Hafıza nasıl geliştirilir?

Başlatan erh, 08 Eylül 2004, 23:04:24

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

erh

Hafıza nasıl geliştirilir?

Randevularınızı mı unutuyorsunuz? Otomobilinizin anahtarlarını nereye koyduğunuzu hatırlamıyor musunuz? Çocuğunuzun veya eşinizin doğum tarihi bir türlü aklınıza gelmiyor mu?  

Bu ve benzeri sorulara vereceğiniz cevap “evet” ise, sizi bu önemli dertten kurtaracak bir kitap yayımlandı. Çalışmalarının çoğunu hafıza geliştirmeye ayıran Betty Fielding’in kaleme aldığı “Hafıza El Kitabı” (Dharma Yayınları), orta yaş sonrasında hafızasını geliştirmek isteyenler için 10 basit fakat iddialı metot sunuyor. Fielding, “Hafıza El Kitabı, kişilerin kendilerinde ya da sevdikleri birinde deneyimledikleri hafıza boşluklarıyla ilgili güçlükleri çözmek yönünde bilgilendirici, iyimser ve olumlu bir yaklaşımdır. Kitap, hafızanın nasıl çalıştığını ve nasıl geliştireleceğini anlamak için sağlam bir temel arayan düşünceli erkeklere ve kadınlara yol göstermektedir” diyor.
Her şeyin başı dikkat

“Hafıza El Kitabı”nın, tabii bellek sürecini güçlendirmeye odaklandığını da belirten yazar, “Dikkat etmeye motive olduğunuzda ve hatırlamak istediğiniz ya da hatırlamaya ihtiyaç duyduğunuz özel konuları bir araya getirmek üzere dikkatinizi yeterince verdiğinizde, tabii olarak hatırlarsınız. Daha iyi bir hafıza için hedeflerinizi tespit edin ve sonra sizi bu hedeflere ulaştıracak günlük alışkanlıkları ve hayat tarzı misallerini benimseyin” diye konuşuyor. Hafızanın nasıl çalıştığından hareketle, tam 25 yıl boyunca bu konu üzerinde yoğunlaştığını belirten Betty Fielding, “Dikkatimizle ilişkili çok çeşitli talepler sebebiyle herkes ara sıra hafıza problemleri yaşar. Herkesin fiili ve potansiyel hafıza yeteneği arasında bir boşluk vardır. Geliştirdiğim proje, yaşlanma konusunda 25 yıldır yürüttüğüm araştırma ve eğitim sırasında, çok sayıda hafıza eğitimi dersinde kullandığım bir yöntem. Bundan kazanacağınız ödülleriniz, hafıza becerilerinizi ve hayatınızın kalitesini artırmak olacaktır” diyor.

İyi bir bellek için 10 adım

Hafızanın “duyumsal”, “çalışan ve kısa süreli” ile “uzun süreli” olmak üzere üçe ayrıldığını anlatan Betty Fielding, “İyi bir hafıza için gerekli 10 adım”ı şöyle sıralıyor:

1. Hafızanızın nasıl çalıştığını anlayın.

2. Size yardım edecek hafıza araçları geliştirin.

3. Kendinizi motive edin ve girişimde bulunun.

4. Hayatın keyfini çıkarın ve insan olarak büyümeye devam edin.

5. Elinizde olanın üzerine odaklanma yeteneğinizi artırın.

6. Hem öğrenme ve hem de yaşayış biçiminizi organize edin.

7. Sağlığınıza dikkat edin.

8. Stresi ve depresyonu çözün.

9. Doğal yaşlanma sürecini anlayın ve onunla başa çıkın.

10. Hafıza geliştirme programınızı desteklerken kendi eğitmeniniz olun.

Unutkanlığın ilacı dua

Ruhsal durumlar ve duygular, hafızayı olumsuz yönde etkilediğini belirten Betty Fielding, “Bunlar kendileriyle ilgili bir hatırayı pekiştirir fakat diğer olayları hatırlamamıza müdahale edebilir. Güçlü duygular, çoğunlukla çevrenizde olup bitenlere dikkat etmenizi engeller. Korku, endişe ve öfke gibi duygular, kişisel enerjinizi tükettiğinde, sonuçta ortaya çıkan stresle başa çıkmanın şöyle ya da böyle bir yöntemini bulmak iyi bir hafızayı korumanın temelidir” diyor ve bu yöntemleri şöyle sıralıyor:

* Kontrol duygusuna sahip olmak.

