Kansızlık ve sinüzite neden oluyor

Başlatan Tuğra, 04 Mart 2010, 23:47:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra


Yapısal özelliklerinden dolayı çocuklarda daha sık görülüyor. Kansızlık, sinüzit ve orta kulak iltihabı yapıyor...

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan, beş çocuktan birinin reflü hastası olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Artan, yaptığı açıklamada, bağırsaklara doğru gitmesi gereken mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması (reflü) durumunun yapısal özellikleri nedeniyle bebeklerde daha sık görüldüğünü belirtti.

Genellikle asit olan mide içeriğinin fazla miktarda yutma borusunun içine ve ağza doğru geri kaçmasının sonucunda ortaya çıkan problemlerin reflü hastalığına neden olabildiğini belirten Artan, ''Bebeklerin yarısında görülen mide içeriğinin istemsiz olarak geri kaçması her beş çocuğun birinde hastalık yapıyor'' dedi.

Yemek borusuyla mide arasındaki kapakçık sisteminin olgunlaşmaması, bebeklerin günün 16 saatini uyuyarak geçirmesi, beslenme tarzlarının sıvı içeceklere dayanması ve yemek borusunun kısa olmasının bebekleri daha sorunlu ve riskli kıldığını ifade eden Artan, bunların büyük kısmının gelişimleri süresince düzeleceğini kaydetti.

Yapısal kusur oluşması durumunda ise sorunun yetişkinlik döneminde de devam edeceğini vurgulayan Artan, hastalığın mide fıtığı, alt yemek borusu kapakçığının gevşek olması, midenin çıkışının kapalı ya da dar olması gibi kalıcı ve giderek ağırlaşan sorunlara yol açabileceğini dile getirdi.

Prof. Dr. Artan, beslenme sırasında tıkanma, boğulacak gibi olma ve pürüzlü-tanecikli yiyeceklere tahammülsüzlük gösteren bebeklerde reflü olabileceğini kaydetti.

Bu bebeklerin geceleri çok sık uyandığını dile getiren Artan, reflünün bazen ameliyatla tedavi gerektirecek kadar ilerleyebileceğine dikkati çekti.

ORTA KULAK İLTİHABI, KANSIZLIK VE SİNÜZİTE NEDEN OLUYOR

Reflünün sadece sindirim kanalını değil, başta solunum sistemi olmak üzere diğer sistemleri de doğrudan etkilediğini vurgulayan Artan, ''Süregelen öksürük, ses kısıklığı, sesin çabuk yorulması, hırıltılı solunum, yanıcı göğüs ağrısı, inatçı gece öksürükleri en sık belirtilerdir. Bu durum, tekrarlayan sinüzitlere, orta kulak iltihaplarına hatta kansızlığa neden olabiliyor'' dedi.

Reflü hastalığının diş çürüklerine, ağız kokusuna, iştahsızlığa, kalpte çarpıntı ve ritm bozukluğuna da yol açtığını kaydeden Artan, ailelerin çoğu kez bu tip şikayetlerde solunum yolları rahatsızlığı şüphesiyle doktora gittiklerini söyledi.

Hastalığın 1.5 ay gibi sürede ilaçla tedavi edilebildiğine işaret eden Artan, bununla birlikte beslenme ve yaşam şekillerine de dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Bu çocukların fırınlanmış ve haşlanmış yiyecekler ile püre, makarna ve erişte gibi yiyecekleri rahatça tüketebileceğini ifade eden Artan, yatmadan hemen önce yemek yenmemesinin, yemekten sonra sakız çiğnemenin ve yemeğin hemen ardından fazla aktivitede bulunmamanın da faydalı olacağını dile getirdi.

Reflü hastası çocukların asitli içecekler, kızartma, cips, salçalı yiyecekler, çerezler, baharatlı yiyecekler ve çikolatadan uzak tutulması gerektiğini anlatan Artan, baş kısmı yükseltilmiş bir yatakta, omuzla kalça arasında yaklaşık 30-40 derecelik açıyla yatmaları ve karın içi basıncı artıran dar giysiler giydirilmemesini tavsiye etti.
 
bugün
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Serinlemek için başa çok soğuk ve buzlu su dökülmesinin çok sakıncalı olduğu belirtildi.

