Koca Karı İlaçları....

Başlatan hocaoğlu, 23 Ekim 2007, 00:36:31

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

hocaoğlu

Son günlerde alternatif tıb hakkında hayli yazılıp çizilmeye, konuşup anlatılmaya başlandı. Yurdumuzda alternatif tıb denince akla ilk gelen bitkilerle tedavi oluyor. Ancak bu dalda dünya üzerinde otuzu aşkın tedavi yöntemi var ve bunların hepsi "ortodoks tıbbı" diye de bilinen konvansiyonel tıbba alternatiftir. Bunlardan 'akupunktur', 'ayurveda', 'Uygur tababeti', 'akupresür' ve benzerleri ülkemizde daha yeni yeni tanınmaya başlanmıştır.

Herbal ve fitoterapi şeklinde de isimlendirilebilen bitkilerle tedavi ise bize hem tanıdık hem de yabancı... Yıllar önce nene ve dedelerimizden ya işitir ya da bizzat tatbikini görürdük. Ama malum sebeplerden dolayı hep "kocakarı ilaçları" der, küçümser ve itiraz ederdik. Gel gör ki "kraldan çok kralcı" yaklaşımımız ile biz kültür mirasımızı katlederken; klasik tıbbın ev sahibi Avrupa, bitkilerle tedaviyi asla terk etmiyordu.

Bir ara ağırlığını kaybeder gibi oldu ise de klasik tıbbın açıkları ve zararları görülünce eskisinden daha çok rağbet görmeye başladı. Biz ise "sonradan görme"liğimizi birçok alanda ispatladığımız gibi buradada gösterdik.

Mustan ve Ahmed hocalarımla bir sohbetimizde onlara kung fu veya aikidonun kılıç tekniklerini öğrenip öğrenemeyeceğimi sormuştum. Japonlara, Çinlilere hatta Taylandlılara ait kılıç sanatlarını öğrenmemin mümkün olduğunu söylediler. Ancak Osmanlıya ait kılıç ve dövüş sanatlarını öğrenmemin mümkün olmadığını; var olduğu kesin olan bu kültür hazinemizin de şu an "yok" olduğunu esef ile ifade ettiler.

Yaklaşık on gün önce sohbet ettiğimiz bir edebiyat öğretmenimiz çok acı bir kaybımızı daha hatırlattı:

"Fransız bir öğrenci ülkesinde bir kütüphaneye gidip beş yüz yıl önce yazılmış bir eseri dahi eline alsa zorlanmadan okuyabilir. Biz ise yüz yıl önce yazılmış eserlerimizi bile okuyamıyor, anlayamıyoruz!" Ve daha kaybettiğimiz (ve işin en acı tarafı neyi kaybettiğimizin bile farkında olmadığımız) nice değerler, ilimler, tecrübe ve birikimler...

Tıbta bu acımasızlığımızdan maalesef nasibini almış. Sağlık alanındaki eserlerimizi ve hazinemizi de göz kırpmadan yok etmişiz. Ne uğruna? Kim için? Ve bugün... Tarihten ve hatalarımızdan hiçte ders almadığımızı ispatlarcasına yaşıyoruz. "Avrupalılarda yapıyor, Amerikalılarda kullanıyor demek ki bunlarında faydası varmış" diyebilecek kadar zavallı ve komik bir haldeyiz.

SAĞLIKLI BİR HAYAT İÇİN ALTIN KURALLAR

Neyse ki rahmetli nene ve dedelerimizin hakkını iade eden vefalı insanlarda var. Doktorlarımızdan, doçentlerimizden ve hatta profesörlerimizden "kocakarı ilaçlarına" sahip çıkıp, savunan ve açıkça tavsiye edenler bile var. Onlardan bir tanesi de İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmed Aydın. Okuduğum bir yazısında şunları tavsiye ediyordu:

*Beyaz şeker ve un mümkünse hiç yenmemelidir. Tuz iyice azaltılmalıdır.
*Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
*Katkı maddesi ilave edilmiş ve paketlenmiş gıdalar yemeyin. Bol taze sebze ve meyve yiyin.

*Yeterli miktarda omega–3 alın. Ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkarın(kullanmayın).
*Halis zeytinyağı ve doğal hayvani yağlar (tereyağı, içyağı ve kuyruk yağı) kullanın.
*Günde 1–2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin. Günlük olarak şekersiz yeşil ve siyah çay içmeye devam edin.

*Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden ( faydalı organizma) zengin gıdalar tüketin.
*Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.

*Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.
*Günde iki diş sarımsak veya bir baş kuru soğan tüketin.
*Toprak(güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik sonraki tercihler. Teflon ve alüminyumu kesinlikle kullanmayın."

Profesör Aydın, araştırmalara göre zeytinyağı tüketiminin düzenli ve sürekli olduğu kişilerde göğüs, prostat, akciğer, gırtlak, yumurtalık ve kalın bağırsak kanserlerinin az görüldüğünü de özellikle belirtiyor.

"Alüminyum folyoya sarılarak pişirilen yemeğin alzheimera yol açabileceğini" ifade eden Aydın, "Ondan sonra alzheimerin nedenini bilmiyoruz diyorlar" diyerek sözlerini tamamlıyor.