* Giderek artan gevşeme, meditasyon ya da dua.

* Egzersiz.

* Stresin oluşturduğu tahmin edilebilir sonuç hakkında bilgi edinmek.

* Toplumsal destekler.

* Strese eşlik eden duygusal enerjinin çıkış yolları.

Yaşlanmayı yavaşlatabilirsiniz


Yazar Betty Fielding, yaşlanma sürecinin anlaşılması ve yaşlılıkla başa çıkmayla ilgili olarak da şunları söylüyor: “Ne kadar iyi hatırladığınız konusunda sizi uyaran sadece yaşınız değildir. Motive olma düzeyleriyle, dikkat alışkanlıklarıyla, ne kadar düzenli olduğunuzla ve sağlığınızla hafıza arasında yakın bir bağlantı vardır. Bununla beraber, karşılaştığınız yaşlı bağlantılı duygusal değişikliklerle ilgilenmek esastır. İyi görmek ve iyi işitmek, iyi hatırlamanız için önemlidir. İkisinde de önemli bir azalma olduğunda ya tedavi ya da telafi edilmelidir. Merkezi sinir sisteminin yavaşlaması, dikkat dağınıklığının artması ve bilginin yüzeysel olarak işlenmesi, biz yaşlanırken meydana gelen olaylardır. Bunların her biri, onları hayatın gerçekleri olduğunu kabul ederek, kendi hızımızı ayarlayarak, konsantre olarak, enine boyuna düşünerek, gözden geçirerek ve başka stratejilerle dengelenebilir.”

Hastalık hafızayı olumsuz etkiliyor

Çalışan, dinamik ve aktif bir hafızanın sağlıkla doğrudan ilgili olduğunu da belirten Fielding, 30 yaşından başlayarak beyin ve sinir sistemi dahil olmak üzere bütün beden sistemlerinde giderek artan değişikliklerin meydana geldiğini söylüyor ve devam ediyor:

“Hastalık ya da rahatsızlık hafızayı olumsuz yönde etkiler. Sağlığı korumak için bir plan yapmaya girişmek hafızanın iyi çalışması için esastır. Bu plan dengeli beslenmeyi, egzersiz yapmayı, toksik maddelere maruz kalmayı en aza indirmeyi ve düzenli doktor kontrolünden geçmeyi kapsar. Zihninizi faal tutmak; yeni öğrenme imkanları ve keşfedecek yeni ilgi alanları bulmak, fiziksel egzersizin bedeninize faydalı olması gibi, beyniniz ve sinir sisteminiz için sağlıklıdır..”

türkiye gazetesi
mirhan

Tuğra

DUYGUSAL HAFIZA


Kadınların, duygusal hafızalarının erkeklerinkinden iyi olduğu bildirildi. Amerikalı bilim adamlarının 24 kadın ve erkek üzerinde yaptığı araştırma, kadınların, kendilerine bir kez gösterilen duygusal içerikli ve sıradan fotoğrafları 3 hafta sonra erkeklerden yüzde 15 oranında daha iyi hatırladığını ortaya koydu.

Proceedings of the National Academy of Sciences da yayımlanan araştırma, kadın beyninde fotoğraflardaki duygusal sahnelere verilen sinirsel tepkinin de erkeklere oranla daha fazla olduğunu gözler önüne serdi.

Araştırmanın yazarı New York Stony Brook Üniversitesi nden yardımcı profesör Turhan Canlı, fotoğrafları duygu derecesine göre 3 kategoriye ayıran erkeklerin sıradan fotoğraflardaki silah imgesini tarafsızlıkla hatırladığını, ancak kadınların bu imgeye çok olumsuz tepki gösterdiğini söyledi.

