Gençlik ve Anne Babalar

Başlatan müteallim, 22 Mart 2007, 02:21:12

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

müteallim

Irtibatı koparmayalım

Gençler çoğu zaman anne ve babalarının kendilerini anlamadığını, birçok konuda aralarında uçurum olduğunu söyler. Aile içi iletişimde problemlerin yaşandığı bu dönemde ebeveynler de en az gençler kadar bocalama dönemine girer. Uyarılar karşısında sert tepkiler verebilen, yumuşak yaklaşımları hoş karşılamayan, sert bir tavır karşısında öfkelenen genç karşısında ne yapacaklarını bilemezler. Çocuğunun kendisine karşı tepki geliştirmesi ya da kendilerinden uzaklaştığını görmek onları üzmektedir. Anne-baba, arkadaşları veya öğretmeni yanında ebeveynin istediği şekilde davranan evlatlarının, kendilerine karşı tepkili olmasına anlam veremez ve “artık bizi sevmiyor” tarzı düşüncelere yönelebilir. Bu aşamada gence de en az ebeveyni gibi bazı görevler düşmektedir.

> Artık çocuk değilsiniz
Arkadaş seçimi, giyim ve konuşma tarzı, okul seçimi, aile içi sorumlulukların paylaşımı, yatak odasının duvarlarının rengi, saat kaçta uyuduğu, ders çalışma, kardeş anlaşmazlıkları gibi konular gençlerin, anne-babalarının kendilerini anlamadığını hissettikleri alanlardır. Bunlar, ailenizin siz çocukken sizin adınıza denetlediği konulardan yalnızca bir kısmıdır. Çocukken sizlerin olup bitenler hakkında söyleyebilecek çok fazla şeyiniz yoktu; sabahları yediğiniz mamadan, akşamları giyeceğiniz pijamaya kadar her şey konusunda aileniz karar verirdi. Fakat sonunda büyüdünüz. Genç olmanın bir yönü, ailenizin kişiliğinden ayrılan kendi kişiliğinizin gelişmesidir. Gençlerin, hayat hakkında kendi görüşlerini, düşüncelerini ve değerlerini oluşturmaları son derece doğaldır. Bu onları yetişkinliğe hazırlar. Fakat siz kendi kararlarını veren bir yetişkin olmaya doğru büyür ve değişirken, aileniz bu duruma uyum sağlamak için zor zamanlar geçirebilir.

> Çatışma başlıyor
Onlar “yeni sizi” henüz anlayamamaktadır. Onlar sadece kendisi hakkında karar verilen ve bu duruma hiç aldırmayan, kendi çocuklarını tanımaktadırlar. Çoğu ailede bu yeni uyum durumu gençler ve ebeveynler arasında birçok kavgaya sebep olur. Siz odanızın duvarlarını posterlerle donatmak isterken, onlar gemici temalı duvar kağıdını artık neden beğenmediğinizi bir türlü anlayamaz. Sizin için okuldan sonra bütün günü alış veriş merkezinde dolaşarak geçirmek problem değilken, onlar bunun yerine spor yapmanızı tercih eder. Ergenler ve ebeveynler arasındaki bu tür çatışmalar son derece doğalken, gençler kızgınlık duyar. Çünkü ailelerinin kendilerine saygı duymadıklarını ve yapmayı istedikleri şeyler için kendilerine esneklik tanımadıklarını düşünürler. Ebeveynler de kızar çünkü artık hiçbir şeyi kontrol edemediklerini düşünürler. Böyle bir çatışma durumunda tarafların incinmesi çok kolaydır.

> Kimlik arayışı
Ergenlik döneminde gençlerin en önemli meselesi, kimlik oluşumunu tamamlamak; ‘ben kimim’ ve ‘nereye gidiyorum?’sorularına cevap bulmaktır. Kişisel kimlik arayışı, neyin önemli ya da yapmaya değer olduğuna karar vermeyi ve kendisinin olduğu kadar başkalarının davranışlarını da değerlendirmek için tutum ve davranış standartlarını geliştirmeyi içerir. Aynı zamanda kendi değerini bulma ve yeterli olma hissini içerir. Bir ergen, arkadaş grubunun değerleri ve öğretmenlerle diğer erişkinlerin değerlerine daha fazla önem vermeye başlar. Art arda çeşitli roller dener. Arkadaş ile ebeveyn değerlerinin arasında önemli ölçüde farklılık olması yüzünden çatışma ihtimali yüksektir. Bunun sonucunda ergen rol karışıklığı adı verilen tecrübeyi yaşaması kaçınılmaz olabilmektedir. Farklı roller deneyen ergen, bunların sentezini yapmaya çalışır ancak sindirmede güçlük çekebilir. Bütün yaşananlar, bu dönemin normal süreçleri olarak değerlendirilir.

