Baz istasyonu çevresinde yaşayanlarda kanser riski bulunamadı

Başlatan İsra, 19 Temmuz 2010, 03:31:51

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsra

İngiltere'nin Imperial Üniversitesi'nce yapılan araştırmada, baz istasyonu çevresinde yaşayan gebelerin çocuklarında çocukluk çağı kanseri riskinin artmadığı ve cep telefonlarının beyin kanserinin gelişmesinden sorumlu olmadığı sonucuna varıldı.

Imperial Üniversitesi Halk Sağlık Okulu Epidimiyoloji ve Bioistatistik Bölüm Başkanı Paul Elliot, "araştırmada, baz istasyonları çevresinde yaşayanların, kanser olduğuna ilişkin bir bulguya rastlanmadığını" söyledi.

Bilim insanları, her geçen gün görülme sıklığı artan kanser türlerinin nedenlerini bulmaya, hastalığa ilişkin yeni tanı ve tedavi yöntemleri geliştirmeye çalışırken, bir yandan da cep telefonlarının ve baz istasyonlarının kanserle ilişkini araştırıyor.

Bilim çevrelerinin bir bölümü cep telefonunun sık kullanımının beyin kanserine yol açabileceği ve baz istasyonlarının çevresinde yaşayanların kansere yakalanma riskinin diğer kişilere oranla daha yüksek olabileceği iddiasında bulunurken, kimi çevreler ise yapılan araştırmalara dayanarak cep telefonu ve baz istasyonlarının kanserle ilişkisinin, sigara kullanımı, obezite, dengesiz ve sağlıksız beslenmenin yanında çok küçük bir risk faktörü olabileceğini, bunların kanser yaptığına dair henüz bir bilimsel araştırma sonucu bulunmadığını belirtiyor.

Bu yıl baz istasyonları ve kanser arasındaki ilişkiyi ortaya koymak üzere İngiltere'nin Imperial Üniversitesi'nce yapılan araştırmada, baz istasyonu çevresinde yaşayan gebelerin çocuklarında çocukluk çağı kanseri riskinin artmadığı ve cep telefonlarının beyin kanserinin gelişmesinden sorumlu olmadığı sonucuna varıldı.

Kadınların gebelik sürecinde baz istasyonları yakınlarında bulunmalarından dolayı elektromanyetik dalgalara maruz kalmalarının, anne karnındaki bebekte ilerleyen dönemde çocuk kanseri riskini artırıp artırmadığının incelendiği araştırmanın sonuçları Haziran ayı önemli tıp dergilerinden British Medical Journal'da yayımlandı.

Imperial Üniversitesi Halk Sağlık Okulu Epidimiyoloji ve Bioistatistik Bölüm Başkanı Paul Elliot, ''araştırmada, baz istasyonları çevresinde yaşayanların, kanser olduğuna ilişkin bir bulguya rastlanmadığını'' söyledi. Bundan önce yapılan çalışmaların, sadece uzaklık mesafelerine dayalı yapıldığını anlatan Elliot, bu çalışmanın diğerlerinden farklı olarak çocuklarda görülen kanser türlerinin baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik dalga ilişkisi hakkında bir araştırma olduğunu vurguladı.

Araştırmaya katılan Oxford Üniversitesi İstatistik Uzmanı Dr. John Bithell ise ''Doktorlar, hastalarının baz istasyonlarına yakınlık konusunda endişe etmemeleri için güven vermeliler. Araştırmalarda, şimdiye kadar herhangi biyolojik etki görülmedi'' dedi.

-ARAŞTIRMA 7 BİN DENEK ÜZERİNDE YAPILDI-

Araştırma, sosyo-ekonomik, eğitim seviyesi gözetilerek beyin ve merkezi sinir sistemi, lösemi ve hodgkin dışı lenfoma ve kombine olmuş diğer tüm kanser türlerini kapsayacak şekilde gerçekleştirildi.

Araştırma, 1999 yılından bu yana 0-4 yaş arası çocuklardaki bin 397 kanser vakası kayıtları ve milli doğum kayıtlarından 5 bin 588 olmak üzere yaklaşık 7 bin kişi üzerinde yapıldı. Her bir çalışmanın doğruluğu 4 kez kontrol edildi.

-''BEYİN KANSERİ ARTIŞ RİSKİ GÖZLEMLENMEDİ''-

Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının desteğiyle, geniş kapsamlı araştırma yürüten Interphone Çalışma Grubu'nun 10 yıldır, 13 ülkede 30 yaş üstü 5 binden fazla katılımcı ile gerçekleştirdiği ve geçtiğimiz Mayıs ayı içinde açıkladığı ara raporda da cep telefonlarının kansere yol açtığına ilişkin kesin bir sonuca varılmadığı belirtilmişti.

