Sadakat İslami Forumları

FORUM AKTİVİTELERİMİZ => HAFTANIN MEVZUU ARŞİVİ => Konuyu başlatan: SadakatNet - 10 Ağustos 2008, 11:34:00

Başlık: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: SadakatNet - 10 Ağustos 2008, 11:34:00
(http://img152.imageshack.us/img152/6816/yenikonumuzduriz1.jpg)

 
Hafta:    42


Mevzu: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: talib 67 - 10 Ağustos 2008, 12:12:16

idrak ettigimiz mübarek Şâban ayı, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in ayıdır.
Şâban ayı, “Şerefli, ulvî, berâta erdirici, ilâhî ihsâna kavuşturucu, mü’minlere rahmet ve kâfirlere gazap olan ilâhî nûra nâil edici”bir ay olarak târif edilmiştir.

Bu ayın birinci gece, her rek’atte bir Fâtiha üç Âyetü’l-Kürsî ile bir tesbih namazı kılınır. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)


Bu mübârek aya hürmet ve tazim ise çok oruç tutmak ve çok Salavâtı şerife okumakla olur. Zira Efendimiz (s.a.v) buyuruyorlar ki;

“Kim Şa’bân-ı şerifin evvelinden, ortasından ve sonundan üçer gün oruç tutarsa, Cenâbı Hak onun için 70 Nebî’nin ibâdet sevâbını yazar. O kişi 70 yıl ’a ibâdet etmiş gibidir. Eğer bu sene içinde ölecek olursa şehît olarak ölmüş olur”

Bu ay Efendimiz (s.a.v)’in kendisine izâfe ettiği bir ay olması münâsebetiyle Salavât-ı şerifeye devam etmelidir.

Salavât: ’tan rahmet, meleklerden istiğfâr, mü’minlerden duâ mânâsına gelir

Çok salavât-ı şerife okumak, okuyanın Peygamberi ile ünsiyet etmesine sebeptir. Kişinin Ümmet-i Muhammed’den olduğuna delâlet eder ve Efendimiz (s.a.v)’e yaklaşmaya vesîledir. O kimsede Peygamber sevgisi olduğunu gösterir. “Kişi sevdiğini çok anar.” Hadis-i şerîfi buna delildir.


Cenab-ı Hakk’a sonsuz hamdü senalar olsun ki; Receb-i şeriften sonra bizleri, Efendimiz (s.a.v.) in ayı olan Şa'bân-ı şerife ulaştırdı.

Ashab’dan Üsâme bin Zeyd (r.a) Rasûlullah (s.a.v) Efendimize hitâben: “Ya RasûlAllah, Şa'bân-ı şerifte tuttuğunuz oruç kadar hiçbir ayda oruç tuttuğunuzu görmüyorum.” dediğinde Efendimiz (s.a.v)şöyle buyurdular.

“Şa'bân-ı şerif; Receb-i şerifle Ramazan-ı şerif arasında öyle bir feyizli aydır ki; insanların ekserisi bundan gafildir. Bu ayda ameller Alemlerin rabbine yükseltilir. Bu sebeple ben de amellerimin oruçlu iken yükseltilmesini istiyorum”

Hadis-i şerifde Efendimiz (s.a.v) “Receb-i Şerif, ’ın ayı, Şa'bân-ı Şerif benim ayım, Ramazan-ı Şerif ümmetimin ayıdır.” buyurdular.

Şa’ban ismi; Beş harften teşekkül etmiş olup, ifâde ettiği bir çok mâna olmakla beraber hayırlar bu ayda şubelendiği için kendisine bu isim verilmiştir. Ayrıca Şa'bân kelimesindeki (Şın), şeref ve şefaate, (Ayn) izzet ve keramete, (Be) birr u ihsana ve berâate. (Elif), ülfet ve muhabbete (Nun) ise 'ın nuruna delâlet eder. Aynı zamanda (Be) harfinin kelimenin tam ortasında olması bu ayın ortasının Berâet gecesi olmasına işârettir.

Kader, kaza, ölüm, doğum, rızk ve sâir hususlar bu ayda görüşülüp karara bağlanacağından ve en mühimi Efendimiz (s.a.v)’in ifadesiyle “Ameller bu ayda 'a arz olunacağından” Receb-i şerife gösterilen hürmet ve tazim bu aya da gösterilmeli hatta daha uyanık ve hassas olunmalıdır.

Efendimiz (s.a.v) bir başka Hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar.

“Kim ki Şa’bân-ı şerife hürmet ve tazim eder, ’tan korkar ve ’a itaat edip nefsini günâh işlemekten korursa, Cenâb-ı Hak onun günâhlarını mağfiret eder. O sene içinde başına gelecek belâ, musîbet ve hastalıklardan emin kılar.”

Bu ayin on dördünü on besine baglayan gece mübarek Berat kandilidir. Berat kelimesi, günahtan, suçtan, borç ve cezadan kurtulmak manalarına gelir.


Bu gece birçok Müslüman, günahlarından kurtulup û Teâlanın af ve mağfiretine erişir. İlahi ihsana nail olur. Gönülleri nurani hava ile dolup taşar.
Bakiniz rasülüllah efendimiz mübark hadisi seriflerimde bizlere neler ifade ediyor.

قال رسول الله صلي الله عليه وسلم ـ

من احيا الليالي الخمس وجبت له الجنة ليلة الروية وليلةالعرفة وليلة النحر وليلة الفطر وليلة النصف من شعبان ـروح البيان جلد 8

قال رسول الله صلي الله عليه وسلم

من صلي في هذه الليلة مأة ركعة ارسل الله تعالي اليه مأة ملك .ثلاثون يبشرون با لجنة وثلاثون يأمنون من عذاب النار وثلاثون يدفعونه عنه آفات الدنيا وعشرة يدفعونه عنه مكايد الشيطان ـروح البيان جالد 8
Müfessirlerden bir kısmı Kur'an-ı Kerimin mübarek bir gecede indirildiğini

beyan eden Duhan Suresinin ilk ayetlerinin Berat gecesi ile ilgili olduğunu belirtirler.
بسم الله الرحمن الرحيم
حم والكتاب المبين انا انزلناه في ليلة مباركة انا كنا منزرين فيها يفرق كل امر حكيم [/size][/color]



Peygamber Efendimiz, Berat gecesinin içinde bulunduğu Şaban ayında nafile oruç tutmaya özen gösterirdi. Bunun sebebini soranlara: Bu ayda ameller Alemlerin Rabbine yükseltilir. Ben amelimin, oruçlu bulunduğum bir halde arz olunmasını isterim;[1] cevabını verirdi.


Bir hadis-i şeriflerinde: ;Şaban ayının onbeşinci gecesi oldumu, onu ibadet ve taatla geçirin. Gündüzünde de oruç tutun. Zira Allahu Teâla o gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve: Yok mu tevbe eden, onu affedeyim. Yok mu rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir hastalığa müptela olup şifa isteyen, afiyet vereyim. Yok mu daha başka isteği olan. Yerine getireyim der. Bu hal tâ sabaha kadar devam eder,[2] buyurmuşlardır. Diğer taraftan Rasulullahın, Şaban ayının 15. gecesinde Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok kişinin bağışlanacağını bildiren hadisi de, bu gece af ve mağfiretin sınırsızlığına işaret eden bizler için ne güzel bir müjdedir.[3]


Bu mübarek gecede hayrın, bereketin ve güzelliklerin sağanak sağanak yağmasına rağmen; o manevi ziyafetten nasibini alamayacak, o mana denizinde yıkanıp arınamayacak olanlar da Allaha şirk koşanlar, içinde sönmez bir kin ve tükenmez bir düşmanlık besleyenler, akrabaları ile ilişkiyi kesenler, kibirli ve gururlu olanlar, ana-babaya asi olanlar, içki içmeye ısrarla devam edenler,[4] olarak beyan edilmiştir..

Muhterem kardeslerim.

Her canlı ölümü tadacaktır Hiç birimizin elinde yarına çıkacağımıza dair bir garanti yoktur. Ölümü akıllarından bile geçirmeyen, daha gencim, önümde uzun bir ömür var diyerek avunan nice kardeşimizi şu geçen bir yıl içinde dünya evinden ahiret yurduna uğurlamadık mı? O halde; (c.c.)ın biz Muhammed ümmetine bahşettiği bu geceyi en güzel şekilde değerlendirelim. Böyle mübarek geceleri bir ganimet bilelim. Rabbımızın açık olan tevbe kapısına yönelelim. Kin ve düşmanlık duygularını terk ederek birbirimizi sevelim. Akraba ve komşularımızla tebrikleşelim. Anne ve babalarımızın hayır dualarını alalım. Çevremizdeki öksüz, kimsesiz, fakir, muhtaç ve hastaları ziyaret ederek onlara yardımcı olalım. Bu geceyi kaza namazı kılmak, Kuran-ı kerim okumak, Peygamber Efendimize salatu selam getirmek, dua ve istiğfarda bulunmakla ihya edelim.
-------------------------------------------------------------------------------
[1] Nesai Sıyam 70.

[2] İbn Mace, ikame 191.

[3] Tirmizi Savm, 39.

[4] Müttaki, Kenzul Ummal, XII, 316 (35184); et-Tergib vet. Terhib,



alinti
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: talib 67 - 10 Ağustos 2008, 12:19:47
 16 yi 17 baglayan gece idark edecegimiz Berat Gecesini


Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi. Belge ve senet. ( Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)", "Rahmet Gecesi."
"Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
"Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. 'ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak 'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka...
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4


Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."s
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.



alinti sadakat
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: ihvan - 10 Ağustos 2008, 18:48:17
herkese mübarek olsun.hayırlara vesile olsun inşaAllah
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: müteallim - 10 Ağustos 2008, 20:04:27
http://www.sadakat.net/forum/cuma-sohbet-hutbe-ve-vaaz-arsivi/sabaniserif-ve-berat-gecesi-t7498.0.html

buradada konu ile alakali malümati bulabilirsiniz.
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Ferzin - 11 Ağustos 2008, 00:58:26
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:

(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.)
[Nesai]

(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: İsra - 11 Ağustos 2008, 06:23:15
İlâhî feyz ve bereketin yeryüzünü şenlendirdiği bu mübarek ay, mü´minler için en kârlı ve kazançlı fırsattır. Çünkü Şâban´ın değer ve kıymetini arttıran en önemli tarafı, diğer aylara göre (Ramazan hariç) yapılan her amelin ve ibadetin sevabının üç yüz kattan fazla oluşudur.(1)
 
Diğer vakitlerde kılınan bir rekât namazın sevabı on ise, Şaban ayında üç yüzden fazladır. Okunan her bir Kur´ân harfi için üç yüz Cennet meyvesi vardır.
 
Yine bu ihsan ve bağış ayı olan günlerde amel defterimizin sevap hanesine kaydettirdiğimiz ibadetler, her an şeytan ve nefsin fırlattığı gaflet, vesvese ve şüphe oklarına birer kalkan vazifesi görerek gerçek huzurumuzun kaynağı olur. Çünkü farkında olmadan veya bir anlık gaflet sonunda işlediğimiz hatâ ve kusurların keffareti olabilecek hasenat ve iyilikler en bereketli şekilde bu günlerde elde edilmektedir. Ayrıca bu ibadetler ileride hücumuna maruz kalabileceğimiz günahlar için de bir siper hüviyetini taşır.

Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam diğer aylara göre bu ayda daha çok ibadet ve taatte bulunurlardı.
 
"Şaban benim ayımdır."

"Şaban günahları temizleyendir" buyurarak kadrini yüceltirdi.(2)
 
Receb ayı geldiği zaman da "Allahım, Receb ve Şaban (ayını) bize mübarek ve bereketli kıl" buyururdu.(3)
 
Böylece dua ve niyazlarında bu ayların kudsiyetini dile getirmişlerdir.
 
Peygamberimizin Şaban ayına gösterdiği bu hürmetin bir sebebi de devamında gelecek olan Kur´ân ayı olan Ramazan´dan dolayı idi. Hz. Enes´in rivayetine göre, Peygamberimizden sual ederler:

"Ya ResulAllah, Ramazan´dan başka en faziletli oruç ayı hangi aydadır?"

Bu soruya Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam,

"Ramazan´ı tazim için (Ramazan hürmetine) Şâban´ da tutulan oruçtur" cevabını verirler.(4)

Basta Hz. Âişe Validemiz olmak üzere Sahabilerin beyanına göre Peygamberimiz bazan Şaban ayının tamamını, çok kere de çoğu günlerini oruçlu geçirirdi. Zaten diğer günler, bilhassa Pazartesi ve Perşembe günleri de oruçlu bulunan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam maddî ve manevî pekçok hikmetinden dolayı oruç ibadetini sıkça yapardı.

Bu hususta Hz. Âişe´nin (r.a.) şöyle bir rivayeti vardır:
 
"Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam bazı aylarda çok oruç tutardı. Hattâ, biz, onu bu ayda hiç iftar etmedi sanırdık. Bazı aylarda da çok iftar ederdi. Hattâ, biz, onu bu ayda hiç oruç tutmadı derdik. Resulullahın Aleyhissalâtü Vesselam Ramazan´dan başka bir ayın orucunu tamamladığını görmedim. Şaban´daki kadar, kendisinde, çok oruçlu olduğu bir ay da görmedim"(5)
 
Hz. Âişe başka bir rivayetinde bu konuda şunları söyler:

"Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam senenin hiçbir ayında Şaban ayındakinden fazla oruç tutmaz ve şöyle buyururdu:

"Amellerden gücünüzün yettiğini yapın. Çünkü siz bıkmadıkça, da size asla bıkmış muamelesi yapmaz. yanında amelin en makbulü, kişinin az da olsa devam üzere işlediği ameldir."(6)

Yine Hz. Âişe, İbni Mâce´de geçen başka bir rivayetinde de, "O (Resul-i Ekrem) Şaban ayının tamamını oruçla geçirerek nihayet Şâban´ı Ramazan´la birleştirirdi"(7) diyerek Peygamberimizin bu ayda daha çok oruç tuttuğunu ifade etmektedir.

Bu iki rivayetten hadis âlimleri, Peygamberimizin bazı seneler Şâban´ın tamamını, bazı zamanlarda da çok günlerini oruçlu geçirdiği kanaatine varmışlardır. Zaten hadiste geçen "tamamı" mânâsına gelen "küll" kelimesi Arapçada çoğunluk mânâsında kullanılırdı.

Bir kimse bir ayın çok günlerini oruçlu geçirirse, tamamını oruçlu geçirdiği ifadesi yer alırdı.

Her iki rivayetten Şaban ayının tamamını oruçlu geçirmenin veya bir kısmında oruç tutmanın caiz olacağı hükmü çıkarılmaktadır.

Şaban ayında oruç, namaz, sadaka gibi ibadetlerin ve diğer imâni ve İslâmî hizmetlerin fazla yapılmasının bir hikmeti de, devamında gelecek olan Ramazan ayı için zihnen, bedenen ve ruhen bir hazırlık ve alışkanlığa sebep olmasıdır. Çünkü bazı insanlar, "Nasıl olsa, Ramazan gelince daha çok ibadet ederiz" diye gaflet ve tembelliğe kapılabilirler. İşte Şâban´da yapılan ibadetler bu perdeyi yırtmaktadır.

Bu hususa Peygamberimiz, Hz. Üsame bin Zeyd´in suâli üzerine işaret etmektedir. Hz. Üsame sorar:

"Yâ ResulAllah, Şaban ayında tuttuğunuz kadar hiçbir ayda oruç tuttuğunuzu görmedim."

Bunun üzerine Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyururlar:

"Receb ve Ramazan ayları arasında şu Şaban ayında insanlar gafildir. Bu öyle bir aydır ki, ameller, Alemlerin Rabbine bu ayda yükseltilir. Ben oruçlu iken amellerimin yükseltilmesini severim."(8)

Bu mübarek günleri değerlendirerek gün ve gecelerimizi manevî yönden daha çok bereketli kılarsak, bu ayın feyzinden daha fazla istifade etmiş oluruz. Bu aylarda tutulan oruç farz ve vacip olmayıp sadece sünnettir. Peygamberimize uyarak sevap ve mükâfatına nail olmak için oruç tutmaya gayret ederiz.

Cenab-ı Hak bizleri Şaban ayının nurundan ve feyzinden en azami mertebede istifade eden kullarından eylesin. Amin.

 
Kaynaklar
1) Şualar, s. 416.
2) Keşfü’l Hafâ. 2:9
3) Müsned, 1:259
4) Tirmizı, Zekât: 28.
5) Buhari, Savm: 51.
6) Müslim. Sıyam: 177.
7) İbni Mâce, Savm: 4.
8) Nesei, Savm: 70.

Mehmet Paksu "Mübarek Gün ve Geceler" kitabından
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: ruy-ı zemin - 11 Ağustos 2008, 09:26:52
Ş aban Ayı'nın Faziletleri 

Bu aya «Saban» adinin verilmesi, kendisinden bir çok iyiliklerin dogmasi yüzündendir. «Saban» kelime olarak «patika» mânâsina gelen ve «faydali bir yol» demek olan «sî´b» mastarindan türemistir.

Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

"Saban Ayi girince, nefsinizi temizleyin ve bu ay boyunca niyetlerinizi iyi ediniz."

Hz. Ayse buyurur ki;

«Peygamber'imiz bize

«hiç bozmayacak» dedirtecek kadar oruç tutar ve «Artik oruç tutmaz» detirtecek kadar yerdi. En çok Saban Ayi içinde oruç tutardi.»

Usame Ibni Zeyd buyurur ki:

«Peygamber 'imize «Yâ Rasülellah , seni Saban Ayi kadar hiç bir ayda oruçlu görmüyorum» dedim. Bana söyle cevap buyurdu;

«Saban, Receb Ayi ile Ramazan Ayi arasinda ihmal edilen bir aydir. Bu ay içinde amellerin Allah katina çikarildigi bir aydir. Bende amelim Allah Katina çikarken, oruçlu olmak istiyorum.»
Buhâri ile Müslim'e göre. Hz. Ayse buyurur ki; «Peygamber 'imizin Ramazandan baska hiç bir ayi sonuna kadar oruçlu geçirdigini görmüs degilim. Saban ayindan fazla içinde oruç tuttugu bir ay da görmedim.»
Baska bir rivayete göre. Hz. Ayse «Saban Ayi'nin hepsini oruçlu olarak geçirirdi» seklinde iken Müslim'in bir rivayetine göre de «Cok azi müstesna Şaban Ayi'ni oruçlu geçirdigi» bildirilmektedir. Ikinci rivayet, ilkini açiklamaktadir. Buna göre «Tamâmin tutardi» demek. «Büyük bir çogunlugunu oruçlu olarak geçirirdi» demektir.

Söylendigine göre, yer yüzünde Müslümanlarin nasil iki bayrami varsa gökte meleklerin de iki bayram gecesi vardir. Meleklerin bayram geceleri. Saban Ayi'nin onbesinci gecesine rastlayan «Berat» gecssi ile «Kadir» gecesidir. Mü'minlerin bayramlari ise Ramazan Bayrami ile Kurban Bayramidir. Bu yüzden Saban Ayi'nin onbesinci gecesi «Melekler Bayrami» adi verilmistir.

Sübkî Tefsir Kitabinda buyurdu ki; «Saban Ayi'nin onbesind Gecesi (Berat Gecesi) bir yilin günahlarini. Cuma Gecesi bir haftanin günahlarini. Kadir Gecesi de bütün ömrün günâhlarini giderir» Yani bu geceleri ibadet üe geçirmek, günâhlarin giderilmesine sebeb olur. Bu yüzden Berat Gecesi'nin bir adi da «Keffaret Gecesi»´dir. Peygamber 'imizin «Iki bayram gecesi ile Saban Ayi'nin onbesinci gecesini ibâdetle geçirenlerin kalbieri, diger kalblerin öldügü gün ölmez» seklindeki hadisine dayanarak bu gecenin bir baska adi da «Hayat Gecesidir. Ayrica Peygamber 'imizin Saban'in onüçüncü gecesi yaptigi duâ üzerine ulu Allâh'in kendisine Ümmetinin üçte biri üzerinde sefaat yetkisi verdigini, ondordüncü gecesi yaptigi dua üzerine kendisine ümmetinin üçte ikisi üzerinde sefaat yetkisi verdigini ve onbesinci gecesi duâ etmesi üzerine israrla Allah'in emrinden kaçanlar disinda kalan bütün ümmeti üzerine sefaat yetkisi verildigini bildiren bir rivayete dayanarak. Sabanin onbesinci gecesine «Sefaat Gecesi» adi verilmistir.

