Hazımsızlığa neden olan 5 hastalık

Başlatan Tuğra, 29 Ağustos 2009, 02:16:54

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra


Hareket azlığı, kilo alımı mide barsak hareketlerinin yavaşlaması sonucu hazımsızlığa neden olur

Hazımsızlık (dispepsi), karnın üst bölgesinde ağrı, erken doyma, şişkinlik, bulantı hissi gibi yakınmalarla tarif edilen bir rahatsızlıktır. Oldukça yaygın olan bir durum olan hazımsızlıktan hemen herkes yaşamının bir döneminde yakınır.

Ancak toplumun ortalama dörtte birinde bu yakınmalar uzun süreli olarak bulunur ya da sık nükseder.

Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahattin Çiçek, hazımsızlık diye tarif edilen durumun tek bir hastalık olmadığını, bazı durumlarda hazımsızlığı yapan görülür ve organik bir hastalık olduğunu belirterek şunları söyledi:

-Yemek borusunda reflü olması
-Safra kesesi hastalıkları
-Pankreas hastalıkları
-Mide ülser veya kanseri
-Aspirin veya romatizma ilaçlarının kullanımı

Az hareket, kilo almak da hazımsızlık yapar

Hastaların üçte ikisini oluşturan fonksiyonel hazımsızlıkta ise kesin bilinen bir neden yoktur. Ancak bu kişilerde de büyük oranda sorumlu olduğu düşünülen durumlar vardır. Örneğin bu kişilerin büyük kısmı yakınmalarının yemeklerle ilişkili olduğunu belirtirler.

Az yemekle hemen doyduklarını, şiştiklerini bazen de açlıkla midelerinin ağrıdığını belirtirler.

Dolayısı ile mide hareketlerinde, boşalmasında sorun olması veya mide asidine kişinin duyarlı olması fonksiyonel hazımsızlıktan sorumlu olabilir. Hareket azlığı, kilo alımı mide barsak hareketlerinin yavaşlaması sonucu hazımsızlığa neden olur.

"Helikobakter pylori" mikrobu ülkemizde yaygın olarak bulunmaktadır. Bu mikrobun hazımsızlıktaki rolü net değildir. Helikobakter mikrobu ortadan kaldırıldığında hastaların ancak onda birinde kalıcı rahatlama sağlanabilmektedir. Stres muhtemelen kişinin hazımsızlığı daha ciddiye almasına, daha çok sorun etmesine neden olmaktadır. Anksiyetesi olan kişiler diğerlerine göre daha çok hekime başvurmaktadır.

45 yaş üzerindekilerde hazımsızlık araştırılmalı

Öncelikle hazımsızlığın altta yatan ciddi bir hastalığın yansıması olup olmadığının bilinmesi gerekir. Hekimin görevi hazımsızlık şeklinde belirti veren mide ya da mide dışı ciddi organik nedenleri fonksiyonel hazımsızlıktan ayırt etmektir. Hazımsızlık sık görüldüğü ve genellikle tetkiklerde ciddi bir bozukluk saptanmadığı için her hazımsızlık tanımlayan kişinin araştırılması önerilmez.

Kişide ciddi bir hastalık varlığını düşündüren sebepsiz kilo kaybı, lokma yutmada güçlük, inatçı kusmalar, kansızlık, dışkı veya kusmukta kan olması durumunda veya hazımsızlık tanımlayan kişi 45 yaşın üzerinde ise araştırılması gerekir. Yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağının görüntülenmesini sağlayan endoskopi, hazımsızlıkta tercih edilmesi gereken testtir.

Organik hastalıkların dışlanması durumunda fonksiyonel hazımsızlığın kişi için önemi yaşam kalitesini bozması, işgücü kaybına neden olabilmesidir. Fonksiyonel hazımsızlık ilerleyici bir hastalık değildir. Ancak çalışmalar göstermiştir ki zaman zaman rahatlamalar olmasına rağmen fonksiyonel hazımsızlığı olan kişilerin önemli kısmında uzun dönemde de bu yakınmalar devam etmektedir.

Hazımsızlığın giderilmesinde ilaç tedavisi uygulanırken, mide asidini baskılayıcı ya da mide hareketlerini uyarıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Eğer uygun bir ilaç tedavisi ile yakınmalarda belirgin bir düzelme sağlanamıyorsa hekimin yeniden değerlendirmesi gerekir.