> Çözüm yolu; diyalog
İyi haber şudur; ebeveynlerle kırgınlık her ailede yaşanan bir durumdur ve sonunda ortadan kalkacaktır. Gençlerin ve ebeveynlerin yeni rollerine uyum sağlamaları onların birkaç yılını alacaktır. Bu sırada, ailenizle iyi bir iletişim içinde olmaya
çalışmak yapılacak en iyi şeydir. Bazen, onların sizin bakış açınızı anlamaları hiçbir zaman mümkün olamayacakmış gibi gelir. Fakat onlarla konuşmak ve düşüncelerinizi açıklamanız, onların gözünde daha fazla saygı kazanmanızı sağlar. Unutmayın, ebeveynleriniz de bir zamanlar gençti ve birçok durumda kendi gençlikleri ile sizinki arasında ilişki kurabilir.

> Uzmandan tavsiyeler
Genç, ailesinin aslında başkalarının ailelerinden çok da farklı olmadığını anlamaya çalışırsa ve bu çalkantılı dönemde biraz çaba gösterip anne-babasıyla ilişkilerinde dikkatli olmaya çalışır, samimi davranır ve kırıcı olmaktan kaçınabilirse, ilişkiler daha sağlıklı bir süreçte devam edecektir. Uzman Psikolog Farika Teymur Artır, anne-babasıyla aralarında problem olan gençlerin sadece onların kendilerine ulaşmasını beklememesini aynı zamanda, onlara ulaşmayı denemeleri gerektiğine inanıyor. Artır’ın gençlere tavsiyeleri şunlar:
* Önce kendinize güvenin ve suçluluk kompleksinden sıyrılmaya çalışın. Bir yerde bir anlaşmazlık varsa sorumluluk tek tarafın değil iki tarafındır. İletişim uyum demektir.
* Anne-babanızın sizi sevmemesi veya aranızda anlaşmazlık çıkması size olan sevgilerini yeterince göstermelerine engel olabilir. Ya da bazı anne-babalar kendileri yeteri kadar sevgi görmemişse, sevgilerini gerektiği kadar gösteremezler. Eğer anne-babanızın davranışlarını daha soğukkanlılıkla düşünürseniz sizi ne kadar çok sevdiklerini anlayabilirsiniz. Anlaşmazlıkların sebeplerini görmeye çalışın. Genelde bu, bakış açısıyla ilgilidir. Siz ve anne-babanız farklı bakış açılarına sahip olabilirsiniz. Bu da çok normaldir. Yaşınız ve gelişme özelliklerinizin getirdiği doğal farklılıklar yanında siz ve anne-babanız çok farklı ortamlarda yetiştiniz.

Kendinizi ifade edin
* Anne-babanızın sizi eleştirme şekli, güven duygunuzu kaybettirmesin. Anne-babalar genelde kendilerine çocuk ve gençliklerinde nasıl davranılırsa öyle davranırlar. Bazen susup susup sabredip birden parlayabilirler. Günlerce size anlayışlı davranmak için kendi kendine söz veren babanız, işten bir şeye canı sıkılmış bir şekilde eve döndüğünde aynı şekilde anlayış göstermeyebilir.
* Eğer anne-babanızla güzel, sağlıklı bir diyalog kurmak istiyorsanız, iletişim kazalarını siz de önleme çabasında olabilirsiniz. Eğer birden parladılarsa kaçıp uzaklaşma yerine ortamın biraz sakinleşmesini bekleyip sonradan kendinizi ifade edebilirsiniz.
* Her anne-baba sevgi görmekten ve güzel sözler duymaktan hoşlanır. Her zaman onlardan beklemeyin. Siz de onlara güzel sözler söyleyin. Onları anneniz-babanız oldukları için ne kadar sevdiğinizi ifade edin.
* Bazı anne-babalar çocuklarıyla diyaloglarını geliştirmek ister ve “bir derdin var mı, bana anlatabilirsin” der. Fakat dinlemeye başlayıp da uygun görmedikleri bir konudan bahsedince, hemen nasihat etmeye başlayarak iletişimi keserler. Sizin de anneniz böyle yapıyorsa bilin ki, bu farkında olmadan yaptıkları bir davranıştır. Bu davranışın sizinle iletişimlerini keseceğini bilseler büyük ihtimalle yapmazlar. Siz böyle bir davranışın anne-babanızla aranızda kopukluğa yol açmasına fırsat vermeyin. Onlar nasihatlerini bitirince yeniden kendinizi ifade etmenin
yollarını bulmaya çalışabilirsiniz.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

