İnternete Bağımlı Olmak

Başlatan İsra, 29 Haziran 2007, 19:07:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsra

İnternete Bağımlı Olmak



İnternet, günümüz insanına büyük imkânlar sunan önemli bir teknolojidir. Bu teknolojideki gelişmelere paralel olarak internetteki web sayfalarından (www; world wide web, dünya çapında ağ) gerekli gereksiz ciddi bir bilgi bombardımanına mârûz kalmaktayız. İş yerlerinden evlere kadar, internet hemen her yerde, günlük hayatımızın bir parçası hâline gelmiş durumda. Aslında teknolojik bir nimet olan internet, insanlar için büyük imkânlar sunmasına, birçok güzelliğe vesile olmasına rağmen, bazı kötü neticelere de yol açabilmektedir. Bugün hemen her yaştan birçok insan, internet bağımlısı olmuş durumda. İnsanların internetle münasebetleri sorgulandığında, bugün bu teknolojinin dünya genelinde faydadan ziyade zarar vermeye başladığı söylenebilir. Uzmanlar, interneti şuursuzca kullanan veya kötü niyet ve maksatlarına âlet eden kişilerin durumunu patolojik bir problem olarak değerlendirmiş ve bu durumu ‘internet bağımlılığı bozukluğu’ (internet addiction disorder) şeklinde isimlendirmişlerdir.




İnternet bağımlılığı nedir? Gerçekten böyle bir bağımlılık olabilir mi? Çevremizi bu sorular ışığında biraz incelediğimizde, kendimizin veya yanı başımızdaki bir dostumuzun bağımlılık sınırında olduğunu fark edeceğiz. 1997’de Ivan Goldberg, bu bozukluğu dile getirdiğinde, rahatsızlığın bu derece ilerleyeceği tahmin edilememişti.1



‘İnternet bağımlılığı bozukluğu’nun her hastalık gibi bazı belirtileri vardır:
a) Tolerans gelişmesi, alkol bağımlılığındakine benzer bir seyir izler. Yani internette geçirilen zamanla ters orantılı olarak mutluluk azalır.
b) Kişi içine kapanır. Bu, bağımlı kişinin; internette giderek daha fazla zaman harcamasına yol açar. Neticede psikomotor huzursuzluk, kaygı, internetle ilgili hayaller, parmaklarda iradî veya gayr-i iradî yazma gibi hâl ve durumlar ortaya çıkar. Bu durum, kişinin; sosyal, akademik ve iş hayatında menfî tesirler yapmaya başlar. İnternete bağlanıldığında kaygı ve huzursuzluk gibi belirtiler kaybolur.



c) Kişi her seferinde internette daha fazla zaman harcar.
d) İnternetten uzak kalmak için çaba harcansa bile bu başarılamaz.
e) Yeni web siteleri keşfetmek, oyun oynamak, ‘chat’ gibi aktiviteler giderek esas faaliyetlerin yerini alır.
f) Aile üyeleriyle olan diyalog ve aktivitelerin yerini internet işgal eder. Sosyal aktivitelerin sıklığı internet bağımlılığı sebebiyle azalır.
g) İnternet bağımlılığının kötü neticeleri (sabah geç kalkma, evlilikle ilgili problemler, önemli işleri terk etme vb) görülmeye başlar, buna rağmen internet kullanımı devam eder.
Yukarıdaki belirtilerden üç veya daha fazlası varsa, kişi bağımlılık kriterlerini taşıyor demektir.




Yapılan araştırmalarda, internet kullanıcılarının yaşı küçüldükçe, eğlence ve oyunun ön plâna çıktığı görülmektedir. Çocuklar genelde oyun; gençler ise, oyunun yanı sıra ‘chat’ ve eğlence maksatlı internet kullanımı yapmaktadır. Bu imkânı sağlıklı mânâda kullananların sayısı nispeten daha azdır. Birçok anne-baba, çocuklarının internet kafelerde oyun oynamasını engelleyememektedir. Çocuğun internet kafelere gitmesini engellemek için eve internet kurulduğunda ise, çocukların internette daha fazla kaldığı, bunun da aile arasında sürekli bir çatışma sebebi olduğu görülmektedir. Bütün bunların yanı sıra, çocuk ve gençlerin zararlı sitelere ulaşması engellenememektedir.




