniyle bu kadar çok şeyi nasıl ve kimden öğrenmiş olabilir acaba?
Bu mütalaanın sonunda canlılığını ve gençliğini koruyan ve koruyacak olan şu beyanlara dikkatinizi rica ediyoruz.
"O arıların karınlarından renkleri muhtelif bal çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Doğrusu bunda da düşünecek bir topluluk için (Yaratıcının hikmet ve emrine delâlet eden) büyük bir alâmet vardır. " 

"Şifa üç şeye münhasırdır : (Birisi) bal şerbeti içmek"                   

“Peygamberimiz, balı severdi." 
Yiğit yaralı olur - Yine dağ gibi durur

ihvan

emeğine sağlık................birde ucuz olsaydı.

enfa

Arı sütü, bal, polen ve propolis her deva deva geliyor. Ancak özellikle iki yaş altı süt çocuklarında verirken çok dikkat: Solunum felcine neden olabilir! Peki bu doğal şifalı ürünleri doğru kullanmanın yolu nedir? Yrd. Doç. Dr. Aysun Çetin anlatıyor.

Arının; sütü, balı, poleni ve propolisi insan sağlığı üzerinde mucizevi etkiler gösteriyor. Ancak bu etkili ürünlerden faydalanırken dikkatli ve bilinçli tüketmek gerekiyor.

İşte doğal arı ürünleri ile ilgili merak edilen tüm soruların cevapları..

Arı sütü, bal, polen, propolis bir arada kullanılabilir mi?

Arı sütü, bal, polen, propolisin bir arada kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur.

Özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmek için hepsinin bir arada kullanılması daha mı etkili?

Arı sütü, bal, polen, propolis farklı yollarla bağışıklık sistemini güçlendirdikleri için hepsinin bir arada kullanılması tabi ki daha etkilidir. Özellikle arı sütünü dünyadaki tüm besinlerden, bitkilerden, ilaçlardan, gıdalardan, vitaminlerden, otlardan vs. ayıran en büyük özelliği; her yaş insanda tepeden tırnağa vücuttaki bütün hücreleri yeniler, besler, onarır, tamir eder, geliştirir, metabolizma dengesi kurar, tüm hastalıkları yok eder, doğal, işlenmemiş vitamin verir, yaşlanma hızını keser, bağışıklık sisteminin gücünü yüksek oranda arttırır.

Piyasada satılan hazır karışım ürünlere güvenilebilir mi?

Sonuçta bu hazır karışımlar da faydalıdır ama örneğin X ürününün etiketinde 200 gr. karışım içinde 10 gr. arı sütü bulunduğu yazılmış, siz bu karışımı en yüksek teknolojileri kullanarak analiz etmeye kalksanız da karışımın içinde gerçekte ne kadar arı sütü bulunduğunu tespit edemezsiniz, o karışımın içindeki arı sütü miktarı gerçekten 10 gr. mı bunu bilemezsiniz, üstelik siz 10 gr. arı sütü tüketmek isterken çok miktarda da bal tüketmeniz (200 gr.)gerekir, bu da aşırı miktarda kalori demektir. Özellikle diyetine dikkat edenler veya kilo problemi yaşayanlar için bu çok önemli bir sorundur.

Dolayısıyla kendi hazırladığınız karışımda en azından arı sütü , polen, propolis ,bal miktarlarının ne kadar olduğunu bildiğinizden sizin için daha kullanışlı olabilir.

Kendimiz hazırlamak istersek bal, polen, propolis ve arı sütü hangi oranlarda karıştırılmalı?

Kendiniz hazırladığınızda küçük miktarlarda ihtiyaçlarınıza göre hazırlamanız uygun olur. Karışım hazırlandığında arı sütü ile bal karıştırıldıktan sonra buzdolabında saklanmalıdır ama propolis 60-70 °C’da sıvı, 25-45 °C’da  yumuşak ve yapışkan, 15°C’da  altında ise katı kırılgandır, bu nedenle propolisi buzdolabı yerine ışık görmeyen bir yerde oda sıcaklığında saklamak daha doğrudur, bu yüzden de propolisi tek başına tüketmek daha uygun olabilir.

Arı sütünün ne kadar kullanılması gerektiği ise, saf olarak veya balla karışmış olarak, her iki halde de; bünyenin yaşına, sağlık derecesine, varsa hastalığın ağırlığına veya istenilen maksimum kuvvet seviyesine veya istenilen rahatsızlık derecesine göre değişir.

Örneğin 2007 yılında Japonya’da insanlar üzerinde yapılan bir araştırmada 4 hafta boyunca günlük 6 gr. arı sütü kullanımının total kolesterol ve kötü kolesterol diye nitelendirilen LDL kolesterol düzeyini düşürdüğü saptanmıştır.

