Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Bir Bebeğin Duası

Başlatan chechen, 01 Temmuz 2005, 20:16:01

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

chechen

Sevmeyi öğren: Sevdikçe varlığının kâinatla toplandığını görürsün. Sevince, kendini kendinden öte taşırsın. Sevince kalbine yeni ve sonsuz kanatlar takarsın. Sevince, mavi bir deniz olur kalbin; hiç bilmediğin kıyılara varırsın.

Bağışlamayı öğren: Bağışladıkça dostlarının sayısını onla çarpmış olursun. Bağışlamak kalbinin yükünü azaltır. Bağışlayınca, kalbine batan dikenler güle döner. Bağışlayınca önce kendini bağışlamış gibi olursun, nefretin ve kinin yükünü omzundan atarsın.

Pişmanlık duymaktan korkma: Pişmanlığını itiraf ettikçe hatalarının küçük, anlaşılır ve bağışlanabilir parçalara bölebildiğini görürsün. Pişmanlık sancısını göze aldığın sürece, hatadan dönmenin lezzetini de yaşamaya başlarsın. Pişmanlık içtenliğin sınamasıdır. İçtenliği olmayanlar pişman olamazlar. Pişman olmayanlar içtenlik kazanamazlar.

Hatırlamayı öğren: Hatırladıkça, sevgilerinin kare kökünü bulup, onlardan hüznü çıkardığını fark edersin. Hele de çocukluğunu çok hatırla ki, hiç endişesiz mutlu olduğun anları yeniden yaşa. Mutlu olmayı beceremeyen biz büyüklere içimizdeki çocuk mutluluğun sadelik ve hırssızlıkla ilgili olduğunu fısıldar. Dur ve dinle çocuğunu.

Değer vermesini öğren: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup, onları mutlulukla çarpabildiğini görürsün. Değer vermeden geçirdiğin günün güneşi hiç doğmamış gibidir. Değerini bilmediğin eşyaya hiç sahip olmamış gibisindir. Değerini bilmediğin dostların sana göre hiç yaşamamış gibidir. Değer vermesini öğrendiğinde, hayatın sahihleştiğini fark edersin. Daha yavaş yürürsün ama adımlarını yere sıkı basarsın.

İltifat etmesini öğren: İltifat ettikçe, insanlarla arandaki en kısa mesafenin bir tebessümün resmettiği eğri bir çizgi olduğunu görürsün. İltifat etmek yalan konuşmak demek değildir. İltifat, muhatabının görmek istediğin yere ulaşması ve oradan öte geçmesi için temennide bulunmaktır.

Özür dilemesini öğren: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza bölündüğünü, böylece dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark edersin. Ayrıca bak: “Pişmanlık duymaktan korkma” öğüdü.

Aşktan korkma: Böylece bir üçgenin iç açılarının toplamının 180 dereceyi aşıp, bütün yamukları kendi içinde barındırabildiğini görürsün. Aşk pürüzleri yok eder; dikenleri gül eder, acıları haz eyler.

Ara sıra hüzünlen: Hüznün kalbine dokunmasına izin ver. Böylece bütün mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri döndüğünü görürsün. Hepimiz ayrılıkların kuşattığı bir adada şimdilik yaşayan fanileriz. Hüzün, faniliğin ince sızısını kalbine hissettirdiği için, seni ebediyete komşu eder. Hüznünü öldürürsen ölümü anlayamadığın gibi hayatı da anlayamazsın.

Ve bir gün öleceğini bil: Kesinlikle öleceksin ve öldüğün gün anlayacaksın ki, yaşadığın hayat, paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş. Kesrin payında ne olursa olsun, ne kadar çok şey biriktirmiş olursan ol, hepsi son işlemde sıfıra eşitlenir. Kesrin üzerine, yani bu dünyaya, sonsuzluk cinsinden bir şeyler koyman gerekiyor. Yoksa “elde var sıfır”

Her gün yeniden uyan: Uyanmayı sadece gözünü açmak olarak bilen için, bir şafak vakti ne kadar da sıradandır. Hayranlık duygusunu her gece iki göz kapağının ardına sakladığı gözleri gibi her daim uykuda bırakan için, bir gün doğumu “sabahın körü” olasıca karanlıktır. Kulluk heyecanını avucunda tutamadığı bir kor gibi savurup söndüren için, bir seher vakti eğreti ve tanımsız bir vakitsizliktir. Haydi aç gözlerini... Aç gönlünü... Şimdi ve burada var olduğunu fark et. Var edildiğini fark et. Buraya, bu sabaha bir insan olarak gönderildiğini bil. Bu sabahın senin için, sana özel olarak yaratıldığını fark et. Uyan... Güneş senin için doğuyor...

kaynak SENAİ DEMİRCİ
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

ebrarrana

Yüzbin ok ve kılınç yapamaz asla,
Gözyaşının seher vakti yaptıgını.
Düşmanı kaçıran,süngüleri, çok def,a,
Toz haline getirir,bir mü,minin duası.
KULA BELA GELMEZ HAK YAZMADIKÇA....

HAK BELA YAZMAZ KUL  AZMADIKÇA.....

GEZGİN

SENAİ DEMİRCİ......