Bu tür menfî sitelerin tesirinde kalan çocuk ve gençlerde zamanla davranış bozuklukları görülmeye başlamaktadır.
İnterneti aşırı ve gereksiz kullananlarda fizikî ve ruhî problemler baş göstermektedir. Kişinin çevresiyle iletişimi zayıfladığında, kendini ifade kabiliyeti de körelmekte, sosyal münasebetleri bozulmakta, iş verimi düşmekte, aile içi diyaloglarında aksaklıklar olabilmekte, artan ferdiyetçi davranışlarına paralel, kişide yalnızlık ve dolayısıyla yabancılaşma görülmektedir. Kişide, bunların yanı sıra baş, bel ve kas ağrıları, görme bozukluğu, yorgunluk hattâ epilepsi (sara) tetiklenmesi görülebilmektedir.



Ne yapılabilir?
Günümüzdeki ilmî gelişmelerin bir semeresi olarak karşımıza çıkan bu teknolojiyi reddetmek imkânsızdır. İnternet vesilesiyle ilmî gelişmeler çok yakından takip edilmekte, önemli bilgilere hemen ulaşılabilmekte, insanlar istedikleri (hattâ istemedikleri) hemen herkesle çok rahat haberleşebilmekte, alışveriş yapabilmekte ve günlük birçok işi rahatlıkla yerine getirebilmektedir. Bu teknolojinin önemi tartışılmamakla birlikte, uzmanların internetin istismarı konusunda kafa yormaları gerekmektedir. Bilhassa internet sebebiyle derslerden uzaklaşan, hattâ sınıfta kalan öğrencilerin; en önemli eğitim yıllarında ‘oyun’la kaybedilen zamanın; edinilen kötü alışkanlıkların; uygun olmayan bilgi ve görüntülerin; aile fertlerinin ekran karşısına geçerek birbirlerinden kopmalarının; internet üzerinden geliştirilen, fakat hemen hepsi hüsranla biten sahte arkadaşlıkların; yaygınlaşan kumar alışkanlığının; okulda veya mesaide geçirilmesi gereken zamanın internette gereksiz konuşma ve yazışmalarla boşa harcanmasının; güzel ve hayırlı işler yapılabilecekken mâlâyanî işlerle uğraşmanın; ‘chat’ le geçirilen boş zamanların uzmanlarca dikkatle ele alınması gerekir.




İnternetteki bazı oyunların gençleri saldırganlaştırdığı, hayattan kopardığı, onlarda karamsarlığa yol açtığı bilinmektedir. İnternette FRP (hayalî rol oyunu) oynayan bazı gençlerde, gerçeklerden uzaklaşma, depresyon ve intihar girişimleri görülmüştür. Okul ve okul dışı bilgisayar kullanımı toplumun örf ve âdetlerine uygun düzenlenmezse, gençlerde ciddî uyum bozuklukları ve kötü alışkanlıklar baş gösterecektir. Bugünün dünyasında zor olmakla birlikte, anne-babaların mâsûm görünen bazı faaliyetlerin geri plânından da haberdâr olmaları gerekir. Bu konuda onların içinin rahat olması, çocuklarının güzel bir arkadaş çevresi içinde kalmalarıyla mümkün olabilecek gibi gözükmektedir.




