Şeker hastalığına karşı 13 öneri

Başlatan kenz, 22 Temmuz 2007, 20:47:38

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

kenz

Şeker hastalığı, hastanın diyet ve yaşam tarzıyla büyük ölçüde önlenebilecek, geciktirilebilecek bir hastalık olduğu için aşağıdaki gerçekleri bilmemizde yarar var.  
Dr. Murat Kınıkoğlu'nun tavsiyeleri

Okurlarım ve hastalarım bilirler, “hastalık öcüsüyle” insanları korkutmayı doğru bulmam. Buna karşılık bazı önlemler alınarak önlenebilecek, hatta iyileştirebilecek hastalıklarda yılların boşa geçirilmesine çok üzülürüm. Şeker hastalığı, hastanın diyet ve yaşam tarzıyla büyük ölçüde önlenebilecek, geciktirilebilecek bir hastalık olduğu için aşağıdaki gerçekleri bilmemizde yarar var.

Şeker hastalığının kötü tarafı, damarların içinde yağ birikimine neden olarak kalp, beyin, böbrek ve göz damarlarını bozması ve zamanla bu organlarda yetmezliklere neden olmasıdır. Böbrek yetmezliğinin ve sonradan olma körlüğün en büyük nedeni şeker hastalığıdır. Yüksek şeker, zamanla sinirleri etkileyerek el, ayak ve yüzde duyu bozuklukları gelişmesine neden olabilir. Archieves of Neuorology Nisan 2007 sayısında yayınlanan bir çalışmaya göre unutkanlık ve erken bunama şeker hastalarında daha erken ve daha sık görülüyor. Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin % 65’i daha önceden hafif şeker yüksekliği olan kişilerde görülür. İşin kötü tarafı bahsettiğimiz bu organ hasarları bir kez ortaya çıktıktan sonra oldukça zor tedavi edilir. Bu yüzden şikayetler ortaya çıkmadan önce, prediyabet dönemi dediğimiz yatkınlık döneminde gerekli önlemleri alarak şekeri “ötelemek” en doğrusudur.

Sağlıklı ve uzun bir yaşam için.

Aşağıdaki önerilerime şekeri olsun olmasın herkesin uymasında fayda var.

1- İçinde beyaz şeker olan her şeyden uzak durun. İdeal olanı şeker ve şekerli maddeleri hiç kullanmamak, beyaz şeker tüketimini tamamen sıfırlamaktır.

2- Kola vb. gazlı, şekerli içecekleri asla içmeyin.

3- Çay kahve gibi içeceklerinizi tatlandırıcı ile değil “şekersiz” içmeye alışın. İlk günler zor olabilir ama araştırmalar, kişilerin en geç iki ay içinde şekersiz içeceklere alıştığını göstermektedir. Hayatınız boyunca içeceğiniz çay ve kahveyle boş yere aldığınız şekeri düşünürseniz bu çabaya değeceğinizi anlarsınız, hemen bugün başlayın ve iki ay sabredin.

4- Günde bir çay kaşığı “tarçın” yiyin. Tarçının kan şeker seviyesini dengelemekte yararlı olduğu gösterilmiştir. Yalnız şeker hastalarının değil, ailesinde şeker olanların da “tarçın” almasında yarar var. Tarçını, kabuğundan yapılmış çayı içerek veya bir tatlı kaşığı toz tarçını bir parça ekmek içinde yutarak alabilirsiniz. Ben sabah kahvaltısında, daha önce tarifini verdiğim keten tohumu, üzüm, yulaf, fındık, süt karışımının içinde kullanıyorum.

5- Her gün 30-45 dakika hızlı tempoda yürüyün veya ağırlık kaldırma egzersizi yapın. 55-69 yaşları arasında 41 bin kadın üzerinde yapılan bir çalışmada düzenli spor yapanlarda diyabet riskinin %31 daha az olduğu gösterilmiştir. Anne-babanızda diyabet varsa, sizin şeker sonuçlarınız normal olsa bile hemen yürümeye ve spor yapmaya başlayarak ileride şeker olma ihtimalini azaltabilirsiniz.

