Küsüf Ve İstiska nedir?

Başlatan Eymen, 10 Mart 2008, 19:13:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eymen

Küsüf ve istiska namazlarından bahsediliyor. Bu namazlar ne zaman kılınır? Nasıl kılınır? Kim kılar?
Zaman bir kılıçtır; sen onu kesmezsen, o seni keser.

BALYALI

Küsûf (Güneş Tutulması) Namazı:
Güneş tutulduğu zaman ezansız ve kâmetsiz olarak cemaatle iki rek'at namaz kılınır. Ve her rek'atta imam fazla miktarda kırâette bulunur. Bu kırâeti İmam A'zam'a göre gizlice, İmameyn'e göre ise cehren yapar. Namazdan sonra da güneş açılıncaya kadar kıbleye doğru ayakta ve insanlara karşı oturarak dua eder. Cemaat de bu duaya âmin derler.
Küsuf namazından sonra hutbe okunmaz. Cemaatle kıldıracak kimse yoksa herkes tek başına da kılabilir.


dogru oldugunu 100 de 100 diyemem ...
اترك الترك ماتركوكم

BALYALI

İSTİSKA BABI (YAĞMUR DUÂSI)

675 Molla Hüsrev: "İstiska'da, cemaat ve hutbe yoktur. İstiska bir dua ve istiğfardır.Çünkü Kur'an-ı Kerim'de: "Rabbinizden bağışlanma dileyin!. Çünkü o doğrusu çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin" buyurulmuştur. Allahû Teâla (cc) istiska namazını, yağmur göndermek için sebeb kıldığından; bir dua ve istiğfardır. Bu sebeble, müslümanlar onu ayrı ayrı kılsalar caiz olur"(582) hükmünü zikretmektedir. İmam-ı Azam Ebû Hanife (rha) istiskada cemaat olarak sünnet olmuş bir namazın bulunmadığını beyan etmişti.(583) Esasen istiksa; ancak dua ve istiğfardır. Fakat namaz kılmakta da, herhangi bir beis yoktur. Zahiriyye'de de böyledir.(584)

676 İmam-ı Ebû Yusuf (rha) ve İmam-ı Muhammed (rha)'den rivâyet edildiğine göre; cemaat imamla birlikte istiskaya çıkar ve iki rek'at namaz kılarlar. İmam birinci rek'at'ta "Sebbihisme Rabbike'l a'lâ" suresini ikinci rek'atta "Hel etâke Hadîsü'l ğaşiyeh" okur, bunları okuması efdaldir. Diğer sûreleri de okuyabilir. İstiska namazında cübbeyi (rida'yı) ters çevirmek yoktur. İmam-ı Muhammed (rha) "İmam cübbesini ters çevirir" demiştir. Namazdan sonra imam iki hutbeyi ayakta okur. İki hutbe arasında biraz oturması efdaldir. Hutbe bittikten sonra yüzünü kıbleye ve arkasını cemaate dönerek; duâ ve istiğfarda bulunur. İstiskada; imamın cemaatle birlikte, üst üste üç gün duâya çıkması müstehabtır. Ancak kat'iyyen zımmîler (gayr-i müslimler) yağmur duâsına çıkarılmazlar.(585) Çok şiddetli ihtiyaç olmadığı ve zâruret bulunmadığı zamanlarda yağmur duasına çıkılmaması gerekir. Resûl-i Ekrem (sav) ancak çok şiddetli ihtiyaç olduğu zamanda istiskada bulunmuştur. İbn-i Abbas (ra)'dan gelen rivayet budur


http://kitap.mollacami.com/emanet-ve-ehliyet/namaz-bahsi/yagmur-duasi.html
اترك الترك ماتركوكم

Mahi

#3
Güneş tutulduğu vakit Cum'a Namazını kıldıran imâm, insanlara iki rek'at namaz kıldırır. «Küsûf»: Lûgatta güneşin ziyası gidip siyah demektir. Meşhur olan «Küsûf» kelimesi   Güneşin tutulması

Hûsûf kelimesi Ay'ın tutulması için kullanılır. Peygamberimiz in oğlu Hz. îbrâhim (R.A.) öldüklerinde, Güneş tutulmuş, Ashab-ı kirâm, İbrahim (R.A.)'in ölümü için Güneş tutuldu, demişler.Resulu  Ekrem (S.A.V.) bunu işittiklerinde:
Şüphe yok ki, Güneş ile Ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettir. Hiç bir kimsenin ölmesiyle ve doğmasıyla tutulmazlar. Böyle korkulardan bir şey gördünüz mü hemen namaza sığının, Namaz kılınız. buyurmuşlardır.

