Bebeği sallayarak uyutmayın

Başlatan Vuslat Yolcusu, 08 Ocak 2007, 03:24:16

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Vuslat Yolcusu

Bebeği sallayarak uyutmayın 7 Ocak 2007


alinti

Annelerin bebeklerini uyutmak için gelenekler ve yanlış bilgiler sonucunda ayağında ya da salıncakta hızlı sallamasının beyinde 'bebek sallama sendromu' denilen ciddi hasara yol açarak, beyin kanamalarına neden olabildiği bildirildi.

Bursa Acıbadem Hastanesi Nöroşirürji Uzmanı Prof. Dr. Kaya Aksoy, beyin kanamasının, pek çok sebebe bağlı olarak meydana gelebileceğini söyledi. Genel olarak beyin zarları arasında, beyin içerisinde veya kafatası ile saçlı deri arasındaki kanamaların tümüne birden beyin kanamaları denildiğini ifade eden Aksoy, beyin kanamaların en fazla travmaya uğramış olgularda görüldüğünü bildirdi.

Travma sonrası cilt altında oluşan kanamaların özellikle çocuklarda çok önemli sonuçlar doğurabildiğini vurgulayan Aksoy, “Çünkü bunlar herhangi bir şekilde tedaviye ihtiyaç göstermese bile, çocuğun kan miktarı az olduğu için, cilt altıyla kafatası arasında biriken kanama çocukta kansızlığa neden olabiliyor. O yüzden bu kanamanın miktarının mutlaka saptanıp çocuğa kan takviye edilmesi gerekiyor” dedi.

BEBEK SALLAMA SENDROMU

Prof. Dr. Aksoy, bir başka kanama türünün de beynin son orta ve alt zarı arasında, su toplanması nedeniyle oluşan kanamalar olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: “Bu durumda problem su toplanmasının içerisine ufak kan sızması şeklinde görülebiliyor. Özellikle ülkemizde annelerin bebeklerini uyutmak için gelenekler ve yanlış bilgiler sonucunda ayağında ya da bir örtü yardımıyla oluşturulan salıncakta hızlı sallaması beyinde 'bebek sallama sendromu' denilen ciddi hasara yol açabiliyor.

Bu durumlarda, beyin zarlarının yırtılması, beyinle kafatası kemikleri arasında veya beynin en son zarı arasındaki askı toplardamarları denilen bölümlerin yırtılması sonucunda kanamalar oluşabilir. Annelere çocuklarını bu şekilde sallamamalarını öneriyoruz. Sallamak çocuğun beynini sallamakla eşdeğerdir. Çocuk sallanmadan da uykuya dalacaktır.”

Mstfx67

sagol
bunu bilmiyordum
Allah razi olsun :P
BA$KASININ AYIBINI SÖYLEMEYi DÜSÜNDÜGÜN ZAMAN NEFSININ AYIBINI hATIRLA!!!

devran

Psikiyatrist Tanju Sürmeli çocuklarda 0-4 yaş aralığında olabilecek ufak tefek sarsıntıların kişide hastalıkları meydana getirebileceğini hatta ölüme kadar götürebileceğini söyledi.


Radyo 7’nin sevilen programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün Ortası programının dünkü konuğu Uzman Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli oldu.

Depresyonun nedenlerini ve tedavi yöntemlerini anlatan Psikiyatrist Sürmeli, başa alınacak darbelerin ileride sorun yaratabileceğini belirtti. Bebeklerin ayakta sallanmasının doğru olmadığını kaydeden Sürmeli, hiperaktiveyle ilgili bilgiler de aktardı.

EDA: Depresyon nedir?
TANJU SÜRMELİ: Depresyon insanların günlük hayatını etkileyecek şekilde hayattan zevk almama, uykularda düzensizlik, gelecekle ilgili umutların azalması şeklinde ortaya çıkabiliyor. Depresyona girenlerin %15 ila %35inde intihar düşünceleri oluşabiliyor. Kendine zarar verme düşünceleri oluşuyor ve bazılarında da ciddi anlamda planlar bile geliştirilebiliyor. Ayrıca dikkatte, motivasyonda büyük miktarlarda eksiklikler, halsizlik, bitkinlik, yorgunluk… Bunların hepsinin birlikte olduğu tablo depresyondur. Bunların yaşandığı dönemde kendi kendinize telkinlerde bulunulduğu halde bunu gerçekleştiremeyebiliriz.