Genelde  arı sütü saf olarak tüketilecekse yetişkinlerde günde ortalama 500 mg., tedavi amacıyla günde 2 gr. alınmasını tavsiye edebilirim. Sabahları kahvaltıdan yarım saat önce dil altına alınarak tüketilmelidir. Arı sütü tedavisinin süresi; kişiye, durumuna, kullanılan doza ve istenilen amaçlara göre değişir. Fakat olumlu sonuç elde etmek için kesinlikle bir aydan daha az kullanmamalıdır.

Arı sütü, bal, polen, propolis  her yaşta kullanılabilir mi?

Arı ürünleri alışkanlık oluşturmadığından günlük ve devamlı az miktarlarda alınabilir ve her yaşta kullanılabilir. Sadece 2 yaşın altında bal veya arı ürünleri kesinlikle kullanılmaması gerektiğinin önemini özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü bal süt çocuklarında solunum felcine neden olabilmektedir. Bu da hayati önem taşıyan bir durumdur. Bal içerisinde nadir de olsa Clostridium botulinum bakterisi sporları bulunabilmektedir. Erişkin için tehlikesiz olan sayıdaki bu bakteriler süt çocuklarının bağırsaklarında yuvalanarak aktif hale geçer ve sinir felcine neden olan toksinler üretebilmektedir. Emziren annenin bal yemesi bebek için tehlike oluşturmaz. Ancak çocuğun ağzını tatlandırarak emzirmesini uyarmak amacıyla yer yer uygulanan meme başının ballı su ile silinmesi ya da emziğin bala bandırılması gibi yöntemlerden kesinlikle kaçınılmalıdır.

Ayrıca 2 yaşın üstündeki çocuklarda ve yetişkinlerde arı ürünlerine alerjisi olanların mutlaka doktora danışarak bu ürünleri kullanmalarını tavsiye ederim.

Karıştırdıktan sonra ne kadar süre içinde kullanmalı ve nasıl saklanmalı?

Arı sütü donmuş halde 18 ay kadar saklanabilir. Buzdolabı raf ortamında ise 6-8 hafta kadardır. Bu arada arısütüne metal kaşık ile temas etmekten kaçınılmalıdır. Onun yerine tahta ya da plastik kaşıkları tercih etmelidir.

Arı sütünü güneş ışığına maruz kalmaktan da korumalıdır. Koyu renkli kavanozlarda muhafaza edilmelidir. Havayla temas etmemesi için de kavanozun kapağı sıkıca kapatılmalıdır.

Alternatif olarak arı sütü bal ile de karıştırılabilir; eğer kilo sorunu yoksa ya da fazla kaloriden endişe etmiyorsanız bu şekilde saklamak ideal yollardan biridir. Bu durumda uzun süreler bozulmadan buzdolabında saklanabilir.

Hangi ölçüde ve ne kadar zaman kullanmak etkili oluyor? 

Saf taze arı sütünün muhafazası zor olduğu için bal ile beraber kullanılması uygundur. Kullanım amacına göre günlük 500 mg. ile 2000 mg. arası alınır. Arısütü; saf veya balla karışmış olarak, her iki şekilde de  sabah ve akşam olmak üzere aç karnına alınmalıdır. Bunun yanı sıra arısütünün karıştırıldığı balın kalitesinin iyi olması, nektarı yüksek çiçeklerden elde edilmiş olması, hileli ve kalitesiz bal olmaması gerekir. Arısütü saf veya balla karışmış her iki halde de kesinlikle metalle temas edilmemeli, ışıkta kalmamalıdır.

Arı sütünün ne kadar kullanılması gerektiği ise, saf olarak veya balla karışmış olarak, her iki halde de; bünyenin yaşına, sağlık derecesine, varsa hastalığın ağırlığına, veya istenilen maksimum kuvvet seviyesine veya istenilen rahatsızlık derecesine göre değişir.

Arı ürünleri alışkanlık oluşturmadığından günlük ve devamlı alınabilir.

Arı sütü; normalde kullanıcının ağırlığına göre belirli düzeyde (miligram düzeyinde) alınması yeterlidir. Ancak duruma göre bu düzey artırılabilir.
Yetişkinlerde günlük 500 - 2000 mg. kadar alınması uygundur. 
Ancak her gün sabah ve akşam aynı vakitte düzenli olarak alınması gereklidir.

Propolis; yetişkinlerde günlük 70-100 mg. kadar alınması uygundur.

Polen; dünya literatüründe farklı tavsiyeler bulunmakla beraber ideal düzey;

- 3 yaşından 5 yaşına kadar günde 1 tatlı kaşığı

- 6 yaşından 12 yaşına kadar günde 2 tatlı kaşığı

- Yetişkinlerde günde 20 gram (4 tatlı kaşığı)

Hastalıklara göre belli bir kullanma ölçüsü verilebilir mi ?
Her hastalık için ayrı ayrı ölçü vermek zordur. Genelde tedavi amacıyla arı sütünün çocuklarda günlük; 1gr., yetişkinlerde 2 gr., propolisin çocuklarda günlük; 70 mg., yetişkinlerde ise 150 mg. kadar kullanılması uygundur.

İyibilgi

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!