İnternete bağlanan kişinin hiçbir gizliliğinin kalmadığını burada vurgulamak yerinde olur. Bir firmanın, internet kullanıma açıldığından beri, milyarlarca web sitesinin her aşamasındaki hâlini kopya ettiği ve istediği zaman bir sitenin 10 yıl önceki hâline bile ulaşabildiği bilinmektedir. Yani web sitesi sahiplerinin internete gönderdiği her bilgi, internet ağının değişik yerlerinde tutularak kayıt altına alınmaktadır. Bundan şu netice çıkabilir; bizim internet üzerinden yaptığımız her türlü bilgiye ulaşma ve haberleşme faaliyetimiz çok rahat bir şekilde takip edilebilmekte ve bir yerlerde depolanmaktadır. Belki birkaç yıl sonra bir firma size ‘Sizin şu ana kadar gönderdiğiniz bütün e-postalar bende mevcut.’ diyebilecektir. Bu durumda, kişilerin mâsumâne kullandığı bu teknoloji, birilerinin bilgi toplamasına ve bunları kötü maksatlı olarak kullanmasına da fırsat verebilir. Birçok ‘chat’ programının bilgisayarın içini boşaltan programlar olduğu ve buna bağlanıldığı anda bilgisayardaki bilgilerin bir yerlere ulaştığı bilinmektedir.



İnternet bağımlılığı nasıl engellenebilir?
2005 Mart’ında Çin’de internet ve video oyunlarının bağımlılığını tedavi etmeye yönelik bir merkezin açıldığı bilinmektedir.2 Bu merkezin hastalarını daha çok 14-24 yaşındaki gençler teşkil etmektedir. Burada danışmanlık, uyku düzeninin sağlanması, antidepresan ilâçlar, sosyal bağlantıların yeniden kurulması, fizikî faaliyetlerin artırılması gibi hizmetler verilmektedir.





Kliniğe başvurmadan önce kişi veya yakınları tarafından alınacak bazı tedbirler vardır. Kişinin kendi durumunun farkına varması bu problemin giderilmesinde en önemli adımdır. Eğer kişi farkına varmadan böyle bir duruma düşmüş ve bunu fark etmiyorsa, düzelmesi daha uzun süre alacaktır. İnternette geçirilen zamanın artışı en önemli bağımlılık sinyalidir. Tedavide dereceli olarak internet kullanımının azaltılması hedeflenmelidir.
İkinci olarak, kişinin hayatında bir psikolojik problemin veya herhangi bir stres faktörünün olup olmadığı araştırılmalıdır. Kişi bazı gerçeklerden kaçıyorsa, internette daha fazla zaman harcar.





Onu günlük hayattan koparıp bilgisayar önüne iten sebepleri araştırmak da önemlidir. Kişinin mânevî dünyasını, iş verimini, akademik gidişatını, ailesiyle olan münasebetini tekrar gözden geçirmesinde fayda vardır. Önemli meşguliyet ve hedefleri olan kişilerin mâlâyanî konulara zaman ayırması tabii ki mümkün olmaz. Zîrâ Yüce Nebi’nin (sas) buyurduğu, “Kişinin mâlâyanî şeyleri terk etmesi İslâm’ın güzelliğindendir.”3 hadîsini kendimize rehber etmeli ve bu teknolojik aracı hayır yolunda kullanmalıyız. Dolayısıyla, kişinin kendi dünyasındaki boşlukların farkına varmak için iradî bir cehd ortaya koyması da insanlığının gereğidir.
Netice itibariyle, Allah’a (cc) götüren her şeyin güzel; ondan uzaklaştıran her şeyin de kötü olduğunu bilerek, bu teknolojiyi kullanmalı; nefislerimizi ve nesillerimizi bu şekilde de Allah’a (cc) yaklaştırmanın yollarını aramalıyız.



Dr. Hasan AYDINLI


Dipnotlar
1. Egger, O., Rauterberg, M., (1996) “Internet Behavior and Addiction.” Swiss Federal Institute of Technology, Zurich
2. Bishop, J. (2005). “Does Internet Addiction Exist?”
3. Tirmizi, Zühd 11, (2318, 2319); Muvatta, Husnu’l-Hulk 3, (2, 903)

Fatihan


enfa

İnternete anında bağlamayanların yaşadığı sendroma bir ad verildi: “Discomgoogolation” (dis-.com-Google-ation).