Yine Peygamber 'imizin

«Ulu Allah Saban ayinin onbesinci gecesi kullara nazar eder ve Allah'a ortak kosanlar ile bozguncular disinda kalan bütün herkesi afveder» seklindeki bir hedisine göre de bu gece «Magfiret Gecesi» adini almistir.

Asagida nakledecegimiz hâdiseye dayanarak, bu geceye «Azâd Gecesi» adi da verilir. Sahâbilerden Hz. Enes Ibni Mâlik buyurur ki; «Peygamber 'imiz bir gün beni bir is için Hz. Ayse 'nin evine gönderdi. Eve varinca Ayse'ye «Çabuk ol, cünki ben Peygamber 'imizin yanindan, etrafindakilere Saban Ayi'nin onbesinci gecesini anlatirken ayrildim» dedim.

Bunun üzerine Hz. Ayse bana buyurdu ki: «Yâ Enes otur da sana Saban Ayi'nin onbesinci gecesi hakkinda bîr hâdise anlatayim. O gece sira bende idi. Peygamber eve geldi, yanimda yataga girdi. Fakat geceleyin uyaninca onu yanimda bulamadim. Içimden «Her halde Kibdi Cariyesinin evine gitti» dedim. Evden Mescid'e vardim, karanlikta ayagim O'na takildi. O söyle diyordu:

«— Sana cismim ve duygularimin kemâli secde etti. Kalbim sena inandi. Iste elim. Ey ulu Allah, onunla isledigim bütün kusurlara gelince, her uludan istenir, sen de büyük günâhlarimi bagisla. Yüzüm yaraticisina, biçimlendirenine ve üzerine göz ve kulak acana secde etti.»

Arkasindan basini kaldirip söyle dedi:

«— Allah'im! Bana içimde senin korkunu tasiyan, sirkten ari ve uzak, kâfir ve günahkâr olmayan bir kalb nasib eyle.»
Arkasindan yine secdeye kapanarak söyle dedi: «— Öfkesinden kaçinip rizana, cezandan çekinip afvina, senden uzak kalmaktan sakinip Sana siginirim. Ben seni övecek sifatlari sayamam. Sen kendini övdügün gibisin. Ben kardesim Davud gibi (A.S.) «Efendim için yüzümü topraga sürdüm, efendimin sanina yarasan, afvetmektir» diyorum.» Arkasindan basini kaldirinca O'na «Ana-babam yoluna feda olsun. Sen bîr vadidesin, ben baska bir vadide (Sen de yapiyorsun, benim oklima geten ne idi)» mânâsina gelen bir sey» dedim. Bunun üzerine bana söyle buyurdu.

«— Ey Hümeyra! Bu gecenin Saban Ayi'nin onbesinci gecesi oldugunu bilmiyor musun? Ulu Allah, bu gece kalb kabilesinin sürüsünün koyunlarinin killari sayisi kadar kisiyi cehennemden âzâd eder. Yalniz su alti kisi müstesna:

Devamli icki içenler, ana-babanin kalbini kiranlar, zinaya düskün olanlar, almayacagi bir malin fiyatini yükseltmek için alis - verise karisanlar, suret (resim) yapanlar ve kogucular.»
Peygamber 'imizin:
«Saban Ayi'nin onbesinci gecesi Azrail (A.S)'e bir sonraki Saban Ayina kadar ölecek olanlarin isimleri bildirilir. Insan, bir yardan agac diker, evlenir ve evler yaparken öbür yandan adi ölecekler arasina geçmistir. Azrail (A.S) kendisine son emir verilerek onun canini almayi beklemektedir» seklindeki bir hadisine dayanarak, bu geceye verilen bir isim de «Kismet ve Takdir Gecesi» dir.


Kaynak =>> Mükaşefet-ül Kulup
Başlık: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: zaman_1453 - 13 Ağustos 2008, 00:19:27
Günler üçtür: birisi, geçip gitmiş olan dünkü gün, birisi amel günü olan bu günkü gün, diğeri ise emelden ibaret olan yarınki gün. Ona erişebilir miyiz, bunu dahi bilememekteyiz.

Aylar da böyledir. Birisi Receb-i şeriftir ki, geçip gitmiştir. Geriye dönmesi bile düşünülemez. Birisi Ramazan-ı Şeriftir, o da beklenmektedir. Ona erişip erişemeyeceğimiz malum değildir. Diğeri ise Şaban ayıdır ki, şu an ganimet bilmemiz icabeden, amel meydanıdır.

Şaban lügatte; ayrılan, dağıtılan şey manasına gelir.  Peygamber Efendimiz S.A.V ashabına sorar: “Bu aya Şaban isminin verilmesinin sebebini bileniniz var mı?” Ashab-ı kiram: “Allah ve Rasülü daha iyi bilir.” derler. Bunun üzerine Rasülüllah S.AV: “Bu aya Şaban denilmesinin sebebi, dağıtılan hayrın çokluğundandır.”buyururlar.

Enes R.A.’dan rivayet olunan bir hadis-i şerifte, Şaban-ı şerifin bereket ve hayırlarından şöyle bahsedilir: “Şaban-ı Şerifte bir gün oruç tutan kimseye Cenab-ı Hak, Cehennem ateşini haram kılar. Cennetlerde Yusuf A.S.’ın arkadaşı olur. Cenab-ı Hak kendisine, Eyyüb ve Davud Aleyhimesselamın sevaplarını verir.”  Şaban-ı Şerifin birinci gecesinde, her rek’atte bir fatiha ve 3 Ayetül kürsi ile bir tesbih namazı, 27. gecesi ise, akşam ile yatsı arasında, iki rek’at teşekkür namazı kılınır.

Bu ayın 15. gecesi Beraet gecesidir. Geceler içinde, sadece bu gece için “mübarek” ismi kullanılmıştır. Beraet gecesi arz ehli için rahmet, bereket, hayır ve affın yağdığı bir gecedir.

Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Allahü Teala hazretleri, şaban-ı şerifin on beşinci gecesi, dünya semasına rahmetiyle tecelli eder. Müşrik, bid’at ehli, cemaatten ayrılan, ümmeti terk eden, akraba ile alakayı kesen, zina eden kişiler müstesna, her müslümanı affeder.”Muhterem Müminler!
“Receb-i şerif, Allah’ın; Şaban-ı Şerif benim, Ramazan-ı Şerif de ümmetimin ayıdır.”  buyrulduğu üzere, Şaban-ı Şerif Rasülüllah Efendimize mahsus bir aydır. Bu itibarla bu ayda çokça salavat-ı şerife okunmalıdır.

“Allah ve melekleri, peygamberine salat ederler. Ey iman edenler, siz de onun üzerine salat ve selam okuyunuz.”  emri celili sebebiyle, peygamber efendimize ömürde bir defa olsun salavat getirmek farzdır.
Bir mecliste ismi şerifleri zikredildiği zaman, salavat-ı şerife getirmek vaciptir. O mecliste ism-i şeriflerinin zikri tekrarlanırsa, diğerleri için salavat getirmek ise adaptandır.

Salavat-ı şerifenin manası, Peygamber efendimizin zikrinin yüce, getirdiği dininin baki olması için dua etmektir. Bunun faidesi ise salavat getirenedir. Yoksa bizim duamızla, Peygamber Efendimizin mertebesinde bir değişiklik olacak değildir.
Bir mecliste peygamber efendimizin ism-i şerifi zikredildiği halde, salavat-ı şerife getirmeyen kişi, mürüvvetten mahrum olan kimsedir. Peygamber Efendimiz S.A.V şöyle buyururlar: “Bir kimse benim ismimin zikrolunduğu mecliste bulunup da, üzerime salavat getirmezse cehenneme dahil olur.”   

Salavat-ı şerifeye devam etmekte çok büyük faideler vardır. Hadis-i şerifte: “Kıyamet gününde İnsanların en faziletlisi benim üzerime en çok salat okuyanıdır.”  buyrulmuştur.

Naklolunduğuna göre, geçmiş tarihte, çok salavat-ı şerife okuyan bir kimse, beş yüz dirhem borcun altına girer. Günlerce bunun sıkıntısını çekerken, salavat-ı şerifeye devam ederek, sıkıntısına çare arar. Sonunda  bir gece rüyasında Rasülüllah S.A.V efendimizle müşerref olur. Rasülüllah S.A.V: Ümmetimden Ebul Hasen elKisâîye git. Benim gönderdiğimi söyle, senin borcunu ödesin. Eğer söylediklerine inanmazsa, ona: “Her gece yatmadan önce Rasülüllah S.A.V efendimiz üzerine 100 defa salat-u selam okurdun. Bu gece okumayı unuttun.”dersin, buyururlar.

Adam sevinçle Ebul hasenin yanına gidip, olup bitenleri anlatır. Ebul hasen anlatılanlara itibar etmez. Bunun üzerine adam:
“Her gece okuduğunuz salavat-ı şerifeyi bu gece okumayı unuttunuz, öyle değil mi?” değince, Ebul Hasen elkisai kendini tahtından aşağıya atıp secdey-i şükre kapanır: Sonra adama: “Bunu sana Rasülüllah mı söyledi? Diye sorar. Evet cevabı gelince, sevinç gözyaşlarıyla: “Sana şükürler olsun Rabbim. Benim gibi günahkâr bir kulunun getirdiği salavatı, bütün cihanın serveri peygamber Efendimiz S.A.V kabul etmiş. Bundan daha büyük müjde ne olabilir ki” sonra adama dönerek: “Sana, bu sevinçli haberi verdiğin için bin, gidiş dönüş masrafların için bin ve borcun için de beş yüz dirhem veriyorum”, der.

Muhterem Müminler!

Şaban-ı şerif ayı amellerin Cenab-ı Hakk’a arzedildiği bir aydır. Peygamber Efendimizin, Ramazan-ı şeriften sonra oruç tutmaya en fazla ehemmiyet verdiği ay Şaban-ı şeriftir. Peygamber Efendimiz S.A.V hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: “Şaban, Recep ve Ramazan arasında bir aydır. İnsanlar ise ondan gafildir. Halbuki Şabanda, kulların amelleri Rabbül aleminin dergahına yükseltilir. Şabanda, ben oruçlu olduğum halde amelimin yükselmesini arzu ediyorum.”
Başlık: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: zaman_1453 - 13 Ağustos 2008, 00:22:29
Berat kelimesi Berâet’in kısaltılmışı olup, borçtan,isnad edilen suçtan kurtulmak manâsına gelmektedir. Ayrıca devlet tarafından vazîfelilere verilen ferman ve ödenilen vergi karşılığında mükelleflere verilen makbuz manâsını da taşır.

Berat gecesi fazîleti pek büyük bir gecedir. Bunun en başta gelen sebebi ise Kur’ân-ı Kerîm’in bu gecede indirilmiş olmasıdır. Şöyleki; Kur’ân-ı Kerîm’in indirilişinin birinci safhası olan Levh-i Mahfuz’dan Dünya semâsına indirilmesi bu gecede tahakkuk etmiştir. Hutbemin başında okuduğum Âyet-i Kerîmesinde Cenâb-ı Hakk: “Hâ- mîm.(Helâl ile harâmı vesâir hükümleri)açıkca bildiren (bu)kitâba yemîn ederim ki, hakîkat, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Gerçek biz(onunla kâfirlerin uğrayacakları azâbı)haber vericileriz. (O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizden sâdır olan bir emirle, o zaman ayrılır.”

Muhterem Mü’minler!

Ayrıca bu geceye mahsus beş büyük haslet vardır:

Birincisi:Hikmetli her iş bu gece tefrîk ve vazîfe sahiplerine tevzî olunur. Levh-i Mahfuz’daki ilâhî takdirler arasından o sene içinde cereyan edecek, hâdise ve şüûnâtın listelerinin yazılmasına, nüshalar haline getirilmesine bu geceden itibâren başlanır ve Kadir Gecesinde tamamlanır.

İkincisi: Bu gece yapılan ibâdetin fazîleti pek büyüktür. Hz. Âişe vâlidemiz şöyle naklediyor: Bir gün Hz.Peygamber yanıma girdi, elbisesini çıkardı. Biraz durduktan sonra tekrar giyindi. Ortaklarımdan birinin yanına gidecek diye beni bir kıskançlıktır aldı. O dışarı çıkınca ben de peşine takıldım. Bakîu’l-Ğarkad denilen kabristana vardı. Mü’minlere ve şehidlere duâlar etti. Kendi yaptığımdan kendim utandım ve “Anam babam sana fedâ olsun. Sen Rabbının rızâsı peşinde bende dünyâ peşindeyim diyerek geri döndüm. Biraz sonra Resûlüllah’da içeri girdi.Benim sık sık nefes alışımın sebebini sordu. Kendisine olup bitenleri anlattım. Buyurdular ki: “Allah Resûlü sana haksızlık edecek diyemi korkuyorsun”. Resûl-ü Ekrem elbisesini çıkardıktan sonra “Bu gece ibâdet yapmama müsâde edermisin” dedi. Bende “Anam babam sana fedâ olsun, evet” cevâbını verdim. Namaz kılmaya başladı, bir ara secdede o kadar çok kaldı ki, endişelendim ve yoklarken elim ayağına dokunmuş olacak ki kımıldadı. Bende hayatta  olduğuna kanaat getirerek sevindim. Secdede şöyle dua ediyordu: “Ey Allahım! Azâbından affına sığınıyorum, gadabından rızâna ilticâ ediyorum, Senden Sana sığınıyorum. Hiçbir övgüyü senin nefsine karşı olan övgüne denk saymıyorum.” Sabah olunca durumu kendisine haber verdim. “Bunları hem öğren hemde başkalarına öğret. Bunları bana Cebrâil öğretti” buyurdu.”

Üçüncüsü:Cenâb-ı Hakk bu gecede Benî Kelb kabîlesinin koyunlarının tüyleri sayısınca Ümmet-i Muhammede rahmet eder.

Dördüncüsü:Mağfiretin meydana gelmesidir.Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki: “Bana Cebrâil a.s. geldi ve dedi ki: Şu Şa’ban ayının yarısı(berat)gecesi (yokmu) o gecede Allah için, Benî Kelb Kabîlesinin koyunlarının tüyleri sayısınca âzadlılar vardır. Allah, bu gece:Müşrike,çok buğuzkar kimseye,akrabalık münâsebetini kesene,büyüklük taslayana,ana babasına isyan edene ve şarab düşkünü olana (rahmet nazarıyla) bakmaz.”

Beşincisi:Bu gece Peygamberimize ümmetinin tamamına şefaat selâhıyyeti verildi.

Bu gecede tahakkuk eden bir diğer hadise de, kıblenin Kudüs istikametinden, Mescid-i Haram tarafına çevrilmiş olmasıdır.

Muhterem Mü’minler!

Bu mübarek geceyi ihyâ etmek, feyzinden istifâde edebilmek için kazâ ve nâfile namazlar kılmalı, tevbe-i istiğfar etmeli, Kur’ân-ı Kerîm okumalıdır. Günün mânâ ve ehemmiyetini birbirine anlatıp, mümin kardeşinin kandilini tebrîk etmelidir. Ayrıca bu geceye mahsus ve kılınması ehemmiyetle tavsiye olunan yüz rek’atlik  HAYIR NAMAZI vardır ki, vaziyeti müsait olupta bu namazı kılan kimse, o sene içersinde ölürse şehidlik mertebesine nâil olacağı pîranımız tarafından beyan edilmektedir.

Namazın kılınış şekli: her rek’atde bir Fâtiha on İhlâs-ı Şerîf okunur. Mevzû ile alâkalı bir hadîs-i şeriflerinde Rasûlüllah(sav) Efendimiz buyuruyorlar ki: “Şa’bânın yarı(onbeşinci) gecesi olduğu vakit, gecesinde (ibâdet için) kalkınız. Gündüzünde oruç tutunuz. Zirâ Allâh-ü Teâlâ güneşin batışı ile(beraber) dünyâ semâsına rahmetiyle tecelli eder de (şöyle) buyurur: Bir mağfiret dileyen yok mu onu bağışlayayım! bir rızık isteyecek yok mu ona rızık vereyim! bir dertli yok mu (istesin de) âfiyet vereyim! Bu (dâvet) tanyeri ağarıncaya kadar devam eder.”
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mahi - 24 Temmuz 2009, 00:17:33
MEALİ :(Hâmim ) (Helâl ile Haram ve sâir  hükümleri) açıkça bildiren (bu) kitaba yemin olsun ki, Hakikat, biz o (Kitabı) Mübârek bir gecede indirdik. Gerçek biz o Kur’ân-ı Kerimle ( kâfirlerin uğrayacakları  azâbı ) haber vericileriz. (O gece öyle bir gecedir ki )her hikmetli iş nezdimizden sâdır olan bir emirle, o gecede ayrılır.   (Sûre-i Duhân Ayetler 1,2,3,4,5 )

Sevgili peygamberimiz (S.A.V), bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır.
         “Kim şu beş geceyi ihyâ ederse cennet o kimseye vacip olur. Bunlar,Terviye gecesi, (Zilhiccenin 8. Gecesi Kurbân Arefesinden bir önceki gece) Arefe gecesi, (Zilhiccenin 9. Gecesi), Kurban bayramı gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Şâ’banın 15.gecesi yani Berâat gecesi dir.

 Başka bir rivâyete şöyle buyurulmaktadır.
“Kim şu beş geceyi ihyâ ederse kalplerin öldüğü gün onun kalbi ölmez. Bunlar Cuma, Berâat, Kadir, Arefe ve iki Bayram geceleridir.”

Bu gecenin fazileti ve ihtivâ ettiği büyüklükten bazı hususları ve hasletleri burada kısaca arz etmeye çalışalım.
   
Berâat kelimesi borçtan, isnât edilen suçtan kurtulmak mânalarına gelir. Ayrıca bir kimseye verilen madalya veya nişan veya herhangi bir imtiyâz verildiğini bildiren belge, resmi senet mânalarına gelmektedir.

   Bu mübârek gecenin dört ismi vardır.
1- Leyle-i mübâreke : Âyeti kerimede de “Mübârek bir gece” diye vasf olunan bu gecenin, hayır ve bereketi (kendisini ihyâ edenler için) çok fazladır. Çünkü Kadir gecesinde olduğu gibi Cenab-ı Hakkın cemâlinin berekât ve füyüzâtı arştan, yeryüzüne kadar bütün zerrelere kadar ulaşır.
2- Leyle-i Rahmet : Cenâb-ı Hakkın rahmeti bu gece coşup taştığı için bu isim verildi.
3- Leyle-i Berâat : Bu gece müminlere cehennemden kurtulup cennetlik olma berâatı (vesikası) verilir: Öyle ki bazı büyüklere dünya gözü ile gösterilmiştir. Nitekim Emevi Halifesi Ömer İbn-i Abdulaziz bir berâat kandilinde vecd ve huşu içinde ibâdetlerini bitirip iltica ederken bir an başını yukarı kaldırdığında ucu semâya kadar ulaşan, yeşil renkli nurdan bir şerit üzerinde şöyle yazdığını gördü.
“Şu Melik-i Aziz olan Allah tarafından kulu Ömer İbni Abdulaziz’e (verilmiş) cehennemden kurutuluş berâatıdır.       (Ruhul Beyan C. 8 Sh. 403)
4-Leyle-i Sakk: “Sak” senet demektir. İnsanlara cehennemden kurtulacaklarına dair senet verileceğinden bu isimle de anılmaktadır.

BU GECENİN HUSUSİYETLERİ
   Âyet-i kerimede işaret edildiği üzere bu gecede büyük hasletler, güzellikler vardır. Bu faziletlere sebeb olan en mühim âmil ise, Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerimin Levh-i mahfuzdan Dünya semâsına indirilmesidir. Kur’ân-ı Kerim Levhi-i mahfuzdan indirilmiş; Kadir gecesinde ise Efendimiz (S.A.V.)e inzâl olmaya başlanmıştır. O bakımdan Kadir gecesi ile bu gece arasında mühim bir münasebet vardır.

Bu gecenin diğer hasletlerini maddeler halinde kısaca arz etmeye çalışalım.
1- “TEFRİ KI KÜLLİ EMRİN HAKİYM”:
“ O gecede bütün hikmetli işler tefrik olunur, ayrılır.”
Hikmetli her iş bu gece ayrılarak vazife sahiplerine tevzi olunur. Levh-i mahfuzda ki ilâhi takdirler arasında o sene içinde cereyan edecek hâdise ve şuunâtın nüshalar halinde yazılmasına bu gecede başlanır ve kadir gecesinde tamamlanır. Erzakla ilgili nüsha, (kime ne kadar, ne şekilde rızık verileceği ) Mikâil (A.S) a ; Harp ,zelzele ve diğer felaketlerle ilgili nüsha Cebrâil (A.S) a; Kulların amel ve ibâdetleri ile ilgili nüsha, dünya semâsında vazifeli yüksek rütbeli İsmâil isminde bir meleğe ; Öleceklerin listesi ise Azrâil (A.S)verilir.                                               
Hatta öyle ki; bir kişi çarşıyı pazarda gezer, alış veriş yapar geleceğe ait hesaplar yapar; evini ve çoluk çocuğunun istikbalini düşünür, ona göre planlar hazırlar da, bilmez ki belki de onun ismi o sene öleceklerin defterine yazılmıştır.

