Süt Hakkında Bilmediklerimiz

Başlatan turab, 29 Nisan 2008, 08:44:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

turab

Süt Hakkında Bilmediklerimiz


1 litre sütün meydana gelmesi için süt bezlerinden 500 litre kanın geçmesi gerekir. Sütteki akyuvar sayısı, sütün sağlıklı olup olmadığı hakkında esas ölçüdür. Memenin iltihabı' hastalıklarında bu sayı artar. F.Almanya'da 1 mililitre sütte ortalama 235 bin, İngiltere'de 420 bin akyuvar mevcuttur.

Sütün kalitesi hakkında ikinci kriter, mikrobik canlıların sayısıdır. Sıhhatli bir inekten sağılan süt, memeden çıkarken steril (mikropsuz) olmasına rağmen çevre tesiriyle mikroplar/a temasa geçer. Birçok ülkede 1. kalite sınırı, mililitrede 100 bin mikroorganizmadır. Bu miktar mililitrede 1 milyon adeti aşınca tad değişmesi meydana gelir.

Antibiotik artıklar, sütten diğer süt ürünlerinin (peynir, yoğurt vb.) elde edilmesine mani olur. Çünkü bunlar fermantasyonu sağlayan faydalı bakterileri de yok ederler

Yüksek biyolojik değerdeki sütün meydana getirilmesi esnasında inek, yüksek besin değerli yemlere ihtiyaç duymaz. Nebati artıklarla dahi beslenebilir. İnsan ve hayvanlar tarafından sindirilemiyen nebati kısımları, karnında taşıdığı 6 ile 8 kg. ağırlık tutan özel mikroorganizmalar sayesinde faydalı hale getirir. Kiel'deki süt araştırma kurumunda Prof. Werner Kaufmann'ın hesaplamasına göre 1 ton hayvani proteinin elde edilmesinde domuz için 14 hektardan üretilen tahıl halinde yem gerekirken, süt ineği için, kullanılmayan 4 hektar çayırlık yetmektedir. Bu da, bizler için çok değerli bir gıda olan sütün Merhameti Sonsuz Yüce Yaratıcı tarafından bizlere ne kadar az bir külfet mukabili bahşedildiğini göstermez mi?

Dr. Muvaffak AYVAZ  
Allahım!Ahirete mani olan dünyadan,ölümün iyiliğine engel olan hayattan ve amelin hayrına mani olan emelden sana sığınırım

devran

Sütler buzdolabında nasıl saklanmalı?

Uzmanlar, süt ve süt ürünlerinin, buzdolabının kapağı yerine iç kısımlarına koyulmasını öneriyor.

Kapaktaki rafların daha sıcak olduğunu belirten uzmanlar, buralarda süt, yoğurt ve peynir gibi gıdaların daha erken bozulabileceğini söylüyor.

Antalya'nın Alanya ilçesinde, süt ve süt ürünleri satan işletmeleri bilgilendirici bir toplantı düzenlendi. Alanya Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından düzenlenen toplantıya, işletmeler büyük ilgi gösterdi. Toplantıda konuşan gıda mühendisi Sevda Erdoğmuş, süt ve süt ürünlerinin muhafaza şartları hakkında bilgi verdi. Bunlara uyulmadan satışa sunulan ürünlerin insan sağlığını tehdit edeceğini kaydeden Erdoğmuş, son kullanma tarihi geçmiş olan süt ürünlerinin kesinlikle raflarda bekletilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Gıda mühendisi, "Süt ürünlerinin 4 derece sabit sıcaklıkta saklanacağı var sayılmaktadır. Eğer sıcaklık 10 derece olursa, bu ürünlerin muhafaza edilebilirliği dört kat azalmaktadır. Satışa sunulan ürün­lerde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca verilen üretim izin tarih ve numa­rasının, ithal ürünlerde ise ithalat izin tarih ve numarasının etikette belirtilmiş olması gerekir. Üretim veya ithal izni olmayan ürünlerin satılması yasaktır. Satış şartları, asgari teknik ve hijyenik özellikleri sağlamalı ve üründe bozul­maya yol açmamalıdır. Ayrıca personele hijyen eğitimi verilmelidir." dedi.

Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Saraç ise halkın sağlığını tehdit edici ürünleri satmamaları ve kriterlere uygun muhafaza etmeleri konusunda işletme yetkililerini uyardı. Özellikle pazar yerlerinde süt ve süt ürünleri satan işletmelerin hijyen kurallarına özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Saraç, Alanya'nın turizm şehri olduğunun unutulmaması gerektiğini kaydetti.


(CİHAN)


Gün Olur devran döner.

devran

'Kaynatılan sütte besinlerin yüzde 100'ü gidiyor'

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Ünal, ''Bilimsel çalışmalar, süt kaynatıldığında içindeki vitaminlerin yüzde 100'ünün diğer besinlerin de yüzde 60'ının kaybedildiğini ortaya koydu'' dedi.

Ünal, İl Özel İdaresi Erciyes Kültür Merkezi'nde Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ile Tetra Pak'ın düzenlediği ''Sağlıklı Süte Çağrı Kampanyası Bilgilendirme Semineri''nde yaptığı konuşmada, sadece insanların değil, tüm canlıların yeni doğduğunda sütle beslendiğine dikkati çekti.

