Hipoglisemi işaretlerini tanıyor musunuz?

Başlatan Tuğra, 13 Nisan 2010, 12:18:23

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra


Mesela tatlı-unlu yiyeceklere aşırı ilgi duymak, özellikle "tatlı krizleri" yaşamak, gün boyu tekrarlayan sinirlilik, gerginlik, yorgunluk, uyku halleri de hipoglisemi ile ilişkili olabiliyor.

Hipoglisemi denince, yemeklerden, özellikle fazla miktarda şeker ve unlu mamuller içeren yiyecek-içeceklerden 2-3 saat sonra ortaya çıkan aşırı terleme, çarpıntı, halsizlik, bulantı, dikkat kaybı, hatta el titremeleri ve sonra da uyuklama gibi belirtiler akla gelse de, son yıllarda hipoglisemik işaretlerin oldukça farklı olabileceği anlaşıldı.

Kan şekerindeki düşme, azalmanın derecesi ve süresine de bağlı olarak çok farklı belirtiler verebiliyor.

Mesela tatlı-unlu yiyeceklere aşırı ilgi duymak, özellikle "tatlı krizleri" yaşamak, gün boyu tekrarlayan sinirlilik, gerginlik, yorgunluk, uyku halleri de hipoglisemi ile ilişkili olabiliyor.

Ayrıca uzun süren açlıklar, herhangi bir öğünü kaçırmayı takiben ortaya çıkan yorgunluk, uyku hali, huysuzluk, sinirlilik halleri de aynı kategoriye dâhil.

Sık sık tekrarlayan gece terlemelerinin (özellikle uykudan 2-3 saat sonra ve sabaha karşı oluşan terlemeler), yalnız tatlılara değil, tuzlu gıdalara da aşırı ilgi duymanın, sık sık susamanın, ilerleyici bellek kaybının, hatta depresyonun bile hipoglisemi ile ilişkili olup olmadığının araştırılması gerekiyor.

SORUN NEDEN YAYGINLAŞTI?

Hipoglisemi sorununun son yıllarda daha popüler hale gelmesinin sebebi sık sık yaptığımız beslenme yanlışları. Son yıllarda çok fazla şekerli ve unlu yiyecek içecek tüketmeye başladık. Bu durum (özellikle genetik mirasında orta yaş diyabeti (Tip2 diyabet) bulunanlarda) reaktif hipoglisemiyi sık rastlanılan bir sorun haline getirdi.

Her yıl biraz daha büyüyen karbonhidrat tutkusu (özellikle önlenemez hale gelen fruktoz şurubu eklenmiş meşrubatlar, paketlenmiş unlu şekerli atıştırmalara olan ilgimiz) reaktif hipoglisemi probleminin yaygınlaşmasında en önemli neden oldu.

Genetik mirasınızda pankreasınızdan insülin patlamasına yönelik bir eğilim varsa, pankreasınız kana hızlı karışan karbonhidratlara (kurabiye, baklava, bisküvi, gofret, browni, cips, patlamış mısır, beyaz ekmek, nişasta, kızarmış patates) fazlaca hassas ise aşırı şekerli ve/veya unlu besinler pankreasınızın yüzüne inmiş birer şamar gibidir. Kanınızda baş edilmesi güç insülin patlamalarıyla neticelenir.

Hipoglisemi çoğu zaman sadece beslenmede yapılacak küçük değişimlerle bile kontrol altına alınabiliyor. Seyrek olarak çok özel bazı durumlarda ilaçlardan ya da cerrahi girişimlerden faydalanılıyor. Yani sorunun çözümü son derece kolay!

Reaktif hipoglisemi probleminin bir hastalık değil, bir belirti olduğunu ve arkasında Tip2 diyabet eğilimi dışında başka sağlık sorunlarının da bulunabileceğini hatırlatalım. Böyle bir sorunun neden olabileceği hastalıkların araştırılması gerektiğini de not düşelim.

Beslenme hatalarımızın faturasını ödüyoruz

Besinlerdeki şeker ve diğer karbonhidratlar (ekmek, makarna, pilav) insülin hormonu sayesinde hücre içine girebilir, ancak bu şekilde enerjiye dönüşür.

Eğer genetik mirasınızda Tip2 diyabet (erişkin tipi şeker hastalığı) varsa (yani anne-bana ya da diğer yakın akrabalarınızda orta ve ileri yaşlarda çıkmış, çoğu zaman ilaçsız bile ayarlanabilen ama genellikle bir veya birkaç hapla tedavisi mümkün olan bir kan şekeri yüksekliği söz konusuysa), bu ve benzeri yanlışlar bir süre sonra insülin direnci problemiyle neticelenir.

