Gençler, anne ve babaları sıkıntılarını anladığında kendilerini mutlu hisseder

Başlatan İsra, 24 Nisan 2008, 03:30:31

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsra

Aile içi çatışmaların çoğu, anlayış farklılıklarından ve diyalog eksikliğinden kaynaklanır. Ebeveynlerin dinlemeye hazır olmamaları ve "nasihatçi" yanları yanında, gençlerin kendilerini ifade etmeyi beceremeyişleri ve sabırsızlıkları da aile içi iletişimi zedeler.

Gençlerin en büyük sorunları anne ve babalarının kendilerini anlamamasıdır. Siz de anne-babanızın sizi anlamadığını düşünenlerden misiniz? Eğer böyle hissediyorsanız kendinize olan güveniniz, hayata dönük bakış açınız da bunu büyük ölçüde etkiler.

Gençlerin çoğu birçok konuda anlaşılmadıklarını hissettiklerinde, anne-babalarının kendilerini sevmediklerini, güvenmediklerini veya değer vermediklerini düşünür. Bu da ebeveyn ve genç arasındaki diyaloğun giderek kopmasına yol açar. Sonuçta evladına ulaşamayan anne-baba, kendisini çaresiz hissederken; genç de anne-babası tarafından anlaşılamamanın verdiği stresle gittikçe ya iç dünyasına çekilir ya da ailede aradığı huzuru bulamayarak arkadaş ortamlarında duygusal doyum arayışına girer. Bunun sonucunda ortaya çıkan stres her iki tarafta hem organik hem de psikolojik problemlere yol açar.

Gençler, anne-babanızla aranızda çıkan sorunlardan rahatsız oluyorsanız sadece onların size ulaşmasını beklemeyin, siz de onlara ulaşabilirsiniz. Bunun için şu noktalara dikkat etmeniz gerekiyor:

Hep kendinizi suçlamayın

Önce kendinize güvenin ve suçluluk kompleksinden sıyrılmaya çalışın. Bir anlaşmazlık varsa sorumluluk tek tarafın değil iki tarafındır.

Anlamasalar da seviyorlar

Anne-babanızla aranızda anlaşmazlık çıkması size olan sevgilerini yeterince göstermelerine engel olur. Bazı anne-babalar kendileri gençliklerinde yeteri kadar sevgi görmemişse şimdi onlar da sevgilerini gösteremiyor olabilirler. Bu sevilmediğiniz anlamına gelmez.

Farkları görmeye çalışın

Anlaşmazlıkların nedenlerini görmeye çalışın. Siz ve anne-babanız farklı bakış açılarına sahip olabilirsiniz. Yaşınız ve gelişme özelliklerinizin getirdiği doğal farklılıklar yanında siz ve anne-babanız çok farklı ortamlarda yetiştiniz.

Tartışmalar stres kaynaklı

Anne-babanızın sizi eleştirme şekli, güven duygunuzu kaybettirmesin. Günlerce size anlayışlı davranmak için kendi kendine söz veren babanız işten bir şeye canı sıkılmış bir şekilde döndüğünde kendisinin de memnun olmadığı davranış kalıplarına göre hareket edebilir. Anlayışlı olun.

İletişim kazalarını önleyin

Eğer birden parladılarsa kaçıp uzaklaşma yerine ortamın biraz sakinleşmesini bekleyip daha sonra kendinizi ifade etmeyi deneyin. Her anne-baba sevgi ve hürmet görmekten ve güzel sözler duymaktan hoşlanır. Her zaman onlardan beklemeyin. Siz de onlara güzel sözler söyleyin. Onları anneniz-babanız oldukları için ne kadar sevdiğinizi ifade edin.

Sizi dinlemelerini sağlayın

Bazı anne-babalar çocuklarıyla diyaloglarını geliştirmek ister ve "Bir derdin var mı? Bana anlatabilirsin." derler. Fakat dinlemeye başlayıp da uygun görmedikleri bir konudan bahsedince hemen nasihat etmeye başlayarak iletişimi keserler. Sizin de anneniz böyle yapıyorsa bilin ki bu farkında olmadan yaptıkları bir davranıştır. Bu davranışın sizinle iletişimlerini keseceğini bilseler büyük ihtimalle yapmazlar. Siz böyle bir davranışın anne-babanızla aranızda kopukluğa yol açmasına fırsat vermeyin. Onlar nasihatlerini bitirince yeniden kendinizi ifade etmenin yollarını bulmaya çalışın.

İletişimin koptuğu noktalar

Gençlerin anne-babalarının kendilerini anlamadığını hissettikleri alanlar en çok şu konularda yoğunlaşıyor: Arkadaş seçimi, giyim tarzı, okul seçimi, aile içi sorumlulukların paylaşımı, konuşma tarzı, okul ve iş dışı vakitlerini değerlendirme, düzenli ders çalışma, kardeşler arası anlaşmazlıklar, inanç ve değerler konusundaki farklılıklar.

Farika Teymur Artır - Uzm. Psikolog

İsra

Sorunlarıyla baş edemeyeceğini sanan, anne babası tarafından anlaşılmak isteyen; ama bunun için intihar yolunu tercih eden birçok genç var. Gençler, yaptıklarının nelere yol açacağını tam olarak düşünseler böyle bir davranışa kalkışmazlar.

