Gençlik elden gidiyor!..

Başlatan İsra, 04 Ocak 2011, 05:33:00

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsra

Gün geçmiyor ki, gazetelerde, televizyonlarda fuhşa dayalı cinayetlerden ve uyuşturucudan ölen gençler ile ilgili bir haber çıkmış olmasın. Her gün yüzlerce genç, magazin haberlerine, renkli yaşantılara aldanıp evinden, ailesinden ayrılıyor ve büyük şehirlere gelip batakhanelerde kurda kuşa yem oluyor...

SOKAĞA ÇIKMASALAR BİLE!..

Günümüzde hiç kimse, benim oğlum, benim kızım böyle tehlikelerden uzaktır, deme lüksüne sahip değildir. Gençler sokağa çıkmasa bile, evinde oturduğu yerden, televizyon ve internet siteleri vasıtası ile bu “renkli” mekanlarla irtibata geçebiliyor. Bunun örnekleri sayılamayacak kadar çoktur.

Çocukları ile yakinen ilgilenmeyen, onları manevi yönden yetiştirmeyen nice mazbut ailelerin, hatta nice hocaların, din adamlarının çocuklarının da bu yola düştükleri bilinen gerçeklerdir. Bu işin garantisi yoktur.

Bunun için her ana-baba, hissettirmeden çocuğunu takip etmelidir. Kimlerle arkadaşlık kuruyor, nerelere gidip geliyor, hâl ve hareketleri nasıldır, hangi programlara ilgi duyuyor, zaafları nelerdir bunları adım adım takip etmek mecburiyetindedirler. Devir sertlik devri değildir. Onlarla arkadaş gibi olup, sevgi ile yaklaşmalıyız. Yönlendirmemizi, vermek istediklerimizi bu yolla vermeliyiz.

Başı boş bırakılan çocuğu başkaları yetiştirir. Eskiden gence evde verilen bir İslâm terbiyesine karşı, sokak yanî cemiyet, toplum dokuz veriyordu. Şimdi tersi oldu. Çocuk, evde verilen terbiyenin dokuzunu, sokağa çıktığı zaman kaybediyor. Yukarıda bahsettiğimiz gibi artık sokağa çıkmalarına da lüzum kalmadı; evler de sokak gibi oldu.

“AĞAÇ YAŞ İKEN EĞİLİR”

Bazı ana-baba çocuklarına kıyamıyor. Daha yaşı küçük, büyüyünce öğrenir, büyüyünce yapar diyor. Meselâ, onları sabah namazına kaldırmıyor. Bu, ana-babanın çocuğuna yapmış olduğu en büyük kötülüktür. Çocuğunu kendi eli ile ateşe, Cehenneme atmasıdır. “Ağaç yaş iken eğilir” atasözü meşhurdur. Çocuk küçükken buna alışırsa, büyüyünce kalkması kolay olur. Alışmamış ise, daha sonra zor gelir ve böyle devam eder.

Peygamber efendimiz, “Bütün çocuklar Müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları, sonra anaları, babaları Hristiyan, Yahûdî ve dinsiz yapar” sözü ile Müslümanlığın yerleştirilmesinde ve yok edilmesinde en önemli işin, gençlikte olduğunu bildiriyor.

Eğer çocuğa akıl bâliğ olduğu hâlde, bilmesi gereken îmân bilgileri öğretilmemiş ise, bu çocuk dinden çıkar mürted olur. Çocuklarına îmânı, İslâmı öğretmeyen analar babalar, çocuklarını Müslüman olmaktan mahrûm etmiş, kâfir olmalarına sebep olmuş olurlar. Çocukları ile birlikte, kendileri de Cehennemde bunun cezâsını, azâbını çekerler. Namazları, oruçları ve hacca gitmeleri, kendilerini bu azâbdan kurtaramaz.

MÜSLÜMANIN BİRİNCİ VAZİFESİ

O hâlde, her Müslümanın birinci vazîfesi, evlâdına İslâmiyeti ve Kur’ân-ı kerîmi öğretmektir. Evlâd, büyük nimettir. Nimetin kıymeti bilinmezse, elden gider. Çocuklarımıza dinin emir ve yasaklarını öğretmek, dine uygun yaşamalarını sağlamak, çocukların haklarını ifâ etmektir. Bu önemli vazifeyi yerine getirmeyen ana-baba onun işlediği günahlara ortak olur.

Gençlere dini öğretmenin bu kadar önemli olmasının sebebi nedir? İslâmın temeli, îmânı, farzları ve harâmları öğrenmek ve öğretmektir. Allahü teâlâ, peygamberleri bunun için göndermiştir. Allahü teâlâ, Müslümanlara “Emr-i ma’rûf” yapmayı emrediyor. Yâni, benim emirlerimi, bildiriniz, öğretiniz diyor ve “Nehy-i anilmünker” yapmayı emrediyor. Yâni, yasak ettiğim harâmları bildiriniz ve yapılmasına râzı olmayınız, diyor.

Gençlere bunlar öğretilmediği zaman, İslâmiyet yıkılır, yok olur. Bizler önce üzerimize düşeni yapıyor muyuz, yapmıyor muyuz, buna bakmamız lâzımdır...

Mehmet Oruç

İsra

Bütün dünyada insanlar, hızlı bir şekilde bunalıma sürüklenmekte; mutsuzluk, huzursuzluk her tarafı sarmış durumda. Bunalımda en büyük oran da gelir seviyesi yüksek olan Batı ülkelerinde görülmektedir. İngiltere’de ruh sağlığı hekimleri, depresyon ilacı reçetesinde korkunç bir artış olduğunu açıkladılar...