Sütün ucuz ve güvenli bir besin maddesi olduğunu, ancak süt sağıldıktan sonra özellikle büyükşehirlerde tüketiciye sağlıklı koşullarda ulaştırılmasında yaşanan sorunun teknolojik gelişmelerle aşıldığını anlatan Ünal, şu bilgileri verdi:

''Süt, insanlar için ne kadar besleyiciyse mikroplar için de besleyici. Daha sütü sağarken, hayvanda hastalık yoksa bile insanın elinden, hayvanın memesinden sütün içine mikrop düşebilir. Çok besleyici olduğundan bir de oda ısısında tutulduysa, mikroplar hızla çoğalır. Sütün mikroptan arındırılması şart. Bunun en basit yöntemi de sütü kaynatmaktır. Ancak bilimsel çalışmalar, süt kaynatıldığında içindeki vitaminlerin yüzde 100'ünün diğer besinlerin de yüzde 60'ının kaybedildiğini ortaya koydu. Süt, fabrikalarda 140 dereceye kadar ısıtılıp, hemen soğutulduğunda ise içindeki mikroplar ölüyor, ancak besin değerleri korunuyor. UHT ambalajlar da 4 aya kadar rafta saklanabiliyor.''

Türkiye'de kutu sütlerle sokakta satılan süt arasında çok az fiyat farkı bulunduğuna işaret eden Ünal, ''Keşke kutu süt çok daha ucuz olsa. Bazı ülkelerde süt, devlet tarafından sübvanse edilip, piyasa değerinin altında satılıyor. Vatandaşlar, sokak sütünün taşıdığı riskin fiyat farkına değmeyecek kadar az olduğu konusunda bilinçlendirilmeli. Türkiye'de maalesef her şey okullarda öğretilmiyor. Halk Eğitim Merkezleri'nin asıl işlevi de bu. Bu doğrultuda 9 yıldır sürdürülen kampanyayı gönülden destekliyorum'' dedi.

-PROF. DR. TANJU BESLER-

HÜ Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tanju Besler de insan vücudunun sadece bebeklik ve çocukluk döneminde değil, her dönemde süte ihtiyacı olduğunu, sağlıklı büyüyüp gelişmek için günde 2 su bardağı süt tüketilmesi gerektiğini vurguladı.

Bir bardak sütte yüzde 52 kalsiyumun, yüzde 52 fosforun, yüzde 35 protein, yüzde 30 potasyum ile bazı mineral ve vitaminler bulunduğunu anlatan Besler, halk sağlığı sorunlarıyla karşılaşmamak için mutlaka sağlıklı süt tüketilmesini önerdi.

Süt tüketiminin kronik hastalıklara yakalanma riskini azalttığına, tedavi süresini kısalttığına dikkati çeken Besler, şöyle konuştu:

''Süt tüketen bir kişinin dişleri, kemik yoğunluğu ve vücudu daha sağlıklı olur. Olası bir hastalıkta ilaç kullanım miktarı azalır, hasta daha çabuk iyileşir. Süt tüketimi, kansere yakalanma riskini de azaltıyor. Tüm bunlara rağmen dünyada gazlı içecek tüketimi, süt tüketimine oranla arttı. Türkiye'de süt tüketimi, bazı ülkelerin çok gerisinde. 2007 yılında yapılan bir araştırmada, kişi başına düşen yıllık süt tüketimi, Türkiye'de 23 litre, İspanya'da 94 litre, İngiltere'de 106 litre, Finlandiya'da ise 134 litre. Türkiye'de yıllık tüketilen sütün yarısı sağlıksız sütten oluşuyor.''

''Sağlıklı Süte Çağrı Kampanyası Bilgilendirme Semineri''nin Adana ve Balıkesir'de devam edeceği belirtildi.


AA
Gün Olur devran döner.

Günbatımı

TARTIŞILMAYAN GIDA: SÜT
       
İneklerin günde 30 litreye kadar verebildikleri sütün, ihtiyacımız olan her türlü maddeyi içinde taşıdığını biliyor muydunuz?

Sütün bir özelliği de, bütün hastalıklara karşı en faydalı ve koruyucu bir besin olmasıdır. Sağlığın korunması için alınması gerekli çok sayıda gıdanın hemen tamamı sütte mevcuttur.

Ayrıca, iskeletin iyi teşekkülü için de sütün içindeki maddelere ihtiyacımız vardır.

Süt, eksiksiz ve mükemmel bir gıdadır. Sağlıklı bir insanın 100’den fazla besin maddesine ihtiyacı vardır ve bu maddeler de ancak çeşitli yiyeceklerle temin edilebilir. Çalışan bir insana, günde 70-80 gram protein, 50-70 gram yağ, 300-400 gram karbonhidrat ve yeterli miktarda su, diğer muhtelif vitaminler ve madeni maddeler gereklidir. Bu maddeleri kısmen etle, ekmekle, şekerle, suyla, ayrıca çeşitli meyve ve sebzelerle ancak alabilmekteyiz. Fakat süt, bu besin maddelerini vücudumuzun ihtiyaçlarına en uygun bir oranda bünyesinde toplayan bir gıda olarak dikkatimizi çeker. Hiçbir şey yemeden, yalnız yeterli miktarda süt ile uzun süre sağlıklı olarak yaşayabiliriz.

Sütün bileşiminin ve insan bünyesinin bilinmediği 14 asır öncesinden, bugüne ulaşan bir hadis-i şerif, bizleri hayrete düşürmektedir: “Bir kimseye süt içirildiğinde, şöyle desin: Allah’ım, onu mübarek kıl ve ziyadesini ver.” Çünkü sütün yerini tutacak hiçbir yiyecek veya içecek yoktur.
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Tuğra

Özellikle çoçukların gelişiminde önemli rol oynayan süt her derde deva. Süt mideye, zehirlenmeye ve kadın hastalıklarına iyi geliyor...