EDA: Beynimizin bir köşesinde hep bir olumsuz düşünce vardır değil mi?
TANJU SÜRMELİ: Beynimizin hayattan zevk almamızı sağlayan bölgesinde elektriksel ve kimyasal bir dengesizlik oluşmaya başlıyor. Özellikle beynin sol ön kısmında bu düzensizlikler oluştuğu zaman, sağlıksız beyin dalgalarında bir artış olduğu zaman hayattan zevk almayla ilgili sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor. Tabi bunun gerçek bir depresyon olup olmadığının araştırılması gerekiyor. Çünkü depresyonun genelde genlere bağlı olduğunu görüyoruz. O kişilerinin yakınlarında da depresyon olduğunu görüyoruz. Bir de genlere bağlı olmayan kısım var. Bazen ufak tefek kazalar oluyor, kafamızı çarpıyoruz, darbe aldık mı almadık mı bilmiyoruz ya da tiroid hormonları düzgün çalışmayabiliyor. Bazen kullanılan ilaçların yan etkisi olabiliyor. Bu ve daha bunlar gibi pek çok etkenler depresyonun oluşmasına neden olabiliyor.

EDA: Geçirilmiş hafif derece de kafa travmaları psikiyatrik ya da nörolojik rahatsızlıklar yapabiliyor mu?
TANJU SÜRMELİ: Aslında çocukluğumuzdan beri özellikle 0 ila 4 yaş arasındaki düşmelerimizi biz önemsemiyorduk. Ama son 30 yıldır yapılan bilimsel araştırmalar bunun önemli olduğunu söylüyor. Özellikle bu 0-4 yaş arasında olan ufak tefek düşmeler sonucunda ölenlerde olabiliyor. Beyinde elektriksel düzensiz akımlarda oluşturabiliyor. Bazen hemen etkisini gösterip epilepsi dediğimiz sara hastalığının başlamasına neden olabiliyor. Hırçınlık, agresiflik, uyku bozukluğu yapabiliyor. Panik atak gibi şikayetler ortaya çıkabiliyor. Hatta şizofreniyi tetikleyebildiği gibi şizofreniye benzer bir tabloda ortaya çıkarabiliyor. Yapılan çalışmalarda 30 km hızda bile ani bir fren yapıldığı zaman vücudumuz bir öne bir arkaya gidiyor. O sırada beynimiz de kafatasının içinde bir öne bir arkaya giderken kafatasına çarpıyor. Ne yazık ki beyinde bir kemer yok.
 
EDA: Bu darbe yıllar sonra da kendini gösterebiliyor mu? Bu konuda şikayetler oluyor mu?
TANJU SÜRMELİ: Beynin bir esneklik özelliği var. Bu özelliğe göre beyin ya hemen belirti verebiliyor ya da bir 10 sene sonra bile ortaya çıkabiliyor.

EDA: Bu anlamda kafamıza aldığımız her darbe önemlidir diyebilir miyiz?
TANJU SÜRMELİ: Kafamıza mümkün olduğunca darbe almamaya dikkat etmek lazım. Ama bazen 10 tane darbe alırsınız bu kişide hiçbir etki yaratmaz. Yada çok etkileyen bir şey ortaya çıkmaz çünkü beyin bunu esnekliğiyle ortaya çıkarabilir. Veya bazen alınan bir darbe bile beyinde zararlara yola açabilir.

EDA: O zaman hekimler ilaç yazmadan önce geçmişte bir kafa darbesi alındı mı diye sormalılar.
TANJU SÜRMELİ: Bu konuda ne yazık ki hekimler yeterli derecede eğitilmediler. Hekimlerin sonradan çıkan bu teknolojilerle ilgili de bilgi sahibi olmaları lazım. Bu durumun önemli olduğunu ve ne yazık ki depresyonun az sayıda gerçekleşmediğini bilmek gerekiyor.

