Gönderen Konu: Ey Nefsim!  (Okunma sayısı 7902 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı bilal_19

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 1
Ey Nefsim!
« : 14 Ağustos 2004, 23:12:29 »

Ey Nefsim!
Ey nefsim, kendi gerçeğinle yüzleşmeye hazırmısın? Hesaptan önce hesap vermeye ne dersin? Halkın sevgisini ararken, Allah’ın nefretinden emin misin?
Kendine karşı sadakatını kaybetme…
Elest bezmindeki ahd-ü misakını unutma…
Ey kendi başına buyruk nefsim!
Sevdaların, kokuları,kaygıların? Evet biraz açarmısın?  Kalp ritmini zorlayan heyacanlarından bahsetsene! Hangi limana demir attın?
Göze gireyim derken, gözden düştüğünün farkında değilsin… Övünmek ve saygınlık kazanmak için bu ne hırs? Kendini beğenen nefsim şöyle demen gerekmiyor mu?
“Rabbim beni bana beğendirme.”
Bilmediklerine “ben bilirim” demekten vazgeçmeyecek misin?  Hala bilmiyorum demeyi bir nakışa olarak mı göreceksin?
Nefsim!
Kitab’a karşı neden soğuksun? Namaza neden ağırsın? Kardeşlerine niçin mesafelisin? Aktüaletiye meraklı, ahirete duyarsızsın…. Hangi kulvarda geziniyorsun ? Başını almış nereye gidiyorsun?
Ne zaman samimi olaçaksın… Riya ile kendine zülmetme … toplum içinde kıldığın namaz ile yalnız iken kıldığı namaz arasındaki farkı nasıl izah edeceksin?
Nefsim ! Rabbim “Feveylun” dediği duymuş olman lazım… Namazında kendine yazık etme Riya buluşan namaz başına bela olmasın…
Okuduğun Kur’an sana lanet etmesin…  Nice Kur’an okuyanlar var ki Kur’an onlara lanet eder. Bunu biliyorsun.
Ey kendine zulmeden nefsim!günah işlemekte ne kadar da cesursun… Ateşe dayanma gücünü nerden alıyorsun?
Nefsim ezeli ve ebedi düşmanına, şeytana açık veriyorsun… Düşmanına küçümsüyorsun…
Nefsim!
Niçin susuyorsun?Çünkü suçlusun… Haydi itiraf et… Dönsene … Gel tevbeye…
Ey nefsim hala kendini temize çıkartmaya devam edecek misin? Oysa Hz. Yusuf nebi şöyle diyordu : “ ben nefsimi temize çıkarmıyorum.”
Yusuf’un yapmadığı tezkiyeyi yapıyorsun.
Bak dinle Kur’an ne diyor:
“Nefislerinizi tezkiye etmeyiniz.” (necm-32)
ey nefsim!
Kendini güven demi görüyorsun? Oysa Hz. Muhammed (sav) , kızı Fatıma’ya güvence verememişti…
“Kızım Fatıma nefsini ateşten koru, kıyamet gününde  senin için elimden  bir şey gelmez.”
Yoksa kimsenin bilmediği güvencelerin mi var ?
Hz. Muhammed’in kızına vermediği garantiyi sana veren mi var ?
Nefsim topraktan geldiğini unutmuş gibisin…Azrail ile rendavunu  ertelendin mi yoksa?
Ey yaşam hırsı ile sersem nefsim!
Hz. Muhammed (sav) dan geriye kaln neydi?
Nefsim!
Mutmain misin? Samimi misin?
Haydi Rabbine dön!Sen dönmek istemesen de dönüş O’nadır…sen rabbinden razımısın? Rabbin senden razı mı?
Uyarıya muhtaç nefsim, kendini müstağni görme…
Yoksa samiyetsizliğin gizlemek için mi samimiyet edebiyatı yapıyorsun?
Ey nefsim! Halis ol ki, halas bulasın!...
Selam ve dua ile…..
EHADET . Bu dava hak davadir  Bunu bilelim Sumeyye'lerin Musab'larin:

Çevrimdışı nur23

  • okur
  • *
  • İleti: 58
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #1 : 15 Ağustos 2004, 02:44:26 »
Allah nefsimize amade etmesin bizleri..

Kör kuyularda merdivensiz bırakmasın.