KALİTENİN İSMİ CİDDEN
Allah RAZI OLSUN KARDEŞİM...
An oluyor bir garip hisse kapılıyorum...
Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?'..........

ridâ

Alıntı yapılan: cahitdurgun
Her gün yeniden uyan: Uyanmayı sadece gözünü açmak olarak bilen için, bir şafak vakti ne kadar da sıradandır. Hayranlık duygusunu her gece iki göz kapağının ardına sakladığı gözleri gibi her daim uykuda bırakan için, bir gün doğumu “sabahın körü” olasıca karanlıktır. Kulluk heyecanını avucunda tutamadığı bir kor gibi savurup söndüren için, bir seher vakti eğreti ve tanımsız bir vakitsizliktir. Haydi aç gözlerini... Aç gönlünü... Şimdi ve burada var olduğunu fark et. Var edildiğini fark et. Buraya, bu sabaha bir insan olarak gönderildiğini bil. Bu sabahın senin için, sana özel olarak yaratıldığını fark et. Uyan... Güneş senin için doğuyor...

kaynak SENAİ DEMİRCİ



Ellerine sağlık kardeşim...Allah razı olsun...



Alıntı yapılan: GEZGİNSENAİ DEMİRCİ......

KALİTENİN İSMİ CİDDEN
:x   :x
I dream of rain.I dream of gardens in the desert sand.I wake in pain.Those dreams are tied to a horse that will never tire.This desert rose.Each of her veils, a secret promise,This desert flower.She moves in the logic of all my dreams.I realize that nothings as

chechen

Allâh'ım, Sana sonsuz hamd ü senâlar; Habîbin Efendimiz Muhammed Mustafa -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e O'nun âl ve ashâbına gönülden salât ve selâmlar...


Ey mevlam! Günahının çokluğundan konuşmayan bir dille seni çağırıyorum. Ey Rabbim! Korku ve ümit içinde seni çağırıyorum.Ey Mevlam! Günahlarıma baktığımda dehşete kapılıyorum, ama, senin keremine baktığımda, umutlanıyorum. Eğer beni affedersen, bu senin merhametlilerin en üstünü olduğun içindir; (rahmetin bunu gerektirir) ve eğer beni cezalandırırsan hakkımda zulmetmiş olmazsın. Ey Mevlam! Beni kendi başıma bırakacak olursan, helak olurum. Ey Mevlam! Hatalarımı bağışlamadığın takdirde kime sığınabilirim?! Ölüm döşeğinde senin lütfünle ulaşamadığım takdirde kime yakarabilirim?! Kederimi gidermediğin takdirde kime iltica edebilirim?!Ey Mevlam! Senden başka kimsem yok benim. Eğer sen bana merhamet etmezsen, kim bana merhamet eder?! Yoksulluk günümde, senin fazl ve ihsanın beni kapsamına almazsa, kimin fazl ve ihsanını ümit edebilirim?! Ecelim yetiştiğinde günahlarımın affı için hangi kapıyı çalabilirim?


Ebu Hamza Sumali Duâsı
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

chechen

FERYAD

--------------------------------------------------------------------------------

Talihsiz günümdeyim, dünya yine karardı,
Nice asırlar var ki gelmiyor zulmün ardı.

İnsafın gözü kuru, vurur kâfir-i gaddâr,
Gül yüzlü bebeklere cihanın ovası dar!

Bu öyle bir sırtlan ki, vicdanı bilmez sızı,
Dünyanın günlerince kanattı yaramızı!

Korkmadı Yüce Hak’tan, bakmadı gözde yaşa,
Yağdırdı füzeleri, topları dağa, taşa!

Zulüm ve canavarlık zannetmeyin hız kesti,
Kanlı eller her saat, kadın, çocuk, kız kesti!

Bacaklar kollar kopmuş, kemikler küme küme,
Dünya şahit olmadı böyle vahşi ölüme!

Bu vahşeti gördükçe semalar ve zeminler,
Kurt pençesine düşmüş bir kuzu gibi inler!

Gövdeler pâre pâre, gözlere girmiş mermi,
Bunu kanlı timsahlar, bunu sırtlan eder mi?

Bu nice dünyadır ki, hep feryat, hep zâr bana?
Tanklar, füzeler, toplar, kazıyor mezar bana!

Aklım almıyor bunu, yandı beynimin zarı,
Heyhat! İnsanda artık yok bir ibret nazarı!

Kirli eller zulmünü alkışlamada kafir ’in,
Dilerim Yüce Hak’tan onun zulmû kurusun!

Ah o gam değirmeni nice başları ezdi;
Ceddi, babası dahi merhamet ne bilmezdi!

Kalbimdeki îmân’a bütün kini ve hışmı,
Hayretteyim dünyada böyle belâ kalmış mı?

Eyvah! Bir faydası yok, ne dedimse başlara,
Belki tesir ederdi söyleseydim taşlara!

Ölmüş müdür, ah nedir, bilmem insan âlemi?
Kurtlar kuşlar duyar da, kimse duymaz nâlemi!

Yürekler taştan katı, gözler kum dolu kuyu;
Fakat ölüm kesecek bu uğursuz uykuyu!

Sanki bir kovboy filmi seyretmededir beşer,
Zulme razı olmaktır, işte en dehşetli şer!

Ben Muhammed yetimi, ben Şâmil garibiyim,
Müslümanlar içinde hep sahipsiz biriyim!

Kimi petrol ağası, kimi karun’dan zengin,
Fakat, ey can bülbülü, nerdedir gayret-i din?

Nerde Ebû zer aşkı, nerde Sıddîk vefası?
Bütün kalbleri sarmış bir cimrilik belâsı!

Unutulmuş öteler, beşer dünyaya müştak,
Sen o zaman gör hâli bir gelsin de emr-i Hak!

Artık kâr etmez mal mülk, kâr etmez sîm-ü zeheb,
Sade günahlar kalır, her şey elden gider hep!

Kardeşim doğranırken bu oyun, eğlence ne?
Kızıl ejder gece gün kan kusturur müslümanlara

Kim kaldırır ölümü, kim siler gözyaşımı?
Bir zerrecik fayda yok, kime vursam başımı!