Sendromun çok görüldüğü İngiltere’de yapılan bir araştırma, İngilizlerin yüzde 70’inin internete her gün bağlanmadığında mutsuz olduğunu gösterdi. YouGov firmasının son araştırması, İngiliz kullanıcıların yüzde 44’ünün hayal kırıklığı hissederken, yüzde 27’sinin online olamadığı zaman daha çok stresli olduğunu ortaya koydu.

İngilizlerin yüzde 26’sı interneti yaşamlarını organize etmek için “son derece hayati” olarak nitelerken, bilgisayar kullanıcılarının yüzde 19’u ailesinden, yüzde 20’si ise sevgilisi ya da eşine ayırdığından fazla zamanı internet başında harcıyor.

SAPLANTILI İNTERNET KULLANIMIİnternet ortamında “Onlinekolizm” olarak da nitelendirilen “Discomgoogolation” sendromu, yetişkinlerin yanı sıra çocuklar arasında da hızla yayılıyor. Ebeveynler, çocukları için yeni eğitim fırsatı sunduğunu düşündükleri için evlerinde internet bağlantısı olmasına sıcak bakıyorlar. Ancak çocukların, interneti sadece ev ödevleri veya araştırma için kullanmadığı, arkadaşlarıyla anlık ileti kurdukları, çevrim içi oyunlar oynayarak veya sohbet odalarında yabancılarla konuşarak saatler geçirdikleri tespit edildi.

Microsoft uzmanları şirketin internet sitesinde, çocukların “Discomgoogolation” sendromundan korunması için şu önerilerde bulunuyor:
İnternet bağımlılığın belirtilerini arayın. Çocuğunuzun internet kullanımının okuldaki performansını, sağlığını, ailesiyle ve arkadaşlarıyla ilişkilerini etkileyip etkilemediğini kendinize sorun. Çocuklarınızın çevrim içi ortamda ne kadar zaman geçirdiğini belirleyin.
Çocuğunuz internet bağımlılığı belirtileri gösteriyorsa, profesyonel bir danışmana başvurun. Saplantılı internet kullanımı, depresyon, öfke ve öz güven eksikliği gibi başka sorunların belirtisi olabilir.
Kendi çevrim içi alışkanlıklarınızı inceleyin. Kendi internet kullanımınız diğer etkinliklerinizle dengeli mi? Unutmayın, çocuğunuzun örnek alacağı ilk kişi sizsiniz.
İnternet kullanımını yasaklamayın. Çoğu çocuğun sosyal hayatının önemli bir parçasıdır. Bunun yerine, çocuklarınızın çevrim içi olarak ziyaret edebileceği sitelere ve neler yapabileceklerine yönelik internet kullanımıyla ilgili aile kuralları belirleyin ve bu kurallara uyulmasını sağlayın. Bu kurallar şunları içerebilir: her gün belirli bir süre çevrim içi olma; ödevleri bitirinceye kadar internette gezinememe veya anlık iletileri kullanamama; sohbet odalarına veya çevrim içi yetişkin içerikli sitelere girememe.
Bilgisayarı açıkta tutun. Bilgisayarı çocuğunuzun odasına değil, evin ortak kullanım alanlarından birine kurun.
Bir denge kurun. Çocuğunuzun diğer etkinliklere katılmasını destekleyin ve teşvik edin özellikle diğer çocuklarla zaman geçirmesini sağlayın. Çocuğunuzun çevrim dışında sosyalleşmesine yardımcı olun. Çocuğunuz yaşıtlarına karşı utangaç veya çekingense, onu sosyal beceriler dersi almaya teşvik edin. Çocuğunuzu bilgisayar dersleri veya hobi grupları gibi ortak ilgi alanları olan diğer çocuklarla tanışabileceği etkinliklere özendirin.