2- BU GECEDE YAPILAN İBADETİN FAZİLETİ:
Bu gece yapılacak ibadetler hakkında Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyorlar:
“Kim bu gecede (100) rek’at namaz kılarsa Cenâbı Hakk ona (100) melek gönderir. (30) tanesi o kişiyi cennetle müjdelerler, (30) tanesi ona cehennem azâbından teminât verir, (30) tanesi ise o kişiden dünya afâtını (belâ ve musibetler)def eder, (10 )tanesi ise o şahıstan şeytanın hile ve tuzaklarını def ederler.  (Ruhul Beyan C 8. Sh. 403)

Tâbiinin büyüklerinden Hasan-ı Basri Hz.leri “Bana Rasûlullah efendimizin Eshâbından otuz kişi şu Hadisi şerifi haber verdiler.”
“Kim bu gecede şu namazı kılacak olursa Cenâbı Hakk ona (70) defa Rahmetiyle nazar eder, her nazarı ilahisinde o kulunun 70 ihtiyacını giderir. Ki, bunun en küçüğü , Allah’ın onu mağfiret buyurmasıdır.” ( Ruhul Beyan C.8 Sh.403 - İhyâ)

Salâtı hayır denen bu namazı Rasulullah Efendimiz (S.A.V.) Hz. Ali (K.V.) ye şöyle tarif buyurmuşlardır. “ Ya Ali ! Bir kimse Şâ’banı şerifin 15. Gecesi (100) rek’at namaz kılarsa, her rek’atın da Fatiha-ı şerif den sonra İhlas suresini (10) defa okur, Ya Ali ! Kim bu namazı bu şekilde kılarsa Cenâb-ı Allah bu gecede istediği bütün ihtiyaçlarını verir ve ona (70) bin melek gönderir. O melekler onun için gelecek seneye kadar günâhlarını silerler,sevaplarını yazarlar ve de onun derecelerini yükseltirler. O sene içerisinde ölecek olursa şehit olarak gider. Ayrıca Cenâbı  Hakk onun için Adn cennetlerine (770) bin melek vazifelendirir. Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği hiçbir kimsenin hatır ve hayâlinden geçirmediği güzellikte şehirler, saraylar,bağlar, bahçeler inşâ ederler. ( Ruhul Beyan C.8 Sh.403)

3-NÜZÜLÜ RAHMET:
Efendimiz (S.A.V) Buyuruyorlar ki :“Cenâbı Hakk Şâ’ban-ı şerifin 15. Gecesi Rahmetini dünya semâsına indirir. Güneşin batmasından doğmasına kadar devam eder.(Ruhul Beyan C.8 Sh 304)

Rasulullah Efendimiz (S.A.V.) diğer bir Hadisi şeriflerinde buyuruyorlar ki :
“Bu gece rahmet kapıları, akşam güneşin batmasından sabaha kadar ümmetim üzerine açılır. Muhakkak Cenâbı Hakk bu gece Beni Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri adedince kullarını cehennemden azd eder.” (Mev’ize-i Hasene Sh. 975  )

   Bu hususta pek çok Hadis-i şerifler olmakla beraber şu Hadisi şerifi burada almakta fayda mülâhaza etmekteyiz.
“Şâbanın 15. Gecesi olduğu vakit, gecesinde ibâdet için kalkınız. Gündüzünde oruç tutunuz.                                       
Zirâ Allah-u Teâlâ güneşin batışı ile beraber (dünya semâsına) Rahmetiyle tecelli eder de, şöyle buyurur.
“ BİR MAĞFİRET DİLEYEN YOK MU ONU BAĞIŞLAYAYIM! BİR RIZIK İSTEYEN YOK MU? (İSTESİN DE VEREYİM!) Bu dâvet, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.”

4-MAĞFİRETİN HUSULU :
Efendimiz (S.A.V) buyuruyorlar ki “Muhakkak Cenâbı hak, bu gecede bütün müslümanları mağfiret eder. Ancak, kâhinler (gelecekten haber veren) sihirbazlar, müslümanlara kin ve buğuz eden, bid’at ehli kimseler, ısrarla şarap içmeye devam edenler,anne ve babasına eziyet edenler, zinaya devam edenler müstesna ,bunlar bu büyük rahmet ve mağfiretten istifade edemezler.”

5-  ŞEFEATİN TAMANININ VERİLMESİ : 
Bu gece Peygamber Efendimiz (S.A.V) e şefeat selâhiyetinin tamamı verildi. Şöyle ki: efendimiz (A.S) Şâ’ban ayının 13. Gecesi ümmetine şefeat edebilmek için Allah a niyazda bulundu. Kendisine,ümmetinin üçte birine  şefeat etme selahiyeti verildi. Ümmetine son derece düşkün bulunan Rasülullah (S.A.V) daha fazla kişiye şefeat edebilme arzusuyla yanıp tutuşmaktaydı. 14. Geceyi de ibadet ve iltica ile geçirdi, kendisine ümmetinin 3 te ikisinin şefeatı verildi, Efendimiz bununla da yetinmedi 15. Geceyi de ibadet ve iltica ile geçirdi.   Bunun üzerine ümmetinin tamamına şefeat izni verildi.

6- ZEMZEM SUYU ZİYADELEŞİR:
Bu gecenin bereketiyle zemzem suyu ziyadeleşir. Bunun gibi hakikat ehlinin letâifinde feyzi ilâhinin ziyâdeleşmesine de işaret vardır. Onun için,kalben uyanık olmak lazımdır.

7-  KIBLENİN DEĞİŞMESİ:
   Hicretin 2. Yılı Rasulu Ekrem(S.A.V) Şâ’banı şerifin 15. Günü Beni Seleme kabilesine varmıştı. Onların mescidinde öğle namazının farzını kıldırırken kıblenin değiştirilmesi ile ilgili şu Âyet-i kerime geldi.
“Yüzünü göğe doğru çevirip(vahiy beklediğini) görüyoruz. Şimdi seni her hâlükârda razı olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. (Namazda) Yüzünü artık mescidi Harâm tarafına (Kâbeye doğru) çevir.........İlh” Peygamber Efendimiz namazda bu emri alınca derhal “Kâbeye” döndü, cemâatta ona uyarak kıbleye yöneldiler. (Bu hâdise bir fıkhi meseleye  kaynak teşkil etmektedir. Herhangi bir kimse kıble yerine yanlış bir yöne dönse namaz kılarken kıbleyi bilen birisi tarafından kendisine doğrusu söylense, namazını bozmadan yönünü düzeltir ve namazına devam eder.)
   
BU GECENİN İHYASI:
Faziletine sınır olmayan bu gecenin ihyâsına önceden hazırlanmalı, Efendimiz (S.A.V) e uyarak 13.ve14. gece ve günlerinden başlanmalıdır. Aynı zamanda “Eyyâmı biyz” olduğu için Şâ’banın 13,14,15.( Pazar,Pazartesi ve Salı) günleri mutlaka oruçlu olunmalıdır. Bu şekilde hem Şâ’banı şerifin ortasından üç günü yani “Eyyâ-ı Biyz”ı oruçlu geçirmenin faziletine nâil oluruz. Hemde Berâat Kandilini oruçla karşılamış ve daha mühimi Kandilin gündüzünde de oruç tutmuş oluruz.
13 ve 14. Gecelerden itibaren Tesbih namazı, Teheccüt namazı gibi namazları kılarak bu geceye hazırlanmakta büyük faydalar vardır. Bu geceye girmeden önce  Şahsi işlerimizi  ibâdete mâni olmayacak şekilde  ayarlamalıyız. Bu  geceye dinç bir şekilde girerek kendimizi sadece ibadete vermeliyiz. Bilhassa tarif edilen (100) rekatlı namazı kılmaya çalışmalıyız. (100) e tamamlayamasak bile (2) rekattan başlayarak kılabildiğimiz kadarına gayret etmeliyiz. Her rekatta (100) ihlas-ı şerif okumak suretiyle 10 rekat da kılınabilir. (İhlasların arasında Besmele okunmaz.)
Namazdan sonra; (Allah-u Teâlânın “Hu”ismi şerifinin ebcet hesabına göre adedi olan) 11 şey,(Rasülullah Efendimizin ismi olan “Tâha” nın ebcet hesabıyla adedi olan ) 14 kere okunur.
   1-İstiğfarı şerif  :14 kere
   2- Salavatı şerife : 14 kere
   3- Fatıha i şerife (Besmele ile):14 kere
   4- Ayetül kürsi (Besmele ile): 14 kere
   5- Tevbe suresinin son iki ayeti olan “Legad câ eküm” (Besmele ile):14 kere
   6- 14 kere “ Yâsin, Yâsin...” dedikten sonra bir Yâsini şerif (Yâsini şerifte 7 zahiri, 7 batıni, “mübin vardır” , böylece o da 14 olur.
   7- İhlas-ı şerif (Besmele ile): 14 kere      
             8- Felak suresi ( Besmele ile):14 kere   
   9- Nas suresi (Besmele ile): 14 kere
             10- “Subhânellahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, velâ havle velâ guvvete illâ billâhil –aliyyil- azıym” :14 kere
             11- Salavatı şerife (Salâtı Münciye okumak efdaldir.) :14 kere okunur.     Bundan sonra dua edilir.                             (Dua ve ibadetler. Fazilet Neşriyat)
      
               Bu gece dua ve ilticaya ağırlık vermeli; kendimize aile fertlerimize çoluk çocuğumuza bütün müslüman kardeşlerimize dua etmeliyiz. Hususiyle hizmetlerimizin selâmeti için dua etmeyi unutmamalıyız.

   Mevzumuzu bir Hadisi şerif meali ile bitirmek istiyoruz.
   “Berâat gecesini ganimet ve fırsat biliniz. Çünkü belli bir gecedir. Şâ’banın 15. Gecesidir. Kadir gecesi çok büyük ise de hangi gece olduğu belli değildir. Bu gece çok ibadet yapınız. Yoksa kıyamet günü pişman olursunuz.”
               

YA RABBİ ! GADABINDAN RIZANA, CEZANDAN AFVINA, SENDEN SANA SIĞINIRIM 
(Bu duayı Efendimiz (S.A.V) berâat gecesinde secdede ilticâ halinde çokça okumuştur.) 

                                                                                 
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: mardin - 29 Temmuz 2009, 12:45:44
harika bir yazı Allahın izni ile yukarıda yazılanların hepsini yapmaya nasip etsin.yazıyı yazan arkadaş her zaman işin gücün rast gelsin  eline sağlık.
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mahi - 01 Ağustos 2009, 00:44:59
İmâm-ı Rabbânî hazretleri vefât etmeden altı ay önce, Şâban ayının on beşinci gecesi olan "Berât kandili" gecesini, kendi husûsî odasında ihyâ eyledi. O gece yarısı, kıymetli hanımının bulunduğu odaya geldi. Hanımı dedi ki: "Bu gece ecellerin ve amellerin takdir edildiği gecedir. Kimbilir Allahü teâlâ kimin defterine ölecek ve kimin defterine yaşayacak! diye kaydetti." İmâm-ı Rabbânî hazretleri bu sözü duyunca; "Niçin tereddüt ve şüphe ile söylüyorsun? Ya isminin, dünyâda yaşayacaklar sahifesinden silindiğini görenin hâli nice olur?" buyurdu. Bunu söyleyince, esrâr yatağı olan kalbinden bir âh çekti. Böylece İmâm-ı Rabbânî hazretleri, o sene vefât edeceğine kerâmetiyle işâret buyurmuşlardı.
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Lika - 25 Temmuz 2010, 17:03:28
Allah razı olsun.
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: ihvan - 25 Temmuz 2010, 17:43:50
Enes R.A.’dan rivayet olunan bir hadis-i şerifte, Şaban-ı şerifin bereket ve hayırlarından şöyle bahsedilir: “Şaban-ı Şerifte bir gün oruç tutan kimseye Cenab-ı Hak, Cehennem ateşini haram kılar. Cennetlerde Yusuf A.S.’ın arkadaşı olur. Cenab-ı Hak kendisine, Eyyüb ve Davud Aleyhimesselamın sevaplarını verir.” Şaban-ı Şerifin birinci gecesinde, her rek’atte bir fatiha ve 3 Ayetül kürsi ile bir tesbih namazı, 27. gecesi ise, akşam ile yatsı arasında, iki rek’at teşekkür namazı kılınır.
...............ihvana  ve islam alemine hayırlara vesile olsun inşaAllah
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: duha - 26 Temmuz 2010, 21:01:00
Allah bu geceyi en güzel bir şekilde ihya edenlerden eylesin.
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: omur - 26 Temmuz 2010, 22:38:57
Allah bu geceyi en güzel bir şekilde ihya edenlerden eylesin.

Amin.
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mücteba - 12 Temmuz 2011, 00:46:03
15 Temmuz 2011 Cuma Akşamı
Mübarek Berâat Kandilimiz olup,
hazırlıklı ve uyanık olmak istifade açısıdan son derece ehemmiyet arz etmektedir.




______________________quote author=Mahi______________________
Bu Gecenin İhyası

Faziletine sınır olmayan bu gecenin ihyâsına önceden hazırlanmalı, Efendimiz (S.A.V)'e uyarak 13. ve 14. gece ve günlerinden başlanmalıdır. Aynı zamanda “Eyyâmı biyz” olduğu için Şâ’banın 13, 14, 15.( Perşembe, Cuma ve Cumartesi) günleri mutlaka oruçlu olunmalıdır. Bu şekilde hem Şâ’banı şerifin ortasından üç günü yani “Eyyâm-ı Biyz”'ı oruçlu geçirmenin faziletine nâil oluruz. Hemde Berâat Kandilini oruçla karşılamış ve daha mühimi Kandilin gündüzünde de oruç tutmuş oluruz.

13 ve 14. gecelerden itibaren Tesbih namazı, Teheccüt namazı gibi namazları kılarak bu geceye hazırlanmakta büyük faydalar vardır.

Bu geceye girmeden önce  şahsi işlerimizi  ibâdete mâni olmayacak şekilde  ayarlamalıyız.

Bu  geceye dinç bir şekilde girerek kendimizi sadece ibadete vermeliyiz.

Bilhassa tarif edilen 100 rekatlı namazı kılmaya çalışmalıyız. 100' e tamamlayamasak bile 2 rekattan başlayarak kılabildiğimiz kadarına gayret etmeliyiz.  (İhlasların arasında Besmele okunmaz.)
______________________quote______________________


(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/11.jpg)
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: mazhar - 12 Temmuz 2011, 08:19:18
Hatırlatma için Allah razı olsun.
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mücteba - 12 Temmuz 2011, 11:48:15
Hatırlatma için Allah razı olsun.

Cümlemizden mazhar. Bu Mübarek gecede bize de dua ediniz.
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Lahza - 12 Temmuz 2011, 12:13:05
Beraat gecesi,Rabbimiz tevbe, istiğfar ederek pişmanlık duyan günahkârların cümlesini affedeceğini bildiriyor.
Ancak şu sekiz sınıfın KESİN TEVBE ETMEDİKÇE bu aftan istifadelerinin olamayacağını da işaret ediyor:
1-Allah’a şirk koşanlar.
2-Ana-babalarına isyan eden, onların kablerini kırıp gönüllerini yıkanlar.
3-İçkiye devam edenler.
4-Falcılık edip gelecekten haber verenler.
5-Din kardeşine besledikleri kinden vazgeçmek istemeyenler.
6-Adam öldürmekten pişmanlık duymayanlar.
7-Nikâhsız aile ile yaşayanlar.
8-Akrabalarıyla alâkayı kesip ihmal edenler.

Rabbim bu geceyi hakkıyla idrak etmeyi cümlemize nasip etsin birbirimize dua edelim inşaAllah ,sadakat ailesi olarak dualarınıza acizane ihtiyacım var selametle..
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mücteba - 12 Temmuz 2011, 23:09:52
(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/12.jpg)
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mücteba - 13 Temmuz 2011, 10:09:17
(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/13.jpg)
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: ihvan - 13 Temmuz 2011, 17:09:06
.kandilimiz bütün ihvana mübarek olsun.dua eder dua bekleriz............
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili
Gönderen: fuba30 - 13 Temmuz 2011, 17:43:22
BERAT KANDİLİ
Hadislerle Berat Kandili

- Resulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:
“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.

Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.

Ebu Hüreyre RadıyAllahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: “Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: “Ne mutlu bu gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Bu gece secde edenlere ne mutlu”.
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece dua edenlere ne mutlu.” Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -”Bu gece, Allah’ı zikredenlere ne mutlu”.
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.”
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Müslümanlara ne mutlu.” Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail’e sordum: “Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
Şöyle dedi: “Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.”

- Hz. Ayşe RadıyAllahu Anha anlatıyor: “Resulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: “Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa’ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder.”

Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi

Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:
“O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.”
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil’in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?

Yıllık kader programı
İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil’e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî”nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1
Berat Kandilinin “bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde” olması bu manalara dayanmaktadır.2
Kur’ân’ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

Berat Gecesinin özellikleri
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü’min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: “Mübarek Gece”, “Berae Gecesi”, “Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü’min kullarına beraet yazar)”, “Rahmet Gecesi.”
“Berat, beraet” kelimesi “el-berâe” kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
“Berâet” iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü’minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. Allah’ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban’ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah’tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka…
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
“Şâban’ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
“İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. “Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
“Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
“Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.”s
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.

Bu gece af dışı kalanlar
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:
“Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban’ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.”6 “Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”7
“Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.”8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
“Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.”5

Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.”6 “Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”7
“Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.”8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
“Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.”9

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
“Onun için elden geldiği kadar Kur’ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

Berat Gecesi ibadeti
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur’ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
“Onun için elden geldiği kadar Kur’ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ’da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs’te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid’at bile olduğunu ifade eder.

Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.

Berat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
“Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.”11

Berat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
“Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.”12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

Berat Gecesi Namazı -I
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.

Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh’den gelen rivayete göre:
“Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: “Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala’nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala’nın mağfiretidir.
Berat Gecesi Namazı -II
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar…
Bu namaz hakkında Hz. Aişe RadıyAllahu An-hum’a validemiz, Resulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
-”Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende
-”En iyisini, Allah ve Resulü bilir.” Dedim. Şöyle buyurdu:
-”Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin”?
-”Olur” dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:
“Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem…”
Sonra kendisine sordum: “Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: “Sen onları öğrenebildin mi”? Bu sorusuna karşılık: “Evet” deyince, şöyle buyurdu:
“Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.”


Kaynaklar
1 Hülâsâtü’l-Beyân. 13:5251.
2 Şualar, s,426.
3 TDİ.”Berat” maddesi.
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295
5 İbni Mâce, İkame, 191.
7 et-Tergîb ve’t-Terhib, 2:118.
8 İbni Mace, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.
9 Tirmizî, Savm:39.
10 Şualar, s.426.
11 et-Tergib ve’t-Terhîb, 2:.119, 120.
12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.


Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mücteba - 14 Temmuz 2011, 11:07:51
(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/14.jpg)
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mücteba - 15 Temmuz 2011, 11:30:26

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/15.jpg)
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: omur - 25 Temmuz 2011, 05:47:10
Şaban-ı Şerifin yirmiyedinci gece namazi

Bu mubarek ayin yirmi yedinci gecesi de receb-i serif ve ramazan-i serifin yirmi yedinci geceleri gibi, ihyasi mustehab olan gecelerdendir.
Bu gecede dort rekat kilinir ki; tarifi soyledir.

Her rekatta, bir Fatiha´dan sonra, bir Zilzal Suresi, yirmibes kere de Ihlas Suresi okunur.

Selamdan sonra secde yapilir ve secdede yedi Fatiha, birer kere Ihlas ve Mu´avvizeteyn (Felak ve Nas) Sureleri okunur.

Yuzer kere de istigfar,

Salavat-i serife,

Ve havkale (La havle vela kuvvete illa billah) okunur.