Sahabeden bir cemâat; «Resûl-i Ekrem (SA.V.)'in Güneş tutulduğunda iki rek'at namaz kıldığını.» rivayet etmişlerdir.
Güneş tutulduğunda imâm her rek'atta bir rükû ile İki rek'at namaz kıldırır, İmâm-ı şâfiî (Rh. A.)'ye göre; her rek'at bir rükû İle kılınır. İmâm-ı Şâfiî (Rh. A.)'nin delili: Hz. Aişe (R. Anhâ.)'deh Peygamberimiz (S.A.V.):
Güneş tutulma namazını dört   rükû ve dört secde ile iki rek'at kıldı. diye rivayet edilen hadîs-i şeriftir.

Biz Hanefîlerin delili, Abdullah b. Ömer (R.A.)'den:Peygamberimiz  (S.A.V.): Güneş tutulduğunda iki rek'at namaz kıldı. Güneş  açılıncaya  kadar  namazı uzattı. diye rivayet edilen hadîs-i şeriftir. Bir hususta iki hadîs-i şerif taarruz ederlerse erkeklerin rivayet ettiği hadîs-i şerif tercih edilir.

Hz Aişe (R. Anhâ.); «Her rek'atta iki rükû yaptı.» diye rivayet ettiği hadîs-i şerifin manâsı şöyle açıklanır: Resûl-i Ekrem (S.A.V.) rükûyu çok uzattıklarından, uzak olanlar Resûl-i Ekrem (S.A.V.)'ın rukudan kalktı zannedip, rukûdan  kalkmışlar arkalarında olan saflar da, önlerinde olan safın ayakta olduğunu görerek, onlar da rükûdan kalkmışlar, ilk rükûdan kalkan saf  Peygamberimiz (S.A.V.)'in rükûdan kalkmadığını görüp, tekrar rükûya varmışlar, onların arkasında olan saflar da aynı şekilde tekrar rükû etmişler, arka safta olanlar Resûl-i Ekrem (S.A.V.)'in  iki kere rükû ettiğini zannetmişler.

Cemâat kalabalık olduğu zaman böyle şüpheler çok olur. Hz. Aişe (R. Anhâ.) en son saf olan, kadınlar safında bulunduğu için Peygamberimiz  (S.A.V.)'in iki rükû yaptığını zannetmiştir.

İmâm-ı Şâfiî (Rh. A); «Güneş tutulma» hadisi şerifini erkeklerden ibn-i Abbas (R.A.)'da rivayet etmiştir.» derse; biz Hanefîler; «O zaman İbn-i Abbas (R.A.) çocuk olduğundan, kadınların safının önünde bulunmakla Resûl-i Ekrem (S.A.V.)'in iki defa rükû yaptığını zannetmiştir.» diye cevâb veririz.

İmâm, bu namazın kıraatini uzatır. Çünkü, Peygamberimiz (S. A.V.) birinci rek'atta Bakara Sûresini, ikinci rek'atta Âl-i îmrân sûresi kadar okumuştur. İmâm-ı A'zam (Rh. A.)'a göre; imâm kıraati gizil okur. Ebû Yûsuf'la îmâm-ı Muhammed (Rh. Aleyhimâ.) 'e göre; imâm kıraati açıktan okur. Namaz kılındıktan sonra Güneş açılıncaya kadar dua eder, imâm dilerse otururken, dilerse ayakta, dilerse Kıble'ye
Karşı dilerse cemâate karşı duâ eder, cemâat de «Amîn» der.

Çünkü pamberimiz (S.A.V.):Bu korkulardan bir şey gördünüz mü, duaya sığınınız, duâ ediniz buyurmuşlardır.

Bu namazdan sonra, imâm hutbe okumaz. îmâm-ı Şafiî (Rh. A.)ye göre; Bayramlarda okunduğu gibi, namazdan sonra iki hutbe okunur Delili; Hz. Aişe (R. Anhâ.)'nin:
«Peygamberimiz (S.A.V.) namaz kıldıktan sonra Allah-ü Teâlâ'ya hamd-ü sena ederek iki hutbe okumuşlardır.» diye rivayet ettiği hadis-i şeriftir.