İnsülin hormonunun hücreyle ilişkisi bozulur. Hücreye şeker girişi problemli hale gelir. Bu durumda "metabolik organizasyonunuz" bu direnci aşabilmek için pankreas bezinize "daha fazla insülin salgıla" talimatı verecektir.
ışte bu insülin patlamaları sonucunda un ve şekerden zengin yiyecek-içeceklerin alımından bir veya iki saat sonra ya da ilerleyen saatlerde kan şekerinde ani düşmeler, yani hipoglisemik ataklar başlayacaktır.

Ne yapmalı?

Hipoglisemi tanısı koymak kolaylaşmıştır. Eskiden 5-6 saate kadar uzayabilen yükleme testleri, kanda insülin seviyelerini ölçmenin kolay, çabuk ve ucuz hale gelmesi nedeniyle iki saatte yapılabilir hale gelmiştir.

İnsülin ve glukoz toleransı testi şeklinde uygulanan bu testlerde açlık insülini 8-10, iki saatlik insülin seviyesi ise 30 mlU/ml'den az olmalıdır. Ayrıca açlık kan şekerinin 100, iki saatlik şeker ölçümünün ise 140 mg/dl'den düşük olması gerekmektedir.

Eğer yaşadığınız bazı sorunların hipoglisemi ile ilgili olabileceğini düşünüyorsanız, uzun süren ve üst üste 4-5 kez damara girip kan alma zorunluluğu gerektiren testler yerine bu kısa süreli testten de yararlanabilirsiniz.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
〰〰〰〰🐠

Tuğra


YORGUNLUK VE HİPOGLİSEMİ İLİŞKİSİ

Yorgunluk nedeni sağlık problemleri saymakla bitmez! Kansızlıktan organ yetmezliklerine, enfeksiyon hastalıklarından kanserlere pek çok hastalık yorgunluk sebebi olabilir.

Bazı yorgunluk sebepleri var ki onlarla diğerlerinden daha sık karşılaşılır. Bunlardan biri de "hipoglisemi"dir.

"Hipoglisemi" teşhisi son zamanlarda eskisinden daha sık konuluyor. Bu durum, hipogliseminin "moda bir sağlık sorunu" olmasından filan da kaynaklanmıyor!

Sebep, beslenme biçimimizin hipoglisemiye yol açacak şekilde değişmesi, yanlış ve kötü bir yola girmesidir. Özellikle beyaz un ve şeker ile yapılan yiyecekleri (ekmek, bisküvi, makarna, unlu tatlılar, şekerlemeler, şeker eklenmiş meyve suları ve her türlü meşrubat, kolalı içecekler) daha sık yemeye başlamamız hipoglisemi ve yorgunluk problemindeki yaygınlığın temel nedenlerinden biri haline getirdi. Nedeni şu...

ŞEKER-UN-İNSÜLİN SARMALINA DİKKAT!

Çünkü beyaz un ve rafine şeker -ve tabii ki nişasta bazlı şekerler- bağırsakta müthiş bir hızla emilerek kana adeta "roket hızıyla" ulaşıyor. Kan şekeri birdenbire yükselince de onu düzenlemek için pankras bezi çok ama çok yüksek miktarlarda insülini kana birdenbire veriyor. Sonuçta da kan şekerimiz hızla ve fazlaca düşüyor.

Kanda aşırı insülin birikimi bir süre sonra kas ve karaciğer hücrelerinde insülin reseptörlerini susturuyor ve insülin direncine yol açıyor. "Kronik hiperinsülinemi" ve "insülin direnci" problemi bir süre sonra "reaktif hipoglisemiye" neden oluyor. Yemeklerden hemen sonra kanda şekeri süratle yükseliyor sonra da tepkisel olarak şiddetli ve hızlı biçimde düşüyor.

Neticede sürekli ve kalıcı bir hipoglisemi ve buna bağlı kronik bir yorgunluk hali başlıyor. Hipoglisemi o kişinin kendini bitkin, takatsiz hissetmesine, sabahları yorgun, keyifsiz, sinirli hatta biraz depresif, duygusal bir yapılanma içinde endişe ve kaygılarla uyanmasına, gün içinde tekrarlayan derin yorgunluk atakları yaşamasına sebep oluyor.

Bunların çoğunda yorgunluk özellikle yemeklerden bir-iki saat sonra belirginleşiyor. Öyle ki bazı hipoglisemikler yemeği takiben uyuklamaya, terleme, odaklanma güçlüğü ve dalgınlık gibi problemler yaşamaya başlıyor. Huzursuzluk, sarsıntı, baş ağrısı, sinirlilik, ani öfkelenmeler de çok geçmeden bu tabloya ilave oluyor.