Muhammed Hakki en-Nazili.Hazinetu´l-esrar.sh.68
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: mazhar - 23 Haziran 2013, 08:24:03
MÜBÂREK BERÂT GECESİNİN ÖNEMİ

Bilindiği üzere, bazı mekânlar emsâline göre daha mukaddes, bazı insanlar akrânına nisbetle daha muhterem olduğu gibi, bazı zamanlar da benzerlerine nazaran çok daha kudsî, mukaddes ve mübârektir. Nasıl ki, altın madeni bakır, demir, kömür gibi madenlerden çok daha üstün ise, yine yâkût taşı diğer normal taşlardan çok daha kıymetli ise, bu geceler de diğer normal gecelerden çok üstündürler.

  Geçen kandilde [ya’nî Mi’râc gecesinde] de ifâde ettiğimiz vechile, Allahü teâlâ, kullarına çok merhamet ettiği, acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara husûsî kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tevbe, namaz ve oruç gibi ibâdetleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Aslında kullarının çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve ayları birer sebep kılmıştır.
MÜBÂREK BERÂT KANDİLİNİN ÖNEMİ

14 gün evvel ya’nî 02 Temmuzda idrâk ettiğimiz Şa’bânü’l-muazzam ayının bugün 14. Günüdür. Bu gece çok mübârek bir gecedir. Bilindiği gibi, Şa’bân ayınının 14. gününü 15. gününe bağlıyan gece, mübârek  “Berât Kandili”dir. Aslı “Berâet” olan ve Türkçe’ye “Berât” olarak giren bu kelimenin sözlük anlamı, “Borçtan, hastalıktan, suç ve cezâdan kurtulmak” ise de, dînî literatürümüzde bu kelime: “İlâhî afv ve rahmete nâil olmak, günâhlardan arınmak, temize çıkmak” ma’nâsını ifâde etmektedir.

Bütün kâinâtın yaratıcısı ve sâhibi olan Yüce Allah, bu gece [Berât Gecesinde], ezelî ilminde mevcût olan sırların bir yıllık bölümünü, “Levh-i Mahfûz”a indirir ve yeni bir yıl için, Melekleri, yapacakları işler bakımından görevlendirir.

  Bilindiği üzere Cenâb-ı Hak, ezelde hiçbir şeyi yaratmadan önce herşeyi takdîr etmiş, dilemiştir. Bunlardan bir yıl içinde olacak (doğumlar, vefâtlar, terfî’ler, tenzîller, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, rızıklar gibi) her şeyi, Şa’bân ayının onbeşinci (Berât) gecesinde meleklere bildirir. İşte Kur’ân-ı kerîm Levh-i mahfûza o gece inmiştir. Bunlar, Duhân sûresinin 1-6. âyet-i kerîmelerinde bildirilmektedir. Allahü teâlâ meâlen buyuruyor ki:

“Hâ Mîm, (Helâl ile harâmı ve sâir hükümleri apaçık bildiren bu) Kitâba (Kur’ân-ı Kerîme) yemîn ederim ki, gerçekten biz onu [Kur’ânı] mübârek bir gecede indirdik. Muhakkak biz, (hak dîn İslâm’dan yüz çeviren) insanları uyaranlarız. (O, öyle bir gecedir ki, bu geceden gelecek senenin aynı gecesine kadar rızıklar, eceller ve benzeri) her hikmetli iş, katımızdan bir emir ile o zaman ayrılır. Hakîkat biz, Rabbinden bir rahmet (eseri) olarak (Peygamberler) gönderenleriz. Şüphe yok ki Allahü teâlâ (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi de) kemâliyle bilendir.” [Duhân Sûresi, 1-6]

Tefsîrlerde, Kur’ân-ı kerîmin, Levh-i mahfûza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Bilindiği gibi, Kur’ân-ı kerîmin iki türlü inişi vardır: Birincisi Levh-i mahfûza inişi, diğeri de semâ-i dünyâya ve oradan Peygamber Efendimize inişi. Birincisi Berât gecesinde olmuş, ikincisi ise Kadir gecesinde başlamıştır.

Sevgili Peygamberimiz, bir hadîs-i şerîfinde buyurdular ki:

“Şu beş gecede yapılan duâ reddolmaz, geri çevrilmez. Regâib gecesi, Şa’bânın 15. [ya’nî Berât] gecesi, Cum’a gecesi, Ramazân bayramı gecesi ve Kurbân bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]

Diğer iki hadîs-i şerîfte ise, 4’er gece zikredilmektedir:

“Rahmet kapıları dört gecede açılır. O gecelerde yapılan duâ reddolmaz. Fıtr ve Kurbân bayramlarının birinci geceleri, Berât ve Arefe geceleri.” [İsfehânî]

“Allah şu dört geceyi hayırla süsler. Ramazân bayramı gecesi, Kurbân bayramı gecesi, Arefe gecesi, Şa’bânın yarısındaki [Berât] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.” [Deylemî]

Görüldüğü gibi, her üç hadîste de “Berât Gecesi” zikredilmektedir.

Dînimizde, mübârek aylara, günlere ve gecelere büyük önem verilmiştir. Cenâb-ı Hak, kullarının çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için bu gece, gün ve ayları sebep kılmıştır. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gece, gün ve aylara husûsî kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmişdir.

Bilindiği gibi, kıymetli geceye, kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Önceki günü öğle namazı vaktinden, o gecenin fecrine yani imsâk vaktine kadar olan zamandır. Yalnız, Arefe ve üç kurban günlerinin geceleri böyle değildir. Bu dört gece, bu günleri takip eden gecelerdir.

Gecenin oniki kısmından bir kısmını meselâ bir sâat kadarını ihyâ etmek, bütün geceyi ihyâ etmek olur. Yaz ve kış geceleri için hep böyledir. Fıkıh kitâblarında sâat demek, bir miktar zaman demektir.

Bildiğiniz gibi, üç ayların ilki olan Receb ayının ilk Cum’a gecesi, “rahmet-i İlâhiyye”nin “Nisan yağmuru” gibi indiği mübârek “Regâib Kandili”, 27. gecesi ise mübârek “Mi’râc Kandili” idi. [Hâtırlıyacağınız üzere, o târihlerde, bu mübârek gecelerle ilgili konuşmalar yapmıştık. O konuları tekrâr ele alacak değiliz; ancak şu kadarını söyliyelim ki:] “Mi’râc Gecesi”nde, Allahü teâlâ, hiçbir Peygambere, hiçbir mahlûkuna vermediği ni’metleri, Habîbine ihsân etmiştir. Onu kendine da’vet etmiş,  o yedi kat gökleri geçmiş,  her gökte büyük bir Peygamberi görmüştür. Resûlullah (aleyhisselâm), bu “İsrâ ve Mi’râc” yolculuğunda Kürsî, Arş ve rûh âlemlerini geçip, Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görmüş; hiçbir mahlûkun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı ni’metlere kavuşup, Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaşmıştır. Mekânsız, zamânsız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı da görmüş; gözsüz, kulaksız, vâsıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuşmuştur.

Diğer bazı hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Şa’bânın 15. gecesini ibâdetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: ‘Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, âfiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim.’ Bu hâl, sabaha kadar devâm eder.” [İbn-i Mâce]

“Allah, Şa’bânın yarısındaki [Berât] gecesinde, dünyâ semâsına tecellî eder. Benî Kelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günâhlarını affeder.” [Tirmizî, İbn-i Mâce]

“Allahü teâlâ, Şa’bânın 15. Gecesinde, rahmetiyle tecellî ederek, müşrik (kendisine şirk koşan) ve müşâhin [bid’at ehli] hâriç herkesi affeder.” [İbn-i Mâce]

“Allahü teâlâ, Berât gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindârları da (müslüman kardeşine kin güdenleri de), bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.” [Taberânî, Beyhekî]

“Sâlih akrabâyı terk eden, ana-babaya âsî olan kimse de, bu gecede (Berât gecesinde) affa kavuşamaz.” [Beyhekî]

“Cebrâîl aleyhisselâm gelip, ‘Kalk, namaz kıl ve duâ et. Bu gece, Şa’bânın 15. gecesidir’ dedi. Bu geceyi ihyâ edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşâhin [ya’nî bid''at ehli], içkici, fâizci ve zânîyi affetmez.” [Taberânî]

[Ehl-i sünnet i’tikâdına göre, içki içmek, cimrilik, kin gütmek, ana-babaya isyân… gibi günâhları işleyen kâfir olmaz. Îmânı düzgün ise, günâhlarının cezâsını çektikten sonra Cennete girer. Sevâpları günâhlarından daha çok ise, Cehenneme girmeden de Cennete gider.]

Bir hadîs-i şerîfte buyuruluyor ki:

“Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi fazîletlidir. Allah, o günlerde duâ edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsâna nâil olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berât gecesi, Cum’a gecesi ve günleri” [Deylemî]

RESÛLULLAH (ALEYHİSSELÂM), BERÂT GECESİNDE ÇOK İBÂDET VE DUÂ EDERDİ

Resûlullah (sallAllahü aleyhi ve sellem), Berât gecesinde çok ibâdet ve duâ ederdi. Yine o, Berât gecesinde, “Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineş-şirki beriyyen lâ kâfiren ve şakıyyen” duâsını da çok okurdu. (R. Nâsıhîn)

Hazret-i Âişe vâlidemiz, “Yâ ResûlAllah, Allahü teâlâ, seni günâh işlemekten muhâfaza buyurduğu hâlde, neden Berât gecesinde çok ibâdet ettin?” diye sordu. Peygamber Efendimiz ona cevâben buyurdu ki:

“Ben, şükredici bir kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertîp olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.” [Gunyetü’t-tâlibîn]

Bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyurulmuştur:

“Berât gecesi göklerin kapıları açılır, melekler, mü’minlere müjde verir ve ibâdete teşvik ederler.” [Nesâî, Beyhekî, Münzirî]

Mübarek günler ve geceler, Cenâb-ı Hakkın bu ümmete birer ihsânıdır. Geçmiş ümmetlerin ömürleri uzundu. Beşyüz yıl, bin yıl yaşayan ümmetler vardı. Ömürleri uzun olduğu için elde ettikleri sevâplar da o oranda fazlaydı.

Peygamber Efendimiz, ümmetinin ömrü kısa olduğu için sevâpları da az olacak diye üzülüyordu. Allahü teâlâ, mübârek gün ve geceleri ihsân buyurarak, bu gecelerde verdiği kat kat fazla sevâplarla diğer ümmetlerden daha çok sevâp kazanmalarına imkân verdi.

Nitekim, Peygamberimiz geçmiş ümmetlerin işledikleri amelleri, aldıkları sevapları anlatırken, Eshâb-ı kirâm hayret edip, “Biz bu kısa ömrümüzle bu sevâplara nasıl kavuşabiliriz?” diye üzüldüler. Bu anda, Cebrâîl aleyhisselâm gelerek:

“Ya ResûllAllah! Sen ve Eshâbın geçmiş ümmetlerin bin ay ibâdet edip, bu müddet içinde göz açıp kapayacak kadar Allahü teâlâya isyânda bulunmadıklarına hayret ettiniz. Allahü teâlâ, sana bundan hayırlısını indirdi. Kadir sûresinde beyân olunun fazîletler, sen ve Eshâbının hayret ettiğiniz şeylerden üstündür” buyurdu.

Âyet-i kerîmede bildirilen “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır” müjdesine  Resûlullah ve Eshâbı çok sevindiler.

MÜBÂREK GECELERDE NELER YAPMALI?

Bize düşen iş; böyle geceleri, namâzla-niyâzla, duâyla, tevbe ve istiğfârla geçirip Cenâb-ı Hakk’ın yüce merhametine sığınmak, kendimizi ve sevdiklerimizi, râzî olduğu kulları zümresine ilhâk buyurmasını dilemektir. Şüphesiz ki O’nun, herşeye gücü yeter.

İnsan, varlıklar içinde en mümtâz ve en mükerrem bir şekilde yaratılıp yükselmelere ve alçalmalara müsâit duygu ve kâbiliyetlerle donatılmıştır. İnsan, yüce Yaratıcı tarafından bu dünyâya “Eşref-i mahlûkât” olarak gönderilmiştir. Bunun yanında, insan imtihâna da tâbi tutulmuştur.

İşte üç aylar ve bu aylardaki mübârek gece ve günler; nefis ve şeytânın tuzağına düşmüş ve her iki dünyâsını zindâna çevirecek günâh, isyân ve gaflet bataklığında boğulmakla karşı karşıya gelmiş insanın kurtuluşu için uzatılan can simidi gibidirler.

Mübârek aylar, gece ve günler, günâhkâr ve yaratılış gâyelerini unutan insanlara, kerem ve ihsân sâhibi yüce Allah tarafından tanınan ve eğer iyi değerlendirilebilirse, çok büyük kazançlara vesîle olan birer fırsattır.

Bu aylarda ve içerisindeki mübârek gece ve günlerde, içimizi ve dışımızı çok iyi bilen Rabbimize karşı, nefsimizi muhâsebeye çekmeli, O”nun, bizim dünyâ ve âhıret hayâtımızı Cennet”e çevirmek için gönderdiği İslâma tâm teslîm olup olmadığımızı gözden geçirmeli, hiç vakit geçirmeden İslâmın rahmet, bereket, mağfiret, fazîlet ve hayât bahşeden çeşmesinden kana kana nasîp almak için bu ayları, günleri başlangıç yapmalıyız.

Gâfil olmamalı, bu gece ve günleri mutlaka ihyâ etmelidir. Bütün mübârek gece ve günleri birer ganîmet bilmeli, bu fırsatları iyi değerlendirmelidir. Bu gece ve günleri lâyıkı vechile ihyâ etmeli, geceleri ibâdetle, gündüzleri de oruçla geçirmelidir.  
Böyle gece ve günlerde, Allahü teâlânın ihsân ettiği bütün ni’metlere şükretmeli, yapılan hatâlar, günâhlar için de tevbe-istiğfâr etmeli, Cehennem ateşinden kurtulmayı istemelidir. “Yâ Rabbî, bize dünyâ ve âhıret saâdeti ihsân eyle…”, “Bize hidâyet verdikten sonra, kalblerimizi kaydırma…” diye de duâ etmelidir.

Bu gece ve günlerde bolca tevbe-istiğfâr etmeli, çokça kazâ namazları kılmalı, Kur”ân-ı kerîm okumalı ve duâ etmelidir.

Bilhâssa böyle mübârek zamanlarda, ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim ise, doğru yazılan ilmihâl bilgileridir.

Allahü teâlâya ilticâ, münâcât, tazarru’ ve niyâzda bulunmalı, yalvarıp yakarmalıdır. Günâhlarını düşünmek, ayıplarını-kusurlarını hâtırlamak, kıyâmetteki azâpları düşünüp korkmak, Cehennemin sonsuz acılarından titremek lâzımdır. Afv ve mağfiret için çok yalvarmalıdır.

Fakîrlere ve yetîmlere de sadaka ve hediyeler vermeli, müslümânları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölülerimizin rûhlarına da göndermelidir.

Tesbîh, tahmîd, tekbîr, tehlîl ve benzeri her çeşit zikir, fikir ve şükürle meşgûl olmalıdır.

Kazâ namazı borcu olanlar [ve olmayanlar da], bolca kazâ namazları kılmalıdır. [Seyyid, allâme Muhammed Emîn İbn-i Âbidîn, kazâ namazı olmıyanların da, kazâ namazı kılmalarının ihtiyâtlı olduğunu ifâde buyuruyor.]

Kur”ân-ı kerîm okumalı, sevâbını da ölülerimizin rûhlarına göndermelidir.

Sevgili Peygamberimize ve âl ü eshâbına da çokça salevât-ı şerîfe okumalıdır.

Ana-baba, diğer yakın akrabâ ziyâret edilmeli veya telefonla gönülleri ve duâları alınmalıdır. Dargınlar, küskünler barışmalıdır.

Ayrıca bu vesîleyle güzel vatanımızın dirliği, asîl milletimizin birliği ve berâberliği, bütün müslümanların ve İslâm âleminin huzûr ve seâdeti, bütün insanların da hidâyeti için duâ etmeliyiz.

Ayrıca, şu anda bütün dünyâda elem ve ıstırâp çeken, milyonlarca müslümân kardeşimizi de duâlarımızda unutmamalıyız; onlara hiç olmazsa duâlarımızla yardımcı olmalıyız.
Prof. Dr. Ramazan Ayvallı]
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mücteba - 11 Haziran 2014, 01:15:19
Allah razi olsun...
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mücteba - 09 Mayıs 2015, 16:37:24
بِسْـمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
“Haa miiiim…
Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz onu (Kur'anı) mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. Onda (o mübarek gecede), her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...”

{Duhan suresi, 44/1-4}


BERAT VE BERAT GECESİ

Türkçemizde “berat” olarak söylediğimiz bu kelimenin aslı, “el-berâe”dir. Arapça isimdir.
Berat lûgatte; kurtuluş, bir borçtan, cezadan ve sorumluluktan kurtulmak… uzak kalmak, aklanmak, temiz ve suçsuz olmak… ilişkiyi kesmek… rütbe-nişan veya herhangi bir konuda verilen imtiyazı doğrulayan yazılı belge/ferman gibi manalara gelir.
Mesela Osmanlı devlet teşkilatında, önemli vazifelere tayin edilen kimselere verilen ve üzerinde padişahın tuğrasını taşıyan yetki belgesine “berat” denirdi.
Ayrıca yeni yapılan bir şeyin, yeni ortaya konulan bir buluşun ya da bunu kullanma hakkının kime ait olduğunu gösteren ve devlet tarafından verilen belge, yani “patent” de bu isimle anılırdı.
Bir başka ifadeyle "berat"; iki şey arasında ilişki olmaması-kalmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Nitekim mü'minlerin, adı geçen gecede günah yüklerinden kurtulup İlâhî affa/bağışa, rahmete ermeleri umulduğu için bu geceye Berat Gecesi denmiştir.
“Berat Gecesi” veya Farsça kullanılan terkibiyle “Leyle-i Berat”, Şaban ayının 15. Gecesine rastlayan ve Sevgili Peygamberimize (s.a.v.) Cebrail aleyhisselam vasıtasıyla peygamberliğinin ulaştırıldığı mübarek gece…
Kur’an-ı Kerim’de “berâet” kelimesi iki yerde geçmektedir. [1] Buralarda “berâet"; kurtuluş belgesi, suçsuzluk, garanti, ihtar ve dokunulmazlığı kaldırmak gibi manalar taşımaktadır.
Berat kelimesi dini lisanımızda “berâet-i zimmet/berâet-i asliye” ve bir de “berat gecesi” terkibinde iki ayrı ıstılahta kullanılmıştır.
“Berâet-i asliye”, kişinin hukuki ve cezai sorumluluğunun olmaması demektir. Eşyada aslolan ibâha yani helâllilktir, bu da İslâm hukukunda “Berâet-i asliye” umdesi/ilkesi ile ifade edilmiştir. Binaenaleyh kişi, Şâri’in hitabı ve hükmü olmadan yükümlü tutulamaz… Aksine bir delil olmadan borçlu ve suçlu sayılamaz. Mecelle’de 8. Madde olarak yer alan “Berâet-i zimmet asıldır” küllî kaidesi de bunu ifade etmektedir. [2]

***

BERAT GECESİNİN ÖNEMİ VE DİĞER İSİMLERİ

Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu açıklamalara yer verilmiştir:
Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa,Allah Teâlâ da Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar.

Bu gecenin dört adı vardır:
1. Berat Gecesi,
2. Rahmet Gecesi,
3. Mübarek Gece,
4. Sakk Gecesi (Yani belge ve senet gecesi ki, Cenab-ı Hak bu gece mü'minlere beratlarını yazar verir).

***

YILLIK İLAHİ PROGRAM

Bilindiği üzere yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ekonomik-ticari faaliyetler, yıl sonunda, o program esaslarına göre kontrol edilir, gözden geçirilir… Kâr-zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tesbitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak gereken şeklini alır.

Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tesbit işlemleri sayesinde, ekonomik hayatta düzenli-istikrarlı ve sağlam bir gelişmenin-ilerlemenin temini mümkün hale gelir.

Dilerseniz bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bir göz atalım…

Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.

Bu muhasebenin en önemli vakti de üç ayların içindedir… Velâdet, Regâib, Mi’rac, Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.

Tefsirlerde Duhan sûresinin 2, 3 ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

“Haa miiiim… Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz onu (Kur'anı) mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. Onda (o mübarek gecede), her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...”[3]

Bir kısım âlimlere göre, ayette geçen bu mübarek gece Kadir Gecesidir.

Ashaptan İkrime bin Ebi Cehl'in (r.a.) de dahil olduğu bir grup âlim ise; bu gecenin Berat Gecesiolduğunu söylemişlerdir.

Her iki tefsiri telif eden/birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu iş Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.

