Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Duruşların En Anlamlısı

Başlatan Ber-ceste, 21 Şubat 2008, 12:51:02

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ber-ceste

Bir hayat tasavvur ediyorum zihnimde. Öyle rastgele değil; etraflıca, tüm rûhumu harekete geçirircesine. Coşkun ırmaklarda akıyorum önce, engin denizlere doğru. Sonraları kabına sığmayan bir sevinçle uçuyorum gökyüzü derinliklerinde.

Yaşadıklarımın yüreğimi tüllendirdiğini hissediyorum, akan gözyaşlarım beraberinde. Tarifi imkânsız bir huzura gark oluyor yüreğim. Ellerimi kalbimin üzerinde her birleştirişimde; kalp atışlarımın hızına şahit oluyor ve aynı heyecanla devam ediyorum yolculuğuma. Kapılar karşılıyor beni.

Eğilip geçiyorum o kapılardan. Eğilişim yüce bir varlığa selâm oluyor, hissediyor bunu yüreğim. Dirilişim dimdik ayağa kalkışımla başlıyor adeta. Yeniden keşfediyorum kendimi.

Çaresiz farklılıklarımın şaşkınlığına uğradığım an aniden yerlere kapanıyorum gururuma söz geçirmek adına. Keşfine başladığım benliğimle bir nefis muhasebesine girdiğimi fark ediyorum zaman zaman.

Varlıkla yokluk arasında ince bir çizgide dolaştığım bir ânı yakalıyorum mukaddes sezgilerle. Yüceler yücesi bir mâneviyatın beni çepeçevre kuşattığı bir iklimi yaşıyorum. Issız mekânlar olarak gördüğüm her manzara beni kendi körlüğümün şuuruna götürüyor. Geldiğim ve gelebileceğim son nokta olsa gerek, oysa rûhun hâlâ hakikî sergüzeştini bulamadığı kanaatine varıyorum; yolculuğumun son hız devam ettiğini görünce.

Soluksuzca fakat sorumluca attığım her adım yepyeni limanlara uğratıyor kâşif benliğimi. Usulca bir hamleyle etrafıma bakındığımı, yüreğimin beklenmedik bir hüzünle adeta çarpıştığını hissediyorum ve uyanıyorum rüyaların en güzelinden, hayallerin en kutlusundan.

Gerçek bir ihtiyaç doğuyor bundan böyle hayatımda. Bende bıraktığı güzellikler, rûhumu bu eşsiz heyecana yeniden hazırlıyor. Ardından doğruluyorum en anlamlısından bir duruş daha sergilemek üzere ve asla terketmemecesine...


Zeynep Beyza Bulut - Yüzakı Dergisi
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

reis-de-aglar

zaman alışmayı öğretir;unutmayı asla.........

zeynepbeyza

Efendim alakanızdan dolayı minnet ve şükranlarımı sunarım.

zeynepbeyza

Bilginiz dahilindedir ki efendim,eflakın sahibi olan Allah.Yazan da yazdıran da ilham olan da o.Hürmetlerimi sunarım.

İsra

Sadakat ailesine hoşgeldiniz Zeynep Beyza Bulut

Güzel yazılarınızı sizden bekliyoruz artık :)




Tuğra

Teşekkür ederiz Zeynep Beyza ve hoşgeldiniz :)
〰〰〰〰🐠

Lika

Zeynep Beyza Bulut kardeşim, sizleri aramızda görmekten mutluluk duyduk.Hoş geldiniz :)
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

zeynepbeyza

Şükranlarımı sunarım efendim.Omutluluk bana ait.Hoşbuldum

dört mevsim

#8

Sadakat ailesine hoşgeldiniz Zeynep Beyza Bulut

Güzel yazılarınızı sizden bekliyoruz artık :)

ay-yüzlüm

#9

Sadakat ailesine hoşgeldiniz Zeynep Beyza Bulut

Güzel yazılarınızı sizden bekliyoruz artık :)
Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider.
Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider.
Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye,
Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.

zeynepbeyza

BİR HASRETİN DİLLENİŞİ(Yahya Kemal’e Dair)