Kısa süreli hazlardan baki elemlere düçar etmesin.
İnsana sadakat yakışır görse de ikrah
Doğruların yardımcısıdır Hz.Allah" Ziya Paşa

Çevrimdışı Abi-hayat

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
    • http://www.sadakat.net
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #2 : 15 Ağustos 2004, 16:37:04 »
Alıntı yapılan: "nur23"
Allah nefsimize amade etmesin bizleri..

Kör kuyularda merdivensiz bırakmasın.

Kısa süreli hazlardan baki elemlere düçar etmesin.


Amin  :cry:
.

Çevrimdışı Abi-hayat

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
    • http://www.sadakat.net
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #3 : 02 Ekim 2004, 14:56:17 »
LUTFEN OKUYUN!!! :cry:

Yillardir beni uyuttun. Hep yarina biraka biraka koca bir ömür heder oldu. Gecelerim teheccütsüz heyecansiz gündüzlerim semeresiz basarisiz geçti. Acaba yarin yarin diye uyuttugun yarinlarimi, meçhul bir yarinda nasil doldurabileceksin?



Ne zaman beni çevreleyen basitliklerle bagimliliklara civciv misali küçük bir darbe vurup hür dünyaya açilmak istesem, granitten daglar gibi karsima dikildin. Olmadik desiselerle beni kandirdin. Bitmeyen isteklerle beni aldattin. Yillardir taam (yemek), kelam (konusma) menam (uyku) hapisanesinde, inim inim inlettin, izdiraplarimi, bana ney gibi dinlettin. Irademi, rehavet, meskenet zincirleriyle simsiki sardin.



Bana sunulan saat altinlarini degerlendiremedin. Hepsini badi heva zayi ettin. Kimbilir, içinde ne hediyeler saklayan günlerin ve aylarin zarfini açamama bile müsaade etmedin. Hepsi bosa gitti. Içlerinde neler sakladigini anlayamadan.



Söyler misin; Allah askina, senin yasayan bir cenazeden ne farkin var?



Insan süresini aglaya aglaya okudun. Amma o muhtesem sarayin kapilarini bir türlü aralayamadin. Kendini, kendi çevreni tanidigin kadar taniyamadin. Kendi içinde kendine yabanci kaldin. Kendi kendine hapisane yaptin.



Fetih süresini okudun, birak disariyi, içinde bir tek fetih bile yapamadin. Konusma, yemek, uyku esaretinden kurtulamadin. Iradeni feth edemedin. Namazla cenneti takas etmeyi çalistin, ayetleri bir teyp gibi ezberledin amma uyguladiklarin hep adetlerin oldu.



Peygamberimizin saçlarini agartan Hud süresiyle karanlik gecelerin bir türlü aydinlatamadin. Gayreti hep birilerinden bekledin. Senin de birileri oldugunu hep unuttun.



Bir fikir ugruna hayati hakir gören peygamberlerin hayatini, uzun kis gecelerinde kissa niyetiyle okudun. Fakat hayatindaki kislari, bir türlü baharlara çeviremedin. Çünkü onlari anlayamadin.



Yusuf’u düsündün mü hiç? Kuyu diplerini sultanliga siçrama rampasi yaptigini, hapisaneleri nasil medreseye çevirdigini anlayabildin mi? Dünya ve içindeki her sey ayaklarinin ucundayken hayati istihkar edip ölümü özlemesini anlayabildin mi? Anlayamadin evet anlayamadin... onun içindir ki Yusuf’ta bogulan dünyada, bogulmak üzere ölüm çigliklari atiyorsun.



Atesler içindeki Ibrahim’in atesleri bir baharistana çevirdigini, biçak altindaki Ismail’in yeniden dogdugunu, Sefine-i Nuh’u batirmak isteyen tufanlarin ancak sahili selametle çikmasina hizmet ettigini suikastlar içinde Isa’nin denizler ortasinda, Musa’nin nasil vuslata erdigini anlayabildin mi?



Anlayamadin ...



Ya çelikten duvarlara çarpmis gibi bir örümcek agi karsisinda beyinleri dumura ugrayan müsriklerin düstügü perisan halde yatan gizli hikmeti çözebildin mi?