Keza Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesini de âlimlerimiz, şöyle açıklamışlardır:

Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzaldenir. Kadir Gecesinde ise Peygamber Efendimize (s.a.v.) ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

Kur’ân-ı Kerim, Rasûlüllah Efendimizin (s.a.v.) peygamberliği süresince, Cibrîl-i Emîn vâsıtasiyle 23 yılda, sebepleri ortaya çıktıkça peyderpey, yavaş-yavaş, sûre-sûre, âyet-âyet tedrîcen indirilmiştir. Buna “tenzîl” denir. Allah Teala, “Muhakkak ki O (Kur’an) âlemlerin Rabb’inin tenzîldir (O’nun indirmesidir)”[4] buyurmuştur.

13 yıl kadar süren Mekke devrinde, daha çok inançla alâkalı mevzûlar, şirkle mücâdele ve ibretli kıssalar ağırlıkta olmak üzere Kur’ân’ın üçte birinden az eksiği inmiştir. Bir de “inzâl” vardır ki, o daLevh-i Mahfûz’dan, semâda meleklerin kıblesi olan Beytü’l-İzze’ye (ki buna, Beytü’l-Ma’mûr da denir) topluca indirilmesidir.

Milâdî 622 yılında Mekke’den Medîne’ye hicret vuku’ bulmuş, şer’î hükümlerle alâkalı âyetler daha çok orada inmiştir. Bir yandan ibâdetler, cihad, âile, mirasla alâkalı hükümler; diğer yandan da cezâ, muhâkeme usûlü, muâmelât ve devletlerarası münâsebetlerle ilgili esaslar burada nâzil olmuştur. Çünkü artık Medîne’de bu hükümleri tatbik edecek bir İslâm Devleti vücuda gelmiştir.

***

BU GECEDE TEFRİK EDİLEN “HİKMETLİ İŞLER”

Mehmed Zihni Efendi merhum bizlere, Şaban’ın 15. Gecesi hakkında şu kıymetli bilgeleri vermektedir:

“O mübarek Berat Gecesi yıllık, Kadir Gecesi de ömürlük günahı yok edicidir. Bu gece ertesi senenin proğramı, hayat, rızık, izzet ve şeref gibi işlerin takdir olunduğu gecedir. Allah Teala o gece hakkında, ‘Her hikmetli işe o gecede hükmedilir’ buyurmuştur. O mübarek gecede Cenab-ı Hak hayrı, iyiliği ve güzelliği yağmur gibi yağdırır. Beş gece vardır ki, onlarda dua geri çevrilmez: Cuma gecesi, Receb’in ilk Cuma gecesi (Velâdet gecesi), Şaban’ın on beşinci gecesi (Berat gecesi), Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesi”.[5]

Evet o gece İlâhi rahmet çağlayanlar gibi coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen bu İlahi ihsan ve ikramlar eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakk'a iletip isteklerini Ondan talep eden, hastalık-bela ve musibetlerden Ona sığınan bir mü’min ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan o rahmet tecellisinden istifade edemeyen, o feyiz ve nurdan mahrum kalan bir insan da elbette ki ne kadar bedbahttır!

***

BU GECENİN BAZI HUSUSİYETLERİ

1. Kıble, bu gecenin gündüzünde değişmiştir.

Bilindiği gibi Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke’de iken namazlarını Kudüs’e yönelerek kılardı. Medine’ye hicret ettikten sonra da yine Mescid-i Aksâ’ya doğru dönerek namazlarını edâ ediyordu. Bu sebeple Mescid-i Nebevî inşâ edildiği zaman kıblesi Kudüs’e doğru yapılmıştı. Bu da Yahudileri çok sevindirmişti. Onlar şöyle diyorlardı:

“Muhammed (s.a.v.) bizim kıblemize dönüyor da bizim dinimizi beğenmiyor.”

Halbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. İbrahim’in kıblesine yönelmek istiyor ve Allah Teâlâ’ya bu hususta duâ ediyordu. Hicretin ikinci yılında şâbân ayının onbeşinde bir ziyaret için Benî Seleme yurduna gitmişti. Cemaatle birlikte mescidde öğle namazının ikinci rek’atini edâ ederken Kıble’nin Kâbe olduğunu beyan eden âyet nâzil oldu. Bu İlâhî vahiy üzerine Rasûlüllah Efendimiz namaz içinde iken Kâbe-i Muazzama tarafına döndü. Cemaat da safları ile birlikte Kâbe’ye doğru yöneldiler. İşte bunun için o mescide, “Mescidü’l-Kıbleteyn: iki kıbleli mescid” adı verildi.

2. Her mühim işin bu gecede hikmetli bir şekilde ayrımı ve seçimi yapılır. Yani bütün insanların gelecek seneye kadar rızıkları, ecelleri ve diğer işleri bu gecede yazılır, vazifeli meleklere taksim edilir.[6]

İbn Abbas'tan (r.anhüma) rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:

Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı-ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik-fakirlik, ölümler-doğumlar… hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kayda geçirilir. Ve…

- Rızıklarla alakalı defterler Mikail aleyhisselâma verilir.
- Harp ve darplerle/savaşlarla ilgili zabıtlar Cebrail aleyhissalama...
- Amellerle alakalı nüsha dünya semasında vazifeli olan İsrafil aleyhisselama verilir.
- Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin Râzî hazretlerinin (rh.) açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.

3. Berat Gecesi’nde kılınan namazların, okunan Kur’ân’ların... Yapılan tesbih-tahmid ve zikirlerin... Getirilen tevhid ve tekbirlerin... Edilen tevbe ve istiğfarların... Dua-niyaz ve ilticaların fazileti çok büyüktür.

Bu geceye mahsus 100 rek’at namaz vardır. Hak Dîni Kur’ân Dili’nde, Fütühât-ı İlâhiyye Tefsîri’nde, Ruhu'l-Beyan'da, Sâvî’de, İmam-ı Gazali hazretlerinin İhyâ'sında ve daha pek çok İslâm âliminin eserlerinde, Berat Gecesinde kılınması tavsiye edilen bu yüz rekât namaz hakkındaki rivayete yer verilmiştir. Her ne kadar bazıları bu namazın sünnette yerinin olmadığını, “bid'at” olduğunu filan söyleseler de, bunlara kulak asmayıp bu namazı ihmal etmemek, mutlaka kılmaya gayret etmek lazımdır.

4. Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Şâban ayının 15. gecesi olunca o geceyi ibâdetle, gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çünkü rahmet-i ilâhî o gece güneşin batması ile dünya semâsına (rahmetiyle) iner ve Allah Teâlâ şöyle buyurur: ‘Bağışlanmak isteyen yok mu, günahlarını bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, rızkını vereyim. Bir derde müptelâ olan yok mu, onu sağlığına kavuşturayım.’ Bu hâl güneş doğuncaya kadar devam eder.” [7]

Hz. Âişe (r.anhâ)anlatır:
“Rasûlüllah (s.a.v.) geceleyin kalkıp namaza durdu; secdeyi o kadar uzattı ki ruhunu teslim ettiğini sandım. O’nu böyle hareketsiz görünce kalkıp baş parmağını hareket ettirdim, sonra geri yerime döndüm. Secdesinde şöyle duâ ettiğini işittim:

“Allâh'ım! Azâbından affına sığınırım, gadabından rızâna sığınırım, Sen’den yine Sana sığınırım. Ben Sen’i Sen’in övdüğün gibi övemem."

Başını secdeden kaldırıp namazdan ayrılınca,
- “Bu gece hangi gecedir bilyiyor musun?” dedi. Ben,
- ‘Allah ve Resûlü daha iyi bilir’ deyince,
- “Bu gece Şâban’ın 15. gecesidir. Allah (c.c.), Şâban’ın 15. gecesinde kullarının hâline muttâli olur, bağışlanmak isteyenleri bağışlar, yardım istiyenlere de yardım eder, dertlerinden dolayı afiyet dileyenlere sağlık ve afiyet verir” [8] buyurdu.

5. Sevgili Peygamberimize (s.a.v.) ümmetinin tamamına şefaat etme salâhiyeti bu gecede verilmiştir. Rasûlüllah Efendimiz, Şâban’ın 13. gecesinde ümmetine şefaat edebilmek için iltica etmiş, Cenâb-ı Hak duâsını kabul ederek ümmetinin üçte birine şefaat etme salâhiyetini vermiştir. Şâban’ın 14. gecesinde ümmetinin üçte ikisine, 15. gecesinde de ümmetinin tamamına şefaat etme salâhiyeti verilmiştir.[9]

6. Bu gecede umumî af îlan edilir. Allah Teâlâ, Berat Gecesi’nde bütün Müslümanlar’ı affeder.Ancak bu umumî affın dışında kalanlar da vardır. Her ne kadar insan, mahlûkâtın en şereflisi ve Allah’ın yeryüzündeki halifesi/temsilcisi ise de, zaman-zaman dünya ve âhiret dengesini iyi ayarlayamamakta… Sanki gâyesiz yaratılmış gibi hareket edebilmekte... Ve böylece Allah’ın haram kıldığı bazı kötülükleri işleyebilmektedir.

İşte -kısmetse- idrâk edeceğimiz Berat Kandili’nde Mevlâmız, Müslümanlar’ın yapmış olduğu günahları bağışlıyor... Elimizden geldiğince bu mübârek geceyi ihyâ ederek İlâhi affın şumûlüne girmeye çalışmalıyız.

Bu gecede af edilmeyen insanları, Hz.Âişe (r.anhâ) vâlidemizin rivayetinde Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v.) şöyle açıklamaktadırlar:

“Bir gece Rasûlüllah (s.a.v.) yanıma geldi elbiselerini çıkardı, biraz durduktan sonra tekrar giyindi. Peşine takıldım. Bâki’ kabristanlığında insanların ve şehitlerin affı için duâlar etti. O’na:

- “Anam-babam fedâ olsun. Sen Allah’ın rızâsının peşinde iken ben de dünyanın peşindeyim” diyerek gedi döndüm ve evime geldim. Rasûlüllah (s.a.v.) da ardımdan içeri girdi. Sık-sık soluk alışımın sebebini sordu. Kendilerine olup bitenleri anlattım.

- “Allah ve Resûlü’nün sana haksızlık sana haksızlık edeceğimden mi korkuyorsun? Cebrâil bana geldi ve 'Bu gece Şâban’ın yarısıdır. Bu gecede Cenâb-ı Hakk, Benî Kelp kabîlesinin koyunlarının tüyleri sayısınca kişiyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece;

1) Müşrikleri,
2) Kindârları,
3) Akrabaları ile alâkasını kesenleri,
4) Ana-babalarına isyan edenleri,
5) Alkolik olanları, Allah Teâlâ affetmez" [10] buyurdular.

Bir başka rivayette de, "Allah Teala bu gece bütün Müslümanları mağfiret buyurur; ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”[11] buyrulmuştur.

Diğer bir rivayette ise şöyle buyrulmuştur: "Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."[12]

Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.[13]

Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) bilhassa Şaban ayına farklı bir hassasiyet gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi.

***

CEMAATİN ÖNEMİ

Berat Gecesinde işlenen güzel amellerin, eda edilen ibadetlerin değeri, başka zamanlarda yapılanlardan kat be kat fazladır. Bu bakımdan geceyi tam bir ihlâs ve uyanıklıkla ihya etmeye gayret göstermeliyiz. Ancak o takdirde bu gecede yaptıklarımızla binlerce yıllık ibadet hayatının sevabına, ecir ve mükâfatına kavuşabiliriz.

Bilirsiniz, tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır. Bunun çaresi tek kelimeyle, “cemaat”! Yani aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil edeceğimiz manevi şirket…

İşte bu şirket, bu cemaat bize, hesabından âciz kalacağımız sınırsız bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde, mânevi kârda böyle bir küçülme-azalma olmaz...

Çünkü manevi faaliyetler feyizlidir, bereketlidir, nurludur. Onların maddi eşya gibi bölündüğünde-paylaşıldığında küçülmesi-azalması-eksilmesi söz konusu değildir.

***

BERAT GECESİNDE İBADET

Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, secde, zikir, tevhid, tahmid, tesbih, tekbir, istiğfar, dua ve niyazla geçirilmesi… Bu gece vesilesiyle, yardım edilmesi gereken kişi ve müesseselere yardımda bulunulması ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem atfedilmesi gerekir ki, müstehaptır.

Bazı mâneviyat büyüklerinin bu gecede şöyle dua ettikleri bildirilmiştir:

"Allah’ım! Eğer ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. İsmimi şayet şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, (dilediğini de) sabit bırakır, Ümmü’l-Kitap (bütün kitapların aslı olan Levh-i Mahfuz) Onun nezdindedir."[14]
***
Dilerseniz şimdi de gelelim bu geceyi ihya için Allah dostları tarafından tavsiye edilip komprime/derli-toplu hale getirilmiş ibadet listesine…
Berat Gecesinde hiç olmazsa bir Tesbih namazı kılınır.

Bu gecede “Hayır namazı” namıyla 100 rek’at bir namaz vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.

Namaza şöyle niyet edilir:

“Yâ Rabbî, niyet ettim senin rızâ-i şerifin için namaza. Beni afv-ı ilâhine, feyz-i ilâhine mazhar eyle. Kasvet-i kalbten dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip, süadâ defterine kaydeyle.”

Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerif okunur. İki rek’atte bir selâm verilerek 100 rek’ate tamamlanır. Her rek’atte 100 İhlâs-ı şerif okumak suretiyle 10 rek’at da kılınabilir.

Namazdan sonra; (Allah Teâlâ’nın “Hû” ism-i şerifinin ebced hesabına göre adedi olan) 11 şey,(Rasûlüllah Efendimiz’in ismi olan “Tâhâ”nın ebced hesabıyla âdedi olan) 14 kere okunur.

Bunlar;

1. İstiğfar: 14 kere,
2. Salevât-ı şerife: 14 kere,
3. Fâtiha-i şerife (Besmeleyle): 14 kere,
4. Âyetü’l-Kürsî (Besmeleyle): 14 kere,
5. Tevbe sûresinin son 2 âyeti olan “lekad câeküm...” (Besmeleyle): 14 kere,
6. 14 kere “Yâsin, Yâsin...” dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerif (Yâsîn-i şerifte 7 zâhirî, 7 bâtınî “mübîn” vardır, böylece o da 14 olur.)
7. İhlâs-ı şerif (Besmeleyle): 14 kere,
8. Felak sûresi (Besmeleyle): 14 kere,
9. Nâs sûresi (Besmeleyle): 14 kere,
10. “Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azıym”: 14 kere,
11. Salavât-i şerife (Salât-ı Münciye okumak efdaldir): 14 kere okunur. Bundan sonra duâ edilir.[15]

İslâmi idrak ve imanî şuurla ihya etme gayretinde olacağımız Berat Gecesinin topyekün İslâm âlemi için hayırlara, huzur-sükun ve saadetlere vesile olmasını Cenab-ı Rabbi’l-âlemin’den niyaz edelim. Edelim ki Müslümanların bahtı açılsın; zulümler son bulsun, İslâmi hayat ve hizmetlerin önündeki engeller yıkılıp yok olsun. Amin...

***
BERAT GECESİNDEN SONRASI…
RAMAZAN HAZIRLIKLARI


Refik Halid’in kaleminden ramazan hazırlıkları:

“Berat Kandili geçince evde ramazan hazırlığına başlanırdı; İki hafta süren bu hazırlık esnasında evler, baştan ayağa yıkanır, günlerce tahta gıcırtıları, İstanbul şehrine, sokaklarından kağnılar geçen bir Anadolu kasabası âhengi verirdi.

Ramazandan bir-iki hafta evvel babam, bir sabah ‘evrâd’ını okuduktan ve namazını kılıp zikrini bitirdikten, ‘Sabâh-ı şerifler hayrola, hayırlar fethola, şerler defola!’ diye duâsını da tamamladıktan sonra –başında keten takke, sırtında nafe kürk, burnunda altın gözlük– köşesine hususi bir ehemmiyetle oturur, evin erkânını nezdine çağırırdı...

Önünde hokka, kalem ve elinde bir defter hazır... İctimâdan maksat, ramazan erzâkını tesbit etmek, yani listesini yapıp Asmaaltı tüccarlarından yağcı İbrahim Bey’e göndermek...”[16]


KAYNAKLAR
[1] Tevbe suresi, 9/1; Kamer suresi 54/43. Ayetlerin mealleri: 1. “Allah ve Rasûlünden kendileriyle andlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir berâet (ihtar)!”, 2. “Şimdi sizin kâfirleriniz onlardan daha mı iyiydiler, yoksa kitaplarda sizin için bir berâet (garanti) mi var?”
[2] Berki, Ali Himmet, Istılah ve Tabirler, s. 32; Pakalın, M.Z., Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, 2, 360.
[3] [3] Duhan suresi, 44/1-4.
[4] Şuara sûresi, 26/192.
[5] Nimet-i İslâm, Kitabü’s-Salât bölümü.
[6] Hak Dîni Kur’ân Dili, 6/4295.
[7] Hafız el-Münziri, Terğîb ve Terhîb, 2, 119.
[8] Hafız el-Münziri, a.g.e., 2, 119.
[9] Tefsîru Âlusî, 25/112.
[10] Hafız el-Münziri, a.g.e., 4, 359; Bkz. İbn Mâce, Sünen, Mukaddime, 191.
[11] Hafız el-Münziri, a.g.e., 2, 118.
[12] İbni Mace, Sünen, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Sünen, Savm, 38.
[13] Elmalılı, a.g.e., 5, 4295.
[14] Mecmûatü’l-Ahzâb, 1, 597; Ra’d Suresi, 13/39.
[15] Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye edilen DUA ve İBADETLER, Fazilet Neşriyat, İstanbul, 1983, s. 35-36-37.
[16] Üç Nesil, Üç Hayat, s. 129-130.


http://www.halisece.com/mubarek-geceler/389-berat-gecesi.html
Başlık: Şaban Ayı ve Berat Gecesinin Fazileti-I
Gönderen: Mücteba - 09 Mayıs 2015, 16:41:33
ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNİN FAZİLETİ-I

بِسْـمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
(١) حٰمۤ  (٢) وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ
(٣) اِنّۤا اَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرِينَ
(٤) فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكِيمٍ (٥) اَمْرًا مِنْ عِنْدِنَا اِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ (٦) رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ اِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

“Hâ Mim, Apaçık olan kitâba yemin olsun ki, Biz Onu mübarek bir gecede indirdik. Doğrusu biz, insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emir ile, her hikmetli iş o gecede ayrılır. Doğrusu biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz.”
{ Duhan Sûres, âyet 1-6 }

DUHAN SURESİNİN İLK AYETLERİNİN TEFSİRİ

(Ha Mim) de iki görüş vardır.
Birincisi: Hazreti Allah’ın kendi ilmine seçtiği Müteşâbih1lerdendir. Bu, Selef’in görüşüdür. (1) Onlar şöyle demektedirler:
“Bu tür  şeyler Hazreti Allah’ın Kuran’daki sırrıdır. Allah’ü Teâlâ’nın her kitabında kendisine hâs sırrı vardır. Bu ve benzerleri – Elif lâm Mim, Tâ Sin Mim, Tâ Hâ,, Yâ Sin- gibiler Hazreti Allah’ın kendi ilmine hâs kıldığı müteşabihlerdendir. Bu konuda konuşmayı sevmeyiz, ancak inanır, geçeriz. (üzerinde durup yorum yapmak istemeyiz.)
Bu söz Ebu Bekir, Ali ve Sahâbenin diğer bazı büyüklerinden (Rıdvanullâhi Aleyhim Ecmaîyn) rivayet edildi.

İkincisi: Bu harfler manası bilinen şeylerdir. Alimlerden bir topluluk da bu görüştedir. Fakat manası konusunda ihtilaf ettiler.

a- İbni Abbas Radıyallâhü Anh’dan: Kur’anı Kerim’de bulunan bu Huruf-u Mukattaa’lar Allah’ın İsm-i Azam’ıdırlar. Fakat biz onun terkibini bilemeyiz.

b- Bazıları dediler ki: Hece harflerine işarettir. Hazreti Allah Kur’an-ı indirmek istediği zaman Araplara bildirmiş oluyordu ki; Bu Kur’an onların kendi sözlerini, cümlelerini kurduğu harflerden telif edilmiştir. Bunun sebebi; Kur’an-ı Kerim delil bakımından çok beliğdir, onların (insanların) kelamı değildir, onlar böyle bir kelam oluşturmaktan âcizdirler.

c- Diğer bazıları şöyle dedi: Bu harfler bazı isimlere delâlet etmektedir ve o isimlerden alınmıştır. (Hâ) Hamid’den, (Mim) Mecid’den alınmıştır.

d- İbn-i Şeyh de şöyle dedi: Hâ mîm gizli kasem ile mecrurdur. “Bihakki Hâ mim” Hâ mim hakkı için, Hâ mim’e yemin olsun ki, demektir.
e- “Hâ mim” Bu sure veya Kuran’ın tamamı demektir. “Vel kitâbil mübin” ayeti de onun üzerine atfedilmiştir.