            Öylesine benimsemiş, bağrına basmıştı ki tarihini Beyatlı, bu uğurda dağlara boyun eğdirdi ve kaleme aldığı İstiklal Harbi'nin günü gününe yazılmış en yakın tarihiydi. Milli mücadeleye adadığı ruhuyla girmişti bilgi ve fikir yoluna. Yegâne amacı; tüketmek kâğıdını, mürekkebini vatan hizmetine. Kimi zaman fısıldardı milleti ona Türk savaş gücünün musikisini. Kimi zaman ise çığlık çığlığaydı yüreği düşüncelerinin mutlak zaferiyle. İnancın sezgileriydi böylesine kalender duruşunun sebebi belki de.
Kelamı, insanlığın âmâl ve hatırat kapılarını açan anahtarlarıydı. Bir yelken misali bağlardı cümlelerini sergüzeşt-i hayat okyanuslarına açılan gemilerine. Ayak basılmadık limanların kâşifiydi zihninin cidarına tutunmuş fikirleri ve rotası sağlam olmalıydı her tamlamanın ahenginde. Ardından yekpare gayret manzarası önünde kurardı mücadelenin galibiyetine dair düşlerini. İlmin saygıyla temellendirildiği çağın, engin muhakeme yeteneğiyle yeşertmişti ümidin dokunduğu melekelerini.
               İçtenliğin hasını duyumsuyoruz şimdilerde 'anam' dediği vatanı vurgulu şiirlerinde. Her ızdırabın yeni şahlanışlara gebe kaldığı bir duruşa sahne oluyor yüreklerimiz ve tarih sayfalarından kırpılarak suflörlere teslim edilmiş oyunları ayıklamayı öğreniyoruz hakikat yüklü mücadelenin kan, ter kokan nişanelerinden. Bir sevda adıyoruz vatana dair. İçten içe bir çırpınış adeta... Kır atın şahlanışını iliklerimizde duyduğumuzda fehmediyoruz yaşananların ısmarlama bir mevzu olmadığı gerçeğini ve sebeplerin tarihe adanamayacağı sonuç yüklü hazinelere sahip çıkmak gerektiğini. Okudukça özlem duyuyoruz şehitliğin onulmaz mertebesine.
              Fedailiğin çetrefilli yollarında olgunlaşmanın yürekleri şad eyleyip, sevdaları tazelediğinin idrakiyle fark ettim ki onu anlamak; milletin parlak istikbaline dücar olmak ve özümüzün gürleştirilmesi uğrunda vazife alma bilincine sahip olmaktır.
               Telkini altında olduğumuzun aşikâr kanıtıdır aslında özgün besteleriyle kulaklarımızda çınladığı gerçeği. Bamteline dokunan anne hasretiyle yaktı sinelerimizi. Kâh boğazdaki mehtap tasvirleriyle kâh temaşa ettiği kutlu kentin semtleriyle aziz kıldı İstanbul’u yüreklerimizde. Alp Arslan’ın ruhuna adanmış azamet gazelinde duyumsadığımız mazi,’Açık Deniz’in mahzun hudutlarında karşıladı bizi. Yalnız duyanın çektiği bir serüvende yaşardık hayal şehri ve düşüncelerimizi.’Eylül Sonu’na doğru ‘Leyla’nın öldüğü ayın ondördünde kalkıyordu işte yine meçhule bir gemi. Zaman ‘İstanbul’un O Yerleri’ni anımsattı yine.’İstinye’de çınladı ‘Şarkı’lar kulaklarda ve ‘Vuslat’ mehtabı sürükledi sulara. Çevirdik sineleri o hoş sedaya ki heyhat,

                                       ‘Gitmiş kaybolmuşuz uzakta
                                       Rüya sona ermeden şafakta…’
                                                                                                        Z.Beyza


                                                                                         

Emir-ül Bahr

Alıntı yapılan: zeynepbeyza - 08 Aralık 2008, 20:50:24
Bir yelken misali bağlardı cümlelerini sergüzeşt-i hayat okyanuslarına açılan gemilerine. Ayak basılmadık limanların kâşifiydi zihninin cidarına tutunmuş fikirleri ve rotası sağlam olmalıydı her tamlamanın ahenginde. Ardından yekpare gayret manzarası önünde kurardı mücadelenin galibiyetine dair düşlerini. İlmin saygıyla temellendirildiği çağın, engin muhakeme yeteneğiyle yeşertmişti ümidin dokunduğu melekelerini.