Fakat genellikle bir anlık öfkeyle hareket ettiklerinden geri dönülmez bir yola giriyorlar. Gençleri bu tür davranışlara iten nedenler arasında sevgi ve ilgi eksikliği (sevginin gerektiği şekilde gösterilmemesi) ile anne-babanın aşağılayıcı davranışları başta geliyor. Peki bir anne-baba, çocuğunu canı gibi severken nasıl aşağılayıp hakaret edebiliyor?

Gerçek şu ki, tutumların çoğu çocuk yaşta edinilmiş olup çoğu otomatik davranışlar olarak ortaya çıkar. Bazı anne-babalar çocuklarının hoşlanmadığı davranışlar karşısında bağırıp çağırıp hakaret ederken o anda onun ruh dünyasında nasıl derin yaralar açtıklarını düşünemezler. Çünkü öfkelerine yenik düşmüşlerdir. Öfke, kişinin mantıklı ve doğru hareket etmesini engeller. Bu da duygu ve tepki eğitimi ile ilgilidir.

Bu şekil davranışlara maruz kalan çocuk da benzer şekilde davranışlar sergilemeye, öfkesine hakim olamamaya başlar. Hatta anne-babasının ilgisini çekmek için kasten yanlış davranışlar yaptıklarını yetişkin olduktan sonra hatırlayan birçok genç vardır. Çocuk ve gencin ilgi çekmek için yanlışlar yapması, aile üyelerinin kısırdöngü içine girmesine yol açar. Tabii ki aynı ailede kardeşler farklı davranır. Kardeşlerden birisi anne-babasını kızdırmamak için kendisini aşırı zorlar ve kontrollü davranırken diğeri, tutumları modelleyerek dürtüsel ve kontrolsüz davranabilir. Bu da aynı anne-babanın, çocuklarına farklı davranmasına yol açar. Daha dikkatli olana anne-babası daha müsamahakâr davrandığından diğer kardeş anne-babasının ayrım yaptığını düşünür.

Stresli aile ortamı, aile üyelerinin birbirine düşmanca reddedici şekilde davranması hem ruh sağlıklarını hem de beden sağlıklarını bozduğundan sorunlar katlanarak büyür. Bunun sonucunda intihar eğilimi de görülür. İntiharın en önemli nedenleri arasında depresyon gibi ruhsal hastalıklar ve sevgi, ilgi eksikliği başta gelir. Her ne kadar dini inançlar intihara eğilimi azaltsa da ruh sağlığının bozulmasının mantıklı düşünmeyi engellediği unutulmamalıdır.

Aile ne yapmalı?

Anne-baba, tutumlarını sık sık gözden geçirmeli. Zorlama anında tolerans sınırlarının daraldığını düşünüyorsa psikolojik destek almalı. Beden sağlığına ve dinlenmeye önem vermeli. Yaptığı hatalı davranıştan sonra çocuğuyla konuşup mutlaka kendi yaptığı kısmından özür dilemeli.

Çocuk ve gencin kendi hatalı davranışını da görmesini sağlamalı. Çocuk ve gençlerin intiharla ilgili sözlerine mutlaka önem verilmeli. Ruh sağlığı bozukluğunun işareti olabileceğinden anne-baba bu konuda dikkatli olmalı, gereken tıbbi ve psikolojik destek alınmalı.

Gencin, problem çözme becerileri ile ilgili desteklenmesi sağlanmalı. Hayatın gayesi, anlamı, varoluş nedenimiz konusunda düşünmesi ve bu konuda sorular sorup cevaplar bulmasına yardımcı olunmalı, sadece nasihat etmek yerine dinlemeye önem verilmeli.

Gence değer verildiği hissettirilip yeteri kadar vakit ayırmaya özen gösterilmeli. Çocuk ve gençler, erkek olsun kız olsun anne-babalarıyla, kardeşlerinden ve diğer ebeveynden ayrı müstakil zaman dilimlerinde konuşma ve birlikte kişiliklerine, yaşlarına ve cinsiyetlerine uygun bir şeyler yapmaya ihtiyaç duyarlar. Bu, imkânlar ölçüsünce sağlanmaya çalışılmalı.

Gençler ne yapmalı?

Gençler, anne-babanın sadece yanlış davranışlarını değil güzel davranışlarını da görmeye çalışmalı. Onlar sevgilerini sözle ifade edemeseler de fedakarlık, hediye, hastayken ilgilenme, maddi imkanlar sağlama gibi farklı sevgi işaretlerini anlayabilmeli. Bununla beraber sevginin diğer ifade şekillerine ve takdir görmeye olan ihtiyaçlarını da ifade ederek anne-babanın bu konuda gelişmesine yardımcı olmalı. Zira gelişim hayat boyu devam eder, çocuklar ve gençler yetişkinlerin gelişmesine kendilerini ifade ederek katkıda bulunur. Anne-babanın kontrollerini kaybettikleri için yanlış davrandıklarını görebilen ve bunu onlara güzel bir şekilde ifade ederek kendilerini geliştirmelerine yardımcı olan, bir yetişkinden daha olgun davranabilen birçok genç var. Bu gençler, intihar gibi çözümsüzlüğe götüren yanlışları da yapmamış oluyorlar.

Farika Teymur Artır Uzman psikolog