müteallim

Sevgili gençler! Vatanımızı batırmak için âdeta hevesli çocuklar gibi bekleyen ve seyreden ecnebilerin oyunlarına gelmeyelim. Hepsi de zehir olan bu maddelerden uzak kalalım. Manevî sıkıntı ve problemlerimizi, inançla, ibadetteki huzurla telâfi edelim. Hem kendi sıhhatimizi, hem ahiretimizi, hem de memleketimizin istikbalini muhafazaya çalışalım.
Şüphesiz hiç kimse sigara tiryakisi olacağım diye sigaraya başlamamıştır. Kimse de alkolik olacağım diye içkiye veya eroinman olacağım diye uyuşturucu maddelere başlamamıştır.Bu gibi zararlı maddelere hep küçük heveslerle başlanmış, bir, üç, beş, yedi derken, şahıs günün birinde sigara tiryakisi olmuş, alkolik olmuş veya eroinman olmuştur. Alışmış, müptelâ olmuş insanların bu maddeleri bırakması mümkün fakat oldukça zordur. En tesirli ve müessir çare ise, bu maddelere hiç başlamamak, hiç heves etmemek, baştan uzak kalmaktır. Herhangi bir maddenin şayet yüzlerce zararı var, hiçbir faidesi de yoksa ve alışan insan da bu maddelerden çok zor vazgeçiyorsa, herhalde akıllı olmanın gereği, icabı bu maddelere hiç başlamamak, bunlara hiç yanaşmamaktır.
İSLÂMİYET VE ZARARLI ALIŞKANLIKLAR
İslâm alimleri dinin gayesini anlatırken, bizzat ayet ve hadislerden istifade ederek şu ana maddeleri tesbit etmişlerdir:
1- Dini muhafaza,
2- Aklı muhafaza,
3- Nefsi muhafaza,
4- Nesli muhafaza,
5- Malı muhafaza.
Hamrın (alkollü içkiler ve diğer sarhoşluk veren maddeler) durumu:
Şimdi dinin gayeleri noktasından hamra bakacak olursak, üstte belirtilen beş temel gayeye ters düştüğü görülür. Meselâ alkollü içkiler ve uyuşturucu ve benzeri zararlı maddeleri kullananların önce aklı gider. Akılla beraber o sarhoşluk anında dinide gider. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, “İnsanı insan yapan aklıdır, aklı olmayanın dini de yoktur” buyurmuşlardır. (Beyhakî, Şuab-ı İman)(199)
Zararlı maddeler kullanıldığında can (nefis) tehlikeye atılmakta, nesil de maalesef manen ve maddeten bozulmaktadır. Bu zararlı maddeler, bütün bunlara ilâveten şahsı maddî noktadan da zarara uğratmaktadırlar. Bu ve benzeri sebeplerden dolayıdır ki, yüce dinimiz alkollü içkiler gibi, diğer zararlı maddelerin de, kullanılmasını, imalâtını ve satışını da yasaklamıştır. Zira kullanılması haram olan şeyin imal ve satışı da haramdır. (Kapaklıkaya İ: Uyuşturucu ve Gençlik. Yeni Asya Yay, İstanbul, 1986, s.68 ) (Şahin A: Sualli, Cevaplı Fetvalar. Cihan Yay, İstanbul, 1984, s.30)
Hamr Ne Demek?
Şu hadis-i şerifleri dikkatle okuyalım:
1- “Sarhoşluk veren her içki haramdır.” (Tirmizî, Eşribe 27/2, Hadis No.1864; Nesaî, Eşribe 23)
2- “Bir şeyin çok miktarda alınması insana sarhoşluk veriyorsa, onun azı da haramdır.” (Ebû Dâvud, Sünen, c.II, s.294; Tirmizî, Eşribe 3)
3- “Her sarhoşluk veren şey hamrdır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.” (Buhâri, Eşribe 1; Müslim, Eşribe 73)
4- “Ben her sarhoşluk veren şeyi yasaklıyorum.” (Buharî, Megazî 60; Müslim, Eşribe 70; Ebû Davud, Eşribe 5)