Harika bir üslup adeta bir armoni mevlam yüreğinizden bu güzel ışığı eksik etmesin inşAllah.
Gönlünün idrakını duyacaksın
Gönlünü şiirlere, sazlara söyleteceksin
Bütün bunlara söyletemeyecek sırların varsa
Susacaksın...

Hz. Mevlana

zeynepbeyza

#12
SERGÜZEŞT-İ HAYAT
 
Her lütfun sinemde taze bir nefesti,yaşanan her an senden numuneydi.Kördüğüm olmuş geceler,hissedilenlerin eşref saatiydi.Aynada gördüğüm kadar bendim ve göremediklerim nisbetinde bir hiçtim.Arzın harareti sarmış düşüncelerimi,vardığım yer tozlu bir oyun sahnesi.Oyun yeni,tema yeni,ses yeni...Oysa ki farkındalığım antika hükmünde besbelli.Direnmenin uçlarında gezinirken keşfedilmiş notalar çalıyor hafiften.Gönlümün halkalanışından besbelli renginden gözümü yakan nişane.Adını koymalı mı herşey gibi?Sussam anlamaz mı yine kendisi?Yok mu başka çaresi?Vazgeçilmezliğinin eşsiz gizeminden mi cazibesi,şuh bakışları mı yoksa sarıp sarmalayan düşüncelerimi?
Yaşananların tezahürü olmaya aday zamanlar,sus pus kesilmiş metruk mekanlar...Varlığınız yokluğunuzun derdiyle dertlenmiş,tutkun hatıralara gebe her kare.Unutulmuşluğun zehri mevcut hala ellerimde.savrulmayı bekleyen duygular avuçlarımda ve gurbetin cidarına tutunmuş alışılmışlar.Terketme imkansızlığında yarım kalmış herşey.Ayrılığın baki oluşu sürükledi besbelli bizi buralara.Efkar sardı duman duman,duyulsun artık şu tren sesi.Gitmeliyim, geç kaldım birşeylere adeta.
Şimdilerde yaklaşıyorum adım adım ertelediğim hakikate;böylesine severken Rabbim seni,nasıl bir beşer girebilir yüreğime,sonra nasıl mazhar olurum rahmetine,şefkatine? diyorum aciz halet-i ruhiyemle.Ölüm böylesine yakınken ruhuma ve Azrail hissettirmişken varlığını varlığıma,hala ne cürretle devam ederim hatalarıma,günahlarıma?Pervasızca kenara itemiyorum günahın vesilelerini.Ey Yezdan,sabrı aşıla bana,iradenin sağlam olanıyla müşerreflendir şu hoyrat benliğimi.Çünkü böylesine güvende hissetmiyorum hiçbir yerde kendimi.
 
ZEYNEP BEYZA

Emir-ül Bahr

Öyle güzel ki kifayet bulacak kelimeler saklambaç oynuyor, çaresiz hapsediyoruz yüreğimize. Öyle güzel ki çok şükür dünya da böyle güzel yürekli insanlar da var diyoruz içimizden ve elbette devamını bekliyoruz efendim saygılar, sevgiler...
Gönlünün idrakını duyacaksın
Gönlünü şiirlere, sazlara söyleteceksin
Bütün bunlara söyletemeyecek sırların varsa
Susacaksın...

Hz. Mevlana

zeynepbeyza

'ihtişam bakılan yerde değil,bakıştadır' şikeste kalemimden yansıyanlara olan bakışınızın en güzel ifadesi bu söz olsa gerek.Muhakkak ki güzel görenlerle can bulur güzellikler.Allah razı olsun,ihya ettiniz fakiri.Selametle.