Sakarya Vatan  Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Dursun Bostancı, serinlemek için başa çok soğuk ve buzlu su dökülmesinin  sağlık  açısından son derece çok sakıncalı olduğunu söyledi. 

Bostancı, sıcaklarda terlemenin kaçınılmaz olduğunu belirterek, baş ve yüz kısmının çok terlediğine dikkat çekti. Bu sebeple böyle bir durumda serinlemek için başa çok soğuk ve buzlu su dökülmesinin yüz felcini tetikleyebileceğinin altını çizen Bostancı, ?Ne  yazık  ki bu yanlış uygulama sebebiyle yazın yüz felci vakaları artabiliyor. Yüz felci ani ısı değişimleri sonucu ortaya çıkıyor. Terlemiş bir yüze çok soğuk ve buzlu su dökmek ciltteki ani ısı değişmesine sebep olur. Bu da yüz felcine yol açabilir. Yazın yüz felci bu tür uygulamalarla artış gösterebiliyor. ? dedi.

SİNÜZÜTÜ OLANLAR DA BAŞINI ISLATMAMALI

Bostancı, serinlemek için başın sürekli ıslatılmasının özellikle sinüzit hastaları için riskli olduğunu belirterek, saçlardaki nemin sinüzit şikayetlerini artıracağını vurguladı.

Bostancı ?Sinüzit hastaları yaz aylarında bile saçlarını yıkadıklarında  hemen kurulamaları gerekiyor. Islak saçla dolaşmak sinüzit hastaları için büyük bir risk. Bu sebeple çok sıcak da olsa bu  hastalar  başını ıslatmamalı ve kuru tutmalıdırlar.? diye konuştu. 

Güneşten mümkün olduğunca korunmak gerektiğini, dışarı çıkılması gerekiyorsa bir şapka takmanın yararlı olacağını ifade eden Bostancı şu uyarılarda bulundu: ?Özellikle kalp-damar ve kronik hastalıkları olanlar güneşten kaçınmalıdır. Güneşin en dik olarak yüzüne yansıdığı saat 11.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalıdır. Terlememek için ince ve pamuklu giysiler tercih edilmelidir. Su içme isteği olmasa bile düzenli su içilmelidir. Yağlı ve ağır gıdalar yerine sebze ve meyve ağırlıklı beslenme yolu tercih edilmelidir.?

aktif haber
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Menenjit ya da beyin zarı altında iltihaplanmaya neden olan sonuçlar da doğurabiliyor...

Genellikle soğuk havalarda grip ve soğuk algınlığını takiben görülen sinüzitin çok ciddi komplikasyonlarının bulunduğu, tedavi edilmediği takdirde görme sorunu başta olmak üzere menenjit veya beyin zarı altında iltihaplanmaya neden olan sonuçlar doğurabileceği bildirildi.

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Kaygusuz, yaptığı açıklamada, sinüzitin, burun etrafında bulunan ve sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söyledi.

Özellikle kış aylarında doktorların sıklıkla karşılaştıkları hasta grubunun sinüzit hastalarından oluştuğunu dile getiren Kaygusuz, sinüzitin belirti ve bulgularının 12 hafta içinde tamamen iyileşmesi durumunda akut sinüzit, 12 haftadan daha fazla devam ediyorsa kronik sinüzit olarak tanımlandığını bildirdi.

Anatomik faktörler, alerjik etkiler, yapısal bozukluklar, bağışıklık sistemi, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları, diş enfeksiyonları ve geniz etinin de sinüzite yol açabildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Kaygusuz, sözlerine şöyle devam etti:

''Akut sinüziti bulunan ergenlerde baş ağrısı, yüz ağrısı, geniz akıntısı ve ateş en sık karşılaşılan yakınmalardır. Çocuklarda ise yakınmalar daha az spesifiktir. Akut sinüzitler sıklıkla baş ağrısıyla birliktedir. Ağrı, özellikle başın öne eğilmesi sırasında, kafada basınç hissiyle beraber ve zonklayıcı tarzda hissedilir. Kronik sinüzitte ise ağrı, başın tepesinde veya içinde, şakaklarda, enseye yakın baş bölgesinde, alında, yanak üzerinde veya göz çevresinde hissedilebilir.''

