Şu Günlerde Virüsler Kol Geziyor

Başlatan Tuğra, 25 Ocak 2011, 02:18:23

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra

Şu Günlerde Virüsler Kol Geziyor

Bugünlerde kol gezen virüsler başta çocuklar olmak üzere pek çok insanı hasta ediyor. Bugünkü yazısından anlaşıldığına göre Balçiçek İlter ve ikizleri de bu virüsle tanışmışlar ve de ciddi şekilde etkilenmişler.

Önce geçmiş olsun diyerek yazısında merak ettiği soruları cevaplamaya çalışacağım.

BİR: Tanımlanan hastalığın adı biz doktorların kısaca "ÜSYE" adını verdikleri viral üst solunum yolları enfeksiyonudur. Başta rinovirüsler, koronavirüsler, adenovirüsler ve parainfluenza virüsleri olmak üzere pek çok virüs etken olabilir.

Sadece rinovirüslerin kendi içlerinde 100'den fazla çeşidi olduğunu söylersek ÜSYE' nin ne kadar çok etkeni olduğu kolayca anlaşılır.

İnfluenza virüslerinin yol açtığı hastalık ta bir ÜSYE' dir ama etkenin influenza virüsleri olduğu bilindiği zaman bu tabloya "grip" adı verilir.

İKİ: Bu virüsler özellikle sonbahar ve kış mevsiminde arz-ı endam ederler ve insandan insana çok kolay bulaşırlar. Bulaşma hasta kişinin aksırması, öksürmesi sırasında havaya karışan ve havada bir süre asılı kalan virüslerin solunmasıyla ve hasta kişinin salgılarıyla kirlenmiş yüzeylerle temas edilmesiyle olur.

Öpüşmeyin, tokalaşmayın, başkalarının ellerinin değdiği yerlere dokunmayın, sık sık elleriniz yıkayın gibi uyarılar bunun içindir.

Hastalığın bu mevsimde daha çok görülmesinin sebebi de hava şartlarının bu virüslerin üremeleri için daha uygun olması, insanların neredeyse tüm gün kapalı mekânlarda (yuva, okul, işyerleri) bulunması dolayısıyla bulaşmanın kolaylaşmasıdır.

ÜÇ: ÜSYE' ye hangi virüslerin yol açtığını bilmenin pratikte hiç bir faydası yoktur çünkü etken bilinse de tedavide değişen bir şey olmayacaktır. Etkenin bilinmesinin sadece hastalığın epidemiyolojisinin belirlenmesi bakımından önemi vardır.

Anlatılan tablo grip de diğer virüslerin sebep olduğu bir enfeksiyon da olabilir. Etkenin belirlenebilmesi için burun salgıları veya boğaz sürüntüsünde bazı testlerin yapılması gerekir.

Bu mevsim grip salgınlarının beklendiği günlerdir ama ülkemizde henüz influenza virüslerinin salgın yaptığına dair bir açıklama yapılmamıştır.

Bu virüslerin domuz, köpek veya kuşlarla ilgili olmasının da tedavi bakımından bir önemi yoktur.  

DÖRT: Solunum yollarına yerleşerek hastalık yapan virüslerin yol açtığı klinik tablolar birbirinden çok farklı olabilir. Bazı kişiler hastalığı işine gücüne devam ederek ayakta atlatırken kiminin ateşler içinde yorgan döşek yatması icap edebilir.

Erişkin insanlar her sene ÜSYE veya grip olmazlar. Bu hastalıkların çoğu küçük çocukluk çağında geçirilir; virüslere karşı bağışıklık geliştiği için büyüdükçe hastalanma ihtimali de azalır.

Nazar değmez inşAllah ama sürekli olarak enfeksiyon geçiren hastalarla iç içe olmama rağmen senelerdir doğru dürüst hastalanmadım. Ben de en son tıp fakültesi birinci sınıfındayken benzer bir tablo yaşamıştım.

ÜSYE tabloları:

Rinit: Virüsler burunda yerleştiğinde burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı görülür.

Farenjit: Virüsler yutağa yerleştiklerinde boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü ve öksürük görülür.

Larenjit: Virüsler ses tellerine yerleştiğinde ses kısıklığı, boğuk veya çatallı ses şikâyetleri ortaya çıkar.

Trakeit: Virüsler ana nefes borusuna yerleştiği zaman şiddetli kuru öksürük ve göğüs kemiği arkasında yırtılırcasına bir ağrı olur.

Bronşit: Virüsler bronşlara yerleştiğinde önce kuru daha sonra balgamlı öksürük görülür. Bazı hastalarda hırıltı ve nefes darlığına rastlanabilir.