6- Kesinlikle ideal kilonuza inin, yani şişmansanız zayıflayın. (Kısaca kilonuz boyunuzun küsüratından az olsun, örneğin 1.70 cm boy için=70 kg’dan az olun.)

7- Alkolü mümkün olduğu kadar azaltın.

8- Yemeklerinizde margarin kullanmayın.

9- Sebze yemeklerini ve salatayı artırın.

10- Tansiyonunuzun kontrol altında olduğundan emin olun (Her zaman 140/90 ve altı olsun)

11- Çalışmalar şeker hastalarının aspirinden yararlandığını gösteriyor. Bu yüzden gizli veya aşikâr şekeriniz varsa düzenli olarak, düşük doz, bağırsakta çözülen aspirin preparatı alın.

12- Kesinlikle sigara içmeyin.

13- Şekere yatkınlığı olanların ve kilolu kişilerin tansiyon ilacı olarak beta bloker veya idrar söktürücü ilaç kullanmalarının ileride şeker hastası olma ihtimallerini %28-50 oranında artırdığını gösterilmiştir. Doktorunuzla konuşarak kullandığınız tansiyon ilacının şeker hastalarında güvenle kullanılan gruplardan birisinden olduğundan emin olun.
İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN

Vuslat Yolcusu

tesekkür ederiz kardesim tavsiyelere uyacagiz.

Uludag

Ben de tesekkür ederim. Seker hastalarinin en büyük problemi evde yemek yapanin seker hastasi olmamasi. ;)
Ya rabbi, şu acizi ümmeti Muhammede hizmet etmeğe muktedir kıl.

Tuğra

İlaç firmaları kafaya koymuşlar; bize illa şeker ilacı yutturacaklar. Şekerinizin yüksek olup olmaması önemli değil, kilonuz biraz fazla ise ya “insülin direnci”,  ya “hipoglisemi” ya da “gizli şeker” tanılarından birini alıyorsunuz.

İşin komik tarafı şekeriniz düşse de çıksa da aynı ilaç veriliyor. “Bu ilacı yutun kilo vermenize de yardımcı olur” cümlesi sihirli bir anahtar gibi her kapıyı açıyor. En ilaca karşı olanlar bile diyet yapmadan zayıflayacaklarını duyunca şekerleri düşük olsa bile ilaca başlamaya karar veriyorlar.
           
Gerçek şeker hastalarının sayısının her yıl katlanarak arttığı bir gerçek. Bunun iki nedeni var. Birinci nedeni gittikçe şişmanlamamız. Biliyorsunuz şişman insan sayısında ABD ye yaklaştık. (Yakında geçeriz.) İkinci neden pazar paylarını büyültmek isteyen uluslararası firmalar arasındaki rekabet.

İlaç firmaları bir yandan halkı ve doktorları şeker hastalığının zararları konusunda bilinçlendirmeye çalışırken bir yandan da ilaç kullanan hasta sayısını artırmak için tedaviye mümkün olduğu kadar erken başlanmasını ve kan şeker seviyesinin ilaçla mümkün olduğu kadar aşağı çekilmesini öneriyorlar. Bu yanlış bilgi bombardımanı insanların gereksiz yere erken yaşta şeker hastalığı tanısı almalarına ve erken yaşta boş yere ilaç yutmalarına neden oluyor.
           
Tekrar vurgulayalım; şeker hastalığı gerçekten de içten içe organlarımızı çürüten, kalp başta olmak üzere, böbrek, göz, damar hastalığı gibi hayatı organlarda kalıcı hasarlara neden olan önemli bir rahatsızlıktır. Ancak bu gerçek herkesin gerekmediği halde şeker ilacı kullanmasını gerektirmez. Şeker hastalığı ile mücadele etmek için erkenden ilaca başlamak yerine yaşam tarzımızı değiştirmemiz, spora başlamamız, diyetimize dikkat etmemiz gerekir. 

