İlginç evlenme adetleri güldürüyor

Başlatan Ber-ceste, 02 Nisan 2008, 19:28:44

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ber-ceste

Her ülkenin toplumsal ve kültürel yapısı ile inançlarına göre evlilik gelenekleri, ilginç özellikler taşıyor.

Bosna-Hersek'te sade kahve, damat adayının reddedildiği anlamını taşırken, Pakistan'da damat adayı küfür ve hakaretlerle dolu zorlu bir sınavdan geçmek zorunda kalıyor.

Bosna-Hersek'te evlenme çağına gelmiş gelin adayını isteyen damat adayı, kız evine yemeğe davet ediliyor ve ailenin büyükleri ile söz konusu evlilik hakkında tartışıyorlar. Kızın aile büyükleri damat adayı hakkında bir karara vardıktan sonra kahve ikramına geçiliyor. Şekerli kahve damat adayının evlilik için uygun görüldüğü, sade olması ise damat adayının reddedildiği anlamını taşıyor.

Pakistan'da damat adayı kızın aile büyükleri tarafından zorlu bir sınavdan geçiriliyor. Bu sınav, aile büyüklerinin damat adayına akla gelebilecek tüm hakaret ve küfürleri etmeleri, damat adayının ise tüm bunlara katlanabilecek kadar soğukkanlı olmasına dayanıyor. Sınavdan başarıyla geçen genç evlilik iznini almış oluyor.

İskoçya'da ise gelin, düğünden bir gece önce aile büyüklerinin ortasına oturarak, onlara ayaklarını yıkatıyor. Bu gelenek, çiftin mutluluk yolunda yürümelerini sembolize ediyor. Düğünde ise gelin iki ayakkabısına da bozuk para koyuyor.

DÜĞÜNDE İÇİ CAM PARÇALARIYLA DOLU BEZE BASMA ADETİ

İsrail'de ise, düğünlerde Kudüs'teki kutsal tapınağın yok oluşunu sembolize eden içi cam parçalarıyla dolu bir beze basma geleneği bulunuyor. Törende cam kırmak ise hayattaki mutluluğu ve üzüntüyü sembolize ediyor.

Hindistan'da da damat gelinin kıyafetinden sorumlu oluyor. Gelin, beyaz gelinlik yerine, ''sari'' denilen özel bir giysi giyiyor. Törene gündelik kıyafetlerle gelen gelin, daha sonra kocasının kendisine sunduğu kıyafeti giyiyor.

İYİ GEÇİNME İŞARETİ

Kore'de evlilik geleneklerinde ördek ve kaz önemli bir yer tutuyor. Eski geleneklerde damatlar arkalarında kaz taşıyarak beyaz bir atın üstünde gelinin evine giderlerken günümüzde sembolik olarak tahta kaz kullanılıyor.

Bir başka geleneğe göre de düğünden sonra bir çift tahta ördek yeni çiftin evine yerleştiriliyor. Eğer ördekler karşılıklı konursa çiftin iyi geçineceğine, ters konulursa kavga edeceklerine inanılıyor.

Afrika'nın bazı bölgelerinde damat adayı kızı ailesinden istedikten sonra kızın ailesi teklifi kabul ederse kızlarına para ve fıstık veriyor. Gelin adayı, fıstığı damatla bölüşürken, çiftin birleşmesine yardımcı olan aracıya da bir parça veriliyor. Bu, komşulara ve akrabalara düğün daveti anlamına geliyor.

Belçika'da ise en önemli gelenekler arasında mendile isim işlemek geliyor. Gelinin ailesi, kızlarının adının işlenmiş olduğu mendili düğüne götürerek davetlilere gösteriyor. Bu mendil düğünden sonra kızın ailesinin evine geri getiriliyor ve gelinin kız kardeşi varsa onun adı işlenerek yine evde sergileniyor.

Finlandiyalı gelinler ise düğünde el yapımı altın bir taç takıyorlar. Törenden sonra bekar genç kızlar gelinin etrafında toplanıyor ve gelin genç kızlar arasından seçtiği birine altın tacını veriyor. Seçilen kızın, en kısa zamanda evleneceğine inanılıyor.