Hazımsızlık çekenlere öneriler:

-Yeme alışkanlığınızı gözden geçirin
-Hazımsızlık yaptığını bildiğiniz besinlerden sakının
-Ağır, yağlı yiyecekler yemeyin
-Fazla yemeyin
-Akşam geç saatlerde yemeyin
-Hızlı yemeyin
-Egzersiz öncesi yemeyin
-Sigara içmeyin
-Alkolden sakının
-Sağlıklı bir kiloda kalın
-Haftanın 4-5 günü en az yarım saat egzersiz yapın

ekolay
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Sağlıklı gıda tüketiminin 5 anahtarı, "temizlik, doğru pişirme, uygun şartlarda saklama, çiğ-pişmiş gıda ayırımının doğru yapılması ile taze ve sağlıklı hammadde temini" olarak sıralanabilir.

1- Temizlik

Sağlıklı gıda tüketiminin ilk şartı, gıdaları hazırlamaya başlamadan önceki kişisel temizliktir. Gıda hazırlamada kullanılan tüm yüzeylerin ve aletlerin yıkanması ve sanitasyonunun (sağlık önlemleri) sağlanması, mutfakların sinek, böcek ve diğer hayvanlara karşı korunması gerekiyor.

Mikro organizmalar ellerle, giysilerde, kullanılan araç-gereçle gıdaya taşınıyor ve gıda kaynaklı hastalıklara sebep oluyor.

Sağlıklı insanlar bile vücutlarında gıda zehirlenmesine neden olabilecek bakterileri taşırlar. Bu bakteriler burun, ağız veya vücudun diğer bölgelerine dokunma yoluyla ellere, ellerden de gıdalara bulaşabilmektedir.

Ellerin sık sık yıkanmasıyla bakterilerin gıdalara ve/veya insanlara bulaşma şansını önemli ölçüde azaltmaktadır. Ellerin içi ve dışı yanında, parmak araları, tırnak içleri ve bileklerin de sabun ve ılık suyla yıkanması gerekmektedir.

2- Pişmiş Gıdalarla Çiğ Gıdaların Ayrılması Gerekiyor

Gıdaların hazırlanma aşamasında taze et, kanatlı et ve deniz ürünlerinin diğer gıdalardan ayrılması gerekiyor. Özellikle çiğ gıdaların hazırlanmasında kullanılan bıçak ve kesim tahtalarının mutlaka ayrı olması gerekiyor.

Ayrıca, hazırlanmış gıdalar ile çiğ gıdaların birbirinden ayrılacak şekilde kapalı kaplarda saklanması gerekiyor. Çünkü çiğ gıdalar özellikle et, kanatlı et ve deniz ürünleri ile bunların suları tehlikeli mikroorganizmalar içeriyorlar. Bu mikroorganizmalar gıdaların hazırlanması ve saklanması sırasında diğer gıdalara geçebiliyorlar.

3- Uygun Pişirme

Özellikle et, kanatlı et, yumurta ve deniz ürünleri gibi gıdaların uygun pişirilmesi gerekiyor. Gıdaların kaynatılmasında en az 70 dereceye ulaşılması, et ve kanatlı etlerin sularının pembe değil, berrak olmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Uygun pişirme hemen hemen tüm tehlikeli mikroorganizmaları öldürüyor.

Konuyla ilgili yapılan araştırmalar da gıdaların 70 derecede pişirilmesinin tüketim için güvenli olacağını gösteriyor.

4- Gıdaların Güvenli Sıcaklıklarda Saklanması

Pişmiş gıdaların 2 saatten fazla oda sıcaklığında bırakılmaması, pişmiş ve hassas gıdaların 5 derecenin altında soğutulması, servis sırasında ise pişmiş gıdaların 60 derecenin üzerinde ısıtılması gerekiyor.

Gıdaların çok uzun süre buzdolabında saklanmaması, donmuş ürünlerin oda sıcaklığında çözdürülmemesi tavsiye ediliyor. Gıdalar oda sıcaklığında saklandıkları zaman mikroorganizmalar çok çabuk çoğalıyorlar. Mikroorganizmaların 5 derecenin altında, 60 derecenin üstünde gelişmesi yavaşlıyor veya duruyor. Bazı mikroorganizmalar ise 5 derecenin altında büyümeye devam ediyor.

5- Hammadde Kullanımı

Taze ve sağlıklı gıda seçmeye özen göstermek, gıdaların hazırlanmasında temiz su kullanmak, özellikle taze yenecek meyve ve sebzelerin akan su altında yıkanması gerekiyor.

Buz ve su dahil olmak üzere hammaddeler tehlikeli mikroorganizmalar ve kimyasallar bulamış olabiliyor. Toksinler zedelenmiş ve küflenmiş gıdalarda oluşabiliyor. Hammadde seçiminde dikkatli olunması yıkama ve soyma işlemleri ile doğabilecek risklerin azaltılması gerekiyor.

Servet Kardoğan/ Gıda Mühendisi

uzun hayat.com
〰〰〰〰🐠