DÖRT: Doktorların elinin kolunun bağlanmış olduğu, çaresizce ilaç verdikleri ifadesi doğrudur çünkü bu hastalıklara yol açan virüslere etkili bir tedavi yoktur.

Garip ama gerçek: Kanserlerin bile birçoğunun yüzde yüze varan tedavileri var ama soğuk algınlığının ilacı henüz bulunamadı.

Antibiyotikler ancak orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit ve zatürree gibi komplikasyonlar olduğunda doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır ama bu kurala maalesef doktorlar da hiç riayet etmezler. Vatandaş zaten ateşi çıktı mı antibiyotiğe sarılır.

İkizlere de muhtemelen seftriakson ihtiva eden iğneler boşuna yapılmıştır.

Çocuğunun ateşi düşmeyen panik içindeki anneleri antibiyotik yazmadan göndermek pratik olarak pek de mümkün değildir.

Öksürük ve balgam sökücü şurupların; vitamin, mineral, antioksidanlar ve besin desteklerinin; bağışıklığı kuvvetlendirdiği iddia edilen ilaçların hiçbir faydası yoktur.

Bu hastalıkta havuçlu, patatesli, kerevizli, soğanlı, maydanozlu tavuk sulu çorbası veya sabahları aç karına bir kaşık zencefilli bal gibi kocakarı ilaçları daha faydalıdır.

Başka neler yapalım?

Mümkünse en azından birkaç gün evde istirahat edin.

Bol sıcak sıvı için. Ihlamur, ada çayı, nane, limon çayları bunun için idealdir.

Mandalina, portakal, havuç, greyfurt gibi meyveleri ve her türlü sebzeyi bolca yiyin. Yoğurt, ayran da çok faydalıdır.

Evinizi her gün havalandırın. Evinizde asla sigara içilmesin.

Odanız nemli olsun. Radyatörlere su kapları, sobaların üzerine çaydanlık koyun.

Burun tıkanıklığının en iyi ve en zararsız tedavisinin buruna serum fizyolojik ismi verilen sıvının damlatılması ve ortamın nemlendirilmesidir.

Yüksek ateşiniz varsa, doktorunuza danışarak ateş düşürücü ilaç alabilirsiniz. Hastayı rahatsız etmeyen ateşi, yüksek de olsa düşürmeye çalışmayın çünkü yüksek ateş vücudun virüslerin üremesini önlemeye yönelik bir savunma mekanizmasıdır.

BEŞ: Bu virüslerin İngiltere' den mi Almanya' dan mı geldiğinin bir önemi yoktur çünkü bunlar yayılmakta sınır tanımazlar; vize konmasının da bir faydası yoktur.

Sağlıklı insanların seyahat etmelerinde bir sakınca yoktur ama pimpirikli olanların ve risk grubundakilerin (kanser tedavisi görenler; şeker, böbrek ve kalp hastaları; KOAH' lılar; kortizon ve bağışıklığı baskılayan ilaç kullananlar...) başlarını evden dışarı çıkarmamaları gerekir.

Korunmak için neler yapalım?

■Hasta kişilerle tokalaşmak, öpüşmek gibi yakın temastan kaçınmalı
■İnsanların toplu olarak bulundukları kalabalık ortamlara mümkünse girmemeli, hatta şart değilse evden dışarı çıkılmamalı
■Eller sıkça, bol su ile iyice yıkanmalı
■Ellerin göz ve burun ile teması önlenmeli
■Hasta kişiler öksürürken veya hapşırırken ağız ve burunlarını bir mendille sıkıca kapamalı
■Hasta kişilerin eşyaları (kalem, kitap, bardak...) kullanılmamalı.
■Düzenli spor veya egzersiz yapılmalı
■Güzel havalarda yarım saat güneş banyosu yapılmalı

ALTI: İstanbul Bronşiti, benim tanımladığım bir hastalık tablosudur. Bu hastalık viral solunum yolları enfeksiyonunu (daha çok grip dışı) takiben geceleri artan; çocuklarda öğürtü ve kusmaya yol açan; gülme, ağlama, telefonla konuşma veya eforla tetiklenen kuru öksürük nöbetleriyle karakterizedir. Bu nöbetler tekrarlayabilir ama kalıcı bir hastalık değildir. Çocuklarda daha çok yuva başladıkları zaman ortaya çıkar ve hemen daima da 6-7 yaşlarında tamamen geçer.