EDA: Kafa travmalarında tanı koymada hangi bilimsel yöntemler kullanılıyor?
TANJU SÜRMELİ: Geçirilmiş kafa travmalarında kendinizi sorgulamanız gerekiyor. Kafanıza ya da yüzünüze bir darbe aldınız mı? Mesela bizim halkımız burna, çeneye alınan bir darbeyi kafaya alınan bir darbe olarak düşünmüyor. Öncelikle bunun düzgün bir şekilde sorgulamamız lazım. Sonra darbeyi aldıktan sonra herhangi bir değişiklik hissettik mi, kısa süreli bir bilinç kaybı oldu mu ya da görüntüler değişti mi diye bunları sorgulamamız gerekiyor. sonrasında bazı hastalarımız emar, tomografi çektirdiklerini ve onların sonucuna bakarak kendilerine bireyin olmadığını söylüyorlar. Ama bu doğru değil. Emarlar, tomografiler beynin elektriksel yapısının bozulmasını göstermiyor. Ancak ciddi anlamda bir hücre zararı ya da kanama olursa o zaman hasarı gösterebiliyor. Hafif dereceli travmalarda beynin elektriksel yapısında bir aksaklık oluyor. Bunu bilgisayarlı EEG sisteminde kaydediyoruz. Önce çıplak gözle inceliyoruz, ondan sonra da bir veri tabanında kafaya darbe almış diğer insanlarla karşılaştırmasını yapıyoruz. Biz buna nörometrik analiz diyoruz. Bunları yaptığımız zaman %3-%5 yanılma payıyla o kişinin darbeden etkilenip etkilenmediğini bulabiliyoruz. Bunun dışında yapılan emarlar, tomografiler normal bile olsa kafanın çarpmadan etkilenmediğini söyleyemiyoruz. Ancak kesin cevabı böyle bir yöntemle bakılınca anlayabiliyoruz.

EDA: Anneler çocuklarını sürekli ayakta, kucakta, sallarlar. O zaman da beyin zedelenmiyor mu?
TANJU SÜRMELİ: Biz bu tür sallamaları doğru bulmuyoruz. Ama bu artık geleneksel olarak yaptığımız davranışlar içinde ve biz bunu tavsiye etmiyoruz. Bununla ilgili çocuk ölümleri bile olabiliyor. Beyin kafatasının içinde sabit değil. Ufak bir sarsıntıda bile beyin kafatasına çarpıyor ve etkileniyor.


EDA: Bu travmalardan dolayı agresiflikte olabiliyor demiştiniz. Bu düzensizliğin belirtileri giderilebiliyor mu?
TANJU SÜRMELİ: Beynin ön kısmında frenleme sistemlerimiz var. Bunlar bize düşünüp eyleme geçmemizi sağlatıyor. Bir şeye kızdığımız zaman frenleme yoksa vurma, kırma, bağırma, hakarete giden agresif davranışlar oluyor. Biz bu elektriksel akım düzensizliklerini tespit ediyoruz. Veri tabanlarında inceliyoruz. Normalle olan farklılıklarını saptıyoruz ve beyine özel bir alet yardımıyla beynin kendi elektrik akımını normale getirmesini öğretiyoruz. Bunu genelde beyin öğreniyor ama hiçbir yöntem %100 değildir.

EDA: O zaman insanlar tedaviyle beyne hükmedip normal bir beyne sahip olabiliyor değil mi?
TANJU SÜRMELİ: Biz aslında kendi beynimize hükmetmeyi öğretiyoruz. Diyelim ki telkinle yapılamayan bir şeyi siz beyninize alet yardımıyla yaptırtabiliyorsunuz.

EDA: Dikkati toplayamama, aşırı hareketlilik gibi şeyler basit gibi görünen ama yaşamı zorlaştıran sorunlardır diyebilir miyiz?
TANJU SÜRMELİ: Mesela bazı çocuklar okula yeni başladıklarında dikkat, konsantrasyon bozukluğu, hareketlilik problemleri oluyor. bu kişilere yanlış teşhis veriliyor, hiper aktif teşhisi alıyorlar ve ilaçlar kullanmaya başlıyorlar. Bir kısmı sonradan bize geldiklerinde ilaçların etkisinin olmadığını görüyoruz. Bu ilaçlardan yararlanmayan kısmı incelediğimizde daha önceden daha önce kafasına aldığı darbelerden elektrik aksamının bozulduğunu düşünüyoruz. Bunları düzenli hale getirerekte bu sorunlar ortadan kalkıyor. Bu durumda ailenin daha mutlu daha dengeli bir hayat yaşamasını sağlıyor.

EDA: O zaman böyle bir durumda ailenin size başvurması gerekiyor değil mi?
TANJU SÜRMELİ: Ebeveynlerde bu konularda hatalar yapabiliyorlar. Onlarda beynin negatif oluşmasını sağlatabiliyorlar. Beyin zaman içinde negatif şeyleri öğreniyor. Hayır demeyi bilmiyorlar. Anne baba hayır dediği halde çocuk ısrarcı olduğunda evete dönüştürüyorlar ve çocuklar anne babayı kullanmaya başlıyorlar. Bu kullanmada özellikle beynin ön bölgesini olumsuz etkiliyor.