İBN-İ SİNA'DAN ŞİFALI BİTKİLER -6-

Hekimlerin hükümdarı İbn-i Sina'dan 'Şifalı Bitkiler'

Avrupa'da 700 yıl tıp hocalığı yapan ünü dillere destan, hekimlerin piri İbn-i Sina'nın 'Tıp Kanunu' kitabından bugüne kadar hiçbir yerde rastlamadığınız çok özel formülleriyle şifa bitkilerin reçeteleri…

Dr. Yaman SÖNMEZ ve Tarihçi Ahmet ALMAZ hazırladı.

HER DERDiN DEVASI SÜT

Özellikle çoçukların gelişiminde önemli rol oynayan süt her derde deva. Süt mideye, zehirlenmeye ve kadın hastalıklarına iyi geliyor...

Bu drogun çeşidi elde edilen hayvanın çeşidine göre değişir. Bunlar aşağıda yeri geldikçe verilecektir. Bunlardan hepsinin içinde en iyisi ve en faydalısı tavşandan elde edilir. Bütün bunların hepsi sıcak, kuru ve ateşli olur.

YARARLARI

Donmuş kanı ve kesilmiş veya ekşimiş sütü ve sertleşmiş hırıltları eritip çözer; normal olanları dondurup katılaştırır. Bu maddelerin hepsinde, parçalanmış gücü vardır ve her türlü akışı engeller. Kadınlarda olan akıntıyı engeller, hepsi yumuşatıcıdır. Onun kurutuculuğundan şüphe yoktur. Galenos, “kabız etki gereken yerde ben onu kullandım” demiştir.

BAŞ ORGANLARI

Bütün cinslerden eğer içilirse, saraya iyi gelir. Özellikle de kufi denen bir deniz hayvanındaki çok yararlıdır; Rum denizinde yaşar. Solunum: Akciğerdeki donmuş kanı eritip çözer, pıhtılaşmış kanı eritip, yok eder, atar.

BESLENME

Çözülmüş süt, mideye iyi gelir, ancak eğer onun sirkesiyle içilirse, midedeki pıhtılaşmış kanı çözer. Dışarı Atan Organlar: Kadınlar regl döneminden sonra bu ilacı kullanırlarsa, hamile kalmalarına sebep olur; ancak içerlerse, hamile kalmalarını engeller.

O, rahmin tıkanıklığına yararlıdır ve özellikle kufi denen hayvandan elde edilenin rahim ağrılarına yararı vardır. Onun bağırsak yaralarına da yararı vardır ve özellikle taylaunkinin yaralara çok olumlu etkisi vardır.

ZEHİRLEME

Bunun bir tür çeşitlerinin panzehir etkisi vardır ve baldıran otu zehrine karşı etkilidir ve ona uygundur. Bunun için keçi yavrusununki ve aynı şekilde antilop yavrusu dişisi ve yavrusunun ve de erkek kuzunun (midesindeki süt) baldıran otu zehrine karşı etkilidir ve bütün bunlar zehirli hayvan sokmalarına karış da etkilidir.

1/6 dirhem içilir. Onun şurubunun ağırlığı 10 kırattır.O, kaynatıldıktan sonra 2/3'ü uçan bir nevi şurup çeşididir ve sütleğen otu çiçekleriyle birlikte panzehirdir.

PiRiNÇLE TEMiZLENİN

Sıcak ve kurudur. Sıcaklığı kuruluğuna baskındır. Ancak, bazılarına göre, sıcaklığı buğdaydan daha fazladır.

YARARLARI

Pirinç çok iyi besleyicidir; ancak kuruluğa meyillidir. Sütle veya badem yağı ile pişirilirse, besin değeri artar; kurutucu ve kabız etkisi ortan kalkar. Eğer gece kepekli suda ıslatılsa, kendisinde soğukluk oluşur, onun temizleyici özelliği de vardır.

DIŞARI ATAN ORGANLAR

Suda kaynatılmış pirinç, fevkalade kabız etkiye sahiptir ve sütle pişmiş pirinç meniyi artırır; kabız etkisi görülmez. Sütle kaynatılan pirinç eğer kabuğundan ayrılmamışsa, yani kepek suyunda bir gece ıslatıldıktan sonra pirinç kabuğundan ayrılmadan kaynatılıp, suyu uçurulursa, bu şekilde hazırlanan pirincin kabız etkisi kalmaz; soğukluk özelliği kazanmaz.

Bugün
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Çocukluk döneminde tüketilecek sütün kişiler üzerinde önemli faydaları olduğu bildirildi.



Uzmanlar, insanlarda görülebilecek kemik erimesi, diş çürükleri ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara karşı sütün faydalı olduğunu belirtiyor. Yağı azaltılmış sütün kilo problemi yaşayan ve zayıflamak isteyenlere de önemli katkı sağladığı bildirildi.

İl Sağlık müdürü Dr. Kadir Çetinkara, süt tüketiminin sağladığı yararlarının toplumun büyük bir kesimi tarafından ya bilinmediğini yada önemsenmediğini hatırlatarak, özellikle çocukluk döneminde mutlaka süt tüketimine anne ve babaların dikkat etmesini istedi.

Çetinkara, okul çağındaki çocukların süt tüketimi noktasında ailelerin özendirici olmalarını isteyerek, şu bilgileri verdi: "Dengeli bir besin ögesi içeriğine sahip olan süt yaşamın her döneminde vazgeçilmez olup özellikle okul çağı çocuklarının kemiklerin güçlü olması ve sağlıklı beyin gelişimi için gereklidir.

Sağlığın yaşan boyu korunması için yeterli ve dengeli beslenmede sütün önemi büyüktür. Yaşam boyunca kadınlarda yüzde 45-50, erkekler de yüzde 20-30 oranında kemik kaybı oluşmakta ve içerdiği kalsiyum sebebiyle süt kemik erimesinden korunmak için çok önemlidir."