Bir gergef gibi ömrünün her anin çile yumagiyla dokuyan Hz. Muhammed (S.A.V) “Ümmetim” derken sen nefsim dedin. O davam derken sen hevam dedin. O davasini yüceltirken sen hevanda cücelestin. Onun çaglari pesinden sürükleyen davasindan ne yazik ki kala kala sarigi, sakali, tesbihi, umresi, namazi kaldi. Ne yazik ki; onlari da bir türlü anlayamadin.



Kokularla süsledigin sakalin ruhunu, ruhunla mecz edemedin. Dolayisiyla sakalli çocuk olmaktan kurtulamadin!



Basindaki sarik beyaz kefenin iken, yastiginin altindaki ölümü çok uzaklarda zannettin. Dünyanin oyuncaklariyla evcilik oynarken, dünyanin elinde, oyuncaklastiginin farkinda bile olamadin.



Bir adet halinde getirdigin bes vakit namazin ayni safta omuz omuza namaz kildigin kardesini giybet etmekten seni kurtaramadi. Kalbine gözüne kulaklarina el ve ayaklarina tutturamadigin oruçlarin sadece midene münhasir kaldi. Oruç tuttugunu zannettin amma, aç kaldigini anlayamadin.



Basina taç ettigin basörtüsü sadece basini örtebildi. Basinin altindakiler ne yazik ki basörtüsünden nasibini alamadi. Çünkü basörtüsünü takva örtüsüyle birlikte örtmedin. Gözlerin, kalbin ve duygularin çiplak kaldi. Kendini fark ettirebilmek için aynanin karsisinda çesit çesit kiliklara girdin. Yapmacik gülüslerle, hirsizlama bakislarla baskalarinin duygularini çalmaktan utanmadin. Ruhunun çigliklarina bedel sen gülüyordun. Düstügünü ve düsürdüklerini anlayamadin.



Burnunun dibindeki farzlari görmezden gelip, sünnet diye diye defalarca umreye gittin. Kabe’yi tavaf ettin. Yeryüzündeki iki milyar Müslüman’in sadece kemmiyet oldugunu, bir keyfiyet olmadigini hiç düsündün mü? Düsündün mü binlerce birilerimiz varken nasil ayri kaldigimizi nasil parçalandigimizi.



Ayni camii de birlikte namaz kildigin kardesinin fakr-u zaruretini görmezden geldin. Onu ihtiyaçlari pençesinde kivranirken, zevkle seyrettin. O kuslarin dondurucu soguklarini kemiklerinde isitirken, sen bugulu camlarin arkasinda tesbih çekiyordun. Dünya cennet kevserlerine denk bir lezzeti, kardesinin acilarini dindirme lezzetini tadamadin. O lezzeti falan duayi su kadar okuyarak alacagini zannettin. Aldandin. Elindeki elmaslari birkaç sekerlemeye degisen ahmak çocuklari gibi aldandin.



Hani hepimiz mümindik, hani birimizin izdirabi hepimizin izdirabiydi. Hani sarkta bir müminin ayagina diken batsa, garptaki mümin rahatsiz olacakti. Hani bir mümin öldügü zaman, sema ve arz onun ölümüne gözyasi dökerdi. Hani mümin yeryüzünün zinetiydi. Hani müminler bir vücudun azalari gibiydi. Hani göz agrisa, bütün vücud o aciyi içinde hissedecekti.



Hani Hz. Ebubekir’in teslimiyeti? Hani Hz. Ömer’in destanlasan adaleti? Hani Hz.Osman’in dillerden düsmeyen hayasi? Hani Abdurrahman gibi zenginler? Hani Ebuzer gibi fakirler hani Ensar Muhacir gibi kardeslikte yarisanlar nerede, nerede hani? Anlayamadin. Ne yazik ki bunlari anlayamadin!



Anla artik!... Ne olur anla!

Anla ki, cennet ucuz degil, cehennem dahi lüzumsuz degil!

Anla ki; cennete giden yol asfaltla dösenmemis!

Anla ki; bedelini ödemedigin hiçbir seye sahip olamazsin!

Anla ki; dünyayi bize bizler zindan ediyoruz.. ihmallerimiz, enaniyetimiz, samimiyetsizligimiz ......

Anla ki; Eyüp gibi sabir erbaini doldurmadan, Yusuf gibi kuyu diplerinde yillarca çile çekmeden, Yakuplar gibi gözlerini hasrete kurban etmeden ,olmaz!



