Hakikât Yayınevinin kitaplarına güveniyor musunuz?

Başlatan fuducuk, 27 Aralık 2008, 02:20:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fuducuk

Selâmün Aleyküm kardeşlerim.

Hakikât Yayınevinin kitaplarına güveniyor musunuz? Ben İslâm Ahlâkı kitabını tavsiye üzere okudum, az kaldı bitmek üzere. Fakat 4-5 şey tespit ettim. Paylaşmak istiyorum. Fakat sizin Bu yayınevi ve kitap hakkında bilginiz var mı, güvenilirdir, doğrudur, ya da yanıltıcıdır vs...

Teşekkürler...

zeberced

#1
kardesim benim bilgime göre iki tane farkli hakikat kitabevi var


sizin elinizdeki kitab hangi hakikat, yazari kim...


fuducuk


muallim_abi

Alıntı yapılan: fuducuk - 27 Aralık 2008, 02:20:11
Selâmün Aleyküm kardeşlerim.

Hakikât Yayınevinin kitaplarına güveniyor musunuz? Ben İslâm Ahlâkı kitabını tavsiye üzere okudum, az kaldı bitmek üzere. Fakat 4-5 şey tespit ettim. Paylaşmak istiyorum. Fakat sizin Bu yayınevi ve kitap hakkında bilginiz var mı, güvenilirdir, doğrudur, ya da yanıltıcıdır vs...

Teşekkürler...

Öncelikle şunu söyleyelim ki, Hakikat Kitabevi'nin eserlerine "genel" olarak uygunsuz diyemeyiz. Zira bahsi geçen kitabevi bir ehl-i sünnet yayınevi olup, bu kitabeviyle alakası olan kardeşlerimiz de ehl-i sünnete mensuptur.

Ancak, tercüme ve derleme kitapların çoğuna, aslında olmayan bilgiler yerleştirilmiştir. İslam ahlakı isimli kitap da, sözde Muhammed Hadimi hazretlerinin, İmam Birgivi hazretlerinin "Tarikat-ı Muhammediyye" nam eserine yazdığı "Berika" kitabının bir kısmının tercümesidir. Fakat içinde, okudukça ortaya çıkan yorumlar belirir.

Kitabevi genel olarak İslam alimlerinden, ehl-i sünnet büyüklerinden nakilleri esas aldığını, bunlara aykırı yazmadığını vs. ileri sürer. Ama her ne hikmetse, mezbur eserde de görülebileceği gibi, fıkhi meselelerde bile kendilerine muhalif, hocalarının fetvasına zıt bir görüş olduğu vakit, bunu, savunana bakmadan "vehhabilik, şiilik" gibi iftiralarla reddetmektedirler.

Halbuki İslam ahlakı, zıt fıkhi görüş varsa ve kişinin kanaatince yanlışsa, bunu ilmî olarak reddetmek, fakat meseleyi itikat sahasına çekip, muhalif görüşü benimsememeleri için müslümanlara oyun oynamamaktır. Hakikat Kitabevi'nin genelde yaptığı da budur. Duada elleri birleştiren şiilerdir iftirasını atmış, milyonlarca hrıstiyanın eli açık dua ettiği esgeçip, duada elleri birleştirme sünnetine saldırmıştır. İnanmayan varsa, buyursun kafir beldelerinde kiliselere girip, hrıstiyanların eli açık nasıl dua ettiklerini görsün. Ve mezbur cemaatin müntesipleri de bu şekilde dua etmektedirler. Halbuki duayı kişi istediği gibi yapar ve dua şekli sebebiyle vehhabiye, şiiye benzemiş olmaz. Hele bu şekil birçok eserde yer alıyorsa.

Aynı şekilde sigaraya haram diyenlere de "vehhabi" yakıştırması bu zevata aittir. Haram diyenlere "hocanız öyle diyorsa sizi bağlar, müslümanlara söyleyemezsiniz" deyip, kendi hocalarının görüşünü umumi fetva gibi yaymaya çalışmaları da diğer bir vahim durumdur. Halbuki her iki görüşün de, ehl-i sünnet uleması içinde savunucusu vardır. O halde bu görüşler hocalarımızın değil, ehl-i sünnet ulemasının görüşleridir. Hangisinin tercihe şayan olduğuna karar verme yetkisinin sırf kendi hocasında olduğunu iddia etmek pek iyi bir davranış değildir.