İl Sağlık Müdürü Kadir Çetinkara, yapılan araştırmalarla sütün insanlarda birçok rahatsızlığı engelleyici özelliği olduğunu açıkladı. Kadir Çetinkara, kilo problemi yaşayıp zayıflamak isteyenlere bile yağı azaltılmış süt önerildiğini hatırlatarak, "Süt sindirim sistemini rahatlatması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, optimal kan basıncını sağlayarak yüksek tansiyondan koruma gibi fonksiyonları vardır.

Doyurucu özelliği ile insanlara tokluk hissi vermektedir. Yağı azaltmış sütte bu noktada insanlarda kolesterolü düşürmekte ve metabolizmayı hızlandırarak zayıflama iyi bir besin maddesi özelliğine sahip olmaktadır" dedi. Çetinkara, sağlığın korunması adına ileri yaşlarda görülebilecek hastalıkların önüne geçilmesi adına sütün önemli besin maddesi olduğunun da yapılan araştırmalarla ispatlandığına işaret etti.

Ancak Türkiye genelinde olduğu gibi Kayseri'de de tüketilen süt miktarının çok az olduğuna vurgu yaptı. Gelişmiş ülkelere göre ciddi anlamda süt tüketiminde geri kalındığını anlatan Çetinkara, "Sağlığımız için her bireyin günde en az 2 su bardağı süt veya süt ürünleri tüketmesi gerekir. En azından kendimizde ve çocuklarımızda süt tüketimini alışkanlık haline getirmek içinde çaba sarf etmeliyiz" diye konuştu.

Haber Aktüel
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Uzmanlar, Türkiye'deki süt tüketiminin altında yatan gerçeği açıkladı.

Türk halkının yüzde 83'ünün, ikinci kromozomdaki kalıtsal özellik nedeniyle süt şekerine tahammül edemediği (laktoz emilim bozukluğu) ve bu nedenle fazla süt tüketemediği bildirildi.

Akdeniz Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan yaptığı açıklamada, meme bezlerinden salgılanan süt ve sütlü besinlerde bulunan bir karbonhidrat olan laktozun, bebekler için yaşamsal önem taşıdığını vurguladı.

Bebeklerin sadece sütle beslenmeleri nedeniyle başlıca karbonhidrat ve enerji kaynaklarının laktoz olduğunu belirten Prof. Dr. Artan, doğuştan laktozu sindirebilme yeteneğine sahip kişilerde ırksal ve kalıtsal özelliklere bağlı olarak bu yeteneğin zamanla azaldığını kaydetti.

Kuzey Batı Avrupa ülkelerinde yüzde 1-12 oranında görülen laktozu sindirememe oranının, güney ve doğuya doğru ilerledikçe arttığını, Orta Asya ve Arap ülkelerinde yüzde 90'ı, Afrika kökenlilerde ise yüzde 99'u bulduğunu vurgulayan Artan, Türkiye'de ise bu oranın yüzde 83 olduğunu bildirdi.

Artan, süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi durumunda tekrarlayan karın ağrıları, şişkinlik, bulantı, ishal, hazımsızlık gibi şikayetlerin laktoz sindirme yeteneksizliğine işaret olduğunu ifade ederek, ''bu belirtiler başka pek çok hastalıkta da görülmesi nedeniyle bazen fark edilemiyor'' dedi.

TAHAMMÜLSÜZLÜK 5 YAŞINDAN SONRA BAŞLIYOR

Süt şekerine karşı tahammülsüzlüğün 5 yaşından sonra ortaya çıkmaya başladığını anlatan Artan, 8-9 yaş çocukların yarısında görülen bu durumun 12 yaşında yüzde 75'lere ulaştığını kaydetti.

Türk halkının çocukluktan edindikleri deneyimlerle süt ve sütlü besinlere isteksiz davrandığını, bu nedenle zaman zaman süt tüketiminin artması için çocuklarda ve okul çağı çocuklarına yönelik kampanyalar düzenlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Artan, şunları söyledi:

''Çoğu zaman süt tüketimindeki yetersizliğimizi sorgularız. Bunun altında yatan temel sorun, laktoz sindirme yeteneksizliğinin ırksal ve kalıtsal nedenlerle ülkemizde yoğun olmasıdır. Süt şekerine tahammül edemeyen bu kişiler, süte çocukluk çağında alıştırılmadıklarını beyan ederek, 'tiksiniyorum', 'burnuma kokuyor' gibi ifadeler kullanırlar. Bilirler ki, tahammül edebildikleri limitin üstüne çıktıklarında iki saat içinde bulantı, hazımsızlık, kramp ve ishal eğilimi ortaya çıkacaktır. Eğer sütten uzaklaşırsa da 12 saat içinde süratle iyileşeceklerdir.

Yoğurt, ayran, kefir ve lor peyniri gibi fermente süt ürünleri, laktobasilus denilen bakterinin üremesi sırasında laktozu harcayıp tüketmesi nedeniyle düşük miktarda laktoz içerirler. Laktoz, anne sütünün 100 gramında 4, inek sütünde 7, Türklerin medeniyete armağanı olan yoğurt, ayran ve kefir gibi süt ürünlerinde ise 2 gramdır. Türkler sütü severek içememekle birlikte fermente süt ürünleri dediğimiz yoğurt, kefir ve ayranı severek tüketmektedir.''

KEMİK ERİMESİNE NEDEN OLUYOR

Laktoz sindirme yeteneği olanlarda katarakt, olmayanlarda kemik erimesi görüldüğünü belirten Artan, ''Sütü ulusça çok tüketmek gerektiğini biliyoruz ama böylesine kısıtlayıcı etmen de Türk toplumunu sütü alabildiğine rahat tüketmekten alıkoymaktadır.