Anla ki; Ismail’ler gibi biçak altina yatmadan, Ibrahimler gibi YA Allah deyip kendine ateslere atmadan olmaz. Sefine-i Nuh gibi tufanlari yara yara hedeflere gitmeden olmaz!



Ve Anla ki; bir ömür boyu gözyaslarini ceyhun edip alin teriyle mecz ederek ümmeti için an be an, dem be dem, çile çeken Hz. MUHAMMED (s.a.v.) gibi çekmeden olmaz!



Ve sunu çok iyi anla ki; baskalarinin hayata Asik oldugu kadar Ölüme Asik olmadan Olmaz!!!!!!

Sadakat Mail grubuna gelen maillerden bir tanesi...
.

Çevrimdışı sedat_islam

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 231
    • Milli Görüş Forum
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #4 : 29 Nisan 2005, 15:29:15 »
Ne kadar da rahatlığına düşkünsün, istiyorsun ki hersey yolunda gitsin.

İstiyorsun ki sana hiçbir kötülük dokunmasın.

İstiyorsun ki hiçbir çileye maruz kalmayasın.

Kardeşlerin, Müslüman kardeşlerin kafirlerin bitmeyen tükenmeyen zulümlerine sabır ederken, sırf O’nun rızasını kazanmak için, sen otur koltuğunda, TV den izle ne olup ne bitiyor dünyada, sana ne zaten değil mi, sen çekmiyorsun ya, sen dayamıyorsun ya onca acılara, sen katlanmıyorsun ya onca işkenceye, neden elinden gelen bir tek silahla kafirlere kursun sıkasın!

Herkes kendi derdine derman bulsun, bende hayatla mücadele ediyorum, diyorsun. Ne kadar da duyarsızsın sen böyle.

Müslüman böyle mi olur?

„Modern Müslüman“ olmuşsun sen, Kuran’dan, din kardeşliğinden, tevhid’den bahsediyorsun ama gırtlaktan aşağı inmiyor, sözde Müslümansın yani ama yaşamaya gelince taviz üstüne taviz veriyorsun. İstiyorsun ki kimseden ağır bir söz işitme, istiyorsun ki davan yüzünden kimse sana yan bakmasın, istiyorsun ki sıra dışı olmayasın. Birde utanmadan kendini cennetlik sanıyorsun! Hayır, hayır boşuna kendini kandırma, „İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece <İman ettik> demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar“ (Ankebut,2) Sana ağır geliyor, lüks olmayan bir hayata alışmak, ağır geliyor her gün 3 çeşit yemek yememek, mazlumlar dünyanın dört bir yanında yiyecek bir lokma ekmek, yatacak bir yer bulamazken, sana zor geliyor kuru yerde yatmak. Başına içinden çıkamayacağın bir iş gelsin hele hemen isyana koyuluyorsun, duymadın mı Rabbin seni nasıl uyarıyor: „Fakat insan, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde <Rabbim bana ikram etti> der. Onu imtihan edip de rızkını daralttığında ise <Rabbim beni önemsemedi> der.“
Resulullah (s.a.v.), Biricik Sevgilini, önderini çok sevdiğini söylüyorsun ama bunu ne davranışlarınla ne sözlerinle ne hayatınla ispatlıyorsun!

Ey Nefsim!

Hani söz vermiştin, „Evet, Sen benim Rabbimsin“ demiştin, hani vefan nerde kaldı?!

Dalmışsın bir „oyundan ve eğlenceden“ (Muhammed,36) ibaret olan dünya hayatına, sana verileni tepip sanki „İslam öncesi cahiliyesini arıyorsun“( Maide,50)

Uyan artik, „Kim Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.“ (Fetih,10)
Sen „Kur’an’ı düşünmüyormusun, yoksa kalbin kilitlimi?!“ (Muhammed,24). Rabbim seni hem müjdeliyor, hem de korkutuyor, tercih senin elinde. Henüz geç değil, pişman olmadan değiştir kendini çünkü SENİNDE BIR DAHA Kİ SANİYEDE NEFES ALIP VERECEĞİNE ELİNDE GARANTİ BELGEN YOK! Söyle bir silkinip, yeniden İslami Dirilişe deyip, „sadece Rabbini büyük tanı“ (Müddesir,3) ve Dua et, Dua et, Dua rahmetin anahtarıdır.