Canlı, ceset, mezar, ağlayan insanlar ve kirli tuvaletler gibi sahnelerin yer aldığı fotoğrafların da kadınlarda aşırı duygusal tepkiye yol açtığını kaydetti.

Araştırma kapsamında, 3 hafta sonra fotoğraflar içinde aşırı duygusal bulduklarını seçmeleri istenen erkeklerin, fotoğrafların yüzde 60 ını, kadınların ise yüzde 75 ni hatırladığı belirtildi.

Canlı, araştırmanın, depresyonun kadınlarda daha çok görülmesinin biyolojik nedeninin bulunmasına yardım ederek, kadın beyninin, duyguları daha iyi algıladığını ve hatırladığını ortaya koyduğuna işaret etti.

Araştırmanın, kadınların, evlilikteki tartışmaları erkeklerden daha iyi hatırladığı yönündeki yaygın kanıyı desteklediği de kaydedildi.
〰〰〰〰🐠

Fatihan

Hayat aynı rutininde devam ediyor ve sıkılıyorsanız, yaşamı farklılaştırmanız ve beyninizi alışkanlıklarını bırakmaya zorlamanız gerekiyor. Bu size hem zihinsel zindelik hem de rahatlamayla birlikte mutluluk getirecek. Ailem.com’un verdiği ve okuduğunuzda basit gibi gelen, ancak uyguladığınızda ne kadar katı alışkanlıklara sahip olduğunuzu görmenizi sağlayacak önerileri mutlaka uygulayın. Unutmayın hayata bir kere gelme şansınız var ve ilk önce kendinize dikkat edin:

1- Vücudunuzu yeni davranışlara alıştırın. Saçınızı tararken, dişlerinizi fırçalarken, kahvenizi karıştırırken ya da diğer günlük basit işleri yaparken sürekli kullandığınız elinizi değil diğer elinizi kullanın.

2- Gözlerinizi kapatın ve odada yolunuzu duygularınızla bulmaya çalışın. Bilinçli olarak sesleri dinlemeye ve kokuları almaya çalışın. Bazen yerden bir şey almanız gerektiğinde, ayaklarınızı kullanın mesela kapıyı ayağınızla kapatmak gibi... Kitap okumayı seviyorsanız bir sayfayı baş aşağı okuyun.

3- Birisini eleştirmek yerine övgü dolu sözler bulun ve söyleyin. Yargılayıcılığınızı askıya aldığınızda, o kişi sandığınızdan daha iyi insan olmaya başlayacak.

4- Buzdolabınızın içine dikkatlice bakın. Daha sonra kapağını kapatın. İçindekileri teker teker sıralamaya çalışın. Eviniz için de aynı şeyi yapabilirsiniz, pencerenin önündekileri ya da duvardaki resmin ayrıntılarını inceleyebilirsiniz.

5- Her gün 5 dakika, kendinizi bir başka insanın yerine koyun ve olaylarını onun bakış açısından anlamaya ve hissetmeye çalışın. Bir aktörmüş gibi yapın, rol gereği yani ve kişi gibi davranın. Ne hissederse hissedin.

6- Her zaman üzüntü ya da şüpheye yakalanıyorsanız ve kendinizi başkalarından daha aşağı görüyorsanız, bunun yerine en çok istediğiniz şeyi ayrıntılı olarak tasarlayın ve elde ettiğinizdeki yaşamınızı düşünün. Negatif düşünceleriniz olduğunda pozitife çevirmek için gün boyunca bunu uygulayın.

7- Her günün sonunda o ana kadar ne yaptığınızı 60 dakikada gözden geçirin. Bu gününüzü daha önemli hale getirmek için iyi yardımcı yoldur. O ana kadar olan tüm aktivitelerini zihinsel olarak gözden geçirin. Hafızanız gününüz hakkındaki boşlukları, anları kasıtsız olarak açığa vuracaktır. Siz de bunları daha iyi değerlendireceksiniz.