ÇOCUK SAÇLARINI ÇEKİYORSA

Sinüzitin çocuklarda genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Kaygusuz, ''Baş ağrısından genellikle büyük çocuklar ve erişkinler yakınır. Küçük çocuklar doğrudan baş ağrısını ifade edemezler. Ancak küçük çocukların baş ağrısına bağlı olabilecek davranışlar gösterebileceği unutulmamalıdır. Bunlar başını tutma, yanaklarını ovalama, başını duvarlara vurma, saçını çekme gibi davranışlardır'' dedi.

Küçük çocukların geniz akıntısını tanımlayamadıklarını ve genellikle de akıntıyı yuttuklarını belirten Kaygusuz, bu nedenle de çocukların mide bulantısından yakınabildiklerini, ayrıca geniz akıntısının çocuklarda kötü bir ağız kokusu yapabildiğini anlattı.

SONUÇLARI ÇOK AĞIR OLABİLİR

Sinüzitin çok ciddi komplikasyonlarının bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. İrfan Kaygusuz, şöyle devam etti:

''Tedavi edilmedikleri takdirde ciddi sorunlara yol açabilirler. Göz, sinüslere yakınlığı sebebiyle sinüzit komplikasyonlarının en sık görüldüğü bölgedir. Bunlar tedavi edilmezse körlüğe kadar gidebilir. Antibiyotik öncesi çağlarda, sinüzit sonrası gelişen menenjit en sık görülen kafa içi komplikasyondu. Antibiyotiklerin keşfiyle bu oran azalmakla birlikte ölümler değişmedi. Günümüzde ise en sık bildirilen kafa içi komplikasyonu beyin zarı altında iltihap birikmesidir.''

Sinüzitten korunmak için bazı önlemler alınması gerektiğini ifade eden Kaygusuz, şunları kaydetti:

''Bunlar özellikle soğuk havalarda başa bere takılması, ıslak saçla dışarı çıkılmaması, her banyodan sonra saçların mutlaka kurutulması ve hava akımına maruz kalınmamasıdır. Ayrıca mevsime göre elbiseler giyilmeli, soğuk havaya maruz kalınmamalı, grip veya soğuk algınlığı varsa bu mutlaka tedavi edilmelidir. Çünkü, sinüzitler genellikle grip ve soğuk algınlığını takiben görülmektedir. Özellikle kış aylarında vitamin yönünden zengin besinler tüketilmelidir.''

Prof. Dr. Kaygusuz, sinüzit belirtileri olanların mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına gitmesi ve ilaç tedavisi görmesini önererek, ''Hastalık daha fazla ilerlemeden önüne geçilmelidir. Kronik sinüzitler de ise ameliyatla tedavi şansı mümkündür. Akut sinüzitler genellikle çocuklarda, kronik sinüzitler genellikle erişkinlerde görülür. Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonunun ve alerjinin sık görülmesine bağlı olarak sinüzit görülme sıklığı da artmaktadır. Erişkinlerde daha ziyade anatomik bozukluklara bağlı olarak kronik sinüzit görülmektedir'' diye konuştu.

iyilikgüzellik
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Sinüzite Karşı Deniz Suyu

Hipertonik Sinomarin her yaşta ve her mevsimde kullanılan ilk ve tek doğal dekonjestan.

Sinomarin başka bir deniz suyunda bulunmayan % 0,23 NaCl miktarıyla optimum tolere edilebilen tuzluluk oranına sahiptir. Burun içinde ozmotik etki gösterek ödemli mukoza hücrelerini normal hacmine döndürerek burun tıkanıklığını giderir ve rahat nefes almayı sağlar.

Ayrıca, düzenli olarak burun yıkanmasında kullanılan burun boşluğu polen ve toz gibi doğal maddelerden kolayca arındırılır.

Sinomarin'in hiçbir yan etkisi yok ve bağımlılık oluşturmaz. Gereken sıklıkta kullanılabilir.

Çocuklarda 6 aydan sonra doktor tavsiyesiyle önerilen sıklıkta kullanılabilir.

