P.E. Buyurdular ki;Bu dünyaya Ebu Zerden daha sadık kimse gelmemiştir

Başlatan setre, 14 Şubat 2008, 23:05:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

setre

Ebu Zer Gıfari Hz. Leri, sabikuni evvelindendir, ilk Müslümanlardandır.5. müslümandır, Mekke’ye uzak bir memleket olan Beni gıfar kabilesindendir. Bu sahabi islamdan önce putlara tapmaz, tek ilaha inanırdı. Kul hakkından çapulculuktan nefret eden asil biri idi. Peygamber efendimizin s.a.v islama davetini duyunca hemen iman etti…

Fakat vaziyet kritik, müşrikler eza ve cefa ediyorlar. Bu sahabi Ya RasulAllah, şimdi gidip kabede kureyşin ileri gelenleri önünde imanımı izhar edicem dedi. Gitti Kâbe’de hepsinin önünde kelimeyi şehadeti okudu…

Kolay mı hepsi dört büyük puta tapıyorlar[Lat, menat, Uzza, Hubel] müşrikler toplu halde hücum ettiler. Bu sahabeyi tanınmaz hale getirdiler, Peygamber Efendimizin amcası Hz. Abbas; Siz deli misiniz, bu zatın kabilesi ticaret yolumuzun üzerindedir dedi, bıraktırdı ellerinden kurtardı…
Ebu Zer Gıfarı Hz.leri peygamber efendimizin yanına geldi, peygamber efendimiz çok üzüldüler…2.gün Ebu Zer hazretleri yine okuya cam dedi ve yine müşriklerin önünde kelimeyi şehadet okudu, yine toplu halde hücum ettiler. Hz. Abbas yine yetişti, aynı sebeple ellerinden kurtardı.

Peygamber efendimiz Ebu Zer Gıfari Hazretlerine, sen git memleketinde islamı anlat, yay buyurdu. Memleketine gitti bundan dolayı Uhud, Hendek ve Bedir savaşlarına katılamadı. Hendek savaşından sonra Medine’ye hicret ederek Peygamber Efendimizin hizmetinde bulundu, çok şey öğrendi. Çoluk çocuğu olmadığı için Mescidi Nebevide geceledi. Evvelinden ve ahirinden çok şey öğrendi. Ali efendimizin tabiriyle; o ilimleri bir kırbaca koydu, ağzını sımsıkı bağladı, yani gizledi.

Peygamber Efendimiz; Ya Eba Zer, sel dağı binalarla dolduğu zaman, Medine’den ayrıl buyurdu. Peygamber Efendimiz vefat edince dayanamadı, hep ağladı. Yinede Hazreti Ebu Bekir’in hilafetinde Medine de kaldı. Ama Ömer efendimizin hilafetinde dayanamadı, Hazreti Ömer’e: izin ver de Şama gideyim, hadis öğreteyim dedi Şam’a gitti. Orada Ebudderda hazretleriyle ilim öğretti

Her eshap müctehiddir. Her müçtehidin kendi içtihadı ile hareketi vaciptir. Ebu Zer züht ve takvada öyle mertebeye gelmiştir ki, Peygamber Efendimiz; İsa Aleyhisselamın zühdünü görmek isteyen Ebu Zerre baksın buyurdu.

Yine Peygamber Efendimiz; Bu dünyaya Ebu Zerden daha sadık kimse gelmemiştir. Buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz; Ya Eba Zer ben seni çok seviyorum, şöyle şöyle yap diye nasihatte bulunduğu biridir. Ebu Zer şu içtihada sahipti;
1 günlük yiyeceği olan, gerisini Allah yolunda infak etmelidir, etmeyen kenz yani malı depolamış olur, azaba müstehak olur.

Ebu Zer hazretleri Şam’da bu fetvayı verince fitne çıktı, ortalık karıştı. Hatta Şam valisi Muaviye, denemek için kendisine 10 bin altın göndermiş, Ebu Zer Hazretleri, o gece altınların hepsini dağıtmıştır. Ertesi gün valinin adamı gelip; Efendim o altınlar başkasınınmış, yanlışlıkla size verdim, geri alsam deyince, Ebu Zer Hz; Onların hepsini dağıttım, bir iki gün müsaade et tedarik edeyim buyurdu. Bunun üzerine icitihadında doğruymuş dedi.

Fitne çıkınca, Hz. Muaviye Osman Efendimize şikâyet etti. Bunun üzerine halife Hz. Osman, Ebu Zer Gıfari Hz. Lerini Medine’ye davet etti. Geldiğinde Ebu Zer baktı ki
Sel dağı binalarla dolmuş, ganimetlerle elde edilen paralarla binalar çoğalmış, Ebu Zer Hz. Leri bunun üzerine; Ey Medine halkı, yakında başınıza gelecek bir yağmayı size haber vereyim demiştir.
Hz. Osman, Ebu Zerin yukarıdaki içtihadı üzerine; Ya Eba Zer güzel söylüyorsun da, ben bunu insanlara nasıl anlatayım, zekât verilen mal ne güzel maldır. Deyince;
Ebu Zer, Ya Osman; bana müsaade et ben medineden gideyim. Hz. Osman onu medineye yakın Rabezeye göndermiş, Orda hizmetle meşgul olmuştur. Fakat dünyalık hiçbir şeyi yok.

Yanında hanımı ve kızı var, Hanımı diyor ki; Ben sana bir elbise yaptırayım, Ebu Zer; Bana elbise değil kefen lazım demiştir. Rahatsızlığı artınca hanımı; Eyvah! Bir şey olursa kefen yok ne yapacağız? Deyince,
Ebu Zer Hz. Leri; Hiç endişe etmeyin, Rasülüllahın yanında üç kişi otururken, bizlerin nasıl öleceğini anlattı. Diğer iki kişi vefat etti. Benim içinde;

Ebu Zer yalnız vefat eder, onu Salihler kefenleyecek, defnedecek buyurdu.
Hastalığı artınca, Ebu Zer hanımına; bak bakalım gelen var mı der. Hanımı bakar, gelen yok; o zaman daha ecelim gelmedi buyurur. İkinci gün tekrar bakar kimse yok. Üçüncü gün olunca, hanım bir daha bak gelen giden var mı? Hanımı bakar; evet birkaç atlı geliyor deyince;

Ebu Zer; tamam ecelim yaklaştı, beni kıbleye döndürün. Şu kuzuyu da kesin, gelenlere ikram edin, deyin ki; Ebu Zerin vasiyetidir, o gelen Abdullah İbni Mesut’tur, yemeden göndermeyin buyurdu.
Abdullah Bin Mesut R.a hacca giderlerken, bakıyorlar ki bir kulübe, Ebu Zerin evi derler. Bakarlar ki vefat etmiş, kefenlerler, defnederler. Bitince hanımı; Ebu Zerin vasiyetidir der, yemek yedirir. Sonra Hazreti Osman Efendimiz, Ebu Zerin kızını kendi kızları arasına katıp, büyütmüştür.

Hep ertelediğim zaman,bir türlü varamadığım diyardı...