Ne yazık ki bu durum, ülkemizde kemik erimesinin erişkin her 3 kadın ve 7 erkekten birinde görülmesine neden olmakta. 40'lı yaşlarda sırt ağrısı ile kendini gösteren kemik erimesi, kırıklara yatkınlığa yol açmakta ve yaşam kalitesini düşürmekte'' diye konuştu.

Artan, süt çocuklarında günde 600 miligram civarında olan günlük kalsiyum gereksiniminin, çocukluk çağında 800 miligrama, ergenlik çağında ise 1200 miligrama yükseldiğini bildirerek, bu ihtiyacı karşılamak için bir ergenin en az iki su bardağı süt veya aynı miktarda yoğurt, lor peyniri, ayran tüketmesi gerektiğini kaydetti.

Laktozun bir düşman olmadığını vurgulayan Artan, bebeklerin başlıca besin kaynağı sütün içerisindeki bu başlıca karbonhidratın, erişkinlerde de kabızlığı giderici etkisi bulunduğunu dile getirdi. Laktozun belli oranda şifa kaynağı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Artan, ''Laktoz sindirme yeteneksizliği başa çıkılabilir bir sorundur. Süt alımını azaltıp, kesmekten çok, süte tahammülü artıracak sentetik laktaz enzimi damlalarıyla beslenerek ya da yoğurt, lor peyniri ve kefiri tüketerek açığı kapatabiliriz'' dedi.

Çocukların gelişimi için süt ve süt ürünlerinin önemine dikkati çeken Artan, 5 yaşından sonra süt ve süt ürünlerine karşı iştahsızlık gelişen çocukların ailelerinin çocuk gastroenteroloji uzmanları ile çocuk doktorlarına başvurabileceklerini söyledi.

leyditurk
〰〰〰〰🐠

omur

Tesekkürler Tugra.
Bizde çok sorun yasadik çocugumuzda, sonra tesadüfen anladik sütden dolayi rahatsiz oldugunu.
Neden acaba diye düsünürdüm. Bizi aydinlattiniz, sagolun.  fg20))

Tuğra

 
Pek çoğumuz keçi sütünün satıldığını bile bilmeyiz. Bu yüzden ülkemizde fazla tüketilmez.



Keçi sütü anne sütüne en yakın olan süttür. Doğal olan her besinin şifa dağıtması gibi keçi sütü de şifalar dağıtmaktadır. Diğer sütlere nazaran içerdiği bol muhteviyatı nedeni ile doktor reçetelerinde bulunmayı hak ediyor. Yazımızı okuduğunuzda keçi sütünün faydaları hakkında birçok bilgi öğrenecek ve ' keçi sütünü en yakın nereden temin edebilirim' sorusunun cevabını arayacaksınız.

Keçi Sütünün Özellikleri

Keçi sütü, inek sütü gibi içimlik süt olarak tüketilebilme özelliğine sahiptir.
Keçi sütü homojenize özelliğine sahip olduğu ve içinde çok sayıda küçük yağ molekülü bulunduğu için kolay sindirilir. Bu sebeple yaşlı ve çocukların beslenmesinde önemli role sahiptir.

Keçi sütü proteinleri diğer sütlerdeki esansiyel yani dışarıdan alınması gereken proteinlerden daha fazla bulunmaktadır. Bu durum, inek sütü kullanması sakıncalı olan bebeklerde alternatif sağlar.

Fosfor elementini kayda değer derecede bulundurmaktadır. Bu durum et ve balık tüketmeyen kişilerde önem taşımaktadır.
İnek sütüne nazaran keçi sütü anne sütüne daha yakın benzerlik gösterir.

Keçi sütündeki kalsiyum anne sütündekinden 4 kat daha fazladır.
Keçi sütünün, vitamin A, fosfor, magnezyum ve selenyum miktarı açısından da anne sütüne daha yakındır.
Bakteri oranı diğer sütlere göre daha azdır. Tüberküloz ve brusellos gibi patojenler de görülmemektedir.
Keçi sadece doğal yollardan yani ağaç yaprakları ve ot yediği için eti ve sütü de doğaldır. İnekler ve koyunlar gibi yem yemez.
Maraş dondurmasının en önemli özelliği de keçi sütü kullanılarak yapılmasıdır.
Keçi Sütünün Faydaları Nelerdir?

Sindirim rahatsızlıklarında mide asitlerini dengeler, bağırsak sağlığınızı korur.
Astım,
Alerji yapmaz.
Sindirim sistemi rahatsızlıkları,
Hazım sorunları,
Cilt hastalıkları,
Bebek egzamaları,
Varis,
Canlıda iltihaplanmayı önleyici,
Diş ve kemikler için iyi bir kalsiyum kaynağı,
Geceleri oluşan öksürük nöbetleri,
El, yüz ve cinsel organlardaki egzamaları yok eder,
Bebeklerde ani ölümlerin önüne geçilmesi
İlaçların kullanılmasını gerektiren hazım sorunlarında ve peptik ülserlerin tedavisinde yarar sağlar.
     
hastane.com
〰〰〰〰🐠

omur

Keçi sütü nü duymamistim ama keçisütünden peyniri burada çok tüketiyorlar.
Ben ragbet etmedim ama saniyorum sütü çok faydali olduguna göre peyniri de çok faydalidir.
Alisilmamis bir tat olacagi için yemek biraz zor olabilir herhalde.  e52))

Günbatımı

UHT sütler zararlı olmayan bakterileri de öldürüp ömrü kısaltıyor, diğerleri de kaynatılınca besin değerini (hem de yüzde 100'ünü) kaybediyormuş. Gıdalar konusunda her zamanki gibi çıkmaza sokuyorlar insanı...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Tuğra

Laktoz intoleransı (süt içememek)

Laktoz temel olarak süt içinde bulunan disakkarid türü bir şekerdir. Disakkaridler iki farklı şeker türünün biraraya gelmesi ile oluşurlar. Glukoz ile galaktoz biraraya gelerek süt şekerini yani laktozu oluşturular.