Dua et ki yeryüzünde bütün Müslümanlar kardeş olsun, kalplerindeki kin kalksın, Tevhid bayrağı altında toplansınlar…

Dua et ki Zalimlerin, emperyalist güçlerin zulmünde inleyen Mazlumlara, Müslüman kardeşlerimize Allah sabır versin, zira sabredenler müjdeleniyor (Bakara,155)

Dua et ki bunca işkenceye dayanamayıp „Hayye alel cihad“ diyen yiğitlere, mücahid/elere Allah güç, kuvvet ve askıyla kavruldukları şehadeti nasip etsin…

Dua etki İmana saldırıların arttığı şu zamanda Mücadele Aşkından, Cihad ruhundan, yüreğindeki İslam gülünden ayrılma ki böylece „yegane barınak olan Cennette nail olasın.“ (Naziat,40/41)

Dua et ki meydanlarda „Din Allahın oluncaya kadar“(Enfal,39) savaşamıyorsan, yaşantınla cihad edip bunun için çaba sarf et, bilesin ki „Allah katında rütbe bakımından daha üstün ve kurtuluşa erenlerden“ (Tevbe,20) olacaksın.

UNUTMA, her zaman Allah için Dua et „yalvara yakara ve gizlice Dua et.“(Araf,55)“Kendi kendine yalvararak ve ürpererek ağlayarak yüksek olmayan bir sesle sabah aksam Rabbini an, gafillerden olma.“ (Araf,205)

UNUTMA, „Allah’a muhtaç olan sensin“ (Fatir,15). O Sameddir, hiç birleye muhtaca değildir. “El açıp yalvarmaya layık olan ancak O`dur.” (Rad,14)

Ve unutma, sabret, yılma, sen Müslümansın, sen güçlüsün, sen özelsin “Gevşeklik gösterip, üzüntüye kapılma. Eğer inanmışsan üstün gelecek olan sensin”. (Al-i imran,139)
Zafer Yakındır ve Zafer, İNANANLARINDIR...

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #5 : 23 Şubat 2006, 09:55:50 »
Ey Nefsim!
Hazreti Peygamber sallalahü aleyhi ve sellem, çağları aşan sesiyle uyarıyor:
'Aklınızı başınıza toplayın.! Bilin ki, yarın Allah'ınıza kavusacaksınız.
Bugünkü her türlü hal ve hareketinizden muhakkak hesaba çekileceksiniz.'

'Yarin Rabbimin huzuruna varacağım ya, 'bunca nimetin şükrü bu mu
olmalıydı?' diye sorarsa...' Kerem sahibidir O, rahmet sahibidir,
mağfirete-rahmete sığınmak için bile bir istirham gerekmiyor mu?

Mahseri unutmamak lazım. Mizanı unutmamak lazım. Orada malın ve
çoluk-çocugun insana fayda vermeyecegini unutmamak lazım. Herkesin kendi
derdine düstügü o firtinali ortamda, hastalıksız bir kalpten baska dost
olmayacağını unutmamak lazım. 'Ahiret azığımız neyse onu kullanacagiz.
Orada kimi yüzlerin kararacagini da bilmek gerekiyor, kimi yüzlerin nur
gibi parlayacagini da...

Pismanligin hiçbir anlam taşımadığını da...
Geri dönüsün olmadigini da... Geri gönüp, 'Allah'in ölçülerine uygun' yeni
bir hayat firsati verilmeyecegini de...

Bir kere yaşaniyor dünya hayatı...Imtihan süresini de uzatma yok.
Kisaltmada yok. 'Ölüm melegi' görevine sadık ve dakik... Ne öne alma, ne
erteleme... 'Yol azığnı önceden hazırlamak gerekiyor. Telas içinde hep
birseyler unutulur degil mi? Oysa 'ölüm telaşı' denk etmek gerekiyor
yükleri... Namazi unutma, orucu, zekatı, hacci unutma...
Ey insan, ey nefsim, önden ne gönderildigine bak lütfen. Akşam deftere ne
kaydedildigine bak. Hayatini süz, küçük seyleri ihmal etme, diline, gözüne,
kulagina sahip ol. Hele kalbine... kalbini yoguracak eller bul, kalbine rıza
teslimiye suyu içirecek pinarlar bul. Öte dünyaya, Oranin Mutlak Hakimine
sunulacak bir 'selim kalb' edinmeye bak. Her saniye tükenen bir sermayeyi
kullaniyorsun. Tükenenin yerine tükenmeyecek bir seyler koy ki, ebedi bir
zamanda sana azık olsun.

