Ricaül Gayba Ait Bir Kıssa-Nice Dertler Keder Ve Üzüntüler Hiç Bilmediğin Bel

Başlatan attila, 19 Aralık 2008, 17:32:35

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

attila

Ricaül  Gayba  Ait  Bir Kıssa-Nice Dertler Keder Ve Üzüntüler Hiç Bilmediğin Belki Küçümsediğin Kişilerin Duasıyla İyi Olmaktadır.
İ.Şarani KS.Anlatıyor: Mısır’da Oduncu Tekkesi’nde oturan bilgin İmam Seyyid Şerif bana bir olayı şöyle anlatmıştı: “Büyük Şeyhlerden Kagıtçılar Pazarı Şeyhi İbnül-Besati, hanımı olan amcasının kızıyla imtihan olmuştu, Şöyle ki: Günün birinde karısı, kocasının bacağında önceden beyazlaşan sonradan alaca renk alan dehşetli bir yaranın başladığını görünce ondan tiksinerek koca evini bırakıp babasının evine kaçar. Bu durumda Şeyh dertli ve üzüntülüdür. Bir gün bu keder ve düşünce ile çarşıda gezinirken çevrede, fesatçı tanınan ve sevilmeyen bir kişi karşısına dikilir, bu kişinin öyle asalak hali vardır ki birisinden yeni bir elbise  isteyip elbise aldığı halde, yine şahsın yakasını bırakamaz, beş on akçe almadan adamın peşinden ayrılmazdı. İşte Şeyh İbnü-l Besati, bu adama istediği elbiseyi alıp verdiği halde bu asalak kişi ayrıca para da ister. Müşarünileyh, “kederim bana yeter. Şimdi benden uzaklaş.”der. Fakat adam bırakmaz ve istediğine israr eder. Çaresiz kesesini çıkararak, asalak kişiye  istediği  akçeyi  verir. Asalak kişi İbnul-  Besati’ye “Zevcen yönünden  arzun olmuştur. Yalnız  Mukatta dağının bir  yönünde olan   filanca  kabristanın yanına  bizler için Kırk ekmek ve her ekmek için  yarım batman  kaynatılmış peynir  büyük bir ıbrık  su  getireceksin”   der ve gider. İbnül Besati bu kişinin dediklerini eksiksiz yapar. Kırk ekmek  yirmi batman peynir ve büyük bir ibrik dolusu suyu adamın dediği yere güneş  doğmadan fecirle birlikte götürür. Anlatılan kapının kapı yarıklarından  içeri bakınca orada heybet  ve vakar sahibi kişilerin ayakta sabah namazını beklediklerdi görür. Bu cemaatin önünde yeni bir takım elbise ile on akçe alan asalak tavırlı şahsı tanır. O kişi cemaatine şöyle  hitap eder: kapı önünde  bekleyen bu adamın derdine  derman  bulacak  içinizde bir  kimse  var mı?  bu kişinin hacetini  kim görür?”diye seslenir cemaatten bir kalkarak, “ben onun hacetine yerine getiririm”  der, kapıyı açar.. İbnü’l Besati’nin yarasını muayene edip, tükürüğü ile yarayı siler o arada yaradan iz kalmaz. Ona, “İşte, zevcen şu anda babası evini bırakarak evine dönmüştür” der.
İbnul Besati  evine dönünce karısının eve döndüğünü görür . Ona.: “Seni kim getirdi” diye  sorar  Kadın “Baba evin de öyle  keder ve üzüntüye  düştüm  ki  şayet evime  dönmeseydim ölecektim” der. Kocası da başından geçenleri  karısından  saklar ve bir şeyi  belli etmez . Aradan  bir  kaç gün geçince asalak şeyhi kağıtçılar  çarşısında  görür ve  şöyle  konuştuğunu işitir.: “Bir insana  kötülük dilinden gelir. Bu yüzden bir  şeyi  gördüğü takdirde o şey için   görmedim  veya  ona  bakmadım demiş olsa selamete erişir. Aksine olarak  şu olaya  rastladım veya gördüm diyenler her  şeyi  kaybederler” şeklinde konuşarak aralarında  geçen  vakıayı  kimseye  söylememesi için  tarizde bulunuyordu.
     Bu zat kendisine  yaklaşınca “Yine bana bir elbise ver” der İbnul Besati  de  Ey Efendim!  istediğini seç al” der Şeyh ise “Ben yalnız yeni bir takım istiyorum” deyince o  da  istediğini alıp  verir. Şeyh kendisine “vereceğin akçeyle adet ve alışkanlığını tamamla”dediği zaman İbnü’l-Besari utanç ve hayasından erir gibi olur” Yüce Peygamberimizin hürmetine beni bu akçeyi vermeden affettiniz”der, bu hadiseyi kimseye  söylemezsen senden bu parayı almam” böylece İbnü’l-Besati, bu gizliliğe Şeyh’in ölümüne kadar sadık kalır..O öldükten sonra ifşa eder”.(U.Kübra 282-283)