AA

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

osmanlı

 3g teknoljisi bu hastalığı tetikliyor bence, bu 3g (hatta 4g den bahsediliyor) yakında türkiyeye de gelecek. Sahi bu arada her yerde kullanılan bu 3G nin kabalistik manasını bilen varmı aranızda?
Devrimci akıla sahip olanlar, luciferin yeni dünya düzenini yemezler...

İsra

İnternetin bilinen en büyük zararı "sanal bağımlılık" olsa gerek. Psikoloji literatürüne de giren sanal bağımlılıkla mücadele, psikolojik sorunların başında geliyor. Bu nedenle uzmanlar internet kullanıcılarına "bilinçli" olmalarının yanı sıra interneti "iradeli" bir şekilde kullanmalarını tavsiye ediyorlar.

Ne var ki internet kullanıcıları her zaman irade sahibi kişilerden oluşmuyor. Örneğin henüz yetişkinlik çağına gelmemiş çocuklar, ya da psikolojik rahatsızlığı bulunan kişiler, bir travma veya depresyonun neticesi olarak kendini internet ağına atan kişilerin tam bir irade sahibi olduğu söylenemez. Kapıları her türden insana açık olan internetin bu hali ile özellikle gençler için tehlike saçtığı söylenebilir.

İngiltere'de "temiz internet kullanımı" ile ilgili yapılan bir araştırmada bu gerçeğin altı çizilmektedir. Henüz iradesini kullanamayacak yaştaki gençler üzerinde yapılan araştırmada, ders çalışma niyeti ile internet başına geçen gençlerin büyük çoğunluğunun, MSN sohbetleri, chat ve pornografik sitelerle vakit geçirdiği ve derslerine konsantre olamadığı ortaya çıkmıştır. İşin daha da vahim tarafı ise psikolojik sorunu olan kişilerin internet üzerinden tanıştığı "zayıf iradeli" kişilere kendi sorunlarını bulaştırmış olmalarıdır. Gençler çok defa, internette tanıştığı kişilerin kendisi kadar masum olduğunu zannederek, çok çabuk tuzağa düşmekteler, bazen karşıdaki kişinin sorunlarını dinlerken, bazen de karşıdaki kişinin sorunlarını çözmeye çalışırken aynı hastalıklı ruhu kendi ruhlarına bulaştırdıklarını fark edememekteler.

MSN Türkiye tarafından yapılan açıklamaya göre, Türkiye, dünya üzerinde en çok MSN'e sahip ikinci ülke konumunda. Bu rakama ayda 16 milyon 800 bin Türkçe "chat" yapan kişi de ilave edilirse durumun vahameti daha net bir şekilde ortaya çıkmış olur. Henüz "irade" kullanma yaşına erişmemiş çocuklar, psikolojik sorunları bulunan kişiler ve çeşitli ruh hastalıklarına sahip kişilerin böylesi kontrolsüz bir ortamda ve sahte kimliklerle dolaşıyor olmasının yol açtığı felaketler, bugün gazetelerin üçüncü sayfalarında gözler önünde durmaktadır.

Anne babalar dikkat!

1- İnternetin bulunacağı yer, oturma odası olmalıdır. Gençlerin odasında internet, ciddi bir hatadır.

2- İnternetin bağlı olduğu bilgisayar ekranı herkes tarafından görünebilecek şekilde olmalıdır.

3- Aile fertleri e-mail şifrelerini ve kullanıcı isimlerini gizli tutmamalıdır.

4- İnternet üzerinden yapılan sohbetlerin kayıt edilmesini sağlayan programlar bilgisayarda mutlaka yüklü bulunmalıdır.

Uzman Pedagog
Ersin Tokdemir

ihvan

yakında int te aşılır,başka şeyler çıkar

Fatihan

Alıntı yapılan: osmanlı - 08 Eylül 2008, 13:19:56
Sahi bu arada her yerde kullanılan bu 3G nin kabalistik manasını bilen varmı aranızda?

öğrenmek isterdik :)