İnsanın cinnetinden hep değişti kara, ak;
Bu nice âlemdir ki tanınmaz mazluma hak?

Gönül dağıma ateş, ocağıma kor düştü,
Eyvah! Canlar, yavrular, hakîr düştü, hor düştü!

Tek yürek taşıyamaz, gamım, elemim büyük;
Sanki kurşundan bir dağ benim sırtımdaki yük!

Nasıl feda ederim, ben hürriyet nurumu?
Hiç ibret nazarı yok, sizde insaf kuru mu?

Ey Ulular, bir nefes, bir himmet edin bize;
Tutunduğumuz dallar hep geldi elimize!

Şimdi gayret günüdür, şimdi vefa zamanı,
Değil yan gelip yatmak, değil cefâ zamanı!

Gözler var mil çekilmiş, gönüller var gecedir;
Şu dünya çemeninde yaralıyım nicedir!

Yâ Rabbi, kahra uğrat, düşmanları cem etme;
Sen hiçbir zaman beni o kafirlere yem etme!

Lütfunu yoldaş eyle, bir yuvasız kuş etme,
Ey Azîz olan Allah, yolumu yokuş etme!

Âdem, Havva, Şit ve Nuh; Mîrac’taki sır için,
Katından bir nur indir, Musâ ve Hızır için!

Hayırlı kapılar aç, kurtuluş beratı ver,
Şahitler ve Velîler kervanına katıver!

Sen Hâlık’sın Allah’ım, ben âciz bir yaratık;
Zâlimin insafına bırakma beni artık!

[/color] [/size]
kaynak m.necati bursalı
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

chechen

Alıntı yapılan: gölgeler âleminde
Alıntı yapılan: cahitdurgun
Her gün yeniden uyan: Uyanmayı sadece gözünü açmak olarak bilen için, bir şafak vakti ne kadar da sıradandır. Hayranlık duygusunu her gece iki göz kapağının ardına sakladığı gözleri gibi her daim uykuda bırakan için, bir gün doğumu “sabahın körü” olasıca karanlıktır. Kulluk heyecanını avucunda tutamadığı bir kor gibi savurup söndüren için, bir seher vakti eğreti ve tanımsız bir vakitsizliktir. Haydi aç gözlerini... Aç gönlünü... Şimdi ve burada var olduğunu fark et. Var edildiğini fark et. Buraya, bu sabaha bir insan olarak gönderildiğini bil. Bu sabahın senin için, sana özel olarak yaratıldığını fark et. Uyan... Güneş senin için doğuyor...

kaynak SENAİ DEMİRCİ



Ellerine sağlık kardeşim...Allah razı olsun...



Alıntı yapılan: GEZGİNSENAİ DEMİRCİ......

KALİTENİN İSMİ CİDDEN
:x   :x

cümlemizden inşaAllah  Kardeşim
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

GEZGİN

'''Sen Hâlık’sın Allah’ım, ben âciz bir yaratık;
Zâlimin insafına bırakma beni artık! ''''




AMİİİNNNNNNNNNNNN
An oluyor bir garip hisse kapılıyorum...
Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?'..........

chechen

Alıntı yapılan: GEZGİN'''Sen Hâlık’sın Allah’ım, ben âciz bir yaratık;
Zâlimin insafına bırakma beni artık! ''''




AMİİİNNNNNNNNNNNN


AMİN AMİN AMİN ECMAİN
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

chechen

YÜCELER YÜCESİ RABBİM

Biz,kısık sesleriz...minareleri,
Sen,ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler...göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!
Bize güç ver...cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah'ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah'ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah'ım!
Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım  


AMİM AMİN AMİN



Arif Nihat Asya
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

ebrarrana

KUMEYL DUÂSI
Kumeyl duası olarak Ehl-i Beyt kaynaklarında meşhur olan bu dua, Hz. Ali (a.s)’ın sır arkadaşı Kumeyl bin Ziyad’a Hızır’ın duası diye öğrettiği engin maarifi içeren bir duadır. Bu duanın özellikle Perşembe geceleri okunması Ehl-i Beyt imamları tarafından tavsiye edilmiştir.

Kumeyl duası şöyle başlıyor:

Allah'ım! senin her şeyi kaplayan rahmetin hakkına; kendisiyle her şeye üstün geldiğin, karşısında her şeyin boyun eğdiği gücün hakkına; her şeye galip geldiğin ceberutun hakkına; önünde hiç bir şeyin duramadığı izzetin hakkına; her şeyi dolduran azametin hakkına; her şeye üstün gelen saltanatın hakkına; her şeyin fani olmasından sonra baki kalacak vechin hakkına; her şeyin temellerini dolduran isimlerin hakkına; her şeyi ihata eden ilmin hakkına ve her şeyi aydınlatan cemalinin nuru hakkına senden niyaz ederim.

Ey Nur, ey Kutlu, ey evvellerin evveli ve ey ahirlerin ahiri! Allah'ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet. Allah'ım! Bedbahtlıklara yol açan günahlarımı affet. Allah'ım! Nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah'ım! Duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.

Allah'ım! Belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.

Allah'ım! işlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.

Allah'ım! Ben sana zikrinle yaklaşmak istiyorum, ve seninle senden şefaat diliyorum; ve cömertliğin hakkına beni kendine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve zikrini bana ilham etmeni istiyorum.

Allah'ım! Huzu, huşu ve zelil olmuş bir dille, senden (hatalarıma) göz yummanı, bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı, kanaatkar ve her durumda mütevazı kılmanı diliyorum.

