Grip misiniz, nezle mi?

Başlatan İsra, 16 Ocak 2008, 00:39:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsra

Çoğu zaman grip ile nezlenin aynı hastalık olduğunu zannederiz. Halbuki griple nezlenin tedavi yöntemleri de farklıdır. Nezle çoğu zaman ayakta geçirilebilirken, grip için yatak istirahati gerekir.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gribin akut bir solunum sistemi hastalığı olduğunu söylüyor. Alt ve üst solunum yollarını etkileyerek genellikle 40 dereceye varan yüksek ateş, genel vücut, baş, boğaz ağrısı, öksürük, halsizlik, iştah kaybı, bulantı, burun akıntısı ve gözlerde yanma gibi belirtiler gösterdiğini belirten Prof. Dr. Badur, "Grip virüsü ile enfekte olan kişiler, enfeksiyonun iki gün öncesinden başlayarak, semptomlar ortaya çıktıktan yedi gün sonrasına kadar virüsü etrafına yayar. Normal şartlarda doğru tedavi ile yetişkin bir insanda grip bir hafta içerisinde iyileşir; ancak aşılanmadıysa, salgınlar ve mevsim şartlarından dolayı tekrarlaması kaçınılmazdır." diyor. Bazı kişilerde özellikle vücut direnci zayıf kronik hastalığı olanlarda, kalp ve akciğer hastalarında, yaşlılarda, şeker hastalarında, zatürre (pnömoni), beyin iltihabı (menengoensefalit), kalp kası iltihabı (miyokardit) gibi ciddi ve ağır seyredip ölümle sonuçlanabilecek hastalıklar görülebildiğini vurgulayan Badur, gripten korunmanın en etkili yöntemi olarak aşılanmayı gösteriyor.

Nezle veya soğuk algınlığının ise çeşitli nezle virüslerinin yol açtığı devamlı burun akıntısı, öksürme, hapşırık, gözlerde ve boğazda yanma belirtileri gösterdiğini hatırlatan Badur, "İlk belirtileri griple benzerlik gösterdiği için yanıltıcı olabilmekte. Hastalık 3 ile 7 günde kendiliğinden düzelmekte. Soğuk algınlığına karşı etkili bir aşı geliştirilememiştir. Geçirilen enfeksiyondan sonra hasta, kanındaki antikorlar sayesinde bir süre enfeksiyondan korunur, fakat bu korunma geçici ve kısa süreli olmaktadır. Soğuk algınlığında semptomlara göre tedavi uygulanmaktadır. C vitamininin yararları olsa da tedavi edici bir özelliği yoktur." şeklinde konuşuyor.

Prof. Dr. Selim Badur, gribe karşı en etkili korunma yöntemini, bu hastalığın görülmeye başladığı aylardan önce grip aşısı olmak olarak gösterdi. Badur, "Virüs her sene tipini değiştirdiği için, grip aşısı Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir önceki sene en çok görülen virüs tiplerine göre hazırlanmaktadır. Grip aşısı her sene tekrarlanmalıdır. Özellikle risk grubu olarak değerlendirilen 65 yaş ve üzeri bireyler, kronik hastalığı olan kişiler, sağlık personeli, bağışıklık sistemi zayıf olan veya bağışıklık sistemine bağlı rahatsızlık yaşayan kişilerin grip aşısı olması önerilmektedir." diye konuşuyor.

Badur, nezle olan kişinin günlük işlerinden geri kalmadan hastalığı ayakta geçirebileceğini, ancak grip virüsü taşıyan kişinin kesinlikle yatak istirahati yapmasının şart olduğunu vurguladı. Nezle ve gribin hızla bulaştığını ve yayıldığını da vurgulayan Badur, "Hapşırma, öksürme yoluyla ve tokalaşma gibi temas yoluyla, virüs ile enfekte olan kişinin bir eşyasını kullanarak kolaylıkla bulaşır." diyor.

Mustafa Yüksel

enfa

Halk arasında soğuk algınlığı ve nezle ile karıştırılan gribin mutlaka yatak istirahati gerektiren ve zaman zaman ölüme bile sebep olan ciddi bir hastalık olduğu belirtildi.

Uzmanlar, gribin, insanları şiddetli öksürük, yüksek ateş, baş ağrısı ve aşırı halsizlik gibi rahatsızlıklarla yatağa bağladığını belirterek, "Bu sebeple mutlaka bir kaç gün yatak istirahati gerektirir. Çocuklarda grip çok daha kötü seyredebilir. Yaşlılar ve risk altındaki kişilerde grip ciddi komplikasyonlara ve ölüme sebep olabilir" dediler.