Ey insan, ey nefsim! Niçin yaratildigini unutma, seni Yaratan'in, senden
bekledigine layik ol insan ol Kul ol. Yaratilmislarin en sereflisi ol.
Rabbinin seni görmek istedigi kivamda ol...

Ahmed TASGETIREN

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #6 : 23 Şubat 2006, 12:13:51 »
Alıntı yapılan: "isra"
Ey Nefsim!
Hazreti Peygamber sallalahü aleyhi ve sellem, çağları aşan sesiyle uyarıyor:
'Aklınızı başınıza toplayın.! Bilin ki, yarın Allah'ınıza kavusacaksınız.
Bugünkü her türlü hal ve hareketinizden muhakkak hesaba çekileceksiniz.'





DEĞERLİ PAYLAŞIMINIZ İÇİN YÜCE MEVLAM DERGAHI İZZETİNDE  RAZI OLDUĞU KULLARININ  ZÜMRESİNDEN  EYLESİN İNŞAAllah
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı antepli

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 496
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #7 : 23 Şubat 2006, 12:45:08 »
saygıdeğer isra kardeşim güzel bi yazı paylaşmışsınız.Çok teşekkür ederim..... :x
Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez.gafil olmayın ilme çalışın geçen günler geri gelmez...

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #8 : 24 Şubat 2006, 11:28:07 »
Alıntı
DEĞERLİ PAYLAŞIMINIZ İÇİN YÜCE MEVLAM DERGAHI İZZETİNDE RAZI OLDUĞU KULLARININ ZÜMRESİNDEN EYLESİN İNŞAAllah


amin cümlemizi inşaAllah


bende size teşekkürederim antepli kardeşim

Çevrimdışı ben biryolcuyum

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 170
    • harikalardiyari10
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #9 : 09 Mayıs 2006, 20:51:42 »
nefsim diyerek herkesin kendisini hesaba  çekerek nefsin bitmez tükenmez arzularına hele dur bakalım sen nereye gidiyorsun diyerek hesab ve kıtabı hatırlatıcı bu yazınızın başın dan sonuna kadar okudum Allah nefsimizin esiri olmaktan muhafaza etsin. Allah sizlerden razıolsun
Senden daha yüksek birisi konuşurken onun söylediğini daha iyi bilsen bile sakın itiraz etme.

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #10 : 10 Mayıs 2006, 00:46:39 »
Amin.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı seval_1985

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 169
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #11 : 10 Mayıs 2006, 02:28:04 »
amin güzel paylaşım tşk

Çevrimdışı reimax

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 6
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #12 : 11 Ekim 2006, 00:32:14 »
ellerine sağlık kardeşim.s.a.