NE YAPMALI - BENİM ÖNERİM

Kronik yorgunluktan yakınıyorsanız probleminizin hipoglisemi ile bağlantılı olabileceği aklınızda olsun. Özellikle yorgunluğa ek olarak açlık atakları, tatlı krizleri, çarpıntı nöbetleri, panik halleri, ilerleyen bir unutkanlık, dalgınlık hali, odaklanma güçlüğü, yemek sonrası uyuklamalar, huzursuzluklar hatta panik atak nöbetleri benzeri problemler yaşıyorsanız ve yine yorgunluğa ek olarak, korku ve endişe durumu, terleme, baş dönmesi, kulak çınlaması sersemlik gibi anlamsız şikâyetleriniz de varsa bir hipoglisemi araştırmasından geçmenizde fayda olabilir.

Kronik yorgunluktan yakınıyorsanız, un, şeker, nişasta içeren yiyeceklerden uzak durun. Yorgunluğunuzu gidermek için meşrubat, meyve suyu içmeyin. Tatlılardan, özellikle de unlu-şekerli tatlılardan uzak durun. Ekmeği, pirinç pilavını, fırın-pastane ürünlerini olabildiği kadar azaltın. Sık ve az yiyin. Öğün atlamayın...

Tatlı krizleri yoruyor!

ÖNEMLİ

Sık ve çabuk acıkmak, kolay kilo almak ve tekrarlayan "şeker krizleri" yaşamak da adeta bu tablonun ayrılmaz parçaları! Daha da önemlisi çoğu hipoglisemik bu problemlerin neden meydana geldiğini bilmediği için çözümü şekerli içecekler, meşrubatlar, bol şekerli bir çay ya da limonata içmekte, bisküvi, gofret, grisini, kurabiye, açma, poğaça atıştırmakta arıyor ve tabii ki geçici bir iyileşmeden sonra benzer şikâyetler çoğu zaman daha da şiddetli olarak bir-iki saat içinde tekrarlayıveriyor. Kısacası tam bir "kısır döngü" durumu söz konusu.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Düşük Kan Şekeri Diyabete Dönüşebilir!

Yemeklerden sonra, özellikle tatlı veya hamur işi yedikten sonra kendinizi yorgun veya bitkin hissediyorsanız, terleme ya da el ayak boşalması gibi belirtiler görüyorsanız hipoglisemi olabilirsiniz.

Hipoglisemi, tedavi edilmediği takdirde diyabete dönüşebileceğinden, bu belirtilere sahipseniz mutlaka bir uzmana başvurmanız gerekir. KadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Arzu Yalçın, hipoglisemi hakkında en çok merak edilenleri açıkladı!

Hipoglisemi, kan şekeri düşüklüğü demektir. Ancak kan şekeri zaten, sürekli aynı değerde değildir; değişkendir. Yiyecek ve içecekler, hareket durumu, stres, alkol, kullanılan bazı ilaçlar kan şekerinin değişimine neden olur. Hipoglisemi bu ilaç ve durumlara bağımlı ya da bağımsız olarak kan şekerinin ani düşmesi ve hastanın bunun belirtilerini algılamasıdır.

Hipoglisemi kadınlarda daha sıktır. Ancak toplumdaki sıklığına dair net bir bilgi yoktur, belirtilerini yaşayıp hekime gitmeyen veya gitse de net tanı konamayan vaka çoktur.

Hipoglisemi Nedenleri

Hipoglisemi nedenleri içerisinde en önemlisi, altında insülin fazlalığı, dolayısıyla insülin direnciyle birlikte bulunan tiptir. Genellikle karbonhidratı yoğun (tatlı, hamur işi, pilav, makarna gibi) gıdalardan 1 - 2 saat sonra hastanın kendini kötü hissetmesi, uyku hali, sinirlilik gelişir.

Hatta terleme, titreme, el  ayak boşalması, bayılmaya kadar giden hastalar da olur. Panik atak hastalığı ile karışan olgular bulunmaktadır. Bu yüzden panik atak hastalığı tanısı konmadan önce kişinin bulguları yemeklerle ilişkili ve ailesinde diyabet(şeker hastalığı) öyküsü varsa mutlaka hipoglisemi açısından tetkik edilmelidir.

Hipoglisemisi olan kişilerin açlığa dayanıklılıkları düşmüştür. Hipoglisemi tanısı için kan şekerinin 60 mg'ın altına düşmesi gerekir. Ancak bazı diyabet hastaları daha yüksek (70 - 80 mg gibi) rakamlarda da bu belirtileri hissedebilirler.