Okul, kreş ve işyeri gibi toplu olarak bulunan yerlerde hastalığın bulaşma ve gribe yakalanma riskinin daha fazla olduğunu kaydeden uzmanlar, "Grip bulaştığı taktirde ciddi komplikasyonların gelişmesi açısından yüksek risk altındaki kişileri, 50 yaş üstü insanlar, şeker hastaları, astım hastaları, kalp hastaları, yüksek tansiyon hastaları, böbrek hastaları, akciğer hastaları, kanser hastaları ve bağışıklık sistemi ve çocuklar oluşturuyor" dediler.

Yenişafak


Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

enfa

Avrupa'nın iki önemli sağlık otoritesi Avrupa Grip Gözlem Komitesi (EISS) ve Avrupa Hastalıktan Korunma ve Kontrol Merkezi (ECDC), önümüzdeki iki ay Avrupa'da büyük bir grip dalgasının olacağını açıkladı. Grip dalgasında Türkiye'nin de risk altında olduğu kaydedildi.

EISS ve ECDC, içinde bulunduğumuz hafta içinde Avusturya, Bulgaristan, Fransa, Macaristan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz, Slovenya, İspanya, İsviçre ve İngiltere'de artan grip vakalarının önümüzdeki günlerde Doğu ve Kuzey Avrupa'ya yayılmasından endişe edildiğini bildirdi. EISS ve ECDC, çocukların yanı sıra yetişkinlerde de yaygın olarak görülmeye başlanan yeni tip bir İnfluenza A (H1) virüsüne karşı uyarıda bulundu.

Yapılan açıklamada, şu ana kadar gözlenen vakalarda bu yılki mevsimsel gribin, İnfluenza A(H1) virüsünün yeni bir alt tipinin etkisiyle oluştuğuna ve bu alt tip virüsün orta ölçekli salgınlara neden olabileceğine dikkat çekildi. Yapılan açıklamaya göre son 15 yılda İnfluenza A (H1) enfeksiyonu en fazla küçük çocuklar üzerinde etkili olurken, bu yıl özellikle İrlanda, İspanya, İsviçre ve İngiltere'de yarattığı enfeksiyon yoğun olarak çalışan nüfus üzerinde tespit edildi.

Avrupa Hastalıktan Korunma ve Kontrol Merkezi (ECDC) Direktörü Zsuzsanna Jakab ise gribal enfeksiyonlar karşısında özellikle yaşlıların ve kronik kalp/akciğer rahatsızlığı bulunanların ciddi tehdit altında olduğunu, bu vakalarda hastalığın ölümcül olabileceğini dile getiriyor.


Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

enfa

TÜRKİYE DE RİSK ALTINDA

Grip mevsimi ülkemizde geç döneme doğru sarkıyor. Son yıllarda grip Türkiye'de artık Kasım ve Aralık aylarında değil, Ocak, Şubat ve Mart aylarında tepe noktasına ulaşıyor. Bu yıl da Ocak ayının ikinci yarısında patlama var.

T. C. Sağlık Bakanlığı'nın 2. Grip Referans Merkezi olarak kabul ettiği İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Viroloji ve İmmünoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Selim Badur, “Merkezimize 5 ilden ulaşan sonuçlar Ocak ayının ortasından itibaren grip vaka sayısında ciddi bir artış olduğunu gösteriyor. İstanbul, Edirne, Bursa, Antalya ve İzmir'den gelen örneklerde yüksek oranda İnfluenza A pozitif sonucu çıktığını görmekteyiz” diyerek uyarıda bulunuyor. Prof. Badur gribin Ocak ayı içinde çocuklarda çok daha yaygın olduğunu, bir hafta içinde 22 örnekten 13'ünün pozitif çıktığını da sözlerine ekledi.

Mikrobiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Selim Badur son derece bulaşıcı bir hastalık olan gribin tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna da dikkat çekti. Prof. Badur “uzun yıllardır yanlış ve bilinçsiz uygulanan grip tedavisi yerini gribe karşı etkili antiviral ilaçlara bıraktı” diyerek sözlerine şu şekilde devam etti:

“Gribin başarılı biçimde kontrol altına alınması için erken tanı ve tedavi gereklidir. Grip tedavisinde antibiyotik kullanmak yanlıştır, çünkü grip virüsüne antibiyotiklerin etkisi yoktur. Ayrıca, gereksiz ve aşırı antibiyotik kullanımıyla oluşan direnç antibiyotiklerin bakterilere karşı etkinliğini azaltmaktadır. Soğuk algınlığı ilaçları ise, belirtilerde kısa süreli rahatlama sağlar, fakat tedavi edici değildir. Üstelik vücudunuza yerleşip yayılması için grip virüsüne zaman kazandırır. Son yıllarda geliştirilen gribe karşı etkili antiviral ilaçlar, grip virüsüne etki eder ve vücuda yayılmasını engeller. Grip başladıktan sonra kısa süre içinde gribe karşı etkili olan antiviral ilaçların kullanılması, hızlı bir şekilde iyileşme sağlamaktadır. Halk arasında kullanılan “tedavi edilirse bir hafta, edilmezse yedi gün sürer” sözünün aksine, gribe karşı etkili olan antiviral ilaçların kullanılması, ateş ve diğer hastalık belirtilerini azaltıp hızla iyileşme sağlar ve normal gündelik yaşama dönüşü hızlandırır.”