Allah'ım! İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan, ve hacetini zorluklar anında kapına getirene, katında bulunanlara büyük rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi sana yalvarırım.

Allah'ım! saltanatın büyük ve mekanın yücedir, tedbirin gizlidir; emrin açık; kahrın galip ve kudretin her yerde caridir;(yürürlüktedir) ve senin hükümetinden kaçmak imkansızdır.

Allah'ım! Senden başka günahlarımı affedecek; kabahatlerimi öretecek; kötü amelimi iyiye çevirecek birini bulamam.

Senden başka ilah yoktur; münezzehsin; sana hamd ederim.

Ben kendime zulmettim ve cahilliğim yüzünden itaatsizlik yaptım, ve eskiden beri sürekli bana lütuf ve ihsanında bulunduğun için kendimi güvende hissettim (ve korkmadan sana karşı geldim.)

Allah'ım! Mevlam! Nice kötülüklerimin üzerini örttün; nice belaları benden geri çevirdin; nice hatalardan beni korudun ; hoşa gitmeyen şeyleri uzaklaştırdın; layık olmadığım nice güzel övgüleri benim hakkımda yazdın.

Allah'ım! Belam büyümüş, halimin kötülüğü haddi aşmış; amellerim beni aciz bırakmış, (heva ve heves) zincirlerim beni çökertmiş, uzun arzularım beni menfaatimden alıkoyup hapsetmiş, ve dünya beni boş şeylerle aldatmış; ve sürekli kötülüklere çeken nefsim, cinayeti ve müsamahakarlığımla beni aldatmış.

Ey Seyyidim! İzzetinin hakkına senden istiyorum ki; amelimin kötülüğü, duamın kabulünü önlemesin ve bildiğin gizli sırlarımı açarak beni rezil etme; gizlice işlediğim kötü amelim ve davranışım, sürekli ihmalkarlığım ve cahilliğim, nefsani isteklerim ve gafletimin çokluğu yüzünden, beni cezalandırmada acele etme.

Allah'ım! İzzetin hakkına her durumda bana karşı merhametli ve bütün işlerimde rauf ol.

Mabudum, Rabbim! senden başka kimin var ki, ondan, kötü durumumu gidermesini ve bu halime bakmasını dileyeyim.

Mabudum, Mevlam! sen bana hükmettin; bense o hükümlerin hususunda nefsime uydum; bu konuda düşmanım (şeytan)'ın (günahları) tezyin etmesinden korkmadım; böylece beni istediği gibi aldattı ve alınyazısı da bu işte ona yardımcı oldu; işte bu başıma gelenlerden dolayı bazı sınırlarını aştım; ve bazı emirlerine karşı çıktım; bütün bunlarda sana hamd etmek benim vazifemdir.

(Amellerim dolayısıyla) Hakkımda yürütülen kaza ve kaderin; ve beni yakalayan hüküm ve imtihanın karşısında gösterecek hiçbir mazeret ve bahanem yoktur.

Ey Rabbim! Kendimi ihmal edip işlediğim kusurlardan sonra; özür dileyerek, pişman ve perişanlık içerisinde affını ve mağfiretini ümit ederek, tövbe edip tekrar (sana) yöneldim ve günahımı ikrar ve (suçluluğumu) itiraf ederek senin huzuruna geldim.

İşlediğim günahlardan kaçacak bir mekan ve zor durumlarda sığınacak bir yer bulamıyorum; mazeretimi kabul edip beni sonsuz rahmetine dahil etmenden başka ümidim yok; o halde mazeretimi kabul eyle ey Allah'ım ve perişanlığımın şiddetine acı (heva ve heves) zincirlerinden kurtar beni.

Rabbim! Bedenimin zayıf, derimin ince ve kemiklerimin hassas oluşuna acı.

Ey yaratılışımı gerçekleştirip beni yad eden, beni terbiye edip iyilik ve rızık veren; bağışının başlangıcı ve bana yaptığın geçmiş iyiliklerin hürmetine beni affeyle.

Ey Mabudum, Ey Seyyidim ve Rabbim! Vahdaniyetine inandıktan; marifetin bütün kalbimi doldurduktan; dilim zikrinle meşgul olduktan, muhabbetin içime işleidkten, Rububiyet makamına boyun eğerek sadakatle (günahlarımı) itiraf edip, doğrulukla (sana) dua ettikten sonra, beni cehennem ateşiyle azap etmen görülüp (inanılacak) şey mi?

Böyle bir şey senden uzaktır; sen kendi yetiştirdiğin birisini zayi etmezsin; yakınlaştırdığın birisini kendinden uzaklaştırmazsın, barındırdığın birisini kovmazsın, veya kendisine merhamet ettiğin kimseyi belalara teslim etmezsin. Sen bütün bunlardan yücesin.

Keşke bir bilseydim, Ey Seyyidim, Mabudum ve Mevlam! Azametin karşısında secdeye düşen yüzlere; sadakatle vahdaniyetine şahadet eden ve medh ile sana şükür eden dillere; ilahlığını gerçekten itiraf eden kalplere, senin marifetinle dolup taşan ve böylece huşuyla eğilen batınlara cehennem ateşini musallat eder misin? Ve itaat etmek üzere ibadet yerlerine koşan ve günahını itiraf ettiği halde senden mağfiret dileyen uzuvları (azaba duçar eder misin?)

Senin hakkında böyle düşünülemez; senin fazl-u keremin bize böyle tanıtılmamıştır Ey Kerem Sahibi, Ey Rabb!