Hastalarda ateş, halsizlik, iştahsızlık, hırıltı, nefes darlığı, genel durum bozukluğu gibi belirtiler yoktur. Çocuklarda gece yatar yatmaz baş ve boyun terlemesi, geceleri diş gıcırdatma da sık görülür.

İstanbul Bronşiti doğru tedavi edilmediği takdirde günlerce, haftalarca ve hatta aylarca sürebilir.

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2011/01/22/yazilar/tip-yazilari/kis-hastaliklari/su-gunlerde-virusler-kol-geziyor/

KAYNAKLAR

http://www.haberturk.com/yazarlar/593937-domuz-kus-kopek-ne-gribi-yasiyoruz-da-haberimiz-yok
www.ahmetrasimkucukusta.com
〰〰〰〰🐠

Tuğra

AKUT BRONŞİT: EN ÇOK GÖRÜLEN KIŞ HASTALIĞI

Akut bronşit, bronşların özellikle sonbahar ve kış mevsiminde ortaya çıkan iltihabıdır. Hastalık çoğu zaman soğuk algınlığını takiben meydana gelirse de, seyrek olarak grip ve kızamık gibi hastalıklardan sonra da görülebilir.

Şu günlerde, geçirdikleri solunum yolları enfeksiyonundan sonra öksürmeye ve balgam çıkarmaya başlayan pek çok insanın ortak derdi işte bu hastalık yani akut bronşittir.

Akut bronşitin sebepleri:

Akut bronşite sebep olan etkenler rinovirüs, koranavirüs, adenovirüs, influenza, parainfluenza virüsleri gibi solunum yolları virüsleridir. Daha seyrek olarak mikoplazma ve klamidya türü bakteriler akut bronşite yol açabilirler.

Daha çok çocuklarda görülen boğmaca da bir akut bronşittir ve bunlarda etken Bordetella bakterileridir.

Virüs ve bakteriler dışında, bazı kimyasal maddeler ve zehirli gazların solunması da akut bir bronş iltihaplanması yaratabilir.

Risk faktörleri:

Akut bronşitin ortaya çıkmasında çevre ve iklim şartlarının büyük önemi vardır. Hava sıcaklığındaki ani değişiklikler, hava kirliliği, soğuk ve kuru hava akut bronşite zemin hazırlayan faktörlerdir.

Sigara içilmesi, burundan nefes almayı engelleyen hastalıklar (burun kemiği eğriliği, polip, geniz eti...) da akut bronşit için risk yaratan faktörlerdir.

Akut bronşitin belirtileri:

Belirtiler hastaların çoğunda soğuk algınlığını takiben ortaya çıkar. Başlangıçta burun akıntısı, hapşırma ile gözlerde kızarma ve yanma gibi belirtiler vardır. Bunları kuru ve yakıcı bir öksürük ve boğaz ağrısı izler. Akşamdan sonra 38-39 dereceye kadar çıkan ateş görülebilir; bazı hastaların ise hiç ateşleri olmayabilir.

Öksürürken göğüs kemiği arkasında batar tarzda şiddetli bir ağrı hissedilebilir. Yaşlı hastalarda öksürükle beraber nefes darlığı da olur. Birkaç gün içinde kuru öksürük yumuşamaya, sarı, yeşil renklerde ve yapışkan nitelikte balgam çıkmaya başlar. Balgamın renkli olması olaya bakterilerin karışmasından değil balgamda iltihap hücrelerinin bulunmasından dolayıdır. Bazı hastalarda hâlsizlik ve iştahsızlık da bulunabilir.

Akut bronşit tehlikeli bir hastalık mıdır?

Akut bronşit sıradan bir mevsim hastalığı olarak kabul edilebilir. Normal seyrinde bir hafta içinde tamamen düzelir ama küçük bebekler, ileri yaştakiler ve kalp hastaları için tehlikeli komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Nasıl teşhis edilir?

Akut bronşit teşhisi için herhangi bir laboratuar tetkikine gerek yoktur; ayrıntılı hasta hikâyesi ve fizik muayene bulguları teşhis için yeterlidir.

Zatürreeden şüphe edilen durumlarda akciğer röntgeni istenebilir.

Akut bronşit tedavisi:

■Birkaç günlük ev istirahatının belirtilerin çabuk düzelmesi bakımından büyük önemi vardır.
■Hasta soğuktan korunmalı, oda havası nemli olmalıdır. Şiddetli öksürüklerde buhar banyolarının yararı vardır.
■Kesinlikle sigara içilmemeli, hava kirliliği, deodorant, böcek ilaçları ve diğer tahriş edici maddelerden kaçınılmalıdır.
■Akut bronşitin etkeni çoğu kez virüsler olduğu için antibiotik kullanılması gerekli değildir.
■Öksürük kesici ilaçlar ancak doktor önerisiyle alınmalıdır. Bronşit nedeniyle fazla balgam çıkaran hastalarda öksürük refleksini kesmek sakıncalıdır.
■Koyu ve yapışkan balgamı olan hastalara bol miktarda sıvı içmelidir.
■Yüksek ateşi olan hastalar ateş düşürücü ilaç alabilirler.