DÜNYA DOĞAL İLAÇ KULLANIYOR

Ege Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Arıcılık Şube Müdürü Dr. Ali İhsan Öztürk'te polene dikkat çekiyor. Polenin bir canlının büyümesi ve gelişmesi için gerekli olan tüm besin elementlerine sahip olan dünyadaki ender maddelerden biri olduğunu, propolisin ise doğanın tabi antibiyotiği olduğunun altını çiziyor.

Polen ve propolisin insan sağlığına çok yararı olduğunu vurgulayan Dr. Ali İhsan Öztürk, polenin kanser ve tüm prostat sorunlarında iyileştirici etki gösterdiğini önemle belirtiyor.

Arı varlığı bakımından Çin'in hemen ardından dünya ikincisi; bal üretiminde dünya dördüncüsü(!) olmamıza rağmen bu tür ürünlerin yurt dışından ithal ediliyor olmasının düşündürücü ve üzücü olduğunu da sözlerine ekliyor.

Bizlerde prostat şikâyetlerinin tedavisinde yardımcı olduğumuz arkadaşlarımıza verdiğimiz "kocakarı ilaçlarının" yanı sıra poleni tavsiye ediyor ve biiznillah faydalı olduklarına şahit oluyoruz.

Yine ülser, gastrit hatta reflü şikâyeti olan birçok kardeşimizin, üzerlerinde "ilaç değildir" yazısı bulunması mecburi olan ve "sağır sultan" kullanmaya başladıktan sonra bile inatla dudak büktüğümüz "doğal ilaçlar" sebebi ile iyileştiklerine şahit oluyoruz.

Astım nöbetlerinden, basur şikâyetlerinden, kadın hastalıklarından, damar tıkanıklığı ve kollestrolden kurtulan; şeker ve tansiyondan rahatlayan nice insana şahid olduk ve oluyoruz.

Bununla beraber istismara ve suiistimale müsait bir "sektör" haline gelen sağlığımızı korurken dikkatli olmamızı; ehliyetli, insaflı ve dürüst tabiplerimizin kontrol ve telkinleri doğrultusunda tedavi olmamızı tavsiye ediyoruz. Doğal aparatları kullanırken de yine doktorlarımızın tavsiyelerini göz önünde bulundurmayı ihmal etmeyelim. Doğal tedavi yöntemlerinde de hassas davranarak, kulaktan dolma ve tahmini tavsiyeleri değil bilgi, tecrübe, ehliyet sahibi ürün ve kişileri tercih edelim.

GAZ TESTi

Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz ve bir çoğumuzun ortak sıkıntısı ile alakalı küçük bir bilgi kontrol testi ile yazımızı noktalayalım.

1–Yerken ya da içerken hava yutmak, mide ve bağırsak gazına sebep olur.
Doğru. Bir içeceği kamış ile içmek, karbonatlı, kolalı içecekler içmek, ciklet çiğnemek, diş protezinizin gevşemesi veya sinirsel bir alışkanlık olarak gaz yutmak mide ve bağırsak gazını artırabilir.
2–Günde 15 kereden fazla gaz çıkarmak anormaldir.
Yanlış. Her erişkinin günde ortalama 14 kez çıkarması beklenir. Ancak, gaz sıklığı zaman zaman artabilir; ortalamayı geçebilir.
3–Kırmızı et başlıca gaz sebebidir.
Yanlış. Baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, meyveler ve tahıllar gibi yüksek miktarda lif içeren yiyecekler başlıca gaz kaynağıdır. Süt şekeri "laktoz" hazımsızlığa ve mide–bağırsak enfeksiyonları da gaza sebep olur.
4–Karın ağrınız ve gaz sancınız çok fazla ve üç günden fazla sürmüş ise bir doktora başvurmalısınız.
Doğru. Üç günü aşan karın ağrısı ve gaz sancısı ciddi bir batın içi rahatsızlığının işareti olabilir.
1. Alkol, sigara ve gazlı içecekler gaz yapar. Doğru.

imam halil
Mal cimrilerde, Silah korkaklarda, Yönetim akılsızlarda olursa iş bozulur...Hz Ebu Bekir (r.a.)

Fatihan

Teşekkürler, gerçekten çok faideli bilgiler var...

kutlu

geçmişe söve söve ne hale geldik.nenemin tarhana çorbsı herbirşeye şifadır be.
Ya Rabbi İsraili Kahhar ismi şerifinle kahr eyle.Filistindeki masum kardeşlerimize yardım eyle...

Vuslat Yolcusu

Alıntı yapılan: kutlu - 23 Ekim 2007, 15:31:36
geçmişe söve söve ne hale geldik.nenemin tarhana çorbsı herbirşeye şifadır be.
&)) &)

Hâsıl-ı Kelam

Nefsinle değil, kalbinle düşün ve karar ver!

leyya

Alıntı yapılan: kutlu - 23 Ekim 2007, 15:31:36
geçmişe söve söve ne hale geldik.nenemin tarhana çorbsı herbirşeye şifadır be.
ne varsa eskilerde var der annem.güzel bilgiler tşkkrlr:)
Başaramassan bir daha dene, bir daha dene..Bir daha..Bir daha..Bir daha dene...
Unutma ''pes etmek intihar etmek'' gibidir...

Tuğra

Okuduğum bir yazıda keçi sütü tercih edilmeli diye geçiyor ne derece doğruysa artık.
〰〰〰〰🐠