Mübin (apaçık) olan kitaba yemin olsun ki:

Mübin: Manası, üzerine indirildiği kimselere (araplara-insanlara) açıktır. Kur’an-ı Kerim onların üslûbu üzere, ancak çok beliğ olarak indirilmiştir.
Ya da, “hidayet yolunu dalâlet yolundan ayırt edici, herkese dini konularda ihtiyaç duyduğu şeyleri açıklayıcı” demektir.

a-    Ha mim: “Hayy ve Kayyûm hakkı için, “veya; “Hak ile bâtıl
arasını ayıran Kur’an hakkı için” demektir.
Ayet Meâli: İşte kitabımız! Yüzüne karşı hakkı söylüyor. Çünkü sizin yaptıklarınızı biz hep yazdırıyorduk, denilecektir.                         (Casiye-29)

İşte kitabımız! Yüzüne karşı hakkı söylüyor. Öyle ki, o kitap her muhalif ve bozguncunun şüphesini izale ediyor.

Hâ mîm : Sevenleri ben himaye ettim, korudum demektir.
Onlar ehlullah ve evliyaullahtır. Zira dünya ve âhiret onlara haramdır.

Hadis Meâli: Kim dünyaya meylederse Allah onu Cehennem ateşi ile yakar, rüzgarın savurduğu bir kül haline gelir. Kim ukbâya (âhirete) meylederse Allah onu âhiret ateşi ile yakar, kendisi ile faydalanılan bir altın olur. Kim de Allah’a meylederse Allah onu kendi nuru ile yakar, kıymet biçilmeyen bir cevher olur.

Gerçekten Biz Onu Kitabı Mübîn olan Kur’an-ı Kerimi -Kasemin cevabıdır-  Mübarek bir gecede indirdik.

 İbn-i Abbas ve diğerlerinin rivayetine göre bu gece Kadir Gecesidir ki ekseriyetin görüşü budur. İkrime ve bir grup alim de bu gecenin Şaban ayının yarı gecesi (olan Berat gecesi) dir, dediler.

BERAT GECESİ PEYGAMBERİMİZİN İBADETİ

Hazreti Aişe RadıyAllahü Anhâ şöyle buyurdu:
Şaban ayının yarı gecesi benim (nöbet) gecem idi. Rasülüllah A.S. benim yanımda gecelemişti. Gece yarısı olunca kendisini yanımda bulamadım. Kadınları kaplayan gayret beni de kapladı. Örtümü büründüm. Ama, vallâhi örtüm ipekten, ibrişimden, pamuktan, ketenden değildi. Kendisine:
-“Peki neden idi?” denildi. Şöyle dedi:
-“Atkısı kıldan, çözgücü de deve tüyünden idi. Onu diğer hanımlarının odalarında aradım, bulamadım. Odama dönerken yere düşen bir elbise misali secde ettiğini gördüm. Secdesinde şöyle diyordu:
-“Bedenim sana secde etti, kalbim sana inandı, şu elim ile nefsime günah irtikap etmedim. Ey büyük Rabbim! Her büyükten umulur. Günahları af eyle.”
Sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi:
-“Allah’ım! Gazabından rızana sığınırım. Azabından afvına sığınırım. Ben seni (hakkıyla) senâ edemem. Sen kendi zatını senâ ettiğin gibisin.”

Sonra oradan ayrıldı ve odama döndü. Ben hızlı hızlı nefes alıyordum.
-“Ne bu nefes Ey Hümeyra” buyurdu. Kendisine durumu anlattım. Elini dizlerime koydu ve şöyle dedi:
-“Ya Hümeyrâ! Bu gece hangi gecedir bilir misin? Bu gece Şaban ayının yarı gecesidir. Hazreti Allah için bu gece Beni Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri adedince azatlı vardır.” Dedim ki:
-“Ey Allah’ın Nebisi, niçin Beni Kelb’in koyunları?” Buyurdu ki:
-“Arap’ta bunlardan daha çok koyunu olan yoktur. Yalnız altı kişiyi söylemiyorum. (onlar af edilmezler): Devamlı içki içen, ana-babasına âsi olan, ribâ ve zinâya devam eden, resim yapan, nemmam (koğucu). 
 (Ğaliyetü’l Mevâiz)

MÜBAREK GECE DENİLMESİNİN SEBEBİ

Bu geceden “Mübarek Gece” diye bahsedilmesinin sebebine gelince:

a- Dini ve dünyevi bir çok faydalar için kendisine tabi olunması istenen Kurân’ı Azim’in  nüzulü bu gece gerçekleşmiştir. O Kur’an ki; Hazreti Allah’ın sağlam ipidir. Gâfilleri kötülüklerden alıkoyan bir vaizdir. İnananlar için onda büyük ibret vardır.

Hadis Meâli: Size, biri konuşan diğeri susan iki vâiz bıraktım. Konuşan Kur’an, susan ise ölümdür. (2)

b- Bu gece melekler ve rahmet iner, dualar kabul edilir.


BU GECENİN DÖRT İSMİ VARDIR.

1. Leyle-i Mübâreke (Mübarek Gece):
Bu gece ibadet edenlerin elde edeceği hayır ve bereket çok olduğu
içindir.
Ayrıca bu gece Allah Teâlâ’nın cemâlinin bereketi hâsıl olur. Şöyle ki, Hazreti Allah Cemal sıfatı ile tecelli eder. Bunun eseri Kadir Gecesinde olduğu gibi Arş’ın zirvesinden yeryüzüne kadar ne varsa hepsine ulaşır.

Yine bu gece bütün melekler “Haziratü’l Kuds” (Cennet)te toplanırlar. (3)

Yine bu gece Cenab-ı Hak şöyle nidâ eder:
-“İsteyen yok mu? Ona istediğini vereyim. İstiğfar eden yok mu, Onu af edeyim. Rızık isteyen yok mu, ona helâl ve bol rızık vereyim. Belâ ve musibete uğrayan yok mu (istesin), ona afiyet (hastalığına şifâ) vereyim.”

Bu ve benzeri nidâları Hazreti Allah fecrin doğuşuna  kadar söyler.

Fakat, belâya uğrayıp da âfiyet isteyen birçokları da vardır ki, dua şartlarını taşımadıkları için duaları kabul edilmez. (4)
   
Ayet Meali:
 İman edenlerin Allah’ı zikretmesi ve Ondan inen gerçeğe (Kuran’a) bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerlerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onların çoğu fıska dalmış (yoldan çıkmış) kimselerdir. (Hadid-16)
Beyit:
Hicran için ayrılık vakti henüz gelmedi mi?
Ağaç dallarının tutuşma vakti henüz gelmedi mi?
Eriyen ve şefkatle eğilen âşık için,
Ona merhamet edip ağlama vakti henüz gelmedi mi?


2. Leyletü’r Rahmet (Rahmet Gecesi):
Rahmet kapıları bu gece fecrin doğuşuna kadar açıktır.

3. Leyletü’l Berat (Berat Gecesi)

4. Leyletü’s Sakk (Vesika Gecesi):

Son iki ismin verilmesinin sebebi: Tahsildarlar (5) haraç ehlinden harâcı aldıkları zaman onlara bir berat, vesika (makbuz) verdikleri gibi Allah Teâlâ da mümin kullarına (Cehennemden) berat ve vesika yazar.

Sakk: Aslında, câni cinayet işlediği ve (ölenin) velisi de onu af ettiği zaman Sultan o câniye korktuklarından emân vesikası yazardı,  bu vesikaya kullanılırken sonradan yaygınlaştı, umumileşti.

Doğrusu biz, insanları uyarmaktayız.
Kuran’ı indiriş uyarmayı iktiza ediyor. Sanki denilmiş oluyor ki: Biz  Kuran’ı indirdik, çünkü azaptan korkutma ve uyarma bizim şanımızdandır.

BU GECENİN HUSUSİYETLERİ

1. Her hikmetli iş bu gece ayrılır, tanzim edilir ve vazifeli meleklere ibrâz edilir. Artık ondan sonra tebdil ve tağyir yoktur. Ondan önce, levhi mahfuzda iken tebdil mümkündür. Çünkü Allah’ü Teâlâ oradan dilediğini mahveder, dilediğini de sâbit kılar.

İbn-i Şeyh’den :
 “Her hikmetli iş” ile kastedilen, o geceden gelecek sene aynı geceye kadar vaki olması hükmedilen hayır, şer, rızık, ecel ve kulların her türlü işleridir. Saadet ve şekâvet bunun dışındadır. Çünkü bunlar levh’de yazılmış, ezeli hükümlerdir.

Denildi ki:
Hükmedilen işlerin nüshalarının levh’den çıkarılmasına Berât Gecesinde başlanılır, Kadir Gecesinde bitirilir.
Erzâk nüshası Mikâil Aleyhisselâm a, harpler, zelzeleler, yere batma, ay tutulma, yıldırım vb. hâdiseler nüshası Cebrâil Aleyhisselâm’a, ameller nüshası büyük bir melek olan ve semanın sâhibi bulunan İsmail Aleyhisselâm’a, musibetler ve ruhların kabzı nüshası da ölüm meleği Azrail Aleyhisselâm’a verilir.
Hatta öyle ki, adam çarşı pazarda yürür, evlenir, çocuğu dünyaya gelir, fakat ismi öleceklerin listesine yazılmıştır. (6)

Beyit:
   Nice gençler vardır ki, emin olarak akşamlar, sabahlar,
Kefeni dokunmuştur da onun haberi yoktur.
Nice yaşlılar vardır ki, ömrünün uzun olmasını ümit eder,
Halbuki onların bedenlerini kabrin karanlığı kaplamıştır.
Nice gelinler vardır ki, kocaları için süslenmektedirler,
Halbuki ruhları Kadir Gecesi kabzedilmiştir.

Ne güzel söylemişler:

Gerçek, bu gece inâbe gecesidir.
Bu gece icâbet kapıları açılır.
Nerede, Cenab-ı (Hakka) sığınanlar?
Nerede, yüce kapıya arz-ı hâl edenler?
Nerede, günahına ağlayanlar?
Nerede, yaklaşan (ölüme) hazırlananlar?
Nice elde ettiklerine sevinenler vardı ki,
İsmi öleceklerin listesinde çıkmıştır.
Nice işine hazırlıktan gâfil olanlar vardır ki,
Ehlinden (ayrılık), yolculuk vakti yaklaştı.
Nice dünyalık toplamakla meşgul olanlar vardır ki,
Kemiklerinin parçalanma (ölüm) vakti yaklaştı.
Nerede, bu gibi gecelerde evlerinde,
Dünya ile mağrur, şehvetiyle meşgul olanlar?
Nerede, kusurları üzere ağlayanlar?
Gideceği yerde hasret duymadan önce.
Bu gece bir gecedir ki, şanı pek büyüktür,
Bunda hayırlar boldur, umumidir.
Kelâmı Kadîmdeki vasfı yeter,
“Bunda her hikmetli iş ayrılır.”


2. Bu Gecede Yapılan İbadetin Faziletinin Çokluğu:

Hazreti Ali R.A’ın rivayet ettiği bir hadisi şerifte Nebi Aleyhisselâm şöyle buyurdular:
Şaban ayının yarı gecesi olduğu zaman gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah Teâlâ o gece güneş battığı andan itibaren dünya semasına (rahmeti ile) iner ve şöyle buyurur:
-“ Agah olun, af talep eden yok mu? Onu af edeyim. ... ilh”
   
İki bayram gecesi, Ramazanın son on gecesi, Zilhiccenin ilk on gecesinde olduğu gibi Şaban ayının yarı gecesini ihyâ etmek, ferdi ibadetlerle meşgul olmak mendubdur. Zira alimler böylesi geceleri ihyâ etmek için mescitlerde toplanmanın mekruh olduğunu söylediler.

BERAT GECESİ NAMAZ

İhya’ül Ulûm’da zikredildiği üzere bu gece yüz rekât hâcet namazı kılınır. İki rekatta bir selâm verilir. Her rekatta Fatihadan sonra on defa İhlâs suresi okunur. İsterse Fatihadan sonra yüz İhlâs-ı Şerif okuyarak on rekat da kılabilir.
Bu namaz da Recep namazı gibi Rasülüllah Aleyhisselâm’dan rivayet edilen namazlardandır.(7) Selef bu gece bu namazı kılarlardı ve adına da hayır namazı demişlerdi. Bu gece toplanırlardı ve belki de bu namazı cemaatle kılmışlardı. (8)

Dürül  Muhtâr’dan: Receb ayının ilk Cuma gecesi olan Reğaib gecesi kılınan namaz için cemaat olmak mekruhtur. Mekruh ve nafile olmaktan çıkarmak için bazılarının uyguladığı “nezir” hilesi bâtıldır.

Aleyhisselâm Efendimiz Hazreti Ali RadıyAllahü Anh’a şöyle buyurdu:
 Yâ Ali! Şaban ayının yarı gecesi kim her rekatta bir Fatiha, on defa “Kul hüvAllahü ehad” (İhlas) okuyarak yüz rekat namaz kılarsa; Ya Ali bu namazı kılan hiç kimse yoktur ki Allah Teâlâ onun bu gece istediği her ihtiyacını gidermesin. Cenabı Hak o kimseye yetmiş bin melek gönderir. Gelecek seneye kadar melekler onun için hasene yazar, seyyiatını siler, derecesini yükseltirler. Yine yetmiş bin -ya da yedi yüz bin- melek gönderir, Adn cennetlerinde ona şehirler, saraylar bina ederler, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, insanoğlunun hatırına gelmeyen ağaçlar dikerler. O geceden itibaren bir yıl geçmeden önce ölürse şehid olarak ölür. “Kul HüvAllahü ehad” suresinden her bir harf için yetmiş huri ihsan eder.

Denildi ki: Berat Gecesi namazının en azı iki rekât, ortası yüz rekat, çoğu da bin rekattır.

Hadis Meâli: Beş geceyi ihya edene Cennet vacib olur. Terviye gecesi, Arefe gecesi, Kurban Bayramı gecesi, Ramazan Bayramı gecesi ve Şaban ayının yarı gecesi.

Bilinmelidir ki, bu gecelerin ihyası hususi bir adet olmaksızın ferdi olarak nafile namaz kılmak, Kur’an ve Hadis okumak ve dinlemek, tesbih, senâ, Nebi Aleyhisselâm üzerine salât-ü selâm okumak, hasılı gecenin büyük bir bölümünü böyle ibadetlerle geçirmekle olur. (9)

İbni Abbas Radıyallâhü Anh’dan:
Cemaat ile yatsı namazını kılıp sabah namazını da cemaat ile kılmaya azmetmek suretiyle de ihya sevabından hasıl olur.

Sahih-i Müslim’de Aleyhisselâm Efendimizden şöyle rivayet edildi:
-Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki o gecenin yarısını ihya etmiş olur. Kim de sabah namazını cemaatle kılarsa bütün geceyi ihya etmiş olur.  (Ramuz  2/427)
   
Mü’mine yakışan, bu geceyi, hatta Şaban ayının tamamını ibadetle geçirmeye çalışmasıdır. Zira Şaban (bölünmüş – parçalanmış manasına olup) hayırların bölündüğünü yer ve zamandan müştak olmakla Ramazan ayı için çok hayırların dağıldığı zamandır.

Hayır şubelerinin en büyüğü imandır. İmanın şubelerinin en büyükleri de namaz ve oruçtur.
Öyleyse ey müslüman, senin bu ayda ve aylarda itaatlerle meşgul olman, namaz ve orucu çoğaltman lâzımdır !


Şiir:
Kim Şaban ayında himmetini parçalarsa (çok çalışırsa)
Boyun eğerek itaatlere devam ederse,
Bu ay şefaati ümit edilenin (Muhammed Aleyhisselâm) ayıdır,
Kıyamet günü hıyanet (günah) sahibi olanlara.
Bu isim verildi, zira onda çok hayır ve nimet var,
Yarılıp çatladıktan sonra ayrıldı, Şaban oldu.



3. Umumi Rahmetin Nüzûlü

Bu gece Cenabı-ı Hakkın dünya semasına rahmetiyle indiği ile alâkalı Hadisi Şerif daha önce zikredildi.
Hazreti Allah sadece havâs ehline mahsus olmayan ve bir vakit ile de sınırlı bulunmayan umûmi bir şekilde, rahmet sıfatı ile tecelli eder ve inayet nazarı ile dünya seması tarafına nazar eder ki, bu rahmetiyle tecelli etmesi ve inayetiyle nazarı, dünya erbâbının fütuhat kapılarına, dua cihetlerine, amellerin çıktığı ve ruhlarının yükseldiği yeri kuşatır.

4. Peygamberimize Ümmetinin Tamamına Şefaat İzninin Verilmesi

Rasülüllah Efendimiz Şaban ayının on üçüncü gecesi ümmetine şefaat etme salâhiyeti istedi. Üçte birine şefaat izni verildi. On dördüncü gece istedi, üçte ikisine şefaat izni verildi. On beşinci gece istedi, tamamına şefaat salahiyeti verildi.
Ancak, ipi çözülmüş develerin kaçışı gibi Allah’a itaatten çıkıp kaçanlar müstesna.

5. Zemzem Suyunun Bu Gece Ziyadeleşmesi

Allah’ın âdetindendir ki, bu gece zemzem suyu açık bir şekilde ziyadeleşir.
Burada, hakikat ehlinin kalplerinde ulûm-i ilâhiyyenin ziyadeleşmesine de işaret vardır.

DUA

Allah’ım! Yakînî marifetlerin nurları ile bâtınımızı nurlandır. Dini vaazların kokuları ile zâhirimizi kokulandır. Kıymetli süslerle bizi güzelleştir. Âhirette sevdiklerinle beraber haşret. Vakar ve ikram tacı ile tâçlandır. Kıyamet gününün tehlikesinden emin eyle. Bizleri, en güzel ahlâk ve merhametli bir kalbin sahibi olan Efendimiz Muhammed Aleyhisselâm hürmetine kalbi selim ile huzuruna gelen, Cennet ırmaklarından içenlerin zümresine ilhâk eyle.
Ey insanı yoktan var edip yaratan, kendisinden isteyip dua edeni boş çevirmeyen Allah’ım! Burada hâzır olan herkesin isteğini ver, onlara iki cihan hayrı ve istediği saadeti ver ya Rabbi.
Allah’ım! Şu gecemizde mahlûkata muttali olduğunda lütuf ve azadınla bize cömert davran. Bu gece bize helâlından bol rızık takdir eyle. Ya Rabbi bizleri seni bilen, sana ibadet eden ve sana olan vazifelerimizi yerine getirenlerden eyle.
Allah’ım! Bu gece bizden vefatını hükmettiklerine rahmetini de onunla beraber hükmeyle. Onların mekânını cennet eyle. Hayatının uzun olmasını hükmettiklerine de nimetini nasip eyle. Herkese rahmetini bol eyle. Üzerimize af yağmurlarını dök. Lütuf ve setrinle güzel muamele et.
Allah’ım! Bu gece hastalarımıza şifa ihsan eyle. Fazlın ile ölülerimize merhamet eyle. Ey Kerim, Ey Rahim, Ey fazlı amîm (umumi) sahibi, kadim fazlını hepimize lütfet, Naim Cennetine ithal et. Kavim şeriat sahibi Muhammed’e, kıyamet gününe kadar ümmetin hidayet rehberi olan âline ve ashabına salât eyle... Âmin.   

 


KAYNAK:
TEFCÎR-UT TESNÎM FÎ KALBİN SELİM
(Temiz Kalpte Cennet Pınarı Kaynatmak)
Fatih Dersiamlarından Merhum Eğin’li Mehmet Rahmi
Başlık: Şaban Ayı ve Berat Gecesinin Fazileti - II
Gönderen: Mücteba - 09 Mayıs 2015, 16:42:03

ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNİN FAZİLETİ -II


Nebi Aleyhisselâm’dan:
-“Yanımda ismim anıldığında kişinin bana salavat okumaması cefâdandır.” (Camiu’s Sağir)

Allah Teâlâ Rasülüllah Efendimize iki melek vekil kıldı. Bir kimsenin yanında onun adı anıldığında salavât getirince o iki melek cevap olarak “Âmin” der. Meleklerin âmin dediği dua elbette müstecâb olur. (Ebu’s Suud)

Durum böyle olunca beşerin en hayırlısı (Efendimiz) üzerine çok salavat okumalısın. Zira o, mahşer günü şefaatin bedelidir.
Her zaman salavât okumalıdır, ama özellikle Şaban ayında. Zira Aleyhisselâm Efendimiz “Şaban benim ayım” buyurmakla bu ayı kendisine izâfe etmiştir ki ümmeti bu ayda kendisine daha çok salavat getirsin.