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin yukarıdaki sözlerine dikkat edilirse, “hamr” kelimesi geniş mânada tutulmuş ve “Sarhoşluk veren her şey hamr dır” denilmiştir.
Dolayısı ile sarhoşluk veren, aklı alan her madde, bu ister alkollü içki olsun, ister eroin, isterse kokain veya herhangi bir başka madde olsun, netice değişmeyecek, dinen haram olmuş olacaktır.
Merhum Ömer Nasuhi Bilmen hocanın “Büyük İslâm İlmihali” adlı kitabında, “Yenilmeleri ve İçilmeleri Helâl Olup Olmayan Şeyler” ana başlığı altında şöyle bir izah vardır: “Nebatatlardan insanı öldüren veya aklını gideren, vücudu zehirleyen veya herhangi bir suretle sıhhate muzır olan şeyleri yemek haramdır. Meselâ: Afyon, haşhaş, penç gibi sarhoşluk veren, aklı bozan şeyleri yemek caiz değildir. Bunlardan sarhoş olanlar hakkında İslâm ahkâmına göre ta’zir cezası lâzım gelir. Ta’zir ise selahiyetli hâkim tarafından yapılacak hapis, darb, tekdir, tenbih gibi cezalardır.” (Bilmen, Ö.N.: Büyük İslâm İlmihali. Bilmen Yay., İstanbul, s. 446)
İçkiden Daha Beter
Dört mezheple alâkalı olan fıkıh kitabında (Kitâbu’l- Fıkh alâ Mezâhibu’l-Erba’a) kaydedildiği üzere, İslâm âlimleri, afyon, eroin gibi uyuşturucuların bedene, akla, dine, ahlâka ve mizaca verdiği zararları açısından, “içkiden çok daha beterdir” diye zararlarında ittifak etmişlerdir. Bazıları bu maddelerden hasıl olan zararların 120’yi bulduğunu göstermiştir. Mısır müftülüğü, bütün bunlara dayanarak yakın zamanda verdiği bir fetvada meseleyi açık şekilde ortaya koyarak, afyon ve benzeri alışkanlık yapan maddelerin aynen alkollü içki gibi olduğunu belirtmiştir. (Canan İ: Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercümesi. cilt: 8, s.162)
Ancak bazı Şafiî âlimleri, bu tip maddelerin müptelâsı olup ta vazgeçmek niyetinde olanlara bir müsamaha getirmiş, ta’zir cezasının bunlara verilmemesi gerektiğini ifade etmişlerdir: “Şafiî fukahasından bazılarına göre afyon gibi camid (katı) müskiratı istimâl eden bir şahıs, bundan zecr için ta’zir olunur. Fakat bu hususdaki itiyadı, bunları kullanmamak hayatına tesir edecek bir renk almış bulunursa o zaman ta’zir (ceza) cihetine gidilmez, belki o şahıs için lâzım gelir ki, tedricen azaltarak veya yerine başka mubah bir şey ikame ederek kendisine zarar vermeyecek bir surette itiyadını (alışkanlığını) terke çalışsın.” (Ömer Nasuhi Bilmen: Hukûk-İslâmiyye ve Istılahât-ı Fıkhıyye Kamûsu. Cilt: 3, s. 251, Bilmen Yay, İstanbul, 1968).
Asırlarca önce verilmiş olan yukarıdaki hükmün bugünkü tıbbî anlayışla tamamen mutabık olduğunu hatırlatarak mevzuu bitirelim.
Alkollü İçkiler ve İslâmiyet
Yasaklamada Tedriç Kanunu
Bilineceği gibi, insanlar önceden elde etmiş oldukları alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemezler. Sigara tiryakilerini düşünelim. Sigaradan vazgeçmek için ne kadar uğraşanlar olduğu halde, bıraksalar bile bir müddet sonra tekrar başlayan tiryakiler çoktur.