Biz Hanefîler; «Bu rivayeti Hz. Âişe (R. Anhâ.)'den başkası rivayet etmemiştir.» diye cevâb veririz. Eğer bu rivayet doğru ise, hadîsi şerîfenin manâsi şöyle açıklanır:
Ashâb-ı Kiram Güneşin tutulması Hz. İbrahim (R.A.)'in ölümünden dolayı olduğunu söylediler. Peygamberimiz (S.A.V.) onların söylediklerinin doğru olmadığını bildirmek için hutbe okumuşlardır. Yoksa hutbe okumak şart değildir veya Hz. Âişe (R. Anhâ.)'nin, «Hutbe okudu» sözü, «duâ etti.» ma'nâsınadır. Çünkü duaya, hutbe de denilir.

Cuma kıldıran imâm bulunmazsa, cemâat arasında sen geçeceksin  ben geçeceğim diye kargaşalık olmaması için, namazı kendi başlarına kılarlar. Çünkü Nafile Namazlarda asıl olan tek basına kılınmasıdır. Güneş Tutulma Namazını, Ay Tutulma Namazı gibi iki veya dört rek'at kılarlar.

Ay Tutulma Namazında; Cum'ayı kıldıran İmâm bulunsa bile, yine herkes teker teker kılarlar. Çünkü, gecede toplanmak zordur. îmâm-ı Şafii (Rh. A.); Ay Tutulunca mescid imâmı insanlara iki rek'at namaz kıldırır, her rek'atta iki rükû yapar. Güneş Tutulma Namazında olduğu gibi kıraati açıktan okur, demiştir.

Şiddetli depremler, yıldırım, çok yıldız kayması, şiddetli ve devamlı yağmur, salgın hastalıklar için de namaz kılınır.

Mülteka Tercumesi C.1 S.241- 242 -243

Mahi

Yağmur yağmadığı zaman Müslümanlar yağmur duasına çıkarlar. Allah-ü Teâlâ (C.C.)'dan yağmur yağdırmasını isterler. îmâm-ı A'zam (Rh. A.)'a göre îstiskâ'da cemâat ile namaz yoktur. Yalnız dua ve istiğfar vardır. Çünkü Allah-ü Teâlâ (C.C.):

«Rabbınızdan mağfiret dileyiniz. Çünkü O, çok yarlıgayıcıdır. (Bu yüzden) size bol bol yağmur ihsan eder.» (Nûh sûresi; âyet: 10-11) buyurmuştur.

Allah-ü Teâlâ (C.C.) yağmurun yağması için istiğfarı sebeb kılmıştır. Ayeti Kerîme'de namaz zikredilmemiştir. Resûl-i Ekrem (S. A.V.)'in yağmur duasına çıktıklarında namaz kıldırmayıp, duâ ettikleri rivayet edilmiştir.

Enes (RA.)'den; «Peygamberimiz (S.A.V.) minberde iken Ashâb-ı Kiram kuraklıktan şikâyet ettiklerinde Peygamberimiz (S.A.V.) minberde duâ etti. Bir hafta devamlı yağmur yağdı, sonra kesildi.» diye. rivayet olunmuştur.

Hz  Ömer (R.A) yağmur kesildiğinde ashâbıyla istiskâ için müşavere ettiğinde sahabeden Hz Kaab ey mü’minlerin emiri İsrail oğulları peygamberlerinin yakınalrıyla Allahu tealadan yağmur yağdırmasını niyaz ederlerdi. Aramızda Rasulullah s.a.v. in amcası bulunurken biz niçin onun yüzü suyu hurmetine kerim olan Allahtan yağmur yardırmasını niyaz etmiyoruz. Demiş Bunun üzerine Hz Ömer ra. Hz Abbas r.a.’ı minber üzerine oturtup kendisi de yanına oturarak
«Allahümme netevesselü ileyke bi amm-i nebiyyike.»     «Ey Allahım! Peygamber (Hz. Muhammed) (S.A.V) in amcası yüzü suyu  hürmetine bize yağmur ihsan et diye dua etmiş Minbeden inmeden bol yağmur yağmıştır.