Öte yandan Vikingler zamanında ise evlilikler açık arttırma şeklinde yapılıyordu. Damat adayı, gelin adayı için kızın babasına fiyat teklif ediyor, bu fiyat üzerinden pazarlık yapılıyor ve belirlenen para miktarı çeyiz için kullanılıyordu. Ayrıca çiftin evlilik hayatları boyunca altın ve gümüş sıkıntısı çekmemeleri için babası gelinin sağ ayağına gümüş, annesi ise sol ayağına altın takıyordu.

FRANSA'DA TÖREN ÇİÇEKLERİNİ DAVETLİLER GETİRİYOR

Fransa'da ise evlenecek çiftlerin törende yer alacak çiçeklerini davetliler getiriyor.

Bulgaristan'da da erkek, sevdiği kızı ailesinden istemek için en yakın arkadaşıyla kızın evine giderken, yanında mutluluk, sağlık ve zenginliği temsil eden ''zdravet'' adı verilen yeşil çiçeklerden küçük bir buket götürüyor. Bunun yanı sıra kıza ve babasına ufak hediyeler veriyor. Damat adayını beğenir ve evliliği onaylarsa kızına dönüp 3 kez evliliğe hazır olup olmadığını soruyor ve kız (evet) derse kızın ailesi de erkeğin ailesine hediyeler yolluyor.

Düğünden önceki Perşembe günü hamur ve mayanın karıştırılmasıyla özel bir ekmek yapılıyor ve bu ekmek yeni ailenin oluşumunu sembolize ediyor. Düğünde ise gelin, içinde bozuk para, çiğ yumurta ve buğday bulunan bir tabağı arkasına bakmadan başının üzerinden geriye doğru atıyor. Tabak ne kadar küçük parçalara ayrılırsa o kadar iyi olacağı düşünülüyor.

Ayrıca gelin ile damada somun ekmeği veriliyor. Hangisi bu ekmekten daha büyük parça koparırsa evde onun sözünün geçeceğine inanılıyor.

AA
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

EkmeL

Bizim türkiyede de yakın zamanda başlık parası vardı.Gerçi şimdi kalktı ama yabancıların adetleri gerçekten ilginç...
Bu saatten sonra sadece ben konuşacağım !

Ber-ceste

Yabancıların adetlerine bakınca Türklerin adetlerine kimse bir şey dememeli bence:)
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

muhibban

Kız ile erkeğin artık yaşı gelmiştir ve artık evlenme zamanının geldiğini düşünmektedir. Erkek kendine uygun bir bayan ararken, bayan da kendine uygun bir erkeği beklemeye başlamıştır. Bir vesileyle erkek ve bayan tanışır, sonra ailelere gider durum. Aileler de uygun bulunca kız istenir. Önce istekler küçüktür ancak olayın içine girilince istekler kademe kademe yükselir ve işin içinden çıkılamaz bir hal alır. Söz ve nişan alış verişi, akrabalara hediyeler, kuaför, berber paraları nişan, düğün derken damat artık isyan noktasına gelmiştir.
Ama damat evlenmeyi kafasına koymuştur ve evlenecektir. Bu yüzden bu aşamaya kadar her şeyi yapar ancak unuttuğu son bir şey vardır.
Tüm hazırlıkları bitiren damada son aşamada öyle sınavlar uygulanır ki erkek ne yapacağını şaşırır. Ama bu sınavı geçemezse kızı alamayacağı için tüm becerilerini ortaya koyarak sınavı geçmeye çalışır.
Geleneklerin yaşatıldığı Aydın'ın Köşk ilçesine bağlı Başçayır köyünde Fatih Çapar ile Gülizar Kemer adlı gençler evlenmeye karar verir. Gelin verilmeden önce damadın ayakkabısı çıkarılarak beyaz çorapları ile kızgın toprağın üzerinde oynatılır. Ardından gelinin yakınları kız verecekleri damadın becerisini ölçmek amacıyla damattan ahududu ister. Gelin yakınlarının bu isteği doğrultusunda damat elinde çanakla koşa koşa dağa gidip dağdaki bir ahududu ağacından dut toplar. Dut sınavını başarı ile geçen damada daha sonra leğen içerisinde çamaşır yıkatılır. Ardından da kahve pişirtilir. Tüm köylülerin huzurunda yapılan bu sınavları başarı ile bitiren damada kız teslim edilir.