Yaklaşık 10 yıldır, Almanya, Danimarka, Avustralya, Fransa, Finlandiya, İngiltere, İsrail, İtalya, Japonya, Kanada, Yeni Zelanda, Norveç ve İsveç'te epidemiyolojik çalışmalar yapan Interphone Çalışma Grubunun araştırmasında daha çok baş bölgesi tümörlerinden beyin derisi tümörleri, beyin dokusu tümörleri, duyu siniri tümörleri ve kulak salgı dokusu tümörleri üzerinde durulmuştu. Ara raporda, herhangi bir beyin kanseri artış riski gözlemlenmediği, herhangi bir sonuca ulaşmadan önce eksiksiz ve kapsamlı bir veri analizi yapılmasının önemi vurgulanmıştı.

-''TÜTÜN KULLANIMI DAHA ÖNCELİKLİ SIRADA''-

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu (TKASK) Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, her iki araştırmanın da tamamen bilimsel, usulüne uygun yapıldığını, İngiltere'deki sağlık kayıtların birçok ülkeye göre güvenli tutulduğunu belirterek, araştırmadan önemli bulgular elde edildiğini söyledi.

Bunun tam tersi iddiaların ne olduğuna değil, bilimsel araştırmaların sonuçlarına bakılması gerektiğini vurgulayan Kutluk, ''Baz istasyonları ve cep telefonlarının kanser yaptığına dair bugüne kadar yapılmış çalışmalarda kuvvetli ve kesin bir kanıt yok. Bu nedenle başta çocuk ve gençler olmak üzere uzun yıllar cep telefonu kullanacak olan kişileri dikkatli olmaya çağırıyor ve bunun şu anda bir paranoyaya dönüşmemesi gerektiğini belirtiyorum. Baz istasyonlarının yakınlarında yaşayanlarının da bir paranoya yapmamaları lazım'' diye konuştu.

Kutluk, cep telefonlarının bir iletişim aracı olduğunun, sohbet aracı olmadığının unutulmaması gerektiğini ifade ederek, ''Tütün kullanımının tüm kanserlerinin yüzde 30'undan ve birçok kronik hastalıktan sorumlu olduğunun unutulmaması gerekiyor. Bu nedenle tütün kullanımının bırakılması, pasif içiciliğin önlenmesi, sağlıksız ve dengesiz beslenme, hareketsiz yaşam gibi kanserden korunmaya yönelik genel önlemler, cep telefonları ve baz istasyonlarından çok daha öncelikli sıradadır'' uyarısında bulundu.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı, İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik de cep telefonunun ve baz istasyonlarının kanser sebepleri arasında listenin son sıralarında yer alabileceğini söyledi.

Cep telefonlarının çoğunun yaydıkları elektromanyetik dalgaların 800 ila 2000 MHz arasında olduğunu anlatan Çelik, ''Bu, mikrodalga spektrumundadır ve bu frekanstaki dalgalar Uluslararası İyonize Olmayan Radyasyondan Korunma Komitesince belirlenen sağlık güvenliği sınırlarının dışındadır'' diye konuştu.

Çelik, Ekim 2009'da yapılan çalışma ile ilgili olarak, ''Bugüne kadar yapılmış çalışmalarda cep telefonu kullanımının kansere yol açtığına ilişkin halihazırda bir bulgu ve uluslararası örgütlerce yapılmış bir uyarı mevcut değil. Yine de daha detaylı ve uzun vadede araştırmalar yapılmasına ihtiyaç var'' açıklamasında bulundu.

TÜBİTAK'ın raporunda da elektromanyetik radyasyonun insan yaşamından tümüyle çıkarılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini ifade eden Çelik, ''dolayısıyla, her yeni teknolojide olduğu gibi kullanımında dikkatli davranılması gerektiği'' uyarısında bulunulduğunu kaydetti.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan ise şunları kaydetti:

''Cep telefonu ve baz istasyonları mikrodalga frekansında çalışır. Bir fırın on binlerce Volt/m şiddetle yemeği 100 dereceden fazla sıcaklığa çıkartırken 2000 Volt/m yalnızca 1 derece sıcaklık artışına neden olur. Halbuki cep telefonu ve baz istasyonu için izin verilen sınır yalnızca 10 Volt/m dir ve çoğu zaman ölçülen değer bunun çok daha altındadır. Özetle cep telefonu ve baz istasyonunun yaydığı dalga dokuda neredeyse hiç sıcaklık artışı yapmaz.