İlaç Genesis tarafından sunuldu.

village
〰〰〰〰🐠

mazhar

Şiddetli baş ağrılarına sebep olan sinüzit için denize girmenin faydalı olduğu bildirildi.


Medical Park Tarsus Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Haktan Ergin Bağış, tuz oranı yüksek deniz suyunun sinüslerde meydana gelen iltihaba bağlı ödemi çözdüğünü söyledi. Bağış, "Özellikle alerjik kökenli sinüzitlerde burun etleri şişer. Yoğun tuzlu su bu şişliği azaltarak sinüslerin daha rahat havalanmasını sağlar. Yazın özellikle çocuk hastaların denize sıkça girmelerini veya tuzlu sularla burunlarını yıkamalarını öneriyoruz" dedi.

Burun sinüslerinin iltihaplanmasıyla ortaya çıkan sinüzit kafanın dengesini sağlamak amacıyla yanakta, alında ve burun içerisinde bulunuyor. Dr. Bağış, alerji, kitleler, burun kemik eğrilikleri, yabancı cisimlerle sinüslerin burun içerisine açılan ağızlarının tıkanıp havalanma bozukluğu oluşturduğunu söyledi.

Havalanma bozukluğu kapalı kalan sinüslerde mikroorganizmaların üremesi için uygun ortam oluştuğunu bunun ise baş ağrısı, yüzde dolgunluk, burun akıntısı gibi rahatsızlıklara sebep olduğunu kaydetti.

Sinüzitin en önemli belirtisinin şiddetli baş ağrısı olduğuna dikkat çeken Bağış, baş ağrısının alın ve yanaklardan kafa etrafına doğru yayılabildiğini vurguladı. Hastaların güneşe çıkarken baş ve yüzlerinde dolgunluk hissinden yakındıklarını anlatan Bağış, çocuklarda ise belirtiler farklılaştığını vurguladı. Bağış şöyle devam etti: "Çocuklarda baş ağrısından ziyade burun akıntısı, öksürük ve burundan nefes almada zorluk şikayetleri vardır. Uzun süre tedavi edilmeyen sinüzitlerde çalışma hayatında dikkat eksikliği güçlüğü meydana gelir. Bu yan etkilerin en sık rastlanılanı göze ait olanlardır. Sinüsteki iltihap göze yayılacak olursa göz çevresinde şişlik ve görme kaybı yaratır. Bu durum vücut direnci baskılı olan şeker hastaları ve kanserli hastalarda daha sıktır. Ayrıca beyine yayıldığı durumlar da mevcuttur. Bu durumda beyinde apseler, denge kayıpları meydana gelir. Sinüzit 3 aydan fazla tedavi edilmezse kalıcı hale gelir"

Dr. Bağış, sinüzitin en önemli tedavisinin oluşmasına zemin hazırlayan sebebi bulmak olduğuna dikkat çekti.

Erişkinlerde genellikle alerji, küçük çocuklarda ise geniz etinin en sık sinüzit nedeni olduğunu dile getiren Bağış, "Buna önlem alınırsa sinüzit ve oluşacak komplikasyonlar önlenmiş olur. Hastaya ileri ki yaşamı için hayat kurtarıcı olabilmektedir. Tedavinin bir sonraki aşaması etkili antibiyotik tedavisidir. 3 aydan kısa süren sinüzitler cerrahi müdahaleye gerek kalmadan uygun ve yeteri dozda antibiyotik tedavisiyle tedavi edilebilmektedir. Antibiyotik tedavisi dirençli ve özellikle komplikasyonu gelişmiş hastalarda cerrahi müdahale kaçınılmazdır." dedi.


Milli Gazete

cennet_nuru

Bir sinüzit hastası olarak çok teşekkür ediyorum bu paylaşımlara...
O göremediğin koskoca derya gönlümdür...Gördüğün sahil ise dilim...Kıyılarıma vuran dalgalara şaşırma...!!Onlar aşktan gel-git'im...Beni kendinde,kendimde arama...Ben hem bende hem sende bir gizim...!!Beni Mecnun'dan Leyla'dan sorma...!!Ben sadece MEVLA'dan bir izim ... !!!