Peygamberimiz  (S.A.V.)'den nakledilen yağmur duası şudur.
«Allahümme! Eskına geysen mugısen henien merien gadeken mücellilen sahhan ömmen tabeka, Allahümme eskınal'gayse ve lâ tecalnâ minel kanitin. Allahümme; inne bil'bilâdi vel'ıbadi vel'halkı minel Ie'vai veddanki mâla ncşkûhu illâ ileyk. Allahümme! Enbit lena min berekâtil arz. Allahümme! Inna    nestağfirüke inneke künte feersilissemae aleyna midrarâ
Ma'nâsı:
«Yarabbi  Bize yardım eden, içimize sinen, bol, fâideli, her tarafı kaplayan, her tarafa akıp giden, her tarafı sulayan umûmî bir yağmur ihsan buyur.

İlâhi. Bize yağmur ihsan et, bizi ümidlerini kesmiş kimselerden etme. Ey Rabbimiz Kullarda, illerde vesâir yaradılmış şeylerde öyle bir güçlük öyle bir darlık var ki senden başkasına arzedemeyiz.

Ey Yüce Halîkimiz! Bizim için ekinleri bitir, bizim İçin memeâleri sütle doldur, bize göğün bereketlerinden ihsan et, bize yeryüzünün beketlerinden yetiştir. Ey Kerim Ma'bûdumuz!  Biz senden dileriz. Şüphe yok ki sen çok mağfiret edicisin. Artık bize semâdan bol yağmurlar yağdır. Ey Gafur, Rahîm Rabbimiz!»

Cemâat isterlerse ayrı ayrı namaz kılarlar. Ebû Yûsuf'la Muhammed (Rh. Aleyhimâ.)'e göre; imâm cemâate Bayram namazı  gibi açıktan okuyarak iki rek'at namaz kıldırır. Bunların delili Abbas (RA.)'dan; «Peygamberimiz (S.A.V.) Bayram Namazı gibi rek'at namaz kıldırdı, bir kere de kıldırmadı.» diye rivayet edilmiştir.

Bundan dolayı, istiskâ Namazı sünnet değil, mendûbtur. îmâm-ı Muhammed (Rh. A.)'e göre; namazdan sonra iki hutbe okunur. Ebu Yûsuf (Rh. A.)'a göre; bir hutbe okunur ve tekbir alınır. Hatib, minbere çıkmaz, yerde durur; kılıç, ok veya asâ gibi bir şeye dayanır, öylece hutbelerini irâd eder.

Bedâyi'de; «Ebû Yûsuf'la İmamı Muhammed (Rh. Aleyhimâ.)'den meşhur olan rivayete göre; tekbir alınmaz. denilmiştir.

Zahîriyye'de; «İmâm-ı Muhammed (Rh. A.)'den «tekbir alınması» rivayeti olmakla beraber, «İstiskâ Namazında Bayram Namazı gibi İki rek'at kılınır, hutbe okunur, fakat tekbir alınmaz.» rivayeti de vardır. denilmiştir.

İmâm-ı Azam (Rh. A.)'a göre; hutbe cemâatle kılınan namaza bağlı olduğundan istiskâ'da cemâatle namaz olmadığından hutbe okunmaz.

İbn-i Ömer (R.A.)'den; «Peygamberimiz (S.A.V.) ne namaz kılmış.
ne hutbe okumuş, ancak duâ etmiştir.» diye rivayet olunmuştur. Nebi (A.S.)'ın «hutbe okudu» diye olan rivayeti, hutbe okumanın caiz olacağını beyân için olup, sünnet için değildir.

Hz. Ömer (R.A.)'in yağmur duasına çıktığı, fakat namaz kılmadığı sabit olmuştur. Namaz sünnet olsaydı herkesten daha fazla ReSülüllah (S.A.V.)'in sünnetine uyan Hz. Ömer (R.A.) namazı terketmezdi.

İmam-ı Muhammcd (Rh. A.)'e göre; imâm elbisesini çevirir: Dört köşeli ise yukarısını aşağı, aşağısını yukarı, değirmi ise sağını sol tarafına, solunu da sağ tarafına getirir ve kaba kaftan ise içini dışarıya, dışını da içeriye getirir. Bu sıkıntılı hâlin değişmesi için elbiseyi çevirmek uğurluluk içindir. Fakat cemâat elbiselerini çevirmezler.