8- Esnek olmak ve kolayca uyum sağlamak için hayatınızı değiştirin, her gün farklı bir şeyler yapın. Farklı bir mağazadan alışveriş yapın ya da rutin ev-iş yaşamından çıkın.

akşam gazetesi

enfa

Uzmanlar beynin çok az bir kısmının kullanıldığını söylerken hafızanın da istenildiği kadar geliştirilebileceğini belirtiyor. İyi bir hafızanın yolu ise...

Son yıllarda yapılan pek çok bilimsel araştırma hafızanın geliştirilebileceğini gösteriyor. Öyle ki beyinle ilgili geçmiş yıllarda bilinmeyen birçok şey günümüzde keşfedilmiş durumda. İnsan beyni, vücudun yüzde 2’si ağırlığında olmasına rağmen geri kalan yüzde 98’ini yönetiyor. Başarının da, sevincin de, umutsuzluğun da kaynağı beyin olarak gösteriliyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda 13-19 Mart tarihleri ‘Beyin Haftası’ olarak kutlanıyor. Ancak gelin görün ki düşünürken, konuşurken, öğrenirken yoğun olarak kullandığımız beynin nasıl daha iyi çalıştırılabileceğini ya da hafızanın daha fazla nasıl geliştirilebileceğini hala bilmiyoruz.

BEYNİNİZE HAT DÖŞEYİN

Dünya Hafıza Şampiyonu Melik Duyar, beynin etkin kullanımının beyin hücreleri arasında kurulan bağların çokluğuyla ilgili olduğunu söylüyor. Bunu yeni kurulmuş bir şehre benzeten Duyar şunları anlatıyor: ‘Yeni bir şehirde evler arasında telefon hatları kurulmamışsa iletişim hantallaşır. Çözüm her eve bir hat çekmektir. Beyin hücreleri arasında bu şekilde telefon hatlarının döşenmesini de düşünme sağlıyor. Düşünme insanın kendi kendine sorular sormasıyla ve yeni öğrendiği bilgilerle eski bildikleri arasında ilişkiler kurmasıyla mümkün oluyor. Hücreler arasında sürekli ağlar kurulduğu için kapasitesi de artıyor.’

Melik Duyar Dünya Hafıza Olimpiyatları’nda insanları şaşırtan dünya şampiyonlarının beyinleriyle normal bir kişinin beyni arasında aslında yapısal olarak hiçbir fark olmadığını söylüyor.

İŞİN SIRRI DENGEDE SAKLI

Onların beyinlerini doğal çalışma prensiplerine uygun kullandıklarını belirten Duyar şunları anlatıyor: ‘Şampiyonlar egzersiz yaparak beyni ve hafızayı mükemmelleştiriyor. Deha seviyesindeki insanların beyinlerini nasıl kullandığıyla ilgili yapılan araştırmalar, onların beyinlerinin her iki yarım küresini birlikte ve dengeli kullandığını ortaya çıkartmıştır. Beynini kullanan ve öğrendiği teknikleri kullanmaya devam eden herkes beyin kapasitelerini ciddi bir şekilde artırabilir. Öyle ki, daha önce hafıza gücü çok zayıf olan insanlar hafızalarını eğiterek diğer insanların yapmaya cesaret bile edemeyeceği binlerce sayı ve bilgiyi çok kısa sürede hafızalarına yerleştirebiliyor.’

Kadınların hafızası, erkeklerin matematiği kuvvetli

Yüzyıllardır kadın ve erkek beyninin farklı çalıştığı konusunda iddialar ortaya atılıyor. Peki bu iddialar ne kadar gerçeği yansıtıyor? Melik Duyar bu soruya şöyle cevap veriyor: ‘Beynin sol tarafı matematik, mantık, analiz ve konuşma gibi akademik başarıyı yöneten fonksiyonları; sağ tarafı da müzik, resim, hayal gücü ve renk gibi sanatla ilgili başarıları idare eden fonksiyonları barındırır. Örneğin bir matematikçi beyninin sol tarafını kullanırken, Sezen Aksu beyninin sağ tarafını yoğun olarak kullanır. Erkekler beyinlerini daha çok sol yarım küre dominant olarak kullanırken kadınlar kadar duygusal değillerdir. Beyinlerinin sol yarım küresini daha dominant kullanan erkekler matematik konularında kadınlara oranla daha iyiyken, daha duygusal olan kadınların hafıza gücü erkeklere oranla daha iyidir.’