Şiir:
Şaban, Rasülüllah’ın ayıdır, ganimet bilin,
Hayır ve bereketli günlerinde oruç tutmayı.
Ayında Mustafa’ya salavat okuyup ümit edin,
Mahşer ve din günü ondan şefaatı.

Allah’ım! Daire-i vücudun, daire-i noktayı kerem ve cûdun merkezi olan, mahlukatın en şereflisi ve doğanların en mesûdu bulunan Efendimiz Muhammed’e salât ve selâm et.

Kim Berat Gecesi yüz defa aşağıdaki salavatı okursa Nebi Aleyhisselâm’ı rüyasında görür.
“Allâhümme salli alâ rûh-i Muhammedin fil ervâh, ve salli alâ cesedi Muhammedin fil ecsâd, ve salli alâ kabri Muhammedin fil kubûr.”

Manası: Allahım! Ruhlar içinde Muhammed’in ruhuna salât et. Cesedler içinde Muhammed’in cesedine salât et. Kabirler içinde Muhammed’in kabrine salât et.

(1) Bu görüşte olanlar Ali İmran süresi 7. Ayetini okurken “illAllah” da vakıf yapanlar (Kur’an okurken duranlar) dır.

Ayet Meali :
“Kitabı (Kuran’ı) sana indiren odur. Onun bazı ayetleri muhkemdir.” Tafsilatlı olarak açıklanmıştır. Hazreti Allah onu hükmetmiş, manası açık olduğundan halkı onda tasarruftan men etmiştir. “Bunlar kitabın anasıdır” Yani hükümlerde asıl ve temel olan şeyler bu muhkem ayetlerdir. Diğer şeylerin yorumu ona göre yapılır. “Diğerleri de müteşabihtir.” Muhtemeldir. Kısalığından veya zahiri bir muhalefetten dolayı kastedilen mana açık değildir. Kur’an ayetlerinin bazısı muhkem, bazısı da müteşâbihtir.
   
İbn-i Abbas Radıyallâhü Anh, “Müteşabihat, surelerin evvelindeki hece harfleridir” dedi.

Katâde’den:
Muhkem; Kendisi ile amel edilen nâsih ayetlerdir.

Müteşabih: Kendisine inanılan, ancak amel edilmeyen mensûh ayetlerdir.

Denildi ki:
Muhkem: Hazreti Allah’ın, mahlukata manasını açıkça beyan etmediği ayetlerdir.

Müteşabih: Allah Teâlâ’nın ilmini gizlediği, sadece kendi zatına bıraktığı ayetlerdir; Meselâ; Kıyamet alametleri, Kıyâmetin ve dünyanın fenasının vakti, zebânilerin, rekatlerin adetleri, sayıların özellikleri, hikmeti gibi

MÜTEŞÂBİHÂT’IN İNZÂLİNİN FAYDASI

Müteşabih ayetlerin indirilmesinin faydası nedir? diye sorulursa cevaben deriz ki:
Alimler onlara bakıp araştırsınlar, onların fazileti ortaya çıksın, kendisi ile murad edilen mananın ortaya çıkarılmasına ihtiyaç duyulan ilimleri tahsil ve araştırmaya dair çalışmalar üzerine hırsları artsın. Hem bunları ortaya çıkarsınlar, hem de manaları açıklarken katlandıkları zahmet ve sıkıntılar sebebiyle yüksek derecelere nâil olsunlar içindir.

Müteşabihat ile murâd edilen mananın, surelerin evvelindeki hece harflerinin olduğunu şu hadise te’yid etmektedir:
İçlerinde Huyey bin Ahtab, Kâb bin Eşref’in de bulunduğu Yahudilerden bir topluluk Nebi Aleyhisselâm’a geldiler. Huyey bin Ahtab Allah’ın Rasülüne;
-“Üzerine  “Elif lâm mim” nazil olduğu bize erişti. Böyle bir şeyin sana indirildiğini Allah haber verdi mi?” dedi. Allah’ın Rasülü:
-“Evet” cevabını verdi. Bunu üzerine Huyey:
-“Eğer bu hak ise muhakkak ben senin ümmetinin saltanat müddetini bilirim. İşte bu müddet yetmiş bir senedir. Üzerine başka harf nâzil oldu mu?”dedi.  Allah’ın Rasülü:
-“Evet, “Elif lâm mim sâd” nazil oldu,” buyurdu. Huyey:
-“Bu ondan çok, işte bu 161 senedir. Bunun gayri başka bir harf nazil oldu mu?” dedi. Allah’ın Rasülü:
-“Evet  “Elif lâm mim r┠buyurdu. Huyey şöyle dedi:
-“Bu daha çok, 231 senedir. Bu iş üzerimize karıştı çoğunu mu, azını mı alacağımızı bilmiyoruz ve biz buna inananlardan değiliz.”
Bunun üzerine şu   ayeti kerime nazil oldu.
“Kalblerinde eğrilik olanlar” Haktan vaz geçip bidat ve şüpheciler gibi batıl yollara dalanlar “onun müteşabih ayetlerinin ardına düşerler.” Öyle ki Yahudiler bu ümmetin ömrünün bilgisini talep ettiler ve yukarıda arz edildiği üzere cümlelerden bunun hesabını çıkarmak istediler.
Bunların münafıklar ve bidat ehlinin tamamı olduğu da söylendi.

“Fitne çıkarmak için” Cahil olanları saptırabilmek için şirk ve şüphe olsun isterler. “Kendilerine göre tevil etmek için” Arzularına göre tevil, bilgilerine göre tefsir etmek için bunu yaparlar.
“Onun tevilini Allah’tan ve derin bilgi sahiplerinden başka kimse bilemez.” Ayetin nazmında ihtilaf edildi. Müteahhirün alimleri vavın atıf için olduğunu söylediler. Yani, müteşabih ayetlerin tevillerini ancak Allah ve onun dinde derin bilgi sahibi olan âlim kulları bilir.
“Onlar: ‘Biz ona inandık, hepsi Rabbimizdendir.’ derler. Aklı selim sahiplerinden başkası düşünüp anlayamaz.” (Al-i İmran-7)
 
“Yekulûne” cümlesi hal olur. “Ona inandık” dedikleri halde” demektir.
Sahâbe ve tabiinden ekserisi de “Ver-rasihüne”deki vavın istinaf olduğu görüşünde olup okurken “illAllah” da dururlar ve “müteşabih ayetlerin tevilini kimse bilemez, ancak Allah bilir” derler. (Meâlim-üt Tenzil’den)



KURAN’I KERİMİN GECE İNDİRİLMESİNİN HİKMETİ

Gece vakti münâcât zamanıdır. Füyûzâtın iniş zamanıdır. Tenezzülâtın şühûd vaktidir. Kerametlerin varit olduğu, tecellilerin zâhir olduğu zamandır.
Gece, Hazreti Mahbûb-u zikir için kalplerin boş olduğu vakittir. Mukarrabîn-i ebrâr yanında gündüzden daha güzeldir. Keşif ve esrarın mahremidir. Onun içindir ki, yakınlık ve saadete vesile olan ibadetler gece vakti daha çok kabule şâyandır ve dualara icabet geceleri daha süratli olur.
Hâsılı gece, hislerin dönüş ve sükun vaktidir. Kalb Cenab-ı Hakka yöneldiği zaman tüm uzuvlar ona tabi olur. Böylece hem zâhiren, hem de bâtınen yönelmiş olur.

GECE İBADETİ

Denildi ki:
Gece ibadet eden iki ecre müstahak olur. Bir ecir uykuyu terk ettiği için, bir ecir de ibadet için.

Hazreti Allah gece ibadet ehlini ve teheccüd sahiplerini şu ayeti kerimeleri ile methetti.

Yanları yataklardan uzaklaşır; korku ve ümit ile Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızklardan (hayra) sarf ederler. (Secde-16)

Onlar gecenin pek azında uyurlardı. (Zariyat-17)

Rasülüllah Aleyhisselâm Ebu Hüreyre’ye şöyle buyurdu:
-“Uykudan sonra gece yarısında kılınan iki rekat namaz sizin için gündüz kılınan bin rekattan hayırlıdır.”

Başka bir hadisi şerifte de:
-“Farzlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.” buyurdu.

Haberde şöyle geldi:
Şüphesiz Allah Teâlâ gece namaz kılarken uyuyakalan kimse ile meleklerine övünür ve onlara şöyle buyurur: “Kuluma  bakın, ruhu benim yanımda, bedeni de bana ibadet halinde.”

Onun içindir ki, geceyi namaz kılarak ihyâ etmek ibadetlerin en faziletli ve şerefli olanıdır.

Nebi Aleyhisselâm geceleri Efendiler Efendisine (Mevlaya) itaat ve münacât ile ihya etmişti. Hatta o derece ki, kıyamda (ayakta) uzun süre kalmasından dolayı ayakları şişmişti. Bunu üzerine:
Tâ hâ, Biz sana bu Kuran’ı yorulasın (kendini yıpratasın) diye indirmedik. (Taha-1-2) buyurdu.

Rasülüllah Efendimiz’e (namaz kılarken) ayakları şiştiği zaman: “Kendini böyle zorluyor musun? Halbuki Allah senin geçmiş ve gelecek her şeyini af etti.” denildi. Bunun üzerine Aleyhisselâm Efendimiz şöyle buyurdular:
-“Şükredici bir kul olmayayım mı?”
Düşün, insaf et... Hazreti Aişe validemiz de Berat gecesi ile ilgili hadisesinde buna işaret etmişti.
Uykuyu terk edip geceleri kâim olmak, hususiyle seher vaktinde namaz, dua ve istiğfar ile meşgul olmak lâzımdır. Zira gece yarısı, hususiyle seher vakitleri, tevbe ve nedametlerin kabul ve icabet edileceği ümit edilen vakitlerdir.

Hazreti Allah seher vakitlerinde istiğfar edenleri şu ayeti kerime ile methetmiştir:
Sabahın erken saatlerinde onlar istiğfar ederlerdi.(Zariyet-18)


HAZRETİ Allah ÜÇ SESİ SEVER

Hadis Meâli: Üç sesi Allah Teâlâ sever: Horoz sesi, Kur’an okuyan kimsenin sesi ve seher vakitleri istiğfar edenlerin sesi.

Horoz sesi: Horozun öttüğü zamanlar, özellikle seher vakitlerinde yapılan dua kabul edilir.
Şaban ayının yarı gecesi (Berât) da duaların kabul edildiği vakitlerdendir. Öyle ise bu gece dua etmelisin, hususiyle selef-i sâlihinin birçoklarından nakledilen tesirli dualar ile dua etmelisin.
 Amr İbn-i Mes’ud Radıyallâhü Anh’dan rivayet edilen şu dua gibi:   
-Ey iyilik sahibi Allah’ım, sana kimse iyilik yapamaz. Ey Celâl ve İkrâm sahibi, ey nimet ve zenginlik sahibi, Ey kendinden başka ilâh olmayan Rabbim, sen sığınanları koruyan, himaye isteyenleri himaye edensin, korkanların emân yerisin. Allah’ım, eğer beni şâki, mahrum ve rızkı dar olarak yazdıysan şekâvetimi, mahrumiyetimi ve rızkımın darlığını sil. Beni mes’ud, merzûk ve hayırlara muvaffak yaz. Muhakkak sen Peygambere indirdiğin aziz kitabında, “Allah dilediğini mahveder; dilediğini de yerinde bırakır, Kitabın aslı onun yanındadır” buyurdun.

Kur’an okuyan kimsenin sesi:
Kur’an okumak Hazreti Allah ile konuşmak, sohbet etmek gibidir. Rasülüllah Aleyhisselâm:
-“Sizden biri Rabbi ile konuşmayı sevdiği (arzu ettiği) zaman Kur’an okusun” buyurdu.
Yine;
“Allah kelâmının diğer sözler üzerine fazileti, Allah’ın mahlukatı üzerine fazileti gibidir.” buyurdu.

Hadisi Kudsi: Kur’an (okumak ve Kuran’a hizmet) her kimi benden istemekten meşgul ederse ona benden isteyenlere verdiğimin daha fazlasını veririm.
   

Hadis-i Şerif: Kur’an-ı Kerim şefaatçidir, şefaati makbuldür. Riayet etmeyenlere ise hasım olarak isbatı vücud edecektir.                      (Ramuz Terc. 1/227)

Hadis-i Şerif: Ümmetinin ibadetinin en faziletlisi Kur’an okumaktır.
Kim bir gün ve bir gecede iki yüz ayet okumazsa Allah Teâlâ ona hasımlık eder.

Hazreti Enes’den: Rasülüllah’tan işittim, şöyle buyurdu:
-Kim bir gün ve bir gecede elli ayet okursa gafillerden yazılmaz. Kim yüz ayet okursa halis kullardan yazılır. Kim iki yüz ayet okursa Kur’an ondan hak talep etmez. (Kuran’ın hakkını ödemiş olur. )

Seher vaktinde istiğfar edenlerin sesi:
Seher vaktinde kalp dünyevi  meşguliyetlerden boştur. Gecenin geride bırakılıp gündüzün karşılandığı vakittir.

(2)
KUR’AN-I KERİM


Hâsılı, dünyanın ve ahiretin işi Kuran’ı Kerimededir. Kuran’ın fâni olmayan, deniz dalgaları gibi mânâları vardır. Onun şerefli hükümlerinden ancak şekâvet ve inat sahipleri yüz çevirir.

Hadis-i Şerif: İbn-i Mes’ud Radıyallâhü Anh rivayet etti:
-“Kur’an yedi harf üzere nazil oldu. Onun her ayetinin zahir ve batın(i manası) vardır.”
Yedi harf; yani kabilelerin en fasihlerinin luğatlarından yedi luğat üzerine nazil oldu. Bunlar; Kureyş, Yemen, Hüzeyl, Hevâzin, Kuzâ-a, Tayy ve Temîm’dir.

Zâhir ve bâtının tevilinde şu görüşler ileri sürüldü:
Zâhir; Kuran’ın lafzı, batın; tevilidir.
Zâhir; geçmişte isyan edip azâba düçar olan kavimlerden verdiği haberdir. Batın; vaaz ve korkutmadır ki bir kimse onların yaptığı gibi yaparsa onlara revâ görülen azab kendilerine de hak olur.
Zahir; tilâvet (lafzını okumak), batın; (manasını) anlatmaktır.
Zâhir; nâzil olduğu gibi tertîl ile okumak, bâtın; ileriyi düşünüp  tefekkürdür. Bu da doğru niyet, son derece hürmet ve helâl lokma iledir.
Yiyecek, içecek ve giyeceklerde harama riayet etmemek duanın kabulüne mani olan hallerdendir. Duanın edepleri ileride zikredilecek.

(3)
BERAT GECESİ İBADET


Berat gecesi semanın her kapısında bir melek vardır.
Birinci kat semanın kapısındaki melek: “Bu gece rükû edene müjdeler olsun,” der.
İkinci kat semanın kapısındaki melek: “Bu gece secde edene müjdeler olsun” der.
Üçüncü kattaki melek: “Bu gece Allah’ı zikredene müjdeler olsun”der.
Dördüncü kattaki melek: “Bu gece dua edene müjdeler olsun” der.
Beşinci kattaki melek: “ Bu gece Allah korkusundan ağlayana müjdeler olsun” der.
Altıncı kattaki melek: “Bu gece hayırlı amel işleyene müjdeler olsun” der.
Yedinci kattaki melek: “Dua eden yok mu, duası kabul edilir. Herhangi bir şey isteyen yok mu, istediği verilir” der.

Berat gecesini, hatta bütün geceleri ihya etmek lâzımdır. Çünkü geceler en şerefli vakitlerdir.
Gecenin ilk vakti olduğu zaman Arş’ın altından bir münâdi şöyle nidâ eder:
-“Uyanın, abidler kalksın.”
Onlar kalkar, diledikleri vakte kadar namaz kılarlar.
Sonra, gecenin ortasında bir münâdi şöyle seslenir:
-“Uyanın, hâlisler kalksın.”
Onlar kalkar ve seher vaktine dek namaz kılarlar.
Seher vakti olduğunda bir münâdi şöyle seslenir:
-“Uyanın, istiğfar ediciler kalksın.” Onlar kalkar ve Allah’a istiğfar ederler.
Fecir doğduğu zaman da bir münâdi şöyle seslenir:
-“Uyanın, gafiller kalksın.” Onlar, ölülerin kabirlerinden kalktığı gibi yataklarından kalkarlar.


(4)
DUANIN ŞARTLARINDAN BAZILARI

   
1-Duadan önce tevbe  istiğfar etmek,
2-Üzerinde hakkı olanların haklarını ödemek,
3-Helâl yemek,
4-Doğru konuşmak,
5-Bütün himmet ve gayreti ile yüce Mevlânın kapısına yönelmek,
6-Uzun yolculuk,   
7-Elleri semaya kaldırmak,
8-Israrlı olmak.

DUANIN RÜKUNLARI

1-Kalp huzuru
2-Boyun eğmek (Rikkât)
3-Mütevazı olmak.

DUANIN VAKTİ

(Özellikle) seher vakitleridir.

DUANIN SEBEPLERİ

Rasülüllah Aleyhisselâm üzerine salavat okumaktır.

DUANIN EDEBLERİ

1-İstekte ciddi ve devamlı olmak,
2-Darlık ve bollukta, sıkıntı ve rahatlıkta ısrarla dua etmek,
3-Üç defa dua etmek,
4-Kıbleye dönmek,
5-Sonunda Rasülüllah Efendimize salavat okumak,
6-Başında ve sonunda Allah’a hamd etmek,
7-İsyana devam ederek dua etmemek,
8-İhlâsla dua etmek.
             (Risaletü’l Ed’ıye)


Uzun Yolculuk:
Riyazüs Sâlihin şerhinden:
Uzun sefer (yolculuk) duanın şartlarındandır. Çünkü sefer başlı başına duanın kabul sebebidir.
   

Hadisi Şerif: Üç duanın kabul edileceğinden şüphe yoktur. Ana-babanın evlâdına duası, yolcunun duası, mazlumun duası.
(Ramuz 1/261)

Uzun yolculukta bulunan kimse nefsi inkisar (kırıklık) içinde olduğu için icabete çok yakındır. Zira inkisar icâbet sebeplerinin en büyüklerindendir.

Duanın şartlarından birisi de eski elbise giymek ve dağınık bir hâl ve vaziyette bulunmaktır. Bu da icâbeti iktiza eden şeylerdendir.
Rasülüllah Aleyhisselâm eski elbise ile, tevazu içinde ve tazarru ile yağmur duasına çıkmıştı.

Mutraf bin Abdullah’ın kardeşinin oğlu hapse düşmüştü. Eski elbiselerini giydi ve şöyle dedi:
-“Bu şekilde Rabbime tevâzuda bulunuyorum. Umulur ki o, kardeşimin çocuğu hakkında bana yardım eder.”

Ellerini Kaldırmak:
Ellerini semaya kaldırmak da duanın şartlarındandır.

Hadis-i Şerif: Aziz ve Celil olan Allah Rahimdir, hayat sahibidir, Kerimdir. Kul ellerini kaldırdığı zaman onları boş ve ümitsiz olarak geri çevirmekten haya eder.

Israrlı Olmak:
Cenabı-ı Hakkın Rabliğini tekrar ile Allah’a ısrarlı (devamlı) dua etmek. Duanın kabulü kendisi ile istenen en önemli hallerden birisi de budur.

Hadis-i Şerif: Kul “Ya Rabbi, Ya Rabbi” dediği zaman Allah o kimseye “Lebbeyk, kulum iste, istediğin sana verilecektir.” buyurur.
(Ramuz 1/56)
Atâ’dan: Kul beş defa “Ya Rabbi” dediğinde Hazreti Allah muhakkak ona nazar eder.
Kur’an’ı Kerim’de zikredilen duaları düşünüp baktığımız zaman “Ya Rabbi” diye başlayan bir çok dua buluruz.

(5)
 Bundâr; Tüccârdır.