Sindirim sistemine girdiğinde laktoz laktaz adı verilen bir enzim yardımı ile parçalanarak glukoz ve galaktoza ayrılır. Laktaz enziminin eksikliği ya da tam işlev görmemesi durumunda laktoz intoleransından söz edilir.

Temel anlamda laktoz intoleransı süt ya da süt ile üretilmiş ürünleri sindirememek ya da bunda güçlük yaşamak anlamına gelir.

Süt intoleransı ya da laktaz eksikliği olarak da anladırılan bu durum tüm dünyada en sık karşılaşılan sindirim bozukluklarından birisidir ve özellikle Asya-Avrupa ırklarında daha fazla görülür. Asya kökenli Amerikalıların %90'ında var olduğu tahmin edilmektedir. Kabaca bir tahminle dünya üzerinde yaşayan her 10 insandan birinin sütü sindiremediği sanılmaktadır.

Etiyoloji

Süt ile alınan laktozun barsaklardan emilebilmesi için laktaz enzimi tarafından parçalanması gerekir. Laktaz ince barsak yüzeyinde bulunur. Bu enzimin seviyesi doğum sırasında en yüksek iken yaklaşık 2 yaşından başlayarak azalmaya başlar. Bu nedenle laktoz intoleransı zaman içinde ortaya çıkan bir durumdur. Hayvanlar aleminde de benzer durum söz konusudur. Pekçok hayvan ergenliğe ulaştığında sütü sindirebilme yeteneğini kaybeder.

Bunun yanısıra normal dışı gelişen laktaz eksikliği de söz konusu olabilir. Genetik geçiş gösteren konjenital laktaz eksikliği son derece nadir bir durumdur.

Öte yandan bazı sindirim sistemi hastalıkları da barsak mukozasının normal yapısını bozarak sekonder laktaz eksikliğine neden olabilir. Bunlar:

Akut gasroenterit
Giardiasis ya da ascariasis gibi parazit hastalıkları
Crohn hastalığı
Çölyak hastalığı
Radyasyona bağlı barsak iltihabı
Karsinoid sendrom
Whipple sendromu
Kwashiorkor
Kemoterapi
ve bazı kanser türleridir.

Klinik

Eğer barsaklarda laktaz aktivitesi yoksa ya da düşükse sindirilmeden kalan laktoz osmotik dengeyi bozarak barsak içinde sıvı ve elektrolit birikmesine neden olur. Genişleyen barsaklarda hareketlilik artar ve ishal ortaya çıkar. Öte yandan serbest halde yıkılmadan kalın barsaklara ulaşan laktoz buradaki bakteriler tarafından fermentasyona uğrar ve ortaya hidrojen gazı çıkar. Fazla miktardaki hidrojen hem ishali arttırır hem de gaz ve şişkinik başta olmak üzere diğer sindirim sistemi yakınmalarına yol açar.

Laktoz intolerensının beliritleri

Aşırı gaz
Şişkinlik
Bulantı
İshal

gibi sindirim sistemi yakınmalarıdır. Yakınmalar laktoz içeren besinleri aldıktan 30-120 dakika sonra ortaya çıkar. Bazı kişilerde yakınmalar fazla miktrda laktoz aldıktan sonra ortaya çıkarken örneğin 1 bardak süt gibi miktarlarda görülmeyebilir.

Bebeklerde en yüksek düzeyde olan laktaz aktivitesi dietteki süt miktarındaki azalmaya paralel olarak azalır.Bazı insanlarda laktaz aktivitesi çok düşük olmasına karşın belirtiler ortaya çıkmaz. Bu durumun nedeni bilinmemektedir.

Laktoz intoleransı genelde rahatsızlık verici bir durum olmakla beraber hayati bir sorun yaratmaz.

Tanı

Laktoz intoleransının tanısı genelde klinik bulgular ile konur.

Bunun için en basit yöntem birkaç gün süreyle laktoz içeren besinlerden uzak durulmasıdır. Daha sonra 2-3 bardak süt içilir. Eğer karın ağrısı ve yakınmalar ortaya çıkıyor ise laktoz intoleransınız var demektir.

Eğer kesin bir tanı istenir ise bazı labovatuar incelemelerinin yapılması gerekebilir.

Laktoz tolerans testi:

Açlık kan şekeri ölçüldükten sonra laktoz içeren sıvı içilir ve daha sonra birkaç kez kan şekeri ölçümü yapılır. Eğer kan şekeri yükseliyorsa laktoz intoleransı yok demektir.

Soluk testi:

Laktoz içeren bir sıvı içildikten sonra nefeste hidrojen gazı ölçülür
Biopsi:

Barsaktan biopsi alınır.

Tedavi

En etkin ve tek tedavi şekli dietten laktoz içeren ürünleri çıkarmaktır. Tedavinin şekli yakınmaların şiddetine göre değişir. Hafif yakınması olan kişilerde alınan süt ürünü miktarının azaltılması yeterli olurken şiddetli olgularda tamamen laktozsuz diet gerekli olabilir.

Çok hassas kişilerde örneğin kahve kremasının içindeki çok az miktardaki laktoz bile yakınmalara neden olabilir.