Şeker ilacına ne zaman başlanmalı?

Şeker hastalığının zararları konusunda hepimiz hemfikiriz. Buna karşılık ilaç tedavisine ne zaman başlanacağı konusunda fikir ayrılıkları var. Bir kısım meslektaşlarım hemen ilaca başlanmasının iyi olacağını düşünüyorlar. Ben bu yaklaşımın hastaları tembelliğe ittiğini, diyeti ve sporu ikinci plana atmalarına neden olduğunu düşünüyorum. Diyet yapmak yerine şeker hapı almayı tercih eden hastaların kafasında şöyle yanlış bir düşünce oluyor:

"Mademki önemli olan şekerin düşük olması ben de şeker hapı yutarak şekerimi düşürürüm. Böylece sıkı bir şeker rejimi yapmama gerek kalmaz. İstediğim şeyleri yeme imkânım olur."  İlacın iştahsızlık oluşturma ve kilo verme etkisinin geçici olduğunu bilmeyen bu arada birkaç kilo da zayıflayan hastalar ilk aylarda memnun kalıyor, ilacı aldıkça kilo vermenin devam edeceğini düşünüyorlar ama maalesef öyle olmuyor, bir süre sonra kilo almaya başlıyorlar. 

Şeker ilaçlarının oldukça ciddi yan tesirleri olduğunu unutmamak gerekir. İlaca ne kadar erken başlanırsa bu yan tesirlere o kadar çabuk maruz kalınır. Tip II diyabet tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu uzun vadede kilo aldırır. Metformin grubu ilaçların kalsiyum metabolizmasını olumsuz yönde etkilediğini göstermiştir. Metformin alan hastaların %10-30 unda vitamin B12 absorbsiyonunda azalma görülmüştür.
Önerilerim:

1-Gelecekteki komplikasyonların önlenmesi açısından şekerinizi diyet ve sporla düşürmeniz ilaçla düşürmenizden daha yararlı ve daha etkilidir.  Araştırmalar diyet ve egzersiz yapmanın şeker hastalığını önlemek açısından ilaçtan daha etkili olduğunu göstermektedir. NEJM dergisinde yayınlanan bir çalışmada (Şubat, 2002) kan şeker seviyeleri sınırı aşan 3200 kişi üç gruba ayrılıyor.

Bir gruba plasebo, diğer gruba günde iki kez Glukofaj veriliyor, üçüncü grup spor ve diyet programına alınıyor. Üç yıllık takip sonucunda tip II şeker gelişimi riskinin diyet, spor grubunda % 58, ilaç grubunda ise %31 oranında azaldığı görülüyor. 

2-Kan şeker seviyesinin ilaçlarla aşırı miktarda düşürülmesi kalp hastalığı riskini önemli ölçüde artırır.

3-Şeker ilacı kullananların hipoglisemiye (düşük şeker nöbeti) girme riski artar. . Hipoglisemi, kendisini ilaçtan veya yemekten belirli bir süre sonra acıkma hissi ile birlikte hafif bir terleme, çarpıntı, titreme ve aşırı halsizlik ile gösterir.

Kan şekeri genellikle 70 altına düşer. Hastalar 5-10 dakika içinde kendiliğinden düzelir veya ağızlarına bir şey atarak normale dönerler. Eğer ilaç kullanırken bu tip nöbetler (seyrek de olsa) geçiriyorsanız hemen doktorunuzu uyarın ve ilaç dozunuzun yeniden düzenlenmesini sağlayın.

4-Diyet ve yürüyüşten asla vaz geçmeyin, şekerinizi ve üç aylık şekerinizi düzenli aralıklarla kontrol edin HbA1C seviyenizin 7’nin üzerinde çıkması halinde ilaç tedavisine başlanmak üzere doktorunuzla temasa geçin.

Murat Kınıkoğlu
〰〰〰〰🐠