İşte İslâmiyetin hükümlerinin tedricen gelmesi ile birlikte, Arap yarımadasındaki kavimlerden uzun senelerden beri dem ve damarlarına bulaşmış olan alışkanlıklarını birden bire söküp almak elbette zor olacaktı. Hele alkollü içkiler gibi kullanıldıkça âdeta insanı kendisine esir eden, iptilâ yapan maddelerden vazgeçmek sigaradan vazgeçmekten çok daha zordur. Fakat İslamiyet’in getirdiği nur, bütün kötü âdetler gibi alkollü içkileri de o cemiyetten kaldırdı.
Yüce dinimiz, alkollü içki alışkanlığını o cemiyetten söküp atmak için, tedriç yani yavaş yavaş men etme cihetine gitmiştir. İçki birdenbire kesinlikle haram edilseydi, içkiye müptelâ olmuş o asrın insanları İslâmiyeti kabulde nazlanabilirlerdi. Alışkanlıklarını bırakmak istemeyebilirlerdi. Bu bakımdan Kur’an-ı Kerim’de içki ile alâkalı beş ayet-i kerime nazil olmuştur.
İçki İle Alâkalı Ayetler
Kur’an-ı Kerim’de içki ile alâkalı ayetler iniş sırasına göre şunlardır;
1- Nahl Sûresi, 67. âyet: “Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden hem bir içki yapıyor hem de güzel rızık ediniyorsunuz. Bunda aklı eren kavim için elbet ibret vardır.” Bu ayette içkinin güzel rızık olmadığı açıklanmıştır. Bu ayetin nüzulu ile, içkinin dinen tasvip edilmeyen bir madde olduğu anlaşılmasıyla birlikte çok sahabeler içkiyi terk etmişlerdi. Aslında bu ayetin inzali ile, içkinin ileride haram olacağı da anlaşılmıştı.
2- Bakara Sûresi, 219. âyet: “Sana içkiyi ve kumarı sorarlar, de ki: Onlarda hem günah hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha büyüktür.”
3- Nisâ Sûresi, 43. âyet: “Ey İman edenler! Siz, sarhoşken ne söyleyeceğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.”
Bu âyet-i kerime sarhoşken namaz kılmayı men etmiştir. Bu durumda beş vaktini hiç geçirmeksizin kılan bir sahabenin, gündüz iki namaz arasında içki içmemesi gerekiyordu. Aksi takdirde, yani gündüz iki namaz arasında içki içecek olsa, alkollü içkinin sarhoşluk edici tesiri geçmeyeceği için namazı kılamayacaktı. Belki yatsı namazından sonra içki içebilecekti. İşte bu durumda, yine büyük bir sahabe kitlesi daha içkiden tamamen vazgeçmişlerdi. Çünkü alkole alışmış olan vücutlar artık yavaş yavaş ondan uzaklaşıyordu.
4- Mâide Sûresi, 90. âyeti: “Ey İman edenler içki, kumar, tapmaya mahsus dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki murada eresiniz.”
5- Mâide Sûresi, 91. âyeti: “Şeytan içkide ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz hepiniz vazgeçtiniz değil mi?”
Bu son âyet ile alkollü içkiler kesin olarak haram edilmiştir. Sahabelerden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Biz içki âlemindeydik. Ben dağıtıyordum. Bir adam geldi “İçki haram edildi” dedi. Arkadaşlar derhal “şu içki kaplarını dök, temizle” emrini verdiler. O haberden sonra kimse ağzına içki almadı. (S. Nesaî, Eşribe 51/2)
(Yukarıdaki âyet meâlleri, merhum Hasan Basri Çantay’ın “Kur’an-ı Hakim ve Meâl-i Kerim” adlı tefsir kitabından alınmıştır.)
İçki Hakkında Bazı Hadis-i Şerifler
1- “Sarhoşluk veren her içki haramdır.” (Buhari, Eşribe 4; Müslim, Eşribe 67,68 )
2- “Her sarhoşluk veren şey hamrdır (içkidir) ve sarhoşluk veren her şey haramdır.” (Buhari, Eşribe 1; Müslim, Eşribe 73)