Yani, dünya padişahı defterini zabt ve muhafaza eden zevât bir kimsenin  harc-u harâcın aldığında her kişinin eline “temessük verdiği bu kişinin harâcı alınmıştır, min ba’dü (bundan sonra) buna emir cânibinden taarruz etmeyeler”
Leyle-i Berat dahi böyledir. Defter bağlanacak yıl başıdır. Hak Teâlâ’nın âmâl’i ibâd defterini zabt eden kiram-ı berere emri ilâhi ile her kişinin âdl-ü adıyla “filan kişi iş bu yıl içinde şunun gibi amel-i sâlih işleyip bu geceye hürmet ettiği için Cehennemden beri oldu” diye berat yazarlar.   (Umde-tü’l İslâm)

HİKAYE:
Allah BU GECE MÜMİNLERE BERAT YAZAR


Bilmelisin ki Allah Teâlâ bu gece mümin kullarına Berat yazar.
Ömer bin Abdülaziz Şaban ayının yarı gecesi namaz kılınca başını kaldırdığında nuru semaya ulaşmış yeşil bir kağıt gördü. Kağıtta şöyle yazılı idi:
-“Bu, Melik-i Aziz’den kulu Ömer bin Abdül Aziz’e Cehennemden berattır.”

Hadis-i Şerif: Bu gece yüz rekat namaz kılana Allah (C.C.) yüz melek gönderir. Otuzu onu Cennetle müjdeler, otuzu Cehennem azâbından muhafaza eder, otuzu dünya âfetlerini defeder, onu da şeytanın hilelerini uzaklaştırır.

Bu gece saidler için gadab-ı ilâhiden berat olduğu gibi şakiler için de rahmet-i ilâhiden berat vardır. (Ruhul-beyan)
Saidler: Kendileri için Allah tarafından hüsnâ (cennet) sebkat edenlerdir.
Şaki ise kendisi üzerine azâb kelimesi (cehennem) hak olandır. Hazreti Allah mes’ud kılsın ve Cehennem azabından korusun.

(6)
Evlenir, çocuğu dünyaya gelir, fakat ismi öleceklerin listesine yazılmıştır:

HİKAYE
SEVİNDİĞİNE BAKMA, RUHUNU ON BEŞ GÜN SONRA ALACAĞIM

Bir genç kız ile bir delikanlı Süleyman Aleyhisselâm’a geldiler ve nikâhlarını kıymasını istediler. O da nikâhlarını kıydı. Çok sevinçli bir şekilde Süleyman Aleyhisselâm’ın huzurundan çıktılar. Süleyman Aleyhisselâm onların bu sevincine taaccüp etti. O esnada melek-ül mevt (Azrail Aleyhisselâm) geldi ve dedi ki:
-“Onların sevincine taaccüp etme. ben bu gencin (erkeğin) ruhunu on beş gün sonra almakla emrolundum.”

Kulun yapması icap eden: ölüm için uyanık olmak, itaat ve güzel amellerle ona hazırlanmak, cehâlet ve uzun emelden çıkmak, borçlarını ödemek, sefere çıkarken yaptığı gibi hazarda (seferde olmadığı, evinde, memleketinde olduğu zaman) da alacak ve borçlarını vasiyet etmektir. Zira hiç kimse ne zaman ve nerede öleceğini bilemez.

MUGAYYEBAT-I HAMSE (BEŞ GAYB)

Ayet Meali: Hiç şüphe yok ki, kıyametin ilmi Allah’ın katındadır. Yağmuru o indirir. Rahimlerdekini o bilir. Hiç bir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç bir kimse de nerede öleceğini bilmez. Muhakkak Allah,her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır. (Lokman-34)

Hiç şüphe yok ki, kıyametin ilmi Allah’ın katındadır.
Yani, Kıyamet vakti ve kıyameti takip eden sıkıntıların vakti sadece Allah’ın ilmindedir. İnsanlardan hiç kimse kıyametin hangi sene, hangi ay ve gece gündüzün hangi saatinde kopacağını bilemez. İnsanlar korku ve hazırlık üzere bulunsunlar diye kıyametin vakti gizlenmiştir.



Yağmuru o indirir.
Gays (bereket) diye isimlendirilmesinin sebebi: Yağmur halk için bereket kaynağıdır. Çünkü mahlûkatın rızkı onunladır ve bekâsı da ona bağlıdır.
Hazreti Allah yağmuru takdim ve tehir etmeden takdir buyurduğu zamanda ve tayin buyurduğu yere indirir. Bunun da zamanı, mekanı ve damlaların adedi ile alâkalı bilgi sadece kendi ilm-i ezelisindedir.

Rivayet edildi: Hiçbir gece ve gündüz yoktur ki, sema yağmur bırakmasın. Hazreti Allah onu dilediği tarafa çevirir.

Rahimlerdekini o bilir.
Yani onun erkek mi, dişi mi, diri mi, ölü mü olduğunu, sıfatlarının uzuvlarının tam mı, noksan mı olduğunu, güzel mi, çirkin mi, saîd mi, şakî mi olduğunu bilir.

Hiç bir kimse yarın ne kazanacağını bilemez.
Kişilerin hayır, şer, iyilik ve kötülük olarak ne yapacaklarını insan bilemez. Öyle ki, bazen hayır yapmaya azmeder, şer işler. Bazen de şer düşünüyorken hayır işler.

Hiç bir kimse de nerede öleceğini bilmez.
İnsan ne zaman öleceğini bilemediği gibi karada mı, suda mı, dağda mı, ovada mı, nerede öleceğini de bilemez.

HİKAYE
Allah’IM GÜNEŞİN MELEĞİNE SALAT ET


Bir adam sık sık “Allah’ım, güneşin meleğine salât et” derdi. Güneş meleği yeryüzüne inip bu zatı ziyaret etmek için Rabbinden izin istedi. Yeryüzüne indi ve o zata:
-“Senin için indim, ne ihtiyacın var?” diye sordu. Adam:
-“ Öğrendim ki ölüm meleği senin arkadaşınmış. Benim ecelimi geciktirmesini ve ölümümün hafifletilmesini iste.”
Güneş meleği onu beraberinde alarak güneşteki yerine (götürüp) oturttu. Ölüm meleğine varıp isteğini söyledi. Azrail:
-“Kim o?” diye sordu. Güneş meleği de:
-“Filan oğlu filan” diye adını söyledi. Azrail Aleyhisselâm Levh’a baktı ve dedi ki:
-“Bu zat senin güneşteki yerine oturmadıkça ölmez.” Güneş meleği;
-“Benim yerime yenice oturdu” deyince Azrail Aleyhisselâm:
-“Elçilerimiz (melekler) onun ruhunu alırlar, hem onlar vazifelerinde kusur etmezler” dedi.
Güneş meleği yerine döndüğünde o zatı ölmüş olarak buldu.

Ayet Meali: Kullarının üstünde kahir olan Odur. Ve üzerinize (amellerinizi yazan) Hafaza melekleri gönderir. Nihayet, sizden birine ölüm geldiği vakit, elçilerimiz (melekler) onun ruhunu alırlar. Hem onlar, vazifelerinde kusur etmezler.  (Enam-61)

Şiir:
Kişinin ölümü bir beldede olduğu zaman
Onu bir ihtiyaç oraya çağırır da, uçuverir.

Muhakkak Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.
Hazreti Allah her şeyi, işlerin zahirini olduğu gibi bâtınını da bilir.

Kim bu mugayyebât-ı hams (beş gayb)ı bildiğini iddia ederse küfre düşer. Zira gaybın tamamı Allah’a mahsustur.

Enbiya ve evliyanın gaybe ait bazı şeyleri bildiğine dair haberler ya vahy ya da ilhâm ve keşif yoluyla Allah’ın kendilerine bildirmesi iledir.
Bazı evliyalar yağmurun yağacağı ve doğacak çocukların erkek mi kız mı olduğuna dair haberler vermiş ve haber verdikleri gibi ortaya çıkmıştır. Zira bunlar sahih ilham kabilindendir.

Hakkı Kuddise Sirruh bir yazısında, vefat edeceği zamanı haber vermişti. Söylediği gibi oldu.

(7)
BERAT GECESİ KILINACAK NAMAZ


“Berat gecesi kılınacak namaz da Receb namazı gibi Nebi Aleyhisselâm dan rivayet edilmiştir”

Bu namaz ile ilgili bazıları “zayıf, merfu” olduğunu söylediler.
Aliyyül Kâri şöyle dedi: Ben derim ki, zayıf hadis ile de amel caizdir. Mekruh olan, münkerata yakın olanlardır.

Ayet Meali: Gördün mü, bir kulu, namaz kıldığında alıkoyanı? (Alak- 9-10)

( 8 )
 “Belki de bu namazı cemaatle kıldılar.”

Necmeddin fetvalarından: Cemaatle nafile namaz kılmak mekruhtur. Ancak teravih, ay tutulma, güneş tutulma ve yağmur duası, namazları müstesna.

Eğer bu namazı kerahetsiz cemaatle kılmak isterlerse cemaat imama uyarak kılmayı nezreder. İmam da cemaate kıldırmayı nezreder. İnsanlar bundan gafildirler. Şöyle ki tesbih, reğaib, berat ve Kadir namazını cemaatle kılıyorlar. Fakat nasıl niyet edileceğini bilmiyorlar.

Dürr-ü’l Muhtâr’da şöyle denildi:
Ramazanın dışında vitir ve nafile namazlar cemaatle kılınmaz, mekruhtur. İsterse dört kişi bir kişiye uyarak çağırma yoluyla olsun.
   
Bezzaziye’den:
Reğaib, Berat ve Kadir namazlarında imama uymak (cemaat) mekruhtur. Ancak “şu kadar rekat namazı şu imama uyarak cemaatle kılmayı nezrettim” dediği zaman müstesna. Zira bu durumda cemaatle kılmanın dışında başka bir çıkış  yolu yoktur.
Doğru olan cemaatin nezretmesidir, imamın değil. Aksi takdirde nezreden nezredene uymuş olur ki, bu caiz olmaz.

Bezzazi’de şöyle dedi:
Mekruh bir şey için bütün bu tekellüfâtta (zorluklara) girmek doğru olmaz.

(9)
İNSANLARI AMEL MEVZUUNDA FARKLI KILAN ŞEYLER


İnsanlar amel mevzuunda farklı farklı, üstünlükleri de mertebe mertebedir. Amel mevzuunda insanları birbirinden ayıran ve üstün kılan hususlardan bazıları: Yaş, zaman, mekân, ahvâl, amelin kendisidir.

a-Yaş: İtaat, ibadet ve salih amel mevzuunda aynı mertebe üzere oldukları zaman yaş bakımından büyük olan küçük olandan üstün olur.
b-Zaman: Zira Ramazan ayı, Cuma günü, Berat gecesi, Kadir gecesi, Zilhiccenin ilk on günü ve Aşure günü (gibi müstesnâ zamanlarda) yapılan ameller sâir gün ve zamanlarda yapılandan (sevapça) daha üstündür.
c-Mekân: Mescid-i Haram’da kılınan namaz Mescid-i Nebi’dekinden, oradaki Mescid-i Aksa’dakinden, oradaki de diğer mescitlerde kılınan namazdan daha faziletlidir.
d-Ahvâl: Cemaatle kılınan namaz yalnız kılınan namazdan daha faziletlidir.
e-İbadetin (amelin) kendisi : Namaz kılmak, mesela yoldan insanlara eza verecek bir şeyi gidermekten daha faziletlidir.


GECE NAMAZI

Akıllı ve uyanık olanlar bu tür gecelerde uykuyu terk edip çeşitli ibâdet ve itaatlarla ihya etmeye çalışmalıdır. Çünkü, her ne kadar Hazreti Allah kullarına uykuya ruhsat verip onu bedenlerinin istirahatı için bir vasıta kılmış olsa da, lâkin uykunun çoğu tembelliktir ve dünyevi ve uhrevi saadetleri tahsil etmekte bir ticaret vesilesi, bir sermaye olan ömrü zâyi etmektir.

Bilâl-ı Habeşi RadiyAllahü Anh’ın seher vaktinde söylediği beyitlerden bir parça:
Ey dolu dolu (çok) uyuyan kişi
Kul Rabbine karşı uyuyamaz.
Sen söyleyebilir misin ki “ben günahkârım” diye
Geceleri tatlı uyku ile meşgul olarak. (Ruhul Beyan)

Gece namazı gündüz namazından  daha faziletlidir.
Sahihi Müslimde merfuan rivayet edilen hadisi şerifte şöyle buyuruldu:
-“Farzlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.”

Taberani merfuan rivayet etti:
-“Bir koyun sağacak kadar (bir zaman) da olsa geceleyin namaz kılmalıdır.”

Teheccüd Istılahta; uykudan sonra nafile namaz kılmaktır. Teheccüd odur ki, kişi uykudan (kalktıktan) sonra namaz kılar. Zaten teheccüd, zorlayarak uykuyu izâle etmektir.

Evet, gece namaz kılmak ve ibadet etmek teheccüdden daha umumidir.
Teheccüd namazının en azı iki rekat, ortası dört rekat, çoğu da sekiz rekattır.

Hadis-i Şerif: Her kim gece uyanır, hayat arkadaşını da uyandırır da birlikte iki rekat namaz kılarlarsa Allah’ı çok zikreden erkekler ve kadınlardan yazılırlar. (Sahihi Buhari Tecridi Sarih Terc. 1/17)

Hadis-i Şerif: Allah’a en sevimli olan namaz Davud Aleyhisselâm’ın namazıdır. Gecenin yarısında uyurdu. Üçte birini ibadetle geçirirdi. Altıda birinde yine uyurdu. (Salihi Buhari Tecridi Sarih Terc. 4/53)

Adet haline getirdiği teheccüdü özürsüz terk etmek mekruhtur. Çünkü Aleyhisselâm Efendimiz İbn-i Ömer’e (Radıyallâhü Anh) şöyle buyurmuştur:
-Ey Abdullah, filan kişi gibi olma. O gece ibadet ederdi, sonra onu bıraktı.

Mükellef (müslümanlara) yakışan; takat getireceği amelleri yapmaktır.

Hadis-i Şerif: Amellerin Allah’a en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır. (Sahihi Buhari Tecrid-i Sarih Terc. 12/191)

Rasülüllah Aleyhisselâm Şaban ayının hilâlini gördüğü zaman şöyle dua ederdi:
-“Allah’ım, bize Recep ve Şabanı mübarek kıl ve bizi Ramazana ulaştır.”

Ebu Said-i Hudri’den, Rasülüllah Aleyhisselâm şöyle buyurdu:
-“Recep Allah’ın ayı, Şaban benim, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”

ŞABAN AYINDA ORUÇ

Peygamber Efendimiz bir münâdiye şöyle demesini emrederdi:                         - “Şaban benim ayımdır. Benim ayımda (oruç, namaz, sadaka ile) bana yardım edene Allah merhamet etsin.”
   
Müslümana yakışan, bu ayda hayrı çoğaltmaktır. Yine bu ayda Peygamberimiz Efendimize çok salavat getirmek lâzımdır. Çünkü o, bu ayı kendisine izafe etmiştir.

Aişe RadıyAllahü Anhâ’dan:
“Rasülüllah Aleyhisselâm’ın, Şaban ayının tamamını oruçlu geçirdiği olurdu. Kendisine;
-“Ya RasülAllah! Şaban ayı oruç için size en sevimli aydır?” dedim. Şöyle buyurdular:
-“Evet ya Aişe, zira o öyle bir aydır ki, o sene içinde öleceklerin ecelleri Şaban ayında yazılır. Ben de Rabbime ameli salih ve ibadet halindeyken ecelimin yazılmasına sevinirim.”

Aişe  RadıyAllahü Anhâ’dan:
“Rasülüllah Aleyhisselâm hiç bir ayda Şaban ayındaki kadar çok oruç  tutmazdı. Tamamında oruç tuttuğu olurdu.”
Çünkü Aleyhisselâm Efendimiz senenin bütün günlerinde oruçlu olmaz, bazılarında oruç tutar, bazılarında tutmazdı.

Hazreti Aişe, İbn-i Abbas ve Enes Radıyallâhü Anh dediler ki:
Peygamberimiz Aleyhisselâm öyle  oruç tutardı ki biz “iftar etmeyecek” derdik. Öyle de iftar ettiği (oruç tutmadığı) olurdu ki biz “oruç tutmayacak” derdik.
   
Rasülüllah’ın bazen oruç tutmaması, diğer ibadetleri yapmakta zayıf düşmesin diye bedeni takviye içindir.

Aleyhisselâm Efendimiz buyurdular ki:
-Üzerinde kendi (beden)inin hakkı vardır, eşinin hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver.

Onun içindir ki bazılarına göre bütün seneyi oruçlu geçirmek mekruhtur.

Davud Aleyhisselâm’ın orucu Allah katında en faziletli oruç şeklidir. O bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi.

Ebu Hüreyre Radıyallâhü Anh’ın rivayet ettiğine göre Efendimiz Aleyhisselâm Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutardı.
(Ramuz- 2/557)

Bir grup âlim sürekli aynı günlerde oruç tutmayı mekruh gördü; cahiller örnek alıp ta onu vâcib zannetmesin diye.
Vacib itikat etmeden böyle yaparsa güzeldir. Onun içindir ki âlimler Şekk günü1 orucunda ihtilaf etti.

İşte bu, karmakarışık bir gönül ve darmadağınık,perişan hal ile beraber kalemden akan bilgilerin, mecliste kokan güzel kokuların sonu, Allah’ın lütfü ile yazmayı kolay kıldığı ve yardımıyla işlemeyi yazmayı nasip ettiği malumatın nihayetidir. İnsaf ve kerem erbabından ümit edilen; insan hata ve nisyan (unutma) mahalli olduğundan ayağın kaydığı, kalemin haddi aştığı yeri af etmesidir. Ey cehâlet ve haset hastalığından salim olan kimse, yanlışları tashih kalemi ile düzeltiver. Çünkü Allah sahih olmayı ancak irşad sahibi kitabı mecidine ait kıldı. Allah Sübhanehû’ya sığınarak tazarru ile yalvarır ve umumi lütfundan temenni ederim ki, şu vaaz ve sohbetleri afvına sebep, iki cihanda fazl-ü ihsânına vesile kılsın ve bizleri söylediği ile amel eden vaizlerden ve kamil, takva ehli alimlerden kılsın. Onlar ki, evlerinde ayın on dördü gibi ehlini şereflendirir ve cennetin ortasında nurdan minberler üzerine otururlar. Nasıl olmasın ki? Allah Teâlâ onları dünyada kalb hastalıklarının devası ve insanların idarecisi kılmıştır.
Onları hikmet darbeleri ile yumuşatır, vaaz macunu ile tedavi ederler. Neticede onlarda ünsiyet hasıl olur.

Allah’ım, bütün mahlukatın Efendisi Aleyhisselâm hürmetine bize onların hidayeti ile hidayet et ve onlara riayet ehlinden eyle... O peygambere ve yüce âl ve ashabına yağmur yağıp yayıldığı, bedir doğup tamam olduğu müddetçe salât-ü selâm et...

Bu eseri tamamlatan, güzel bir son ile hitama erdiren Allah’a hamdolsun...

Bu eserin yazımı Hicri 1311 senesinde tamamlandı.


Tefcîr-ut Tesnîm’in müellifi:
RAHMİ MUHAMMED: Abdullah Oğlu (1909 İstanbul) Eğin’lidir. İstanbul’da Mekteb-i Nüvvab Müdürlüğünde bulundu. Eseri: 11 tanedir. Bunlardan Usârat-ül Fünûn, Şerhi Maksud, El Ikdün Nâmî Alel Câmi, Avamil Tuhfesi Şerhi, Vaz’ıyye Risalesi Şerhi, mev’ızadan Tefcîr-üt Tesnîm gibileri matbudur.



KAYNAK:
TEFCÎR-UT TESNÎM FÎ KALBİN SELİM
(Temiz Kalpte Cennet Pınarı Kaynatmak)
Fatih Dersiamlarından Merhum Eğin’li Mehmet Rahmi
Başlık: Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
Gönderen: Mücteba - 21 Mayıs 2016, 12:40:40
ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNİN FAZİLETİ-I

بِسْـمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
(١) حٰمۤ  (٢) وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ
(٣) اِنّۤا اَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرِينَ
(٤) فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكِيمٍ (٥) اَمْرًا مِنْ عِنْدِنَا اِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ (٦) رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ اِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

“Hâ Mim, Apaçık olan kitâba yemin olsun ki, Biz Onu mübarek bir gecede indirdik.
Doğrusu biz, insanları uyarmaktayız.
Katımızdan bir emir ile, her hikmetli iş o gecede ayrılır.
Doğrusu biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz.”

{ Duhan Sûres, âyet 1-6 }