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2011/01/23/yazilar/tip-yazilari/kis-hastaliklari/akut-bronsit-en-cok-gorulen-kis-hastaligi/
〰〰〰〰🐠

Tuğra

HASTALIĞINIZ SAKIN SİNSİ ZATÜRREE OLMASIN!

Siz de zatürree, zatürree başlangıcı, bronşit başlangıcı, keçi gribi, reflü, geçmeyen öksürük gibi teşhislerle doktor doktor dolaşan, en azından birkaç akciğer röntgeni hatta tomografi çektirmiş olan, türlü çeşitli antibiyotik ve öksürük şuruplarına rağmen şikayetleri bir türlü geçmeyen pek çok kişiden biri iseniz bu yazıyı dikkatle okuyun.

Hastalığınız “sinsi zatürree” olabilir!

Önce gelin zatürree, tipik zatürree nedir onlara kısaca bir bakalım ve sonra da sinsi zatürreeye geçelim.

Zatürree, akciğer dokusunun iltihabıdır ve yeni doğmuş bir bebekten en yaşlısına kadar her yaşta görülebilen bir hastalıktır. Pek çok bakteri, virüs veya mantar zatürreeye yol açabilir. Bunların hepinin ayrı özellikleri olmakla beraber zatürreeleri basitçe iki farklı klinik tabloda toplayabiliriz.

Birincisi tipik zatürree’dir. Ani olarak 40 dereceye kadar çıkan ateş, titreme, dudaklarda uçuklama, öksürük, balgam, nefes alırken bıçak batar tarzda göğüs ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Kanda lökosit adı verilen iltihap hücrelerinin sayısı çok yüksek bulunur. Hastalık, 7-10 günlük penisilin tedavisi ile tamamen düzelir. Tipik zatürreeye sebep olan etkenler içinde pnömokok ismi verilen bakteriler ilk sırada gelir.

Buna karşılık atipik zatürree ise birçok özellikleri ile tipik zatürreeden farklıdır ve halk arasında daha ziyade sinsi zatürree olarak bilinir. Başta mikoplazma, klamidya ve solunum yolları virüsleri olmak üzere pek çok mikrop etken olabilir.

Sinsi zatürreenin özellikleri:

Sinsi zatürreeye daha çok çocuk, genç ve 40 yaşa kadar olan erişkinlerde rastlanır.

Sinsi zatürree, her mevsim görülebilirse de, en çok sonbahar ve kış aylarının hastalığıdır ve salgınlara da yol açabilir. Bu salgınlar özellikle yuva, okul, kışla, yurt gibi gençlerin toplu olarak bulunduğu ortamlarda görülür.

Hastalık, zatürreeli kişinin öksürmesi sırasında havaya saçılan damlacıklardaki mikropların solunmasıyla bulaşır. Mikrop alındıktan sonra zatürreenin gelişmesi için birkaç günlük bir süre gerekir.

Hastaların yarıya yakınında, zatürree belirmeden önce baş ağrısı, boğazda yanma, kırgınlık gibi belirtiler görülür.

Hastaların genel durumları tipik zatürreedeki kadar kötü değildir, yani hastayı yorgan döşek yatırmaz. Bir kısmı hâlsiz de olsalar okullarına veya işlerine devam edebilirler.

Hastaların ateşi de çok fazla yüksek değildir, hatta bazı hastalarda normal bile bulunabilir. Birçok hasta gece yattığında boyun ve başının özellikle de saç diplerinin terlemesinden şikâyetçidir.

Sinsi zatürreenin en önemli belirtisi, çok şiddetli kuru öksürüktür. Öksürük nöbetler halinde gelir. Geceleri çok daha fazladır ve hastanın uykusunu bile bozabilir. Birçok hasta bilhassa da küçük çocuklar öksürürken kusabilir, hanımlar öksürürken idrar kaçırabilirler. Çok şiddetli öksüren bazı kişilerde balgamda çizgi şeklinde kanama olabilir.

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2011/03/02/yazilar/tip-yazilari/zaturree/hastaliginiz-sakin-sinsi-zaturree-olmasin/
〰〰〰〰🐠