DAMADA ARABA ÇEKTİRİLİYOR
Kaynarca'ya bağlı Ömerağa köyünde de, gelinin evine gitmesi için gelini taşıyan arabayı arabayı damadın iple çekmesi gerekiyor. Damat çekerim diyor ama yanılıyor. Çünkü arabaya gelinin yakınları da biniyor...

DAMADA İŞKENCE
Anadolunun bir köyünde, düğünün bitiminden hemen sonra damat evinde toplanan köyün ileri gelenleri önünde bir kişi arap kılığına girerek, damat ve sağdıçlarını kendisi hakkındaki bilgileri vermeye zorlar. Ama bunu damat ve ekibine gülme işkencesi şeklinde yapar. Bu ayak gıdıklama ya da başka şekillerde uygulanır. Eğer damat ve ekibi sınavı geçerse damat gelini almaya hak kazanmıştır.

AĞAÇTA YUMURTA TALİMİ
Adana'da kız istenirken su içilmiyor, su getirilmesi işin olmayacağı anlamına geliyor. Kına gecesine giden damat yolda durdurulup, yüksek bir ağaç dalına konan yumurtaları vurması isteniyor. Vuramazsa kız evi ceza veriyor.
KULAĞI ÇEKİLİP MEZARLIĞA GÖTÜRÜLÜYOR
Konya'da söz kesmeye 'bitirme' deniyor. Karaman'da bitirme, adayın kulağı çekilerek duyuruyor. Evine götürülürken de mezarlıktan geçiriliyor. Bu uygulama, düğünü göreceksin, ölümü de unutma anlamına geliyor.

Bunlar da dünyadaki evlilik sınavları:
Pakistan'da damat adayı öyle bir sınava sokuluyor ki, ÖSS solda sıfır kalıyor. Pakistan'ın bazı bölgelerinde damat adayı kızın aile büyükleri tarafından sınavdan geçiriliyor. Bu sınavda, aile büyükleri damat adayına akla gelebilecek tüm hakaret ve küfürleri ediyorlar. Damat ise tüm bunlara katlanacak soğukkanlı davranacak. Sınavdan başarıyla geçen genç evlilik iznini almış oluyor. Evlendikten sonra damat hıncını kimden çıkarır bilinmez...

DAMAT TARAFI GELİNİN AYAKLARINI YIKAMAK ZORUNDA
Türkiye'de eskiden işten dönen kocanın önüne bir leğen içinde sıcak su getirilir ve erkeğin ayaklarını gelin yıkardı. Bu sahneler eski Türk filmlerinin değişmez karelerini oluştururdu. Ama İskoçya'da durum tam tersi. İskoç gelini, damadın ailesine düğün öncesinde ayaklarını yıkatıyor. Gelin düğünden bir gece önce damadın ve aile büyüklerinin ortasına oturur ve onlara ayaklarını yıkatır. Bu gelenek çiftin mutluluk yolunda yürümelerini sembolize ettiği için bu işlem olmazsa evlilik olayı gerçekleşmez.

BOSNA - HERSEK
Ülkenin bazı bölgelerinde evlenme çağına gelmiş gelin adayını isteyen damat adayı kız evine yemeğe davet edilmekte ve ailenin büyükleri ile söz konusu evlilik hakkında tartışmaktadır. Kızın aile büyükleri damat adayı hakkında bir karara vardıktan sonra kahve ikramına geçilir. Kahve şekerli ise damat adayı evlilik için uygun görülmüştür, ancak kahve sade ise damat adayı reddedilmiş demektir.


Kaynak:
Tüm sitelerde zebil gibi yer alan yazılardan....
Elimize, dilimize, gözümüze ve kalbimize sahip olalım...