İmâm-ı A'zam (Rh. A.)'a göre; imâm da elbisesini çevirmez. Çünkü Peygamberimiz (S.A.V.) Cum'a gününde istiskâya çıktıklarında mübarek ridâsını çevirmemişlerdir. Eğer sünnet olsaydı çevirirlerdi. Üç gün peşi peşine yağmur duasına çıkılır. Üç günden sonra çıkılmaz. Yağmur duâsına çıkmadan önce sadaka verilir, tevbe ve istiğfar edilir, aralarında dargın olanlar birbiriyle barışırlar. Duaya çıkarken eski elbiseler giyilir, zelil, mütevâzi, bir hâlde başlarını eğerler, zayıfları, yaşlıları ve çocukları da beraber götürürler. Muhtasırıs-Sırâci'l-Vel-hac'da; imâm halka üç gün oruç tutmalarım emreder. Dördüncü gün yağmur duasına çıkarlar. Çocukları da yanlarında götürürler.

Çünkü Peygamberimiz (S.A.V.):
«Süt emen çocuklar, otlayan hayvanlar, beli bükülmüş ihtiyarlar olmasaydı, üzerinize azâb yağmur gibi yağardı.» buyurmuşlardır.
Bu hadîs-i şerif çocukların, hayvanların, yaşlıların yağmur duâsına çıkmalarına delâlet eder.

Yine Peygamberimiz  (S.A.V.):
Peygamberlerden bir Peygamber yağmur duasına çıkmış. Bir de ne gorsun, bir karınca sırt üstü yatıp ayaklarını göğe doğru döndürmüş. Bunun üzerine o Peygamber, «Geri dönün, bu karınca için duanız kabul edilmiştir.» demiş. Size zayıf olanlarınız sebebiyle yardım olunur ve rızık verilir.» buyurmuşlardır.» denilmiştir.

Müslüman olmayanlar yağmur duasına çıkmazlar. Çünkü istiskâ yağmurun yağmasını istemektir. Müslüman olmayanlar üzerine rahmet inmez. Ancak azâb ve lânet iner. Imâm-ı Mâlik (Rh. A.)'e göre; onlar kendileri çıkarlarsa menolunmazlar. İstiskâdan onların menedilmesi için «eser» de vardır. Fakat, biz Hanefîlerce onların yağmur duasına çıkmaları caiz değildir. Çünkü Müslümanlar duâ için çıkarlar. Müslüman olmayanlar hakkında Aliah-ü Teâlâ (C.C.):

«Kâfirlerin duası sapıklık içinde kalmaktan başka bir şey değildir.» (Er-Râd sûresi; âyet: 14) buyurmuştur.

Peygamberimiz (S.A.V.):
«Ben, müşrikle beraber olan Müslümandan beriyim.» buyurmuşlardır.

Bu âyetle, hadîsi şerif Müslüman olmayanların yağmur duasına çıkamayacaklarına kesin delildir.


Mülteka Tercumesi C.1 S.244- 245 -246-247-248

ankebut-57

Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofya.org

Eymen

Bilgiler için teşekkür ederim...
Zaman bir kılıçtır; sen onu kesmezsen, o seni keser.

Mahi

Abdullâh B. Abbâs(da) küsûf bahsini uzun uzadıya zikrettiği rivâyet olunmuştur. (Müşârün-ileyh bu hadîste küsûf namazını ta`rîf ettikten) sonra şöyle demiştir: dediler ki: Yâ Resûlâllâh, (namaz içinde) durduğun yerden (görmediğimiz) bir şeye elinle uzandığını gördük sonra (yine namaz içinde irkilip geri geri geldiğini) gördük. Nebiyy-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem: "(Evet) ben cenneti gördüm ve bir (üzüm) salkımına elimle uzandım. Eğer o salkımı ben ele geçirebilseydim dünyâ bâkî kaldıkça ondan yerdiniz (de tükenmezdi). Âteş (-i cahîm) i de gördüm (lâkin) ömrümde bugün gördüğüm kadar çirkin, berbat hiçbir manzara görmemiştim. Cehennem`in ekser ahâlîsini de kadınlar olarak gördüm" buyurdu. "Yâ Resûla`llâ, ne sebeble (kadınlar buna müstahak oluyorlar?)" diye sordular. (Cevâben:) "Küfürleri sebebiyle" buyurdu. "Allâh`a îmân mı etmiyorlar?" (diye tekrar sordular). "Kocalarına karşı (küfrân-ı ni`met) ederler. İyiliğe karşı (küfrân-ı ni`met) ederler. (İçlerinden) birine dünyâ dünyâ oldukça iyilik etsen de sonra senden (marzîsine muhâlif ufacık) bir şey görse (hemen) senden hiçbir hayır görmedim ki der" buyurdu.

sahih-i buhari KÜSÛF BAHSİ  Hadis No    551