Dil öğrenin, bulmaca çözün

Hiç kuşkusuz yaş ilerledikçe unutkanlık artıyor. Öyle ki yeni bilgiler öğrenmek, isimleri, numaraları akılda tutmak gün geçtikçe daha da zorlaşabiliyor. Peki neden unutuyoruz? Duyar bu sorumuzu şöyle yanıtlıyor: ‘Örneğin dün öğle yemeğinde ne yediğimizi değil de yıllar önce başımızdan geçen tehlikeli bir anı ya da bizi çok mutlu eden bir olayı hatırlarız. Aslında farketmesek de istediğimiz olayı hatırlayıp istediğimiz olayı unutma yeteneğine sahibiz. Eğer öğrenme faaliyetlerinin içine duyguları katarsak hatırlamakta güçlük çekmeyiz. Çünkü duygular bilginin beyne kaydedilmesini sağlar.’

Duyar, hafızayı güçlendirmek için ise şu önerilerde bulunuyor: ‘Düşünmeyi sağlayan her türlü faaliyet beyni dinç tutar hem de alzheimer, bunama gibi hastalıklardan korunmayı sağlar. Gençler çalıştıkları konunun kalıcı olması için sürekli düşünsün, sorgulasınlar. Yetişkinler ise öğrenmeyi hayat boyu sürdürmeli. Çünkü öğrenme durunca, çoğu zaman düşünme de duruyor. Kişi beyninin sadece kendi rutin işiyle ilgili olan kısımlarını kullanıyor ve kullanılma-yan diğer kısımlardaki beyin hücreleri ölüyor. Böylece beyin de kapasiteleri düşüyor. Ayrıca ikinci dillerini geliştirmeye çalışabilirler. İkinci dilleri varsa, bir üçüncü dil öğrenmeyi deneyebilirler. En azından okumayı bırakmasın ve bulmaca çözsünler.’

STAR

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

devran

Hafıza ne zaman zayıflıyor?

Avustralyalı bilim adamlarına göre, yağmur beynin daha iyi hatırlamasını sağlıyor.
Araştırma çerçevesinde 2 ay süreyle bir alışveriş merkezine uğrayanlara belirli sorular soruldu.
Buna göre, havanın kötü olduğu günlerde kişilerin hafızaları daha iyi çalışıyordu. Araştırmacılar, güzel havalarda mutlu olan kişilerin çevreleriyle çok ilgilenmediklerini belirtirken kötü havalardaysa etrafta olan bitene daha fazla dikkat ettikleri kaydedildi.

haberturk
Gün Olur devran döner.

İsra

 Henüz 30 yaşındasınız ve 5 dakika önce elinizde olan anahtarı nereye koyduğunuzu hatırlamıyor musunuz? Kendinizi genç hissedebilirsiniz, ama beyniniz yaşlanmış bile...

Beynin en mükemmel hali 5 yıl sürüyor. 22 yaşında mükemmel haline ulaşan beyin fonksiyonları, 27 yaşından itibaren azalmaya başlıyor...

ABD'de Virginia Üniversitesi tarafından yapılan ve sağlıkla ilgili bir internet sitesinde yayımlanan bir araştırmaya göre, en fonksiyonel ve mükemmel haline 22 yaşında ulaşan insan beyni, 27 yaşından itibaren ''düşüşe geçmeye'' başlıyor.

Araştırma, yaşları 18 ile 60 arasında değişen iyi eğitimli 2 bin kadın ve erkeğin, 7 yıl boyunca katıldıkları testlerin sonuçlarından oluşuyor.