Bu güne yapılan uzun süreli ve geniş insan topluluklarında yapılan tarama çalışmaları, baz istasyonlarının kanser gibi çok tehlikeli veya bazı baş ağrısı, sinirlilik gibi görece daha az tehlikeli ancak insanları huzursuz edecek sonuçlar elde edilememiştir.''

zaman

Tuğra

Teknolojinin insan üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bilim dünyası her fırsatta uyarıyor ama hala gereken önlemler alınmıyor. Özellikle 16 yaş altındaki gençlerin cep telefonu kullanması çok sakıncalı.

İnsanoğlunun yaşamını kolaylaştırmak için hızla gelişmeye devam eden teknoloji beraberinde ciddi sağlık sorunlarını da getirdi. Obetize, kalp, kanser, diyabet 21 yüzyılın en yaygın ve en ölümcül hastalıkları olarak anılırken üreme sağlığının da tehlike altında olduğu Dünya Sağlık Örgütü (WHO) çalışmaları ile ortaya konuldu. Ancak insanoğlu hala önlem almıyor. Halbuki günlük yaşamda alınacak pratik önlemlerle elektromanyetik radyasyondan korunmak mümkün… Nasıl mı?

16 yaşın altındaki çocukların WHO’nun tavsiye etmemesine rağmen giderek artan oranda cep telefonu kullanıyor olması, çocukların yaşamları boyunca yetişkinlerden daha çok radyofrekans radyasyona maruz kalacağı anlamına gelir. Bu da gelecekte onların üreme sağlığını tehlikeye sokabilir. Bu durumdan tedbir alıp korunmak mümkün.

Elektromanyetik Radyasyondan Korunmak İçin Pratik Öneriler

• Kullanmadığınız elektrikli aletleri ya kapalı tutunuz ya da fişten çıkarınız. Cihazlar "Stand by" konumunda kaldığı sürece elektromanyetik kirlilik yaratacaktır.

• LED, LCD veya plazma bilgisayar ekranlarını kullanmaya özen gösteriniz. Bilgisayar ekranı ile klavye arasına 1 m. mesafe koymaya çalısınız, ekran filtresi kullanınız.

• Ekonomi (halojen ve floresan) lambaları okuma lambası olarak kullanmamaya özen gösteriniz.

• Dinlendirici bir uykuya geçmek için en ideal koşulun yatak odasında TV ve bilgisayar bulundurmamak veya bu cihazların tamamen kapalı konumda olmasını sağlamak olduğunu hatırlayın.

• Saç kurutma makinesinin manyetik alanı yüksektir bu nedenle, sürekli kullanmak yerine aralıklarla kısa süreli kullanınız. Uyku düzeninizin bozulmaması için yatmadan hemen önce kullanmamayı tercih edebilirsiniz.

• Yatak odasında başucunuzdaki duvarla komsunuzda bir elektronik aletin bitişik durmamasını sağlamaya çalısınız. Tüm VDU'lerin (TV, bilgisayar) arkalarında ElektroManyetik (EM) alan daha büyüktür. Komşunuzda bu aletlerin nereye yerleştiğine dikkat etmeye çalısınız.

• Yatağınızı EM alanlardan mümkün olduğunca uzağa yerleştiriniz. Özellikle başucunuzun, herhangi bir elektromanyetik alan kaynağına uzak olmasına özen gösteriniz. Elektrikli cihazları prizden çekiniz, cep telefonunu kapatınız, zorunlu hallerde ise en az 1 metre uzakta tutunuz.

• Bebek odası dinleme cihazların (baby phone) kullanılması önerilmemektedir. Kullanılması zorunlu olduğu hallerde bebek yatağından uzakta tutulmalı.

• Bebek odaları, yatak odaları ve çocukların yakınında cep telefonu bulundurmamalıdır.

• Cep telefonlarını sohbet amaçlı kullanmayınız, kullanmadığınız sürede mümkünse kapalı tutunuz. Kalp üzerinde, göğüste açıkken taşımamaya dikkat ediniz. Kalp pili kullanıcılarının telefonu üzerlerinde taşıması önerilmemektedir.

• Cep telefonu kullanırken kesinlikle kablolu kulaklık kullanınız. Açık durumda iken vücudunuzdan mümkün olduğunca uzakta taşımaya özen gösteriniz. SAR değeri 1W/kg’dan az olan veya sıfıra en yakın telefonları tercih ediniz.