Dünyanın azıcık bela ve cezası ve ondaki zorluklar karşısında benim tahammülsüzlüğümü sen biliyorsun; halbuki dünyadaki bela ve zorlukların devamı az, tahammülü kolay ve süresi kısadır; o halde nasıl tahammül edeyim ahiretteki belaya; orada meydana gelecek büyük zorluk ve acılara?

Halbu ki o belanın müddeti uzun ve süreklidir ve ehline bir hafifletme de olmaz.

Çünkü bu azap ancak, senin intikam ve gazabından kaynaklanır.

Bu ise göklerin ve yerin dayanamayacağı bir şey.

Ey Seyyidim! O zaman senin güçsüz, zelil, hakir, muhtaç ve biçare bir kulun olan ben nasıl dayanabilirim.

Ey Mabudum, Rabbim, Seyydim ve ey Mevlam! Hangi şeyden dolayı sana şikayette bulunayım ve hangisi için ağlayıp sızlayayım? Azabın elem ve şiddetine mi? Yoksa belanın devamı ve süresinin uzunluğuna mı?

Eğer bana ceza çektirmek için düşmanların yanında yer verirsen, ve bela ehliyle beni bir araya toplarsan, beni dostların ve velilerinden ayırırsan, Ey Mabudum, Ey Seyyidim, Mevlam ve Rabbim! azabına tahammül edebilecek olsam bile, senin ayrılığına nasıl dayanabilirim?

Diyelim ki ateşinin hararetine dayandım, ama keremine nazar etmekten mahrum olmama nasıl sabredeyim?

Yahut affını ümit ettiğim halde ateşe nasıl gireyim.

İzzetin hakkına ey Seyyidim ve Mevlam, sadakatle yemin ediyorum ki:

Eğer konuşmama izin verirsen, cehennem ehli arasında, ümitliler gibi sürekli dergahına yönelip inlerim; medet dileyenler gibi feryat edip yardım dilerim senden; ve bir şeyini kaybedenler gibi ağlayıp sızlarım sana; ve seni çağırıp "Neredesin Ey Müminlerin Velisi!" der dururum.

Ey ariflerin en yüce arzusu! Ey dileyenlerin imdadına yetişen! Ey sadık kalplerin dostu! Ve ey alemlerin ilahı! (Neredesin)?

Ey Mabudum! Münezzehsin sen. Ve ben sana hamt ediyorum.

Olacak şey mi, sana karşı gelmesi yüzünden cehennemde tutulan, ve günahından ötürü onun azabını tadan, ve onun tabakaları arasında, işlediği suç ve cinayetten dolayı hapsedilen Müslüman bir kulunun sesini duyasın da affetmeyesin, oysa o kul, rahmetine göz diken biri gibi inlemekte, ve tevhit ehlinin diliyle seni çağırmakta, ve rububiyet makamını vasıta ederek sana el açmada.

Ey Mevlam! O, senin önceden yaptığın merhametini umduğu halde, nasıl azapta kalabilir? Ya da senin ihsan ve merhametini ümit ettiği halde ateş nasıl onu incitebilir? Yahut Sen onun sesini işittiğin ve yerini gördüğün halde ateş nasıl onu yakabilir ? Ya da, sen onun zaaf ve göçsüzlüğünü bildiğin halde cehennemin alevleri onu nasıl kuşatabilir? Ya da sen onun sadakat ve doğruluğunu bildiğin halde, cehennemin tabakaları arasında nasıl kıvranıp kalır? Yahut, o, seni "Ey Rabbim" diye çağırırken, cehennemin azap melekleri nasıl ona eziyet edebilir? Ya da cehennemden kurtulmak için senin lütuf ve keremini dilediği halde onu nasıl orada bırakırsın?

Sen münezzehsin, hakkında bunlar düşünülemez; senin fazlınla ilgili tanıtılan bunlar değildir; ve bunlar senin muvahhit insanlara yaptığın ihsan ve iyiliklere benzeyen şeyler de değildir.

Ben şüphesiz biliyorum ki, eğer inkarcılarını azabına hükmetmeseydin ve düşmanlarını ebedi azaba duçar etmeyi kararlaştırmasaydın, ateşi tamamıyla soğuk ve selamet ederdin; ve onda hiç kimse yer almazdı.

Ama sen, isimleri mukaddes olan! Cehennemi, insanların ve cinlerin kafirleriyle doldurmaya, ve düşmanları orada ebedi olarak tutmaya yemin etmişsin.

Ve sen, (ey) medhi yüce olan! Evvelden beri söylemiş ve sürekli olarak nimet verip kerem ve ihsanda bulunmuşsun: buyurmuşsun ki: ""Mümin olan bir kimse, fasık olan kimseyle bir olur mu? Hayır, onlar aynı olmazlar."

Mabudum, Seyyidim! takdir ettiğin kudret hakkına, ve hükmedip kesinlik kazandırdığın kaza ve kaderine ki, kime takdir etsen galip gelirsin, bu gecede ve bu saatte benim işlediğim bütün suçları ve günahları, ve gizlediğim bütün kötülükleri affet; yaptıktan sonra üzerini örttüğüm veya açığa çıkardığım, gizleyip veya aşikar ettiğim cahilliklerimi, ve amelleri yazmakla görevli melekleri kaydetmelerine emrettiğin kötülüklerimi affet! Öyle melekler ki, benim yaptığım amelleri zaptedip korumakla görevlendirdiğin uzuvlarımla birlikte onları da bana gözetleyici yaptın; ve kendin de bunların ardından gözetleyicim oldun ve onlara gizli kalan şeylere şahit oldun, rahmetinle gizledin ve fazlınla onları örttün ve indirdiğin her hayırdan ve gönderdiğin her ihsandan, yaydığın her iyilikten yahut dağıttığın her rızktan, affettiğin günahlardan veya kapattığın hatalardan nasibimi arttırmanı diliyorum.