Hangi gıdalarda laktoz vardır
En sık tüketilen laktoz kaynakları şunlardır:

Süt
Tereyağ
Margarin
Yoğurt
Peynir
Süttozu
Bazı ekmek türleri ve hamur ürünleri
Bazı hazır gıdalar
Çikolata

Yoğurt bu ürünler arasında farklı bir yere sahiptir. İçindeki bakteriler laktozu parçalarlar ve süt içemeyen pekçok kişi rahatlıkla yoğurt yiyebilir

Son dönemlerde piyasada laktazlı süt ve süt ürünleri ya da laktozu alınmış süt ve bu sütten yapılmış ürünler satılmaktadır. Bu ürünlerin tüketilmesi de yakınmaların ortaya çıkmasını engeller.

Hamilelik ve laktoz intoleransı

Hamileliğin laktoz metabolizması üzerindeki etkisi sabit değildir. Her kişide farklı durumlar ortaya çıkabilir. Daha önceden sorun yaşamadığı halde hamilelik sırasında sütü sindirmede güçlük yaşamayan başlayan kişiler olduğu gibi tam tersi şekilde laktoz intoleransının hamilelikte daha iyiye gittiğini bildiren kadınlar da vardır. Burada önemli olan rahatsızlığının nedeninin laktoz metabolizmasında ortaya çıkan bir sorun mu yoksa gebeliğe bağlı diğer sindirim sorunları mı olduğunun ayrımının doğru yapılmasıdır.

1996 yılında yapılan bir araştırmada laktoz intoleransı olan kadınların hamileliklerinin son dönemlerinde laktozu hamilelik öncesi döneme göre daha kolay tolere ettikleri, doğumdan bir süre sonra ise durumun eski haline döndüğü saptanmıştır. nedeni tam olarak bilinmeyen bu durumun olası nedenleri arasında barsak hareketlerinin yavaşlaması ve dolayısı ile laktozun barsaktan geçiş süresinin uzaması ile barsaklardaki bakterilerin yüksek laktoz alımına gösterdikleri uyum olabileceği ileri sürülmüştür.

Eğer laktoz intoleransı nedeni ile süt içemiyorsanız endişelenmeyin. Hamilelikte süt önemli bir kalsiyum kaynağı olmakla birlikte kalsiyum almak için tek yöntem değildir. Diğer pekçok yol ile vücudunuzun ve bebeinizin gerek duyduğu kalsiyumu alabilirsiniz.

Sütü az miktarlarda içmeye çalışın. Laktoz intoleransı olan pekçok insan bir seferde yarım bardak ya da daha az sütü tolere edebilmektedir. Günde 3-4 defa azar azar içmeyi deneyin

Piyasada satılan laktazlı ya da laktozu azaltılmış sütleri içmeyi deneyin. Light süt içtiğinizde yeterli kalsiyumu alırken hem gereksiz yağ almamış olursunuz.hem de daha kolay sindirebilirsiniz.

Sütü yemeklerle birlikte içmeyi deneyin. Genelde yemekle birlikte alınan süt daha kolay sindirilir.
Bakterilerle fermente edilmiş yoğurt, beyaz peynir gibi süt ürünleri süte göre çok daha kolay sindirilir.
Kalsiyum ile desteklemiş meyve suları içebilirsiniz.
Tüm bu yöntemlerin başarısız olması durumunda ise kalsiyum içeren vitaminler kullanabilirsiniz.

Dr.Alper Mumcu

KAYNAKLAR

Hermans MM, Brummer RJ, Ruijgers AM, Stockbrugger RW: The relationship between lactose tolerance test results and symptoms of lactose intolerance. Am J Gastroenterol 1997 Jun; 92(6): 981-4
Patel YT, Minocha A: Lactose intolerance: diagnosis and management. Compr Ther 2000 Winter; 26(4): 246-50
Suarez FL, Savaiano DA, Levitt MD: A comparison of symptoms after the consumption of milk or lactose- hydrolyzed milk by people with self-reported severe lactose intolerance. N Engl J Med 1995 Jul 6; 333(1): 1-4
Suarez FL, Savaiano D, Arbisi P, Levitt MD: Tolerance to the daily ingestion of two cups of milk by individuals claiming lactose intolerance. Am J Clin Nutr 1997 May; 65(5): 1502-6
Szilagyi A, Salomon R, Martin M, Fokeeff K, Seidman E. Lactose handling by women with lactose malabsorption is improved during pregnancy. Clin Invest Med 1996 Dec 19:416-26
Vesa TH, Marteau P, Korpela R: Lactose intolerance. J Am Coll Nutr 2000 Apr; 19(2 Suppl): 165S-175S
Villar J, Kestler E, Castillo P, Juarez A, Menendez R, Solomons NW. Improved lactose digestion during pregnancy: a case of physiologic adaptation? Obstet Gynecol 1988 May 71:697-700
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Fazla Yağlarınızdan Süt İçerek Kurtulun!
 
Çalışmalar, sütün içindeki kalsiyumun doğal bir yağ attırıcı olduğunu, öğünlerde alınan süt ve ürünlerinin, yağ emilimini azalttığını gösteriyor.

Her memelinin salgıladığı süt kendi yavrusu için en iyi besin. Bu yüzden 0-1 yaş arasındaki bebeklerin temel besin kaynağı anne sütü. İlerleyen yaşla beraber anne sütünden ayrılma başlarken, kalsiyum ve fosfor gereksinimi, proteinlerin yapıtaşları olan aminoasitlerden sağlanıyor.