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

enfa

GRİP NEDİR? NASIL KORUNMAK GEREKİR?

Yaygın bir şekilde “nezle” olarak adlandırılan aslında nezleden çok farklı seyri olan grip, A ve B tipi grip virüslerin neden olduğu, insandan insana kolayca geçen viral bir hastalıktır.

Hastalığın belirtileri ani başlayan , baş ağrısı, kas ağrıları, öksürük ateş/üşüme ve yorgunluk/zayıflık hissidir.
Grip her yıl toplam nüfusun yüzde 5'i ile yüzde 15'ini etkilemektedir.
Grip her 10-50 yılda bir, grip A virüsünün yeni ve farklı bir alt tipi ile dünya çapında ciddi salgınlara neden olabilir.
Grip hastalığına yakalanmış olan kişiler mümkün olduğunca başkalarıyla yakın temastan kaçınmalıdır.
Ellerin yıkanması gibi temel hijyen kurallarına uyulmalıdır.
Yüksek risk gruplarındaki kişiler (yaşlılar, kalp ve akciğer hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkları olan kişiler, bağışıklık sorunu taşıyanlar) gribe karşı koruyucu aşı yaptırmalıdır.
Enfeksiyonu önlemek, semptomların ciddiyetini ve süresini azaltmak için ulusal protokollere göre uygulanan antiviral ilaçlar da alınabilecek diğer önlemler arasındadır.
Grip konusunda toplumların bilinçlendirilmesiyle herhangi bir salgın ihtimali öncesinde uzman doktorlara başvurma oranı ciddi ölçüde artırılabilir ve grip mevsimi boyunca iş kayıpları önlenebilir.

mynet

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Ber-ceste

Diyet uzmanı Aylin Yılmaz, "Sadece kalın giyinip, sıcak mekanlarda oturarak soğuk algınlığından korunmak mümkün değil" dedi ve ekledi: Gribi engellemek için doğru beslenmeyi bilmek ve uygulamak gerekir..

Kış aylarında gribal enfeksiyonlardan korunmak için beslenmeye özen göstermek gerektiğini belirten diyet uzmanı Aylin Yılmaz, "Yapmanız gereken en önemli şey, günlük ihtiyacınız kadar kalori almaktır" dedi.

AZ YAĞLI SEBZE YİYİN

Düşük enerjinin performansı düşüreceğine dikkat çeken Aylin Yılmaz, gripten korunmak için şunları önerdi:

* Protein ve manken diyetleri gibi dengesiz olan tek tip beslenme programlarını uygulamayın.

* Sebze yemekleri veya salata porsiyonlarınızı gün içinde arttırın. Her gün 2 porsiyon salata ve 2 porsiyon az yağlı sebze yiyin.

* Meyve tüketiminizi günde 5 porsiyona yükseltin. Bu da ortalama olarak 5 meyve demektir. Meyve tüketiminizi arttıramıyorsanız her gün bir bardak portakal veya mandalinagreyfurt suyu içmeye özen gösterin.

* Vücut direncinizi azaltacak kızarmış besinler, cipsler, hamurlu tatlılar gibi aşırı yağlı besinlerden, asitli içeceklerden, aşırı kafeinli ürünlerden uzak durun.

* Alkol tüketimini azaltın. Çünkü fazla alkol alımı fazla enerji alımına neden olur. Alkolden alacağınız enerji boş bir enerjidir ve vücut direncinizi düşürür.

* Lahanagiller, brokoli, mandalina, portakal, greyfurt, limon gibi özellikle kış sebzeleri ve meyvelerini tüketin. Koyu yeşil yapraklı sebzeler ve turunçgiller bunların başında gelir.

* Sebzeleri çok yüksek ateşte pişirmeden hazırlayın. Yemekler hazırlandıktan sonra zeytinyağı ilave edin. Her gün 2 litre su için.

* Kuru meyveleri ve yağlı tohumları cebinizde bulundurun. Ara öğün olarak badem, ceviz ve kayısı yiyin.

Sabah
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..