Ey Rabbim, ey Rabbim, Ey Rabbim!

Ey Mabudum, ey Seyyidim, ey Mevlam ve ey benim Sahibim!

Ey varlığımı elinde tutan!

Ey zorluk ve çaresizliğimi bilen!

Ey fakirlik ve yoksulluğumdan haberdar olan!

Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!

Hakkın, kudsiyetin, en yüce sıfatın ve ismin hürmetine senden dileğim şudur: Gece ve gündüzden oluşan vakitlerimi zikrinle canlandır, ve beni kendi hizmetinde tut, ve amellerimi kendi indinde kabul buyur; öylesine ki, artık bütün amellerim ve zikirlerim tek zikir şekline dönüşsün, ve bütün hallerim senin hizmetinde geçsin.

Ey Seyyidim, ey güvenip dayandığım ve ey kendisine hallerimi sunduğum (Allah)!

Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!

Uzuvlarımı hizmetin için güçlendir; sana yönelmemde kalbime güç ve sebat ver; senden korkmada ve hizmetini sürdürmede bana öylesine bir ciddiyet ver ki, sana kulluktaki yarış meydanlarında sana doğru koşayım, ve bu yolda mücadele verenler arasında yer alıp hızla sana doğru geleyim, ve sana gönül verenler arasında senin yakınlığına meyil edeyim, ve ihlaslılar gibi sana yakınlaşayım, ve senden yakiyn ehlinin korktuğu gibi korkayım, ve indinde müminlerle bir araya geleyim.

Allah'ım! Bana kötülük yapmak isteyeni cezalandır; bana tuzak kuran kimseye tuzak kur, ve beni, yanında en iyi pay alan, ve sana göre en yakın makama sahip olan, ve sana hususi yakınlığı olan kullarından eyle, Gerçekten bunlara erişmek, ancak senin lütuf ve kereminle olur.

Cömertliğin hakkına bana cömert davran ve yüceliğin hakkına teveccüh eyle bana.

Rahmetin hakkına koru beni ve dilimi zikrine alıştır, ve kalbimi, kendi muhabbetine bağlı kıl, ve dualarımı iyi bir şekilde kabul etmekle beni minnettar eyle; yanılgılarımdan geç ve hatalarımı affet; muhakkak ki sen, kullarının sana ibadet etmelerine hükmettin; sana dua etmelerini emredip, kabul etmeyi taahhüt ettin; o halde ey Rabbim! Yüzümü sana çevirdim ve ellerimi sana açtım; izzetin hakkına duamı kabul eyle ve arzularıma ulaştır; fazlın ve kereminden ümidimi kesme; beni insan ve cinlerden oluşan düşmanlarımdan koru. Ey çabuk razı olan! Duadan başka bir şeye sahip değilim, affet beni; muhakkak ki sen her istediğini yaparsın.

Ey ismi deva, zikri şifa ve itaati zenginlik olan! Sermayesi ümit ve silahı ağlamak olan bana merhamet eyle.

Ey nimetleri tamamlayıp yayan, ey zorlukları defeden! Ey karanlıklarda dehşete kapılanların nuru! Ey öğretilmeden bilen! Muhammed ve Ehli Beyt’ine salavat gönder, ve bana da sana yakışan şekilde muamele et.

Allah'ın rahmeti, Peygamber’ine ve onun soyundan gelen mübarek İmamlara olsun. Ve Allah'ın sonsuz selamı onların üzerine olsun.
KULA BELA GELMEZ HAK YAZMADIKÇA....

HAK BELA YAZMAZ KUL  AZMADIKÇA.....

ebrarrana

TEVESSÜL DUÂSI
Allah'ım! ben, rahmet peygamberi Muhammed SallAllahu aleyhi ve alih'i huzuruna vasıta ederek niyaz ediyor ve Sana yöneliyorum.

Ya Eba'l-Kasım, Ey Allah'ın resulü, ey rahmet önderi, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni önümüze aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, bize Allah indinde şefaat eyle.

Ya Eba'l-Hasan, Ey Müminlerin Emiri, Ey Ali b. Ebi Talib, Ey Allah'ın yaratıkları üzerindeki hücceti, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin kabulü için seni öne aldık.

Ey Allah katında şerefli ola, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Fatımet'üz Zehra, ey Muhammed (s.a.a) in kızı, ey peygamberin gözünün nuru, ey seyyidimiz ve serverimiz!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Muhammed, Ey Hasan İbn-i Ali, ey Mücteba, ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız! Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Abdillah, ey Hüseyin İbn-i Ali, ey şehid ve ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba'l-Hasen, ey Ali İbn-i Hüseyin, ey Zeynel-Abidin, ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Cafer, ey Muhammed İbn-i Ali, ey İmam-ı Bakır, ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Abdillah, ey Cafer İbn-i Muhammed, ey İmam-ı Sadık, ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba'l-Hasen, ey Musa İbn-i Cafer, ey İmam-ı Kazım, ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba'l-Hasen, ey Ali İbn-i Musa, ey İmam-ı Rıza ve ey Peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Cafer, ey Muhammed İbn-i Ali, ey İmam Takıyyül-Cevad, ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba'l-Hasen, ey Ali İbn-i Muhammed, ye İmam-ı Hadi Naki, ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Muhammed, Ey Hasen İbn-i Ali, ey İmam Zekiyyül-Askeri, ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey İmam Hasen'ül-Askeri'nin vasisi ey (peygamber soyundan) hüccet olarak kalan iyi halef, ey kıyam etmesi beklenen Mehdi, ey peygamberin torunu!

Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey efendilerim ve mevlalarım, ey İmamların, ey yoksulluk ve hacet günlerimde (yardımıma koşacak) vasilerim, ben sizi vasıta ederek Allah'a yöneldim;

ve sizinle Allah'a yakınlaştım, şefaat diledim;

Artık şefaat edin bana Allah indinde ve Allah katında beni yaptığım günahlardan kurtarın; sizsiniz benim Allah katındaki vesilelerim;

ve sizi sevmek, size yakınlaşmakla, Allah'tan kurtuluş ümit ederim.

Öyleyse Allah katında ümit (sermayesi) olsun bana ey efendilerim, ey Allah'ın velileri!

Allah rahmet etsin bütün onlara.

Allah lanet etsin, onlara zulmeden Allah düşmanlarına; evvellerinden sonlarına kadar...

Amin ey Alemlerin Rabbi!
KULA BELA GELMEZ HAK YAZMADIKÇA....

HAK BELA YAZMAZ KUL  AZMADIKÇA.....

chechen

YERYÜZÜNDE
BAŞÖRTÜSÜ
ZULMÜ'nün
SONA
ERMESİ
DİLEĞİ
İLE...
Ve Sizler...
O gün ayetler, sizin omuzlarınızdan söz ediyordu..
Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Eliftiniz.
İnce Ceylan derisinde, sülûs yazılarla, süslü ''Nur'' ayetlerinin şavkıydı dalgalanan..
Üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe döndü O gün.
Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz çiçeklerin arasından süzülüp, sizin başörtünüzde duruluyordu...
Ve derken..
Gökte, güneş gelip başınızın üstünde durdu..
Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri açıldı...
Siz.. bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz..
Siz.. ayetlerde omuzlarından söz edilenlersiniz
Siz.. yeryüzünün bütün meydanlarında başörtüsünü birer sancak gibi taşıyanlarsınız..
Siz.. iffet ve namus timsalleri...
yeryüzünün zümrüt parıltılarısınız...
Siz.. yeryüzüne sığmayan, iman çağlayanlarısınız..
Ve Sizler BACILARIM..
Başörtüsü için çile çeken, gözyaşı döken bacılarım...
Allah yolunda her türlü tehdide, işkenceye, zulme göğüs geren, dövülen, horlanan..
Sözlerinde, özlerinde gönüllerinde imanın nurunu dalgalandıran..
Allah için, seherlerde kanlı gözyaşları arş-ı alaya dayanmış sizler...!
BACILARIM... SİZLERE SELAM OLSUN!
Ve sizler, öyle kimselersiniz ki;
Allah ve Rasulünü dünyadan ve dünyadakilerden üstün tutanlarsınız...
- Sizler Allah'tan ümit kesmeyenlersiniz..
- Sizler Dertlerini sessiz-beyaz dilekçelerle Allah'a sunanlarsınız..
- Sizler istediklerini yalnız ve yalnız Allah'tan isteyenlersiniz..
Ve sizler..
-Allah'ın mahşerdeki hesabını unutup, size alaylı gözlerle her türlü acımasızlığı yapanların yüzüne;
Şanlı direnişinizi tokat gibi çarpan sümeyyelersiniz..
SİZLERE SELAM OLSUN..
Bakın! duyuyormusunuz..
İşte ecdadın sitemkar sesleri
Şanlı ecdadın mezarlarında kemikleri sızlıyor..
Vatan için, millet için, bayrak için, Kur'an için, başörtüsü için, namus için can vermiş.. Şehit olmuş şanlı ecdad..
Bizler, ümmetin erkekleri boynumuz eğik.. Ama onlar.. onlar medar-ı iftiharlarınız..
Mezarlarında rahat uyumayan yüzbinlerce şehid'in al kanları..
BACIM
İnan ki, senin başörtünde gül bahçesine dönüşmüş..
Onların kanları boşa akmamış..
Onlar gül bahçelerini sulayan; Eyyub El-Ensariler, Ulubatlı Hasanlar, Sütçü imamlar, Akifler..
Ey Sütçü imam.. İki bacımızın yaşmağını aldılar diye maraşı kana buladın..
HEYHAT..!
Gel görki, şimdi senin şuuruna ne kadarda da muhtacız..
Hakkını helal et!
Senin emanetine sahip çıkamadık..
Senin huzurunda duracak yüzümüz yok..
Bacılarımızın, kızlarımızın derdine derman olamadık..
Onlar okumak istiyorlar..
Ama gel görki senin torunlarını başörtülü diye sokmuyorlar okullarına..
O gün fransız, ingiliz yunan dölleri;  Bayrağa, başörtüsüne, namusa el uzatıyordu..
Bugün adı müslüman olan, Mehmetler, Ayşeler maalesef birer başörtüsü celladı kesilmişler..
Başörtüsünü düşman bellemişler..
BACIMIN İFFETİ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE..
ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ ! TÜKÜRSEM YÜZÜNE
diyor merhum Akif
Reziller görevlerini yapıyorlar..
Peki ya bizler? Adı müslüman olan bizler..
Lafı gelince mangalda kül bırakmayan bizler, üzerimize sanki ölü toprağı serpilmiş..
Evlerimizdeki rahat koltuklarımızdan onların gözyaşlarını izliyoruz.
utanmadan.. utanmadan..
Ve SEN okula alınmayan, gözyaşları arş-ı alayı titreten BACIM.. BAKAMIYORUM YÜZÜNE.. UTANIYORUM..
Sana karşı vazifemi yapamadım.. Beni affet..
Biliyorum.. O her şeyin hesabının hakkıyla sorulduğu yerde, yakama yapışacaksın..
sana diyecek sözüm yok.. Tükür.. Tükür yüzüme.. bacım..
Tükür.. Tükür..
Benim şahsımda adı erkek diye geçinenlerin hepsinin yüzüne tükür..!
AH BACIM..
Senin gözyaşlarını görecek gözlerimizin önünde, şimdi neler var neler..
Paralar.. altınlar.. evler.. dünyalıklar..
Senin yaşadıklarını hissedecek yüreğimizde öyle bir pas varki, kapkara..
Kalplerimiz ise taş kesilmiş.. kaskatı olmuş..
Ah BACIM ah..
Sen yinede üzülme..
Hergün beraber olduğun insanlar, hemde adı müslüman olan bunca insan,
annen, baban, kardeşlerin, bizler, kısacası hepimiz..
Bu kayıtsız hali, lakayıt hali, seni düşündürmesin.. ağlatmasın..
Bizler vazifemizi yapamasakta sen yine de üzülme..!
Ümitvar ol..
BACIM..
Unutma! tez geçer zulmün ezası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Çevirmez ahını Allah öksüzün Pek basittir, devrilmesi köksüzün Her kim olsa haksızlığı haksızın Suratına çalacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yolunuz her zaman Allah yoludur! Bu öyle bir çileki, kökü şehid kanıdır! Hak haklının en mukaddes malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yalana hayır, bu gerçeğe evet Mücadeleden yılma, kalsanda tek fert Birde ötesi var, buranın elbet, Nasıl olsa güleceksin... güleceksin... Güleceksin tamam mı? * * * * * * * * * * * * * * * * * * * AllahIM, Bizlere yüzümüz ağırtan böyle nesiller verdiğin için sana şükürler olsun..
AllahIM, Ayakları senin davanda sabit olan bu güzide evlatları, bütün ümmeti muhammede ibret eyle, rehber eyle..
AllahIM, Bütün bu yapılanlar, ümmetin dağınıklığından.. En kısa zamanda bütün müslümanlara, birbirini sevmeyi, birbirleriyle kardeş olmayı ve birleşme şuurunu nasip eyle..
AllahIM sen Mevlamızsın.. Bizleri bağışla.. bizleri şuurlandır.. gözlerimizi aç.. kalplerimizi yumuşat.. ayaklarımızı kaydırma.. davamızda zafer nasip eyle..
[/color]