Hipoglisemide Tanı

Hipogliseminin en önemli özelliği, hepsinde olmasa da ileride diyabet adayı olmaya yatkınlık göstergesi olabileceğidir. Bu nedenle bu belirtileri yaşayan, ailesinde diyabet öyküsü bulunan hastalar, mutlaka hekime başvurup, halk arasında bilinen adıyla yükleme yani oral glukoz tolerans testi (OGTT) yaptırmalıdırlar. Bunun sonucuna göre de mutlaka diyet ve egzersiz, gerekirse de ilaç tedavisi almalıdırlar.


hastane.com
〰〰〰〰🐠

Tuğra

HİPOGLİSEMİ PSİKOLOJİYİ BOZUYOR

Kendiniz ya da çevrenizdekilerde gözlediğiniz psikolojik bazı değişikliklerin kan şekerinizdeki aşırı düşmeden kaynaklanabileceği aklınızda olsun.

Hipogliseminin, bazılarında duygu ve davranış değişikliklerine, hatta ruhsal sorunlara yol açabileceğini bilmekte fayda var. Fayda var, çünkü boş yere yanlış teşhislerin veya yanlış değerlendirmenin kurbanı olabilirsiniz...

Hipogliseminin duygusal tepkilerimizi değiştirmesinin iki temel nedeni olduğu bilinir:

Birincisi, beynimizin vücudumuzdaki diğer organlardan çok daha fazla enerjiye, yani şekere ihtiyaç duymasıdır. Beyin, vücut ağırlığının yüzde 2'sini oluşturduğu halde yakılan enerjinin yüzde 20'sini kullanıyor. Yani, beynimiz şekerimizin düşmesinden hiç ama hiç hoşlanmaz.

İkinci neden ise şu: Çok yüksek oranda enerji kullansa da beynimiz maalesef ihtiyacı olan enerjiyi depolayamıyor. Beyne gelen kanda ne kadar şeker varsa ancak onu kullanabiliyor. Dolayısıyla kanda şeker miktarı azaldığında beynin kullanacağı enerji miktarı da azalıyor.

NE OLUYOR?

Hipoglisemi durumunda, kan şekerinin düşme hızı ve hipogliseminin derinliğine paralel olarak beynin performansı da düşmeye başlıyor. Neticede psikolojik yapıda bazı değişimler ortaya çıkıyor. Bunların en başında da sinirlilik, öfke atakları ve çabuk reaksiyon vermeler, alınganlık halleri, küsmeler, darılmalar geliyor!

Sık sık küsüp darılan, olur olmaz şeylere tepki veren, okuyup duyduklarından bile kaygılanan, kısacası ruhsal iniş-çıkışları sık ve yoğun olan biriyseniz hipogliseminiz olabilir.

Hipoglisemi bazılarında ise tam tersine yorgunluk, halsizlik, bitkinlik, isteksizlik, karamsarlık, huzursuzluk, baş ağrısı gibi işaretlerle ortaya çıkabiliyor.
MİGREN, UNUTKANLIK, DEPRESYON...

Biz kliniğimizde sabahları sersemlik içinde uyanan, güne tatsız, keyifsiz ve kötümser başlayan, uyanmada zorluk çeken, sık sık başı ağrıyan, migren ataklarından bir türlü kurtulamayan kişilerin birçoğunda hipoglisemi olduğunu saptıyoruz.

Önemli bir nokta da şu: Kronik hipoglisemi hali unutkanlığa da yol açabiliyor. Belirleyici unutkanlık şikâyeti olan, hatta Alzheimer olduğu düşünülen birçok hastada esas nedenin hipoglisemi olduğunun anlaşılması bizi şaşırtmıyor.

Diğer yandan bazı depresif hastalarda da hipoglisemi var ve kronik hipoglisemiklerin bazılarına yanlışlıkla depresyon tanısı konabiliyor.

Hipogliseminin sadece bedensel değil, ruhsal faturaları da olabileceği aklınızda olsun. Özellikle odaklanma zorluğu, unutkanlık, yorgunluk, ani tepkiler, öfke atakları, uyku sorunları, baş ağrıları ve depresyon gibi problemlerin kan şekerinizin aşırı düşmesi ile ilişkili olabileceğini unutmayın.

İş-okul başarısını azaltıyor

BİR UYARI

Sabah kahvaltısını yapmadan işe veya okula aç (!) gidenlerde iş ve okul başarılarının azalmasının nedeni de hipoglisemi olabiliyor. Çünkü kronik hipoglisemi öğrenmeyi, problem çözmeyi, akılda tutmayı ve işe konsantre olmayı sekteye uğratıyor.

Kısacası, hipogliseminin iş ve okul başarısında da önemi büyük! Hipoglisemikler güne sıkı bir kahvaltı yaparak başlamalı, sık sık ve az az yemeyi, öğün atlamamayı öğrenmeliler. Beyaz un, şeker, meşrubatlar, bal-reçel-pekmezden uzak durmalılar.

Çocuklarınızı ve eşlerinizi sıkı bir kahvaltı yapmadan işe-okula göndermeyin!

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
〰〰〰〰🐠