Kanser olmamak için plastiklerden uzak durun

Başlatan Lika, 29 Mayıs 2010, 08:07:51

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Lika

Nature Reviews Endocrinology isimli dergide yayınlanan çalışmada, araştırmacılar BPA'nın da dahil olduğu Endokrin Bozucu Kimyasallar'ın (EDC) kansere yol açan etkisini tespit ettiler. Tufts Üniversitesi Tıp Okulu'nda görevli araştırmacılar, kimyasalların hayatı tehdit eden etkilerinin bilinmesine rağmen, kimyasalların sağlığı nasıl etkilediğine yönelik çalışmaların daha karmaşık stratejiler ortaya çıkardığını söylediler.

Uzmanların araştırmaları kimyasallarla temasın organ oluşumu süresince olduğunda zarara yol açabileceğini gösteriyor. Kanıtlar, BPA ve diğer Endokrin bozucu kimyasallara maruz kalmanın yetişkinlik süresi boyunca ortaya çıkan hastalıklara katkıda bulunduğunu gösteriyor. Bu kimyasallar sanayileşen dünyada kanser oranlarını da artırırken, ayrıca obezite ve davranış değişikliğiyle de bağlantılı olduğu kaydedildi.

Plastik şişelerde, kutularda, yeniden kullanılabilir gıda ambalajlarında ve gıda kutularında bulunan BPA'nın endüstrileşmiş ülkelerde bunun gibi daha birçok yerde kullanıldığı ve kanserle ilişkili olduğu açıklandı.

zaman
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Tuğra


Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Haspolat, plastik, deterjan ve kimyasallarda bulunan endokrin çevre bozucuların, günümüzde 'veba' olarak nitelendirilebilecek zararlara yol açtığını söyledi.

Prof. Dr. Kenan Haspolat, endokrin çevre bozucular üzerinde yaptığı araştırmayı 'Diyarbakır'da Tarım, Doğa ve Çevre Sempozyumu'nun bugünkü oturumunda açıkladı.



Haspolat, "Endokrin çevre bozucular, endokrin sistemin çalışmasını değiştiriyor. Bu testis yapısında gerileme, sperm sayısında azalmaya, kızlarda ise ters istikamette gelişime yol açıyor. Rahim boyutunda artma ve erken ergenlik ile gebelerde gelişim bozukluğu ile rahim kanserine neden oluyor." diye konuştu.

Endokrin bozucuların birçok organın yanında, özellikle idrar yollarını ve tiroid bezlerini etkilediğini anlatan Haspolat, son on yılda üreme organ anormallikleri, testis kanseri, erkek doğum oranlarında azalma ve meni kalitesinde düşme rapor eden birçok çalışmanın bu kapsamda yer aldığını dile getirdi.

Endokrin bozucu maddelerin, en sık gıdalar yoluyla olduğunu kaydeden Haspolat, "Evlerde ve hastanelerde kullanılan birçok malzemenin içinde bulunmaktadır. Fitalatların özellikle testisi engelledikleri kabul edilmektedir. Bu nedenle fitalatlar, emzik ve oyuncakların içerisinden çıkartılmıştır.

Özellikle rahimiçi yaşamda endokrin bozuculara maruz kalınması, üreme organlarında ciddi ve geri dönüşümü olmayan anormaliklere neden olabilir. Bu dönemde östrojenik ya da antiandrojenik etkili bir endokrin bozucu maddeye maruz kalınması halinde prostat bezinin gelişimi kalıcı olarak bozabilir." diye konuştu.

Endokrin bozucu maddelerin zararlarından korunmak için plastik maddelere sarılı ve plastik kaplarda saklanan ürünlerin, özellikle mikrodalga fırında ısıtılmaması gerektiğini anlatan Haspolat, alınacak önlemleri şöyle sıraladı:

"Plastik şişedeki anne sütü ve mamaların mikrodalga ile temasının engellenmesi. Besinlerin plastik maddelerle örtülmemesi ve plastik maddelerle temasının engellenmesi. Bebeklerin plastik ürünler çiğnemesinin engellenmesi. Çocukların top vb. oyunlardan sonra, olası pestisid vb. maddelerle karşılaşmaları açısından ellerinin yıkanması. Toksik kimyasalla karşılaşma ihtimali olan balıkların haftada üç defadan fazla tüketilmemesi, küçük balıkların tercih edilmesi."

iyilikgüzellik
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Avrupa Çevre Bürosu çocukların yakın ilişki kurduğu eşyalarda üremeye zararlı kimyasallar buldu.

Sınıfında oturmuş pencereden dışarıyı izleyen bir çocuk düşünün. Dikkati dağılmış bir şekilde kaleminin ucundaki silgiyi kemiriyor olsun. İşte bu masum fotoğrafın ürkütücü sonucu: Avrupa'da 'üremeye zararlı' olarak sınıflandırılmış kimyasallar bizim romantik öğrencinin tükürüğünde çözülüp vücuduna girdi bile!

Bu sıradışı olmayabilecek senaryo ve benzerlerinin korkunç sonuçları geçen hafta 140 çevreci gruptan oluşan bir konsorsiyumun yayımladığı raporda bolca vardı. Buna göre Avrupa'daki marketlerde satılan düzinelerce üründe risk içeren kimyasallar var; ayakkabıdan silgiye, kalem kutusundan oyuncağa kadar...

Bir silgi dolusu 'ftalat'

Çalışma, 1999'da çocukların gelişimine zararı olduğu düşünüldüğü için oyuncaklarda kullanılması Avrupa Birliği'nce yasaklanan ve 'ftalatlar' olarak bilinen bir kimyasallar grubu hakkında. Avrupa Çevre Bürosu (EEB), çalışmalarında ftalatların her mahallede görebileceğiniz marketlerde satılan ve çocukların rutin olarak kullandığı ürünlerde bulunduğunu keşfetti.

Almanya'da bağımsız bir kimya laboratuvarı olan PICA'nın kimyasal analizi üzerine kurulan araştırma, Avrupa'nın oyuncak ve 'çocuk ürünleri'nde bulunmasına izin verdiği seviyenin üç katını içeren pembe bir kalem kutusu buldu. Bilim insanlarının insan vücuduna özelikle zararlı olduğunu düşündüğü bir ftalat, bir silgide de bir oyuncağın yasaklanması için gereken seviyeye yakın miktarda bulundu.

Ftalatlarla ilgili endişeler yeni değil ve onları içeren ürünleri satanlar kanuna karşı gelmiş olmuyor çünkü yönetmelikler kalem kutusu ve silgi gibi ürünleri içermiyor. Ama EEB çalışması aynı zamanda satıcıların ftalat varlığı hakkında tüketiciye bilgi vermelerini gerektiren yasal bir yükümlülüğü de umursamadıklarını gösteriyor.

Yapılan ankette satıcıların ancak çeyreğinden azı ürünlerindeki kimyasal içeriğiyle ilgili sorulara tatmin edici yanıt verebildi. EEB kimyasal politikalar sorumlularından Christian Schaible, "İnsanlar satın aldıklar üründeki kimyasal miktarıyla ilgili bilgilendirilmeli" diyor.

Dünya kimyasal endüstrisi yılda 6 milyon tona yakın ftalat üretiyor. Bilim insanları ve bazı hükümetler bu kimyasalın  doğurganlıkta son birkaç kuşaktaki ciddi düşüşle bağlantılı olduğundan şüpheleniyor. Gelişmiş ülkelerdeki çalışmalar son yarım yüzyılda doğurganlığın yüzde 50 civarında azaldığını gösteriyor.

hurriyet
〰〰〰〰🐠