EDA: Hiper aktif biriyle yaşamanın ne gibi zorlukları vardır?
TANJU SÜRMELİ: Hiper aktif kişi kurallara uymaz. Devamlı hareket halinde, yerinde durmaz, yap dersin yapmaz, inatlaşır, tehlikeyi anlamaz. Okulda da sınıfta oturmaz, dikkatini vermez, gezinir, iki kişi konuşurken araya girer…

EDA: Bunlarında tedavisi var mı?
TANJU SÜRMELİ: Hiper aktivitede yapılan çalışmalarda ilaçların etkisinin yüksek olduğu görülmüştü. Ama Amerikan hükümeti 3 sene boyunca bunları takip ettiğinde ilaçların etkisinin ilk çalışmalarda ki kadar yüksek olmadığı görüldü. Nöroterapi dediğimiz uygulamalarda başarı oranının %75 civarında olduğunu ve 10 senelik takiplerde de bu başarının aynı seviyede kaldığı hatta daha da arttığı tespit edilmiştir. İlaçlarında yan etkileri var. Her gruba uymayabiliyor. Bunlarında bilinmesinde yarar var. Mesela İngiltere’deki grup ilaçların en zor vakalara verildiğini söylüyorlar. Önce aileyi, çocuğu eğitelim, disiplin şartlarını değiştirelim. Eğer bunlarla değişmezse ilaç verelim. Bizde ne yazık ki daha ilk görüşmeden hastaya ilaç veriliyor.

EDA: İkinci bir kardeş için çocuğu nasıl hazırlamak gerekiyor?
TANJU SÜRMELİ: Çocuklara karşı çok açık sözlü olmamız lazım, dürüstçe bir kardeş geleceğini, evin daha kalabalık olacağını, ilerde ona kendi tecrübelerini öğretebileceğini, bunun sevindirici bir haber olacağını onlara söylemeliyiz. Bazen çocuklara kardeş geldi senin pabucun dama atıldı gibi sözler söyleniyor. Bunlar şaka bile olsa söylenmemesi gereken şeyler. Çocuğa sürekli olumlu mesajlar vermeliyiz.

(Haber 7)
Gün Olur devran döner.

devran


Özel Bahar Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Turgay Baz, anne karnındaki bebeğin göbek bağı sayesinde gerekli oksijeni ve besinleri aldığını söyledi. Bebeğin dünyaya gelmesiyle birlikte işlevini yitiren göbek bağının, bu dönemde de hayati önem taşıdığını vurgulayan Uz. Dr. Turgay Baz, gerekli pansuman ve temizlik işlemlerinin iyi yapılmaması durumunda enfeksiyon kapabileceğini kaydetti. Göbeğin temiz ve kuru tutulmasının çok önemli olduğunu belirten Dr. Baz, normal şartlarda göbek bağının sarı renkten kahverengi bir görünüme dönüştüğünü ve bir hafta ile 10 günlük sürede düştüğünü ifade etti.

Dr. Baz, göbek bağının bakımı konusunda şu bilgileri verdi: "Göbek bağının temiz ve kuru tutulması çok mühim. Günde bir kez batikon ya da alkolle pansuman yapılmalıdır. Göbeğin kuruması için hava ile temas etmesi gerekir. Pansumandan sonra gazlı ya da pamuklu bezle göbeği kapatmamak lazım. Göbek ıslak kalacağı için kuruyup düşme süresi uzar. Ayrıca, göbek bağının düşmesi süresince banyo yaptırılmaması uygun olur. Aksi halde göbek enfeksiyon kapabilir. Göbek bağı en fazla 10 gün içinde kendi kendine düşecektir. Göbekten kopma sırasında az miktarda kanama da olabilir. Ama kanama uzarsa doktorunuza gitmelisiniz. Göbekte kötü koku, akıntı, gri -siyaha yakın renk görünüm olursa, göbek bağı parlaklığını kaybederse göbekte enfeksiyon riski vardır. Ayrıca, göbek bağının düşmenin gecikmesi durumlarında da mutlaka doktorunuza başvurmalısınız."


(CİHAN)

Gün Olur devran döner.