Bunun gibi nice mesele vardır. Kaza borcu olan hanefi nafile kılamaz derler. Halbuki ehl-i sünnete göre kılabilir. Bunu bir tek "Türk" müslümanlar değil, ehl-i sünneti çok iyi bir şekilde savunan diğer müslüman alimlerden de söyleyen vardır. Ancak ne hikmetse bunu dahi abartıp, nafile kılınabilir diyenleri neredeyse "ahmak" yerine koymaya çalışmaktadırlar. Daha verdikleri eserlerin sayfalarındaki "0" ile "5" rakamını ayırtedemeyen insanlar neden böyle konuşur bilemem. (Not: Necatu'l-Mü'minin nam eserden verilen bir kaynakta yapılan hataya atıftır)

Ve yine bazı mübarek gecelerde cemaatle kılınan tesbih namazlarına takmışlar; toz kondurmadıkları Ebussuud Efendi hazretlerinin bir seksen fetvası olduğu halde, ona dahi muhalefet ederek, ve kılanlara dil uzatarak dolaylı yoldan Ebussuud Efendi hazretlerine dil uzatmışlar ve böylelikle aslında bir çok konuda tenakuz halinde olduklarını göstermişlerdir.

En acısı bu değildir. Her müslüman, her insan hata edebilir. Ancak hataları, kötüleme suretiyle yaymaya çalışmak abestir. Güzel değildir. Bu sebeple mezkur yayınevinin eserleri dikkatli okunmalıdır. Her yazana inanmamalı, araştırmalıdır. Sonuçta verilen kaynakların çoğunun yeri ve içeriği doğru olmayabilmektedir.

Selam ve dua ile..
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk..
nemsavi@hotmail.com / incemeseleler.com

fuducuk

Sevgili Muallim_abi, öncelikle zaman ayırdığın ve uzun uzun yazıp emek verdiğin için Allah razı olsun.

Bu kitap benim haaytımın değişmesine sebep oldu, hakkını yiyemem. Uyandım adeta. %99.8'lik kısmını da hem kalbi hem de mantıki olarak savunuyorum. Fakat birkaç konu var kafama takılan. Ve biliyorum ki dinimizi bozmaya çalışan insanların ince ince oyunları var. Küçük küçük değişiklikler yaparak ve zamanla bizi yoldan çıkarma istekleri gibi. Acaba diyorum bu kitapta da o kadar doğru arasına birkaç yanlış serpiştirilip bizi yavaştan değiştirmek mi istiyorlar?

Kitapta mesela der ki;

-Namaz kılmayan öldürülür ya da habs edilir.

-Namaz kılmayanın diğer hiçbir ibadeti kabul olmaz.

-Diyafonla okunan ezanda, cuma namazı sahih olmaz, imamı görmezsen sahih olmaz.

gibi kesin bir dille anlatılan cümleler var. Birkaç şey daha var, şu an aklıma gelmiyor. Gelirse onları da yazarım...

Şimdi;

Bizim dinimizde zorlama yoktu, sevgi diniydi. Namaz kılmayanın öldürülmesi gerektiği de nerden çıktı? İster kılar ister kılmaz, bize tek düşen nasihatte bulunmak değil midir?

Annem namaz kılmıyor, oruç tuttuğu zaman bırak tutma, namaz kılmıyorsun kabul olmaz deyip onu daha da mı soğutayım, haşa, onun ibadetinin kabul olup olmayacağına Allah'tan başka kim karar verebilir?

Cuma namazı, diyafon ve imamı görme konusunu daha önce açmıştım, kafamda soru işareti kalmadı ve kitapta yazanın yanlış olduğuna kanaat getirdim.

%100 güvenilir kaynak bulmak çok zor bir iş mi merak ediyorum...