• Çocuklarda ve gençlerde sinir sistemi ve beynin gelişimine devam ediyor olması dolayısıyla, yetişkinlerden daha çok risk altında olduğu bir gerçektir. Bu nedenle 16 yaş altındaki çocukların cep telefonu kullanmamaları, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilmektedir.

• Hamilelerin cep telefonu kullanması önerilmemektedir. Çocukların ve yaşlıların zorunlu olmadıkça cep telefonu kullanmamalarına özen gösterin.

• Cep telefonuyla konuşmak yerine mesajlaşmayı tercih etmek, cep telefonunu çekim gücünün zayıf olduğu yerlerde değil güçlü olduğu yerlerde kullanmak maruz kalınan EM alan seviyesi düşürülebilir.

• Kablolu kulaklık olmadığı durumlarda telefonu açıp sonra kulağa götürülmelidir. Mümkünse hands-free (hoparlör) özelliği kullanılmalıdır. Kulağa götürülmesi durumunda telefonu birkaç cm uzakta konuşulmadır.

• Evde kablolu ev telefonu, dışarıda kablolu iş telefonu ve ankesörlü telefon kullanmaya özen gösterin.

• Kablosuz telefonlar da cep telefonu frekanslarında çalışmaktadır. Kablosuz telefonlar yerine klasik kablolu telefonları tercih ediniz. Kablosuz telefonu sohbet amaçlı kullanmamaya özen gösteriniz.

• Đnternet bağlantısı için kablolu modem kullanılmalı. Bilgisayarda çalışırken bir antene çok yakın mesafede saatlerce oturuyorsunuz ve radyo frekans (RF) alanlara maruz kalıyorsunuz demektir. Bunu azaltmak ve önlemek için kablosuz teknolojilerini mümkün olduğunca kullanmamalıdır. Wi-Fi (kablosuz erisim) özelliği olan dizüstü bilgisayar kullandığınızda ve açık tutulduğunda cihazınız bir anten görevi görür ve etrafınızdaki tüm RF dalgaları toplar. Kablosuz interneti kullanmadığınızda bilgisayarın Wi-Fi özelliğini kapatınız.

• Restoran, otel, tatil sitesi gibi yerlerde kablosuz internet erişimi olmayanları tercih ediniz.

• Elektrikli tıraş makinesini mümkünse şarjlı modellerini kullanmayı tercih ediniz.

• Tüplü (CRT) TV ekranlarından (ön ve arkasından) en az 2 m uzakta bulununuz. Mümkünse LED, LCD ve plazma ekranlar tercih edilmelidir.

• Mikrodalga fırın çalışırken 1 m mesafeden daha yakınında olmamaya özen gösteriniz. Gerekmedikçe kullanmayınız. Mümkünse çalıştırıldığında mutfakta bulunmayınız.

• Bazı kimseler EM alanlara diğerlerinden daha hassastır. Bu kimselerde bilgisayar monitörlerine ve diğer elektrikle çalışan aletlere karsı aşırı hassasiyet oluşabilir ve reaksiyonlar açığa çıkabilir. Bu reaksiyonlar:

*Boğazda kuruluk hissi,
*Gözde problemler (ağrı ve görme bozukluğu),
*Baş ağrısı,
*Alerji, yüzde kızarıklık,
*Uykusuzluk,
*Seslere karsı hassasiyet, işitme zorluğu,
*Yorgunluk

şeklinde ortaya çıkabilmektedir.

“Teknoloji Sağlığınızdan Götürmesin!”

Teknolojinin yoğun olarak kullanıldığı bir çağda yaşıyoruz. Bu imkânlardan elbette faydalanmalıyız ancak kullandığımız her cihazın olumsuzlukları hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Bu bilgiler ışığında onları bilinçli ve amacına uygun kullanmalıyız. Genel olarak tüm toplumun özellikle de çocuk, yaşlı ve üreme çağındakilerin bu konuda dikkatli olması gerekir. Bir halk sağlığı tehdidi olması nedeniyle konuya paydaş olan tüm resmi otoritelerinde aynı duyarlılık ve bilinçle hareket etmeleri zorunlu hale gelmiştir. Unutmayınız ki herhangi bir teknolojik ürün yaşamınızı kolaylaştırıyorsa, karşılığında büyük olasılıkla sağlığınızdan götürüyordur.

Doç. Dr. Ümit Göktolga
Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi
Kadın Hastakıkları Uzm.

〰〰〰〰🐠