NİÇİN BUNALIMA GİRİYORLAR!..

Bütün ülkeler söz birliği etmişçesine, “gelir seviyesini nasıl artırırız, milleti nasıl zengin yaparız”ın peşinde. İnsan, sadece maddi bir varlık olarak düşünülmekte, yemesi, içmesi ve eğlenmesi sağlandığında kişilerin huzura kavuşacağı zannedilmekte. İnsanın beden ve ruhtan meydana geldiği unutulmakta. Hal böyle olunca da, insanı insan yapan diğer, canlı varlıklardan ayıran ruh yok farz edildiği için de insanlar bunalıma girmekte, her yıl intihar oranları artmaktadır.

Bu önemli ihmal ve yanlışlık ülkemiz için de geçerlidir. Bilhassa anne-babalar, sadece çocuğumuz iyi bir eğitim alsın, iyi bir bölümden, iyi bir üniversiteden mezun olsun düşüncesindeler. Tek hedef bu olunca, çocuklar yarış atı muamelesi görmektedir. Aileler bütün varını yoğunu bu uğurda sarf etmekte; çocuk kimlerle görüşüyor, sosyal yönü, ahlaki, dini yönü ne durumda, yaşı ile orantılı olarak ruhi yönünü geliştiren bu manevi değerlerde de gelişme oluyor mu, kimse bunun üzerinde durmuyor.

Hal böyle olunca ne oluyor? Genç, ya kendini tamamen derse veriyor, kendisini toplumdan tecrit ediyor. Bunun sonucunda, ruhi yönden bir gelişme olmadığı için, bu yönü doldurulmadığı için de içine kapanıyor, bir nevi robotlaşıyor. En iyi üniversiteden derece ile mezun olabiliyor, fakat sosyal yönü gelişmediği için yapayalnız ortada kalıyor. Aldığı diploma onu ayakta tutamıyor. Topluma uyum sağlayamadığı için de ruh sağlığı bozuluyor.

Depresyon, bunalım derken intihar ile hayatı son buluyor. Ya da genç, ana babasının ihmal ettiği, doldurmadığı boşluğu kendisi doldurmaya çalışıyor. Bunun için de kontrolsüz arkadaşlar ve çevreler edinmeye çalışıyor. Delikanlılık çağında olduğu, doğruyu eğriden ayırt edecek tecrübeye de sahip olmadığı için farkında olmadan uyuşturucu tacirlerinin kucağına düşüyor. İçindeki ruhi boşluğu bu şekilde doldurmaya çalışıyor. Susamış kimsenin deniz suyu ile susuzluğunu gidermeye çalışması gibi, huzura rahata kavuşmak için aldığı uyuşturucunun dozunu her gün biraz daha artırmakta böylece hayatı feci şekilde son bulmaktadır.

İKİ CİHAN SAADETİ İÇİN...


ABD’de yapılan bir araştırmada, ülkedeki 3 milyon gencin intiharı ciddi olarak düşündüğü ya da en az bir kez denediği ortaya çıktı. Yayımlanan bir raporda, Amerikalı 14-17 yaşlarındaki gençlerin yaklaşık yüzde 13’ünün intiharı düşündüğü ve bu gençlerden sadece yüzde 36’sının psikiyatrik tedavi ya da terapi gördüğü kaydedildi. Araştırmaya göre, bu 3 milyon gençten üçte birinin, son 12 ay içinde intiharı gerçekten denediği de belirtildi. İntihar düşüncesinin ana nedeninin depresyon olduğunu belirten uzmanlar, gençlere tedavi edilmeyen depresyonla intihar riski arasındaki bağlantıyı fark etmeleri için yardım edilmesi gerektiğini kaydetti.

Peki, gençlerimizi böyle bunalımlardan kurtarmak veya korumak için ne yapacağız? Aslında ne yapmak lazım diye uzun uzun düşünmeye, araştırmalar yapmaya gerek yok. Cenab-ı hak, insanın hem dünyada hem de ahirette rahat ve huzur içinde olması için reçeteyi de bildirmiş. Bu da her devirde peygamberler vasıtasıyla gönderdiği kitaplar ve dinlerdir. En son ve en mükemmel din olarak da, Kur’an-ı kerimi ve Muhammed aleyhisselamı göndermiştir.

Tecrübe ile sabittir ki, 1400 küsur yıldır, bunlara uyan, Peygamber Efendimizin vârisi olan İslam büyüklerinin bildirdiği iman ve ibadet bilgilerine inanan ve inandığı gibi yaşayan kimseler huzura kavuşmuşlar ve huzur içinde ahirete intikal etmişlerdir. Huzurun adresi burasıdır, başka adreste huzur arayan bunalımdan feci sonlardan kurtulamaz...

Mehmet Oruç

GöNüLDeN

Allah razı olsun isra kardeşim.. Allah iman kuvvetimizi artırsın ve şaşırtmasın Rabbimin razı olacağı hayırlı evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin İnşAllah
Madem ki her nefes Hak'tan Hediye, Dünya için Hakk'ı unutmak ne Diye...!

İsra

Alıntı yapılan: GöNüLDeN - 05 Ocak 2011, 12:35:32
Allah iman kuvvetimizi artırsın ve şaşırtmasın Rabbimin razı olacağı hayırlı evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin İnşAllah

Amin