Günbatımı

Alıntı yapılan: fuducuk - 27 Aralık 2008, 03:20:27
Sevgili Muallim_abi, öncelikle zaman ayırdığın ve uzun uzun yazıp emek verdiğin için Allah razı olsun.

Devam ediniz lütfen, ilgiyle takip ediyorum...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

muallim_abi

#6
Yanlış anlaşılmalara sebebiyet vereceği için bu konuyu daha fazla açmak istemiyorum, ancak tarihte meşhur bir "Ebussuud Efendi - İmam Birgivi" çekişmesi vardır. Bu iki büyük, sözü hüccet alim bir meselede (para vakfı caiz midir değil midir konusu) birbirlerine zıt düşmüşler, sonra birbirlerine reddiyeler yazmak suretiyle cevaplar vermişlerdir. Ancak her ikisinin de mertebesi bellidir.

Bu iki büyük alimden Ebussuud Efendi, cinlerin ve insanların müftüsü, şeyhulislam olmakla beraber, halkı anlayan ve teoriyi pratiğe döken, genele hitap eden, sorunları daha iyi anlayan bir kişiliğe sahipti. İmam Birgivi hazretleri ise işin teorisine sıkı sıkıya bağlı idi ve bundan taviz vermiyordu. Mezkûr meselede Ebussuud Efendî'nin haklı olduğunu sonra gelen ulema da teslim etmiştir, ancak sonuç olarak Ebusuud Efendi ile İmam Birgivi arasında o meşhur ilmî kavga yaşanmıştır.

İmam Birgivi hazretleri hatta Ebussuud Efendi'ye yazdığı reddiyeye "Seyfü s-Sarim", yani "keskin kılıç" ismini vermiştir. Tabii Ebussuud Efendi de kendisine reddiye yazmıştır.

Burada anlatmak istediğim, tabii ki hepimiz elhamdilüllah müslümanız ve ehl-i sünnetiz. Ancak bazılarımız bazı meseleleri çok fazla abartıyor. Bu abartma bazen yerli olabilir; ancak bir meselede ehl-i sünnet ulemasının beyanatı varsa, bunda çıkıp ifrat ve tefrit hareketlerde bulunmak hoş değildir. Yoksa kastedilen, örneği bir muta nikahının caiz olup olmadığı, çıplak ayağa mestin geçerli olup olmadığı değildir. bu ve buna benzer meselelerde ehl-i sünnetin umumi görüşü zaten ortadadır. Ancak yukarda ismi geçen meseleler böyle değildir ve muteber ulemadan onların görüşünde olmayan nakiller mevcuttur.

Bugün birileri çıkıp Çivizade'nin veya İmam Birgivi hazretlerinin görüşünü benimsese onu tekfir mi etmeliyiz? Sapıklıkla, vehhabilikle mi suçlamalıyız? Evet, tipik vehhabi veya şii fıkıh görüşleri vardır; ancak eğer ehl-i sünnet bir grup, tevafuken vehhabilerin veya şiilerin de savunduğu fıkhî bir görüşü benimsiyorsa, buna dil uzatmak abestir. Dört mezhebe, dört mezhebin içinde yer alan hükümlere bakmak lazım.

Yoksa namazda el bağlamayan malikileri de şiilere benzetmiş oluruz ki, maazAllah bu tehlikelidir.

Selam ve dua ile..


Not: Bu tür gruplara ben şahsen tabiri caizse "kitap ehli" diyorum ve ellerinde hocalarının yazdığı ve mecburen uydukları, tenakuz ve yanlış olsa bile körü körüne yapıştıkları bu eserlere taassup derecesinde bağlı olmalarından dolayı kınıyorum. Nitekim diğer birilerinin de bu sebeple, mecburen masonları övmek zorunda kaldıklarını bilmekteyim. Yazık ki ne yazık..
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk..
nemsavi@hotmail.com / incemeseleler.com

fuducuk

Konu sayenizde açıklığa kavuşmuştur. Allah razı olsun...

Selam ve dualarımız sizlerle...