Yağda eriyen vitaminler açısından inek veya koyun sütünün beslenmenin temel öğelerinden olduğunu belirten Diyetisyen Canan Aksoy, sütün bilinmeyen bir yönüne dikkat çekti, özellikle de fazla yağlarından kurtularak kilo vermek isteyenler için sütün iyi bir alternatif olduğunu söyledi.

Diyetisyen Canan Aksoy, "Sütün içindeki kalsiyum doğal bir yağ attırıcıdır. Sütle ilgili yapılan çalışmalar göstermiştir ki; öğünlerde alınan süt ve süt ürünleri, öğünle beraber alınan yağın emilimini azaltıyor ve sütteki kalsiyum yağa yapışarak, yağın bağırsaklar yoluyla atılmasını sağlıyor. Bu nedenle zayıflamak isteyenlere öğünlerinde yağsız süt ve yoğurda yer vermesini öneriyoruz" dedi.

Sütün tansiyonu düzenlemeye de yardımcı olduğunu belirten Aksoy, sütün diğer etkileri hakkında ise şöyle konuştu:

Sütün içinde bulunan kalsiyum ve potasyum, kan basıncının düşmesini sağlıyor. Kalsiyum vücuttaki tuz dengesi üzerinde de rol oynuyor ve tansiyonun düzenlenmesine etki ediyor.

Ayrıca süt, kolon kanserine karşı da koruyucu. Kalsiyum safra asitlerine bağlanarak, bu yağların hücresel çoğalmasını azaltıyor ve kansere karşı koruyucu etki yapıyor.

Kalsiyumun kemik yoğunluğunu arttırdığını, bu yüzden bebeklik çağından itibaren her yaş grubunun kemik ve diş sağlığını korumak için tüketilmesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. Süt, yaşlanmayla beraber osteoporoz yani, kemik erimesi riskini azaltır, çocuklarda kemik yoğunluğunun artmasını sağlar.

Süt ve süt ürünleri, protein, kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum, çinko, A vitamini ve B12 vitamini açısından zengindir. Bu vitamin ve minerallerin hepsinin ayrı ayrı pek çok görevi bulunmaktadır. Özetle sağlığı korumak için beslenmede günde en az 2 bardak süt-yoğurt veya kefir gibi ürünlere yer vermek gerekiyor.

hastane.com.tr
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Sütteki Tehlikeye Dikkat!

Çevre kirliliği nedeniyle süt ve ürünlerine arsenik, cıva, kadmiyum ve kurşun gibi ağır metallerin bulaştığı, bu maddelerin vücutta birikmeye başlamalarıyla birçok ciddi hastalığa yol açabildikleri iddia edildi.

Selçuk Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Akın, süte çeşitli durumlarda ağır metal geçebildiğini, inceledikleri süt numunelerinden bazılarında kritik değerin üzerinde ağır metal tespit ettiklerini söyledi.

Prof. Dr. Akın, çevre kirliliğinin gıda kaynaklarını olumsuz etkilediğini, ağır metallerin de gıda kirlenmesine neden olduğunu belirtti.

Süt hayvanlarının ağır metal kaynakları olan yalama taşları, gübreler, kanalizasyon atıkları, madencilik ve egzoz atıklarından uzak tutulması gerektiğini kaydeden Akın, sütün taşınması ve işlenmesi sırasında metalik yüzeyler ve diğer metal kaynaklarla temas ettirilmemesine özen gösterilmesinin önemli olduğunu söyledi.

Süte ağır metal bulaşmasının sütün sağılması, taşınması, işlenmesi ve muhafazası sırasında da gerçekleşebileceğini belirten Akın, ''Örneğin bir teneke kovaya konulan süte ağır metal geçme riski vardır. Sütün arsenik, kadmiyum, bakır, demir, cıva, nikel, kurşun ve çinko gibi ağır metallerle teması sakıncalıdır'' diye konuştu.

Gıda maddeleri yoluyla vücuda alınan ağır metallerin, miktarına bağlı olarak ani ölüme bile sebep olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Akın, şunları kaydetti:

Çok önemli bir besin maddesi olan süt ve süt ürünleri, ağır metal bulaşma riski taşımaktadır. Ağır metaller süt ve süt ürünlerine bulaşma yoluyla geçmektedir.

Süte ineğin yediği yemden ve sağıldığı kaptan taşındığı tanka kadar pek çok unsurdan ağır metaller geçebilir. İncelediğimiz süt numunelerinden bazılarında kritik değerin üzerinde ağır metal tespit ettik.

Bu durum ülkemizde sağlıklı süt üretim zincirinde önemli aksamalar olduğunu gösteriyor. Yani süt üretiminde halletmemiz gereken sorunlar var. Bunun için hayvanın yiyeceği yemden sütü saklama koşullarına kadar üretimin her aşamasında ürünün ağır metallerden uzak tutulmasına özel gösterilmelidir.

Süte bulaşan ağır metallerin peynirde de yüksek çıkabileceğini vurgulayan Akın, ''Ağır metallerin olumsuz etkileri özellikle merkezi sinir sistemi, karaciğer, böbrekler, dalak ve dolaşım sisteminde görülmektedir. Vücutta biriken ağır metaller sinir sistemi bozuklukları, baş dönmesi, iştahsızlık, kalp ve damar hastalıkları, kanser, anemi gibi pek çok hastalığa sebep olur'' dedi.

hastane.com
〰〰〰〰🐠

mazhar

-Hz. Aişe radıyAllahu anha anlatıyor: "Resülullah  aleyhisselatü vesselam .Kendisine süt sunulduğu vakit: "(süt) bir berekettir." veya "(süt) iki berkettir" derdi."

Peygamberimizin sağlık hakkında  yüz vasiyeti kitabı