3- “Bir şeyin çok miktarda alınması insana sarhoşluk veriyorsa, onun azı da haramdır.” (Ebû Dâvud, Sünen, c.II, s.294)
4- “Her sarhoş edici haramdır. Bir farak(küp) içildiği takdirde sarhoşluk veren bir şeyin tek avucu da haramdır.” Tirmizi’de gelen rivayette “tek yudumu da haramdır” diye gelmiştir. (Ebû Dâvud, Eşribe 5; Tirmizi, Eşribe 2,3)
5- “Şüphesiz buğdaydan da içki olur, arpadan da içki olur, kuru üzümden de içki olur, hurmadan da içki olur, baldan da içki olur. Ben her sarhoşluk verenden sizi men ediyorum.” (Buharî, Eşribe, 74/2; Ebû Dâvud, Eşribe 20/4, Hadis No: 3677)
6- “Ümmetimden bir taife olur ki alkollü içki içerler ve içkinin namını tebdil edip istedikleri bir ismi ona takarlar.” (Ebû Dâvud, Eşribe, 20/6, Hadis No: 3689)
7- “Şu muhakkak ki hamr (içki) deva değildir, bilakis marazdır (hastalık vericidir).” (Müslim, Eşribe 12)
8- “İçki kötülüklerin anasıdır.” Diğer bir rivayete göre de “İçkiden sakınınız. Çünkü içki her türlü kötülüklerin anasıdır.” (Hz. Osman (r.a.)’dan nakledilmiş.) (Dare Kutnî, Sünen, c.IV, s.247)
9- “İçkiden sakınınız. Allah’a yemin ederim ki, içki ile iman bir yerde birleşmez. Yani biri diğerini çıkarır.” (Hz. Osman (r.a.) dan nakledilmiş) (Nesaî, Eşribe 51/44)
10- “Üç grup Cennete giremez:
1- Minnet edici (başa kakıcı),
2- Anne, babasına isyankâr olan,
3- İçkiye müdavim olan (devam eden).” (Hz.Osman (r.a.) den nakledilmiş) (Nesaî, Eşribe 51/46)
11- “Cenâb-ı Hak, şaraba, içene, dağıtana, satana, alana, saklamasını isteyene, yüklenip götürene, satıp parasını yiyene lânet ediyor.” (İbn-i Ömer (r.a.)dan naklen) (S. Ebû Dâvud, Eşribe 20/2)
12- “Sarhoşluk veren şeylerin on zümreye zararı dokunur: Bizzat sarhoşluk veren şeye, ham maddesini ezen veya sıkana, ezip sıktırana, satıcısına, satın alana, nakliyesi ile uğraşana, kendisine götürülen kimseye, bütün bu işlerden elde edilen kazancı yiyene, içene, içilmek üzere ikram edene.” (Ahmed b. Hanbel,Eşribe 30/6, Hadis No: 3380)
13- Alkollü içkiler yasaklandığına dair vahiy geldiğinde, Resûlüllah (s.a.v.) pazara çıktı ve bunun alışverişinin de yasaklandığını bildirdi. (İbn-i Mâce, Eşribe 30/7)
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Vuslat Yolcusu


Nihle

Çok güzel bir hatırlatma ....
Sanmam ki taleb-i devlet ü cah etmeğe geldik!!
Biz aleme bir YAR için ah etmeğe geldik!!..

Oruc_Reis

Allah razi ve memnun kullarindan  eyler ins  cumlemizi
selametle
cihan baginda ey akil, budur makbul-i ins i cin.Ne kimse senden incinsin, ne sen bir kimseden incin.

afka

Bu devirde çoçuğunun iyi yetişmesini isteyen belli yaştan sonra bu işin uzmanı yerlere teslim etmeli.
Sünnet, "Asrı Saadeti" çağa taşımaktır

müteallim

Alıntı yapılan: "afka"Bu devirde çoçuğunun iyi yetişmesini isteyen belli yaştan sonra bu işin uzmanı yerlere teslim etmeli.

aynen katiliyorum.bizler muallimoldugumuz halde kendi cocuklarimizi kendimiz yetistiremiyoruz.her seyin bir yolu usulü vardir.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

İsra

Allahrazı olsun hocam güzel bir konuya değindiniz

istikamet þehadet