Eşime öfkeliyim, çözümü var mı?

Başlatan Lika, 09 Mart 2010, 14:18:54

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Lika

Eşim neden böyle?

Eşim neden saygısızca davranıyor?
Eşime çok öfkeliyim. ne yapmalıyım?
Eşim saygısızsa ne yapmalıyım?
Eşime öfkeliyim. çözümü var mı ?


     “Eşim kahvesini içtikten sonra kirli bardağını her sabah sehpa örtüsünün üzerine bırakır. 13 yıldır evliyim. Ben temiz düzenli titiz bir insanım. Yani söylenmeme rağmen her gün, her sabah aynı şeyi yaptığına inanamıyorum. Esasında başka büyük bir sorunumuz yok. İyi bir insan ama dağınık. Her sabah  kirli bardağı temiz örtünün üzerinde görünce keyfim kaçıyor. Bu kadar da olmaz Yuh! Pes doğrusu diyorum. Aşırı öfkeleniyorum. İşi biten bir bardağı mutfağa koymak bu kadar zor mu? Yani şimdi söyler misiniz ben mi hatalıyım?”

     Bir okuyucumun mektubundan bir alıntıyla başlamak istedim. Hayatın içinden bir soru. İşte evlilik böyle bir şey değil mi? Kapatılmayan çekmeceler, kaldırılmayan bardaklar, tepeden sıkılan diş macunu, yere atılan pijamalar… Dilim döndüğünde şahsınızda benzer sorunları yaşayanlara yardımcı olmaya çalışacağım.  

Öfke sağlıksız bir duygu

     Öncelikle ben kimin haklı kimin haksız olduğuna karar verme yetkisine sahip bir yargıç değilim. Kimin haklı olduğundan çok şu anki ruhsal durumunuzu değerlendirebilirim. Öfkelisiniz. Öfke sağlıksız negatif duygudur, zarar verir.  

     Evet, gerçekten kocanızın sizi kızdıracak davranışları var. Sizinle hem fikirim. Titiz bir insan olarak bununla baş etmek kolay değil. Memnun değilsiniz. Bu olay sizi rahatsız ediyor. Ama bu olay akabinde hissettiğiniz duygu maalesef sağlıksız…  

Duygusal çözüm

     Benim amacım bu olay karşısında sağlıksız öfke duygusu yerine “Nasıl sağlıklı ama negatif bir duygu olan kızgınlık duygusunu hissedebilirim? noktasına gelmek. Yani öfkenin yerini kızgınlığın almasını sağlamak. Bir başkasını değiştiremeyiz. Ama sağlıksız duygularınızı değiştirebiliriz.Neden mi?

Kızgınlık duygusu sağlıklıdır. Bunu hisseden kişi:

   *
     Başkasının bunu “kasıtlı yaptığı” düşüncesini abartmaz
   *
     Olayların arkasında “bit yeniği” ve kötü niyet aratmaz
   *
     Kendini hep haklı, eşini hep haksız görmez
   *
     Başkasının gözünden ve onun bakış açısıyla olayı değerlendirmeyi sağlar
   *
     Fiziksel yada saldırıya yol açmaz. Kişiye kendini ifade etmesine yardım eder.
   *
     Başkasının davranışının değişmesini canı gönülden ister ama diretmez.




      Peki bu öfke duygusuna yol açan ne? Gerçekten eşinizin bu davranışı mı? Yoksa o olay esnasında kendi kendimize söylediklerimiz mi?

Mini Terapi

     Şimdi gözleriniz kapatın. Bırakın yazıyı…Eşinizi hayal edin. Sanki karşınızdaymış gibi…Güzel…Şu an eşinizi sizi çileden çıkaran olayı yaparken hatırlayın. Biraz izleyin onu…Ayrıntıları görün. Onu izlerken aklınızdan neler geçiyor. Yani şu an ne düşünüyorsunuz?

     Şu an cevabınızı duyamadığım için, sonrasına mecburen ben devam edeceğim. Şu an bu tabloyu izlerken aklımdan geçen düşünceleri ve kendi kendime ne söylediğimi paylaşıyorum sizinle:

“Eşimin bunu bana nasıl yaptığına inanamıyorum”,

“Her sabah o bardağı görünce yeniden şok oluyorum”,

“İnsan biraz saygılı olmalı, bu şekilde davranmamalı”

Şimdi bu olayın sıklığını hatırlayın.

     13 yıldır evlisiniz. Haftada 5 gün. Yılda 52 hafta. 5 ×52 ×13= 3380 keredir Neriman hanım bu sorunu yaşamasına rağmen ertesi sabah eşi davranışı yapınca şaşırıyor, hatta şok oluyor. Neriman hanım bardağın mutfağa konmasını istiyor. 3380 keredir karşılaşmamasına rağmen Neriman hanım bunun gerçekleşmesini yani bardağın mutfağa konmasını bekliyor.  

     Sorun burada. Beklentileriniz mevcut durumla yani realite ile uyumlu değil. Beklentilerimizi gerçeklikle uyumlu hale getirebilirsek mutlu oluruz!  

     Florida üniversitesinde bir araştırmada 4 yıl boyunca çiftleri incelerler. Sonuç: Gerçekliğe uymayan fazla beklentileri olanlar hayal kırıklığı içinde mutsuz ve depresif

Gelelim altenatif mantıklı düşünceye

     Tamam siz bunu istiyorsunuz? Ama neden böyle olsun?

     “Ben eşimin kirli kahve bardağını kaldırmasını isterdim. Ama O bunu yapmıyor. Bardağı kaldırmaması onu kötü yapmadığı gibi, bana saygı duymadığı anlamına da gelmez. O bunu “Ben istiyorum” diye yapmak zorunda değil. Yapsa hoşuma gider. Ama bu dünyanın sonu değil. Ve ben bu durumla baş edebilirim”

     İşte ancak bu düşünceyi kabul edip içselleştirip, sindirebildiğiniz zaman bardağın mutfağa konmaması ile ilgili sıkıntınızı çözebiliriz.

     Teklifimi düşünün!

Berrin Göncü - Psikolog
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

mardin

psikolog hanımın teklifine düşünmeden evet dedim bile.

bardagı dolu tarafından görenler bu teklife hayır diyemez.
ibadetin eftali devamlı olanıdır.