AMİN... AMİN... AMİN * * * * * * * * * * * * * * * * * * *


(zeytin303 arkadaşımdan Allah razı olsun)
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

chechen

Salat ve selam, tehiyyat ve ikram iki cihan serveri, gönüllerimizin sultanı, dertlerimizin davası, " Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım" sözünün muhatabı sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) Efendimizin üzerine olsun.

Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler. Sen güzel isimlerini aşikar etmesen, ruhum karanlıkta kalır. Esma-i Hüsna'na şahit yaz beni!

Ya Rahim!

Öylesine Rahimsin ki kulağımı sözüne muhatap eylersin..
Aklıma vahyinle tenezzül edersin..Öylesine Rahimsin ki, istendiğinde zaten verirsin. İstenmediğinde de lütfedersin..Öylesine Rahimsin ki hak edene hepten verirsin..Hak etmeyene bile çok bahşedersin..Öyle Rahimsin ki dünyayı bu kadar güzel eylersin..Ahireti ondan daha güzel eylersin..

Ya Ğaffar!

Gizli pişmanlıklarımı bilen sensin..
Gözyaşlarıma değer veren Sensin..Bilirim rahmet denizini bulandıramaz cümle günahlar..Rahmetine arındır, bağışla beni..

Ya Rezzak!

Ya Rabbi Sana muhtaç olmak en büyük zenginliğimdir..Senin fakirin eyle beni..Senin verdiğinle doymak en büyük lezzetimdir..Sofranda ağırla beni..

Ya Alim!

Sen açık edip söylediğimi de bilirsin, susup kendime sakladığımı da bilirsin, unutup kendimden sakladığımı da bilirsin..

Sen beni benden çok bilensin..Kendime kendim yetmez...Sen bana benden çok sırdaşsın..Bildiğimi bilenlerden eyle beni, bilmediğimi bilenlerden eyle beni..Sana malum olan ayıp ve kusurlarımla utandırma beni..

Ya Muzıll!

Sana boyun eğişim en tatlı sevincimdir..Senin akpına gelmeyen sonsuz çaresizlikelr içindedir..Sana muhtaç oluşum en büyük şerefimdir..Cevapsız bırakma beni..

Ya Semi!

Yare açık yare yâre açmaya yare ne hacet
Feryadım duyulur aşikâre, dile dökmeye ne hacet
Güllerim döndü hâre, hâre küsmeye ne hacet
Dil avare dudak biçare, hârelenmeye ne hacet

Ya Basır!

Körüm körlüğüme bile.. Körüm gördüğüme bile.. Körüm gösterdiklerine bile..Vadettiğin Cennetine bile körüm..Senin görmenle görür cümle gözler, aç gözlerimi..


Ey iman edenler! Allah’tan nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak can verin! (3:102)
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

armonya

Bütün duALARINIZA AMİNNN  inşAllah kabul olunan dualardan olurlar..
Ne azap ne sitem yalnızlıktan...Kime ne; aşılmaz duvar bendedir...Süslenmiş gemiler geçer açıktan, Sanırım, gittiği diyar bendedir. Yaram var...Havanlar dövemez merhem, Yüküm var... Bulamaz pazarlar dirhem, Ne çıkar; Yollar ki, Allaha çıkar, bendedir...