Araştırma raporunda, katıldıkları testlerde 2 bin denekten her yıl görsel bulmacalar çözmeleri, anlatılan öykülere ilişkin bazı detaylar vermeleri, çeşitli kelime oyunları oynamaları, bazı rakam ve sembolleri hatırlamaları istendiği ve deneklerin herhangi bir sağlık sorunu yaşamadıklarına özellikle dikkat edildiği kaydediliyor.

Sonuçlar değerlendirildiğinde, 12 testten en az 9'unda en başarılı performansların 22 yaşında elde edildiği belirtilirken, görsel olarak neden sonuç ilişkisi kurma, bulmaca çözümü ve hızlı algılama alanlarında 27 yaşından itibaren belirgin gerileme olduğu gözleniyor.

ABD'de ''Nörobiyoloji'' dergisinin son sayısında, ''Yaşlanmanın Nörobiyolojisi'' başlığıyla yayımlanan araştırmaya göre, sağlıklı bir birey, 37 yaşına kadar hafızasını büyük ölçüde muhafaza ederken, kelime hazinesi ya da genel kültür gibi alanlarda hafızanın ortalama 60 yaşına kadar korunabiliyor.

Araştırma ekibinin başında bulunan Prof. Timothy Salthouse, ''sağlıklı ve eğitimli bazı yetişkinlerde idrake yörelik kayıpların 20'li, 30'lu yaşlarda başladığını'' belirterek, ''sağlıklı beyinlerdeki kayıpları anlamanın, Alzheimer gibi ciddi hastalıklarda neyin yanlış gittiğini çözmeye yardımcı olacağını'' kaydetti.

''AKTİF OLMAK BEYNİ KORUYOR''

Bilgi veren Nöroloji Uzmanı Dr. Behiye Mungan, hafızayı korumayı sağlayacak çok belirgin bir formül olmamakla birlikte, kişinin olabildiğince uzun süre aktif kalmasının beyin fonksiyonları açısından da yararlı olduğunu belirtti.

İnsan beyninin aktif kalmasında çevreden aldığı sinyallerin etkili olduğuna işaret eden Dr. Mungan, belli bir yaş grubu üzerindeki kişilerin ya da Alzheimer hastalığının ilk evresinde olanların, ''uzun süre işe yarar kalmalarının'' bazı fonksiyonların kaybını geciktirdiğini söyledi.

Dr. Mungan, fazla televizyon izlemenin beyin üzerinde olumsuz etki yapıp yapmadığına yönelik bir soruya ise şu yanıtı verdi:
''Bu, çok göreceli bir durum. Ben bazı kişilere, özellikle kadınlara televizyon dizilerini, oradaki olayların akışını izlemelerini öneriyorum. Televizyon izlemek bazı insanlar için gerileme olabileceği gibi, bazı insanlar için de bulundukları yerden daha ileri bir noktayı temsil eder. Köylerde konuşmayan, fiziksel aktivite dışında hiç bir şey yapmayan kadınlar var. Bir dizideki olay örgüsü, bu kişiler için bir algısal uyarıcı niteliği taşır.''

Dr. Mungan, küçük egzersizler, bulmacalarla beyni her zaman canlı tutmaya çalışmak gerektiğini kaydetti.

AA

sehle

 
Hâfızayı Güçlendirici Gıdalar

İnsanoğlu, öyle muazzam bir sisteme sahip olarak yaratılmıştır ki, bütün organlar vazifelerini en ince ayrıntılarıyla hiç aksatmadan yapıyor. Organizmamızın işleyişi, vücudumuza dışarıdan aldığımız hava, su, yiyecek ve içeceklerin çeşitliliğine, kalitesine ve miktarına göre şekilleniyor. Kimimiz emânet olarak düşündüğü bedenini özenle beslerken, birçoğumuz dengesizce her önüne geleni yemekle meşgul...

Yapılan araştırmalar, birçok gıdanın beynin çalışmasını doğrudan etkilediğini göstermiştir. Öyle ki, güçlü bir hafızanın ya da unutkanlığın perde arkasında, gıdaların gizli olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır. Günlük hayatta, imtihanlardan önce şeker veya çikolata yemek, geç saatlere kadar çalışacaksak masamıza bir kupa kahve koymak alışkanlık olmuştur. Böylece beynin enerjisinin ve dinamikliğinin artırılacağı düşünülür.