Çevrimdışı LİVA

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 7
Ynt: Ey Nefsim!
« Yanıtla #13 : 07 Ağustos 2008, 11:11:52 »
          Ey nefsim! Biliyorum ,taş gibi kaskatı inadın, bitmek tükenmek bilmeyen ihtiras ve arzuların, koca dağları  -haşa!-sen yaratmışsın gibi firavunluğun, taksirattan kendini sözüm ona tasdik ettiren eğilmez-bükülmez enaniyyetin, Hakk’a karşı dik kafalılığın ve aczine, fakrine ve noksanlıklarına karşı cehlin, güzhanlara ve gayr-ı meşru lezzetlere  karşı   miskinliğin ve pısırıklığın ile beni boğmak azmindesin... Ama neylersin ki, senin en çok nefret ettiğin açlıkla otuz tam gün karşı karşıya kalacaksın! Hadi, şimdi de inat et bakalım kul olmamakta! Göreyim seni serkeş, pürheves, hodbin, bedbaht nefsim!
          Ey nefsim! Zerreden şemse,sinek kanadından semavat kandillerine kadar nihayetsiz bir hikmetin, her şeyi kuşatan bir ilmin, hadsiz bir kudretin sikkesini, mührünü, hatemini görüp her dem kainattaki  haşmetli saltanatı seyrettiğin ve alem sarayında  her şeyin baş başa, omuz omuza, el ele verdirilip sana hizmetkar kılındığını gördüğün halde; nasıl ve  hangi akıl ile  şu muhteşem kainatın Sultanı olan Rabbinden gaflet edersin! İstisnasız her şey  tasarruf unda olan tek, şeriksiz, şebihsiz, nazirsiz Allah-u Taala’ya bütün varlıklar teslim olmuş, boyun eğmişken;O’ nun terbiyesini kabul  edip zerre miktar haddinden tecavüz etmezken sana ne oluyor  ki,  haddini aşıyorsun,  teslim olmuyorsun  bir türlü?! Yoksa  belindeki ve bileğindeki kör  kuvvete mi  güveniyorsun? Yoksa  dimağındaki  sana ait  olmayan  malumat kırıntılarına mı bel bağlayıp, ukalalık taslıyorsun?
         Ey ölümlü, fani  nefsim! Elbet bir gün nefesin kesilecek! Hem de hiç unutamadığın bir anda,  hiç beklemediğin bir yerde!İşte o zaman umutların tükenecek, dünyan kararacak, göz kapakların hiç açılamamak üzere kapanacak, ağlaşanları duyamayacak kadar  sağırlaşacaksın, kalbinden hiçbir ses gelmeyecek, nabzın etrafındaki harekete, vaveylaya inat hiç kıpırdamayacak!  O kibirle, gururla, firavun gibi  tozları savurduğun ayaklarının mecali kesilecek, nice günahlar  işlediğin ellerin iki yanında mıhlanmış gibi duracak! O hain gülüşün ile hiç solmayacakmış gibi duran meymenetli yüzün, buruşup pörsüyecek ve nuhüsetli bir eda ve abus bir çehre ile terk edeceksin o çok sevip uğrunda en kıymetli şeylerini tereddütsüz  feda ettiğin dünyanı...Ve terk edileceksin dostların tarafından ; Küreklerinden atılan toprağın altında bırakılarak ! ne neslin, ne malın, ne cahın, ne rütben nede dünyevi dostların hiçbir teselli vermeyecek sana!...
        O dem sesler kesilecek, tek renkli dünyana göç edeceksin! Bağırmak isteyeceksin, bağıramayacaksın; Pişman olduğunu defalarca haykırmak isteyeceksin, dilin tutulacak; geri dönmek isteyeceksin “Bir kez daha”! diyeceksin, kapıların sımsıkı kapalı olduğunu  göreceksin! Hıçkıra hıçkıra ağlamak isteyeceksin; gözünden tek damla yaş akmadığını göreceksin!
         Kendi kendine hayıflanıp, beş para kıymeti olmayacak serzenişlerde bulacaksın ha bire : “Sen varım dedin, yok oldun işte! Sen oldum dedin, öldün be işte! Sen bildim dedin, unutuldun işte gözün varken görmedin, kulağın varken dinlemedin, kalbin varken hissetmedin, aklın varken anlamadın! Şimdi hepsini kaybettin! Sana hizmet eden bütün azaların ; artık senin nankörlüğün nakadirşinaslığın , vefasızlığın , emanete hıyanet      etmekliliğin yüzünden senden şikayet etmeye başlayacaklar ! “
          Ey miskin nefsim! En ufak bir menfaatin için , en habis şeytanların ayağını öpecek kadar zillete düşüyorsun; sonsuz ve hakiki bir menfaat için neden başını secdeye götürmekte tereddüt? Hangi cesaretle kulu  izzetini elinin tersiyle? Karanlık ve soğuk cehennem ateşinin seni yakamayacağına dair elinde bir senet mi var ? O karacık ve daracık kabre konulmamak için bir taahhüt mü aldın?
         Titre nefsim titre! Titre de kendine gel ! Çünkü ölüm gelince titreyemeyeceksin!
                                                                          17.12.2002                     Nihat ULUŞIK
« Son Düzenleme: 07 Ağustos 2008, 11:47:38 Gönderen: talib 67 »
Allah'IM GÖNLÜMDE OLANI,HAKKIMDA HAYIRLI EYLE;HAKKIMDA HAYIRLI OLANA,GÖNLÜMÜ RAZI EYLE!