Kadın! Gerçek hak ihlalleri nerelerden geliyor!

Başlatan Devri Âlem, 26 Mart 2009, 02:04:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Devri Âlem

Kapitalizm mi Komünizm mi Müslüman kadına hürriyet verdi? Hiç şüphe yok ki bu iki sistem Müslüman kadınlarını ve annelerini ağlattığı kadar hiçbir sistem yeryüzünde ağlatmamıştır, zarar vermemiştir.



Komünist ve Kapitalist ülkelerde yaşayan annelerin ve kadınların çektiği eziyet ve şiddet azımsanmayacak kadar fazla olmasına rağmen, bu sistemlerin içinde yaşayan Müslüman annelere çektikleri eziyetin çok azı nisbetinde sayılır. Müslüman kadınların, annelerin ve ailelerinin tarih boyunca ve bugün de bulundukları Müslüman olmayan ülkelerde Kapitalist-Hıristiyan veya Komünist hukuka göre muamele görmeleri sayılamayacak çeşitlilikte hak ihlallerine neden olmuştur ve hala oluyor.



Oysa o beğenmedikleri İslam devletlerinde Hıristiyanlar ve Yahudiler kendi hâkimlerinin nezaretinde kendi hukuklarına göre muamele görmüşler.



Bugün dünyaya hürriyet pompalayan batılı ülkelerde Müslümanların İslam Hukukuyla muamele görmeleri gerektiğini dillendiren bile ağır suça teşvik eden bir anarşist gibi muamele görüyor.



Gazetelerde, televizyonlarda kadın hakları ile ilgili bir şey çıktığında onda dokuzu bu hak ihlalinin sonunu Müslümanlara ustalıkla bağlamak artık moda olmuş. Hemen her kesimden kadınlarla ilgili bir sorun varsa, orada sorunun nedeni mutlaka İslam'a bağlamak bir gelenek oldu.



Kadın hakları ve kadına eziyet adı altında yapılan haberlere baktığımızda ağırlıklı olarak

İslam hukukuna saldırıya dönüşen bir anlayışla ele alınıyor. Müslüman olup İslam'ı bilmeyenlerin, din eğitimi yetersizliğinden kadınlara eziyet etmeleri, İslam'a mal edilemez.



Müslüman kadınların kapitalist ve komünist sistem ve yaşam tarzından dolayı tarihten günümüze kadar uğradığı hak ihlalleri bu gerekçelerle örtbas edilmeye çalışıldığını görüyoruz.



Mesela, Cengiz Aytmatov Dişi Kurdun Rüyaları adlı romanında komünizmin sadece kadına değil, bir dişi kurdun yavrularını kaybedişini ele alarak hayvanlara, doğal ortama bile ne kadar büyük zararlar verdiğini uzun uzun örnekleriyle anlatır.



Aynı yazar Gün Olur Asra bedel adlı romanda komünist sistemde yaşamak istemeyen bir insan için bir günün bir asır gibi geçtiğinden bahseder. Komünizmin bitmek bilmeyen baskılar yaşattığını, hayatı takip eden bir ölüm gölgesi yaşattığını tasvirleriyle çok iyi anlatıyor. Aytmatov komünist sistemi, ahlaki değerlerini insanın bedenine, ruhuna, mantığına, çevresine, insani bütün hasletlerine verdiği onarılamaz tahribatı romanlaştırmış adeta. Herkesi birbirinden korkutarak sistemi ayakta tutmaya çalıştıklarını görüyoruz bu sistemde. Bu sistemde kadının çektiği fakirlik, ölesiye çalıştırılması, her doğan güneşte yakınlarının öldürülme tehlikesi yaşamasından dolayı üzülmesi…



Ya eski kapitalist ülkeler?



Onların Kuzey ve Güney Amerika'yı, koca Hindistan'ı, Koca Afrika'yı ve Ortadoğu'yu asırlık işgal ve talan ederken hiç oralarda kadın diye bir yaratığın olduğunu düşündüler mi?

Ya bugünün batılıları dedelerinden çok mu farklı? Bilinen Irak, Filistin, Afganistan, … bunları saymayacağım. Allah aşkına hala Fransız sömürgesi yok mu Afrika'da? Afrika hala bilinen ülkelerin tamamen veya kısmen sömürgesi değil mi? Sömürü o boyutta ki, seçimlerde bile Sarkozi'nin Gaul partisine haraç ödemek zorundalar Afrika'nın birçok fakir ülkesi. Neredeyse Fransa'dan çok Afrika'da Fransız askeri üsleri ve askerleri bulunuyor. Ayrıca Afrika'da sadece Fransız ve İngilizlerin yaşadığı şehirlerin ne kadar çok olduğunu bilen bilir. Afrikalı kadın o şehirlerde sadece hizmetçi.



Necip Fazıl ne güzel demiş: Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.

Evet, Afrikalı kadın bugün fakirse, haksızlığı uğruyorsa bunun sebebi kadın haklarını bize öğretmeye çalışan Avrupalı kadınlardır. Yokluk cehaletin ikiz kardeşidir. Biri olduğu zaman diğeri yanından ayrılmaz.



Türkiye'de başörtüsü sorunu olarak görülen, gerçekte zihniyet sorunudur. Zihniyet sorununun altında yatan sadece ideolojik bir mantık değildir. Bunun ekonomik ve sınıfsal boyutu da var. Eğitim almış, dinini yaşayan, ekonomik sorunu olmayan bir kadın öğretmen veya anne, örnek olacağından korkulur. Bu zihniyetin (zaman alsa da) değişeceğine inanıyorum. Aslında değişim zamanı çoktan geçti.



Müslümanlar eskisine göre çok daha anlayışlılar. Batılılardan her zaman daha anlayışlı ve insaflı oldular. Riyazus Salihin'de geçen bir hadiste Peygamber Efendimiz (SallAllahu aleyhi Vesellem) şöyle buyuruyor: Hanımlarını döven erkekler sizin hayırlılarınız değildir. (Riyazus Salihin c.I, s.321; Sahih bir senetle Ebu Davut'tan naklen.)

Sebahattin Arslan
Timeturk
اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