Beynimiz, sinir sistemimizin en önemli organı olmakla, sanki bir orkestra şefi gibi çalışır. Beynimiz, vücut ağırlığımızın sadece % 2-3 oranında bir ağırlığa sahiptir. Ama günlük ihtiyacımız olan 2.000-2.500 kalorinin % 30’nu harcamaktadır. Bu enerji ile vücudun sinirler vasıtasıyla edindiği bilgileri bir hücreden diğerine taşımayı sağlar. Bunu “sinirsel iletici” denilen kimyevî maddeler salgılayarak yapar.

Vücutta milyarlarca sinir hücresi bulunmaktadır. Beynimiz beden, duygu ve davranışlarla ilgili diğer bütün mesajları, bu kimyevî maddeler aracılığıyla diğer hücrelere gönderir. Şüphesiz beyin, bu ağır işleri yapmak için gıda maddelerine ihtiyaç duyar. Yediklerimizin besin değeri, kan yoluyla bütün vücuda yayılmadan önce, ilk olarak beyne ulaşır. Beyin, hangi gıdanın ne kadar yararlı olacağını bildiği için bu konuda çok seçici davranır. “Beyin bariyeri” denilen koruyucu zırh, beyine giren bütün gıdaları kontrol edip kendine faydalı olanları seçer, kalanları kan yoluyla vücudun diğer taraflarına gönderir.

Beynin bu seçici özelliğinden yola çıkılarak, birtakım araştırmalar yapılmıştır. Bunun sonucunda da bazı gıdaların beyin performansını artırıp, çalışma gücünü destekleyerek, unutkanlığa ve hafıza fonksiyonlarına iyi geldiği ispatlanmıştır. Hatta son araştırmalar, gıdaların türü kadar miktar ve kalitesinin de zihnî performansı etkilediğini ortaya çıkarmıştır.

Bunun yanında sâkinleştirici ilaçlar, ağrı kesiciler, alerjik ilaçlar, sigara, alkol, işlenmiş rafine gıdalar ve oksijeni düşük ortamlar, hafıza gücünü zayıflatmaktadır. Çok yağlı, ağır yiyecekler ise, kanın beyinden çekilerek sindirim sistemine yönelmesine sebep olup, yorgunluk, uyuklama, zihnî potansiyelde düşüşe sebep olmaktadır. Özellikle çocukların vazgeçilmezi olan çok şeker tüketimi, kola ve cipsin hâfızayı zayıflattığı, unutkanlığa sebep olduğu da ortaya çıkmıştır.

Günümüzde hızla yaygınlaşan Alzheimer hastalığının en önemli belirtisi, unutkanlıktır. Bazı yiyeceklerde bulunan “kolin” isimli maddenin, her gün yeterli miktarda alınmasının bu hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Ayrıca genç yaşlarda başlayan unutkanlığı önlemek için en çok kolin ihtiva eden şu gıdalar sıklıkla yenilmelidir: Yeşil yapraklı sebzeler, lahanagiller, karnabahar, soya fasulyesi, süt, yumurta sarısı, balık ve sakatatlar.

Proteinli gıdalarda bulunan “trozin” adlı aminoasit de hızlı düşünme, enerjik olma ve performansı arttırmada etkilidir. Bunun için güne bol proteinli (yumurta, süt, peynir gibi) kahvaltıyla başlamak gerekir. Yine karbonhidratlı yiyeceklerin (tahıllar, ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişler, kuru meyveler, kuru baklagiller gibi) beynin enerji kaynağı olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Bilhassa kuru kayısı, incir, üzüm, pekmez gibi glikoz bakımından zengin gıdalar, hâfızayı güçlendiren ve beynin tabiî enerji kaynaklarıdır.

Vitamin ve minerallerin beynin gelişiminde ve düzenli işleyişinde azımsanmayacak rolleri vardır. B grubu vitaminleri (kuru baklagiller, kırmızı et, süt ve ürünleri, balık, tavuk, yeşil sebzeler, yumurta, muz, kavun) beynin yorgunluğunu giderici ve hafızayı güçlendiricidir.

C vitaminince zengin (turunçgiller, kivi, domates, patates, çilek, yeşilbiber, brokoli…) gıdalar, özellikle antioksidan olmalarından dolayı sinir sisteminin düzenli işleyişinde önemlidir. Aynı tesiri E vitaminince zengin yiyecekler de yapmaktadır. Bunlardan bazıları; nebâtî (bitkisel) yağlar, yerfıstığı, ay çekirdeği, buğdaydır.

Hâfızamızı nasıl güçlendirebiliriz?
1997’de Madrid’de yapılan bir araştırma, yüksek hâfıza kapasitesiyle, meyve-sebze ve lifli gıdalardan oluşan bir beslenme tarzının doğrudan ilişkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Siyah erik, ıspanak, portakal, çilek başta olmak üzere sık sık meyve-sebze yenilmesi tavsiye edilmiştir.
Uzmanlar, zekâ gelişimine katkı sağlayan 10 gıdayı belirleyerek şöyle açıklamışlardır:

Patates: Kan şekerini dengeli bir şekilde yükselterek zekânın daha verimli çalışmasını sağlar.

Çilek: İçindeki fisetin maddesi, hâfıza kaybının etkilerini azaltıp, bunamayı geciktirmektedir.

Bitter Çikolata: Mg ve antioksidan içeriğiyle beyne oksijen taşıyarak daha aktif çalışmasını sağlar.

Üzüm Suyu: Dopamin salgılanmasını artırarak problem çözme yeteneğini geliştirir.

Yoğurt: Yoğurtta bulunan “trozin” isimli madde, hâfızayı kuvvetlendirir.

Fasulye: Lif ve proteinin bir arada alınmasını sağlayarak özellikle çocuklarda zekâyı açar.

Somon: Somon balığındaki Omega-3 yağları, hem beyni korur, hem de hafızayı güçlendirir.

Kırmızı ve turuncu renkli sebzeler: Domates, kırmızıbiber, havuçtaki antioksidan özellik, beynin daha sağlıklı kalmasını sağlar.

Yağsız Kırmızı Et: Tam bir demir deposu olmakla beynin gelişimi için çok yararlıdır.

Tahıllar: B vitamini kaynağı olması ve kan şekerini dengelemesiyle beynin düzenli işleyişinde önemlidir.

Bu bilgiler ışığında, yeme-içme düzenimizi yeniden gözden geçirerek hâfızamızı daha dinç hâle getirebiliriz. Özellikle yeşil çay alışkanlığı kazanmalı, meyve, sebze ve lifli gıdalarla dostluğumuzu artırmalıyız.


şebnem dergisi


الَهى انت مقصودى ورضاك مطلوبى

ilimsevenler

Allah Razı olsun Kardeş.
Ama Bunları yesek Artık Yemekten başka birşey düşünmeyiz herhalde...):

ahdevefa

Emeginize saglik... degerli paylasimlariniz icin sagolun... Allah razi olsun...
Mevla'nın herşeydeki sırrı "sabır"dır.
Açlığa sabredersin adı "oruç" olur.
Acıya sabredersin adı "metanet" olur.
İnsanlara sabredersin adı "hoşgörü" olur.
Dileğe sabredersin adı "dua" olur.
Duygulara sabredersin adı "gözyaşı" olur.
Özleme sabredersin adı"hasret" olur.
Sevgiye sabredersin adı "AŞK" olur.

(Hz. Mevlana)

omur

Alıntı yapılan: ahdevefa - 20 Nisan 2010, 01:44:09
Emeginize saglik... degerli paylasimlariniz icin sagolun... Allah razi olsun...

serifefr

paylasim için tskler bendede var unutkanlik :s Allah razi olsunn isime yarayan busuru bilgiler aldim